Dava Açmanın Tahsil İşlemlerine Etkisi ve Kendiliğinden Durma Kuralı
İdari yargıda dava açılması kural olarak işlemin icrasını durdurmamakla birlikte, vergi uyuşmazlıklarında farklı bir rejim benimsenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, vergi mahkemelerinde vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması; uyuşmazlık konusu yapılan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalarının tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurur. Mükellefin bu yasal korumadan faydalanması için mahkemeden ayrıca tedbir veya yürütmenin durdurulması yönünde karar almasına gerek bulunmamaktadır.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Vergi mahkemesinde dava açılabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın dava edilebilir aşamaya gelmiş olması gerekir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378. maddesinin birinci fıkrası uyarınca verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması şarttır. Tevkif yoluyla alınan vergilerde ise istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve verginin ödemeyi yapan tarafından kesilmiş olması aranır. Bu aşamalar tamamlanıp tarhiyata karşı süresinde vergi mahkemesinde dava açıldığında, tahsilat kendiliğinden askıya alınır.
213 sayılı VERGİ USUL KANUNU m. 378 (1/2)Kaynağı aç
Kendiliğinden Durma Kuralının İstisnaları
Vergi mahkemesinde dava açılmasının tahsilatı kendiliğinden durdurması kuralı mutlak değildir. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin dördüncü fıkrasına göre ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemler ile tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar tahsil işlemini kendiliğinden durdurmaz. Bu kapsamdaki davalarda tahsilat işlemlerinin durdurulabilmesi için mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmeli ve bu doğrultuda karar alınmalıdır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mükellefler, kural olarak beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar; kanunun vergi hatalarına ilişkin hükümleri saklıdır. İhtirazi kayıtla beyanname verilmesi halinde ise 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca dava açılabilmekle birlikte, tahsilatın durdurulması için yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekir.
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, anılan Kanun'un 26. maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Benzer şekilde işlemden kaldırılmış bir dosyanın yeniden işleme konulması da tahsil işlemini durdurmaz.
Yürütmenin Durdurulması Kararı Verilmesinin Şartları
Tahsilatın kendiliğinden durmadığı hallerde mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar verebilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. İlk olarak idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması, ikinci olarak ise idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması gerekir. Bu iki koşul kümülatiftir; biri gerçekleşmeden yalnızca diğeriyle karar verilemez.
Mahkemelerin vereceği yürütmenin durdurulması kararlarında gerekçe bulunması kanuni bir zorunluluktur. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararda, idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğunun ve işlemin icrası halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların nelerden ibaret bulunduğunun açıkça belirtilmesi zorunludur.
Kanuni düzenleme uyarınca, sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesine dayanılarak yürütmenin durdurulması kararı verilemez. Mahkemenin işlemin hukuka aykırılığını somut uyuşmazlığın kendi şartları çerçevesinde tespit etmesi gerekir.
Yargılama Usulü, Savunma ve Teminat Esasları
Yürütmenin durdurulmasına kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra karar verilebilir. Buna karşılık uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, idarenin savunması beklenmeksizin durdurulabilir; bu halde savunma alındıktan sonra istem hakkında yeniden bir karar verilir. Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir.
Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin beşinci fıkrası gereğince 16. maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenip karara bağlanır ve yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar on beş gün içinde yazılıp imzalanır.
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. Taraflar arasında teminata ilişkin doğacak uyuşmazlıklar kararı veren merci tarafından çözülür.
Karara İtiraz Usulü ve İkinci Talep Yasağı
Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlara karşı, kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. Başvuruyu inceleyen yetkili merci dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde kararını vermekle yükümlüdür. İtiraz üzerine verilen bu kararlar kesin nitelik taşır.
İtiraz mercii kararı veren yargı yerine göre belirlenir. Vergi mahkemeleri, idare mahkemeleri veya tek hâkim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine itiraz edilir. Bölge idare mahkemesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı en yakın bölge idare mahkemesine başvurulur. Danıştay dava dairelerince verilen kararlara karşı ise konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna itiraz edilir.
Yürütmenin durdurulması taleplerinde kanun mükerrerliği engellemiştir. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin onuncu fıkrasına göre aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
Kararın İdarece Uygulanması ve Mali Sorumluluk
İdari yargı mercilerince verilen esasa veya yürütmenin durdurulmasına dair kararlar idare açısından bağlayıcıdır. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemesi kararlarının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur; bu doğrultuda işlem ve eylem süresi kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 28Kaynağı aç
Yargı kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve yetkili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi halinde de 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince tazminat davası kamu görevlisinin şahsına değil, ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, vergi uyuşmazlıklarına ilişkin mahkeme kararlarının idareye tebliğinden sonra bu kararlara göre tespit edilecek vergi, resim, harçlar ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalarının miktarı idarece mükellefe bildirilir. Maddenin altıncı fıkrası uyarınca tazminat ve vergi davalarında mahkeme kararının tebliğ tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun'un 48. maddesine göre belirlenen tecil faizi oranında faiz ödenir; ancak mahkeme kararının davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçecek süre için faiz işletilmez.
İstinaf ve Temyiz Aşamasında Yürütmenin Durdurulması
İlk derece vergi mahkemesi kararının ardından istinaf veya temyiz yoluna başvurulmuş olması, kararların yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesi veya temyiz incelemesini yapacak Danıştay dava dairesi ya da kurulu tarafından karar verilebilir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 52Kaynağı aç
Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 27. maddede öngörülen koşulların varlığına bağlıdır. İptal davalarında teminat aranmayabilir; idareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden ise teminat alınmaz.
Kanun yolu incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir. Temyiz aşamasında kararın bozulması halinde ise 2577 sayılı Kanun'un 52. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kararın yürütülmesi kendiliğinden durur.
Vergi mahkemesinde dava açıldığında tahsilat işlemi otomatik olarak durur mu?
Tarh edilen vergi, resim, harç ve bunlara bağlı cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açıldığında tahsilat işlemleri 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince kendiliğinden durur. Ancak ihtirazi kayıtla beyan edilen vergilere veya ödeme emri ve haciz gibi tahsilat işlemlerine karşı açılan davalarda bu otomatik koruma işlemez; yürütmenin durdurulmasının mahkemeden ayrıca talep edilmesi gerekir.
İhtirazi kayıtla verilen beyannameye karşı dava açıldığında tahsilat durur mu?
İhtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine yapılan işlemler aleyhine dava açılması tahsilatı kendiliğinden durdurmaz. Tahsilat işlemlerinin durdurulabilmesi için dava dilekçesinde yürütmenin durdurulmasının açıkça talep edilmesi ve mahkemece bu yönde bir karar verilmesi şarttır.
Yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için hangi koşullar aranır?
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava konusu idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Mahkemece verilecek kararda işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve doğacak zararların neler olduğu belirtilir.
Yürütmenin durdurulması kararına karşı nereye ve hangi sürede itiraz edilir?
Kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde vergi ve idare mahkemesi kararlarına karşı bölge idare mahkemesine, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, Danıştay dava dairelerince verilen kararlara karşı ise konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna itiraz edilir. İtiraz mercii dosyanın intikalinden itibaren yedi gün içinde kesin karar verir.
Temyiz veya istinaf başvurusu kararın icrasını durdurur mu?
İstinaf veya temyiz yoluna başvurulması mahkeme kararının icrasını kendiliğinden durdurmaz. Kararın yürütülmesinin durdurulabilmesi için incelemeyi yapacak bölge idare mahkemesinden veya Danıştay'dan teminat karşılığında talepte bulunulması gerekir; ancak temyiz aşamasında mahkeme kararının bozulması yürütmeyi kendiliğinden durdurur.
Aynı gerekçeyle yeniden yürütmenin durdurulması istenebilir mi?
Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin onuncu fıkrası aynı sebebe dayanan mükerrer talepleri kesin olarak yasaklamıştır.
İdare yürütmenin durdurulması kararını ne kadar sürede uygulamak zorundadır?
İdare kararın gereğine göre gecikmeksizin işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak mecburiyetindedir. Bu süre kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde otuz günü geçemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

