Yasadışı Bahis Oynatma Suçu Cezası ve Yargılama Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Yasadışı Bahis Oynatma Suçu Cezası ve Yargılama Usulü

Yasadışı Bahis Oynatma ve Yer Sağlama Fiilleri

Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını yetkisiz şekilde oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar hakkında 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Bu fiilin oluşabilmesi için failin menfaat temin etmesi zorunlu olmayıp genel kastın varlığı yeterlidir; suçun vücut bulması için ayrıca somut bir neticenin gerçekleşmesi aranmaz. Yasadışı bahis veya şans oyunu oynanmasına yer ve imkân sağlama eylemi kanunda bağımsız bir suç tipi olarak düzenlendiğinden, failler hakkında genel hükümlerdeki yardım etme maddeleri uygulanmaksızın anılan bent uyarınca ceza tesis edilir.

7258 sayılı FUTBOL VE DİĞER SPOR MÜSABAKALARINDA BAHİS VE ŞANS OYUNLARI DÜZENLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5 –  (Değişik:
12/7/2013-6495/3 md.)
Kanunun
verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;
a) Spor
müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını
oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla
kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
b) Yurt
dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek
bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak
Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar
hapis cezasıyla cezalandırılır.
c) Spor
müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla
bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar
hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
ç) Kişileri
reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya
müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç
yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
d) Spor
müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını
oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi
bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu madde
kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor müsabakalarına dayalı sabit
ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen
veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların
oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü
mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya
ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.
Bu madde
kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine hükmolunur.
Bu madde
kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı
İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla
İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine
ilişkin hükümleri uygulanır.
Bu madde
kapsamına giren suçların işlendiği işyerleri mahallin en büyük mülki idare amiri
tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır. İş yeri
açma ve çalışma ruhsatına sahip işyerlerinin ruhsatları mahallin en büyük mülki
idare amirinin bildirimi üzerine ruhsat vermeye yetkili idare tarafından beş iş
günü içinde iptal edilir.
(Ek fıkra:
15/8/2017-KHK-694/23 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/23 md.) Birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (ç)
bentlerinde düzenlenen suçlar ile 5237 sayılı Kanunun 228 inci maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında düzenlenen suç bakımından 4/12/2004 tarihli ve
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
a) 128 inci maddesinde
yer alan taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma,
b) 135 inci maddesinde
yer alan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması,
c) Örgüt faaliyeti
çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın 139 uncu maddesinde yer alan
gizli soruşturmacı görevlendirilmesi,
ç) 140 ıncı maddesinde
yer alan teknik araçlarla izleme,
tedbirlerine ilişkin
hükümler uygulanabilir.
(Ek fıkra:22/4/2022-7405/48
md.) Bu Kanunda
tanımlanan suçlara ilişkin delil veya emarelerin tespiti hâlinde Spor Toto
Teşkilat Başkanlığı, doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına başvuruda bulunabilir.
Soruşturma sonunda verilecek kovuşturmaya yer olmadığı kararları Spor Toto Teşkilat
Başkanlığına tebliğ edilir ve Spor Toto Teşkilat Başkanlığı bu kararlara itiraz
edebilir.
(Ek
fıkra:22/4/2022-7405/48 md.) Bu Kanunda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan davalarda
mahkeme, iddianamenin bir örneğini Spor Toto Teşkilat Başkanlığına tebliğ eder.
Başvuru yapılması hâlinde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı açılan davaya katılan
olarak kabul edilir.

Yurt Dışı Bağlantılı Bahis Faaliyetleri ve Nitelikli Hal

Yabancı ülkelerde düzenlenen spor karşılaşmalarına ilişkin bahis veya şans oyunlarının internet yahut başka vasıtalarla Türkiye'den oynanmasına imkân sağlanması hali, 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde dört yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma bağlanmıştır. Bu düzenleme, aynı fıkranın (a) bendindeki fiilin nitelikli halini teşkil ettiğinden faile her iki bent üzerinden ayrı ayrı ceza verilemez. Fiilin bu bent kapsamında kalıp kalmadığının tayininde, kimi içtihatlarda kupona konu spor karşılaşmalarının yurt dışında icra edilmiş olması yeterli bulunurken, bazı kararlarda ise karşılaşmaların yapıldığı yer değil, bahis organizasyonunun yahut erişilen internet sitesinin bulunduğu merkez esas alınmaktadır. Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2021/5762 Esas, 2025/8147 Karar sayılı ilamında, yasadışı bahsin yurt dışındaki müsabakalarla ilişkili bulunması halinde fiilin söz konusu bent uyarınca değerlendirilmesi gerektiği ve eyleme (a) bendi uygulanarak ceza tayin edilmesinin eksik ceza mahiyetinde olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/5762, K. 2025/8147Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/5762 E.  ,  2025/8147 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/276 E., 2016/23 K.
SUÇ : 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve
Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yasa dışı bahis oynattığı yönünde ikrarı olan sanığın eyleminin, dosya kapsamında yer alan kupon sureti uyarınca, yasa dışı bahsin yurt dışında oynatılan müsabakalarla ilgili olması nedeniyle 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5/1-b maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğunun anlaşılmasına karşın, suç vasfında hataya düşülerek sanık hakkında anılan Kanun'un 5/1-a maddesi uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulması sureti ile eksik ceza tayin edilmesi,
Kabule göre ise;
Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtilmekle;
İncelemeye konu dosyaya ilişkin suç tarihinin 07.03.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.05.2014 olduğu, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede; Bakırköy 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/22 Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 04.05.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 22.12.2015 olduğu gözetilerek, suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin zincirleme biçimde 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyaların celp edilerek incelenmesi, gerektiğinde derdest dosyanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık müdafin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 27.05.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, hukuka aykırı elde edilen maddi deliller dışında sanığın mevcut ikrarının somut olayda mahkumiyet için yeterli olup olmadığı hususlarına ilişkindir Şöyle ki;
… Mahallesi 26/11 Sokak No:4/A sayılı adreste yasadışı bahis oynandığı bilgisini edinen kolluk görevlilerinin belirtilen adrese intikal ettikleri, emlak dükkanı görünümündeki işyerine girildiğinde masa üzerinde iddia bültenlerinin ve bilgisayarın olduğu görüldüğü, kolluk görevlilerinin müşteri gibi davranarak bahis oynayıp kupon oluşturdukları sanığın oynanan bahse ilişkin 07.03.2014 tarihli 34401 numaralı kuponu düzenleyerek görevlilere vermesi üzerine bilgisayar ve kupon yazıcısının muhafaza altına alındığı ve sanık hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Yasadışı bahis oynandığı bilgisini edinen kolluk görevlilerinin belirtilen adrese intikal ettiklerinde emlak dükkanı görünümündeki işyerine girildiğinde masa üzerinde iddia bültenlerinin ve bilgisayarın görüldüğü aşamada artık polisin olay yerinin korunması, delillerin tespiti ya da kaybolmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra 5271 sayılı CMK'nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca derhâl Cumhuriyet savcısına olayın haber verilip Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 116 ve 119. maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı alınması gerektiği halde usulüne uygun verilmiş bir yazılı arama emri veya adli arama kararı bulunmaksızın gerçekleştirilmesi karşısında hukuka aykırı arama sonucu ele geçen bilgisayar ve kupon yazıcısı yasak delil niteliğindedir.
Diğer bir hukuka aykırılık ise gizli soruşturmacı olmayan kolluk görevlilerinin elde ettiği delillerdir.Gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin usul ve esaslarının düzenlendiği 5271 sayılı Kanun'un 139/7. maddesinde gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek suçlar sınırlı olarak sayılmaktadır.Sanığın üzerine atılı 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ise anılan maddede yer verilmediği kaldı ki bahsi geçen maddede öngörülen usule de uyulmadığı, bu itibarla hukuka uygun şekilde görevlendirilmiş gizli soruşturmacı olmayan kolluk görevlilerinin müşteri gibi davranarak bahis oynayıp sanığın oynanan bahse ilişkin 07.03.2014 tarihli bahis kuponu düzenlemesi şeklinde elde ettiği deliller de hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamayacaktır.
Yine, hukuka aykırı aramada ele geçen bilgisayardan alınan harddisk (kütük) üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması da hukuka aykırıdır. Zira, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 134/1. fıkrasında “şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan halde C.Savcısı tarafından karar verileceğinin” düzenlenmesi karşısında, dosya kapsamında ele geçen bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına dair hakim kararı bulunmamaktadır.Bu itibarla bilgisayar üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde kupon oluşturulduğuna dair kayıtlarda yasak delil mahiyetindedir. Yukarıda izah olunan ve hukuka aykırı olarak elde edilen tüm deliller “Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi” uyarınca hükme esas alınamayacaktır.
Bu tespitlerden sonra, hukuka aykırı elde edilen maddi deliller dışında dosya kapsamında tek delil olarak sanığın mevcut ikrarının mahkumiyet için yeterli olup olmadığı hususunun irdelenmesi gerekmektedir.
Ceza Yargılaması Hukukunda bir beyan delili olan “ikrar” tek başına hükme esas teşkil etmeyecektir. Şüpheli veya sanığın ifadesi veya sorgusunda geçen örtülü veya açık suç ikrarının delil değeri vardır ancak bu ikrar mutlak kanıt değildir. Şüpheli veya sanığın ifade ve sorgusunun alınmasının sebebi ikrar elde edip suçu kabul ettirmek olmayıp, sanığın savunmasını tespit etmek, lehe ve aleyhe delilleri, maddi hakikati ortaya çıkarmak ve dolayısıyla adalete ulaşmaktır. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerle ispat edilebilmesidir. Bu itibarla, duruşmada yapılan ikrarın başkaca yan kanıtlarla desteklenmesi gereklidir Bu değerlendirmelerle birlikte somut olayımıza tekrar döndüğümüzde, sanığın ikrarı hukuka aykırı arama ile gizli soruşturmacı olmayan kolluk görevlilerinin elde ettiği delile dayanılarak alınmıştır. Yine hukuka aykırı arama sonucu ele geçen bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına dair hakim kararı olmaksızın harddisk (kütük) üzerinde bilirkişi incelemesi hukuka aykırı olarak yapıldığından yok hükmündedir. Olayımızda değerlendirme dışıdır ki, sanıktan hukuka aykırı elde edilmiş deliller sayesinde ikrar delili elde edilmiş, sanığın kendisini suçlaması sağlanmıştır. Görüldüğü üzere dosyada delil olarak değerlendirilebilecek sadece soyut bir ikrar kalmaktadır. Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller yok sayıldığından olayımızda başkaca yan delillerle de desteklenmeyen mücerret ikrar ise sanığın mahkûmiyetine yeterli değildir. Bu itibarla somut olayda ikrarın delil değeri ortaya konulmadan ve ispat sorunu çözümlenmeden hukuka aykırı bir şekilde elde edilen deliler ve mücerret ikrarın mahkûmiyete esas teşkil edemeyeceği gözetilmeden sayın çoğunluğun bozma sebebine katılmıyorum. 27.05.2025
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/15525, K. 2021/10533Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/15525 E.  ,  2021/10533 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 7258 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1)7258 sayılı Yasanın 5/1.a maddesinde yer alan “Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar…” şeklindeki düzenleme ile suçun maddi unsurunun belirlendiği, aynı fıkranın “b” bendindeki “Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler…” hükmü ile de bu fiilin yurtdışında düzenlenen bahis oyunlarının yurtiçinde oynanmasına imkan sağlamak suretiyle işlenmesinin nitelikli hal olarak kabul edildiği, hal böyle iken sanıkların eyleminin hangi bent kapsamında kaldığı duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra, buna göre hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, sanıklar hakkında her iki bentten ayrı ayrı hükümler kurulmak suretiyle fazla ceza tayini,
2)24.11.2015 tarihli 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi nedeniyle anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
Sanıklar hakkında, 7258 sayılı Yasanın 5/1.a maddesinden kurulan hükümlerde, temel ceza belirlendikten sonra, takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olan TCK'nin 62/1. madde ve fıkralarının gösterilmemesi suretiyle CMK'nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak, BOZULMASINA, 16/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Para Nakline Aracılık, Bahse Teşvik ve Erişim Engeli

Spor karşılaşmalarına dayanan yetkisiz bahis veya şans oyunlarıyla ilişkili para transferlerine aracılık yapılması, 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Bahse konu suç tipi yalnızca nakit veya para aktarımına aracılık edilmesini kapsamakta olup diğer malvarlığı değerlerinin devri bu bent kapsamında kalmaz. Bahis ve şans oyunlarının oynanmasını teşvik amacıyla reklam yapılması veya sair yollarla kişilerin yönlendirilmesi ise Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde müstakil bir suç sayılarak bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasına bağlanmıştır. Bununla birlikte Kanun'un 5. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, maddede sayılan suçların işlendiği internet sitelerine yönelik olarak 5651 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde erişimin engellenmesi kararı tatbik edilir.

Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkân Sağlama ile Norm İlişkisi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228. maddesinin üçüncü fıkrasında, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunun bilişim sistemleri vasıtasıyla işlenmesi hali üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden on bin güne kadar adli para cezası yaptırımına bağlanmıştır. Bununla birlikte, spor müsabakalarına dayalı yetkisiz bahis ve şans oyunları bakımından 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükümleri, Türk Ceza Kanunu'nun genel nitelikteki 228. maddesine nazaran özel norm özelliği taşır. Ceza hukukundaki özel normun önceliği kuralı doğrultusunda, spor müsabakalarıyla bağlantılı eylemlerde öncelikle 7258 sayılı Kanun hükümleri tatbik olunur.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 228Kaynağı aç
Madde 228- (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi,
bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para
cezası ile cezalandırılır.[96]
(2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde,
verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
(3) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/139 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134
md.) Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde
üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para
cezasına hükmolunur.
(4) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/139 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md.) Suçun bir örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(5) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine hükmolunur.
(6) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve
kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.
Dilencilik

Bahis Oynama Kabahati ve İşyerlerine Uygulanan Yaptırımlar

Kanunun verdiği yetkiye dayanmaksızın spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynayan kişilerin eylemleri suç değil kabahat teşkil eder. 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kişiler hakkında adli para cezası veya hapis yaptırımı doğmaz; yaptırım mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından verilen idari para cezasından ibarettir. Bahis veya şans oyunu oynatılan ya da yer ve imkân sağlanan işyerleri hakkında ise Kanun'un 5. maddesinin beşinci fıkrası devreye girer. Bu işyerleri en büyük mülki idare amiri tarafından ihtarda bulunulmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır; işyeri açma ve çalışma ruhsatları ise bildirimin ardından ruhsat vermeye yetkili idarece beş iş günü içinde iptal edilir.

Arama, Elkoyma Usulleri ve Dijital Materyallerin İncelenmesi

Şüphelinin yakalanabilmesi ya da suç delillerinin elde edilebilmesine dair makul şüphenin bulunması halinde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesi çerçevesinde konut, işyeri veya üst araması yapılabilir. Bilişim cihazlarına ilişkin incelemelerde ise aynı Kanun'un 134. maddesi uygulanır. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde etme olanağının bulunmadığı hallerde hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı kararıyla bilgisayarlarda arama, kopyalama ve metin haline getirme işlemi yapılır. Savcılıkça verilen karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim tarafından aksine karar verilmesi ya da sürenin dolması halinde kopyalar ve çözülen metinler derhal imha edilir. Arama sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi çıkarılarak bir kopyası şüpheliye veya müdafiine teslim edilir ve tutanak düzenlenir. Şifrenin çözülememesi, gizli verilere ulaşılamaması veya işlemin uzun sürecek olması halinde ise cihazlara geçici olarak elkonulabilir; inceleme tamamlandığında cihazlar gecikmeksizin iade edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 116Kaynağı aç
Madde 116 – (1) Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde
edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü,
eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.[26]
Diğer kişilerle ilgili arama
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada,
somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette
delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar
ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına,
bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin
hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet
savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına
sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması
veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve
çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.
(2) Bilgisayar, bilgisayar
programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere
ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi
ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir.
Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan
cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
(3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında,
sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
(4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye
veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır.
(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki
verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan
veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer
tarafından imza altına alınır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]

Usulüne uygun bir hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili makamın yazılı emri bulunmaksızın işyerinde gerçekleştirilen aramalarda elde edilen bilgisayar ve yazıcılar yasak delil sayılır; bu materyaller üzerinde teknik inceleme yapılmış olması hukuka aykırılığı gidermez ve ikrar yahut başkaca delil yoksa mahkûmiyete esas alınamaz. Yalnızca işyerinden veya failin zilyetliğindeki adresten bahis sitelerine girilmiş olması da mahkûmiyet için yeterli görülmez. Yargılamada teknik bilirkişi raporları ile sitelere erişim yoğunluğu, kupon sayısı ve işlem listeleri gibi somut bulguların varlığı aranır.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/13853, K. 2024/8641Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/13853 E.  ,  2024/8641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/292 E., 2020/892 K.
SUÇ : 7258 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
II. GEREKÇE
İhbar üzerine, sanığın bulunduğu yere gidildiği, kolluk görevlilerinin müşteri rolüne bürünerek bahis oynadığı, daha sonra Mahkemece verilmiş bir arama kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle Cumhuriyet savcısı ya da kolluk amirinin yazılı emri olmaksızın, işyerinde bulunan bilgisayar ve kupon yazıcısının muhafaza altına alındığı ve sanığın 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanık savunmalarında; burasının kendi bekar evi olduğunu, kendisinin bahis oynadığını savunmuştur.
5271 sayılı Kanun'un 116. ve 119. maddelerinde arama kararının hangi hallerde ve ne şekilde alınacağı kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş olup, mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen bilgisayar ve kupon yazıcısının yasak delil niteliğinde olduğu, bilgisayar üzerinde yapılan incelemede atılı suçun işlendiğine dair deliller ele geçirilmesinin sonucu değiştirmeyeceği, öte yandan gizli soruşturma görevlendirilmesinin usul ve esaslarının düzenlendiği 5271 sayılı Kanun'un 139/7. maddesinde gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek suçların sınırlı olarak sayıldığı, sanığın üzerine atılı 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçuna ise anılan maddede yer verilmediği, kaldı ki bahsi geçen maddede öngörülen usule de uyulmadığı, bu itibarla hukuka uygun şekilde görevlendirilmiş gizli soruşturmacı olmayan kolluk görevlilerinin bu suretle elde ettiği deliller de hukuka aykırı olduğundan hükme esas alınamayacağı, başkaca da sanığın atılı suçu işlediğini gösterir her türlü şüpheden uzak kesin delil ve sanığın ikrarının da bulunmadığı nazara alındığında, Anayasanın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2 ve 230/1. maddelerine göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilerek, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.10.2024 tarihinde karar verildi.

Koruma Tedbirleri ve Özel Soruşturma Usulleri

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 128. maddesinde yer alan taşınmazlara, ulaşım araçlarına ve banka hesaplarına elkoyma ile 135. maddesindeki iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması tedbirleri kural olarak katalog suçlar kapsamında uygulanır. 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin altıncı fıkrasındaki düzenleme uyarınca; maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde yer alan suçlar bakımından örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma, iletişimin tespiti ve dinlenmesi, teknik araçlarla izleme ve gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbirleri tatbik edilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 128Kaynağı aç
Madde 128 – (1) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun
işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanan
kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu
taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan
başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi
yapılabilir. (Ek cümle: 21/2/2014 – 6526/10 md.) Bu madde kapsamında
elkoyma kararı alınabilmesi için ilgisine göre Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Mali Suçları Araştırma Kurulu,
Hazine Müsteşarlığı ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları
Kurumundan, suçtan elde edilen değere ilişkin rapor alınır. Bu rapor en geç üç
ay içinde hazırlanır. Özel sebepler zorunlu kıldığında bu süre talep üzerine
iki ay daha uzatılabilir.[27]
(2) Birinci fıkra hükmü;[28]
a) Türk Ceza Kanununda tanımlanan;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya
doku ticareti (madde 91),
3. Hırsızlık (madde 141, 142),
4. Yağma (madde 148, 149),
5. Güveni kötüye kullanma (madde 155),
6. Dolandırıcılık (madde 157, 158),
7. Hileli iflas (madde 161),
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
9. Parada sahtecilik (madde 197),
10. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/10
md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/25 md.) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
12. Edimin ifasına fesat karıştırma (madde 236),
13. (Ek: 24/11/2016-6763/25 md.) Tefecilik
(madde 241),
14. Zimmet (madde 247),
15. İrtikap (madde 250)
16. Rüşvet (madde 252),
17. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 305, 306,
307, 308),
18. (Değişik: 2/12/2014-6572/41 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
19. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları,
c) Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında
tanımlanan zimmet suçu,
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını
gerektiren suçlar,
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar,
Hakkında uygulanır.
(3) Taşınmaza elkonulması kararı, tapu kütüğüne şerh verilmek suretiyle
icra edilir.
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı,
bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba elkonulması
kararı, teknik iletişim araçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl
bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili banka veya malî kuruma
ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde
yapılan bu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
(6) Şirketteki ortaklık paylarına elkoyma kararı, ilgili şirket
yönetimine ve şirketin kayıtlı bulunduğu ticaret sicili müdürlüğüne teknik
iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar, ilgili
şirkete ve ticaret sicili müdürlüğüne ayrıca tebliğ edilir.
(7) Hak ve alacaklara elkoyma kararı, ilgili gerçek veya tüzel kişiye
teknik iletişim araçlarıyla derhâl bildirilerek icra olunur. Söz konusu karar,
ilgili gerçek veya tüzel kişiye ayrıca tebliğ edilir.
(8) Bu madde hükmüne göre alınan elkoyma kararının gereklerine aykırı
hareket edilmesi halinde, Türk Ceza Kanununun "Muhafaza görevini kötüye
kullanma" başlıklı 289 uncu maddesi hükümleri uygulanır.
(9) (Değişik: 24/11/2016-6763/25 md.) Bu
madde hükümlerine göre elkoymaya ve onuncu fıkra uyarınca kayyım atanmasına
ancak hâkim karar verebilir.
(10) (Ek: 15/8/2016-KHK-674/13 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/13
md.) Bu madde uyarınca elkonulan taşınmaz, hak ve alacakların idaresi
gerektiğinde bu malvarlığı değerlerinin yönetimi amacıyla kayyım atanabilir. Bu
durumda 133 üncü madde hükümleri kıyasen uygulanır.
Bilişim suçlarının işlenmesi suretiyle elde edilen
menfaatin bulunduğu hesabın askıya alınması ve elkoyma
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 135Kaynağı aç
Madde 135 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç
dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil
elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim
veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla
şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda
alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını
derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir.
Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine
karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.[38]
(Mülga son iki cümle: 24/11/2016-6763/26 md.)
(2) (Ek: 21/2/2014–6526/12 md.) Talepte bulunulurken hakkında bu
madde uyarınca tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini
ve biliniyorsa kullanıcısını gösterir belge veya rapor eklenir.
(3) Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki
iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun
anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.[39]
(4) Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü,
hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon
numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü,
kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu
süre, bir ay daha uzatılabilir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak,
örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi
halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak
her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere
uzatılmasına karar verebilir.
(5) Şüpheli veya sanığın
yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu
hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit
işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok iki ay için yapılabilir; bu
süre, bir ay daha uzatılabilir.[40]
(6) (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Şüpheli ve sanığın
telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet
savcısı, kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır.
Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği,
iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite
imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilir. (Ek cümleler:
24/11/2016-6763/26 md.) Cumhuriyet savcısı
kararını yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç
yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine
karar verilmesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
(7) Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir
süresince gizli tutulur.
(8) Bu madde kapsamında dinleme, kayda
alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler ancak aşağıda
sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabilir:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80) ile organ veya doku ticareti (madde 91),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. İşkence (madde 94, 95),
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
6. (Ek: 21/2/2014 – 6526/12 md.) Nitelikli hırsızlık (madde 142)
ve yağma (madde 148, 149) ile nitelikli
dolandırıcılık (madde 158),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Parada sahtecilik (madde 197),
9. (Mülga: 21/2/2014 – 6526/12 md.; Yeniden düzenleme:
24/11/2016-6763/26 md.) Suç işlemek amacıyla
örgüt kurma (madde 220, fıkra üç),
10. (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Fuhuş (madde 227),
11. İhaleye fesat karıştırma (madde 235),
12. (Ek: 24/11/2016-6763/26 md.) Tefecilik
(madde 241),
13. Rüşvet (madde 252),
14. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (madde 282),
15. (Değişik: 2/12/2014-6572/42 md.) Devletin
birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak (madde 302) ,
16. (Ek: 2/12/2014-6572/42 md.) Anayasal Düzene ve Bu Düzenin
İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
17. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 328, 329, 330, 331,
333, 334, 335, 336, 337) suçları.
b) Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda
tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) (Ek: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Bankalar Kanununun 22 nci
maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu,[41]
d) Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü
maddelerinde tanımlanan suçlar.
(9) Bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir
başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.
Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri

Eşya ve Kazanç Müsaderesi ile Güvenlik Tedbirleri

Yasadışı bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen, oynanmasında kullanılan, suçun konusunu oluşturan eşyalar ile bu faaliyetlerden elde edilen veya ortaya konulan her türlü malvarlığı değeri 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla Türk Ceza Kanunu'nun 54 ve 55. maddeleri uyarınca müsadere edilir. Tüzel kişiler yararına suç işlenmesi halinde tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri uygulanır. Suçta kullanılan eşyanın müsaderesinin işlenen fiile oranla daha ağır sonuçlar doğuracağı ve hakkaniyete aykırı düşeceği durumlarda müsadereye hükmedilmeyebilir; eşyanın ortadan kaldırılması veya elden çıkarılması durumunda ise değerine karşılık gelen para tutarının müsaderesi kararlaştırılır. Suçtan doğan ekonomik kazançlar bakımından ise suçun mağduruna iadenin mümkün olmadığı durumlarda kazanç müsaderesi gerçekleştirilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 54Kaynağı aç
Madde 54- (1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla,
kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen
ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde
kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel
ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/11 md.) Eşyanın üzerinde
iyiniyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş sınırlı ayni hakkın bulunması
hâlinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak şartıyla verilir.
(2) Birinci fıkra kapsamına giren
eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin
başka bir surette imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran
daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı
anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç
oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin sadece bazı
kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı
ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece
suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Kazanç müsaderesi
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 55Kaynağı aç
Madde 55- (1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu
oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların
değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların
müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi
için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya
bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan
değerlerin müsaderesine hükmedilir.
(3) (Ek: 26/6/2009 – 5918/2 md.) Bu madde kapsamına giren eşyanın
müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001
tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin
hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir.
Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri

Zincirleme Suç Değerlendirmesi ve Hukuki Kesinti

Yasadışı bahis suçlarında korunan hukuki yarar kamu düzeni olup suçun mağduru toplumdur; bahis oynayan kişiler ise suçun konusunu oluşturur. Bu nedenle tek bir zaman diliminde birden fazla kişiye bahis oynatılması halinde Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi gereğince zincirleme suç artırımı uygulanamaz. Farklı tarihlerde aynı mahalde gerçekleştirilen bahis oynatma fiillerinin zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının takdirinde ise suç ve iddianame tarihleri karşılaştırılarak derdest dosyaların incelenmesi veya birleştirilmesi değerlendirilir. Ceza usulünde Cumhuriyet Savcısınca usulüne uygun bir iddianame düzenlenmesi olaylar arasında hukuki kesinti meydana getirir; iddianame tarihinden sonra sürdürülen eylemler bağımsız bir soruşturmanın konusunu oluşturur. Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/15914 Esas, 2024/11711 Karar ile 2023/5942 Esas, 2024/11712 Karar sayılı ilamlarında, iddianame öncesinde farklı tarihlerde bahis oynatılması fiilinin tek bir suç kabul edilerek kurulan mahkûmiyet hükümleri oy çokluğuyla onanmış; karşı oy gerekçelerinde ise suçun temadi eden nitelikte olmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin gözetilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/15914, K. 2024/11711Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2023/15914 E.  ,  2024/11711 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/16 E., 2022/485 K.
SUÇLAR : 7258 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık …'ın temyiz isteği, samimi beyanda bulunduğuna, işyerinde çalışan olduğuna, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve sair nedenlere,
Sanık …'ın temyiz isteği, olay günü eniştesinin işyerinde emaneten durduğuna, aramada ele geçirilen kuponların kendi oynadığı yasal kuponlar olduğuna, atılı suçu işlediğini gösterir her türlü şüpheden uzak somut ve kesin delil bulunmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
II. GEREKÇE
Olay tutanakları ve dosya kapsamına göre, araştırma üzerine iki işyerinde bahis oynatıldığına ilişkin bilgilere ulaşılması üzerine, Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle, sanık …'ın bulunduğu iş
yerine gidildiğinde, işyerinde sanık …'in bahis sitesi açık olan bilgisayarın başında olduğu, içeride bahis oynamaya geldiklerini beyan eden iki müşteri bulunduğu, yapılan aramada, müşterilerde, bilgisayar masasının çekmecesinde ve yere atılmış vaziyette çok sayıda oynanmış bahis kuponu ile masa üzerinde bahis bülteni ele geçirilmiş, soruşturma aşamasında bilgisayar üzerinde yaptırılan incelemede bahis sitesinin bayi ekranlarına erişim sağlandığına ilişkin kayıtlar ile bazıları yanında başkalarının isimleri yazılı çok sayıda oynanmış kupon görülen kupon listesi tespit edilmiş,
Aynı tarihte diğer sanık …'ın bulunduğu işyerine gidildiğinde, iki bölmeli işyerinin dışarıdan görünmeyen ve sürgülü kapı ile ayrılmış iç bölümünde sanık …'in bahis sitesi açık olan bilgisayar başında olduğu, sanığın polisleri görünce bilgisayarı kapatmaya çalıştığı, içeride çay içmeye geldiğini beyan eden bir kişinin daha bulunduğu görülmüş, işyerinde yapılan aramada çöp kutusunda 6 oynanmış kupon ele geçirilmiş, işyerinde bulunan bilgisayar üzerinde usulüne uygun yaptırılan incelemede, bahis sitesine erişim sağlandığı, bayi ekranlarına erişim sağlandığına ilişkin kayıtlar ile bazıları yanında başkalarının isimleri yazılı çok sayıda kupon görünen kupon listeleri ile bazı kuponlara ilişkin kayıtlar ele geçirilmiş ve sanıklar ile işyerlerinin sahipleri olduğu belirlenen inceleme dışı diğer iki sanık hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Diğer sanıklar hakkında daha önce verilen mahkûmiyet kararları Dairemiz tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Sanık … savunmalarında, üzerine atılı suçlamayı kabul ederek bu işyerinde çalıştığını ve 7258 sayılı Kanun'a aykırı olarak bahis oynattıklarını ikrar etmiş,
Sanık … savunmalarında, eniştesini ziyarete gittiğini, işyerinde emaneten bulunduğunu bahis oynatmadıklarını beyan etmiştir.
Her iki işyerinde ele geçirilen bilgisayarlar üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde düzenlenen raporlara göre erişim sağlanan bahis sitelerinin yurtdışı kaynaklı olduğu belirlenmiştir.
Dosya kapsamına göre; olay tutanakları, bilgisayarlarda ele geçen bulgular, …'ın ikrarı karşısında, atılı suçu işlediklerinin sabit kabul edilip, sanıklar hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar … ve … hakkında, 7258 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklar tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı, 09.11.2014 ile 27.02.2015 tarihleri arasında değişik şahıslara bir çok kez yasa dışı bahis oynatan sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Temyiz incelemesi yapılan bu dosyada, sanıklara ait işyerinde internet üzerinden bahis oynantığının tespiti üzerine bilgisayara el konulduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde 09.11.2014 ile 27.02.2015 tarihleri arasında bir çok kez yurtdışı kaynaklı bahis oynatıldığı tespit edilmiş, 7258 sayılı Yasanın 5a-b maddesinden cezalandırılması için dava açılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2014/7-591 E., 2014/171 K. sayılı kararında belirtildiği üzere;
Görüş ayrılığının çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, … ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.
TCK.nun 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır.
5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan unsurların üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır.
a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi;
Aynı suç 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” denmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara, 2008. s.316; Osman Yaşar – Hasan Tahsin Gökcan – Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 1. cilt, Ankara, 2014, s.1241-1242; Mahmut Koca – İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, 6. bası, Ankara, 2013, s. 486-488; Türkan Sancar Yalçın-Yeni Türk Ceza Kanununda “Zincirleme Suç”, TBB Dergisi, sayı 70, Mayıs/Haziran 2007, s. 253)
5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde bulunan “değişik zamanlarda” ifadesinin açıklığı karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK.nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde gözönünde bulundurulacaktır.
b) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması;
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, “haksızlığa uğramış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. (Mehmet Emin Artuk – Ahmet Gökcen – A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. bası, Ankara, 2014, s.284; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. bası, Ankara, 2013, s. 211-215; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. bası, Ankara, 2013, s.107-109; Osman Yaşar – Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 6. cilt, Ankara, 2014, s.7958-7959)
c) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi;
Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48-68 ile 02.03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "aynı suç işleme kararı" kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında subjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul
sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
Öğretide ise aynı suç işleme kararının, kanunun aynı hükmünü müteaddit defa ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan ve genel bir niyet anlamında bulunduğu (Sulhi Dönmezer-Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza hukuku, Beta Basım Yayım, 14. bası, İstanbul, 1997, s.528 vd), çok genel bir birliğin, genel bir saik birliği sonucuna götüreceği, saik birliğinin, kararda birliği meydana getiremeyeceği, suç saiki, niyeti, amacı ile kararının karıştırılmaması gerektiği, yine fırsat çıktığı zaman suç işlemek için verilen genel bir kararın, müteselsil suçun bu sübjektif şartını oluşturmayacağı (Türkan Yalçın Sancar, Mütesessil Suç, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, s.70 vd), failin çıkacak her fırsattan yararlanmak hususunda genel ve soyut bir kararının varlığının aynı suç işleme kararının kabulünü gerektirmeyeceği (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul, 1972, s. 136-137; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 6. bası, Ankara, 2013, s. 490), kanunda kullanılan karar tabirinden anlaşılması gerekenin, failin daha baştan itibaren birden fazla suçu kısım kısım işlemeye yönelik tasavvuru olduğu, önceden bir plan yapmış, niyetini oluşturmuş, fakat bunu bir defada gerçekleştireceği yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket etmiş olduğu için zincirleme suçun kabul edildiği (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2011, s.507), zincirleme suç halinde failin somut fiiline ve fiillerin bütününe yönelik olmak üzere iki iradesinden söz edilebileceği, zincirleme suç işlemeye yönelik iradenin, yani bir suç işleme kararının her bir suça ilişkin kasıttan önce geldiği (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 3. bası, İstanbul, 2013, s. 475), zincirleme suçun sübjektif şartının bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen suçlar arasında manevi bir bağ bulunması olduğu (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. bası, Ankara, 2013, s. 553), suçların işleniş biçimindeki benzerlik, aynı türden fırsatları değerlendirme, suçla korunan hukuki değer, hareketin yöneldiği maddi konunun nitelik ve başkalıkları ve suçlar arasındaki zaman aralığı gibi dışa yansıyan veri ve davranışlardan yararlanılarak tespit edilecek olan bir suç işleme kararının kanunun aynı hükmünü ihlal etmek hususundaki failin genel planı olduğu (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. bası, Ankara, 2013, s. 645-646) görüşleri ileri sürülmüştür.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların herbirinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve
delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet Savcısınca şüpheli hakkında CMK.nun 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır.
Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura (suçtar zarar görene) karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasından artırım yapılacaktır.
Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura (suçtan zarar görene) karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
7258 sayılı Yasanın 5/b maddesindeki suçun oluşması için bir kez dahi yasadışı bahis oynatılması yeterlidir. Yani temadi eden bir suç değildir.
Bu anlatılanlardan sonra somut olaya baktığımızda;
İşyerinde internet üzerinden bahis oynantığının tespiti üzerine bilgisayara el koyularak, bilgisayar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde 09.11.2014 ile 27.02.2015 tarihleri arasında bir çok kez yurtdışı kaynaklı bahis oynattığı tespit edilen sanıkların, hukuki kesinti oluşmadan bir suç işleme kararıyla, aynı mağdura (suçtan zarar görene) karşı ve kısa aralıklarla değişik zamanlarda 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçu işledikleri anlaşıldığından, haklarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir.
Dosya kapsamına göre, sanıkların yasadışı bahis oynatmaya karar verdikten sonra, bu kararın icrası kapsamında tespit edilebildiği kadar 09.11.2014 ile 27.02.2015 tarihleri arasında eylemlerini gerçekleştirdikleri anlaşılmaktadır. Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda ayrıntısı ile bahsedilen içtihadında da belirtildiği üzere, tek suç işleme kararı kapsamında yani yasadışı bahis oynatma kararı uyarınca aynı mağdura karşı kısa aralıkla bir çok kez 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçu işledikleri, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanıklar
hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle hükmün bozulması yerine, sanıkların eyleminin tek kabul edilerek 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinden kurulan hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 16.12.2024
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/5942, K. 2024/11712Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2023/5942 E.  ,  2024/11712 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/731 E., 2022/142 K.
SUÇ : 7258 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği, sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığına, sanığın suç kastı olmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, ayrıntılı bilirkişi raporu alınmadan eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
II. GEREKÇE
Dosya kapsamına göre, ihbar ve kolluk görevlilerinin araştırmaları üzerine arama-el koyma kararına istinaden sanığa ait işyerine gidildiğinde, bankonun arkasında, kupon yazdırmakta kullanılan yazıcı bağlı bilgisayar olduğu görülmüş, masa üzerinde on adet bahis bülteni ve üç adet oynanmış bahis kuponu bulunmuş, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı
Kanun) 134. maddesi uyarınca alınan karara istinaden yaptırılan bilirkişi incelemesinde, üzerinde "bayi kodu" yazılı bir adet oynanmış kupon, bahis sitelerine erişim sağlandığı, bayi olarak oturum açıldığı, kupon düzenlendiği ve yazdırıldığına dair onbinlerce kayıt tespit edilmiş ve sanığın 7258 sayılı Kanun'a muahalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında, bahis oynamadığını ve oynatmadığını beyan etmiştir.
Tüm dosya kapsamına göre, sanığın işyerinde 7258 sayılı Kanun'a aykırı olarak bahis oynattığına yönelik bulgular ele geçirilmesi karşısında, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 7258 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı, 07.07.2014 ile 17.03.2015 tarihleri arasında değişik şahıslara bir çok kez yasa dışı bahis oynatan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Temyiz incelemesi yapılan bu dosyada, sanığa ait işyerinde internet üzerinden bahis oynantığının tespiti üzerine bilgisayara el konulduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde 07.07.2014 ile 17.03.2015 tarihleri arasında bir çok kez yurtdışı kaynaklı bahis oynatıldığı tespit edilmiş, 7258 sayılı Yasanın 5/1a maddesinden cezalandırılması için dava açılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2014/7-591 E., 2014/171 K. sayılı kararında belirtildiği üzere;
Görüş ayrılığının çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, … ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.
TCK.nun 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır.
5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan unsurların üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır.
a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi;
Aynı suç 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” denmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara, 2008. s.316; Osman Yaşar – Hasan Tahsin Gökcan – Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 1. cilt, Ankara, 2014, s.1241-1242; Mahmut Koca – İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, 6. bası, Ankara, 2013, s. 486-488; Türkan Sancar Yalçın-Yeni Türk Ceza Kanununda “Zincirleme Suç”, TBB Dergisi, sayı 70, Mayıs/Haziran 2007, s. 253)
5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde bulunan “değişik zamanlarda” ifadesinin açıklığı karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK.nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde gözönünde bulundurulacaktır.
b) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması;
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, “haksızlığa uğramış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. (Mehmet Emin Artuk – Ahmet Gökcen – A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. bası, Ankara, 2014, s.284; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. bası, Ankara, 2013, s. 211-215; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. bası, Ankara, 2013, s.107-109; Osman Yaşar – Hasan Tahsin
Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 6. cilt, Ankara, 2014, s.7958-7959)
c) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi;
Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48-68 ile 02.03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "aynı suç işleme kararı" kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında subjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
Öğretide ise aynı suç işleme kararının, kanunun aynı hükmünü müteaddit defa ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan ve genel bir niyet anlamında bulunduğu (Sulhi Dönmezer-Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza hukuku, Beta Basım Yayım, 14. bası, İstanbul, 1997, s.528 vd), çok genel bir birliğin, genel bir saik birliği sonucuna götüreceği, saik birliğinin, kararda birliği meydana getiremeyeceği, suç saiki, niyeti, amacı ile kararının karıştırılmaması gerektiği, yine fırsat çıktığı zaman suç işlemek için verilen genel bir kararın, müteselsil suçun bu sübjektif şartını oluşturmayacağı (Türkan Yalçın Sancar, Mütesessil Suç, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, s.70 vd), failin çıkacak her fırsattan yararlanmak hususunda genel ve soyut bir kararının varlığının aynı suç işleme kararının kabulünü gerektirmeyeceği (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul, 1972, s. 136-137; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 6. bası, Ankara, 2013, s. 490), kanunda kullanılan karar tabirinden anlaşılması gerekenin, failin daha baştan itibaren birden fazla suçu kısım kısım işlemeye yönelik tasavvuru olduğu, önceden bir plan yapmış, niyetini oluşturmuş, fakat bunu bir defada gerçekleştireceği yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket etmiş olduğu için zincirleme suçun kabul edildiği (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2011, s.507), zincirleme suç halinde failin somut fiiline ve fiillerin bütününe yönelik olmak üzere iki iradesinden söz edilebileceği, zincirleme suç işlemeye yönelik iradenin, yani bir suç işleme kararının her bir suça ilişkin kasıttan önce geldiği (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 3. bası, İstanbul, 2013, s. 475), zincirleme suçun sübjektif şartının bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen suçlar arasında manevi bir bağ bulunması olduğu (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. bası, Ankara, 2013, s. 553), suçların işleniş biçimindeki benzerlik, aynı türden fırsatları değerlendirme, suçla korunan hukuki değer, hareketin yöneldiği maddi konunun nitelik ve başkalıkları ve suçlar arasındaki zaman aralığı gibi dışa yansıyan veri ve davranışlardan yararlanılarak tespit edilecek olan bir suç işleme kararının kanunun aynı hükmünü ihlal etmek hususundaki failin genel planı olduğu (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. bası, Ankara, 2013, s. 645-646) görüşleri ileri sürülmüştür.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların herbirinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini
düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet Savcısınca şüpheli hakkında CMK.nun 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır.
Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura (suçtar zarar görene) karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasından artırım yapılacaktır.
Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura (suçtan zarar görene) karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
7258 sayılı Yasanın 5/b maddesindeki suçun oluşması için bir kez dahi yasadışı bahis oynatılması yeterlidir. Yani temadi eden bir suç değildir.
Bu anlatılanlardan sonra somut olaya baktığımızda;
İşyerinde internet üzerinden bahis oynantığının tespiti üzerine bilgisayara el koyularak, bilgisayar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde 07.07.2014 ile 17.03.2015 tarihleri arasında bir çok kez yurtdışı kaynaklı bahis oynattığı tespit edilen sanığın, hukuki kesinti oluşmadan bir suç işleme kararıyla, aynı mağdura (suçtan zarar görene) karşı ve kısa aralıklarla değişik zamanlarda 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçu işlediği anlaşıldığından, hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir.
Dosya kapsamına göre, sanığın yasadışı bahis oynatmaya karar verdikten sonra, bu kararın icrası kapsamında tespit edilebildiği kadar 11-22.08.2015 tarihleri arasında eylemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda ayrıntısı ile bahsedilen içtihadında da belirtildiği üzere, tek suç işleme kararı kapsamında yani yasadışı bahis oynatma kararı uyarınca aynı mağdura karşı kısa aralıkla bir çok kez 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçu işlediği, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle hükmün bozulması yerine, sanığın eyleminin tek kabul edilerek 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinden kurulan hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 16.12.2024
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/14782, K. 2021/10482Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2021/14782 E.  ,  2021/10482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 7258 sayılı Yasaya aykırılık
HÜKÜM : Sanık … hakkında hükümlülük, müsadere, sanık … hakkında beraat
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
A) Sanık … hakkında verilen beraat ve sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne dair suçtan zarar gören kurum vekilinin temyizine yönelik olarak;
Açılan kamu davasının niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmeyen ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmayan …'nın davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığı gibi katılmasına karar verilmesi de hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden, adı geçen kurum vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 317. maddesi gereğince, tebliğnameye uygun olarak, REDDİNE,
B) Sanık … müdafiinin temyizi yönünden ise;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi gereğince, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı suçun değişik zamanlarda aynı kişiye karşı birden fazla işlenmesi durumunda veya tek eylemle birden fazla kişiye karşı işlenmesi halinde sanığa hükmolunacak cezanın zincirleme suç hükümleri sebebiyle cezanın artırılması gerekmekle birlikte, somut olayda, sanığın üzerine atılı 7258 sayılı Kanunun 5. maddesinde tanımlanan suçun mağdurunun toplum olup, bahis oynayan kişiler suçun konusunu teşkil ettiğinden, şartları oluşmadığı halde cezanın tertip ve tayininde zincirleme suç hükümleri uygulanarak, sanıklara fazla ceza tayini,
2-Sanık hakkında takdiri indirim uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nun 62/1. maddesi yerine TCK'nun 62. maddesinin yazılması suretiyle CMK'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, isteme aykırı olarak BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargılamada Sübut, Beraat Koşulları ve Davaya Katılma

Yargılama aşamasında sanığın arama anında işyerinde bulunmaması ve diğer şüphelilerin cezadan kurtulmaya dönük çelişkili soyut beyanları dışında cezalandırmaya yeterli delil elde edilememesi durumunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/235 Esas, 2022/110 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilir. Kanun değişikliklerinde ise suç tarihi ve sonrasındaki mevzuat karşılaştırılarak fail lehine olan kural belirlenir. Buna karşılık, işyerinde kupon yazıcıları, bültenler ve oynanmış kuponların ele geçirilmesi, bilirkişi raporuyla bahis sitelerine bayi ekranı açılarak kupon yatırıldığının saptanması halinde Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2023/5942 Esas, 2024/11712 Karar sayılı ilamında olduğu gibi maddi bulgularla suç sabit görülmektedir; ayrıca bu bulguların sanık ikrarıyla desteklendiği durumlarda da aynı Dairenin 2023/13678 Esas, 2024/11709 Karar sayılı ilamında mahkûmiyet hükmü hukuka uygun bulunmuştur. Aynı Dairenin 2023/5942 Esas, 2024/11712 Karar sayılı kararında, hükmolunan cezanın nevi ve miktarı dikkate alınarak duruşmalı temyiz isteminin reddedilebileceği düzenlenmiştir. 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, bu suçlar dolayısıyla açılan kamu davalarında mahkeme iddianamenin bir örneğini Spor Toto Teşkilat Başkanlığına tebliğ eder ve başvuru halinde Başkanlık davaya katılan olarak kabul edilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/235, K. 2022/110Kaynağı aç
Ceza Genel Kurulu         2021/235 E.  ,  2022/110 K.
"İçtihat Metni"
Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 19. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 427-183
7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan sanık …’ın aynı Kanun’un 5/b ve TCK’nın 62, 53/1 ve 54/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 19.12.2014 tarihli ve 844-628 sayılı hükmün sanık ve müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 21.05.2018 tarih ve 5021-5993 sayı ile;
“Sanıkların eylemleri arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunmamasına karşın, sanıklar hakkında aynı iddianame ile dava açılıp kovuşturmanın birlikte yürütülmesi sureti ile savunma hakkının kısıtlanması” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 27.03.2019 tarih ve 427-183 sayı ile; sanık …’ın 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçundan aynı Kanun’un 5583 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik 5/2 ve TCK’nın 62 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 09.06.2020 tarih ve 663-6001 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 23.09.2020 tarih ve 61425 sayı ile;
“Hükümlü müdafisinin 23.06.2020 tarihli dilekçesi üzerine yapılan incelemede; olay günü … Kıraathanesi isimli iş yerinde yasal olmayan yollarla bahis oynatılması ile ilgili olarak yapılan aramada, iş yerini dosyanın diğer sanığı …'in çalıştırdığının tutanak altına alındığı, ruhsat sahibi …'in anılan kıraathaneyi diğer sanık …'in babası olan …'e bir yıl önce kiraya verdiğini beyan ettiği, sanık …'in bahis oynatma işini kıraathaneyi çalıştıran hükümlü …'ın yaptığını, kendisinin çay ocağına baktığını savunduğu, …'in de olaydan önce kıraathaneyi hükümlüye devrettiğini, oğlu …'in burada garsonluk yaptığını beyan ettiği, hükümlünün üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmakla, dosya kapsamında hükümlünün yüklenen suçu işlediğine ilişkin diğer sanık … ve babası …'in atfı cürüm niteliğindeki anlatımları dışında, mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı hukuka uygun kanıtlar bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesince 15.02.2021 tarih, 4296-1549 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İnceleme dışı sanık … hakkında 7258 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen beraat hükmü, Özel Dairece şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme, sanık … hakkında 7258 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
08.12.2012 tarihli ihbar tutanağına göre; 155 Polis İmdat Hattını arayan, kimliğini bildirmeyen bir şahsın … Gölü yazıhanesi bitişiği … Çay evi üstündeki kıraathanede yasa dışı bahis oynatıldığı yönünde ihbarda bulunduğu,
08.12.2012 tarihli araştırma tutanağına göre; … Gölü yazıhanesi bitişiği … Çay evi üstündeki kıraathane olarak belirtilen yerin, Nur Caddesi, … Gölü yazıhanesinin sol tarafında bulunan … Çay evinin üst katında bulunan … Kıraathanesi olduğu, içeride bir adet bilgisayar, bir adet yazıcı, bir adet bilgisayar masası ve normal oyun masalarının olduğu, oyun masalarının üzerinde de yasadışı bahis oynatmakta kullanılan maçların detaylarını gösteren listelerin olduğu, belirtilen iş yerini … isimli şahsın işlettiği ve iş yerinin umuma açık olduğu,
Bitlis (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesince 21.12.2012 tarih ve 894 değişik iş sayı ile; … Kıraathanesi isimli iş yerinde CMK'nın 116 ve 127 vd. maddeleri uyarınca arama yapılmasına, suç eşyalarına el konulmasına, CMK'nın 134. maddesi uyarınca bilgisayar ve bilgisayar programları ile kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına ve kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesi için bilgisayar hard disklerine el konulmasına karar verildiği,
İş yeri arama, el koyma ve yakalama tutanağına göre; 22.12.2012 tarihinde saat 13.45 sularında Gazibey Mahallesi, Nur Caddesi, … Gölü yazıhanesi üstünde bulunan … Kıraathanesi isimli iş yerine polis ekiplerince gidildiğinde iş yerini çalıştıran … isimli şahsa ruhsatın olup olmadığının sorulduğunda adı geçen şahıs tarafından ruhsatın olduğunun belirtildiği, iş yerinde bulunmayan …'in ruhsat sahibi olduğu, iş yerini … isimli şahsın işlettiğinin tespit edildiği, iş yerini işleten … refakatinde yapılan aramada; girişin sol tarafında çay ocağı olduğu, girişin tam karşısında masa üzerinde Philips marka siyah renkli monitör, bu monitöre bağlı bilgisayar kasası, yine masa üzerinde Hp marka yazıcı, masa altında kasaya bağlı SEWOO marka yasa dışı bahis kupon yazıcısı görüldüğü, bilgisayar kasasında Samsung marka üzerinde bantla yapıştırılmış 5 numara ibaresi bulunan seri numarası bulunmayan hard disk ile yasa dışı bahis kupon yazıcısına geçici olarak muhafaza altına alındığı, yerde ve çöp kutusunda yırtılmış vaziyette bahis bültenleri ve oynanmış yasa dışı bahis kuponlarının görüldüğü, iş yerine girişte sağda üçüncü masada oturan … isimli şahsın üst aramasında 1373756 ve 1373731 numaralı, oynanmış 22.12.2012 tarihli yasa dışı bahis kuponunun ele geçirildiği, iş yerinde yapılan diğer kontrollerde soba içerisinde yasa dışı bahis bültenlerinin yanar vaziyette olduğunun görüldüğü, iş yerine girişte bilgisayar ekranında bulunan yasa dışı bahis sitesinin görüntüsünün kayda alındığı, iş bu tutanağı inceleme dışı sanık …'in iş yeri çalıştıranı, … ve … …'in iş yeri komşusu, …'in ruhsat sahibi ve …'nin bilgi edinilen sıfatıyla imzaladığı,
… İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliğince düzenlenen 15.07.2013 tarihli inceleme raporuna göre; Samsung marka HD161HJ model, S12DJ9CP711847 seri numaralı 160 GB hard diskin imajı alınarak yapılan incelemede; www.bet365.com, www.futbol24.com, www.superbahis248.com, www.superbahis298.com, www.superbahis747.com isimli yasaklı sitelere giriş yapıldığının tespit edildiği, bilgisayar üzerinde administrator ve user kullanıcı adıyla 513 kullanıcı numaralı iki kullanıcı girişine sahip olduğu,
Suça konu iş yerinden incelenmek üzere alınan hard disklerin 22.03.2013 tarihinde iş yeri sahibi olarak …'e teslim edildiği,
Kolluk görevlilerince yapılan sosyal mali durum araştırması sonucu düzenlenen 14.08.2018 tarihli tutanağa göre; Bitlis 13 isimli kıraathaneyi sanık …'ın işlettiği, inceleme dışı sanık …'in ise güvenlik görevlisi olduğu,
Anlaşılmaktadır.
Tanık … aşamalarda; bahis oynandığını bildiği … Kıraathanesine … isminde bir akrabasından bahis oynaması için 10 TL alarak gittiğini, 10 TL ile kendi seçtiği maçları yazarak bahis oynadığını, maçları da iş yerinde bulunan iddia bültenlerinden seçtiğini, iş yerini kimin işlettiğini bilmediğini, bu iş yerine iki gündür gittiğini, polislerin iş yerine geldiği sırada içeride 10-15 kişinin olduğunu, bu şahısların polisleri görünce kuponları yere attığını, kendisinin ise kuponları atmadığını,
Tanık … Kollukta; … Kıraathanesinin bulunduğu yerin kendisine ait olduğunu, burayı akrabası olan …’e yaklaşık 1 yıl önce kiraya verdiğini, aylık 500 TL kira aldığını, …’in iş yerini kıraathane olarak işlettiğini bildiğini, yasa dışı bahis oynandığını bilmediğini,
Tanık … Mahkemede; … Kıraathanesi adlı iş yerini …'in babası …’in işlettiğini, …'ın yaklaşık 2 yıl kadar önce bu kıraathanede kısa bir süre çalıştığını bildiğini, ancak kendisiyle daha sonra birlikte çalışmaya başladıklarını ve Bitlis 13 isimli Bitlis Merkezde bulunan kıraathaneyi işletmeye devam ettiklerini, işlettikleri kıraathanede kesinlikle bahis oynatılmadığını,
Tanık … Mahkemede; baskının yapıldığı tarihten önce Bitlis 13 ve … Kıraathanesini işlettiğini ancak olaydan önce … Kıraathanesine … ve …'a devrettiğini, olay tarihinde bu kıraathaneyi kendisinin işletmediğini ve oğlu …’in de yalnızca garsonluk yaptığını, kendisinin ve …’in bahis oyunlarıyla ilgisi bulunmadığını, olay tarihinden sonra da Bitlis 13 adlı kıraathaneyi çalıştırmayı bıraktığını, Yasin Kıraathanesi isimli iş yerini açtıktan sonra … ve …’in kıraathaneyi de kiralayarak kullanmaya başladıklarını bahis oynatan şahısların … ve … olduğunu, hatta bu şahısların Bitlis 13 adlı kıraathanede de bahis oynatmaya devam ettiklerini,
Beyan etmişlerdir.
İnceleme dışı sanık … Kollukta; … Kıraathanesi isimli iş yerinin babası … ve … isimli şahsa ait olduğunu, kendisinin çay ocağına baktığını, bahis oynatma işini ise …’ın yaptığını, iş yerindeki bilgisayar ve yazıcısından …’ın sorumlu olduğunu, arama yapıldığı esnada …’ın iş yerinde olmadığını, o sırada bilgisayar başında durup bahis oynatan Yafes isimli şahsın nereye gittiğini görmediğini, yasa dışı bahisle bir ilgisinin olmadığını, Mahkemede; önceki beyanlarını tekrar ettiğini, suça konu yerde çaycı olarak çalıştığını, iş yerinde bahis oynatıldığını bildiğini, iş yeri sahibinin … olduğunu, kendisinin ise yanında çalıştığını, bahisle bir ilgisi olmadığını, başka bir celsede ise; bu iş yerini patronları olan … ve …’ın işlettiğini, kendisinin çayçı olarak çalıştığı hâlde baskında … ve …’in kaçması nedeniyle suçlu duruma düştüğünü, tanık … …’ın beyanına karşı diyeceklerinin sorulması üzerine ise bu kıraathaneyi babası …, … ve …’ın suç tarihinde işlettiklerini, kendisinin suça konu olayla ilgisi olmadığını, suçu kabul etmediğini,
Sanık … Savcılıkta; …'i 5 gün çalıştığı … Kıraathanesinin sahibi olması nedeniyle tanıdığını, çalıştığı tarihi tam olarak hatırlamadığını, 2012 yılının 10. ayı olabileceğini, anlaşamadıkları için 5 günden fazla çalışmadığını, orada bahis oynatılıp oynatılmadığını bilmediğini, …'in iş yerinin kendisine ait olduğunu söylemesini anlamadığını, kesinlikle bahis oynatmadığını, zaten şu anda da …’in bu iş yerini işlettiğini, suçsuz olduğunu, Mahkemede; önceki beyanlarını tekrar ettiğini, …'in ve babasının işlettiği … Kıraathanesi ile herhangi bir ilgisi olmadığını, …'e suçtan kurtulması için söz konusu kıraathaneyi işletenin kendisi olduğunu söylemesini …’in babasının öğütlediğini, … Kıraathanesinin ilerisinde bulunan Bitlis 13 isimli kıraathaneyi işlettiğini, kendisinin … Kıraathanesi ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığına yönelik iş ortağı …'ın tanık olarak dinlenmesini istediğini,
Savunmuşlardır.
Suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan ve 08.02.2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 256. maddesi ile değişik 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesi;
"Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın, spor müsabakaları ile ilişkili olarak sabit ihtimalli veya müşterek bahis oynatanlar, oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Yurt dışında oynatılan her çeşit bahis veya şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye'den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Her türlü bahis veya şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Kişileri, reklam vermek ve sair surette, her türlü bahis veya şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, altı aydan iki yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Bu maddede tanımlanan suçlarla bağlantılı olarak, her türlü bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.
Bu maddede tanımlanan suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Bu maddede tanımlanan suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiş iken 02.08.2013 tarihli ve 28726 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesi;
“Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;
a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
b) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.
Bu madde kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.
Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Bu madde kapsamına giren suçların işlendiği işyerleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip işyerlerinin ruhsatları mahallin en büyük mülki idare amirinin bildirimi üzerine ruhsat vermeye yetkili idare tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.” şeklinde yeniden düzenlenmiş, 15.08.2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nın 23. maddesi ile;
“Birinci fıkranın (a), (b), (c) ve (ç) bentlerinde düzenlenen suçlar ile 5237 sayılı Kanunun 228 inci maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında düzenlenen suç bakımından 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
a) 128 inci maddesinde yer alan taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma,
b) 135 inci maddesinde yer alan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması,
c) Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın 139 uncu maddesinde yer alan gizli soruşturmacı görevlendirilmesi,
ç) 140 ıncı maddesinde yer alan teknik araçlarla izleme,
tedbirlerine ilişkin hükümler uygulanabilir.” şeklinde maddeye son fıkra eklenmiş, bu fıkra 08.03.2018 tarihli ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7078 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır.
Suç tarihinde yürürlükte olup sanık lehine olduğu anlaşılan 7258 sayılı Kanun'un 5728 sayılı Kanun'un 256. maddesi ile değişik 5. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun yurt dışında oynatılan her çeşit bahis veya şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye'den oynanmasına imkân sağlamak olduğu ve bu fıkraya aykırı davranan kişilerin, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı kabul edilmiştir. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6495 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile değişik 7258 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise; anılan Kanun’un verdiği yetkiye dayalı olmaksızın; yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişilerin dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağı düzenlenmiştir.
Öte yandan, amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
… Kıraathanesi isimli iş yerinde yasa dışı bahis oynatıldığı ihbarı üzerine anılan iş yerinde yapılan aramada yasa dışı bahis oynatmak için kullanılan bilgisayar, monitör, hard disk ve yazıcının ele geçirildiği, yerde ve çöp kutusunda yırtılmış vaziyette bahis bültenleri ve oynanmış bahis kuponlarının görüldüğü, iş yerinde bulunan … isimli şahsın üst aramasında oynanmış bahis kuponlarının bulunduğu, hard disk üzerinde yapılan incelemede birden fazla yasa dışı bahis sitesine giriş yapıldığının tespit edildiği, arama sırasında iş yerinde bulunan ve kendisini iş yeri çalıştıranı olarak tanıtan inceleme dışı sanık …’in arama tutanağını da iş yeri çalıştıranı olarak imzaladığı, sanık …’ın ise arama sırasında iş yerinde bulunmadığı, inceleme dışı sanık …’in iş yerinde yasa dışı bahis oynatan kişinin sanık … olduğunu beyan etmesi üzerine inceleme dışı sanık … ile birlikte sanık … hakkında da anılan iş yerinde yasa dışı bahis oynattıklarından bahisle kamu davası açıldığı anlaşılan olayda;
Polis İmdat Hattına yapılan ihbarda iş yerini kimin işlettiğinin bildirilmemesi, kolluk görevlilerince yapılan araştırma sonucunda düzenlenen 08.12.2012 tarihli tutanağa göre … Kıraathanesi isimli iş yerini … isimli şahsın işlettiğinin belirtilmesi, iş yerinde yapılan aramada sanık …’ın iş yerinde bulunmaması, arama sırasında inceleme dışı sanık …’in kendisini iş yeri çalıştıranı olarak tanıtıp arama tutanağını da iş yeri çalıştıranı sıfatıyla imzalaması, arama sırasında yasa dışı bahis oynayan ve arama tutanağında imzası bulunan tanık … ile arama tutanağında imzası bulunan iş yeri komşuları … ve … …’in iş yerini işleten şahsın sanık … olduğuna dair bir beyanlarının bulunmaması, … Kıraathanesinin mal sahibi olan tanık …’in iş yerini 1 yıl önce akrabası olan inceleme dışı sanık …’in babası tanık …’e kiraya verdiğini beyan etmesi, tanık …’ın anılan iş yerini …’in işlettiğini beyan etmesi, inceleme dışı sanık …’in kollukta iş yerini babası … ile sanık …’ın işlettiğini söylemesine rağmen Mahkemede iş yerini …’ın işlettiğini, başka bir celsede ise önce iş yerini … ve …’ın işlettiğini, sonrasında ise iş yerini bu şahıslarla birlikte babası …’in de işlettiğini beyan etmesi, tanık …’in ise iş yerinde yapılan aramadan önce bu yeri kendisinin işlettiğini ancak daha sonra iş yerini … ve …’a devrettiğini, inceleme dışı sanık …’in ise iş yerinde garsonluk yaptığını beyan etmesi, inceleme dışı sanık … ile tanık …’in beyanlarının hem kendi içinde ve hem de birbiriyle çelişkili olup tanık …’in beyanlarının oğlu olan inceleme dışı sanık …’i, inceleme dışı sanık …'in beyanlarının ise kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olması, sanık …’ın tüm aşamalarda iş yerini kendisinin işletmediğini beyan ederek suçu kabul etmemesi karşısında; sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 663-6001 sayılı sanık hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkin kararının KALDIRILMASINA,
3- Bitlis 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli ve 427-183 sayılı sanık hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek Özel Daire onama kararının kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bozulması nedeniyle sanık hakkındaki cezanın infazına başlanılmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, sanığın bu suçtan cezaevine alınmış olması ihtimali bulunduğundan, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse DERHAL SERBEST BIRAKILMASI için YAZI YAZILMASINA,
5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 22.02.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/13678, K. 2024/11709Kaynağı aç
7. Ceza Dairesi         2023/13678 E.  ,  2024/11709 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/424 E., 2022/155 K.
SUÇ : 7258 sayılı Kanun'a muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, suç tarihine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi Spor Toto Teşkilat Başkanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı, sanık müdafiin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiin temyiz isteği; sanık pişmanlık göstererek yargı makamlarına yardımcı olmasına rağmen lehe hükümlerin uygulanmamasının hatalı olduğuna, sanığın suçu üstlenmek zorunda kalıp kalmadığının değerlenmediğine, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmaya çalışılmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
II. GEREKÇE
A. Şikâyetçi … Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Suçtan doğrudan zarar görmeyen Spor Toto Teşkilat Başkanlığının davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmadığından, şikâyetçi vekilinin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1.
maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, telsiz anonsu üzerine olay yerine intikal eden kolluk görevlileri kapısı açık işyerine girdiklerinde duvarlara monteli masalarda bahis bültenleri bulunduğu, sanığın başında oturduğu bilgisayarda bahis sitesinin açık olduğu ve kupon yazıcısı bulunduğu anlaşılmış ve sanığın 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında, üzerine atılı suçlamayı kabul ederek 7258 sayılı Kanun'a aykırı olarak bahis oynattığını ikrar etmiştir.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda, bahis sitesine çok sayıda erişim sağlandığı, defalarca kupon oynanıp listelendiği, kupon yazıcısının bilgisayara kurulu olduğu, bahis oynatılan, sitenin yurtdışı kaynaklı olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Dosya kapsamına göre; bilgisayarda ele geçen bulgular ve sanığın ikrarı karşısında, atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip, sanık hakkında 7258 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
III. KARAR
A. Şikâyetçi … Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık … hakkında, 7258 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii ile şikayetçi kurum vekili tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı, iki gün içerisinde değişik şahıslara 119 kez yasa dışı bahis oynatan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Temyiz incelemesi yapılan bu dosyada, sanığa ait işyerinde internet üzerinden bahis oynantığının tespiti üzerine bilgisayara el konulduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesinde iki ayrı günde 119 kez yurtdışı kaynaklı bahis oynatıldığı tespit edilmiş, 7258 sayılı Yasanın 5a maddesinden cezalandırılması için dava açılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2014/7-591 E., 2014/171 K. sayılı kararında belirtildiği üzere;
Görüş ayrılığının çözülebilmesi için "zincirleme suç" hükümleri üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır" biçiminde zincirleme suç düzenlemesine yer verilmiş, ikinci fıkrasında; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" denilmek suretiyle aynı neviden fikri içtima kurumu hüküm altına alınmış, üçüncü fıkrasında ise; "Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, … ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz" düzenlemesi ile zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanamayacağı suçlar belirtilmiştir.
TCK.nun 43/1. maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere, zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı hallerde aslında işlenmiş birden fazla suç olmasına karşın, fail bu suçların her birinden ayrı ayrı cezalandırılmamakta, buna karşın bir suçtan verilen ceza belirli bir miktarda arttırılmaktadır.
5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a- Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
b- İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması,
c- Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi gerekmektedir.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için gerekli olan unsurların üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır.
a) Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi;
Aynı suç 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde; “Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır” denmek suretiyle açıklığa kavuşturulmuştur. Öğretide de “aynı suçtan anlaşılması gerekenin, aynı suç tipi olduğu”, kanunda düzenlenen suçların ismi aynı ise aynı suçtan söz edileceği, suçun ismi farklı ise artık aynı suçtan bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. (Nevzat Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, Ankara, 2008. s.316; Osman Yaşar – Hasan Tahsin Gökcan – Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 1. cilt, Ankara, 2014, s.1241-1242; Mahmut Koca – İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümleri, 6. bası, Ankara, 2013, s. 486-488; Türkan Sancar Yalçın-Yeni Türk Ceza Kanununda “Zincirleme Suç”, TBB Dergisi, sayı 70, Mayıs/Haziran 2007, s. 253)
5237 sayılı TCK.nun 43/1. maddesinde bulunan “değişik zamanlarda” ifadesinin açıklığı karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için suçların farklı zamanlarda işlenmesi gerektiği konusunda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak, aynı mağdura, aynı zamanda, aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda tek suçun oluşacağı kabul edilmiştir. Bu halde zincirleme suç hükümleri uygulanarak artırım yapılamayacak, ancak bu husus TCK.nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde gözönünde bulundurulacaktır.
b) İşlenen suçların mağdurlarının aynı kişi olması;
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, “haksızlığa uğramış kişi” olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de, suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir. (Mehmet Emin Artuk – Ahmet Gökcen – A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. bası, Ankara, 2014, s.284; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. bası, Ankara, 2013, s. 211-215; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 6. bası, Ankara, 2013, s.107-109; Osman Yaşar – Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 6. cilt, Ankara, 2014, s.7958-7959)
c) Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi;
Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48-68 ile 02.03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "aynı suç işleme kararı" kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında subjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
Öğretide ise aynı suç işleme kararının, kanunun aynı hükmünü müteaddit defa ihlal etmek hususunda önceden kurulan bir plan ve genel bir niyet anlamında bulunduğu (Sulhi Dönmezer-Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza hukuku, Beta Basım Yayım, 14. bası, İstanbul, 1997, s.528 vd), çok genel bir birliğin, genel bir saik birliği sonucuna götüreceği, saik birliğinin, kararda birliği meydana getiremeyeceği, suç saiki, niyeti, amacı ile kararının karıştırılmaması gerektiği, yine fırsat çıktığı zaman suç işlemek için verilen genel bir kararın, müteselsil suçun bu sübjektif şartını oluşturmayacağı (Türkan Yalçın Sancar, Mütesessil Suç, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, s.70 vd), failin çıkacak her fırsattan yararlanmak hususunda genel ve soyut bir kararının varlığının aynı suç işleme kararının kabulünü gerektirmeyeceği (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul, 1972, s. 136-137; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 6. bası, Ankara, 2013, s. 490), kanunda kullanılan karar tabirinden anlaşılması gerekenin, failin daha baştan itibaren birden fazla suçu kısım kısım işlemeye yönelik tasavvuru olduğu, önceden bir plan yapmış, niyetini oluşturmuş, fakat bunu bir defada gerçekleştireceği yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket etmiş olduğu için zincirleme suçun kabul edildiği (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, Ankara, 2011, s.507), zincirleme suç halinde failin somut fiiline ve fiillerin bütününe yönelik olmak üzere iki iradesinden söz edilebileceği, zincirleme suç işlemeye yönelik iradenin, yani bir suç işleme kararının her bir suça ilişkin kasıttan önce geldiği (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 3. bası, İstanbul, 2013, s. 475), zincirleme suçun sübjektif şartının bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen suçlar arasında manevi bir bağ bulunması olduğu (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 9. bası, Ankara, 2013, s. 553), suçların işleniş biçimindeki benzerlik, aynı türden fırsatları değerlendirme, suçla korunan hukuki değer, hareketin yöneldiği maddi konunun nitelik ve başkalıkları ve suçlar arasındaki zaman aralığı gibi dışa yansıyan veri ve davranışlardan yararlanılarak tespit edilecek olan bir suç işleme kararının kanunun aynı hükmünü ihlal etmek hususundaki failin genel planı olduğu (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökçen-Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. bası, Ankara, 2013, s. 645-646) görüşleri ileri sürülmüştür.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların herbirinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve
işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Yapılmakta olan soruşturma sonucunda toplanan delillerin failin suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşturması üzerine Cumhuriyet Savcısınca şüpheli hakkında CMK.nun 170. maddesi uyarınca iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesinti oluşmaktadır. İddianamenin düzenlenmesiyle olaylar arasında hukuki kesinti oluştuğundan iddianamenin düzenlenmesinden sonra devam eden eylemler ise başka bir ceza soruşturmasının konusunu oluşturacaktır.
Buna karşın işlemiş olduğu suçtan dolayı henüz hakkında iddianame düzenlenmeden, sanığın aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura (suçtar zarar görene) karşı yeniden suç işlemesi durumunda, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Bu ahvalde sanığın her suçtan ayrı ayrı cezalandırılması yoluna gidilmeyecek, sanığa bir suçtan ceza verildikten sonra hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle cezasından artırım yapılacaktır.
Buna göre, soruşturma aşamasında sanığın aynı suç işleme kararıyla, aynı mağdura (suçtan zarar görene) karşı değişik zamanlarda aynı suçu işlediğinin tespit edilmesi durumda, soruşturma dosyalarının birleştirilerek kamu davası açılması, bu hususa riayet edilmeden kamu davalarının açılması halinde ise hukuki kesintinin oluşmasından önce sanığın aynı mağdura karşı bir suç işleme kararıyla aynı suçu değişik zamanlarda işlediğinin anlaşılması durumunda dava dosyalarının birleştirilerek sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi isabetli bir uygulama olacaktır.
7258 sayılı Yasanın 5/b maddesindeki suçun oluşması için bir kez dahi yasadışı bahis oynatılması yeterlidir. Yani temadi eden bir suç değildir.
Bu anlatılanlardan sonra somut olaya baktığımızda;
İşyerinde internet üzerinden bahis oynantığının tespiti üzerine bilgisayara el koyularak, bilgisayar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde iki ayrı günde 119 kez yurtdışı kaynaklı bahis oynattığı tespit edilen sanığın, hukuki kesinti oluşmadan bir suç işleme kararıyla, aynı mağdura (suçtan zarar görene) karşı ve iki ayrı gün olması nedeniyle değişik zamanlarda 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçu işlediği anlaşıldığından, hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir.
Dosya kapsamına göre, sanığın yasadışı bahis oynatmaya karar verdikten sonra, bu kararın icrası kapsamında tespit edilebildiği kadar 25.04.2015 tarihinde ve bir gün öncesinde eylemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda ayrıntısı ile bahsedilen içtihadında da belirtildiği üzere, tek suç işleme kararı kapsamında yani yasadışı bahis oynatma kararı uyarınca aynı mağdura karşı 2 gün gibi kısa aralıkla 119 kez 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinde düzenlenen suçu işlediği, hukuki kesinti gerçekleşmeden aynı suçun işlenmesi söz konusu olduğundan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekçesiyle hükmün bozulması yerine, sanığın eyleminin tek kabul edilerek 7258 sayılı Yasanın 5/b maddesinden
kurulan hükmün onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 16.12.2024
Yasadışı bahis oynamak hapis cezası gerektirir mi?

Hayır, yasadışı bahis oynamak suç değil kabahat olarak düzenlenmiştir ve hapis cezası gerektirmez; fail hakkında mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından idari para cezası verilir.

Yasadışı bahis oynatma suçunda maddi kazanç şart mıdır?

Hayır, yasadışı bahis oynatma suçunun oluşması için failin menfaat temin etmesi şart değildir; genel kastla hareket edilmesi ve oyunun oynatılması ya da yer veya imkân sağlanması yeterlidir.

İşyerindeki bilgisayardan bahis sitesine girilmesi cezalandırma için yeterli midir?

Yalnızca bilgisayardan bahis sitelerine girilmiş olması yeterli delil sayılmaz; erişim sıklığı, kupon basımı ve işlem listeleri gibi teknik bilirkişi bulgularının ortaya konulması gerekir.

Yurt dışı kaynaklı siteler üzerinden bahis oynatmanın cezası nedir?

Yurt dışında oynatılan bahislerin internet veya sair yolla Türkiye'den oynanmasına imkân sağlanması eylemine 7258 sayılı Kanun m. 5/1-b uyarınca dört yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı yasadışı bahis davalarına katılabilir mi?

Evet, 7258 sayılı Kanun m. 5/8 gereğince mahkeme iddianame örneğini Spor Toto Teşkilat Başkanlığına tebliğ eder ve başvuru yapılması halinde Başkanlık davaya katılan olarak kabul edilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu