Vergi Davası Yargılama Süreci ve Dava Açma Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Vergi Davası Yargılama Süreci ve Dava Açma Şartları

Vergi davası, mükellefler ile adlarına ceza uygulanan kişilerin vergilendirme işlemlerine karşı açtığı idari nitelikteki uyuşmazlıklardır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi otuz gün olarak belirlenmiştir. Vergi uyuşmazlığı dolayısıyla mahkemede dava yoluna başvurulduğunda, uyuşmazlığa konu edilen tarhiyat, harç, zam ve cezaların tahsil süreci kendiliğinden durur. Vergi yargılamasında dava ikame edilmeden evvel idareye başvuru yapılması yönünde bir dava şartı aranmaz.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Dava Açma Süreleri ve Sürenin Başlangıç Esasları

Vergi mahkemelerinde 30 günlük genel dava açma süresi; vergi ve ceza ihbarnamelerinde tebliğ tarihini izleyen günden, verginin tahakkuku tahsile bağlı ise tahsilatın yapıldığı tarihi izleyen günden, verginin tevkif yoluyla alındığı hallerde istihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı tarihi izleyen günden, tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı tarihi izleyen günden ve idarenin dava açması gereken konularda ilgili merci veya komisyonda alınan kararın idareye ulaştığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Beyanın ihtirazi kayıtla yapıldığı durumlarda ise dava açma süresi tahakkuk fişinin kesildiği günü izleyen günden itibaren 30 gündür.

Vergiyle ilişkili düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal davalarında dava açma süresi, işlemin yayımlanmasını takip eden günden itibaren 60 gündür. Bu süre içinde dava açılmamış olması durumunda, düzenleyici işlemin kişiye uygulanması üzerine uygulama tarihinden itibaren 60 gün içinde düzenleyici işlemin iptali için dava açılabilir.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m. 58 uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan borçlu; böyle bir borcun bulunmadığı, borcun kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde itirazda bulunabilir; ödeme emrine karşı dava açma süresi de 15 gündür. Borcun yalnızca bir bölümüne itiraz ileri süren ilgilinin, bu kısmın cihet ve miktarını açıkça belirtmesi zorunludur; aksi takdirde kamu alacağının o bölümüne itiraz edilmemiş kabul edilir.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.[27] Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır, aksi halde itiraz edilmemiş sayılır. (Mülga üçüncü fıkra: 28/1/2010-5951/1 md.) İtiraz komisyonu bu itirazları en geç 7 gün içinde karara bağlamak mecburiyetindedir. (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli ve E.: 2021/119, K.: 2022/48 sayılı Kararı ile.) İtiraz komisyonlarının bu konudaki kararları kesindir. Borcun tamamına bu madde gereğince vakı itirazların tamamen veya kısmen reddi halinde, borçlu ret kararının kendisine tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde mal bildiriminde bulunmak mecburiyetindedir.[28] Borcun bir kısmına karşı bu madde gereğince vakı itirazlar mal bildiriminde bulunma müddetini uzatamaz. Mal bildirimi:

Tarhiyata karşı uzlaşma yoluna gidilmesi ve uzlaşılamaması halinde dava açma süresi, 30 günlük genel süreden arta kalan süredir. Şayet uzlaşamama halinde kalan süre 15 günden daha az ise mükellefe 15 günlük ek süre tanınır.

Tebligatın usulsüz yapılması durumunda muhatap tebligatı öğrenmiş ve bu durumu beyan etmişse, tebligat muhatabın bildirdiği tarihte yapılmış sayılır. Tebligat işlemlerinin mevzuata ve usulüne uygun gerçekleştirildiğini ispat yükümlülüğü ise idareye aittir.

Yetkili Mahkeme ve Tarafların Dava Ehliyeti

Vergi davalarında dava, vergi dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılır. İptal davalarında işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bakanlıklar tarafından yürürlüğe konulan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak davalar ise ilk derece mahkemesi olarak Danıştay nezdinde görülür.

Vergi davası açma hakkı vergi mükelleflerine ve adlarına vergi cezası kesilmiş olan şahıslara aittir. Kişiler davayı bizzat açabilecekleri gibi avukatları aracılığıyla da takip edebilirler. Küçükler, kısıtlılar ve tüzel kişiler ise davalarını kanuni temsilcileri vasıtasıyla açarlar. Vergi dairesinin mükellefe karşı dava açma yetkisi bulunmamakta; idare Takdir ve Tadilat Komisyonları tarafından takdir ve tayin edilmiş olan matrahlar aleyhine dava açabilmektedir.

