5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda iyi ahlak sahibi olma şartı aranır. Kanun'da belirtilen şartları taşımak, vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. Başvurunun reddine dair idari işlemlere karşı idari yargı mercilerinde iptal davası açılabilmektedir.
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 11Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire, E. 2016/15612, K. 2020/4798Kaynağı aç
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 10Kaynağı aç
Genel Yolla Vatandaşlık Kazanımında Aranan Yasal Koşullar
5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrası, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılar için iyi ahlak sahibi olmanın yanında başka şartlar da öngörmektedir. Başvuru sahibinin kendi millî kanununa veya vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip bulunması, başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmesi, Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışlarıyla teyit etmesi ve genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığının bulunmaması aranır.
Aynı fıkra kapsamında ayrıca yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak ile millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak şartları düzenlenmiştir. 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Kanun'un 10. maddesine göre başvuru koşullarını taşımak vatandaşlığın kazanılmasında mutlak hak doğurmaz ve vatandaşlığın sonradan kazanılmasına ilişkin temel ilke ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.
İdareye Tanınan Takdir Yetkisi ve Yargısal Denetim
5901 sayılı Kanun'un 10. maddesinde vatandaşlığın yetkili makam kararıyla kazanılabileceği ve şartları taşımanın mutlak hak sağlamayacağı belirtilmekle birlikte takdir yetkisi hukuk kuralları ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Danıştay Onuncu Dairesi'nin E. 2016/15612, K. 2020/4798 sayılı kararında, iyi ahlak şartının gerçekleşmediğine dair somut gerekçenin ve bunu doğrulayan belgelerin dava dosyasında yer almadığı olayda, idarenin takdir yetkisini hukuk kuralları ve genel hukuk ilkeleri doğrultusunda kullanması gerektiği belirtilerek davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
Buna karşılık Danıştay Onuncu Dairesi'nin aynı uyuşmazlığa ilişkin temyiz ve karar düzeltme aşamalarında verdiği E. 2016/12051, K. 2020/4799 ve E. 2021/3445, K. 2022/2133 sayılı kararlarında; evliliğe ilişkin somut tespitler ile çalışma iznine rağmen fiilen çalışılmadığı ve Türkiye'de bulunma amacının vatandaşlık elde etmek olduğu yönündeki veriler bir arada değerlendirilmiş, idarenin takdir hakkını hukuken geçerli nedenlere dayalı olarak kullandığı sonucuna varılarak ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararı onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilmiştir.
Danıştay 10. Daire, E. 2016/12051, K. 2020/4799Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire, E. 2021/3445, K. 2022/2133Kaynağı aç
Dava Açma Süresi ve İdari Başvuru
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince bu süre, idari işlemin yazılı olarak bildirildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Yetkili İdare Mahkemesi
2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, özel kanunlarda yetkili idare mahkemesi gösterilmemişse yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Dava Açılmasının Etkisi ve Yürütmenin Durdurulması
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrasına göre, Danıştayda veya idare mahkemelerinde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. İdari işlemin uygulanmasının durdurulabilmesi için mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkemeler, dava konusu işlemin tatbiki neticesinde giderilmesi güç ya da olanaksız zararların meydana gelmesi ile işlemin açık bir hukuka aykırılık taşıması koşullarının bir arada bulunması hâlinde yürütmenin durdurulmasına hükmedebilir. Bu karar kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya tanınan savunma süresi dolduktan sonra gerekçesi belirtilerek verilir. Uygulanmasıyla etkisi tükenecek nitelikteki işlemlerde ise idarenin savunması beklenmeksizin yürütme durdurulabilir; ancak savunmanın gelmesinin ardından talep hakkında yeniden bir değerlendirme yapılır.
Yürütmenin durdurulması kararları 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrası gereğince kural olarak teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden ise teminat alınmaz. Kanun'un 27. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.
İdare mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merci dosyanın gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermekle yükümlüdür ve bu karar kesindir.
İstinaf Yolu
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare mahkemesi nihai kararlarına karşı, ilgili mahkemenin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesine tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük süre içinde istinaf başvurusunda bulunulabilir. Kanun koyucu, uyuşmazlık konusu otuz bir bin Türk lirasını aşmayan iptal, vergi ve tam yargı davalarında verilen ilk derece mahkemesi kararlarını kesin sayarak istinaf başvurusuna kapatmıştır. Bununla birlikte Kanun'un 45. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince ivedi yargılama rejimine bağlı tutulan uyuşmazlıklarda da istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.
2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Vatandaşlık şartlarını taşımak vatandaşa mutlak hak sağlar mı?
Hayır. 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca Kanun'da sayılan başvuru koşullarını taşımak Türk vatandaşlığının kazanılmasında mutlak bir hak bahşetmez; vatandaşlık yetkili makamın kararına bağlıdır. İdarenin bu alandaki takdir yetkisinin kullanımı ise hukuk kuralları ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde denetime tabidir.
İyi ahlak sahibi olma şartı nerede düzenlenmiştir?
5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda aranan zorunlu şartlar arasında iyi ahlak sahibi olmak açıkça yer almaktadır.
Ret kararına karşı dava açma süresi kaç gündür?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanununda ayrı bir süre öngörülmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar.
Dava açıldığında idari işlem kendiliğinden durur mu?
Hayır. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yargıda dava açılması idari işlemin yürütülmesini durdurmaz; ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
Yürütmenin durdurulması için hangi şartlar aranır?
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Yürütmenin durdurulması kararına itiraz süresi nedir?
2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin yedinci fıkrası gereğince, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir; itiraz merciinin vereceği karar kesindir.
İdare mahkemesi kararına karşı istinaf süresi ne kadardır?
2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin birinci fıkrasına göre istinaf süresi, idare mahkemesi kararının tebliğinden itibaren otuz gündür.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

