Vergi Kaçakçılığı İhbarı ve İhbar İkramiyesi Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Vergi Kaçakçılığı İhbarı ve İhbar İkramiyesi Şartları

Vergi İhbar İkramiyesinin Hukuki Niteliği ve Kapsamı

1905 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca; tahrir dışı kalan taşınmazlar ile kazanç, intikal veya muamele gibi sürekli vergilerde gerçeğe aykırı beyanda bulunma, çift defter tutma ve benzer yollarla gizlenen fiilleri haber veren muhbirlere ihbar ikramiyesi ödenir. Bu ikramiye, ihbar neticesinde tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları toplamı üzerinden hesaplanır. Muhbiri bulunmakla birlikte tahakkuk muamelesi henüz sonuçlandırılmamış gizlenmiş vergi ve cezalar için de aynı kanuni esaslara göre ikramiye verilir.

1905 sayılı MENKUL VE GAYRİMENKUL EMVAL İLE BUNLARIN İNTİFA HAKLARININ VE DAİMİ VERGİLERİN MEKTUMLARINI HABER VERENLERE VERİLECEK İKRAMİYELERE DAİR KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Bina, arazi ve arsalardan tahrir harici kalanlar ile kazanç, hayvanlar, veraset ve intikal, muamele, dahili istihlak ve damga gibi daimi vergilerden yanlış beyanname vermek veya çift defter tutmak veya sair suretlerle ketmedilmiş olanları haber verenlere tahakkuk edecek vergi ve misil cezaları mecmuu üzerinden aşağıdaki nispetler dahilinde ikramiye verilir: 500 liraya kadar yüzde 15 5 000 liraya kadar, 500 liradan yukarı olan kısım için " 30 15 000 liraya kadar, 5 000 liradan yukarı olan kısım için " 20 15 000 liradan yukarı olan kısım için " 10 Bu nispetlere göre hesap olunacak ikramiyenin üçte biri verginin kati surette tahakkukunda ve üçte ikisi verginin tahsili akabinde verilir. Muhbirleri mevcut olupta tahakkuk muamelesi henüz intaç edilmemiş olan bu kabil mektumların muhbirlerine dahi işbu maddenin hükümlerine göre ikramiye verilir. Bilümum malmemurları ile tahrir ve tahmin heyetleri mensuplarına ve tahakkuk muamelesinde vazifedar olanlara ikramiye verilmez.

İhbar ikramiyesinin kapsamını yalnızca süreklilik arz eden vergiler ile bu vergi asıllarına bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezaları oluşturur. Söz konusu vergilere işletilen gecikme faizi ve gecikme zammı ile vergi aslına bağlı olmayan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, geçici vergi ve ek vergiler ikramiye hesabına dahil edilmez.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde yer alan gelir unsurları arasında bulunmayan ihbar ikramiyesi gelir vergisine tabi tutulmaz. Buna karşın ikramiye, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu kapsamında ivazsız intikal sayılarak vergilendirilir. 7338 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca istihkak sahiplerinin verginin ödendiğine ilişkin tasdikname ibraz etmemeleri halinde, idarece ivazsız intikaller için öngörülen yüzde 15 oranında tevkifat uygulanır.

7338 sayılı VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Amme idare ve müesseseleri, bankalar, bankerler, kasa kiralıyanlar, sigorta şirketleri, sair şirket ve müesseseler, mahkemeler ve icra daireleri istihkak sahiplerine bu verginin mevzuuna giren her hangi bir muamele dolayısiyle para ve senet verebilmek için evvelemirde verginin ödenmiş olduğuna dair vergi dairesinden verilmiş bir tasdikname talebederler. (Değişik: 22/7/1998 – 4369/74 md.) Tasdikname ibraz etmeyen hak sahiplerinin istihkaklarından, veraset yoluyla intikallerde %5, ivazsız intikallerde %15 oranında vergi karşılığı olarak tevkifat yaptıktan sonra, bakiyesini verebilirler. Tevfikatı yapanlar, tevkif ettikleri parayı en geç bir hafta içinde bulundukları yerin mal sandığına yatırmaya ve keyfiyeti bağlı bulundukları vergi dairesine yazı ile bildirmeye mucburdurlar. (Değişik: 22/7/1998 – 4369/74 md.) Tevkifat yapmadan para ve senet verenlerle tevkif ettikleri parayı yukarıda belirtilen süre içinde mal sandığına yatırmıyanlardan (Hakimler hariç), tevkif etmiye ve yatırmaya mecbur oldukları paralar Amme Alacaklarının Tahsil Usulü hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek tahsil edilir. Tevkifatı yapan ilgili kuruluşların, bu görevleri süresinde yerine getirmeyen sorumlularından, tevkif etmeye ve yatırmaya mecbur oldukları paraların %10’u oranında ayrıca ceza tahsil olunur. İhtiyat tedbirleri:

İhbar Başvurusunun Şekli ve Usul Kuralları

3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun'un 4. maddesi uyarınca dilekçelerde dilekçe sahibinin adı, soyadı, imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir. İhbar dilekçelerinde ayrıca ihbar olunan hakkında bilgi verilmesi ve ikramiye talep ediliyorsa bunun açıkça belirtilmesi gerekmekte olup eksik unsurları içeren dilekçeler işleme alınmaz.

3071 sayılı DİLEKÇE HAKKININ KULLANILMASINA DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – (Değişik: 2/1/2003-4778/26 md.) Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir. Gönderilen makamda hata:

İhbarın yazılı bir dilekçe ile yapılması esas olmakla birlikte, sözlü olarak yapılan başvuruların da yetkili mercilerce resmi tutanağa geçirilmesi, ilgilinin imzasının ve gerekli kimlik ile adres bilgilerinin alınması kaydıyla işleme konulması mümkündür. Resmi tutanağa bağlanmaksızın yalnızca sözlü olarak iletilen beyanlar doğrultusunda idarece inceleme yapılmış olsa dahi ilgilisine ikramiye bağlanamaz.

Aynı mükellef ve aynı konu hakkında birden fazla ihbarda bulunulması halinde, ihbar konuları ile tespit edilen matrah farkları arasında bağlantı bulunması kaydıyla ikramiye hakkı tanınır. Bu durumda yazılı dilekçelerin veya tutanağa bağlanan sözlü beyanların resmi kayıtlara geçiş tarihi esas alınarak ilk ihbarda bulunan kişiye ödeme yapılır.

Kimlik bilgisi gizlenerek yapılan isimsiz ihbarlarda, vergi incelemesi tamamlanmadan önce ihbarcının kimliğini açıklaması şarttır; inceleme bittikten sonra ihbara sahip çıkılması halinde ikramiye hakkı kaybedilebilir. Bununla birlikte, yürütülen vergi incelemesinin herhangi bir safhasında ihbarından vazgeçtiğini idareye bildiren kişiye ihbar ikramiyesi ödenmez.

İhbarcının Hukuki Konumu ve Kimliğin Açıklanması

Muhbirin vergi kaçırma eylemine bizzat katılmış olması ikramiye almasına yasal bir engel oluşturmaz. Mükellefin vergi kaçırdığını bilerek delilleriyle yetkili mercilere bildiren kişinin mükellefin ortağı, personeli ya da kan veya hısımlık bağı bulunan bir yakını olması da ikramiye ödenmesine engel teşkil etmemektedir.

Vergi ihbarlarında ihbarda bulunan muhbirin isminin gizli tutulması asıldır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 142. maddesi kapsamında, mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunduğunda vergi incelemesine yetkili olanların gerekçeli talebi ve sulh yargıcının kararıyla mükellef nezdinde arama yapılabilir. Ancak ihbar üzerine gerçekleştirilen bu aramada ihbar sabit olmazsa, nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini isteyebilir; bu halde vergi dairesi muhbirin ismini bildirmekle yükümlüdür.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 142Kaynağı aç
Madde 142 – İhbar veya yapılan incelemeler dolayısiyle, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde arama yapılabilir. Aramanın yapılabilmesi için: 1. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların buna lüzum göstermesi ve gerekçeli bir yazı ile arama kararı vermeye yetkili sulh yargıcından bunu istemesi; 2. Sulh yargıcının istenilen yerlerde arama yapılmasına karar vermesi; şarttır. İrtibatları sebebiyle muhtelif şahıslar nezdinde ve mahallerde yapılmasına lüzum gösterilen aramalardan birine karar vermeye yetkili olan sulh yargıcı bunlardan diğer sulh yargıçlarının salahiyetine dahil bulunanlar hakkında da karar vermeye yetkilidir. İhbar üzerine yapılan aramada ihbar sabit olmazsa nezdinde arama yapılan kimse muhbirin adının bildirilmesini istiyebilir, bu takdirde, vergi dairesi muhbirin ismini bildirmeye mecburdur. Aramada bulunan defter ve vesikalar:

1905 sayılı Kanun'un 6. maddesi gereğince bilumum mal memurları, tahrir ve tahmin heyetleri mensupları ile tahakkuk muamelesinde vazifeli kamu görevlilerine ihbar ikramiyesi verilmez. Ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca vergi muameleleri ve incelemeleriyle uğraşan memurlar, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar, vergi komisyonu üyeleri ve bilirkişiler görevleri dolayısıyla mükellefe ilişkin öğrendikleri sırları ve gizli hususları görevlerinden ayrılsalar dahi ifşa edemez ve kendileri veya üçüncü kişiler yararına kullanamazlar.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – Aşağıda yazılı kimseler görevleri dolayısiyle, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine mütaallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazımgelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef'ine kullanamazlar; 1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar; 2. (Değişik: 23/6/1982-2686/1 md.) Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar; 3. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler; 4. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler. Bu yasak, yukarıda yazılı kimseler, bu görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder. (Ek: 26/6/1964-485/1 Md.; Değişik: 30/12/1980-2365/2 md.) Ancak, vergi güvenliğini sağlamak amacıyla Gelir Vergisi mükelleflerinin yıllık Gelir Vergisi, sermaye şirketlerinin Kurumlar Vergisi beyanamelerinde gösterdikleri matrahları (zarar dahil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar Vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak cetvellerle ilan olunur. Mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa, bu ilan orada da yapılır. (Ek: 22/7/1998-4369/1 md.) Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları, kesinleşen vergi ve cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline devredebilir. Ayrıca, kamu görevlilerince yapılan adlî ve idarî soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir. Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanmasıyla ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.[2] (Ek: 26/6/1964-485/1 md.; Değişik: 30/12/1980-2365/2 md.) Gelir Vergisi mükellefleri (Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı almak zorundadırlar. İlan ve levhalara ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığınca belli edilir.[3][4] (Ek altıncı fıkra:14/10/2021-7338/13 md.) Gelir İdaresi Başkanlığının görev alanına ilişkin işlerde hizmet alımı yoluyla çalıştırılanlar ile hizmet alımı yapılanların ortak ve yöneticileri öğrendikleri sırlar ve gizli kalması gereken diğer hususlar açısından bu maddede yazılı yasaklara, bu görevlerinden ayrılsalar dahi, uymak zorundadır. (Ek fıkra: 21/3/2018-7103/8 md.) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgili kanunları uyarınca mükelleflerden talep edilebilen, kurum ve kuruluşların görevleriyle doğrudan ilgili ve görevlerinin ifası için zorunluluk ve süreklilik arz eden bilgilerin, bu kurum ve kuruluşlara verilmesi vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz. Bu durumda, kendilerine bilgi verilenler, bu maddede yazılı yasaklara uymak zorunda olup, bu bilgilerin muhafazasını sağlamaya yönelik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Maliye Bakanlığı, bu fıkra uyarınca verilecek bilgilerin kapsamı ile bilgi paylaşımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. (Ek: 26/6/1964-485/1 md.; Değişik altıncı fıkra: 23/1/2008-5728/272 md.) Açıklanan bu bilgiler ele alınarak mükelleflerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüz edilemez. (Ek: 4/12/1985-3239/1 md.; Mülga: 22/7/1998-4369/1 md.) (Ek: 24/3/1988-3418/29 md.; Mülga: 22/7/1998-4369/1 md.) (Ek: 26/10/1988-3482/6 md.; Mülga: 22/7/1998-4369/1 md.) Yasaklar:

İkramiyenin Hesaplanması, Ödeme Aşamaları ve Dava Yolu

1905 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan kademeli nispetlere göre ihbar ikramiyesi; 500 liraya kadar olan kısım için yüzde 15, 500 liradan 5.000 liraya kadar olan kısım için yüzde 30, 5.000 liradan 15.000 liraya kadar olan kısım için yüzde 20 ve 15.000 lirayı aşan kısım için yüzde 10 nispetleri üzerinden hesaplanır.

Kanuni nispetlere göre tahakkuk eden vergi ve misil cezaları üzerinden hesaplanan ikramiyenin üçte biri verginin kesin surette tahakkukunda ödenir. İkramiyenin kalan üçte ikilik kısmı ise verginin tahsil edilmesinin akabinde hak sahibine verilir.

Vergi incelemesi sonrasında vergi dairesi ile mükellef arasında uzlaşmaya varılması durumunda, ihbar ikramiyesi ihbarnamede gösterilen ilk tutarlar üzerinden değil, uzlaşma tutanağında kesinleşen vergi ve ceza rakamları esas alınarak hesaplanır.

İdarenin ihbar ikramiyesi ödemeyeceğini bildirmesi ya da ödenecek ikramiye tutarını gösteren bir yazı tebliğ etmesi durumunda muhbir uyuşmazlığı yargıya taşıyabilir. Bu bildirimin tebliğ tarihinden itibaren 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca 30 gün içinde vergi mahkemesinde iptal davası açılması gerekir.

Vergi ihbarında muhbirin kimliği mükellefe hangi halde bildirilir?

İhbarda muhbirin kimliğinin gizli tutulması asıldır; ancak sulh yargıcı kararıyla yapılan aramada ihbar sabit olmazsa nezdinde arama yapılan kişinin talebi üzerine vergi dairesi muhbirin ismini bildirmek zorundadır.

Şirket çalışanı veya ortağı vergi kaçakçılığı ihbarında bulunarak ikramiye alabilir mi?

Evet, mükellefin çalışanı, şirket ortağı veya hısımı olan kişiler ile vergi kaçırma fiiline bizzat dahil olmuş kimseler somut bilgi ve delil sunarak ihbarda bulunduklarında ihbar ikramiyesi alabilirler.

İhbar ikramiyesi hangi aşamalarda ödenir?

1905 sayılı Kanun uyarınca hesaplanan ikramiyenin üçte biri verginin kesin surette tahakkuku üzerine, kalan üçte ikisi ise verginin tahsil edilmesinin ardından ödenir.

İhbar ikramiyesinin ödenmemesine karşı kaç gün içinde dava açılmalıdır?

İhbar ikramiyesinin ödenmeyeceğinin veya ödenecek tutarın muhbire tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde 2577 sayılı Kanun uyarınca vergi mahkemesinde dava açılması gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu