Yat Kullanımında Kaptan ve Mürettebat Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
Yat Kullanımında Kaptan ve Mürettebat Sorumluluğu

854 sayılı Deniz İş Kanunu m. 2 çerçevesinde; deniz aracını fiilen sevk ve idare eden yahut zorunlu engeller dolayısıyla görevi başında bulunamadığı durumlarda bu görevi vekâleten yürüten kişi kaptan kabul edilir. Mülkiyet hakkı sahibi olan ya da kendisine ait olmayan deniz aracını kendi nam ve hesabına işleten taraf işveren; bir hizmet sözleşmesine istinaden gemide istihdam edilen kaptan, zabit, tayfa ve tüm çalışanlar gemiadamı niteliğindedir. İşveren adına ve hesabına hareket etmeye yetkili kılınan kaptan ya da vekillerin gemiadamlarına yönelik işlem ve taahhütlerinden hukuken doğrudan doğruya işveren sorumlu tutulur.

854 sayılı DENİZ İŞ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Bu kanunun uygulanmasında, A) Gemi sahibine veya kendisinin olmıyan bir gemiyi kendi adına ve hesabına işleten kimseye “işveren” denir. B) Bir hizmet aktine dayanarak gemide çalışan kaptan, zabit ve tayfalarla diğer kimselere “gemiadamı” denir. C) Gemiyi sevk ve idare eden kimseye veya zorunlu sebeplerle görevi başında bulunmaması halinde ona vekalet eden kimseye “kaptan” denir. Ç) Kaptan veya işveren adına ve hesabına harekete yetkili olan kimseye “işveren vekili” denir. İşveren vekilinin bu sıfatla gemiadamlarına karşı muamele ve taahhütlerinden doğrudan doğruya işveren sorumludur. Saklı hükümler:

Kaptanın Kusur Sorumluluğu ve Donatanın Talimatları

Türk Ticaret Kanunu m. 1089 uyarınca kaptan, kusuruyla yol açtığı zararlardan, özellikle kanunda sayılan görevlerini yapmamasından doğan zararlar nedeniyle yolcular dahil olmak üzere gemi ve eşya ile ilgili herkese karşı sorumludur. Donatanın emrine uymuş olması kaptanı sorumluluktan kurtarmaz; donatan da durumu bilerek kaptana emir vermişse bu zararlardan ayrıca sorumlu tutulur.

Yükleme, İstif ve Seyir Güvenliği Esasları

Türk Ticaret Kanunu m. 1091 uyarınca kaptan, yükleme ve boşaltma araçlarının amacına uygun durumda bulunmasına, istifin denizcilik kurallarına uygun biçimde yapılmasına, geminin taşıma kapasitesini aşacak şekilde aşırı yüklenmemesine ve gerekli safranın gemide bulunmasına dikkat etmekle yükümlüdür.

TTK m. 1094 ve 1095 hükümleri uyarınca yükleme başladığı andan boşaltma tamamlanıncaya kadar kaptan ile ikinci kaptan aynı anda gemiden ayrılamaz. Gemide yakın bir tehlike bulunması durumunda veya gemi denizdeyken kaptan, haklı bir zorunluluk bulunmadıkça gemide kalmak zorundadır. Kaptan tehlike anında gemi zabitlerine danışsa dahi onların kararlarıyla bağlı olmayıp, alacağı önlemlerden daima kendisi sorumlu olur.

Çatma Hallerinde Yardım ve İdari Yükümlülükler

4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun m. 10/1 uyarınca çatışan gemilerin kaptanları, çatma sebebiyle gemilere ve içindeki kimselere gelecek zararları önlemek veya azaltmak için, kendi gemilerini, gemi adamlarını ve yolcuları ciddi bir tehlikeye atmaksızın mümkün olan her yardımı yapmakla ödevlidir. Kaptanlar, birbirlerinin yardıma muhtaç bulunmadığına kanaat getirinceye kadar gemilerini hadise yerinde tutmak zorundadır.

4922 sayılı DENİZDE CAN VE MAL KORUMA HAKKINDA KANUN m. 10Kaynağı aç
Madde 10 – Çatışan gemilerin kaptanları, çatma yüzünden gemilere ve içindeki kimselere gelecek zararları önlemek veya azaltmak için, kendi gemilerini ve içinde bulunan gemi adamlarını ve yolcuları ciddi bir tehlikeye atmaksızın mümkün olan her yardımı yapmakla ödevlidirler. Bundan ötürü çatışan gemilerin kaptanları, birbirine yardıma muhtaç bulunmadıklarına inanç getirinceye kadar, gemilerini hadise yerinde tutmağa mecburdurlar. Çatışan gemilerin kaptanları, gemilerini ve içindeki kimseleri ciddi tehlikeye atmadan yapabilirlerse, yollarına devama başlamadan önce, gemilerinin adını, tanınma işaretini, bağlama, kalkma ve varma limanlarının adlarını öbür gemilerin kaptanlarına bildirmek ödevindedirler. Çatışan gemilerin kaptanları, olayın sebeplerini ve hangi hal ve şartlar altında baş gösterdiğini, kazadan hemen sonra ve mümkünse, gemi jurnallarına yazarlar. Gemi jurnalındaki bu kaydın altı, kaptan, birinci zabit ve güverte tayfasından biri tarafından beraberce imzalanır.

Çatışan gemilerin kaptanları, gemilerini ve içindekileri ciddi tehlikeye sokmadan olanaklı ise yollarına devam etmeden önce gemilerinin adını, tanınma işaretini, bağlama, kalkma ve varma limanlarını diğer geminin kaptanına bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca kazanın sebepleri ve meydana geliş koşulları kazadan hemen sonra ve imkân dahilinde gemi jurnaline kaydedilir; bu kaydın altı kaptan, birinci zabit ve güverte tayfasından biri tarafından birlikte imzalanır.

Yolculuk sırasında gemiyi veya taşınan eşyayı ilgilendiren ya da maddi zarar doğurması muhtemel bir kaza meydana geldiğinde, TTK m. 1098 ve 1099 uyarınca kaptan deniz raporu düzenlenmesini istemeye yetkili olup kendisinden talep edildiğinde bu tespiti yaptırmak zorundadır. Kaptanın vefat etmesi veya raporu düzenleyemeyecek halde bulunması durumunda, gemide kaptandan sonraki en yüksek rütbeli zabit söz konusu tespiti yaptırmakla yükümlüdür.

Gemi Jurnali ve İaşe Hizmetleri Düzenlemesi

Türk Ticaret Kanunu m. 1096 ve 1097 gereğince her gemide gemi jurnali tutulur. Jurnale meteorolojik veriler, izlenen rota, geminin konumu, sintine suyu yüksekliği, kılavuz alma ve bırakma saatleri, gemi adamları arasındaki değişiklikler, gemi veya eşyanın uğradığı kazalar, gemide işlenen suçlar ile doğum ve ölüm olayları kaydedilir. Jurnal, kaptanın gözetiminde ikinci kaptan tarafından veya zorunlu hallerde bizzat kaptan tarafından tutulur.

Gemi Adamlarının İkamet Yerleri, Sağlık ve İaşelerine Dair Yönetmelik m. 15 uyarınca, işveren veya işveren vekili sıfatıyla kaptan, gemi iaşe servisinde görevli personelin görev ve sorumluluklarını belirten bir iç talimatname hazırlamakla yükümlüdür.

Mürettebat İstihdamı, Yeterlikler ve Sigorta Koşulları

Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Yönetmeliği m. 26, yat kaptanlığı yeterliklerini 149 GT yat kaptanı, 499 GT yat kaptanı ve sınırsız yat kaptanı olmak üzere ayrı basamaklar halinde düzenlemiştir. Bu yeterlik derecelerinin elde edilebilmesi için mevzuatta öngörülen asgari yaş, eğitim, telsiz belgesi, deniz hizmeti ve sınav şartlarının tamamlanması gerekmektedir.

854 sayılı Deniz İş Kanunu m. 1 uyarınca ilgili yasal düzenleme; Türk bayrağı altında deniz, göl ve akarsularda faaliyet gösteren 100 ve üzeri grostonilatoluk teknelerde hizmet sözleşmesiyle istihdam edilen gemiadamları ile bunların işverenlerine uygulanır. Tek bir deniz aracının bu eşiğe ulaşmadığı hallerde, aynı işverene ait araçların kümülatif tonajının en az 100 grostonilato olması ya da bünyesinde çalıştırılan gemiadamı mevcudunun 5 veya üzerine çıkması durumunda da yasa hükümleri tatbik olunur. Yasal çerçevede sandal, mavna, şat ve salapurya benzeri yüzer araçlar da gemi tanımı içinde değerlendirilir. Belirlenen şartların dışında kalan gemi ve çalışanların mevzuat kapsamına kısmen veya bütünüyle dâhil edilmesinde ekonomik ve sosyal gerekçeler gözetilerek Cumhurbaşkanı yetkili kılınmıştır. Kapsama dair yöneltilen itirazlar Çalışma Bakanlığı nezdinde incelenerek hükme bağlanmakta olup idari itiraz süreci kanunun yürütülmesini durdurmaz.

854 sayılı DENİZ İŞ KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemiadamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır. Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazla olduğu veyahut işverenin çalıştırdığı gemiadamı sayısı 5 veya daha fazla bulunduğu takdirde birinci bent hükmü uygulanır. Bu kanunun uygulanmasında; sandal, mavna, şat, salapurya gibi olanlar da (gemi) sayılır. Cumhurbaşkanı, ekonomik ve sosyal gerekler bakımından bu kanun hükümlerini yukardaki bentlerin kapsamı dışında kalan gemilerle gemiadamlarına ve bunların işverenlerine kısmen veya tamamen teşmile yetkilidir.[2] Yukardaki bentlerde yazılı gemilerin bu kanun kapsamına alınmaları sebebiyle yapılabilecek itirazlar Çalışma Bakanlığı tarafından incelenerek karara bağlanır. Bu itirazlar kanunun uygulanmasını durduramaz. İşveren, gemiadamı, kaptan ve işveren vekilinin tarifi:

854 sayılı Deniz İş Kanunu m. 5 gereğince işveren yahut yetkili işveren vekili ile gemiadamı arasındaki iş sözleşmesinin yazılı biçimde iki nüsha olarak tanzimi ve taraflardan her birine birer suretinin verilmesi yasal bir zorunluluktur. Deniz turizmi faaliyetlerinde ise Deniz Turizmi Yönetmeliği Uygulama Tebliği doğrultusunda işletmeler, araçlarının personeline, misafirlere ve üçüncü kişilere verilebilecek zararları teminat altına alan sigorta yaptırmakla yükümlüdür; kasko poliçesinin bu riskleri bütünüyle kapsaması durumunda ayrıca başka bir sigorta belgesi talep edilmez.

854 sayılı DENİZ İŞ KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – Hizmet akti işveren veya işveren vekiliyle gemiadamı arasında yazılı olarak iki nüsha yapılır ve taraflardan her birine birer nüsha verilir. Yazılı aktin şekli:

Denizde Can Güvenliği ve Ceza Sorumluluğu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 98/1 düzenlemesi; yaş küçüklüğü veya ilerlemiş yaş, bedensel rahatsızlık, yaralanma ya da benzer sebeplerle kendi güvenliğini sağlayamayacak durumdaki bireylere koşulların elverdiği derecede el uzatmayan veya yetkili mercileri ivedilikle bilgilendirmeyen failler hakkında bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörür. Söz konusu yardım veya ihbar mükellefiyetinin yerine getirilmemesi neticesinde mağdurun yaşamını yitirmesi halinde TCK m. 98/2 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası tayin edilir. 4922 sayılı Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun m. 24 göndermesiyle; çatışma sonrası yardım sağlamayı düzenleyen 10. maddenin ilk fıkrası ile 14, 15 ve 16. maddelerde yer alan denizde can ve mal emniyetine dair yardım yükümlülüklerine aykırı hareket eden kaptanların da TCK m. 98 çerçevesinde cezai takibata tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 98Kaynağı aç
Madde 98- (1) Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi dolayısıyla kişinin ölmesi durumunda, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. BEŞİNCİ BÖLÜM Çocuk Düşürtme, Düşürme veya Kısırlaştırma Çocuk düşürtme
4922 sayılı DENİZDE CAN VE MAL KORUMA HAKKINDA KANUN m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – (Değişik: 23/1/2008-5728/124 md.) Bu Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 14, 15 ve 16 ncı maddelerindeki yardım yükümlülüklerinin her birine aykırı hareket eden kaptanlar, Türk Ceza Kanununun 98 inci maddesi hükmüne göre cezalandırılır.
Yat kaptanı tehlike anında gemiyi terk edebilir mi?

Gemide yakın bir tehlike varsa veya gemi denizde seyir halindeyse kaptan, haklı bir zorunluluk bulunmadıkça gemide kalmak zorundadır. Yükleme başlangıcından boşaltma bitimine kadar da kaptan ile ikinci kaptanın gemiden aynı anda ayrılması kanunen yasaktır.

Çatışma sonrasında yat kaptanının yerine getirmesi gereken işlemler nelerdir?

Kendi gemisini ve yolcularını ciddi tehlikeye atmaksızın diğer gemiye gereken yardımı sağlamak, yardım ihtiyacı kalkana kadar olay yerinde kalmak, gemi ve liman bilgilerini karşı tarafa bildirmek ve kazayı jurnale kaydederek birinci zabit ve güverte tayfasıyla müştereken imzalamak zorundadır.

Yatta kaza meydana geldiğinde deniz raporu düzenlenmesi zorunlu mudur?

Kaza gemiyi veya taşınan eşyayı ilgilendiriyorsa ya da maddi zarar doğurması muhtemelse kaptan deniz raporu düzenlenmesini isteme yetkisine sahiptir; kendisinden talep edildiğinde ise bu raporu düzenletmek zorundadır.

Donatanın talimatına uymak kaptanı sorumluluktan kurtarır mı?

Donatanın emrine uymuş olması kaptanı kusurundan doğan zararlar bakımından sorumluluktan kurtarmaz; durumu bilerek emir veren donatan da bu zararlardan ayrıca sorumlu tutulur.

Çatma sonrası yardım yükümlülüğünü ihlal eden kaptana ceza verilir mi?

Çatışma sonrası yardım yükümlülüğüne aykırı davranan kaptanlar Türk Ceza Kanunu m. 98 uyarınca bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla, yardım etmeme sonucu ölüm meydana gelirse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu