Ceza Muhakemesinde Yabancı ve Yakalama Tedbiri
Ceza muhakemesi hukuku bakımından yabancı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan kişidir. Vatansızlar, birden fazla vatandaşlığı bulunanlar, mülteciler veya geçici koruma altındakiler gibi alt statüler bulunabilmekle birlikte, yakalama ve kırmızı bülten açısından temel ayrım kişinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup olmamasıdır. Mevzuat, yakalama koruma tedbiri bakımından kural olarak yabancı ile Türk vatandaşı arasında bir ayrım yapmaz. Yakalama işlemi, ceza muhakemesinde kişinin özgürlüğünün hâkim kararı olmaksızın geçici olarak kısıtlanması niteliğindeki tedbiri ifade etmekle birlikte; genel hatlarıyla suçüstü hâlinde herkes tarafından, kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilen işlemler veya sulh ceza hâkimi ya da mahkeme tarafından verilen yakalama emri biçiminde karşımıza çıkar. Bu tedbir çoğu zaman gözaltı ve sonrasında tutuklama veya adli kontrol tedbirlerinin ön adımı niteliğindedir; başlı başına bir koruma tedbiridir ve sıkı usul güvencelerine tabidir. Yabancı şüpheliler bakımından ülkeyi terk etme ihtimali, kimlik ve adres tespitindeki zorluklar, pasaport ile oturum belgeleri üzerinden hareket kabiliyeti ve geri gelmeme ihtimali nedeniyle kaçma şüphesi çoğu dosyada tartışmanın merkezine yerleşir.
Yakalanan Yabancının Usul Güvenceleri ve Konsolosluk Bildirimi
Yabancının yakalanması hâlinde Ceza Muhakemesi Kanunu ve Anayasa kaynaklı temel usul güvenceleri geçerlidir. Bu kapsamda yakalama sebebi kişiye derhâl, anlaşılır bir dille ve tercihen ana diline en yakın dilde bildirilir. Yakalanan kişi müdafi yardımından yararlanma, yakınlarına haber verilmesi, susma, tercüman eşliğinde ifade ve savunma verme haklarına sahiptir; ayrıca gözaltı süresinin sınırlandırılması, hâkim önüne çıkarılma ve işkence ile kötü muamele yasağı güvenceleri uygulanır. Bunlara ek olarak Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi gereğince yabancı, vatandaşı olduğu devletin konsolosluk makamlarının yakalanma ve gözaltı işleminden haberdar edilmesini isteyebilir. Yabancının bu yönde bir talebi olduğunda kolluk ve savcılık makamları bildirimi yerine getirmekle yükümlüdür.
Türkiye'den Yurt Dışına Yönelik Kırmızı Bülten Talepleri
Soruşturma veya kovuşturma aşamasında yabancı sanığın tebligata rağmen gelmemesi, adresinin tespit edilememesi ya da kaçma eğilimi göstermesi durumunda mahkeme veya sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri çıkarılabilir. Bu emir, kişinin Türkiye sınırları içinde bulunması hâlinde doğrudan uygulanır; kişinin yurt dışına çıkmış olması hâlinde ise olayın niteliğine göre dosya uluslararası adli iş birliği boyutuna taşınabilir ve bu aşamada kırmızı bülten gündeme gelebilir. Yabancının Türkiye'de işlediği iddia edilen bir suç nedeniyle soruşturma başlatılması, kovuşturma veya soruşturma sürerken ülkeyi terk etmesi, dönmeyeceğinin ve adresinin yurt dışında olduğunun anlaşılması hâlinde süreç genel hatlarıyla Türk mahkemesinin yakalama emri çıkarması, kişinin yeri biliniyorsa ilgili devlete iade talebi hazırlanması, yerinin bilinmemesi veya küresel ölçekte arama istenmesi durumunda ise Interpol üzerinden kırmızı bülten çıkarılmasının talep edilmesi adımlarını içerebilir.
Kırmızı bülten her zaman bir adli karar üzerine talep edilir; keyfî idari kararlarla arama yapılamaz. Talebin mahkeme kararına veya ceza soruşturması dosyasındaki usul işlemlerine dayanması gerekebileceği gibi uygulamada dosya kapsamında bir yakalama kararının veya kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bulunması da aranır. Ayrıca kişi hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasının yürütülmesi, suçun belli bir ciddiyet düzeyinde olması ve genellikle belirli bir ceza alt sınırının bulunması, isnat edilen fiilin siyasi, askerî veya sırf düşünce açıklaması niteliğinde olmaması, zamanaşımı ya da af gibi nedenlerle takibatın imkânsız hâle gelmemiş bulunması ve uluslararası ilkeler ile insan hakları standartlarına aykırılık şüphesi taşımaması gerekir. Sırf ifade özgürlüğü kapsamında kalan fiiller nedeniyle kırmızı bülten talep edilmesi, Interpol iç düzenlemelerine ve insan hakları hukukuna açık aykırılık oluşturarak bültenin kaldırılması riskini doğurur. Bu süreçte soruşturmayı yürüten savcılık veya yargılamayı yapan mahkeme, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı koordineli çalışır; yargı mercileri dosyadaki maddi ve hukuki şartları değerlendirirken Bakanlık uluslararası yükümlülüklere ve ikili anlaşmalara uygunluğu kontrol eder, Interpol birimi ise bültenin teknik hazırlığını ve iletimini yürütür.
Kırmızı Bülten Kapsamında Türkiye'de Yakalama ve Geçici Tutuklama
Interpol kırmızı bülteni, üye ülkelerin adli makamlarınca aranan şahısların yerinin belirlenmesi ve iade, sınır dışı veya benzeri işlemler amacıyla geçici olarak yakalanması için Interpol Genel Sekreterliği vasıtasıyla üye ülkelere iletilen uluslararası bir arama duyurusudur. Kırmızı bülten tek başına tutuklama kararı niteliği taşımaz. Her ülke, kendi iç hukuk kurallarına göre bülten çerçevesinde yakalama veya geçici tutuklama kararı verip vermeyeceğini kendisi takdir eder. Dolayısıyla yabancı bir devletin çıkardığı kırmızı bültene dayanılarak Türkiye'de bir kişinin yakalanması ve hürriyetinin kısıtlanması, Türk mahkemesinin veya savcılığının vereceği yakalama ya da tutuklama kararı ile hukuken anlam kazanır; salt bültene dayanılarak kişi özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
Yabancı devlet adli makamınca düzenlenen kırmızı bülten konusu kişinin Türkiye'ye girmesi veya yaşaması üzerine bildirim tespit edildiğinde yakalama gündeme gelebilir. Türkiye kırmızı bülteni otomatik olarak tutuklama şeklinde değerlendirmez ve her zaman kendi hukukuna göre inceleme yapar. Yabancı devlet genellikle bültenle birlikte geçici tutuklama talebi de iletir. 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu çerçevesinde ağır suçlarda iade talebi gelene kadar kaçmayı önlemek için geçici tutuklama uygulanabilir. Yakalanan şahıs hızla sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır; hâkim geçici tutuklama veya adli kontrol hakkında gerekçeli karar verir ve tutukluluk durumu periyodik olarak gözden geçirilir. Belirli adreste ikamet, pasaporta el konulması veya imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleriyle amaca ulaşılması mümkünse tutuklamanın ölçülülüğü tartışılmalıdır. İncelemede yabancının Türkiye'deki aile bağları, ikamet durumu, çalışma izni ve sağlık durumu da dikkate alınır. Resmî iade talebinin makul süre içinde ulaşmaması hâlinde yabancının serbest bırakılması veya daha hafif tedbirlere geçilmesi gündeme gelir. Kişi hakkında tatbik edilen gözaltı, geçici tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarına karşı itiraz hakkı mevcuttur.
İade Yargılaması ve İadeyi Engelleyen Haller
Türkiye'de iade süreçleri 6706 sayılı Kanun, taraf olunan ikili iade anlaşmaları ile Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi ve ek protokolleri temelinde yürütülür. Bu çerçevede Türkiye'de işlenen bir suç sebebiyle yabancı ülkedeki şahsın Türkiye'ye iadesi veya yabancı ülkede işlenen suç dolayısıyla Türkiye'de bulunan yabancının ilgili devlete iadesi mümkündür. İade sürecinde yakalama, geçici tutuklama ve adli kontrol gibi tedbirler uygulanabilir. Yabancı devletin resmî iade talebi diplomatik kanallardan Adalet Bakanlığına ulaştığında dosya, yabancının bulunduğu yer ağır ceza mahkemesine gönderilir. Mahkeme çifte suçluluk koşulunu, isnat edilen ceza miktarını, fiilin siyasi, askerî veya düşünce suçu niteliğinde olup olmadığını, zamanaşımı, af ve aynı fiilden dolayı önceden yargılanıp kesin hüküm almış olma (non bis in idem) engellerini ve kişinin hukuki statüsünü inceler.
Ağır ceza mahkemesinde yapılan incelemede talep edilen fiil Türk hukukuna göre suç teşkil etmiyorsa iade mümkün olmaz. Klasik siyasi suçlar veya siyasî unsuru ağır basan karma suçlar yönünden iade talebi reddedilebilir. Talep eden devletin infaz ve yargılama koşullarına ilişkin işkence, kötü muamele, ölüm cezası veya adil yargılanmama yönünde ciddi riskler somut olarak ortaya konulursa iadenin engellenmesi gerekir. Ölüm cezası öngörülen ülkeler bakımından bu cezanın infaz edilmeyeceğine dair güvence verilmesi istenebilir; güvence sunulmazsa talep reddedilebilir. Fiilin Türk hukukunda zamanaşımına uğraması ya da kişinin aynı fiilden yargılanıp kesin hüküm almış bulunması hâlinde de iade hukuken engellidir. Yabancının aile hayatı, uzun süreli ikameti, iş ilişkileri, sağlık durumları ve çocuklarının durumu insan hakları çerçevesinde dikkate alınmalıdır. Mahkeme nihayetinde iadenin caiz olduğuna veya olmadığına karar verir. İadesi caiz değildir kararı verildiğinde süreç yargısal olarak kapanır ve idare kişiyi iade edemez. İadesi caizdir kararı verilmesi hâlinde ise mesele siyasi takdir boyutuna geçer ve son karar yürütme organı tarafından verilir.
Uluslararası Koruma ve Geri Gönderme Yasağı
Türkiye'de sığınmacı veya mülteci statüsünde bulunan yabancılar bakımından yakalama ve iade süreçleri hassasiyet taşır. İade işleminin kişiyi zulüm göreceği bir ülkeye geri göndermek anlamına gelmesi hâlinde bu durum geri gönderme yasağına (non-refoulement) aykırılık oluşturabilir. İade talebi ile sığınma talebinin aynı kişide birleşmesi durumunda her iki sürecin birlikte ve insan hakları eksenli olarak değerlendirilmesi gerekir.
Interpol Dosyalar Kontrol Komisyonu Başvurusu
Interpol iç mevzuatı uyarınca sırf siyasi nitelikli suçlar, etnik köken, din, dil veya düşünce açıklaması gibi temellere dayanan suçlaştırma girişimleri ve insan haklarına açıkça aykırı yargılamalar için kırmızı bülten çıkarılması yasaktır. Kırmızı bültene konu olan yabancı, Interpol nezdinde kendi başına başvuruda bulunabilir; bültenin siyasi amaçlı olduğu, beraat, kararın bozulması ya da zamanaşımının dolması gibi nedenlerle artık güncel olmadığı veya orantısız bir sonuç doğurduğu düşünülüyorsa Dosyalar Kontrol Komisyonuna bireysel başvuru yapılabilir. Bağımsız bir organ olan komisyon, bültenin Interpol kurallarına aykırı düzenlenip düzenlenmediğini, siyasi, askerî veya ırkçı saikle kötüye kullanılıp kullanılmadığını ve veri koruma ile kişi hakları bakımından ihlal bulunup bulunmadığını denetler. Komisyon tarafından bir ihlal tespit edilmesi hâlinde kırmızı bültenin silinmesine veya düzeltilmesine karar verilebileceği gibi, uygun görüldüğünde bültenin tamamen kaldırılması ya da içeriğinin daraltılması da mümkündür.
Kırmızı bülten tek başına tutuklama kararı mıdır?
Hayır, kırmızı bülten tek başına tutuklama kararı olmayıp aranan kişinin yerinin tespiti ve geçici olarak yakalanması amacıyla yayımlanan uluslararası bir arama duyurusudur. Kişinin yakalanması veya tutuklanması kararı ilgili ülkenin kendi iç hukuk kurallarına göre verilir.
Kırmızı bültenle aranan yabancının iadesine hangi mahkeme karar verir?
Yabancı devletin resmî iade talebi diplomatik kanallardan Adalet Bakanlığına ulaştıktan sonra yabancının bulunduğu yer ağır ceza mahkemesine gönderilir. Ağır ceza mahkemesi çifte suçluluk, suçun niteliği, zamanaşımı ve insan hakları risklerini değerlendirerek iadenin caiz olup olmadığına karar verir.
Yakalanan yabancının konsolosluğuna haber verilir mi?
Evet, Viyana Konsolosluk İlişkileri Sözleşmesi gereğince yakalanan yabancı kendi ülkesinin konsolosluğunun haberdar edilmesini talep ederse kolluk ve savcılık makamları bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Kırmızı bültenin kaldırılması için Interpol nezdinde nereye başvurulur?
Kırmızı bültenin Interpol kurallarına aykırılığı, siyasi amaç taşıması, orantısızlık veya zamanaşımı, beraat gibi nedenlerle güncelliğini yitirmesi hâlinde Interpol bünyesindeki bağımsız Dosyalar Kontrol Komisyonuna bireysel başvuru yapılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