Tahsilatın Kendiliğinden Durması ve Yürütmenin Durdurulması Usulü

2577 sayılı Kanun m. 27/4 uyarınca vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlığından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen kısmının tahsil işlemlerini durdurur. Ancak davacının adresine tebligat yapılamaması sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması halinde tahsilatı durduran bu hukuki etki hükümsüz kalır. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ve tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar tahsil işlemini kendiliğinden durdurmaz; bu uyuşmazlıklarda mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

2577 sayılı Kanun m. 27/2 uyarınca yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi amacıyla, dava konusu işlemin icrası halinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların meydana gelmesi ile idari işlemin hukuka açık aykırılık taşıması koşullarının bir arada bulunması şarttır. Yargı yeri, davalı idarenin beyanını aldıktan ya da kanuni cevap süresi dolduktan sonra gerekçesini ortaya koyarak bu kararı verebilir. Aynı nedenlere dayanılarak mükerrer biçimde yürütmenin durdurulması isteminde bulunulması mümkün değildir. İlk derece mahkemesi kararının ardından istinaf veya temyiz yoluna başvurulması yürütmeyi doğrudan durdurmaz; bu aşamalarda yürütmenin durdurulması teminat gösterilerek talep edilebilir.

İspat Külfeti ve Delillerin Serbestisi

213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 3/B maddesi uyarınca vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin gerçek mahiyeti esastır. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia edilmesi halinde, ispat külfeti bunu ileri süren tarafa aittir.

213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3 – (Değişik: 30/12/1980-2365/1 md.) A) Vergi kanunlarının uygulanması: Bu Kanunda kullanılan "Vergi Kanunu" tabiri işbu Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade eder. Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak uygulanır. B) İspat: Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesi ispatlama vasıtası olarak kullanılamaz. İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa aittir. BİRİNCİ KİTAP Vergilendirme BİRİNCİ KISIM Genel Esaslar BİRİNCİ BÖLÜM Vergi Uygulanmasında Yetki Vergi dairesi:

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya dair muamelelerin gerçek mahiyeti, yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadeleri ispatlama vasıtası olarak kabul edilmez.

Duruşma Talebi ve Adli Tatilde Yargılama

Vergi yargılamasında asıl usul evrak üzerinde inceleme yapılması olup kural olarak duruşma açılmaz; bununla birlikte mahkeme kendi takdiriyle re'sen duruşma yapılmasına karar verebilir. Tarafların duruşma talebinde bulunabilmesi ise davanın iptal ya da tam yargı davası olması veya tarh edilen mali yükümler ile ceza tutarları toplamının kanunda belirlenen parasal eşiği aşması durumuna bağlı kılınmıştır (ikincil verilerde bu had 25 bin Türk lirası olarak geçmektedir). Bu nitelikleri taşıyan dosyalarda taraflardan birinin duruşma istemesi halinde duruşma icrası zorunlu hale gelir.

Adli tatil süresi içinde vergi mahkemelerinde dava açılması mümkündür. Buna karşın adli tatilde vergi mahkemelerinde her türlü iş görülmez; yürütmenin durdurulması ve delil tespitine ilişkin işler ile kanunen belirli bir sürede karara bağlanması gereken uyuşmazlıklar karara bağlanır. Bu kapsam dışında kalan davaların görülmesi adli tatil sonrasına bırakılır.

Yargı Kararının Sonuçları ve Kanun Yolları

Vergi mahkemesince mükellef lehine davanın kabulüne karar verilmesi durumunda vergi idaresinin işlemi tamamen veya kısmen iptal edilir, tarhiyat terkin edilir ve fazla ödenmiş vergiler mükellefe iade olunur. Takdir ve tadilat komisyonu kararlarına karşı vergi dairesi tarafından açılan davanın kabulü halinde işlem iptal edilir; davanın reddedilmesi halinde ise dava açılmasıyla durmuş bulunan tahsilat işlemleri yeniden işlemeye başlar, henüz tahakkuk etmemiş vergi varsa tahakkuk eder ve bu alacağa gecikme zammı uygulanır.

2577 sayılı Kanun m. 45 uyarınca vergi mahkemesi kararlarına karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde yetkili bölge idare mahkemesine istinaf yoluna gidilebilir. Kanun metninde konusu otuz bir bin Türk lirasını aşmayan davalara ilişkin ilk derece kararlarının kesin olduğu ve istinaf denetimine kapalı bulunduğu hükme bağlanmıştır. İstinaf merciinin ilk derece mahkemesi hükmünü hukuka uygun görmemesi durumunda kararın kaldırılmasına hükmedilerek uyuşmazlığın esası hakkında doğrudan yeni bir karar tesis edilir. İvedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda ise istinaf aşaması bulunmayıp doğrudan temyiz yolu öngörülmüştür.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

Bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz başvurusu kural olarak tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay nezdinde yapılır; bununla birlikte 2577 sayılı Kanun m. 45/2 uyarınca anılan Kanunun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası kapsamında verilen bölge idare mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresi yedi gündür. Yasal parasal kesinlik sınırının altında kalan bölge idare mahkemesi kararları kesinleşir. Ayrıca 2577 sayılı Kanun m. 51 uyarınca, kesin nitelikteki kararlar ile kanun yolu denetiminden geçmeksizin kesinleşen hükümlerden yürürlükteki hukuka aykırılık teşkil edenler Danıştay Başsavcısı tarafından kanun yararına temyiz edilebilir. Bozma kararı kesinleşen merci kararının neticelerini ortadan kaldırmaz. Bu olağanüstü kanun yoluna ek olarak yargılamanın yenilenmesi kurumu da işletilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51 – 1. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) İdare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerinin kesin olarak verdiği kararlar ile istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir. 2. (Değişik: 5/4/1990-3622/20 md.) Temyiz isteği yerinde görüldüğü takdirde karar, kanun yararına bozulur. Bu bozma kararı, daha önce kesinleşmiş olan merci kararının hukuki sonuçlarını kaldırmaz. 3. Bozma kararının bir örneği ilgili bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır. Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenin durdurulması:[45][46]
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46 – (Değişik: 18/6/2014-6545/20 md.) Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:[34] a) Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları. b) (İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E.:2023/36 K.:2023/142 sayılı Kararı ile) (Yeniden Düzenleme:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar. c) (Ek:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar. d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları. e) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları. f) Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları. g) İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar. h) Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar. ı) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar. i) Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar. j) Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar. k) 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar. l) 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar. m) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar. n) Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar. Temyiz edilemeyecek kararlar:
Vergi davası açılması vergi borcunun tahsilatını durdurur mu?

2577 sayılı Kanun m. 27/4 gereğince vergi mahkemesinde dava açılması, tarh edilen vergi, resim, harçlar ile zam ve cezaların dava konusu edilen kısmının tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurur. Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannamelere karşı açılan davalar, tahsilat işlemlerine karşı açılan davalar ve işlemden kaldırılıp yeniden işleme konulan dosyalarda tahsilat kendiliğinden durmaz.

Ödeme emrine karşı hangi sürede ve hangi sebeplerle başvuru yapılabilir?

6183 sayılı Kanun m. 58 kapsamında ödeme emri tebliğ edilen kişi; borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 15 gün içinde itirazda bulunabilir; ödeme emrine karşı dava açma süresi de 15 gündür. Borcun bir kısmına itiraz edilmesi halinde bu bölümün cihet ve miktarının açıkça belirtilmesi şarttır; aksi halde borcun o kısmına itiraz edilmemiş sayılır.

Uzlaşma sağlanamadığında vergi mahkemesinde dava açma süresi nedir?

Tarhiyata karşı uzlaşma yoluna başvurulup uzlaşılamaması halinde dava açma süresi, 30 günlük genel dava açma süresinden arta kalan süredir; şayet kalan süre 15 günden daha az ise mükellefe 15 günlük ek süre tanınır.

Vergi mahkemelerinde duruşma yapılması zorunlu mudur?

Vergi yargılamasında asıl usul dosya üzerinden inceleme yapılmasıdır. Mahkeme re'sen duruşma açabileceği gibi; davanın iptal veya tam yargı davası olması yahut mali yüküm ve cezalar toplamının kanunda aranan eşiği (ikincil verilerde 25 bin Türk lirası olarak gösterilen tutarı) aşması halinde taraflardan birinin talebiyle duruşma yapılması zorunludur.

Vergi yargılamasında tanık beyanı ispat aracı sayılır mı?

Vergi Usul Kanunu m. 3/B uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir; ancak vergiyi doğuran olayla açık ve tabii bağı bulunmayan şahit ifadeleri ispatlama vasıtası olarak kabul edilmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu