Vergi İncelemesine Alınma Nedenleri ve Risk Kriterleri

by Avukat Erdal Ersoy
Vergi İncelemesine Alınma Nedenleri ve Risk Kriterleri

Türk vergi sisteminde tarh ve tahakkuk işlemleri beyan esasına dayanmaktadır. Vergi incelemelerinin temel amacı mükelleflerin beyan ettiği matrahlar ile ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, kayıt dışı ekonomik faaliyetleri tespit etmek ve hazine kaybını önlemektir. Vergi Usul Kanunu kapsamında denetim gerçekleştiren vergi idaresi, mükelleflerin yalnızca yasal defter ve fatura kayıtlarını incelemekle sınırlı kalmayıp işletmeye ait ticari malların, stokların ve demirbaşların fiili envanterini ve fiziki sayımını yapma yetkisini de haizdir.

Risk Analiz Sistemi ve Dijital Denetim Göstergeleri

Vergi Denetim Kurulu bünyesinde faaliyet gösteren Risk Analiz Sistemi, mükelleflerin verdikleri beyannameleri, banka hesap hareketlerini ve diğer kamu kurumlarından temin edilen verileri çapraz kontrollere tabi tutarak risk puanı hesaplamaktadır. Yapılan değerlendirmelerde ticari hayatın olağan akışına aykırı uyumsuzluk tespit edilen dosyalar inceleme havuzuna sevk edilir. İşletmenin kârlılık, ciro, gider oranı veya istihdam yapısı bakımından aynı sektördeki benzer işletmelerin ortalamalarından olağan dışı biçimde sapması da risk analizinde inceleme sinyali kabul edilen temel göstergeler arasındadır.

Elektronik belge uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte e-fatura ile e-arşiv fatura kayıtları arasındaki uyumsuzluklar, elektronik defter berat yükleme eksiklikleri, kayıt tarihlerindeki tutarsızlıklar ve düzensiz fatura iptalleri dijital denetim mekanizmaları tarafından fark edilerek mükellefin risk profilini olumsuz etkiler.

Beyanname ve Muhasebe Kayıtlarındaki Uyumsuzluklar

Mükellefin bildirdiği mal veya hizmet alım tutarı ile karşı işletmenin bildirdiği satış tutarının uyuşmaması, fatura gizleme veya sahte belge kullanımı şüphesi yaratarak vergi incelemesi riskini artırır. Benzer şekilde, ticari faaliyeti devam eden bir işletmenin sürekli devreden katma değer vergisi beyan etmesi ve ödenecek katma değer vergisi çıkarmaması, satışların faturasız ve kayıt dışı yürütüldüğü yönünde bir gösterge olarak değerlendirilir.

İhracat veya indirimli orana tabi teslim ve hizmetlerden kaynaklanan yüksek tutarlı nakit katma değer vergisi iadesi talepleri, hazineden nakit çıkışı gerektirdiğinden işlemlerin gerçekliğinin tespiti amacıyla doğruluk kontrolüne tabi tutulur. Bunun yanı sıra geçmiş dönemlerde tahakkuk eden kârı sıfırlayan ya da şirketi zarara uğratan düzeltme beyannameleri verilmesi de idarenin doğruluk araştırması gerekçesiyle vergi incelemesini tetikleyen unsurlardandır.

Yasal kayıtlarda görünen stok miktarı ile depolardaki fiili mevcudun örtüşmemesi, satışların eksik beyan edildiği veya alımların kayda alınmadığı izlenimini doğurur. Bu nedenle sayım tutanakları, fire kayıtları, iade hareketleri ve sevk belgeleri arasındaki uyumun düzenli kontrol edilmesi gerekir.

Kasa Hareketleri, Örtülü Sermaye ve Transfer Fiyatlandırması

Şirket kasasında sürekli yüksek tutarda nakit para tutulması veya kasada yüksek nakit mevcudu varken ticari banka kredisi kullanılması, fonların ortaklarca çekilerek vergisiz biçimde işletme dışında kullanıldığı şüphesini doğurur. Ortakların şirket hesaplarından şahsi nitelikte harcamalar yapması, kasadan kontrolsüz para çekilmesi ya da yönetim kararları ile muhasebe kayıtlarının birbiriyle çelişmesi idarenin gerçek işlem akışını sorgulamasına sebebiyet verir.

Finansman yapısındaki dengesizlikler örtülü sermaye hükümleri kapsamında incelenir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 12. maddesi uyarınca, kurumların ortaklarından veya ilişkili kişilerden doğrudan ya da dolaylı temin ederek işletmede kullandıkları borçların hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı örtülü sermaye sayılır. Ana faaliyet konusuna uygun faaliyette bulunan ve ortak veya ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar bu karşılaştırmada yüzde elli oranında dikkate alınır; ancak yalnızca ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar bu indirimin dışındadır. Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç hesaplanan faiz ve benzeri ödemeler, şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı kabul edilir.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır. (2) Yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında, sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmalar % 50 oranında dikkate alınır. (3) Bu maddenin uygulanmasında; a) Ortakla ilişkili kişi, ortağın doğrudan veya dolaylı olarak en az % 10 oranında ortağı olduğu veya en az bu oranda oy veya kâr payı hakkına sahip olduğu bir kurumu ya da doğrudan veya dolaylı olarak, ortağın veya ortakla ilişkili bu kurumun sermayesinin, oy veya kâr payı hakkına sahip hisselerinin en az % 10’unu elinde bulunduran bir gerçek kişi veya kurumu, b) Öz sermaye, kurumun Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit edilmiş hesap dönemi başındaki öz sermayesini, ifade eder. (4) Kurumların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören hisselerinin edinilmesi durumunda, söz konusu hisse nedeniyle ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılanlardan temin edilen borçlanmalarda en az % 10 ortaklık payı aranır. (5) Yukarıda belirtilen oranlar, borç veren ortaklar ve ortakların ilişkide bulunduğu kişiler için topluca dikkate alınır. (6) Aşağıda sayılan borçlanmalar örtülü sermaye sayılmaz: a) Kurumların ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin sağladığı gayrinakdî teminatlar karşılığında üçüncü kişilerden yapılan borçlanmalar. b) Kurumların iştiraklerinin, ortaklarının veya ortaklarla ilişkili kişilerin, banka ve finans kurumlarından ya da sermaye piyasalarından temin ederek aynı şartlarla kısmen veya tamamen kullandırdığı borçlanmalar. c) 5411 sayılı Bankacılık Kanununa göre faaliyette bulunan bankalar tarafından yapılan borçlanmalar. ç) 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu kapsamında faaliyet gösteren finansal kiralama şirketleri, 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında faaliyet gösteren finansman ve faktoring şirketleri ile ipotek finansman kuruluşlarının bu faaliyetleriyle ilgili olarak ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan bankalardan yaptıkları borçlanmalar. (7) Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulanmasında, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, tam mükellef kurumlar nezdinde yapılacak düzeltmede örtülü sermayeye ilişkin kur farklarını da kapsayacak şekilde, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı

Grup şirketlerinin birbirleriyle gerçekleştirdikleri işlemlerde 5520 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince emsallere uygunluk ilkesine aykırı bedel veya fiyat tespiti yapılması halinde kazanç transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü dağıtılmış sayılır. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda yapılan hesaplamalara dair cetvel, kayıt ve belgelerin ispat edici kâğıt olarak saklanması kanunen zorunludur. Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye'deki işyerleri arasındaki yurt içi işlemlerde örtülü kazanç dağıtımının varlığı Hazine zararının doğması şartına bağlıdır. Transfer fiyatlandırmasına ilişkin belgelendirme yükümlülüklerinin tam ve zamanında yerine getirilmiş olması kaydıyla, Vergi Usul Kanunu'nun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hali hariç olmak üzere, eksik tahakkuk ettirilen vergiler için vergi ziyaı cezası yüzde elli indirimli uygulanır.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 13Kaynağı aç
MADDE 13- (1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir. (2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Cumhurbaşkanınca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır. (Ek cümleler: 15/7/2016-6728/59 md.) İlişkinin doğrudan veya dolaylı olarak ortaklık kanalıyla oluştuğu durumların örtülü kazanç dağıtımı kapsamında sayılması için en az %10 oranında ortaklık, oy veya kâr payı hakkının olması şartı aranır. Ortaklık ilişkisi olmadan doğrudan veya dolaylı olarak en az %10 oranında oy veya kâr payı hakkının olduğu durumlarda da taraflar ilişkili kişi sayılır. İlişkili kişiler açısından bu oranlar topluca dikkate alınır.[30] (3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur. (4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder: a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi: Bir mükellefin uygulayacağı emsallere uygun satış fiyatının, karşılaştırılabilir mal veya hizmet alım ya da satımında bulunan ve aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde uygulayacağı piyasa fiyatı ile karşılaştırılarak tespit edilmesini ifade eder. b) Maliyet artı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, ilgili mal veya hizmet maliyetlerinin makul bir brüt kâr oranı kadar artırılması suretiyle hesaplanmasını ifade eder. c) Yeniden satış fiyatı yöntemi: Emsallere uygun fiyatın, işlem konusu mal veya hizmetlerin aralarında herhangi bir şekilde ilişki bulunmayan gerçek veya tüzel kişilere yeniden satılması halinde uygulanacak fiyattan, makul bir brüt satış kârı düşülerek hesaplanmasını ifade eder. ç) (Değişik: 15/7/2016-6728/59 md.) İşlemsel kâr yöntemleri: Emsallere uygun fiyat veya bedelin tespitinde, ilişkili kişiler arasındaki işlemden doğan kârı esas alan yöntemleri ifade eder. Bu yöntemler, işleme dayalı net kâr marjı yöntemi ve kâr bölüşüm yöntemidir. İşleme dayalı net kâr marjı yöntemi, mükellefin kontrol altındaki bir işlemden; maliyetler, satışlar veya varlıklar gibi ilgili ve uygun bir temele dayanarak tespit ettiği net kâr marjının incelenmesi esasına dayanır. Kâr bölüşüm yöntemi, ilişkili kişilerin bir veya daha fazla sayıdaki kontrol altındaki işlemlere ilişkin toplam faaliyet kârı ya da zararının, üstlendikleri işlevler ve yüklendikleri riskler nispetinde ilişkili kişiler arasında emsallere uygun olarak bölüştürülmesi esasına dayanır. d) (Ek: 15/7/2016-6728/59 md.) Emsallere uygun fiyata yukarıdaki yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemin niteliğine uygun olarak kendi belirleyeceği bir yöntemi de kullanabilir. (5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dahilinde kesinlik taşır. (Ek cümleler: 15/7/2016-6728/59 md.) Mükellef ve Bakanlık, belirlenen yöntemin zamanaşımına uğramamış geçmiş vergilendirme dönemlerine de tatbik edilmesini, Vergi Usul Kanununun pişmanlık ve ıslah hükümlerinin uygulanmasının mümkün olması ile anlaşma koşullarının bu dönemlerde de geçerli olması hâlinde, anlaşma kapsamına almak suretiyle sağlayabilir. Bu durumda, imzalanan anlaşma söz konusu hükümlerde yer alan haber verme dilekçesi yerine geçer, beyan ve ödeme işlemleri buna göre tekemmül ettirilir. Anlaşmanın geçmiş vergilendirme dönemlerine uygulanması sebebiyle daha önceden ödenen vergiler ret ve iade edilmez. (6) Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır. (7) (Ek: 4/6/2008-5766/21 md.) Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurt içindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü Hazine zararının doğması şartına bağlıdır. Hazine zararından kasıt, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir. (8) Transfer fiyatlandırmasına ilişkin belgelendirme yükümlülüklerinin tam ve zamanında yerine getirilmiş olması kaydıyla, örtülü olarak dağıtılan kazanç nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş veya eksik tahakkuk ettirilmiş vergiler için vergi ziyaı cezası (Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hali hariç) %50 indirimli olarak uygulanır.[31] (9) (Değişik: 15/7/2016-6728/59 md.) Cumhurbaşkanı; ikinci fıkrada yer alan oranları, gerçek kişiler, kurumlar, doğrudan veya dolaylı ortaklar itibarıyla ya da ortaklık payının edinim şekline göre topluca veya ayrı ayrı %1’e kadar indirmeye, %25’e kadar çıkarmaya, oran şartını kaldırmaya; beşinci fıkrada yer alan süreyi beş yıla kadar artırmaya, belgelendirme yükümlülükleri ve bu yükümlülükler kapsamına, uluslararası anlaşmalar doğrultusunda, yurt dışında yer alan ilişkili kişilerin faaliyetlerine ilişkin bilgilerin dâhil edilmesi zorunluluğu getirmeye; bu bilgilerin uluslararası anlaşmalar çerçevesinde diğer ülkelerle karşılıklı olarak paylaşılmasına ilişkin usullerle transfer fiyatlandırması ile ilgili diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.[32] İKİNCİ BÖLÜM Beyan Beyan esası

Harici Bildirimler, Sahte Belge Şüphesi ve Sektörel İncelemeler

Mükellefin doğrudan kendi beyanları dışındaki harici veriler de inceleme nedeni olabilir. Finansal kuruluşlarca Mali Suçları Araştırma Kuruluna iletilen şüpheli para hareketleri, terörün finansmanı ya da suç geliri kapsamına girmese dahi vergisel boyutunun denetlenmesi amacıyla Vergi Denetim Kuruluna aktarılabilir. Ayrıca belirli sektörlerde yaygın vergi kaybı veya yanlış uygulamalar görüldüğünde ya da yürütülen münferit bir denetimde Görüş ve Öneri Raporu düzenlendiğinde o sektördeki mükellefler toplu sektörel incelemeye tabi tutulabilir.

Fatura zincirinde tespit edilen kopukluklar, sevk ve fiili mal hareketiyle tutarsız belgeler ve işletmenin iş hacmiyle bağdaşmayan alımlar sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge şüphesini kuvvetlendirir. İdare vergi incelemelerinde düzenlenen belgelerin yalnızca şekli varlığına değil, iktisadi ve ekonomik gerçeğe uygun olup olmadığına bakar.

Başka bir mükellefin denetimi nedeniyle idareden gelen bilgi isteme yazılarına kayıtsız kalınması veya 15 günlük yasal cevap süresinin geçirilmesi şirketi telafisi güç bir riske atar. Karşıt incelemelerde talep edilen fatura, tahsilat ve defter kayıtlarının süresinde ve eksiksiz teslim edilmesi ise sürecin ilgili işletmeye yayılmadan sonuçlandırılması bakımından yeterli görülebilmektedir.

Karşıt inceleme bilgi isteme yazılarına süresinde yanıt verilmezse ne olur?

İdareden gelen bilgi isteme yazılarına kayıtsız kalınması veya 15 günlük yasal cevap süresinin geçirilmesi, işletmeyi telafisi güç bir riske sokmaktadır.

Vergi incelemesine neden olan ihbarcının kimliği öğrenilebilir mi?

İhbar ve şikayet üzerine başlatılan vergi incelemelerinde kural olarak ihbarcının kimliği ve güvenliği gizli tutulur; mükellefin inceleme sürecinde ihbarcının kimliğinin açıklanmasını talep etme imkanı bulunmamaktadır.

Sürekli devreden KDV beyanı vergi incelemesi sebebi midir?

Faaliyetlerini sürdüren bir mükellefin sürekli devreden katma değer vergisi beyan etmesi ve ödenecek katma değer vergisi çıkmaması, hasılatın faturasız bırakıldığı ve kayıt dışı satış yapıldığı yönünde bir risk sinyali oluşturarak inceleme gerekçesi sayılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu