7. Yargı Paketi ile Kanunlarda Yapılan Temel Düzenlemeler

by Avukat Erdal Ersoy
7. Yargı Paketi ile Kanunlarda Yapılan Temel Düzenlemeler

Konutta Haciz Denetimi ve Haczedilemezlik Kapsamı

7445 sayılı Kanun ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na dahil edilen 79/a maddesi gereğince, icra memuru haciz icra edilecek mahallin konut niteliğinde olduğunu belirlerse öncelikle konutta haciz kararı alır ve dosyayı onay için derhal icra mahkemesine iletir. İcra mahkemesi, tevdi edilen dosya üzerinden en geç üç gün zarfında inceleme yaparak yerin mesken vasfını taşıdığını saptaması durumunda kararın onaylanmasına kesin şekilde hükmeder. Bu denetim mekanizması ihtiyati haciz uygulamalarını kapsamaz. Kanun'un geçici 19. maddesi gereğince de kuralın yürürlüğe girmesinden evvel verilmiş olan konutta haciz kararlarına ilişkin eski usul tatbik edilmeye devam eder.

İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesindeki tadille, borçlunun kendisi ile beraber barınan aile üyelerinin kişisel kullanımındaki eşyaları ve ailenin ortak gereksinimine ayrılmış ev eşyalarının tamamı haczedilemeyecek mallar statüsüne alınmıştır. Hükmün yürürlüğünden evvel muhafaza altına alınan eşyalar bakımından ise evvelki yasa kuralları geçerliliğini muhafaza eder. Aynı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasına eklenen açık düzenlemeyle, borcun tahsili amacıyla haczedilecek menkul ve gayrimenkul malların miktarının toplam alacak tutarını aşacak boyuta ulaşması kesin bir biçimde yasaklanmıştır.

Yediemin Mallarının Tasfiyesi ve İhtilafların Çözümü

İcra ve İflas Kanunu'nun 88/a maddesi doğrultusunda, muhafaza altına alınmasına sebebiyet veren haczin ortadan kalkmasına rağmen yedieminde muhafaza edilmeye devam edilen mallar, icra takibini yürüten mahalli icra dairesince kendiliğinden tasfiye edilir. Süreç içerisinde malik borçlunun yahut rehin hakkı sahibinin malı geri almaması ve diğer yasal usullerle tasfiyenin sonuçsuz kalması durumunda; tebliğin tebellüğünden itibaren on gün içinde son iki yıllık değer ya da icra dairesinin takdir ettiği bedelin yüzde kırkı esas alınarak, resmi tarifedeki saklama gideri düşüldükten sonra kalan tutarı yatırdığı takdirde mülkiyetin devredilebileceği yediemine ihtar edilir.

İlgili aşamaların tüketilmesine rağmen tasfiyesi sağlanamayan malların mülkiyetinin karşılıksız olarak Türkiye Kızılay Derneğine devri amacıyla icra müdürlüğü dosyayı icra mahkemesine gönderir. Gerçekleştirilen mülkiyet intikali muamelelerinde yedieminlik alacağına istinaden hapis hakkı ileri sürülemez; muhafaza ve yediemin ücretinin ödenmemiş olması mülkiyet devir işlemlerinin icrasına engel meydana getirmez.

Dava Şartı Arabuluculuk Kurumunun Genişletilmesi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde yapılan düzenlemeyle, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat taleplerinin yanı sıra bu istemlerle bağlantılı itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk sürecine dahil edilmiştir. Benzer şekilde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca işçi veya işveren alacağı ve tazminatıyla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında da arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Singapur Sözleşmesi çerçevesinde icra edilen arabuluculuk görüşmeleri neticesinde düzenlenen uluslararası sulh belgelerinin infaz kabiliyeti kazanması için icra edilebilirlik şerhinin asliye ticaret mahkemesinden temini mecburidir.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/B maddesi tahtında; kiralanan taşınmazların ilamsız icra takibi yoluyla tahliyesi haricindeki kira mukavelesinden doğan uyuşmazlıklar, menkul ve gayrimenkullerin paylaştırılması ile paydaşlığın giderilmesine matuf davalar, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu tatbikatından doğan anlaşmazlıklar ve komşuluk hukukundan neşet eden uyuşmazlıklar dava şartı arabuluculuğa tabi tutulmuştur.

Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukundaki Temel Değişiklikler

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 79. maddesinde yapılan tanzimle göçmen kaçakçılığı suçunun temel hapis cezasının asgari sınırı üç yıldan beş yıla yükseltilmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti fiillerini düzenleyen 188. maddenin dördüncü fıkrasının (a) bendine; sentetik katinon ve türevleri, sentetik opioid ve türevleri ile amfetamin ve türevleri eklenerek cezayı artıran nitelikli unsurlar tahkim edilmiştir. 2313 sayılı Kanun'un 20. maddesi doğrultusunda da kesin tahlil raporlarının temin edilmesini müteakip lüzumlu numunelerin saklanması kaidesiyle uyuşturucu maddelerin müsaderesine soruşturma evresinin her basamağında sulh ceza hâkimliği tarafından karar verilir.

2313 sayılı UYUŞTURUCU MADDELERİN MURAKABESİ HAKKINDA KANUN m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik: 17/6/1982-2683/1 md.)[4] Gümrüklerden ülkeye izinsiz sokulmaya çalışılan veya ülke içinde izinsiz satıldığı görülen ve her ne surette olursa olsun kanuni yetkisi olmayanlar yanında bulunan uyuşturucu maddeler, zabıtanın, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı memurlarının, sağlık ve sosyal yardım bakanlığı müfettiş ve müdürlerinin, hükümet tabiplerinin, sağlık ocağı tabiplerinin, hudut ve sahiller sağlık teşkilatı memurlarının herhangi birisi tarafından bir tutanak düzenlemek suretiyle zaptedilir. Gerek bunlar, gerekse izinsiz imal edilen veya ihraç edilmek istenirken Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından zaptolunanlar sahipleri belli olsun veya olmasın suç delili olarak Cumhuriyet Savcılığınca muhafaza altına alınırlar. Zaptedilen uyuşturucu maddenin cins, vasıf ve miktarının kesin olarak saptanması amacıyla analizlere yetecek kadar örnek madde alınarak usulüne uygun şekilde ilgili laboratuvarlara gönderilir. (Değişik fıkra:28/3/2023-7445/7 md.) Uyuşturucu maddelerin kesin olarak raporları alındıktan sonra, yönetmelikte belirlenen usule uygun olarak alınacak örneklerin saklanması kaydıyla müsaderesine sulh ceza hâkimliğince soruşturmanın her safhasında karar verilir. (Değişik fıkra:28/3/2023-7445/7 md.) Müsaderesine karar verilen uyuşturucu maddeler gereği yapılmak üzere mühürlü olarak mahalli mülki amirliğe teslim edilir. (Değişik fıkra:28/3/2023-7445/7 md.) Örnek olarak alınan uyuşturucu maddeler hükümle birlikte müsadere edilir ve ancak hükmün kesinleşmesinden sonra mahalli mülki amirliğe teslim edilir. (Ek: 27/2/2003-4819/1 md.) Yönetmelikte belirlenecek esaslar dahilinde, uyuşturucu madde arama köpeği eğitiminde kullanılmak üzere, ihtiyaç duyulacak cins ve miktarda uyuşturucu madde, İçişleri Bakanının talebi üzerine, İçişleri Bakanlığının ilgili bağlı kuruluşlarına; Millî Savunma Bakanının talebi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerine; Gümrük ve Ticaret Bakanının talebi üzerine Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğüne; uyuşturucu maddelerin tıbbî amaçlı olarak kullanılabilirliğini araştırmak üzere ihtiyaç duyulacak cins ve miktarda uyuşturucu madde ise Tarım ve Köyişleri Bakanının talebi üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili bağlı kuruluşlarına teslim edilir.[5] 3491 sayılı Toprak Mahsulleri Ofisi Kanununun 27 nci maddesinin (F) fıkrası hükümleri saklıdır.

Kullanmak amacıyla uyuşturucu ya da uyarıcı madde temin etme, kabul etme veya bulundurma suçlarında savcılıkça verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kolluk mercilerine bildirilir. Erteleme devresinde şüpheliye yönelik en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır; bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Bu evrede şüpheli gereğinde tedavi yükümlülüğüne tabi tutulur ve madde kullanımı olup olmadığının tespiti gayesiyle erteleme süresince senede en az iki defa resmi kuruma sevki icra edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 191Kaynağı aç
Madde 191- (Değişik: 18/6/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir. (4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. (6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. (7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. (8) Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır. (10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Etkin pişmanlık

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 139. maddesi gereğince hâkim, belirli katalog uyuşturucu suçları bağlamında görevlendirilen gizli soruşturmacının kamusal alanlar ile işyeri mahallerinde delil toplama amacıyla ses ve görüntü kaydı almasına onay verebilir. 193. maddede tesis edilen kaide uyarınca, mevcut delil durumuna göre sanık yönünden mahkûmiyet kararı, ceza verilmesine yer olmadığı kararı ve güvenlik tedbiri dışındaki bir karara varılması gerekiyorsa, şahsın sorgusu henüz yapılmamış bulunsa dahi muhakeme yokluğunda neticelendirilebilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
Madde 193 – (1) Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir. (2) (Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. Sanığın mahkemeden uzaklaşması

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde yapılan değişiklik uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yöneltilen itirazlarda denetim mercii, kararı ve hükmü hem usul kuralları hem de maddi esas cihetinden etraflıca tetkik eder; hukuka aykırılık tespit etmesi halinde gerekçeli olarak kararı kaldırıp dosyayı mahkemesine iade eder. Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığının kesinleşmiş ceza dairesi kararlarına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/A maddesi kapsamında sanık zararına itirazda bulunabilmesi için kararın neticesini değiştirecek ağırlıkta temel bir yanılgının mevcudiyeti şart koşulmuş olup ilgililere tebliğden sonra yedi gün içerisinde yazılı cevap hakkı tanınmıştır.

5275 sayılı Kanun'un 16/A maddesi gereği, toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan yahut adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen kadın hükümlünün; engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi hâlinde, cezasının infazı Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir. Erteleme süresi her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir; erteleme süresi içinde zamanaşımı işlemez ve hükümlüye yurt dışına çıkamama yükümlülüğü konulur.

Yargılama Süreçleri, Tazminat Komisyonu ve Mesleki Güvenceler

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 437. maddesi kapsamında koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması yargılamasında basit yargılama usulü uygulanır; hâkim ilgili şahsı dinler, tahkikat aşamasını tamamlar ve gecikmeye meydan vermeden en geç iki gün içinde hükmünü kurar. Lüzumu halinde ilgili süjeye adli yardım temin edilir. Asliye ticaret mahkemelerindeki tek hâkimli yargılama alanında ise parayla değerlendirilebilen davalardaki parasal sınır bir milyon Türk lirasına yükseltilmiş olup tutarın yıllık değerleme oranı nispetinde artırılacağı öngörülmüştür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 437Kaynağı aç
Madde 437- Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir. Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır. (Değişik fıkra:6/12/2019-7196/54 md.) Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir.[29] İKİNCİ BÖLÜM VESAYETİN YÜRÜTÜLMESİ BİRİNCİ AYIRIM VASİNİN GÖREVLERİ A. Göreve başlama I. Defter tutma

6384 sayılı Kanun çerçevesindeki Tazminat Komisyonu, Adalet Bakanlığı merkez teşkilatı ile bağlı ve ilgili kuruluşlarında çalışan hâkim ve savcılar arasından Adalet Bakanı tarafından atanacak dokuz üyeden teşekkül eder. Heyetlerin başkanları Adalet Bakanı tarafından, heyetlerin kuruluşu ve iş bölümü ise Başkan tarafından belirlenir; Komisyon asgari yedi üyeyle, heyetler üye tam sayısıyla toplanır ve kararlar üye tam sayılarının salt çoğunluğuyla verilir. Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince, soruşturma, kovuşturma veya yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmaması ile kararların geç, eksik veya hiç icra edilmemesi gerekçesiyle 9/3/2023 tarihi itibarıyla Anayasa Mahkemesinde derdest olan bireysel başvurulardan başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararlarının tebliğinden itibaren üç ay içinde Komisyona müracaat edilebilir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 43. maddesine eklenen norm uyarınca avukatların mesleki ofis edinme ve tefriş harcamalarının karşılanabilmesi adına kredi kuruluşları ve kamu kurumlarınca elverişli finansman imkânı sağlanması; bu usullerin ilgili kurumların görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca tanzimi kabul edilmiştir. Yine Avukatlık Kanunu'nun 65. maddesindeki düzenlemeyle mesleğin ilk beş senesinde avukatlardan baro keseneği tahsil edilmesi kuralına son verilmiştir.

Konutta haciz yapılabilmesi için hâkim kararı gerekir mi?

İcra memurunun mahallin konut olduğunu belirlemesi üzerine haciz kararı icra mahkemesinin incelemesine sunulur ve mahkemenin en geç üç gün içinde vereceği kesin onay ile haciz icra edilir; ihtiyati haciz durumunda ise bu onay aranmaz.

Hangi ev eşyaları haczedilmezlik kapsamındadır?

Borçlu ile müşterek ikametgâhta barınan aile fertlerinin kişisel eşyaları ve ailenin ortak hayatını idame ettirmesine hizmet eden ev eşyalarının tamamı kural olarak haciz koruması altındadır.

Kira ve ortaklığın giderilmesi davalarında arabuluculuk mecburi midir?

İlamsız icra takibiyle gerçekleştirilen tahliye süreçleri hariç olmak üzere kira ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ile taşınır ve taşınmazların paylaştırılması yahut ortaklığın giderilmesi davalarında dava ikame edilmeden evvel arabulucuya müracaat zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu