Vatandaşlık Davasında İyi Ahlak Şartı ve İptal Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Vatandaşlık Davasında İyi Ahlak Şartı ve İptal Davası

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda iyi ahlak sahibi olma şartı aranır. Kanun'da belirtilen şartları taşımak, vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. Başvurunun reddine dair idari işlemlere karşı idari yargı mercilerinde iptal davası açılabilmektedir.

5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır. (2) (Mülga: 19/10/2017-7039/34 md.) Türk vatandaşlığının kazanılmasında istisnai haller
Danıştay 10. Daire, E. 2016/15612, K. 2020/4798Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/15612 E.  ,  2020/4798 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/15612 Karar No : 2020/4798 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. … İSTEMİN KONUSU : …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddi yolundaki kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ermenistan uyruklu olan davacı tarafından, Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca "iyi ahlak sahibi olma" şartını taşımadığından bahisle reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Türk vatandaşlığına alınıp alınmama konusunda idareye 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile tanınan takdir yetkisinin, Devletin hükümranlık hakkının bir sonucu olup, koşulları bulunan herkesin isteği halinde Türk vatandaşlığına mutlak şekilde kabul edilebileceği yolunda takdir yetkisini kaldıran mevzuatta herhangi bir bağlayıcı hükmün bulunmadığı, olayda, davacının Türk vatandaşlığını kazanma talebi üzerine yapılan araştırma sonucunda, mevzuatta yer alan "İyi ahlak sahibi olmak" şartını sağlamadığı kanaatine ulaşıldığı görüldüğünden, 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesinin tanıdığı yetki çerçevesinde egemenlik hakkı kapsamında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, toplum yaşamına uyum sağlamadığını ortaya koyacak hiç bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, idarenin tesis ettiği işlemin gerekçesinin açıklanmadığı, yargı denetimine açık, öznellikten uzak, nesnel kriterlere dayalı ve gerekçeli bir şekilde toplum yaşamına aykırı bir davranışı tespit edilmediği halde idarenin takdir yetkisine dayandırılan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu, 5901 sayılı Kanun'da belirtilen tüm şartları taşıdığı, bu nedenle Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından yersiz ve dayanaksız temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve hukuka aykırı olan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Ermenistan uyruklu olan davacı tarafından, Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca "iyi ahlak sahibi olma" şartını taşımadığından bahisle davalı idarece reddedilmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü; Aynı Kanun'un "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık, davacının yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması için yaptığı başvurunun, Kanunun aradığı şartları taşıyıp taşımadığı ve vatandaşlığa kabul konusunda idarenin takdir hakkının kapsamına ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden, 05/05/2014 tarihinde başvuruda bulunan davacı ile ilgili olarak düzenlenen 17/09/2014 tarihli Mülakat Formu'nda; toplumsal yaşama uyum sağlayamadığı ve bunu davranışlarıyla teyit edemediği gerekçesiyle oy birliğiyle olumsuz görüş verildiği, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan tahkikat neticesinde düzenlenen Vatandaşlık Tahkikat Formu ile davacının bekar olup Türk vatandaşlığını hak eden annesinin yanında çalıştığı, ahlaki durumunun iyi olduğu, suç kaydına rastlanmadığı, Daire Başkanlığı'nca Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'ne yazılan yazıda, MİT Müsteşarlığı'nın ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün olumlu, Valiliğin olumsuz görüşünün bulunduğu, davacının mevzuat hükümlerine uygun olmayan başvurusunun reddinin uygun olduğu yönünde görüş bildirildiği, dava konusu işlemle davacının talebinin 5901 sayılı Kanun'nun 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca uygun görülmediğinden dolayı reddine karar verildiği görülmektedir. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması için mevzuatta sayılan belli şartları taşıdığı ve davalı idarece talebin reddine gerekçe yapılan "toplumsal yaşama uyum sağlayamadığı ve bunu davranışlarıyla teyit edemediği" dolayısıyla "iyi ahlak sahibi olma" şartını yerine getirmediği görüşünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, yapılan değerlendirmenin gerekçesi belirtilmediği gibi dava dosyasına bu değerlendirmenin doğruluğunu teyit edecek belgenin da sunulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, Türk vatandaşlığına alınıp alınmama konusunda idareye 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile tanınan takdir yetkisinin, Devletin hükümranlık hakkının bir sonucu olup, koşulları bulunan herkesin isteği halinde Türk vatandaşlığına mutlak şekilde kabul edilebileceği yolunda takdir yetkisini kaldıran mevzuatta herhangi bir bağlayıcı hüküm bulunmadığı belirtilmekte ise de idarenin takdir yetkisini hukuk kuralları içinde ve genel hukuk ilkeleri doğrultusunda kullanması gerektiği açık olduğundan İdare Mahkemesinin bu gerekçesinde de hukuki isabet görülmemiştir. Bu durumda, hukuki gerekçesi olmayan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, davacı tarafından yetkili makam kararıyla Türk vatandaşlığını kazanmaya ilişkin şartları taşımadığından bahisle vatandaşlığa alınma istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddi yolundaki …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/11/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü; "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartları aranır." hükmü yer almaktadır. Bir yabancının genel anlamda vatandaşlık talebinde bulunması durumunda, 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yabancının, Türk vatandaşlığını kazanmak için başvurabilmesinin asgari koşulunun sekiz bent halinde sayıldığı, bunların birlikte aranacağının belirtildiği görülmektedir. Türk vatandaşlığına geçme istemiyle başvuruda bulunan yabancının vatandaşlığa kabulü; kamu hizmetine girme, sosyal güvenlik kurumlarından yararlanma, seçme seçilme hakkı kazanma gibi… kamusal sonuçlar doğurduğundan; başvuruda bulunan yabancının, mevzuatta aranan asgari şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin davalı idarece gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra, vatandaşlık isteminin kabul edilip edilmeyeceği hususunda yapılacak değerlendirmede geniş bir takdir hakkı bulunduğu tartışmasızdır. Dava dosyası incelendiğinde; davacının Türk vatandaşlığına alınması talebiyle yapmış olduğu başvurunun incelendiği ve istemin reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenle, davacının başvurusunun reddi yönünde tesis edilen işlemin iptali isteminin reddi yolunda verilen mahkeme kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuran bir yabancının, 5901 sayılı Kanun'da belirlenen şartların varlığı halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığına alınabileceği anlaşılmakla birlikte; vatandaşlığın bir bireye verilmesi egemenlik hakkıyla doğrudan ilgili olduğundan, aranan şartları taşımış olmanın vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak kazandırmayacağı açıktır. Bu durumda, vatandaşlık vermek devletin hükümranlık hakkı olduğundan, Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle başvuruda bulunan bir yabancı hakkında Kanun'da belirtilen şartları taşısa dahi devlet tarafından hükümranlık hakkı kullanılarak vatandaşlık verilmeyebilir. Bu haliyle hükümranlık yetkisi dahilinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 10Kaynağı aç
MADDE 10 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. (2) (Ek: 19/10/2017-7039/28 md.) Bu Kanun uyarınca sonradan Türk vatandaşlığının kazanılmasında uygulanacak temel ilke ve esaslar ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlıkça belirlenir. Başvuru için aranan şartlar

Genel Yolla Vatandaşlık Kazanımında Aranan Yasal Koşullar

5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrası, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılar için iyi ahlak sahibi olmanın yanında başka şartlar da öngörmektedir. Başvuru sahibinin kendi millî kanununa veya vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip bulunması, başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmesi, Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışlarıyla teyit etmesi ve genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığının bulunmaması aranır.

Aynı fıkra kapsamında ayrıca yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak ile millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hâli bulunmamak şartları düzenlenmiştir. 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin ikinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Kanun'un 10. maddesine göre başvuru koşullarını taşımak vatandaşlığın kazanılmasında mutlak hak doğurmaz ve vatandaşlığın sonradan kazanılmasına ilişkin temel ilke ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.

İdareye Tanınan Takdir Yetkisi ve Yargısal Denetim

5901 sayılı Kanun'un 10. maddesinde vatandaşlığın yetkili makam kararıyla kazanılabileceği ve şartları taşımanın mutlak hak sağlamayacağı belirtilmekle birlikte takdir yetkisi hukuk kuralları ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Danıştay Onuncu Dairesi'nin E. 2016/15612, K. 2020/4798 sayılı kararında, iyi ahlak şartının gerçekleşmediğine dair somut gerekçenin ve bunu doğrulayan belgelerin dava dosyasında yer almadığı olayda, idarenin takdir yetkisini hukuk kuralları ve genel hukuk ilkeleri doğrultusunda kullanması gerektiği belirtilerek davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.

Buna karşılık Danıştay Onuncu Dairesi'nin aynı uyuşmazlığa ilişkin temyiz ve karar düzeltme aşamalarında verdiği E. 2016/12051, K. 2020/4799 ve E. 2021/3445, K. 2022/2133 sayılı kararlarında; evliliğe ilişkin somut tespitler ile çalışma iznine rağmen fiilen çalışılmadığı ve Türkiye'de bulunma amacının vatandaşlık elde etmek olduğu yönündeki veriler bir arada değerlendirilmiş, idarenin takdir hakkını hukuken geçerli nedenlere dayalı olarak kullandığı sonucuna varılarak ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararı onanmış ve karar düzeltme istemi reddedilmiştir.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/12051, K. 2020/4799Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/12051 E.  ,  2020/4799 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/12051 Karar No : 2020/4799 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / … VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın reddine ilişkin kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kırgızistan uyruklu olan davacı tarafından, Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapılan başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. ve 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca "iyi ahlak sahibi olma" şartını taşımadığından bahisle reddine ilişkin … tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, müracaat tarihinde davacının … isimli kişiyle evli olduğu, 10/11/2014 tarihinde boşandığı, davacının evli olan Türk vatandaşı … isimli şahısla beraberlik yaşadığı ve çalışma izninin formalite olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin tesis edildiği görülmekte olup, çalışma izin belgesi bulunmasına rağmen belirtilen adreste çalışmadığı, dolayısıyla resmi makamları yanılttığı hususu sabit olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI:Davacı tarafından, … ile olduğu iddia edilen beraberliğin gerçek olmadığı, bir süre yanında çalıştığı, muhtaç olduğu zamanlarda yardımda bulunduğu, komşusunun önceki ifadelerini okumadan imzaladığını beyan ettiği, çalışma izninin gerçek olup Türkiye'de çalıştığı, 18/04/2013 tarihinde … isimli kişinin yanında sigortalı olarak çalışmaya devam ettiği, Kanunun aradığı tüm şartları sağladığı, iyi ahlak sahibi olmadığı yolunda ileri sürülen iddianın kesin ve tartışmasız delillerle ispatlanması gerektiği, keyfi olarak işlem tesis edildiği, bu nedenle Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, haksız ve dayanaksız temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY_TETKİK_HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve hukuka aykırı olan İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un (geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/11/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlık, Kırgızistan uyruklu olan ve Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunan davacının "iyi ahlak sahibi olma" şartını taşıyıp taşımadığına ilişkindir, Dosyanın incelenmesinden, davacının 28/04/2014 tarihli dilekçeyle 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca genel vatandaşlığı kazanma şartlarını taşındığından bahisle Türk vatandaşlığına alınması istemiyle başvuruda bulunduğu; davacının Kırgızistan vatandaşı olduğu, 2007 yılında ülkemize geldiği, aynı tarihten beri ikametine izin verildiği, çalışma izni aldıktan sonra 2 yıl süre ile bir Türk vatandaşının evinde ev işlerini yaptığı, 2009 yılında kendi ülkesinde bulunan 2 çocuğunu yanına aldığı, çocuklarının Türk okullarında okuduğu, 12/04/2013 tarihinde evlendiği Türk vatandaşı olan …'dan 10/11/2014 tarihinde boşandığı anlaşılmaktadır. Davalı idarece, … İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan tahkikat sonucuna göre, davacının 12/04/2013 tarihinde evlenmiş olduğu Türk vatandaşı …'dan 10/11/2014 tarihinde boşandığı, bu evliliğin formalite evlilik olduğu, resmi olarak evli iken ve boşandıktan sonra kendisi de evli olan … isimli kişiyle beraberlik yaşadığı, ikamet ettiği adresinde ve bu çevrede yapılan incelemelerde davacının bir yerde çalışmadığı, çalışma ikametinin amacının Türk vatandaşı olmak ve Türkiye'de kalmak olduğu yönündeki tespitler gerekçe gösterilerek vatandaşlık başvurusunun "iyi ahlak sahibi olma şartı" yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu işlemin iptali için bakılmakta olan dava açılmıştır. Vatandaşlık başvurusunda bulunan davacının, 2007 yılında Türkiye'ye geldiği, aynı tarihten beri ikametine izin verildiği, çalışma izni aldıktan sonra 2 yıl süre ile bir Türk vatandaşının evinde ev işlerini yaptığı, 2009 yılında kendi ülkesinde bulunan 2 çocuğunu yanına aldığı, çocuklarının Türk okullarında okuduğu, 17/03/2014 tarihinde … isimli kişiyle çalışmak üzere çalışma izni aldığı, 20/11/2014 tarihli Mülakat Formu'nda geçimini kendisinin çalışarak sağladığı, Türk soylu olduğu, komşularının daha önce polise verdikleri ifadelerini okumadan imzaladıkları, davacının iyi ve düzgün bir hayat yaşadığı yönünde 22/10/2015 tarihli yazılı beyanlarını dosyaya sundukları, dava konusu işlemde Emniyet Genel Müdürlüğünün ve MİT Müsteşarlığının vatandaşlığa alınma konusunda olumlu görüş bildirdikleri, "iyi ahlak sahibi olma" şartının sağlanmadığını ortaya koyan ve destekleyen hukuken kabul edilebilir delillerin bulunmadığı göz önünde tutulduğunda "iyi ahlak sahibi olma" şartının bulunmadığından bahisle tesis edilen işlemde ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Buna nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
Danıştay 10. Daire, E. 2021/3445, K. 2022/2133Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3445 E.  ,  2022/2133 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3445 Karar No : 2022/2133 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLİ : … İSTEMİN_ÖZETİ : Danıştay Onuncu Dairesince verilen 11/11/2020 tarih ve E:2016/12051, K:2020/4799 sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesine karar verilmesi istenilmektedir. SAVUNMANIN_ÖZETİ : Karar düzeltme isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı ileri sürülerek reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava, Kırgızistan uyruklu olan davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 11. maddesi kapsamında Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapılan başvurunun anılan Kanun'un 10. maddesi ve 11. maddesi, 1. fıkrası, (d) bendi uyarınca davacının "iyi ahlak sahibi olma" şartını taşımadığından bahisle reddedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz."; hükmü, Aynı Kanun'un "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, d) İyi ahlak sahibi olmak, e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık, davacının yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanması için yaptığı başvurunun Kanunun aradığı şartları taşıyıp taşımadığına ve vatandaşlığa kabul konusunda idarenin takdir hakkının kapsamına ilişkindir. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde; Türk vatandaşlığına alınma istemiyle başvuruda bulunan davacıya yönelik yapılan tahkikat sonucu düzenlenen 22/05/2014 tarihli tutanakta, davacının Ankara ili, Yenimahalle ilçesinde belirtmiş olduğu adrese gidildiğinde kapıyı davacının açtığının, davacı tarafından bu adreste yaklaşık 10 aydır ikamet ettiğinin, Türk vatandaşı ile evli olduğunun, evin kendi evi olduğunun, eşinin aralarındaki anlaşmazlık sebebiye 15 gün önce evi terk ettiğinin, önceki evliliğinden olan 2 çocuğu ile birlikte ikamet ettiğinin beyan edildiğinin, söz konusu adreste bulunan komşular tarafından ise davacının eşinden ayrıldığını kendilerine söylediğinin, eşiyle 7-8 aydır ayrı olduğunun, evine giren çıkanın belli olmadığının, ahlaki yönden tavır ve davranışlarının düzgün olmadığının, geçimini nereden ve nasıl temin ettiğini bilmediklerinin beyan edildiğinin, ayrıca Türk vatandaşı eşin MERNİS sistemindeki adres kontrolünde 14/11/2013 tarihinde şahsın adresini Ankara ili, Sincan ilçesinde bir adrese taşıdığının anlaşıldığının, davacı ve komşularla ayrı ayrı yapılan görüşmede davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunun, sorulara yalan cevaplar verdiğinin, Türk örf ve adetlerine uygun yaşamadığının, ilerleyen tarihlerde tahkikata devam edilmesinin uygun görüldüğünün belirtildiği; 16/06/2014 tarihli tutanakta, davacının ev hizmetlisi olarak çalışma izni aldığı adreste denetim yapıldığının, söz konusu adreste kapıyı yanında çalışma izni aldığı … isimli kişinin annesinin açtığının, bu şahsa davacının nerede olduğu sorulduğunda ise şahsın davacıya 20 gün 1 ay izin verdiğini beyan ettiğinin, çevreden yapılan araştırmada ise, bu adreste ev hizmetlisi olarak veya bakıcı olarak çalışan yabancı birinin görülmediğinin böyle bir çalışanın olmadığının, bu adreste bakıma muhtaç birisinin olmadığının anlaşıldığının, sonuç olarak davacının çalışma izni aldığı adreste çalışmadığının, çalışma iznini Türkiye'de kalmak, vatandaş olmak veya başka amaçlar için kullandığının, davacının ikamet adresi ve çalışma izni aldığı adreste tahkikata devam edilmesinin uygun görüldüğünün belirtildiği; 03/07/2014 tarihli tutanakta, davacının Türk vatandaşı eşi ile görüşüldüğünün, Türk vatandaşı eş tarafından, davacı ile yaklaşık 1 yıl önce evlendiklerinin, 2-3 ay birlikte yaşadıklarının, daha sonra anlaşamadıklarının, yaklaşık 7-8 aydır ayrı yaşadıklarının, şu an eşinin ikamet ettiği adresi bilmediğinin, aile birlikteliklerinin olmadığının, bu evliliği anne ve babasına söylemediğinin, şu an ara sıra görüştüklerinin davacı ile 1-2 aya boşanacaklarının, davacının kendisine "benim 5 yıl ikamet sürem doldu boşanalım" dediğinin beyan edildiği, aynı tarihli başka bir tutanakta, Türk vatandaşı eşin babası ile yapılan görüşmede, bu kişi tarafından, oğullarının eşinin 14 yıl önce vefat ettiğinin ve önceki evliliğinden olan bir çocuğu ile birlikte yanlarında kaldığının, ayrıca anne ve babası olarak oğullarının evlendiğini bilmediklerinin, böyle bir evlilik yapsa bile bu evliliğin anlaşmalı bir evlilik olabileceğinin beyan edildiği; 09/07/2014 tarihli tutanakta, davacının ikamet adresinde komşuları ile yapılan görüşmede, bu kişiler tarafından, davacının Türk vatandaşı eşini tanımadıklarının, bu eve geldiğini hiç görmediklerinin, davacının eşi olduğu belirtilen kişinin çalıştığı işyerinin patronu olan … 'nin fotoğrafı gösterildiğinde, bu şahsı davacının kocası olarak bildiklerinin, günlük olarak bu eve gelip gittiğinin, çoğunlukla geceleri de bu evde kaldığının beyan edildiği, Türk vatandaşı eşin anne ve babasının beyanı, yine Türk vatandaşı eşin, davacının kendisine 5 yıllık ikamet süresinin dolduğu ve artık boşanabileceklerini söylediğine yönelik beyanı da göz önünde bulundurulduğunda davacının formalite evlilik yaptığının, .. isimli kişiyle nikahsız olarak, Türk örf ve adetlerine uygun olmayacak şekilde birliktelik yaşadığının belirtildiği; 16/10/2014 tarihli tutanakta, davacının Türk örf adet ve ahlak yapısına uyugn yaşamadığı, geçimini sözde ev hizmetlerinde çalışarak sağladığı tespitlerine yer verildiği; ayrıca dava açıldıktan sonra davacı tarafından dosyaya sunulan ve komşularının ifadelerini içerdiği belirtilen tutanakta, komşuları tarafından, tahkikat kapsamında vermiş oldukları ifadelerin tutanağa farklı olarak geçirildiğinin, düzgün bir hayatı olduğunun, kendi halinde, iki çocuğunun eğitimi ile uğraşan sabah işe gidip akşam eve gelen bir kişi olduğunun belirtildiği görülmekte olup, ayrıca davacının 12/04/2013 tarihinde evlendiği Türk vatandaşı eşinden … Aile Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle anlaşmalı olarak boşandığı anlaşılmıştır. Diğer taraftan, davacı ile ilgili olarak düzenlenen 20/11/2014 tarihli Mülakat Formu'nda; davacı ile yapılan mülakat ve davacıya yönelik tahkikat sonuçlarının değerlendirilmesi sonucunda davacının Türk vatandaşlığına alınmasının olumsuz mütalaa edildiği belirtilmiştir. Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması için mevzuatta sayılan belli şartları taşımak yanında, vatandaşlığa kabul hususunda idareye kanunla tanınan takdir hakkının da olumlu yönde olması gerektiği, somut olayda idarece, davacı hakkında "iyi ahlak sahibi olmak" şartı bakımından olumlu bir kanaat edinilmediği ve takdir hakkının başvurunun reddi yönünde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta; davacının yapmış olduğu evliliğe ilişkin tespitler ile çalışma izni olmasına rağmen bir yerde çalışmadığı, çalışma ikametinin amacının Türk vatandaşı olmak ve Türkiye'de kalmak olduğu yönündeki tespitler bir arada değerlendirildiğinde; idareye kanunen tanınan takdir hakkının hukuken geçerli nedenlere dayalı olarak kullanıldığı sonucuna varıldığından, dolayısıyla bu kapsamda tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının onanmasına yönelik karar düzeltme istemine konu kararda sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Danıştay dava daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında, ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam edilen) 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığından, kararın düzeltilmesi isteminin yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine, karar düzeltme yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 18/04/2022 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlık, Kırgızistan uyruklu olan ve Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunan davacının "iyi ahlak sahibi olmak" şartını taşıyıp taşımadığına ilişkindir, Dosyanın incelenmesinden, davacının 28/04/2014 tarihli dilekçeyle 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca genel vatandaşlığı kazanma şartlarını taşındığından bahisle Türk vatandaşlığına alınması istemiyle başvuruda bulunduğu; davacının Kırgızistan vatandaşı olduğu, 2007 yılında ülkemize geldiği, aynı tarihten beri ikametine izin verildiği, çalışma izni aldıktan sonra 2 yıl süre ile bir Türk vatandaşının evinde ev işlerini yaptığı, 2009 yılında kendi ülkesinde bulunan 2 çocuğunu yanına aldığı, çocuklarının Türk okullarında okuduğu, 12/04/2013 tarihinde evlendiği Türk vatandaşı olan …'dan 10/11/2014 tarihinde kesinleşen kararla boşandığı anlaşılmaktadır. Davalı idarece, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan tahkikat sonucuna göre, davacının 12/04/2013 tarihinde evlenmiş olduğu Türk vatandaşı …'dan 10/11/2014 tarihinde boşandığı, bu evliliğin formalite evlilik olduğu, resmi olarak evli iken ve boşandıktan sonra kendisi de evli olan … isimli kişiyle beraberlik yaşadığı, ikamet ettiği adresinde ve bu çevrede yapılan incelemelerde davacının bir yerde çalışmadığı, çalışma ikametinin amacının Türk vatandaşı olmak ve Türkiye'de kalmak olduğu yönündeki tespitler gerekçe gösterilerek vatandaşlık başvurusunun "iyi ahlak sahibi olmak şartı" yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Vatandaşlık başvurusunda bulunan davacının, 2007 yılında Türkiye'ye geldiği, aynı tarihten beri ikametine izin verildiği, çalışma izni aldıktan sonra 2 yıl süre ile bir Türk vatandaşının evinde ev işlerini yaptığı, 2009 yılında kendi ülkesinde bulunan 2 çocuğunu yanına aldığı, çocuklarının Türk okullarında okuduğu, 17/03/2014 tarihinde … isimli kişiyle çalışmak üzere çalışma izni aldığı, 20/11/2014 tarihli Mülakat Formu'nda geçimini kendisinin çalışarak sağladığı, Türk soylu olduğu, komşularının daha önce polise verdikleri ifadelerini okumadan imzaladıkları, iyi ve düzgün bir hayat yaşadığı yönünde 22/10/2015 tarihli yazılı beyanlarını dosyaya sundukları, dava konusu işlemde Emniyet Genel Müdürlüğünün ve MİT Müsteşarlığının vatandaşlığa alınma konusunda olumlu görüş bildirdikleri, "iyi ahlak sahibi olmak" şartının sağlanmadığını ortaya koyan ve destekleyen hukuken kabul edilebilir delillerin bulunmadığı göz önünde tutulduğunda "iyi ahlak sahibi olmak" şartının bulunmadığından bahisle tesis edilen işlemde ve bu işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, söz konusu kararının onanmasına yönelik Daire kararında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Buna nedenle, davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.

Dava Açma Süresi ve İdari Başvuru

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince bu süre, idari işlemin yazılı olarak bildirildiği tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar

Yetkili İdare Mahkemesi

2577 sayılı Kanun'un 32. maddesinin birinci fıkrasına göre, özel kanunlarda yetkili idare mahkemesi gösterilmemişse yetkili mahkeme, dava konusu idari işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – 1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare mahkemesi, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. 2. Bu Kanunun uygulanmasında yetki kamu düzenindendir. (Mülga ikinci cümle: 10/6/1994-4001/15 md.) (…) Kamu görevlileri ile ilgili davalarda yetki:

Dava Açılmasının Etkisi ve Yürütmenin Durdurulması

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrasına göre, Danıştayda veya idare mahkemelerinde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. İdari işlemin uygulanmasının durdurulabilmesi için mahkemeden ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrasına göre mahkemeler, dava konusu işlemin tatbiki neticesinde giderilmesi güç ya da olanaksız zararların meydana gelmesi ile işlemin açık bir hukuka aykırılık taşıması koşullarının bir arada bulunması hâlinde yürütmenin durdurulmasına hükmedebilir. Bu karar kural olarak davalı idarenin savunması alındıktan veya tanınan savunma süresi dolduktan sonra gerekçesi belirtilerek verilir. Uygulanmasıyla etkisi tükenecek nitelikteki işlemlerde ise idarenin savunması beklenmeksizin yürütme durdurulabilir; ancak savunmanın gelmesinin ardından talep hakkında yeniden bir değerlendirme yapılır.

Yürütmenin durdurulması kararları 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrası gereğince kural olarak teminat karşılığında verilir; ancak durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. İdareden ve adli yardımdan yararlanan kimselerden ise teminat alınmaz. Kanun'un 27. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca, aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz.

İdare mahkemelerince verilen yürütmenin durdurulması kararlarına karşı, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merci dosyanın gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermekle yükümlüdür ve bu karar kesindir.

İstinaf Yolu

2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idare mahkemesi nihai kararlarına karşı, ilgili mahkemenin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesine tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük süre içinde istinaf başvurusunda bulunulabilir. Kanun koyucu, uyuşmazlık konusu otuz bir bin Türk lirasını aşmayan iptal, vergi ve tam yargı davalarında verilen ilk derece mahkemesi kararlarını kesin sayarak istinaf başvurusuna kapatmıştır. Bununla birlikte Kanun'un 45. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince ivedi yargılama rejimine bağlı tutulan uyuşmazlıklarda da istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün değildir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 45Kaynağı aç
Madde 45 – (Değişik: 18/6/2014-6545/19 md.) 1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. (Değişik cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Ancak, konusu otuz bir bin Türk lirasını geçmeyen; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz. [31] 2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir. (Ek cümle:28/7/2024-7524/52 md.) Bölge idare mahkemesinin 48 inci maddenin yedinci fıkrası uyarınca verdiği kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. [32] 3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. 5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir. 6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (Ek cümle: 20/7/2017-7035/6 md.) Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.[33] 7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz. 8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz. Temyiz:

Sık Sorulan Sorular

Vatandaşlık şartlarını taşımak vatandaşa mutlak hak sağlar mı?

Hayır. 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca Kanun'da sayılan başvuru koşullarını taşımak Türk vatandaşlığının kazanılmasında mutlak bir hak bahşetmez; vatandaşlık yetkili makamın kararına bağlıdır. İdarenin bu alandaki takdir yetkisinin kullanımı ise hukuk kuralları ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde denetime tabidir.

İyi ahlak sahibi olma şartı nerede düzenlenmiştir?

5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda aranan zorunlu şartlar arasında iyi ahlak sahibi olmak açıkça yer almaktadır.

Ret kararına karşı dava açma süresi kaç gündür?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanununda ayrı bir süre öngörülmeyen hâllerde idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür ve bu süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlar.

Dava açıldığında idari işlem kendiliğinden durur mu?

Hayır. 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari yargıda dava açılması idari işlemin yürütülmesini durdurmaz; ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.

Yürütmenin durdurulması için hangi şartlar aranır?

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, işlemin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

Yürütmenin durdurulması kararına itiraz süresi nedir?

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesinin yedinci fıkrası gereğince, kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir; itiraz merciinin vereceği karar kesindir.

İdare mahkemesi kararına karşı istinaf süresi ne kadardır?

2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin birinci fıkrasına göre istinaf süresi, idare mahkemesi kararının tebliğinden itibaren otuz gündür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu