Yapay Zeka ile Sanal İlişki ve Boşanma Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Yapay Zeka ile Sanal İlişki ve Boşanma Davası

Yapay Zeka ile Sanal İlişki Hukuken Ne Anlama Gelir?

Yapay zeka tabanlı sohbet uygulamalarıyla kurulan duygusal bağ, Türk hukukunda henüz kendine özgü bir yasal düzenlemeye konu olmamıştır. Bu nedenle mahkemeler böyle bir durumu değerlendirirken genel boşanma hükümlerine, özellikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesine dayanmak durumundadır. Kanunun 166/1. fıkrası, evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması hâlinde her eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Yapay zeka kullanımının bu eşiği aşıp aşmadığı somut olayın tüm koşullarına göre değerlendirilecektir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

TMK m. 185, eşlerin birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorunda olduğunu düzenler; aynı madde evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlama ve çocukların bakımına özen gösterme yükümlülüğünü de kapsar. Bu yükümlülükler yapay zeka sohbeti özelinde ayrıca tanımlanmamıştır; dolayısıyla yapay zekayla kurulan bir sanal bağın bu yükümlülükleri ihlal edip etmediği, somut davranışların evlilik düzenine fiilî etkisiyle değerlendirilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 185Kaynağı aç
Madde 185- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma

Sanal İlişki Otomatik Boşanma Sebebi Sayılır mı?

Yapay zeka ile kurulan sanal ilişki, otomatik olarak boşanma sebebi doğurmaz. Belirleyici olan bu davranışın evlilik üzerindeki fiilî etkisidir: ilgisizlik yaratıp yaratmadığı, ortak hayatı çekilmez hâle getirip getirmediği ve hangi düzeye ulaştığı gibi somut olgular mahkemenin değerlendirme konusunu oluşturur. Bağımlılık düzeyine ulaşmış ve ortak hayatı çekilmez kılan bir tablonun varlığı hâlinde bu durum davada güçlü bir olgu olarak ileri sürülebilir; ancak sonucu her dosyadaki ispat durumu ve mahkemenin somut değerlendirmesi belirler.

Fiziksel temas bulunmasa bile evlilik içinde beklenen yakınlığın bütünüyle sanal bir uygulamaya yönlendirilmesi, ortak yaşamın özünü sarsan bir kırılma yaratabilir. Bu olasılık, söz konusu durumu kendiliğinden sadakat ihlali ya da boşanma sebebi olarak tanımlayan bir kanun hükmüyle desteklenmemektedir; TMK m. 185'teki sadakat yükümlülüğünün yapay zeka sohbeti bakımından nasıl yorumlanacağına dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır.

Gerçek kişilerle sanal ortamda kurulan ilişkiler bakımından ise Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/146, K. 2024/4617 sayılı kararı, bir eşin sanal oyun sitesinde başka bir kişiyle yazışmalar yapmasını güven sarsıcı kusurlu davranış olarak nitelendirmiştir. Bu karar bir bozma kararıdır: Bölge Adliye Mahkemesi erkeği ağır kusurlu saymışken Yargıtay kusur belirlemesini hatalı bularak kadının daha ağır kusurlu olduğuna hükmetmiş ve dosyayı iade etmiştir; ilk derece, istinaf ve Yargıtay farklı kusur değerlendirmelerine ulaşmıştır. Sanal ortamdaki yazışmalar kararda tek başına değil, diğer kusurlu eylemlerle bir arada tartılmıştır. Yapay zeka uygulamalarının bu çerçevede nasıl konumlandırılacağına dair doğrudan bir içtihat ise mevcut değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/146, K. 2024/4617Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/146 E.  ,  2024/4617 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2150 E., 2022/2200 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi İLK DERECE MAHKEMESİ : Yahyalı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2020/156 E., 2022/197 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma, ziynet alacağı ve tedbir nafakası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, karşı boşanma davasının reddine, ziynet alacağı davasının kabulü ile tedbir nafakası davasının reddine verilmiştir. Kararın taraf vekillerinde istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı-davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kabul edilen yönlerden kaldırılmasına ve bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm tesisine, davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin ise diğer yönlere ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı erkek vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 12.06.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı-davalı … ve vekili Avukat … ile karşı taraf davalı-davacı … vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı-davalı erkek vekili dava, cevaba cevap (karşı davada cevap) dilekçelerinde özetle; tarafların 2012 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden ortak çocukları olduğunu, kadının, birlik görevlerini ihmal ettiğini, ilgisiz olduğunu, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, yatağını ayırdığını, hakaret ettiğini, karşı dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, dava konusu ziynet eşyalarının ev alımında kadın tarafından iade edilmemek üzere verildiğini iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, karşı davanın reddine, ortak çocukların velâyetinin babaya verilmesine, erkek yararına yasal faizi ile birlikte 150.000,00 TL maddî tazminat, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davacı-davalı erkek vekili birleşen davada sunduğu cevap dilekçesinde özetle; birleşen davada dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, asıl dava dilekçesinde dayanılan vakıaları tekrarla birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı-davacı kadın vekili cevap, karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, erkeğin, birlik görevlerini ihmal ettiğini, ilgisiz olduğunu, ortak konuttan kovduğunu, ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kaldığını, bağımsız konut temin etmediğini, hakaret ve tehdit ettiğini, fiziksel ve ekonomik şiddet uyguladığını, kadına ait ziynet eşyalarının kadının rızası olmamasına rağmen alındığını ve iade edilmediğini iddia ederek karşı davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, asıl davanın reddine, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocukların her biri yararına ayrı ayrı 700,00 TL tedbir nafakası, 700,00 TL iştirak nafakası, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL yoksulluk nafakası, yasal faizi ile birlikte 150.000,00 TL maddî tazminat, 150.000,00 TL manevî tazminat, ziynet eşyalarının aynen iadesini, aynen iadenin mümkün olmaması durumunda ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ziynet alacağı bedelinin erkekten alınarak kadına verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-davacı kadın vekili ıslah dilekçesinde özetle; dava konusu ziynetlerin aynen iadesini, aynen iadenin mümkün olmaması durumunda ise bilirkişi raporunda belirtilen değer olan 256.733,00 TL üzerinden ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında şiddetli geçimsizlik olduğunu, erkeğin, birlik görevini ihmal ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, iddia ederek davanın kabulü ile kadın yararına aylık 700,00 TL tedbir nafakası, ortak çocukların her biri yararına ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadının, sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek güven sarsıcı davranışta bulunduğu, bu durumun tüm dosya kapsamı ile ispatlandığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, karşı boşanma davasının reddine, ortak çocukların velâyetinin, alınan sosyal inceleme raporu içeriği de dikkate alınarak babaya verilmesine, ortak çocuklarla anne arasında kişisel ilişki kurulmasına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olan kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olan kadının kusurlu davranışının erkeğin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu dikkate alınarak erkek yararına 15.000,00 TL maddî tazminat, 10.000,00 TL manevî tazminat, kadına ait olan ziynet eşyalarının ev alması amacıyla erkeğe verildiği ancak sonrasında kadına iade edilmediği belirtilerek ziynet alacağı davasının kabulü ile 5 adet her biri 30'ar gram 22 ayar altın bilezik olmak üzere toplamda 68.850,00 TL, 16 adet 22 ayar gramse altın olmak üzere toplamda 126.400,00 TL, 16 adet her biri 22 ayar tam altın olmak üzere toplamda 50.560,00TL, 1 adet 4 gram yüzük olmak üzere 1.464,00 TL, 1 adet 12,50 gram 22 ayar altın zincir ve içerisinde büyük çeyrek altın olan çerçeveli altın kolye olmak üzere toplamda 9.459,00 TL olmak üzere tüm ziynet eşyaları yönünden toplam 256,733,00 TL değerindeki ziynet eşyalarının davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya aynen iadesine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde ziynet eşyaları 10.000,00 TL'nin 17.11.2020 karşı dava tarihinden itibaren geri kalan 246.733,00 TL'nin ise ıslah tarihi olan 10.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte erkekten alınarak kadına verilmesine, birleşen tedbir nafakasının ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı-davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, kusur durumu dikkate alındığında erkek yararına hükmedilen tazminatların miktarlarının ise az olduğu belirtilerek; tazminatların miktarları ve ziynet alacağı davası yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, kadının davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmesi gerektiği, tedbir nafakası miktarının az olduğu, tazminat, yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, birleşen tedbir nafakası davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, ziynet alacağı davasında faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği belirtilerek; erkeğin davasının kabulü, kadının davasının reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, ziynet alacağı davasında faiz başlangıç tarihi ve birleşen davanın reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, kadının, sanal oyun sitesinde başka erkek ile yazışmalar yaparak güven sarsıcı davranışta bulunduğu, erkeğin ise ortak konutun anahtarını babasına verdiği, tarafların sık sık ve uzun süre erkeğin ailesinin evinde kalmasına sebebiyet vererek bağımsız bir ortak yaşam sağlamadığı, ailesinin evliliğe aşırı müdahalesine sessiz kaldığı, ailesinin, kadını evden kovmasına sessiz kaldığı, kız kardeşinin başka bir erkek adıyla sosyal medyada sahte bir hesap açarak bu hesap üzerinden kadın ile yazışmasına ve bu yazışmaları kad sanal oyun sitesinde başka erkek ile yazışmalar yaparak güven sarsıcı davranışta bulunduğuının itibarını zedelemek için erkeğin ailesine ve kadının ailesine ifşa etmesine sessiz kaldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğu, erkeğin davasının kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak kadının davasının kabulüne de karar verilmesi gerektiği, alınan sosyal inceleme raporları dikkate alındığından velâyet ve kişisel ilişki düzenlemesinin isabetli olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, ortak çocukların baba yanında yaşamaya başladığı tarih olan 02.07.2021 tarihine kadar ortak çocuklar yararına tedbir nafakası takdir edilmesinin isabetli olduğu, kadın yararına tedbir nafakası takdir edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası miktarının az olduğu, herhangi bir geliri bulunmayan ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan kadın yararına yoksulluk nafakası takdir edilmesi gerektiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olan erkek yararına tazminata hükmedilmesi için yasal şartların oluşmadığı, ağır kusurlu olan erkeğin kusurlu davranışlarının aynı zamanda kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, hakkaniyet ilkesi, paranın alım gücü, mevcut ve beklenen menfaat dikkate alınarak kadın yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu, kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamına göre; evlilik içerisinde kadına düğünde takılan ziynet eşyalarının ev almak için erkek tarafından kadından alındığı, daha sonrasında tekrar iade edilmediği, kadının ziynetleri iade edilmemek üzere verdiğinin ise erkek tarafından ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince, ziynetler yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde ve ziynet alacağının 10.000,00 TL'sine dava tarihinden itibaren, 246.733,00 TL'sine ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek; davalı-davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kabul edilen yönlerden kaldırılmasına ve bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinin yukarıda belirtildiği şekilde düzeltilmesine, kadının davasının kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, kadın yararına tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde dava tarihinden boşanma kararı kesinleşene kadar aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL yoksulluk nafakası, yasal faizi ile birlikte 25.000,00 TL maddî tazminat, 25.000,00 TL manevî tazminat, erkeğin tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, kadın tarafından bağımsız olarak açılan tedbir nafakası davasının kısmen kabulü ile kadın yararına 700,00 TL tedbir nafakası, ortak çocukların her biri yararına ayrı ayrı 02.07.2021 tarihine kadar … yararına aylık 450,00 TL, … yararına aylık 350,00 TL tedbir nafakası, davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin ise diğer yönlere ilişkin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı-davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun kısmen kabulüne dair verilen kararın hatalı olduğu, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ile kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, ziynet alacağı davası yönünden temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; karşılıklı boşanma ve ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi istemine ilişkin olup uyuşmazlık, ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının ile boşanmaya karar verilmesinin yerinde olup olmadığı, kadın yararına tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi için gerekli şartların gerçekleşip gerçekleşmediği,, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kadın tarafından erkeğe verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 189 uncu maddesi, 190 ıncı maddesi, 255 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 1 inci maddesi, 4 üncü maddesi, 6 ıncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi ; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri, 285 inci ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı- davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince davalı- davacı kadının tam kusurlu olduğu belirtilerek asıl davanın kabulüyle tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, davalı- davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, davacı-davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin ise diğer yönlere ilişkin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı- davalı erkek vekili tarafından yukarıda belirtildiği şekilde temyiz edilmiştir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin ağır kusurlu olduğu belirtilmişse de kusur belirlemesinin hatalı yapıldığı, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; kadının, sanal oyun sitesinde başka erkek ile yazışmalar yaparak güven sarsıcı davranışta bulunduğu, sürekli olarak herkesin içerisinde erkeğe hakaret ettiği, erkeğin ise ortak konutun anahtarını babasına verdiği, tarafların sık sık ve uzun süre erkeğin ailesinin evinde kalmasına sebebiyet vererek bağımsız bir ortak yaşam sağlamadığı gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir. 3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda kadın ağır kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu eş yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilemez. Kadın yararına 4721 sayılı Kanunu'nun 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları koşulları oluşmamıştır. O halde kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 4.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda kadın ağır kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Kadın yararına 4721 sayılı Kanunu'nun 175 inci maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 5.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların, erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların, sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde erkeğin tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2), (3), (4) (5) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere kusur belirlemesi, tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden erkek yararına BOZULMASINA, 2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı erkek vekilinin sair temyiz tirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşma için takdir olunan 17.100,00 TL vekâlet ücretinin …'den alınarak …'e verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması: Hukuki Çerçeve

TMK m. 166/1 kapsamında boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin ortak hayatı sürdürmeyi eşlerden beklenemeyecek ölçüde temelinden sarsılmış olması gerekir. Bu sarsılmanın varlığı ve ağırlığı mahkeme tarafından her dosyada ayrı ayrı değerlendirilir. Davacının kusuru davalıdan daha ağır ise davalının davaya itiraz hakkı bulunur; ancak bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmadığı saptandığında mahkeme yine de boşanmaya karar verebilir.

Eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu yolda boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hakkında taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek anlaşmada değişiklik yapabilir; bu değişiklikler de taraflarca kabul edilirse boşanmaya hükmedilir.

14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle değiştirilen TMK m. 166/4'e göre herhangi bir boşanma sebebiyle açılmış davanın reddi kesinleştikten sonra bir yıl geçmesine karşın ortak hayat yeniden kurulamazsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Boşanma Davasında İspat: Hangi Olgular Önem Taşır?

Boşanma davasında iddia tek başına yeterli değildir. Ortak hayatın bozulduğunu ortaya koyan tanık anlatımları, davranış değişiklikleri ve hukuka uygun yollarla elde edilmiş mesaj kayıtları ispat açısından önem taşır.

Delil elde etme yöntemine özellikle dikkat etmek gerekir. Şifre kırmak, gizlice hesaba girmek, casus yazılım kullanmak veya benzeri hukuka aykırı yöntemlerle veri elde etmek ayrı sorun doğurur. Bu yöntemlerin hangi hukuki sonuçlara yol açacağı kaynakta madde numarası veya yaptırım belirtilmeksizin ifade edilmiştir; her somut olayın koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.

Kusur, Tazminat ve Nafaka İlişkisi

Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu bulunan eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/146, K. 2024/4617 sayılı kararında, sanal ortamdaki yazışmaları da kapsayan kusurlu davranışlarıyla daha ağır kusurlu bulunan eş bakımından TMK m. 174/1-2 kapsamındaki tazminat koşullarının oluşmadığı saptanmıştır. Bu karar bozma ile sonuçlanmış olup dosya yeniden yargılanmak üzere iade edilmiştir; dolayısıyla nihai karar bu aşamada kesinleşmemiştir. Buna karşılık, boşanmaya neden olan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmayan, kişilik hakları saldırıya uğrayan ve eşinin maddi desteğini yitiren taraf yararına tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile fiilin ağırlığı dikkate alınarak maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir.

Yoksulluk nafakası bakımından TMK m. 175 uyarınca temel kural, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilmesidir. Boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşe göre ağır kusurlu olan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/3286, K. 2024/558 sayılı kararında ise somut davacının kamudan emekli olduğu ve düzenli, sabit bir geliri bulunduğu saptanarak boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği kabul edilmiş ve nafaka koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu değerlendirme, ilgili kişinin gelir durumuna ilişkin somut bir tespite dayandığından her düzenli gelir sahibi eş için genel bir kural olarak aktarılamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3286, K. 2024/558Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/3286 E.  ,  2024/558 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2021 E., 2023/371 K. DAVA TARİHİ : 11.12.2019 KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/1682 E., 2022/683 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; erkeğin kadına ilgisiz olduğunu, sadakatsiz davranışlarda bulunduğunu, kadının emekli maaşı ile evi çekip çevirmeye çalıştığını, erkeğin sadece elektrik, su ve yakıt parasını ödediğini, son dönemlerde erkeğin giyim kuşamının değiştiğini, sosyal ortamlarda kadını yalnız bıraktığını, kadın ile iletişim kurmadığını, erkeğin kimi zaman sabah erken saatlerde evde olmadığını, arandığında ya cevap vermediğini ya da dışarıdayım dediğini, akşam geç saatlerde eve döndüğünü, birden çok kez yoldayken arkadaşları ile şehir dışına gittiğini haber verdiğini, son dönemlerde odasına çekilerek bilgisayar ya da telefonda vakit geçirdiğini, kadın ve çocuklar ile aynı ortamda bulunmak istemediğini, ortak çocukların erkeğin bıraktığı açık bilgisayardan başka kadınlarla yazışmalar yaptığını gördüğünü, kız çocukları ile de cinsel içerikli yazışmalar yaptığını ve pornografik resimlerin olduğunu, bu nedenle aile bireylerinin bulunduğu ortamda erkeğin itirafta bulunduğunu, kadına hakaret ettiğini, daha sonra gelip kadından özürler dilediğini düzeleceğini söylediğini, bir süre kendisini dinlemek için başka yere taşındığını, fiziksel şiddet uyguladığını, çocuklara fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını belirterek davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, aylık 2.500,00TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile birlikte 100.000,00TL maddî ve 100.000,00TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; kadının evliliğin başından beri ev işlerini yapmak istemediğini, aile dostlarını evde ağırlamak istemediğini, çalışıyor olmasına rağmen hiçbir masrafa katılmak istemediğini, erkeğin başka bir kadınla birlikteliğinin bulunmadığını, sadece internet üzerinden süreklilik arz etmeyen ve sadece dertleşme amaçlı yapılan görüşmelerin aldatma olarak kabul edilemeyeceğini, kadının ve çocukların erkek ile aynı ortamda bulunmak istemediğini, aynı sofraya oturmadıklarını, kadının erkeği ihmal ettiğini, bu sebeple erkeğin kabul ettiği ve pişman olduğu bir hata yaptığını, kadından göremediği ilgiyi sanal alemde aradığını, bu durumun bir defadan öteye geçmediğini, erkeğin önce kızı ile konuştuğunu ve annesini çok sevdiğini belirterek özür dilediğini ancak ortak çocukların yanlı davrandığını, daha sonra kadın ile konuşarak özür dilediğini, kadının hakaretler ettiğini ve boşanma kararı verdiğini, erkeği evden kovduğunu, daha sonra tarafların ayrı olduğu dönemde kadının "birleşirsek çocuklarla problem yaşarsın" dediğini, erkeğin kız çocukları ile konuşma yapmadığını, kadından defalarca affedilmeyi talep ettiğini, kadına hala gönülden bağlı olduğunu, eşini ve çocuklarını sevdiğini, boşanmak istemediğini belirterek davanın reddine, boşanmaya karar verilmesi halinde kadının ağır ya da eşit kusurlu olduğunun kabulü ile kadının tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının ortak evin temizliğiyle ilgilenmediğinin, evin dağınık olduğunun sabit olduğu, bu hususların davacı kadına kusur olarak izafe edilebileceği, erkeğin ise başka bayanlarla mesajlaşarak sadakat yükümlülüğüne aykırılığa varmayan güven sarsıcı hareketlerde bulunduğunun, ortak çocuklarla maddîyat hariç ilgilenmediğinin, kadının rahatsızlıklarıyla ilgilenmediğinin sabit olduğu, bu hususların erkeğe kusur olarak izafe edilebileceği, mevcut kusur durumuna göre erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile birlikte 25.000,00 TL maddî 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kadının yüklenen kusurun hatalı olduğunu, erkeğin boşanma kararı almasından sonra özür dileyerek barışmak istediğini, bu nedenle affettiğinin kabulü gerektiğini, erkeğe yüklenen kusurlara gerekçede açık ve ayrıntılı olarak değinilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, kadının kusursuz erkeğin ise tam kusurlu olduğunu, hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarının düşük olduğunu belirterek kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatların miktarı yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; erkeğin ortak çocuklar ile arasındaki husumet dolayısıyla beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğini, kadının kusurlu olduğunun erkeğin tanık beyanları ile ispatlandığını ancak dikkate alınmadığını, hükmedilen nafakanın kaldırılması gerektiğini, kadının geliri olduğunu, hükmedilen tazminatların kaldırılması gerektiğini, kararın tümüyle ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatlar yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğe yüklenen kusurların gerçekleştiği, erkeğin gerçekleşen kusurlarının yanında eve geç gelme, kadından habersiz şehir dışına çıkma, kadına fiziksel şiddet uygulamaya kalkışma kusurlarını da işlediği, erkeğin cevap ve ikinci cevap dilekçesinde eşini sevdiğini boşanmak istemediğini dile getirdiği, bu durumda erkeğin kadın aleyhine ileri sürdüğü vakıaların, erkek açısından evlilik birliğini temelinden sarstığının kabulüne imkan bulunmadığı, bu itibarla kadına kusur yüklenmesinin hatalı olduğu, gerçekleşen olaylarda erkeğin tam kusurlu, kadının kusursuz olduğu, kusur durumu, evlilik süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve hakkaniyet ilkesi göz önüne alındığında kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesi ile kadının kusur belirlemesine, yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatların miktarına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulü ile kararın hüküm kısmının ilgili bentlerinin kaldırılmasına, yerlerine yeniden hüküm kurulmasına, kararın kusura ilişkin gerekçesinin açıklandığı şekilde düzeltilmesine, kadın yararına aylık 2.500,00TL yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile birlikte 80.000,00TL maddî ve 80.000,00TL manevî tazminata, kadının sair, erkeğin ise tüm istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada belirlenen tüm kusurların erkek açısından gerçekleştiğini, kadının emekli maaşı ile geçimini sağladığını, erkeğin ise üzerine kayıtlı gelir getiren birden çok taşınmazının bulunduğunu, bu nedenle kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatların miktarının düşük olduğunu, davanın açılışından sonraki süreçte paranın alım gücünün ciddi miktarda düştüğünün de göz önüne alınması gerektiğini belirterek hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatların miktarı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin hükmedilen tazminatları ve yoksulluk nafakasını ödeyecek ekonomik gücü olmadığını, ortak konutta kadın ve çocukların oturduğunu, erkeğin aracını ortak çocuğun kullandığını, erkeğin kirada oturduğunu, bu nedenlerle hükmedilen yoksulluk nafakası ve tazminatların kaldırılması gerektiğini, kusur tespitinin yerinde olmadığını, herhangi bir geçimsizliğin bulunmadığını, kadın ve tanıkları tarafından erkeğe atfedilen kusurlara rağmen kadının evliliğe devam ettiğini, bu nedenle af kapsamında değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ortak çocuklar ile erkek arasında husumet bulunduğundan beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğini, erkeğin kadını affetmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın kabulü ile kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, şartları var ise miktarlarının dosya kapsamı ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3.Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşulu ile geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Dosya kapsamı itibari ile davacı kadının kamudan emekli olduğu, düzenli ve sabit bir gelirinin olduğu, boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası koşulları oluşmamıştır. Davacı kadın eşin yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden BOZULMASINA 2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin sair temyiz tirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Eşin yapay zeka uygulamasıyla konuşması boşanma sebebi olabilir mi?

Otomatik olarak boşanma sebebi oluşturmaz. Mahkeme, bu davranışın evlilik birliğini ortak hayatı sürdürmeyi beklenemeyecek ölçüde temelden sarsıp sarsmadığını somut olgulara göre değerlendirir. Bağımlılık düzeyine ulaşmış, eşe ilgisizlik yaratan ve ortak hayatı çekilmez kılan bir tablonun varlığı hâlinde bu durum davada güçlü bir olgu olarak ileri sürülebilir; ancak sonucu ispat durumu ve mahkemenin her dosyadaki değerlendirmesi belirler.

Yapay zeka ile sanal ilişkiyi kanıtlamak için hangi deliller kullanılabilir?

Boşanma davasında tanık anlatımları, davranış değişiklikleri, ortak hayatın bozulduğunu gösteren olgular ve hukuka uygun yollarla elde edilmiş mesaj kayıtları önem taşır. Şifre kırmak, gizlice hesaba girmek veya casus yazılım kullanmak gibi hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen veriler ayrı sorun doğurur; bu nedenle delil toplanma biçimi ispat değeri kadar belirleyici olabilir.

Anlaşmalı boşanmada yapay zeka konusunun önemi var mı?

Anlaşmalı boşanmada tarafların ortak hayatın sona ermesi konusunda uzlaşması esastır. TMK m. 166/3 uyarınca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Bu yolda eşlerin ayrılık gerekçesi olarak yapay zeka ilişkisini öne sürmesi zorunlu değildir; hâkim tarafların iradesini ve anlaşmanın içeriğini denetler.

Sanal ilişki nedeniyle ağır kusurlu sayılan eş tazminat alabilir mi?

Boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu bulunan eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Sanal ortamdaki davranışların diğer kusurlu eylemlerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda bir eşin daha ağır kusurlu olduğu saptanırsa o eş TMK m. 174 kapsamında tazminat talep edemez.

Daha önce açılan boşanma davası reddedilmişse ne yapılabilir?

TMK m. 166/4'e göre, herhangi bir boşanma sebebiyle açılmış davanın reddi kesinleştikten sonra bir yıl geçmesine karşın ortak hayat yeniden kurulamazsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Bu düzenleme 14/11/2024 tarihli 7532 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle yenilenmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu