Yasal Dayanak Bulunmaksızın Türkiye'de Kalışın Hukuki Niteliği
Yabancıların Türkiye'de hukuka uygun şekilde bulunabilmesi vize, vize muafiyeti, ikamet izni, çalışma izni veya uluslararası koruma statüsü gibi geçerli bir yasal dayanağa sahip olmalarına bağlıdır. Bu dayanağın yitirilmesi veya hiç oluşmaması düzensiz göç sürecini başlatır ve idari yaptırımlara yol açar. İkamet izninin bulunmayışı; ülkeye vize veya vize muafiyetiyle yasal yollardan girilmesine rağmen süresi içinde başvuru yapılmaması ya da başvurunun reddedilmesi şeklinde meydana gelebileceği gibi, ülkeye sınır ihlali yoluyla yasal olmayan yollardan girilmesiyle de gerçekleşebilir.
Sınır Dışı Etme Kararı ve Yargısal Koruma Yolları
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sınır dışı etme kararı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün talimatı üzerine veya resen valiliklerce alınır. Kanunun 54. maddesi gereğince vize veya vize muafiyeti süresini on günden fazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler, ikamet izinleri iptal edilenler, ikamet izni süresinin bitiminden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan bu süreyi on günden fazla ihlal edenler, çalışma izni olmadan çalışanlar ve uzatma başvurusu reddedilip on gün içinde çıkış yapmayanlar hakkında sınır dışı etme kararı tesis edilir. Bununla birlikte, gönderileceği ülkede işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacak yabancılar, ikamet izni bulunmasa dahi geri göndermeme ilkesi uyarınca sınır dışı edilemez.
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 53Kaynağı aç
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 54Kaynağı aç
Sınır dışı etme kararı gerekçeleriyle birlikte yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir; avukatı bulunmayan yabancıya kararın sonucu ile itiraz usulleri ve süreleri bildirilir. 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yabancı, yasal temsilcisi veya avukatı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesine başvurabilir ve bu başvuruyu kararı veren makama da bildirir. Kanun metni gereğince yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.
İdare mahkemesine yapılan başvurularda savunmanın verilmesi veya süresinin geçmesiyle dosya tekemmül eder. Davacının adresine tebligat yapılamaması halinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin üçüncü fıkrasındaki süre iki ay olarak uygulanır ve duruşma yapılması mahkemenin takdirine bağlıdır. Mahkeme başvuruları dosyanın tekemmülünden ya da ara karar veya duruşma yapılması gereken hallerde bunların tamamlanmasından itibaren on beş gün içinde kesin olarak sonuçlandırır.
Geri Gönderme Merkezlerinde İdari Gözetim ve Salıverilme Şartları
Kaçma ve kaybolma riski bulunanlar, Türkiye'ye giriş veya Türkiye'den çıkış kurallarını ihlal edenler veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturan yabancılar valilik kararıyla geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altına alınabilir. İdari gözetim süresi en fazla altı aydır; yabancının sınır dışı işlemlerinde iş birliği yapmaması halinde bu süre altı ay daha uzatılabilir.
İdari gözetim kararına karşı yabancı veya avukatı Sulh Ceza Hakimliğine başvurarak salıverilme talep edebilir. Hakim, yabancının Türkiye'de bir adresinin bulunması ve düzenli bir hayatının olması gibi unsurları değerlendirerek terk daveti veya imza yükümlülüğü getirerek gözetimi sonlandırabilir.
Para Cezaları, Tahdit Kodları ve Giriş Yasakları
İkamet ihlali yapan yabancı, Türkiye'den çıkış yaparken vize ihlali para cezasını ödemekle yükümlüdür. Bu cezanın ödenmemesi durumunda yabancı hakkında süreli giriş yasağı tesis edilir ve yabancıya V, G veya Ç serisi tahdit kodları konulabilir. İkamet ihlalinin devam ettiği süreye göre yabancı hakkında bir aydan beş yıla kadar Türkiye'ye giriş yasağı uygulanabilir; kamu düzeninin bozulması gibi durumlarda bu süre on yıla kadar uzatılabilir.
İzinsiz Çalışma Yasağı ve Kaçak Çalışmanın Yaptırımları
Türkiye'de ikamet iznine sahip olmak kendiliğinden çalışma hakkı sağlamaz. Yabancıların istisnalar dışında yurt içinden çalışma izni başvurusu yapabilmesi için en az altı ay süreli geçerli bir ikamet iznine sahip olması aranır. 6458 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca geçerli bir çalışma izni ile yetkili mercilerce verilen çalışma izni muafiyet teyit belgesi ikamet izni sayılır. Çalışma izni verilebilmesi veya süresinin uzatılabilmesi için ise yabancının anılan Kanun'un 7. maddesi kapsamına girmemesi şartı aranır.
6458 sayılı YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU m. 27Kaynağı aç
İkamet ve çalışma izni bulunmaksızın çalışılması halinde idari para cezaları uygulanır. Kaçak işçi istihdam eden işverenlere çalıştırılan her bir işçi için ayrı ayrı ceza kesilirken izinsiz çalışan yabancıya da idari para cezası verilir. Ayrıca çalışma izni olmadan çalışmak, 6458 sayılı Kanun uyarınca yabancı hakkında sınır dışı etme kararı alınması sebeplerinden biridir.
Geçersiz Sözleşmeler, Fiili Çalışma ve İş Kazaları
Yabancıların bazı işlerde çalışmasını yasaklayan kanun hükümleri kamu düzenine ilişkin olduğundan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi kapsamında bu yasaklara aykırı kurulan iş sözleşmeleri kesin hükümsüzdür. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2013/14038 Esas ve 2014/327 Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği üzere, yabancıların çalışması kanunen yasaklanan işlerdeki sözleşmelere dayanılarak çalışılmış olması sözleşmeyi geçerli kılmaz ve çalışan kişi işçilik haklarından ile sigortalılıktan yararlanamayarak yalnızca sebepsiz zenginleşme ile haksız fiil kurallarına dayanabilir; buna karşın çalışmasında yasal engel bulunmayan işlerde izinsiz çalışan veya izni bittikten sonra çalışmayı sürdürenlerin sözleşmeleri kesin hükümsüz sayılmaz ve fiilen çalışılmışsa sigortalılık hakkından yararlandırılmaları gerekir. Fiili çalışmaya bağlı diğer işçilik alacakları bakımından ise dürüstlük kuralı uyarınca talepte bulunulabileceği değerlendirilmektedir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2013/14038, K. 2014/327Kaynağı aç
İkamet izni bulunmayan yabancının iş kazası geçirmesi durumunda, Sosyal Güvenlik Kurumu tedavi masraflarını ve kanuni şartları oluştuğunda iş göremezlik ödeneğini karşılar. Ancak kurum, kaçak işçi çalıştırılması sebebiyle yaptığı tüm harcamaları kusurlu işverenden faiziyle birlikte rücu eder. Bunun yanı sıra kazaya uğrayan yabancı işçi veya ölümü halinde yasal yakınları işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir.
Şirket Kuruluşu, Ortaklık ve Ticari Faaliyet Sınırları
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu'nda benimsenen eşit muamele ilkesi uyarınca, yabancı gerçek kişilerin Türkiye'de şirket kurması veya ortak olması bakımından ülkede yasal ikamet şartı aranmaz. Pasaport tercümesi ile vergi kimlik numarası temin edilerek anonim veya limited şirket kurulması yahut mevcut şirkete ortak olunması mümkündür ve kâr payı elde edilebilir; ancak şirket ortaklığı sıfatı yabancıya iş yerinde fiilen çalışma hakkı vermez.
6735 sayılı Kanun uyarınca işletmede bağımsız çalışan yabancıların bağımsız çalışma izni alması gerekir. Şirket ortağı yabancının iş yerinde satış yapması, mutfağa girmesi veya operasyonel görevleri bizzat yürütmesi fiili çalışma kapsamında değerlendirilir ve oturum ile çalışma izninin bulunmaması kaçak çalışma sayılarak şahsa ve şirkete idari para cezası uygulanmasına yol açar. Yabancı ortak şirket müdürü sıfatıyla Türkiye'de bulunup şirketi yönetecekse şirket ortağı çalışma izni aranır; şahıs firması açılışlarında ise ikamet ve çalışma izni talep edilir.
Medeni Haklar, Sözleşme Tarafı Olma ve Yargı Yolu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca her insanın hak ehliyeti bulunmakta olup bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesinde ise kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüz olacağı öngörülmüştür. Kira sözleşmeleri bakımından ise Türk Borçlar Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca taraflardan her biri, kira ilişkisinin devamını kendisi için çekilmez hâle getiren önemli sebeplerin varlığı durumunda sözleşmeyi yasal fesih bildirim süresine uyarak feshedebilir; hâkim somut durum ve koşulları göz önünde tutarak olağanüstü fesih bildiriminin parasal sonuçlarını karara bağlar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 8Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 331Kaynağı aç
Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti kapsamında ikamet izni olmayan yabancılar hak ve alacak talepleriyle Türk mahkemelerinde dava açabilir; ikamet izninin bulunmaması davayı engelleyen bir usul eksikliği sayılmaz. Yabancıların açacağı davalarda yatırılması gereken yabancılık teminatı bakımından ise davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık anlaşması mevcutsa teminattan muafiyet sağlanabilir.
İkamet izni olmayan yabancı Türk mahkemelerinde dava açabilir mi?
Evet, Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca ikamet izni bulunmayan yabancılar Türk mahkemelerinde dava açabilir; ikamet izninin yokluğu davayı engelleyen bir usul eksikliği değildir ve karşılıklılık anlaşması bulunması halinde yabancılık teminatından muaf tutulabilir.
Sınır dışı kararına karşı dava açıldığında sınır dışı etme işlemi durur mu?
Evet, 6458 sayılı Kanun'un 53. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla yedi günlük dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması halinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez.
İkamet izni olmadan Türkiye'de şirket kurmak mümkün müdür?
Evet, 4875 sayılı Kanun'un eşit muamele ilkesi uyarınca yabancıların ikamet izni olmaksızın pasaport tercümesi ve vergi numarası ile limited veya anonim şirket kurması ya da ortak olması mümkündür; ancak bu ortaklık sıfatı iş yerinde fiilen ve izinsiz çalışma hakkı sağlamaz.
İzinsiz çalışan yabancı işçilik alacaklarını talep edebilir mi?
Yabancıların çalışmasında kanuni engel bulunmayan işlerde fiilen çalışılmışsa sözleşme kesin hükümsüz sayılmaz ve sigortalılık hakkı tanınır; kanunen yabancıların çalışması yasaklanmış kamu düzenine ilişkin işlerde ise sözleşme kesin hükümsüz olduğundan işçilik ve sigortalılık hakları doğmaz, yalnızca sebepsiz zenginleşme veya haksız fiil talepleri ileri sürülebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

