Vergi İnceleme Raporunun Tebliği ve Adil Yargılanma

by Avukat Erdal Ersoy
Vergi İnceleme Raporunun Tebliği ve Adil Yargılanma

Vergi İnceleme Raporu ve İhbarnamede Yasal Tebliğ Zorunluluğu

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca re'sen veya ikmalen tarh edilen vergiler ilgililere ihbarname ile tebliğ olunur; türü ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname düzenlenmesi gerekir. Kanunun 35. maddesine göre ihbarnamede sıra numarası, tanzim tarihi, vergi türü, mükellef bilgileri, vergilendirme dönemi, verginin matrahı, hesabı ve miktarı, tarhı gerektiren sebepler ile dava açma süresi ve şekli yer alır. Takdir komisyonu kararına dayanan tarhiyatlarda takdir kararının ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye eklenmesi zorunludur. Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 1. maddesinde vergi inceleme raporu, vergi incelemeleri sonucunda düzenlenen her türlü rapor olarak tanımlanmaktadır.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – İkmalen ve re'sen tarh edilen vergiler "İhbarname" ile ilgililere tebliğ olunur. Nev'i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır. İhbarnamenin muhteviyatı:
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 35Kaynağı aç
Madde 35 – İhbarname aşağıda yazılı malümatı ihtiva eder: 1. İhbarnamenin sıra numarası; 2. İhbarnamenin tanzim tarihi; 3. Verginin nev'i; 4. Mükellefin soyadı adı (Tüzelkişilerde unvanı); 5. Mükellefin açık adresi; 6. Vergilendirme dönemi; 7. Verginin matrahı; 8. Verginin hesabı; 9. Verginin miktarı; 10. Kısa ve açık bir ifade ile ikmalen veya re'sen vergi tarhını icabettiren sebepler; 11. (Değişik: 23/6/1982-2686/7 md.) Vergi mahkemesinde dava açma süresi; 12. (Değişik: 23/6/1982-2686/7 md.) Vergi mahkemesinde dava açma şekli. Takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye eklenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Tahrire Dayanan Tarh Tahrire göre vergi tarhı:

Ceza İhbarnamesi ve İnceleme Raporunun Eklenmesi

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 366. maddesi gereğince kesilen vergi cezaları ceza ihbarnamesi ile tebliğ edilir. Ceza ihbarnamesinde cezanın dayanağı olan kanun maddeleri, mevcut deliller, olayın izahı ve dava açma süresi gösterilir. Aynı madde uyarınca cezayı gerektiren fiilin tespitine ilişkin tutanak sureti ile vergi inceleme raporunun birer örneğinin ceza ihbarnamesine bağlanması kanuni bir yükümlülüktür.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 366Kaynağı aç
Madde 366 – Kesilen vergi cezaları ilgililere (Ceza ihbarnamesi) ile tebliğ olunur. Ceza ihbarnamesinde aşağıdaki bilgiler bulunur: 1. İhbarnamenin sıra numarası; 2. Tanzim tarihi; 3. İlgililerin soyadı, adı ve unvanı; 4. Varsa mükellef numarası; (Mükellef hesap numarası) 5. İlgilinin açık adresi; 6. Olayın izahı; (Kanunun madde ve fıkra numaraları gösterilmek ve mevcut deliller bildirilmek suretiyle) 7. Olayın ilgili bulunduğu vergilendirme veya hesap dönemi; 8. Varsa cezanın ilgili bulunduğu vergiye ait ihbarnamenin tarih ve numarası; 9. Varsa tekerrür ve içtima durumu; 10. Vergi cezasının hesabı ve miktarı; 11. (Değişik: 23/6/1982-2686/39 md.) Vergi mahkemesinde dava açma süresi. Cezayı gerektiren olayın tesbitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneği ihbarnameye bağlanır. Bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usül:[140]

Tebliğ Edilen Rapor Karşısında Mükellefin Yasal Hakları

Mükellefler vergi inceleme raporundaki tespit ve eleştirileri değerlendirerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında belirlenen yollara başvurabilir. Bu kapsamda 213 sayılı Kanun'un 376. maddesi uyarınca vergi ve cezalarda indirim uygulamasından faydalanılması, uzlaşma müessesesine başvurulması veya tarhiyatların iptali talebiyle dava açılması mümkündür. 213 sayılı Kanun'un 376. maddesine göre mükellef veya vergi sorumlusu, ihbarnamenin tebliğinden itibaren otuz gün içinde başvurup vergi aslını ve cezaların yarısını belirlenen vadede ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı indirilir; ancak ödemenin belirlenen sürede yapılmaması veya tarhiyatın dava konusu edilmesi halinde bu indirimden yararlanılamaz.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 376Kaynağı aç
Madde 376 – (Değişik: 22/7/1998-4369/17 md.) (Değişik birinci fıkra:5/12/2019-7194/26 md.) Mükellef veya vergi sorumlusu; 1. İkmalen, resen veya idarece tarh edilen vergiyi veya vergi farkını ve vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının yarısını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse kesilen cezanın yarısı, 2. (Mülga:28/7/2024-7524/14 md.) indirilir. Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarıda yazılı süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz. Yukarıdaki hükümler vergi aslına tabi olmaksızın kesilen usulsüzlük cezaları hakkında da uygulanır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Uzlaşma[148] Uzlaşmanın konusu, kapsamı, komisyonlar ve şekli

Raporun Eklenmemesine İlişkin İçtihat Farklılıkları

Vergi inceleme raporunun ihbarnameye eklenmemesi konusunda yargı kararlarında farklı hukuki değerlendirmeler yer almıştır. Danıştay 3. Dairesi, E. 2006/4527, K. 2008/649 sayılı kararında, dava hakkının kullanılması için gerekli olan inceleme raporunun ihbarnameye eklenmemesini esasa etkili bir eksiklik olarak nitelendirmiş; tarhiyatın dayanağı olan rapor tebliğ edilmeksizin ihbarname gönderilmesinin Anayasa'nın 36. maddesinde güvenceye bağlanan hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı gerekçesiyle tarhiyatı kaldıran ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

Danıştay 3. Daire, E. 2006/4527, K. 2008/649Kaynağı aç
3. Daire         2006/4527 E.  ,  2008/649 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No: 2006/4527 Karar No: 2008/649 Temyiz Eden :Vergi Dairesi Müdürlüğü- KONAK Karşı Taraf :… İstemin Özeti : Sigorta acenteliğiyle uğraşan davacı şirketin kazancının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığının saptanması nedeniyle adına 2003 yılı için re'sen salınan vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile hesaplanan geçici vergi tutarı üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasını; 213 sayılı Yasanın 35'inci maddesinin son fıkrasında, takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer suretinin ihbarnameye ekleneceği kuralına yer verildiği, dava hakkının kullanılması için gerekli olan vergi inceleme rapor veya raporlarının ihbarnameye eklenmemesinin esasa etkili bir eksiklik olduğu, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine vergi dairesince sunulan dilekçeden inceleme raporlarının davacıya tebliğ edilmediğinin anlaşıldığı, tarhiyatın dayanağı olan vergi inceleme raporu eklenmeksizin, vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğ edilmesinin Anayasanın 36'ıncı maddesiyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ile de bağdaşmadığı gerekçesiyle kaldıran … 4.Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının; tebliğ alındısında her ne kadar tebliğ edilen belgenin türüne sadece vergi ve ceza ihbarnamesi yazılmışsa da vergi ve ceza ihbarnameleri üzerine dayanağı vergi inceleme raporlarının yazılmış olduğu, bu nedenle inceleme raporlarının aynı gün davacıya tebliğ edilmiş olduğunun açık olduğu ileri sürülerek bozulması istenmiştir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : İleri sürülen iddialar Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. Savcı : … Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49'uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü: Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, 3.3.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Buna karşılık Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/559, K. 2019/437 sayılı kararında, raporların ihbarnameye eklenmediği durumlarda eksikliğin yargılama aşamasında giderilmesinin mümkün olduğunu kabul etmiştir. Bu doğrultuda mahkemece ara kararıyla raporun getirtilmesi veya idarece re'sen dava dosyasına sunulması üzerine raporun davacıya tebliğ edilerek delillerini sunmasına imkân tanınması suretiyle bu eksikliğin yargılama aşamasında giderilmesi mümkündür.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/559, K. 2019/437Kaynağı aç
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/559 E.  ,  2019/437 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2019/559 Karar No : 2019/437 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : VEKİLİ : KARŞI TARAF (DAVACI) : VEKİLİ : İSTEMİN KONUSU :…. Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden tarh edilen 2012 yılı Nisan-Haziran dönemi vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisinin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Mahkemenin ilk kararının özeti: …. Vergi Mahkemesi … tarih ve E:…; K:…sayılı kararıyla tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporunun ihbarname ekinde tebliğ edilmemesinin esasa etkili bir şekil hatası olduğu ve davacının hak arama özgürlüğü ile bağdaşmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir. Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 11/09/2018 tarih ve E:2014/3248, K:2018/7360 sayılı kararında aşağıdaki hukuksal nedenler ve gerekçeye yer verilmiştir: Dava konusu cezalı vergilere ilişkin ihbarnamelerin tebellüğünden itibaren dava açma süresi içinde Vergi Mahkemesinde vergilendirme işlemine karşı dava açılıp uyuşmazlık yargı merciine taşınarak idarenin tüm iddia ve işlemlerine karşı itiraz etme imkanının elde edildiği ve savunma ekinde vergi inceleme raporunun dosyaya sunulduğu görülmektedir. Bu durumda, davacının ulaşmak istediği halde ulaşamadığını belirttiği bir belgenin veya bilginin olduğundan bahsedilemeyeceğinden uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken cezalı tarhiyatın kaldırılmasına hükmeden mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Daire, bu gerekçeyle kararı bozmuştur. Israr kararının özeti: Mahkeme, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ……'NIN DÜŞÜNCESİ :Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında vergi mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı adına, hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca 2012 yılı Nisan-Haziran dönemi vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi tarh edilmiştir. Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu, ihbarname ekinde davacıya tebliğ edilmemiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasamızın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu yolundaki düzenlemeyle, hak arama özgürlüğü; kişilerin yargı organları önünde davacı veya davalı olarak haklarını savunabilmek için başvurabilmesi ve bu organlar önünde adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanma hakkının bulunması olarak tanımlanmıştır. Uluslararası mevzuat bakımından ise ülkemiz açısından bağlayıcılığı bulunan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde (AİHS), hak aramada yargısal başvuru yönteminin karşılığı, Sözleşmenin 6. maddesinde, "adil yargılanma hakkı" başlığı altında düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukukun üstünlüğüne bağlı demokratik toplumun temel değerlerini yansıtan bir haklar ve ilkeler bütünü olan "Adil yargılanma hakkının" özünü, hakkaniyete uygun yargılama ilkesi oluşturmaktadır. Yargılama sürecinin bizzat kendisini sorgulamayı amaçlayan; tarafların, usulden kaynaklanan haklarını garanti altına alarak, yargılama süreci ve usulünün adil olup olmadığının denetlenmesi imkanı sağlayan adil yargılanma hakkının hayata geçirilebilmesi, ilgililerin dava açabilme hakkına sahip olmasını gerektirmektedir. Adil yargılanmaya ilişkin iddiaların incelenebilmesi için yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediği, karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delil ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi hususlarda; karara etkisi olacak unsurların değerlendirilmediği, eksik değerlendirildiği, ihmal ya da açıkça keyfi davranıldığı yolunda bir bilgi ya da belge sunulmuş olması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından adil yargılanma hakkının zımni gerekleri ve bir yargılamanın adil olup olmadığı değerlendirilirken mesele, sadece belli bir hadise veya usul ihlali açısından değil, tüm aşamalara ilişkin kümülatif bir analizle ele alınmakta; bir aşamadaki kusurun, sonraki aşamada telafi edilmiş olmasına da dikkat çekilmektedir. (AİHM, Miailhe/Fransa (No:2), B.No:18978/91, 26/9/1996, §§45-46; Monnell ve Morris / Birleşik Krallık, B.No:9562181, 9818182, 2/3/1987, §§55-70) Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere adil yargılanma hakkı ve bu hakkın bünyesinde barındırdığı diğer haklar, açılmış ve görülmekte olan bir davada kullanılabilecek niteliklere sahip olup, mahkemece yerine getirilen yargılama faaliyetinin bu ilkelere uygun olup olmadığının, istinaf/temyiz mercii; bireysel başvuru yolunun kullanılması halinde ise Anayasa Mahkemesi/AİHM tarafından denetlenmesini sağlayan araçlardır. Kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden hesaplanıp, vergi alacağının miktar olarak tespit edilmesi olarak tanımlanan tarh işleminin; tebliğ edilmiş olması şartıyla ilgilisi hakkında hukuki sonuç doğuracağı hususunda tartışma bulunmamaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 35. maddesinin son fıkrasında, vergi inceleme raporlarının ekleneceği belirtilen ihbarnameler; Kanunun 34. maddesi uyarınca, ikmalen ve re'sen salınan vergilerin, ilgililere tebliğini sağlayan işlemler olup, değinilen düzenlemeler uyarınca ana kural, vergi inceleme raporlarının vergi ve ceza ihbarnamesine eklenerek tebliğ edilmesidir. Genel olarak uygulamada da bu şekilde yerine getirilmekle birlikte, söz konusu raporların eklenmediği durumlarda, ilk derece mahkemesi tarafından ara kararıyla istenmesi ya da re'sen idarece dava dosyasına sunulması üzerine, davacıya anılan rapor tebliğ edilerek, haklılığını ortaya koymaya yönelik delillerini sunmasına imkan vermek suretiyle bu eksikliğin, yargılama aşamasında giderilmesi mümkündür. Mahkeme tarafından da istenilmesine rağmen idarece sunulmamasının söz konusu olabileceği hallerde ise bu durumun; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesi uyarınca, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hangisine aykırı düştüğü belirlenerek karar verilmesi gerekmekte olup yargılama aşamasında, mahkemece tesis edilmesi gereken "hakkaniyete uygun yargılanma hakkı"nın, idare tarafından sağlanmadığı gerekçesine dayanılamayacağı açık olduğundan; Danıştay Dördüncü Dairesinin, yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca ısrar kararının bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- …. Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/07/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X – KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında vergi mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz. XX – KARŞI OY: 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20. maddesinde verginin tarhı; vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olarak; 21. maddesinde de tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olarak tanımlanmış; 34. maddesinde ikmalen ve re'sen tarh edilen vergilerin ihbarname ile ilgililere tebliğ olunacağı belirtilmiş, "ihbarnamenin muhteviyatı" başlığını taşıyan 35. maddesinin son fıkrasında ise takdir komisyonu kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re'sen takdiri gerektiren inceleme raporunun bir suretinin ihbarnameye eklenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 213 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, idarece tesis edilen tarh işleminin ihbarname ile ilgililere tebliğ edileceği ve tarhiyatın dayanağı vergi inceleme raporunun ihbarnameye eklenmesinin ihbarnamenin hukuken geçerli olmasının ön koşulu olduğu, raporun eklenmemesinin şekil yönünden hukuka aykırılık oluşturacağı anlaşılmaktadır. Olayda, davacı adına yapılan cezalı tarhiyata esas teşkil eden vergi inceleme raporunun ihbarnamelerle birlikte davacıya tebliğ edilmediği görülmektedir. Bu durumda, şekil yönünden hukuka aykırı olan dava konusu vergi/ceza ihbarnamesi içeriği tarhiyatın kaldırılması yolunda verilen ısrar kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamakta olup, davalının temyiz isteminin bu gerekçeyle reddi gerektiği oyuyla Kurul kararına katılmıyoruz.

Hakkaniyete Uygun Yargılanma ve Usul Kusurunun Telafisi

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2019/559, K. 2019/437 sayılı kararında, mahkemece temin edilmesi gereken hakkaniyete uygun yargılanma hakkının idare tarafından sağlanmadığı gerekçesiyle tarhiyatın iptaline karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Kararda atıf yapılan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında (Miailhe/Fransa No:2, B. No: 18978/91) adil yargılanma hakkının zımni gerekleri incelenirken sürecin kümülatif bir analizle bütünü üzerinden değerlendirildiği ve ilk aşamadaki bir usul kusurunun sonraki yargılama aşamasında telafi edilebileceği kabul edilmektedir.

Raporun Mahkemeye Sunulmaması Halinde Hukuki Sonuç

İnceleme raporunun yargılama aşamasında sunulabilmesi kuralı her durum için geçerli bir sonuç doğurmaz. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E. 2019/559, K. 2019/437 sayılı kararında vurgulandığı üzere, mahkeme tarafından istenilmesine rağmen inceleme raporunun idarece sunulmaması halinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.

Vergi inceleme raporunun ihbarnameye eklenmemesi tarhiyatı tek başına iptal ettirir mi?

Danıştay 3. Dairesi E. 2006/4527, K. 2008/649 sayılı kararında raporun eklenmemesini hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayan esasa etkili bir eksiklik sayarak tarhiyatı kaldıran ilk derece mahkemesi kararını onamıştır; buna karşın Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E. 2019/559, K. 2019/437 sayılı kararında bu usul eksikliğinin dava aşamasında mahkemece getirtilerek veya idarece sunularak davacıya tebliğiyle giderilmesinin mümkün olduğunu kabul etmiştir. Ancak mahkemenin talebine rağmen rapor idarece sunulmazsa 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırılık değerlendirmesi yapılır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – 1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır: a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar. 2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.[3] 3. (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/185 md.) İdari davaların açılması:
Vergi inceleme raporu tebliğ edilen mükellef hangi yollara başvurabilir?

Mükellefler tebliğ edilen rapordaki tespitleri inceleyerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 376. maddesi kapsamında vergi ve cezalarda indirim talebinde bulunabilir, uzlaşma yoluna başvurabilir ya da tarhiyatın iptali istemiyle dava açabilirler.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu