Vatandaşlık Başvurusu Reddi Kararının İptali Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Vatandaşlık Başvurusu Reddi Kararının İptali Davası

Türk vatandaşlığı, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 5. ve 9. maddeleri uyarınca doğumla veya sonradan yetkili makam kararı, evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması suretiyle kazanılır. Kanunun 10. maddesi gereğince, kanunda belirtilen başvuru koşullarını taşımak kişiye vatandaşlığın kazanılmasında mutlak bir hak sağlamaz ve kazanım yetkili makam kararına bağlıdır. Sonradan Türk vatandaşlığının kazanılmasında uygulanacak temel ilke ve esaslar ise ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınarak Bakanlık tarafından belirlenir.

Danıştay 10. Daire, E. 2016/13633, K. 2020/4350Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/13633 E.  ,  2020/4350 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2016/13633 Karar No : 2020/4350 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / … VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Polonya uyruklu ve Türk vatandaşı ile evli olan davacı tarafından, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca reddine ilişkin, … tarih ve … sayılı işlem ile Ankara Valiliğine bildirilen, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; her ne kadar, davacının Türk eşi hakkında "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama/Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Yapmak" suçundan dolayı 12 yıl 6 ay hapis cezası aldığı ve cezaevinde bulunduğu yönünde suç kaydının olduğu belirtilmekte ise de; suç ve cezanın bireyselliği ilkesi gereğince Türk vatandaşı olan eşinin kabahatlerinden davacının sorumlu tutulamayacağı ve davacı hakkında Ankara Valiliği Vatandaşlık Başvurusu İnceleme Komisyonunca yapılan mülakat sonucu düzenlenen değerlendirme formunda, Türk vatandaşı ile olan evliliğinin ciddi olduğu, eşlerin birbirlerini iyi tanıdıkları, yakınlarını bildikleri, davacının Türk vatandaşlığına alınmasının komisyonca uygun görüldüğünün belirtildiği anlaşılmakla, dava konusu işleme dayanak olarak alınan mevzuat hükümleri açısından davacının Türk vatandaşlığını kazanmaya engel olabilecek mahiyette ve hukuken geçerli olarak kabul edilebilecek nitelikte bir tespiti bulunmadığı gibi Türk vatandaşlığının kazanılması için öngörülen koşulları taşıdığı anlaşıldığından, Türk vatandaşlığına alınması istemiyle yaptığı başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Türk vatandaşı eşin uyuşturucu suçundan Kocaeli Cezaevinde bulunduğu, bu sebepten dolayı evlilik birliği içerisinde aynı çatı altında yaşamadıkları, ayrıca Türk vatandaşı eşin davacı ile evliliği devam ederken başka bir kadından 2003 doğum tarihli bir çocuğunun bulunduğunun tespit edildiği, sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmiş olması nedeniyle evliliğin gerek Türk Medeni Kanunu gerekse toplumun ahlaki yapısına aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından davacının talebinin uygun görülmediği, 5901 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince kanuni şartların taşınmış olmasının kişiye Türk vatandaşlığının kazanılması konusunda mutlak bir hak vermediği ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Polonya uyruklu ve Türk vatandaşı ile evli olan davacı tarafından, Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yaptığı başvurunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca reddine ilişkin, … tarih ve … sayılı işlem ile Ankara Valiliğine bildirilen, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve ve … sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun ''Yetkili Makam Kararı İle Türk Vatandaşlığının Kazanılması'' başlıklı 10. maddesinde, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.'' hükmü; "Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Türk vatandaşının bir yabancı ile evlenmesi halinde, yabancı olan eşin evlilik yolu ile vatandaşlık talebinde bulunması durumuna ilişkin olarak, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile yabancının, Türk vatandaşlığını kazanmak için başvurabilmesinin asgari koşullarının belirlendiği görülmektedir. Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca başvuruda bulunan yabancıya yönelik olarak mevzuatta aranan asgari şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin davalı idarece gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra, vatandaşlık isteminin kabul edilip, edilmeyeceği hususunda Devletin geniş bir takdir hakkı bulunduğu tartışmasızdır. Dosyanın incelenmesinden, davacının Türk vatandaşlığını kazanmak istemiyle yapmış olduğu başvuru üzerine düzenlenen mülakat formunda "il güvenlik soruşturma sonucu" kısmında eşlerin evli olarak bilindiği ancak Türk eşin uyuşturucu suçundan Kocaeli Cezaevinde bulunduğunun ve evlilik birliği içerisinde, aynı çatı altında bir arada yaşamadıklarının; ön inceleme araştırma formunda da, Türk eşin uyuşturucu suçundan Kocaeli Cezaevinde bulunduğunun, eşlerin evlilik birliği içerisinde aynı çatı altında yaşamadıklarının belirtildiği, Türk vatandaşı eşe ait nüfus kayıt örneği incelendiğinde ise davacı ile olan evliliği sırasında bir başka kadından 2003 yılı doğumlu bir kız çocuğunun olduğu, bu çocuğun Türk vatandaşı eş tarafından tanındığı ve evlilik birliğinin bu yönüyle de sağlanmamış olduğu görülmektedir. Bu durumda yabancıların, 5901 sayılı Kanun'da öngörülen şartları taşıyor olsalar bile vatandaşlığa alınıp alınmamaları hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu ve görünürde koşulları bulunduğu için başvuran herkesin isteği halinde ve doğrudan Türk vatandaşlığına kabul edilmesi gerektiği yolunda mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığından, davacı ve eşinin evlilik birlikteliği içerisinde yaşamadıkları, Türk vatandaşı eşin davacı ile evliliği devam ederken bir başka kadından çocuğunun olması ve hakkındaki suç kayıtları değerlendirilerek 5901 sayılı Kanun'un tanıdığı takdir yetkisi çerçevesinde davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık; dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay 10. Daire, E. 2019/12088, K. 2022/3430Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/12088 E.  ,  2022/3430 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2019/12088 Karar No : 2022/3430 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. … İSTEMİN_KONUSU : Rusya uyruklu olan ve 02/02/2006 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenen davacının, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince, Danıştay Onuncu Dairesinin 29/09/2015 tarih ve E:2012/557, K:2015/3925 sayılı usule ilişkin bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonucunda davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda evlenme yoluyla vatandaşlık kazanılmasına ilişkin şartlarının tahdidi olarak sayıldığı, davalı idarenin görev ve yetkisinin ise başvuru sahiplerinin anılan Kanun'da yer verilen şartları taşıyıp taşımadığının tespitiyle sınırlı olduğu ve yeni ek şartlar getirme yetkisinin bulunmadığı, ayrıca dosya içerisinde bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 17/06/2009 tarihli yazısında, vatandaşlığa alınmasında kişisel bir sakıncasının bulunmadığının, yine dosyada bulunan 13/11/2008 tarihli tutanakta da ülkede ikamet etmesinde herhangi bir sakınca olmadığının belirtildiği, Türk vatandaşı eşinin durumu gerekçe gösterilerek başvurusunun reddedilemeyeceği, kaldı ki eşinin de isnat edilen suçlardan beraat ettiği, belirtilen sebeplerle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülerek temyize konu kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 12/12/2005 tarihinde Türkiye'ye giriş yapan Rusya uyruklu davacıya başvurusu üzerine 08/01/2006 tarihine kadar geçerli turistik ikamet izni verilmiştir. Sonrasında 02/02/2006 tarihinde Türk vatandaşıyla evlenen davacıya 26/02/2008 tarihine kadar geçerli Türk vatandaşı eşi yanında ikamet izni düzenlenmiş, daha sonra bu izin 12/11/2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Öte yandan, 12/11/2007-12/11/2008 tarihleri arasında Antalya ilinde bulunan bir otel işletmesinde çalışmak üzere sözleşme yapan ve tarafına bu tarihler arasında geçerli çalışma izni verilen davacının, anılan sözleşmesi 10/04/2008 tarihinde feshedilmiştir. Bunun ardından 02/07/2008 tarihinde başka bir otelde izinsiz çalışmak suçundan yakalanan davacı, evli ve uzun süreli ikamet iznine sahip olması nedeniyle uyarılmış, aynı durumun tekrar edilmesi halinde sınır dışı edileceği tarafına bildirilmiştir. Daha sonra 11/11/2008 tarihinde başka bir otelde yeniden izinsiz çalışmasından dolayı yakalanan davacı, bu kez sınır dışı edilmek üzere 12/11/2008 tarihinde Antalya Valiliği Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne teslim edilmiş, izinsiz çalışması nedeniyle 5326 sayılı Kanun uyarınca davacıya iki ayrı idari para cezası uygulanmış, bu cezalar davacı tarafından ödenmiştir. Ayrıca, 02/02/2006 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenen davacı tarafından, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma istemiyle başvuruda bulunulmuş, anılan başvuruya yönelik yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; davacının durumu 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca uygun görülmemiş, bu sebeple İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle başvurunun reddine karar verilmiştir. Bunun üzerine, başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Öte yandan, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, … Aile Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacı ve Türk vatandaşı eşinin boşanmalarına karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmektedir. İLGİLİ MEVZUAT : 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun ''Yetkili Makam Kararı İle Türk Vatandaşlığının Kazanılması'' başlıklı 10. maddesinde, Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.'' hükmü; "Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Türk vatandaşlarından, kanunların öngördüğü koşulları taşıyan herkesin evlenebileceği, bir Türk vatandaşının bir yabancı ile evlenmesi halinde, yabancı olan eşin evlilik yolu ile vatandaşlık talebinde bulunması durumuna ilişkin olarak, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile yabancının, Türk vatandaşlığını kazanmak için başvurabilmesinin asgari koşullarının belirlendiği görülmektedir. Evlenme yoluyla Türk vatandaşlığı kazanma istemiyle 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca başvuruda bulunan yabancıya yönelik olarak mevzuatta aranan asgari şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin davalı idarece gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra, vatandaşlık isteminin kabul edilip edilmeyeceği hususunda Devletin geniş bir takdir yetkisi bulunduğu tartışmasızdır. Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, çalışma izni sona erdikten sonra çeşitli tarihlerde izinsiz çalışması bulunduğundan bahisle hakkında idari yaptırım uygulanan davacının Türk vatandaşlığını kazanma istemli başvurusu üzerine eşi ve kendisine yönelik yapılan tahkikatlar neticesinde, davacının kişisel olarak sakıncasının tespit edilemediği belirtilmiş ise de, davacının eşinin, 1989-1994-1995 ve 1997 yıllarında Fuhuşa Aracılık, Emniyeti Suistimal ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından işlem gördüğü, ayrıca 30/08/2008 tarihinde Manavgat-Side Jandarma Komutanlığının yapmış olduğu fuhuş operasyonunda yabancı bir şahsın şüphelisi olarak yakalandığı ve Mahkeme kararıyla serbest kaldığı hususları tespit edildiğinden bahisle 5901 sayılı Kanun'un verdiği takdir hakkına uygun olarak davalı idarece davacının vatandaşlığa alınmasının uygun görülmediği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulamada, davacının eşinin de aralarında bulunduğu birçok şahıs hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık ettirmek veya yer temin etmek suçlarından dolayı … Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada, anılan Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının eşi hakkında beraat kararı verilmiş ise de, yabancıların 5901 sayılı Kanun'da öngörülen şartları taşıyor olsalar bile vatandaşlığa alınıp alınmamaları hususunda idarenin geniş bir takdir yetkisi bulunduğu açık olup, davacının Türk vatandaşlığına alınması talebiyle yapmış olduğu başvurusunun belirtilen şekilde incelenmesi sonucunda gerek davacıya yönelik tespitler, gerekse de davacının eşi hakkındaki söz konusu yargılamaya konu fiiller dikkate alınmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2.Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3.Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesi, 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/06/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Danıştay 10. Daire, E. 2021/3093, K. 2022/289Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2021/3093 E.  ,  2022/289 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/3093 Karar No : 2022/289 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : … İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bulgaristan vatandaşı olan davacı tarafından, aslen Bulgaristan uyruklu olup 18/05/2009 tarihinde Türk vatandaşlığına kabul edilen eşi dolayısıyla evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma istemli başvurusunun 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi, 1. fıkrası, (c) bendi uyarınca reddedilmesine ilişkin İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Dairemizin … tarihli ve E:…, K:… sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi, 1. fıkrası, (c) bendinde, Türk vatandaşlığına alınabilmek için öngörülen millî güvenlik, kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması koşulu ile anılan Kanun'a dayanılarak çıkarılan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesi, 5. fıkrasında yer alan ertelenmiş olsa da 6 aydan fazla hapis cezası alanların Türk vatandaşlığına alınamayacağı yolundaki düzenleme karşısında, … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla "İmar kirliliğine neden olmak" suçundan 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılan ve hükmolunan bu hapis cezası 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 321. maddesi uyarınca ertelenen davacının Türk vatandaşlığına alınmaması yolunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 72. maddesi, 5. fıkrasında yer alan düzenlemenin, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinde vatandaşlığa alınmada aranan kriteri daraltan ve anılan Kanun maddesinde sayılan engel halleri amacı dışında ve gerekçesine aykırı genişleten bir düzenleme olduğu, diğer taraftan, Bulgaristan'dan muhacir olarak geldiği ve Türk örf ve adetlerine sahip, bakılan dava öncesinde de oturma izni ile uzun süre Türkiye'de yaşamış bir kişi olduğu, hakkında yapılan soruşturma neticesinde, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek durumu olduğu yönünde tespitin bulunmadığı, ayrıca ertelenen ve zamanaşımına uğrayan imar kirliliği suçunun 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine aykırı olmadığı belirtilerek, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu sebeple idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz talebinde ileri sürdüğü hususların hukuken geçerlilik arz etmediği, ileri sürülen iddiaların önceki savunmalarında ve idare mahkemesi kararında tamamen karşılandığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Bulgaristan uyruklu olan davacı, aslen Bulgaristan uyruklu olan … isimli kişi ile 03/11/1974 tarihinde evlenmiş, bilahare eşi mülga 403 sayılı Türk vatandaşlığı Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca 18/09/2009 tarihli ve 2009/15008 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığına kabul edilmiştir. Davacı, bu evliliği dolayısıyla 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemiyle davalı idareye başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuru üzerine yapılan tahkikat sonucu düzenlenen 30/05/2013 tarihli "Vatandaşlık Tahkikat Formu"nda, davacının 09/01/2007 tarihinde, … Asliye Ceza Mahkemesi'nin E:… , K:… sayılı kararıyla "İmar kirliliğine neden olmak" suçundan denetim süresine tabi tutulduğu tespitine yer verilmiştir. Anılan karara göre davacı, ilgili belediyeden ruhsat almaksızın inşaat yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunun sabit olduğu gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına mahkum edilmiş, ancak bu karar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca ertelenmiş, aynı madde kapsamında (1) yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir. Ayrıca dosya içerisinde yer alan "Bir Türkle Evlenme Nedeniyle Türk Vatandaşlığını Kazanmak İsteyen Yabancı Uyruklu Şahıslara İlişkin Ön İnceleme – Araştırma Formu"nda, davacının evlilik birlikteliğinin devam ettiği, eşi ile aynı çatı altında ikamet ettikleri, komşuluk münasebetlerinin olduğu, komşuları tarafından evli olarak bilindikleri, evliliğin formalite evlilik olmadığı tespitlerine yer verilmiştir. Öte yandan, vatandaşlık başvurusunun değerlendirilmesi kapsamında Vatandaşlık İnceleme ve Araştırma Komisyonu tarafından davacı ile 19/06/2013 tarihinde yapılan mülakat sonucunda, davacının aile birliği içinde yaşadığı, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadığı, kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin olmadığı değerlendirildikten ve davacının "İmar kirliliğine neden olmak" suçundan denetim süresine tabi tutulduğu da göz önünde bulundurulduktan sonra davacının 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinde aranan şartları taşıdığı, Türk vatandaşlığını kazanma hususundaki kararın ise Bakanlığın takdirinde olduğu kanaatine varılmıştır. Daha sonra davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma istemli başvurusu İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı kararıyla 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca reddedilmiş, bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk vatandaşlığının kazanılması halleri" başlıklı 5. maddesinde, "Türk vatandaşlığı, doğumla veya sonradan kazanılır." hükmü; "Sonradan kazanılan vatandaşlık" başlıklı 9. maddesinde, "Sonradan kazanılan Türk vatandaşlığı, yetkili makam kararı veya evlat edinilme ya da seçme hakkının kullanılması ile gerçekleşir." hükmü; "Yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığının kazanılması" başlıklı 10. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz." hükmü; "Başvuru için aranan şartlar" başlıklı 11. maddesinde, "Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda; (a) Kendi millî kanununa, vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmak, (b) Başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmek, (c) Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmek, (ç) Genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığı bulunmamak, (d) İyi ahlak sahibi olmak, (e) Yeteri kadar Türkçe konuşabilmek, (f) Türkiye'de kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olmak, (g) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak, şartları aranır." hükmü; "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "(1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; (a) Aile birliği içinde yaşama, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, (c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almış; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "Yönetmelik" başlıklı 46. maddesinde, bu Kanun'un uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirlenmiştir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 46. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 06/04/2010 tarih ve 27544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun Uygulanmasına ilişkin Yönetmeliğin "Türk vatandaşlığının evlenme yoluyla kazanılmasında il emniyet müdürlüğünce yapılacak soruşturmaya ilişkin usul ve esaslar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) İl emniyet müdürlüğünce evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancının; (a) Aile birliği içinde yaşayıp yaşamadığı, (b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak ve fuhuşa aracılık etmek gibi davranışlarının olup olmadığı, (c) Türk vatandaşlığını kazanmasında millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmadığı, hususları araştırılır ve oluşan olumlu veya olumsuz kanaat soruşturma formuna açık bir şekilde yazılır. Soruşturma formuna soruşturmaya ilişkin tutanaklar da eklenir. (2) Soruşturması tamamlanan yabancının dosyası il müdürlüğüne iade edilir. Dosya gerekli inceleme ve araştırma yapılmak üzere il müdürlüğünce komisyona gönderilir." düzenlemesine yer verilmiş; "Araştırma, soruşturma ve geçerlilik süresi" başlıklı 72. maddesinde, "(1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir. (3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir. (4) Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir. (5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz." kuralı düzenlenmiştir. Anılan Yönetmelik hükmünün dayanağı olan ve yukarıda metnine yer verilen 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi, 1. fıkrası, (g) bendinin gerekçesi; "Maddenin (g) bendine göre; milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartı aranmaktadır. Bu şartın konulması ile milli güvenlik bakımından tehlike teşkil eden ve milli menfaatler ve ülke bütünlüğü aleyhine faaliyet gösterenlerle bu faaliyetleri destekleyenlerin, bu gibi kişi veya kuruluşlarla ilişki içerisinde bulunanların ve herhangi bir isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozan faaliyetlerde bulunanların Türk vatandaşlığını kazanmaları engellenmektedir." şeklinde; 16. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin gerekçesi; "Madde ile; evlenme yoluyla Türk vatandaşlığının kazanılmasına ilişkin şartlar ve esaslar belirlenmiştir. Buna göre; bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmayacaktır. Ancak yabancı üç yıldan beri bir Türk vatandaşı ile evli ise ve evlilik devam ediyorsa Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilecektir. Başvuranlarda; aile birliği içinde yaşamak, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmamak, milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartları aranacaktır. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde diğer şartların taşınması kaydıyla Türk vatandaşlığı kazanılabilecektir. Ayrıca yabancıya, vatandaşlık kazandıran evliliğin butlanına karar verilmesi halinde akitte hüsnüniyetli olan kadın ya da erkek Türk vatandaşlığını muhafaza etmeye devam edecektir." şeklinde olup; 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin gerekçesinde yer alan isyan, sabotaj, casusluk, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, evrakta sahtecilik gibi kamu düzenini bozduğu belirtilen suçların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar, kamu güvenine karşı suçlar bölümlerinin içerisinde bulunduğu görülmüştür. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen 5901 sayılı Kanun maddeleri gerekçeleriyle birlikte dikkate alındığında; Türk vatandaşlığına alınma talebiyle başvuruda bulunacak kişilerin milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunup bulunmaması noktasında, kişilerce işlenen suçların değerlendirilmesi aşamasında, kanun koyucunun iradesinin, devletin varlığına ve işleyişine yönelik olarak kamu düzenini ciddi düzeyde bozan suçları işleyenlerin Türk vatandaşı olmasının engellenmesi yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmalıkta, davacının "İmar kirliliğine neden olmak" suçundan dolayı yargılandığı davada … Asliye Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla, davacının da açık ikrarıyla, ilgili belediyeden ruhsat almaksızın inşaat yapmak suretiyle imar kirliliğine neden olduğu, suç tarihinden sonra da suça konu bina inşaatını imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmediği, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, davacının, kişiliği, suçun işleniş şekli, kastının oluşumu ve yoğunluğu, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan Kanun'un 62. maddesi uyarınca bu cezanın takdiren 1/6 oranında indirilerek 10 ay hapis cezasına hükmedildiği, söz konusu hapis cezasının süresi, davacının sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duymuş olduğu pişmanlık göz önüne alınarak Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca davacının takdiren 1 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, davacı hakkında yapılan yargılama sonucu işlediği sabit görülen imar kirliliğine neden olmak suçunun niteliği ve yukarıda bahsedilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, anılan suç davacının Türk vatandaşı olmasına engel teşkil edecek mahiyette olmayıp, bu nedenle davacının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek hali bulunduğundan bahisle Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 25/10/2021 tarih ve E:2021/2016, K:2021/2025 sayılı kararı da bu yöndedir. Öte yandan, davacının aile birliği içerisinde yaşadığı ve evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmadığı hususlarının da gerek tahkikat sonucu düzenlenen inceleme ve araştırma formu, gerekse de davacı ile yapılan mülakatta yer verilen değerlendirmelerden anlaşıldığı, dolayısıyla davacının 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi, 1. fıkrası, (a) ve (b) bentlerinde yer alan şartları da taşıdığı görülmektedir. Bu haliyle, davacının evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. Kullanılmayan … TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 10Kaynağı aç
MADDE 10 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı, bu Kanunda belirtilen şartları taşıması halinde yetkili makam kararı ile Türk vatandaşlığını kazanabilir. Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. (2) (Ek: 19/10/2017-7039/28 md.) Bu Kanun uyarınca sonradan Türk vatandaşlığının kazanılmasında uygulanacak temel ilke ve esaslar ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınmak suretiyle Bakanlıkça belirlenir. Başvuru için aranan şartlar

Genel Yoldan Vatandaşlık Başvurusunda Aranan Şartlar

Genel başvuru yoluyla Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancılarda 5901 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca belirli şartlar aranır. Başvuru sahibinin kendi millî kanununa veya vatansız ise Türk kanunlarına göre ergin ve ayırt etme gücüne sahip bulunması, başvuru tarihinden geriye doğru Türkiye'de kesintisiz beş yıl ikamet etmiş olması ve Türkiye'de yerleşmeye karar verdiğini davranışları ile teyit etmesi gerekir. Ayrıca genel sağlık bakımından tehlike teşkil eden bir hastalığının bulunmaması, iyi ahlak sahibi olması, yeteri kadar Türkçe konuşabilmesi, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayacak gelire veya mesleğe sahip olması ile millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin bulunmaması şarttır. Kasten yaralama, tehdit ve hakaret gibi suçlardan işlem yapılması veya ceza alınması idari incelemede olumsuz değerlendirilebilmektedir.

Evlenme Yoluyla Türk Vatandaşlığının Kazanılması ve Koşulları

Bir Türk vatandaşı ile evlenmek 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesi gereğince doğrudan Türk vatandaşlığı kazandırmaz. En az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar vatandaşlık başvurusunda bulunabilir. Bu başvurularda yabancının aile birliği içinde yaşaması, evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmaması ve millî güvenlik ile kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir halinin olmaması aranır. Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi durumunda aile birliği içinde yaşama şartı aranmaz. Evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde ise evlenmede iyiniyetli olan yabancılar Türk vatandaşlığını korur.

Danıştay 10. Daire, E. 2017/145, K. 2021/5759Kaynağı aç
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/145 E.  ,  2021/5759 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2017/145 Karar No : 2021/5759 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / … VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. … İSTEMİN_KONUSU : Rusya uyruklu olan davacı tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca evlenme yoluyla Türk Vatandaşlığı kazanmak için yapmış olduğu başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı (Mahkeme kararında sehven … tarih ve … sayılı işlem olarak yazılmıştır.) İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince, Dairemizin 30/03/2016 tarih ve E:2013/4710, K:2016/1801 sayılı bozma kararına uyulmak suretiyle yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, Türk örf ve adetlerini benimsediği, genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı hiçbir eyleminin olmadığı, Türkçe'yi ana dili gibi konuştuğu, ayrıca Türk vatandaşı eşi ile arasında yaş farkı olmasının ve eşinin sık sık yurtdışına çıkmasının yapmış olduğu evliliğin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği, öte yandan, yaşamış olduğu eve … Aile Mahkemesi kararıyla aile konutu şerhi konulduğu belirtilerek, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu sebeple davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, davacının Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla başvuru yaptığı … isimli kişiyle olan evliliğinin 03/05/2013 tarihinde boşanma ile ortadan kalktığı, üstelik söz konusu evliliğinin davacının Türk vatandaşlığını kazandığı 31/12/2012 tarihinden kısa bir süre sonra (altı ay) boşanma ile sonuçlanması, Türk vatandaşı eşin İl İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunca yapılan mülakata katılmaması, İl Emniyet Müdürlüğü'nün evlilikte iyi niyetli olmadıkları yönündeki görüşleri dikkate alındığında, söz konusu evliliğinin inandırıcılığını kaybettiği, evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapıldığının anlaşıldığı belirtilerek, dava konusu işlemde hukuka aykırılık olmadığı ve temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 21/05/2007 tarihinde Türk vatandaşı ile evlenen Rusya uyruklu davacı tarafından evlenme yoluyla Türk vatandaşlığına alınma istemiyle 09/12/2010 tarihinde başvuruda bulunulmuştur. Anılan başvuruya yönelik yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; davacının durumu 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine uygun görülmemiş, bu sebeple İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve …sayılı (Mahkeme kararında sehven … tarih ve … sayılı işlem olarak yazılmıştır.) işlemi ile davacının başvurusu reddedilmiştir. Bu işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Türk Vatandaşlığının Evlenme Yoluyla Kazanılması" başlıklı 16. maddesinde, "Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Uyuşmazlıkta, davacının Türk vatandaşlığına alınma talebiyle yapmış olduğu başvuru üzerine, söz konusu evliliğe ilişkin tahkikat sonucu düzenlenen 16/03/2012 tarihli tutanakta; davacı ile Türk vatandaşı eş arasında yaş farkı olmasına rağmen belirtilen adreste fiilen birlikte yaşadıkları, müşterek çocuklarının olmadığı, aile birlikteliği ile bağdaşmayan bir faaliyet içerisinde bulunulduklarına dair olumsuz bir bilgiye rastlanılmadığı belirtilmekle birlikte; davalı idarece 12/07/2011 tarihinde yapılan mülakata her iki eşin de katılmadığı; 29/07/2011 tarihinde yapılan mülakata Türk vatandaşı eşin gelmediği, davacının bu mülakatta, eşinin evi terk ettiğini, bir haftadır telefonlarına cevap vermediğini, eşinin nerede olduğunu bilmediğini beyan ettiği; davacı tarafından davalı idareye sunulan 27/09/2011 tarihli dilekçede, Türk vatandaşı eşin mülakata katılmaktan kaçındığı, gerekli hukuki yollara başvuracağı yolunda beyanda bulunulduğu; 18/10/2011 tarihinde üçüncü kez yapılan mülakata her iki eşin de geldiği ve görüşme neticesinde aynı evi paylaştıklarının, ancak Türk eşin ara sıra eve geldiğinin, evlilikte iyi niyetli olmadıklarının, aralarında yaş farkı olduğunun ve birbirlerini ve ailelerini iyi derecede tanımadıklarının anlaşıldığı hususlarına yer verildiği; son olarak 10/07/2012 tarihli mülakat formunda; davacı ve eşi ile ayrı ayrı yapılan mülakat sonucunda, sorulan sorulara yeterli cevap veremediklerinin, çelişkili beyanlarda bulunduklarının, eşler arasında yaş farkının bulunduğunun, müşterek çocuklarının bulunmadığının, eşlerin evlilik birlikteliği içerisinde yaşamadıklarına dair kanaate varıldığının belirtildiği görülmektedir. Bu kapsamda yapılan değerlendirmede; davacı tarafından, Türk vatandaşı ile yapmış olduğu evliliğin, evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanma için gerekli şartlar kapsamında sayılan 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "aile birliği içinde yaşama" koşulunu sağlayıp sağlamadığı hususunun her türlü şüpheden uzak, somut biçimde ortaya konulması gerekirken, bu yönde bir bilgi ve belge dosyaya sunulmadığı gibi davalı idarece yapılan tespitlerde, davacı ve eşinin aile birliği içinde yaşamadıklarının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, 5901 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan şartı sağlamadığı anlaşılan davacının evlenme yoluyla vatandaşlık kazanma başvurusunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen nedenle; davanın reddi yolunda verilen idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
5901 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNU m. 16Kaynağı aç
MADDE 16 – (1) Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır. (2) Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart aranmaz. (3) Evlenme ile Türk vatandaşlığını kazanan yabancılar evlenmenin butlanına karar verilmesi halinde evlenmede iyiniyetli iseler Türk vatandaşlığını muhafaza ederler. Türk vatandaşlığının evlat edinilme ile kazanılması

Güvenlik Soruşturması, Arşiv Araştırması ve Engel Haller

Vatandaşlık başvurusunda bulunan yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından ise arşiv araştırması yapılır. İlgili komisyon gerekli gördüğü takdirde kamu görevlileri aracılığıyla da tahkikat yaptırabilir. Yapılan soruşturma ve araştırmalar kural olarak bir yıl geçerlidir; ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin inceleme yeniden yaptırılabilir. Evlenme yoluyla yapılan başvurularda il emniyet müdürlüğü; aile birliği içinde yaşanıp yaşanmadığını, evlilik birliğiyle bağdaşmayacak şekilde fuhuş yapmak veya fuhuşa aracılık etmek gibi davranışların bulunup bulunmadığını, millî güvenlik ve kamu düzenine engel teşkil eden durumları araştırarak kanaatini soruşturma formuna yansıtır. Evliliğin vatandaşlık kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair açık bir kanaate varılamaması halinde, Türk vatandaşı eşin yakınlarının da ifadelerine başvurularak kanaat oluşuncaya kadar periyodik soruşturmaya devam edilir.

2010139 sayılı TÜRK VATANDAŞLIĞI KANUNUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN YÖNETMELİK m. 72Kaynağı aç
MADDE 72 – (1) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince soruşturma, Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğünce de arşiv araştırması yapılır. Komisyon tarafından gerekli görülmesi halinde kamu görevlileri aracılığı ile soruşturma yaptırılabilir. (2) Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen yabancı hakkında 28 inci madde uyarınca yerleşim yerinin bulunduğu güvenlik birimlerince yapılan soruşturma sonucunda evliliğin Türk vatandaşlığını kazanmak amacıyla yapılıp yapılmadığına dair olumlu veya olumsuz bir kanaate varılamaması halinde Türk vatandaşı eşin yakınlarının ifadelerine de başvurulmak suretiyle kanaat oluşuncaya kadar periyodik olarak soruşturma işlemine devam edilir. (3) Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının usulleri ilgili kurumlarla birlikte Bakanlıkça belirlenir. (4) Türk vatandaşlığını kazanmak veya kaybetmek isteyen kişi hakkında yapılan araştırma ve soruşturma bir yıl geçerlidir, ancak gerekli görülen hallerde bu süre beklenmeksizin yeniden araştırma ve soruşturma yaptırılabilir. 5650 (5) İlgili kurumlarca yapılan araştırma sonucunda Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla işbirliği yaptığı veya bunları maddi olarak desteklediği, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı yurt içinde veya dışında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarla ilgili faaliyetlerde bulunduğu, isyan, casusluk ve vatana ihanet suçlarına katıldığı, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı ve insan ticareti yaptığı veya bunlarla ilişki içerisinde bulunduğu tespit edilenler ile taksirli suçlar hariç olmak üzere ertelenmiş, zamanaşımına uğramış, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi, altı aydan fazla hapis cezası alanlar Türk vatandaşlığını kazanamaz. Vatandaşlık dosyasının düzenlenmesinde müracaat makamlarınca uyulacak esaslar

Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in 72. maddesinde vatandaşlığa engel oluşturan haller düzenlenmiştir. Anayasa ile kurulu devlet düzenini yıkma yolunda faaliyette bulunduğu, bu faaliyetlerde bulunanlarla iş birliği yaptığı veya maddi destek sağladığı belirlenenler ile devletin bölünmez bütünlüğüne karşı terör suçları kapsamındaki faaliyetlere katılan, isyan, casusluk, vatana ihanet suçlarına karışan, silah ve uyuşturucu madde kaçakçılığı, insan kaçakçılığı veya insan ticareti yapan ya da bunlarla ilişkisi tespit edilenler vatandaşlığı kazanamaz. Ayrıca taksirli suçlar ayrık tutulmak üzere; cezası ertelenmiş, zamanaşımı gerçekleşmiş, hükmün açıklanması geriye bırakılmış, paraya dönüştürülmüş ya da affa uğramış bulunsa dahi, altı ayı aşan hapis cezasına mahkûmiyeti bulunan yabancılar Türk vatandaşlığını kazanamaz.

Yargı Kararlarında İdarenin Takdir Yetkisi ve İptal Sebepleri

Danıştay 10. Dairesinin 2021/3093 Esas ve 2022/289 Karar sayılı ilamında, millî güvenlik ve kamu düzeni engelinin devletin varlığına ve kamu düzeninin işleyişine yönelik suçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Somut olayda işlendiği sabit görülen imar kirliliğine neden olma suçunun niteliği gereği Türk vatandaşı olmaya engel teşkil edecek mahiyette bulunmadığı belirtilerek, ertelenmiş 10 ay hapis cezası sebebiyle başvurunun reddedilmesi işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Evlilik yoluyla yapılan başvurularda aile birliği içinde yaşama şartının somut verilerle ortaya konulması gerekmektedir. Danıştay 10. Dairesinin 2017/145 Esas ve 2021/5759 Karar sayılı ilamına yansıyan olayda, mülakat sırasında eşlerin sorulan sorulara çelişkili yanıtlar vermesi ve Türk vatandaşı eşin müşterek evi terk ettiğinin tespit edilmesi üzerine aile birliği içinde yaşama şartının sağlanamadığı gerekçesiyle tesis edilen ret işlemi hukuka uygun bulunmuştur. Danıştay 10. Dairesinin 2016/13633 Esas ve 2020/4350 Karar sayılı ilamında ise, evlilik sürerken Türk vatandaşı eşin cezaevinde bulunması, tarafların aynı çatı altında birlikte yaşamaması ve eşin evlilik devam ederken başka bir kadından çocuğunun bulunması karşısında, idarenin takdir yetkisi çerçevesinde tesis ettiği ret işleminde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Vatandaşlık isteminde bulunan yabancının mevzuattaki asgari şartları taşıyıp taşımadığı araştırıldıktan sonra talebin kabulü konusunda idarenin takdir yetkisi mevcuttur. Danıştay 10. Dairesinin 2019/12088 Esas ve 2022/3430 Karar sayılı ilamında, kanunda öngörülen şartlar sağlansa dahi idarenin takdir yetkisine işaret edilmiştir. Başvurucunun izinsiz çalışma durumunun saptanması ve eşi hakkında fuhuşa teşvik veya aracılık etme suçlarından Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada beraat kararı verilmiş olsa bile bu fiillere ilişkin adli kayıtların bulunması dikkate alınarak tesis edilen ret kararı hukuka uygun bulunmuştur.

İptal Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Dava Açma Süresi

Vatandaşlık başvurusunun reddine ilişkin kararlara karşı açılacak davalarda görevli yargı yeri idare mahkemeleridir. İşlemin İçişleri Bakanlığı tarafından tesis edildiği durumlarda davanın İçişleri Bakanlığı hasım gösterilerek Ankara İdare Mahkemesinde açılması gündeme gelebilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde genel dava açma süresi altmış gündür. Ret kararına karşı açılacak iptal davasında da süre, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren altmış gün olarak uygulanmaktadır.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
Vatandaşlık başvurusu posta yoluyla yapılabilir mi?

Posta aracılığıyla yapılan vatandaşlık başvuruları kabul edilmemektedir. Başvurunun Türkiye'de ikamet edilen yerin valiliğine (İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğüne) bizzat veya vekaletnameyle, yurt dışında ise dış temsilciliklere bizzat ya da bu hakkın kullanılmasına ilişkin özel yetki içeren vekaletname ile yapılması gerekmektedir.

Vatandaşlık başvurusunun reddi kararına karşı dava açma süresi ne kadardır?

Dava açma süresi, vatandaşlığa kabul talebinin reddine ilişkin idari işlemin tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren altmış gündür. Dava genel hükümler dairesinde idare mahkemesinde açılır.

Kanuni başvuru şartlarını taşımak kişiye vatandaşlık hakkı verir mi?

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca aranan kanuni şartları taşımak, vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz. Şartlar sağlansa dahi kazanım yetkili makam kararı ile gerçekleşir.

Evlilik yoluyla vatandaşlıkta eşlerin ayrı yaşaması başvuruyu nasıl etkiler?

5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 16. maddesi gereğince başvuru sahibinde aile birliği içinde yaşama şartı aranır. Yargı kararlarında, mülakatlardaki çelişkili beyanlar, müşterek konutun terk edilmesi veya fiilen birlikte yaşanmaması gibi unsurlar somut olaydaki diğer olgularla birlikte değerlendirilerek aile birliği şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle ret işlemi tesis edilebilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu