Vergi hukukunda gayrimenkul alım satım işlemlerinin ticari kazanç kapsamında değerlendirilmesi, faaliyetin devamlılık taşımasına dayanır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesi uyarınca gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazançlar ticari kazanç sayılmaktadır. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca da kurumlar vergisi safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır ve bu kazancın tespitinde Gelir Vergisi Kanunu'nun ticari kazanç hakkındaki hükümleri tatbik edilir.
Danıştay 4. Daire, E. 2018/2938, K. 2022/4208Kaynağı aç
193 sayılı GELİR VERGİSİ KANUNU (GVK) m. 37Kaynağı aç
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Devamlılık Unsuru ve İşlemlerin Çokluğu Ölçütü
Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde düzenlenen faaliyetlerde, kazanç yasadan dolayı ticari kazanç sayılarak vergilendirildiğinden ayrıca bir ticari organizasyon aranmasına gerek bulunmaz. Danıştay 3. Dairesinin E. 2006/1708, K. 2006/2559 sayılı kararında belirtildiği üzere, gayrimenkul alım, satım ve inşa işlerinin bir vergilendirme döneminde birden çok kez yinelenmesi yahut birden fazla vergilendirme döneminde işlem yapılması durumunda devamlılık koşulunun gerçekleştiği kabul edilir.
Danıştay 3. Daire, E. 2006/1708, K. 2006/2559Kaynağı aç
Faaliyetin yürütülmesinde kurumsal veya yapısal bir organizasyonun açıkça görülemediği hallerde, devamlılık kastının varlığını gösteren nesnel ölçüt işlemlerin adedidir. Danıştay 4. Dairesinin E. 2018/2938, K. 2022/4208 sayılı kararına göre bu durum, taşınmazların aynı takvim yılı içinde birden çok kez ya da birbirini izleyen yıllarda art arda elden çıkarılması veya edinilmesiyle somutlaşır. Tapu kütüğünde ayrı bağımsız bölüm olarak kayıtlı gayrimenkullerin her birine yönelik işlem bağımsız bir tasarruf niteliğindedir; bu bağımsız bölümlerin aynı yıl veya birbirini takip eden yıllarda alınıp satılması süreklilik emaresi kabul edilir.
Ticari Organizasyon ve Değer Artışı Kazancı Ayrımı
Gayrimenkul alım satımının maddi ve biçimsel unsurları tamamlanmış kurumsal bir organizasyon yapısı içinde yürütülmesi durumunda faaliyet ticari nitelik kazanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasına göre ticari işletme, esnaf ölçeğindeki gelir sınırının üzerinde kazanç sağlamayı hedefleyen ve bağımsız ile kesintisiz tarzda sürdürülen faaliyetlerin yürütüldüğü işletmedir. Maddenin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırın tespitinde Cumhurbaşkanı kararının belirleyici olacağı hükme bağlanmıştır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 11Kaynağı aç
Danıştay 3. Dairesinin E. 2006/1708, K. 2006/2559 sayılı kararına göre taşınmaz işlemlerinde değer artışı kazancı ile ticari kazanç arasındaki temel ayrım, değer artışı kazancında faaliyetin devamlılık taşımamasıdır; iki kazanç türünün ortak yönü ise belirgin bir ticari organizasyon bulunmaksızın da yürütülebilmeleridir. Aynı kararda, kazancın tabi olduğu gelir türü yerine başka bir gelir unsuru altında vergilendirilmesinin yalnızca matrah tespitini etkileyeceği, gelirin tamamen beyan harici bırakıldığı hallerde ise tarhiyatın bütünüyle kaldırılmasının hukuka uygun bulunmayacağı belirtilmiştir.
İspat Külfeti, Kişisel İhtiyaç ve Edinim Biçimi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi gereğince vergi kuralları lafzı ve ruhuyla tatbik edilir; vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya dair işlemlerin gerçek niteliği esastır. Bu mahiyet yemin delili haricinde her türlü delille ortaya konabilir; ancak vergiyi doğuran işlemle doğal ve doğrudan ilgisi kurulamayan tanık beyanı ispat aracı kabul edilmez. İktisadi, ticari ve teknik gereklere uymayan veya olayın niteliğine göre olağan sayılmayan bir durumu ileri süren taraf, iddiasını ispatla yükümlüdür.
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 3Kaynağı aç
Danıştay 4. Dairesinin E. 2018/2938, K. 2022/4208 sayılı kararında belirtildiği üzere, gayrimenkul alım satımının kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığını kanıtlama yükü vergi mükelleflerine aittir. Kişisel gereksinim nedeniyle edinimde sayının sınırlı olacağı gözetildiğinde, gereksinimin ortadan kalkmasını haklı ve gerekli kılan nedenler kanıtlanamadığı takdirde işlem sayısındaki çokluk kazanç sağlama amacının göstergesi sayılır. Danıştay 3. Dairesinin E. 2006/1708, K. 2006/2559 sayılı kararında da satışların ihtiyaç sebebiyle yapıldığının ileri sürülmesi halinde, kazanç amacını ortadan kaldıracak ihtiyacın niteliği ve ne şekilde giderildiğine dair delillerin araştırılması ve yeterli görülmesi durumunda matrahın değer artışı kazancı kurallarına göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Taşınmazların edinim biçimi konusunda Danıştay 3. Dairesinin E. 2006/1708, K. 2006/2559 sayılı kararında, kanun koyucunun mal ve hakların edinim şekli yönünden bir ayrım yapmadığı, bu nedenle ivazlı veya ivazsız edinimin Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinin uygulanmasına engel teşkil etmediği sonucuna varılmıştır. Buna karşılık aynı dairenin E. 2023/8057, K. 2025/2395 sayılı kararındaki karşı oyda, taşınmazın hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere uygun biçimde ivazsız edinilmesi halinde çok sayıda satılsa dahi ticari kazanç sayılmaması gerektiği görüşü savunulmuştur.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/8057, K. 2025/2395Kaynağı aç
Arazilerin Parsellenerek Satılması ve Beş Yıllık Süre
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasının 6 numaralı bendine göre, satın alınan veya trampa suretiyle iktisap olunan arazinin iktisap tarihinden itibaren 5 yıl içinde parsellenerek bu süre içinde veya daha sonraki yıllarda kısmen veya tamamen satılmasından elde edilen kazançlar ticari kazançtır. Danıştay 3. Dairesinin E. 1996/6195, K. 1997/2457 sayılı kararında, beş yıllık süre içinde parselasyon yapılarak aynı yıl içinde birden fazla kişiye satış yapılmasının satışta çokluk ve devamlı kazanç gayesini gösterdiği, bu durumun ticari faaliyet boyutuna ulaştığı ifade edilmiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 1996/6195, K. 1997/2457Kaynağı aç
Beş yıllık süre sonrasındaki parselasyon satışlarında Danıştay 3. Dairesinin E. 1989/1134, K. 1989/2648 sayılı karar çoğunluğunda; mülk edinme gayesiyle alınan ve beş yıllık yasal süre geçtikten sonra zorunlu özel parselasyona tabi tutularak elden çıkarılan araziden başka gayrimenkul alım satımı bulunmadığı durumlarda işin devamlılığından söz edilemeyeceği ve bedelin ticari kazanç sayılamayacağı kabul edilmiştir. Aynı karardaki azlık oyunda ise arazinin parsellenerek muhtelif kişilere satılmasından doğan kazancın beş yıllık süre sınırına bağlı olmaksızın ticari kazanç sayılması gerektiği ileri sürülmüştür. Danıştay 3. Dairesinin E. 1996/6195, K. 1997/2457 sayılı bozma kararında ise matrah incelemesinde takdir komisyonunun belirlediği birim değerin gözetilmesi ve imar mevzuatı uyarınca düzenleme ortaklık payı kesintisi bulunması halinde satılan parsellere düşen kısmın maliyet unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 1989/1134, K. 1989/2648Kaynağı aç
Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi İstisnalarında Taşınmaz Ticareti
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan kurala göre, kurumların en az iki tam yıl aktiflerinde kayıtlı taşınmazların devrinden doğan kazancın yüzde 75'lik bölümü istisnaya tabi tutulur. İstisnanın satış döneminde uygulanması, kazancın istisnaya konu kısmının devrin gerçekleştiği yılı izleyen beşinci yılın bitimine kadar bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında muhafaza edilmesi ve satış bedelinin satış yılını izleyen ikinci takvim yılı sonuna kadar tahsil edilmiş olması aranır. Bu vadede tahsil edilmeyen tutarlara ya da beş yıllık süre dolmadan sermayeye ekleme haricinde fondan çekilen veya başka hesaba aktarılan kısımlara yönelik vergiler vergi ziyaına uğramış kabul edilir. Düzenlemede ayrıca, taşınmaz alım satımı ve kiralama faaliyeti yürüten kurumların bu maksatla ellerinde tuttukları iktisadi kıymetlerin satış kazançları istisnanın kapsamı dışında bırakılmıştır.
Danıştay 4. Dairesinin E. 2018/2938, K. 2022/4208 sayılı kararına konu olayda, tescil ve yoklama kayıtlarında inşaat ve emlak işleriyle uğraştığı belirlenen davacı şirketin bir yıl içinde 240 adet arsa payı satış faturası düzenlediği görülmüştür. Daire, satışlardaki çokluk nedeniyle devamlılık taşıyan ticari faaliyetin bulunduğuna, taşınmazların ticaret amacı dışında aktifte tutulduğunun veya faaliyetin yürütülmesine tahsis edildiğinin kanıtlanamadığına işaret ederek, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi istisnasının uygulanamayacağı gerekçesiyle bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.
Katma Değer Vergisi Kanunu uygulamasında, 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 4. fıkrasının (r) bendinde istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları iştirak hisselerinin teslimleri istisna kapsamı dışında tutulmuştur. Yargı kararına yansıyan ilk derece gerekçesinde taşınmaz teslimleri de bu kapsamda değerlendirilmiş; Danıştay 9. Dairesinin E. 2020/909, K. 2022/3926 sayılı onama kararında ise uzun süre otel işletmesinde kullanılan ve icra satışı sonrası zorunlu olarak kiraya verilip ardından üçüncü kişiye devredilen taşınmazların bulunmasının tek başına taşınmaz ticareti sayılmayacağı yönündeki istinaf kararı usul ve hukuka uygun bulunmuştur. Taşınmaz devirlerine ilişkin istisnanın yürürlük durumuna dair düzenlemelerde ise 15.07.2023 tarihinden önce aktife kaydedilen taşınmazların kanuni koşulları taşıması halinde istisnadan yararlanabileceği, bu tarihten sonraki aktif kayıtlarına dayanan satışlarda ise istisnanın geçerli olmayacağı ifade edilmektedir.
Danıştay 9. Daire, E. 2020/909, K. 2022/3926Kaynağı aç
3065 sayılı KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Yargılama Usulü ve Tarhiyata Bağlı Cezalar
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 22, 24 ve 49. maddeleri gereğince vergi tarhiyatı davalarında mahkemelerin uyuşmazlık konusu yapılan unsurları tam olarak incelemesi gerekir. Danıştay 3. Dairesinin E. 2023/8057, K. 2025/2395 sayılı kararında belirtildiği üzere, inceleme raporunda matraha eklendiği bildirilen beyan dışı gayrimenkul sermaye iradı hakkında hiçbir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi yargılama usulüne aykırılık oluşturur ve kararın bozulmasını gerektirir.
Ticari kazanç tarhiyatına ve matrah tespitine ilişkin davalarda takdir komisyonu birim değeri ile düzenleme ortaklık payı kesintisinin incelenmesi gerektiği yönündeki bozma kararları, aynı faaliyete bağlı fatura düzenlememe gerekçesiyle kesilen özel usulsüzlük cezasını da etkiler. Danıştay 3. Dairesinin E. 1996/6194, K. 1997/2456 sayılı kararında, matrah ve tarhiyat dosyalarındaki bozma esaslarına göre yapılacak incelemenin ceza davasını etkileyeceği gözetilmeden verilen ret kararı bozulmuştur.
Danıştay 3. Daire, E. 1996/6194, K. 1997/2456Kaynağı aç
Gayrimenkul alım satımında devamlılık nasıl belirlenir?
Ticari organizasyonun açıkça belirlenemediği durumlarda devamlılık kastı, muamelelerin çokluğu üzerinden tespit edilir. Gayrimenkullerin aynı yıl içinde birden fazla veya takip eden takvim yıllarında art arda alınması yahut satılması devamlılık göstergesi sayılmakla birlikte, aynı veya birden çok dönemdeki her işlem çokluğunun mutlak surette kazanç sağlama amacıyla yapıldığı kabul edilmeyebilir.
İvazsız edinilen gayrimenkullerin satışı ticari kazanç sayılır mı?
Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasının 4 numaralı bendinde edinim biçimine ilişkin bir ayrım yer almadığından taşınmazın ivazsız edinilmiş olması devamlılık halinde ticari kazanç hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmemektedir. Yargı kararlarındaki karşı oylarda ise ivazsız devralınan gayrimenkullerin çok sayıda satılsa dahi ticari kazanç sayılmaması gerektiği görüşü savunulmuştur.
Parsellenerek satılan arazilerde beş yıllık süre nasıl uygulanır?
Gelir Vergisi Kanunu'nun 37. maddesinin ikinci fıkrasının 6 numaralı bendine göre satın alınan veya trampa ile edinilen arazi 5 yıl içinde parsellenerek satılırsa kazanç ticari kazanç sayılır. Beş yıllık süre geçtikten sonra zorunlu parselasyonla satılan ve başkaca taşınmaz işlemi bulunmayan hallerde elde edilen bedel çoğunluk içtihadında ticari kazanç sayılmazken, karşı oyda süre sınırlaması olmaksızın ticari kazanç sayılması gerektiği değerlendirilmiştir.
Taşınmaz ticareti yapanlar kurumlar vergisi taşınmaz satış istisnasından yararlanabilir mi?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, taşınmaz ticareti ve kiralanmasıyla uğraşan kurumların bu amaçla ellerinde bulundurdukları taşınmazların satışından elde ettikleri kazançlar istisna dışındadır. Bu kurumlar yalnızca faaliyetlerinin yürütülmesine tahsis ettikleri taşınmazların satışında genel şartlar çerçevesinde istisnadan yararlanabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

