Yabancı Tahdit Kodu Nedir ve İptal Davası Nasıl Açılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Yabancı Tahdit Kodu Nedir ve İptal Davası Nasıl Açılır?

Yabancı Tahdit Kodu Kavramı ve Yasal Dayanağı

Yabancı tahdit kodu, Türkiye sınırlarına giriş veya ülkede kalış bakımından yabancılar hakkında kamu düzeni, kamu güvenliği, kamu sağlığı ya da göç politikaları gerekçesiyle idare tarafından tek taraflı uygulanan teknik bir idari kısıtlama işlemidir. Söz konusu idari işlemlerin temel kanuni dayanağını 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu oluşturmaktadır.

Tahdit kodları genel olarak Göç İdaresi Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya sınır birimleri tarafından tesis edilmektedir. Anayasa'nın 40. maddesi uyarınca kişilerin kendileriyle ilgili tesis edilen idari işlemlerden haberdar edilmesi anayasal bir güvencedir.

Yurda giriş yasaklarının uygulama alanına ilişkin olarak Danıştay 10. Dairesinin 2016/2309 esas ve 2021/2311 sayılı kararında belirtildiği üzere, 6458 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasında Türkiye dışında bulunma koşuluna değinilmiş olsa dahi, kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından sakınca oluşturan yabancılar hakkında ülke içinde bulundukları sırada da kısıtlama hükmü tatbik edilebilmektedir.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/2309, K. 2021/2311Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/2309 E.  ,  2021/2311 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/2309 Karar No : 2021/2311 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rusya uyruklu olan davacı tarafından, hakkında verilen yurda giriş yasağı kararının kaldırılması istemiyle yapılan 25/03/2015 tarihli başvurunun zımmen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkındaki istihbarat birimlerinin raporları ile G-87 tahdit kodu bir arada değerlendirildiğinde; hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkili hakkında Türkiye'de bulunduğu sırada konulan giriş yasağının 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na aykırı olduğu, ayrıca seyahat hürriyetinin sadece vatandaşlara tanınan bir hak olmadığı, Anayasa'nın seyahat hürriyetini vatandaş-yabancı ayrımı olmaksızın güvence altına aldığı, öte yandan müvekkili hakkında herhangi bir ceza soruşturması veya ceza kovuşturması bulunmadığı belirtilerek dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu nedenle Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, G-87 tahdit kaydının (Genel Güvenlik) Türkiye'yi çatışma bölgelerine geçiş yapmak için kullanan yabancıların ülkemize giriş yapmalarını ve ülkemizi güzergah olarak kullanmalarını önlemek amacıyla konulan bir tahdit kodu olduğu belirtilerek, davacının Suriye'deki çatışma bölgeleriyle bağlantılı faaliyetlerinin bulunduğunun tespit edildiği, hakkındaki tahdit kaydının da ülkemizi çatışma bölgelerine geçişte güzergah olarak kullanması ve bundan dolayı kamu düzeni ve güvenliği açısından ciddi tehdit oluşturması nedeniyle konulduğu, ayrıca Türkiye dışında bulunan yabancılara yönelik olarak da yurda giriş yasağı kararı alınabileceği belirtilerek davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Rusya uyruklu olan davacının 10/12/2013 tarihinde Atatürk Havalimanı'ndan Türkiye'ye giriş yaptığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünce 09/01/2015 tarihinde Yurda giriş yasağı kararı alındığı, daha sonra davacı vekili tarafından 25/03/2015 tarihli dilekçe ile müvekkili hakkındaki yurda giriş yasağının kaldırılması istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun zımmen reddi üzerine anılan zımmen ret işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 9. maddesi, 1. fıkrasında, "Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir."hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı vekili tarafından müvekkili hakkında Türkiye'de bulunduğu sırada konulan giriş yasağının 6458 sayılı Kanun'a aykırı olduğu ileri sürülmekle birlikte; her ne kadar işlem tarihindeki haliyle 6458 sayılı Kanun'un 9. maddesi, 1. fıkrasında, "Türkiye dışında olup da" ibaresi yer almakta ise de, bu ibare nedeniyle anılan hükmün kamu düzeni ve kamu güvenliği bakımından sakınca oluşturan kişiler yönünden ülke içinde bulunmaları halinde uygulanamayacağından söz etmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla ülke güvenliği açısından mahsurlu olanlar için söz konusu maddenin uygulanabileceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişlerinin yasaklanması konusunda idareye geniş takdir yetkisi tanındığı açıktır. Bu haliyle, idareye tanınan takdir yetkisi, yabancılar hukuku açısından dikkate alındığında, devletin hükümranlık haklarının doğal sonucu olup; kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Ancak yurda giriş yasağı işlemi tesis edilirken, idarece, hakkında yurda giriş yasağı kararı alınacak kişi yönünden bu yasağın uygulanmasını gerektirecek sebeplerin varlığının yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta; davacı hakkında tesis edilen yurda giriş yasağı kararı alınmasına dayanak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısında, Rusya Federasyonu INTERPOL biriminden alınan difüzyon mesajında, davacının radikal görüşlerin etkisi altında olduğu ve Suriye'de savaşmak amacıyla ülkesini terk ettiğinin bildirildiği, davacı hakkında yapılan tahkikatta ise, davacının 06/11/2014 tarihi itibariyle INTERPOL ve ASF veri tabanında ve tahdit kayıtlarında tanınmadığı, ülkemize 10/12/2013 tarihinde giriş yaptığı ve 06/11/2014 tarihi itibariyle yasal çıkış kaydının bulunmadığının belirtildiği; davacı hakkında yurda giriş yasağı kararı alınmasına ilişkin "Yabancı uyruklu şahıslar" konulu, … sayılı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nün … tarihli işlemi incelendiğinde ise, uluslararası terörist faaliyetlerinin tespit ve deşifresi amacıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, çatışma bölgeleriyle bağlantılı faaliyet gösterdiğine ilişkin bilgiler intikal eden işlem ekinde isimleri bulunan davacının da aralarında bulunduğu yabancılar hakkında yurda giriş yasağı kararı alındığı görülmekle birlikte; davacıya isnat edilen suçlamalara yönelik olarak somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, yine davacı hakkında kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından sakıncalı olduğu hususuna ilişkin olarak da herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, davacıya yönelik ceza soruşturması veya kovuşturması olduğuna ilişkin de dava dosyası içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının yurda girişinin yasaklanması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 16/12/2020 tarih ve Başvuru Numarası:2018/6143 sayılı kararında; "…52. Temel hak ve özgürlüklerin korunması millî güvenlik alanında yapılan faaliyetlerin de keyfîliğe ve kötüye kullanmaya karşı denetlenmesini elzem kılar. Hakkında millî güvenlik hususlarına dayanan bir tedbir uygulanan kişilerin keyfîliğe karşı tüm güvencelerden yararlanması gerekir. Söz konusu tedbirin hukuka uygunluğunu denetlemek ve olası keyfîlik ve kötüye kullanmayı engellemek bakımından yargısal makamların görevi her somut olayın koşullarına göre müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını incelemektir. 53. Millî güvenliğin korunması için yürütülen istihbarat faaliyetlerinde elde edilen bilgi ve belgelerin gizliliğinin korunmasının önemi tartışmasızdır. Bu nedenle bir yabancının özellikle terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarından kişiyle ilgili ceza yargılaması yürütülmesi veya mahkûmiyet kararı bulunması yahut elde edilen gizli nitelikte tüm bilgi ve belgeleri yargı mercilerine sunmaları gibi yüksek bir ispat standardı yükümlülüğü beklenemez. Ancak kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri de yeterli değildir. Kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir. 54. Ayrıca derece mahkemelerince bu yönden yapılan denetimin de sırf şeklî bir inceleme olması durumunda anayasal hak ve özgürlüklerin fiilen somut ve etkili biçimde korunduğundan söz etmek mümkün olmayacaktır. Yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur…" ilkeleri ortaya koyulduktan sonra; "… 56. Yurda giriş yasağı işlemine ilişkin yargılama sürecinde davalı idarenin soyut şekilde istihbari bilgiler doğrultusunda işlem tesis edildiği şeklinde savunma yaptığı, derece mahkemesi tarafından da aynı gerekçe esas alınarak davanın reddedildiği görülmektedir. Başvurucunun çatışma bölgeleriyle bağlantılı olabileceğine ilişkin değerlendirmenin yalnızca Atatürk Havalimanı'nda yapılan mülakatta oluşan kanaate dayalı olduğu, bu değerlendirmenin somut bilgi, olgu ve belgelere dayanmadığı anlaşılmıştır. Yargılama sürecinde başvurucu tarafından sürekli olarak hangi gerekçelerle kamu güvenliğini tehlikeye attığının belirsiz olduğunun ifade edilerek yurda giriş yasağı işleminin iptalinin talep edilmesine karşın İdare Mahkemesi kararında idarenin soyut şekilde ileri sürdüğü millî güvenlik argümanının olduğu gibi kabul edilerek sadece şeklî bir denetim yapılmak suretiyle davanın reddedilmiş olduğu görülmektedir. İdare Mahkemesi kararında, yurda giriş yasağı kararı alınmasına neden olan isnatlar, bunlar üzerine yapılmış olan işlemler ile safahatlarına ilişkin hiçbir ayrıntıya yer verilmediği ve kamu düzeni ve güvenliği açısından nasıl ve ne derecede bir tehdit oluşturduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır…" değerlendirmesine yer verilmiştir. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Uygulamada Karşılaşılan Tahdit Kodu Türleri

İdari uygulamada yabancılar hakkında farklı sebeplerle tahdit kodları konulmaktadır. Yaygın olarak tatbik edilen kayıtlar arasında Ç-114, Ç-115, Ç-116, G-87 ve N-82 kodları bulunmaktadır. Ç serisi kodlar kural olarak vize ihlali, ikamet izni süresinin aşılması veya sınır dışı etme kararlarıyla bağlantılı şekilde tesis edilmektedir. Kamu güvenliği gerekçesiyle uygulanan G-87 tahdit koduna ilişkin olarak davalı idare savunmasında, bu kaydın çatışma bölgelerine geçiş amacıyla Türkiye'yi güzergah olarak kullanan yabancıların ülkeye girişini önleme gayesi taşıdığı ileri sürülmektedir.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/16059, K. 2021/3251Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/16059 E.  ,  2021/3251 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/16059 Karar No : 2021/3251 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, hakkında tesis edilen Türkiye'ye giriş yasağı konulmasına ilişkin 25/06/2015 tarihli Göç İdaresi Genel Müdürlüğü işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkındaki istihbarat birimlerinin raporları dikkate alınmak suretiyle ve hakkında bulunan G-87 tahdit kodu bir arada değerlendirilerek hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkilinin 2014 yılından beri düzenli olarak ülkeye giriş çıkış yaptığı, ikamet ve çalışma izni bulunduğu, İstanbul ilinde bulunan bir şirketin ortağı olduğu, şirketin ticari faaliyeti açısından ve insan hakları yönünden giriş yasağının kaldırılması gerektiği, ayrıca müvekkilinin yurt içinde veya yurt dışında hiçbir soruşturma geçirmediği, hiçbir ceza almadığı, hakkında herhangi bir soruşturmanın veya davanın da bulunmadığı belirtilerek dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu nedenle Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, G-87 tahdit kaydının (Genel Güvenlik) Türkiye'yi çatışma bölgelerine geçiş yapmak için kullanan yabancıların ülkemize giriş yapmalarını ve ülkemizi güzergah olarak kullanmalarını önlemek amacıyla konulan bir tahdit kodu olduğu, davacının da ülkemizi çatışma bölgelerine geçişlerde güzergah olarak kullanan yabancılara ilişkin gizli ibareli yazılara istinaden G-87 koduyla yurda girişi yasaklılar kapsamına alındığı belirtilerek davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Rusya Federasyonu vatandaşı olan davacı tarafından, hakkında tesis edilen Türkiye'ye giriş yasağı konulmasına ilişkin 25/06/2015 tarihli Göç İdaresi Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 9. maddesi, 1. fıkrasında, "Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişlerinin yasaklanması konusunda idareye geniş takdir yetkisi tanındığı açıktır. Bu haliyle, idareye tanınan takdir yetkisi, yabancılar hukuku açısından dikkate alındığında, devletin hükümranlık haklarının doğal sonucu olup; kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Ancak yurda giriş yasağı işlemi tesis edilirken, idarece, hakkında yurda giriş yasağı kararı alınacak kişi yönünden bu yasağın uygulanmasını gerektirecek sebeplerin varlığının yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 16/12/2020 tarih ve Başvuru Numarası:2018/6143 sayılı kararında; "…52. Temel hak ve özgürlüklerin korunması millî güvenlik alanında yapılan faaliyetlerin de keyfîliğe ve kötüye kullanmaya karşı denetlenmesini elzem kılar. Hakkında millî güvenlik hususlarına dayanan bir tedbir uygulanan kişilerin keyfîliğe karşı tüm güvencelerden yararlanması gerekir. Söz konusu tedbirin hukuka uygunluğunu denetlemek ve olası keyfîlik ve kötüye kullanmayı engellemek bakımından yargısal makamların görevi her somut olayın koşullarına göre müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını incelemektir. 53. Millî güvenliğin korunması için yürütülen istihbarat faaliyetlerinde elde edilen bilgi ve belgelerin gizliliğinin korunmasının önemi tartışmasızdır. Bu nedenle bir yabancının özellikle terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarından kişiyle ilgili ceza yargılaması yürütülmesi veya mahkûmiyet kararı bulunması yahut elde edilen gizli nitelikte tüm bilgi ve belgeleri yargı mercilerine sunmaları gibi yüksek bir ispat standardı yükümlülüğü beklenemez. Ancak kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri de yeterli değildir. Kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir. 54. Ayrıca derece mahkemelerince bu yönden yapılan denetimin de sırf şeklî bir inceleme olması durumunda anayasal hak ve özgürlüklerin fiilen somut ve etkili biçimde korunduğundan söz etmek mümkün olmayacaktır. Yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur…" ilkeleri ortaya koyulduktan sonra; "… 56. Yurda giriş yasağı işlemine ilişkin yargılama sürecinde davalı idarenin soyut şekilde istihbari bilgiler doğrultusunda işlem tesis edildiği şeklinde savunma yaptığı, derece mahkemesi tarafından da aynı gerekçe esas alınarak davanın reddedildiği görülmektedir. Başvurucunun çatışma bölgeleriyle bağlantılı olabileceğine ilişkin değerlendirmenin yalnızca Atatürk Havalimanı'nda yapılan mülakatta oluşan kanaate dayalı olduğu, bu değerlendirmenin somut bilgi, olgu ve belgelere dayanmadığı anlaşılmıştır. Yargılama sürecinde başvurucu tarafından sürekli olarak hangi gerekçelerle kamu güvenliğini tehlikeye attığının belirsiz olduğunun ifade edilerek yurda giriş yasağı işleminin iptalinin talep edilmesine karşın İdare Mahkemesi kararında idarenin soyut şekilde ileri sürdüğü millî güvenlik argümanının olduğu gibi kabul edilerek sadece şeklî bir denetim yapılmak suretiyle davanın reddedilmiş olduğu görülmektedir. İdare Mahkemesi kararında, yurda giriş yasağı kararı alınmasına neden olan isnatlar, bunlar üzerine yapılmış olan işlemler ile safahatlarına ilişkin hiçbir ayrıntıya yer verilmediği ve kamu düzeni ve güvenliği açısından nasıl ve ne derecede bir tehdit oluşturduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır…" değerlendirmesine yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta; dosya içerisinde yer alan ve davacı hakkında yurda giriş yasağı kararı alınmasına dayanak olarak gösterilen Dışişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT Müsteşarlığı yazıları incelendiğinde; Mahkemece yapılan ara kararına cevaben dosyaya sunulan Dışişleri Bakanlığı'nın … havale tarihli ve … sayılı yazısında, bilgi belgelerin ekte sunulduğunun belirtildiği, yazı ekinde sunulan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısında ise; açık kimlik bilgileri, suç unsurları ve adli işlem neticeleri yazılı yabancıların 5683 sayılı Kanun'un 8. maddesine göre "Yurdumuza Girmesi Memnu Kimseler Meyanına" alınmalarının uygun görüldüğü, yazı ekinde 20 kişilik bir isim listesinin bulunduğu, davacının ve listedeki diğer kişilerin adı, soyadı, doğum tarihi bilgilerinin bulunduğu ve hepsinin sınırdışı gerekçesi olarak "Genel ve Milli Güvenliğimiz Yönünden" açıklamasının yer aldığı görülmekle birlikte; anılan listedeki yabancıların genel ve milli güvenliğimizi tehdit eden ne gibi bir eylemi olduğu hususlarının tek tek değerlendirilmediği anlaşılmakta; yine Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı'nca dosyaya sunulan yazıda, tahdit koduna dayanak bilgi/belge bulunmadığının belirtildiği; diğer taraftan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısında ise, bilgi ve belgelerin yazı ekinde sunulduğunun belirtildiği ve yazı ekinde ise yukarıda anılan İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısının sunulduğu, ayrıca İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı yazısının sunulduğu ve bu yazıda özetle; Çeçen asıllı yabancılarla ilgili özel olarak alınacak bir dizi önlem ve tedbirden bahsedildikten sonra, yazı ekindeki listede bulunanların "Türkiye'ye Girmesi Memnu Kişiler" listesine alınması yönünde karar alındığı, ekte yine 20 kişilik listenin bulunduğu, bu yazıda da listedeki yabancı uyruklu şahısların genel ve milli güvenliğimizi tehdit eden ne gibi bir eylemi olduğunun belirtilmediği, davacının adının karşısına "Çeçen Komutan" ibaresinin yazıldığı ve herhangi bir açıklama olmaksızın ülkeye giriş yasağı konulduğu dikkate alındığında; davacı hakkında kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından sakıncalı olduğu hususuna ilişkin olarak somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, öte yandan, davacıya yönelik ceza soruşturması veya kovuşturması olduğuna ilişkin de dava dosyası içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, davacının yurda girişinin yasaklanması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/06/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Uygulamada yer alan diğer kısıtlamalar arasında V serisi kodlar bulunmaktadır. V-69, V-71, V-74 ve V-77 bu kapsamdaki kodlara örnektir. Bunlardan V-69 kodu kamu güvenliği gerekçesiyle tesis edilirken, V-71 kodu terör örgütleriyle iltisak veya irtibat iddialarına dayanılarak konulmaktadır.

Tahdit Koduna Karşı İptal Davası ve Yargısal Denetim

Tahdit kodları tek taraflı idari işlem niteliğinde olduğundan, Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü uyarınca yargısal denetime tabidir. Hukuka aykırı şekilde tesis edilen kodların kaldırılması amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında idare mahkemelerinde iptal davası açılır. Bu davalarda görevli mahkeme idare mahkemesi olup, yetkili mahkeme işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.

2709 sayılı TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI m. 125Kaynağı aç
Madde 125 – İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (Ek hüküm: 13/8/1999-4446/2 md.) Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir. Milletlerarası tahkime ancak yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için gidilebilir. (…) (Ek cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) (…)[68] Yüksek Askerî Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır. İdari işlemlere karşı açılacak davalarda süre, yazılı bildirim tarihinden başlar. (Değişik birinci cümle: 7/5/2010-5982/11 md.) Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez. İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe gösterilerek yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Kanun, olağanüstü hallerde, (…)[69] seferberlik ve savaş halinde ayrıca milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık nedenleri ile yürütmenin durdurulması kararı verilmesini sınırlayabilir. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. C. İdarenin kuruluşu 1. Merkezi idare

İdari yargı yetkisi, Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimiyle sınırlı olup yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz; yürütme görevinin kanunlara uygun icrasını engelleyecek veya idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde karar verilemez. Aynı madde uyarınca, idari işlemin uygulanması durumunda telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

İptal davası açma süresi, 2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca özel kanunlarında ayrı bir süre belirtilmemişse idare mahkemelerinde altmış gün olup, idari uyuşmazlıklarda bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Tahdit kodlarına ilişkin tasarruflarda ve yargısal incelemelerde Anayasa'nın 41. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde güvence altına alınan aile hayatının korunması ilkesi de gözetilmek durumundadır.

İspat Yükü ve Somut Delil İlkesi

İdari yargılama usulünde tahdit kodunun hukuka uygun olduğunu ispatlama yükü kural olarak davalı idareye aittir; yabancının masum olduğunu kanıtlama mecburiyeti bulunmamaktadır. Danıştay 10. Dairesinin 2021/1714 esas ve 2023/1215 sayılı kararında vurgulandığı üzere, kamu düzeni veya güvenliği yönünden yabancıların yurda girişinin yasaklanmasında idareye takdir yetkisi tanınmış olsa da bu yetki kullanılırken yasağı gerektiren sebeplerin yeterli ve ciddi bilgilerle ortaya konulması zorunludur.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/1714, K. 2023/1215Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/1714 E.  ,  2023/1215 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/1714 Karar No : 2023/1215 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı / … (Mülga … Genel Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 16/12/2020 tarih ve E:2016/2812 K:2020/6421 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rusya uyruklu olan davacı tarafından, hakkındaki yurda giriş yasağı kararının kaldırılması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin Göç İdaresi Genel Müdürlüğünü işleminin iptali istenilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; istihbarat birimlerinin davacı hakkındaki raporları ile G-87 tahdit kodu bir arada değerlendirildiğinde; hükümranlık yetkisi dahilinde tesis olunduğu anlaşılan dava konusu işlemde ulusal ve uluslararası metinlere aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onuncu Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usûle uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği, Rusya'da uğradığı zulüm ve baskıların dikkate alınmadığı, Türkiye'ye geliş ve kalış koşullarının değerlendirilmediği, hakkındaki tahdit kodunun konulmasına neden olan istihbarat kaynağının Rus güvenlik makamları olduğu, buradan intikal eden istihbari veriler çerçevesinde kodun konulduğu, Türk makamları tarafından davacı hakkında kamu güvenliği açısından tehlike oluşturduğuna yönelik bugüne kadar somut bilgi ve belge sunulamadığı ileri sürülerek Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usûl ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ :Karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizce verilen onama kararı kaldırılarak; davacının temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onuncu Dairesinin 16/12/2020 tarih ve E:2016/2812, K:2020/6421 sayılı kararı kaldırılarak davacının temyiz istemi yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Rusya uyruklu olan davacı hakkında yurda giriş yasağı kararı alındığı, davacı vekili tarafından 17/12/2014 tarihli dilekçe ile davacı hakkındaki yurda giriş yasağı kararının kaldırılmasının talep edildiği, bu başvurunun reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan hâliyle 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Genel Müdürlük, gerektiğinde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini alarak, Türkiye dışında olup da kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişini yasaklayabilir." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı vekili tarafından müvekkili hakkında Türkiye'de bulunduğu sırada konulan giriş yasağının 6458 sayılı Kanun'a aykırı olduğu ileri sürülmekle birlikte; her ne kadar işlem tarihindeki hâliyle 6458 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasında, "Türkiye dışında olup da" ibaresi yer almakta ise de, bu ibare nedeniyle anılan hükmün kamu düzeni ve kamu güvenliği bakımından sakınca oluşturan kişiler yönünden ülke içinde bulunmaları hâlinde uygulanamayacağından söz etmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla ülke güvenliği açısından mahsurlu olanlar için söz konusu maddenin uygulanabileceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan yukarıda aktarılan Kanun hükmü uyarınca kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından Türkiye’ye girmesinde sakınca görülen yabancıların ülkeye girişlerinin yasaklanması konusunda idareye geniş takdir yetkisi tanındığı açıktır. Bu hâliyle, idareye tanınan takdir yetkisi, yabancılar hukuku açısından dikkate alındığında, devletin hükümranlık haklarının doğal sonucu olup; kamu düzeninin korunması amaçlanmaktadır. Ancak yurda giriş yasağı işlemi tesis edilirken, idarece, hakkında yurda giriş yasağı kararı alınacak kişi yönünden bu yasağın uygulanmasını gerektirecek sebeplerin varlığının yeterli ve ciddi bilgiler ile ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta; davacı hakkında tesis edilen yurda giriş yasağı kararı alınmasına dayanak Emniyet Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısında, İstihbarat Dairesi Başkanlığının "gizli" yazısı ekinde gönderilen isim listesinde adı geçen davacının "ülkemize girişi yasaklılar" kapsamına alınmasının uygun olacağının değerlendirildiği ve buna istinaden davacının "yurdumuza girmesi yasaklanan yabancılar" kapsamına dahil edilmesinin uygun görüldüğünün belirtildiği; ancak davacıya isnat edilen suçlamalara yönelik olarak somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, yine davacı hakkında kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından sakıncalı olduğu hususuna ilişkin olarak da herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, davacıya yönelik ceza soruşturması veya kovuşturması olduğuna ilişkin de dava dosyası içerisinde herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; davacının yurda girişinin yasaklanması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 16/12/2020 tarih ve Başvuru Numarası:2018/6143 sayılı kararında; "…52. Temel hak ve özgürlüklerin korunması millî güvenlik alanında yapılan faaliyetlerin de keyfîliğe ve kötüye kullanmaya karşı denetlenmesini elzem kılar. Hakkında millî güvenlik hususlarına dayanan bir tedbir uygulanan kişilerin keyfîliğe karşı tüm güvencelerden yararlanması gerekir. Söz konusu tedbirin hukuka uygunluğunu denetlemek ve olası keyfîlik ve kötüye kullanmayı engellemek bakımından yargısal makamların görevi her somut olayın koşullarına göre müdahaleyi haklı göstermek için öne sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterli olup olmadığını incelemektir. 53. Millî güvenliğin korunması için yürütülen istihbarat faaliyetlerinde elde edilen bilgi ve belgelerin gizliliğinin korunmasının önemi tartışmasızdır. Bu nedenle bir yabancının özellikle terörist faaliyetlerle ilgili olarak ve millî güvenliğin korunması amacıyla sınır dışı edilmesinde veya ülkeye girişinin yasaklanmasında kamu makamlarından kişiyle ilgili ceza yargılaması yürütülmesi veya mahkûmiyet kararı bulunması yahut elde edilen gizli nitelikte tüm bilgi ve belgeleri yargı mercilerine sunmaları gibi yüksek bir ispat standardı yükümlülüğü beklenemez. Ancak kamu makamlarının soyut şekilde kişinin millî güvenlik bakımından tehlike oluşturduğunu ileri sürmeleri de yeterli değildir. Kamu makamlarının mutlaka somut olayın koşulları içinde kişinin millî güvenliği tehlikeye atacak nitelikteki faaliyetlerde bulunduğuna dair yeterli ve ciddi bilgileri yargı mercilerine sunması gerekir. 54. Ayrıca derece mahkemelerince bu yönden yapılan denetimin de sırf şeklî bir inceleme olması durumunda anayasal hak ve özgürlüklerin fiilen somut ve etkili biçimde korunduğundan söz etmek mümkün olmayacaktır. Yargı makamlarının temel hak ve özgürlüklerin keyfîliğe karşı gerçekten ve etkili şekilde korunmasını sağlama görevleri gereği kamu makamlarınca müdahale ile ilgili olarak ileri sürülen sebepleri inceleyerek konuyla ilgili beyanların neden kabul edildiği veya reddedildiğine dair gerekçelerini kararlarında göstermeleri zorunludur…" ilkeleri ortaya koyulduktan sonra; "… 56. Yurda giriş yasağı işlemine ilişkin yargılama sürecinde davalı idarenin soyut şekilde istihbari bilgiler doğrultusunda işlem tesis edildiği şeklinde savunma yaptığı, derece mahkemesi tarafından da aynı gerekçe esas alınarak davanın reddedildiği görülmektedir. Başvurucunun çatışma bölgeleriyle bağlantılı olabileceğine ilişkin değerlendirmenin yalnızca Atatürk Havalimanı'nda yapılan mülakatta oluşan kanaate dayalı olduğu, bu değerlendirmenin somut bilgi, olgu ve belgelere dayanmadığı anlaşılmıştır. Yargılama sürecinde başvurucu tarafından sürekli olarak hangi gerekçelerle kamu güvenliğini tehlikeye attığının belirsiz olduğunun ifade edilerek yurda giriş yasağı işleminin iptalinin talep edilmesine karşın İdare Mahkemesi kararında idarenin soyut şekilde ileri sürdüğü millî güvenlik argümanının olduğu gibi kabul edilerek sadece şeklî bir denetim yapılmak suretiyle davanın reddedilmiş olduğu görülmektedir. İdare Mahkemesi kararında, yurda giriş yasağı kararı alınmasına neden olan isnatlar, bunlar üzerine yapılmış olan işlemler ile safahatlarına ilişkin hiçbir ayrıntıya yer verilmediği ve kamu düzeni ve güvenliği açısından nasıl ve ne derecede bir tehdit oluşturduğuna dair bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır…" değerlendirmesine yer verilmiştir. Bu itibarla, davacının yurda girişinin yasaklanmasını gerektiren herhangi bir somut belge ve bilgiye dayandırılamayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/03/2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Dairesinin 2021/1714 esas ve 2023/1215 sayılı kararında; yabancıya isnat edilen suçlamalara dair somut bilgi ve belge sunulmaması, kamu güvenliği yönünden sakıncanın ortaya konulamaması ve kişi hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasının yer almaması hususları somut olayda birlikte değerlendirilerek işlem hukuka aykırı bulunmuştur. Bununla birlikte millî güvenlik gerekçeli kısıtlamalarda idareden ceza mahkûmiyeti veya gizli nitelikteki tüm bilgi ve belgelerin sunulması gibi yüksek bir ispat standardı beklenemeyeceği, ancak soyut tehlike iddialarının da yeterli sayılmayarak yeterli ve ciddi bilgilerin yargı mercilerine sunulmasının zorunlu olduğu kabul edilmektedir.

İptal Kararının Sonuçları ve Tam Yargı Davası

İptal kararıyla birlikte tahdit kodu hukuken ortadan kalkar ve yabancı Türkiye'ye giriş ile ikamet hakkını yeniden kazanır. İptal kararları idare bakımından bağlayıcı olup idarenin yeni ve somut gerekçeler olmaksızın aynı gerekçeyle yeniden işlem tesis etmesi mümkün değildir.

Hukuka aykırı tahdit kodu tesisi sebebiyle yabancının uğradığı iş kaybı, aile birliğinden uzak kalma ve manevi yıpranmalar tazminat talebine konu edilebilir. Söz konusu zararların telafisi için iptal davasının ardından idari yargıda tam yargı davası açılması mümkündür.

Tahdit koduna karşı dava açma süresi ne kadardır?

2577 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca idare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı bir süre gösterilmemişse altmış gün olup bu süre idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren hesaplanır.

Tahdit kodu işleminde idarenin takdir yetkisi sınırsız mıdır?

İdareye kamu düzeni ve güvenliği gerekçesiyle takdir yetkisi tanınmış olmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir; kısıtlama sebebinin yeterli, somut ve ciddi bilgi ve belgelerle ortaya konulması zorunludur.

Tahdit kodu davasında ispat yükü kime aittir?

İdari yargılama usulünde tahdit kodunun hukuka uygun olduğunu ispat yükü kural olarak davalı idareye ait olup yabancının masumiyetini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır; ancak millî güvenlik gerekçeli işlemlerde ceza mahkûmiyeti aranmasa dahi idarenin somut ve ciddi veriler sunması zorunludur.

Tahdit kodu sebebiyle uğranılan zararlar talep edilebilir mi?

Hukuka aykırı tahdit kodu sebebiyle meydana gelen iş kaybı veya manevi zararlar gibi kayıplar için iptal davasının ardından tam yargı davası açılarak tazminat talep edilebilir.

Tahdit koduna karşı yürütmenin durdurulması istenebilir mi?

Anayasa'nın 125. maddesi gereğince, dava konusu işlemin icrası halinde telafisi imkansız veya güç zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda mahkeme gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu