Vakıf Üniversitesinde Eğitim Uyuşmazlığının Yargı Yolu

by Avukat Erdal Ersoy
Vakıf Üniversitesinde Eğitim Uyuşmazlığının Yargı Yolu

Vakıf üniversitesiyle öğrenci arasındaki eğitim hizmeti sözleşmesinden doğan öğrenim ücreti uyuşmazlığında, kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmet yoksa görevli yargı yeri adli yargı mahkemeleridir. Yatay geçişte yatırılan yıllık öğrenim ücretinin iadesi ve yaz okulu ücretinin geri istenmesi uyuşmazlıklarında bu ölçü uygulanmış, görevsizlik veya idari yargının görevli sayılması üzerine verilen hükümler bozulmuştur. Buna karşılık eğitim sözleşmesinden doğan alacak, tazminat, sözleşmenin uyarlanması, haksız şartın iptali ve fazla ödenen ücretin iadesi için tüketici mahkemesinin görevli özel mahkeme olduğu da belirtilmektedir. Adli yargı ölçüsü ile tüketici mahkemesi ölçüsü aynı cümlede birlikte değerlendirilmeli; ikisi, vakıf üniversitesiyle ilgili bütün uyuşmazlıklara aynı görev sonucunu vermez.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2017/1858, K. 2018/8606Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2017/1858 E.  ,  2018/8606 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, …. Yakındoğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrencisi iken yatay geçiş yapmak amacıyla … Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile … Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne ayrı ayrı başvuru yaptığını, … Üniversitesi Mali İşler Birimi’nin talebi üzerine 16.09.2011 tarihinde yıllık öğrenim ücreti olan 4.455,00 TL’yi yatırdığını, bilahare … Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından talebinin kabul edilmesi üzerine kayıt yaptırdığını ve şu anda öğrenci olduğunu, yatırdığı bedelin iadesi için davalı üniversiteden talepte bulunmasına rağmen paranın haksız yere iade edilmediğini ileri sürerek 4.455,00 TL’nin faizi ile birlikte iadesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davada görevli mahkemenin idari yargı olduğu belirtilerek, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, yatay geçiş yapmak için başvuru yaptığı davalı Üniversiteden bir başka Üniversite’ye yatay geçiş yapmış olması nedeniyle davalı Üniversiteye yatay geçiş esnasında … olduğu yıllık öğrenim ücretinin iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlık, davacı ile davalı Vakıf Üniversitesi arasındaki eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmakta olup, davada kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmet söz konusu değildir. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığa özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerekli olup, davada görevli mahkeme de adli yargı mahkemeleridir. O halde, mahkemece, işin esasına girilerek oluşacak uygun sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27/09/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/22133, K. 2016/3717Kaynağı aç
18. Hukuk Dairesi         2015/22133 E.  ,  2016/3717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Dava dilekçesinde, 6.440,00 TL tutarındaki yaz okulu ücretinin davalıdan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu tarafından Dairemize gönderilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dilekçesinde, davacının davalı üniversitenin … Bölümü'nü %25 burslu kazandığını, öğrenim gördüğü sırada okul ücretlerini tam ve eksiksiz yatırdığı halde, müvekkilinden 2008-2009 Yaz Okulu Öğrenim ücreti olarak 17/07/2009 tarihli ve 409465 numaralı fatura ile 3.500,00-TL; 2009-2010 Yaz Okulu Öğrenim ücreti olarak 24/06/2010 tarihli ve … nolu fatura ile 2.940,00-TL olmak üzere toplam 6.440,00-TL tahsil edildiğini ileri sürerek, yaz okulu ücreti karşılığı haksız ve fazladan tahsil edilen 6.440,00-TL’nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş; mahkemece, idari yargı yerinin görevli olduğu belirtilerek, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı, kendisinden haksız olarak alındığını ileri sürdüğü 6.440,00-TL tutarındaki yaz okulu ücretinin istirdatı istemiyle eldeki davayı açmıştır. Uyuşmazlığın, davacı ile davalı vakıf üniversitesi arasındaki eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, davada kamu hukukundan doğan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı anlaşıldığından; mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme ile idari yargı yeri görevli kabul edilerek usulden red kararı verilmesi doğru görülmemiştir Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kurumun niteliği ve eğitim sözleşmesi

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu çerçevesinde vakıf üniversiteleri, kazanç amacı gütmemek şartıyla vakıflarca kurulan ve kamu tüzel kişiliğine sahip yükseköğretim kurumlarıdır. Kamu tüzel kişiliğine sahip olmaları, öğrencilerden tahsil edilen öğrenim ücretleri nedeniyle kurulan ilişkilerin tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olmasına engel oluşturmaz.

Öğrenci veya veli ile vakıf üniversitesi arasındaki eğitim sözleşmesi, niteliği itibarıyla karşılıklı borç yükleyen, süreklilik arz eden ve tam iki taraflı bir hizmet sözleşmesi olarak kabul edilir. 6502 sayılı Tüketici Korunması Hakkında Kanun, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişileri tüketici olarak tanımlar ve piyasa katılımcılarınca sunulan her türlü hizmeti tüketici işlemi kapsamına alır. Vakıf üniversitesinin bir bedel karşılığında sunduğu eğitim-öğretim faaliyeti bu tanım çerçevesinde tüketici işlemi niteliğinde görülür ve öğrenci, tüketici hukukunun korumalarından yararlanır.

Üniversitenin tek taraflı genel işlem koşullarında öğrenci aleyhine dengesizlik yaratan haksız şartlar hukuken geçersiz sayılır. Bu geçersizlik, tüketici mahkemesinin yapacağı denetimin temelini oluşturur.

Öğrenim ücreti uyuşmazlıklarında adli yargı

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/1858 esas ve 2018/8606 karar sayılı hükmü, yatay geçiş için vakıf üniversitesine yatırılan yıllık öğrenim ücretinin iadesine ilişkindir. Uyuşmazlığın eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, kamu hukukundan doğan ve idari yargıda görülmesi gereken idari işlem veya hizmet bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu nedenle özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerekli görülmüş ve görevli mahkeme adli yargı mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Görevsizlik nedeniyle verilen hüküm davacı yararına bozulmuştur. Karar 27/09/2018 tarihinde oybirliğiyle verilmiş ve HUMK’nun 440/III-3 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı tutulmuştur. Hüküm, görevli mahkemeyi tüketici mahkemesi olarak adlandırmamaktadır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2015/22133 esas ve 2016/3717 karar sayılı hükmü, vakıf üniversitesinden yaz okulu ücretinin istirdadına ilişkindir. Uyuşmazlığın eğitim hizmeti sözleşmesinden kaynaklandığı ve idari yargıda görülmesi gereken idari işlem veya hizmet bulunmadığı belirtilmiştir. İdari yargı görevli kabul edilerek verilen usulden ret kararı, işin esası incelenmeden kurulduğu için 03/03/2016 tarihinde HUMK’nun 428. maddesi gereğince oybirliğiyle bozulmuştur. Hüküm bozma ile sınırlıdır; tahsil sonucunu kurmamaktadır ve tüketici mahkemesini ayrıca görevli mahkeme olarak göstermemektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2023/3350 esas ve 2023/3756 karar sayılı hükmü, öğrenim ücreti iadesinin esası hakkında yeni bir karar kurmamıştır. İlk derece mahkemesi, bozmaya uyarak verdiği kararın kesin olduğunu gerekçe göstererek 6100 sayılı Kanun’un 432-426/F maddelerine göre temyiz talebinin reddine dair 26/04/2023 tarihli ek karar vermiştir. Bu ek karar 18/12/2023 tarihinde oybirliğiyle onanmıştır. Ek kararın temyiz incelemesinde ilgili hukuk olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gösterilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/3350, K. 2023/3756Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2023/3350 E.  ,  2023/3756 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi 26.04.2023 tarihli ek kararı ile temyiz talebinin reddine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin … Üniversitesinde kayıtlı öğrenci iken 2010 yılı birinci dönemi bitirip ikinci dönem için istenen öğretim ücretini bankaya yatırdığını, ancak ikinci dönem ders kaydını yapmadan okuldan ayrılmak zorunda kaldığını, yatırdığı öğretim ücretini talebine rağmen davalının iade etmediğini belirterek, davalı tarafça ödenmeyen alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Öğrenci Kayıt-Kabul Önlisans ve Lisans ve Lisans Eğitim-Öğretim Sınav Yönetmeliğinin 27 nci maddesi uyarınca davacının ödediği öğrenim ücretinin iadesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacı kendi iradesi ile üniversiteye kaydını yaptırmakla yönetmeliğin bu maddesini kabul ettiği, yönetmeliğin iptali yönünde de herhangi bir karar bulunmadığı ve emsal mahiyette görülen davaların red ile sonuçlandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.12.2011 gün 2011/13620 – 2011/18674 sayılı ilamı ile; " Davacı yönetmeliğin iptali için … 16. İdare Mahkemesinin 2010/834 E. sayılı dosyası ile dava açtığını bildirmiştir. Bu davanın esası eldeki davayı etkileyecek durumdadır. Hal böyle olunca mahkemece, idare mahkemesi dava dosyasının sonucu beklenmelidir. Diğer taraftan tüketicinin harçtan muaf olduğu gözetilmeden davacının harçtan sorumlu tutulmuş olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "… Üniversitesi Önlisans, Lisans Eğitim Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin 27 nci maddesinde yer alan, “…Kendi isteği ile kayıt sildiren veya kaydı silinen öğrencilerin … oldukları öğretim ücretleri iade edilmez.” hükmü uyarınca 15.02.2012 tarihli davalı idare işlemi ile reddedilmesi üzerine anılan yönetmelik hükmünün iptali istemiyle davacının … 16. İdare Mahkemesine dava açtığı, Anayasanın amir hükmü ve buna dayalı mevzuatın birlikte incelenmesinden, vakıf üniversitelerinin kar amacı gütmeyen, kamu hizmeti veren eğitim kurumları oldukları görüldüğü, bu durumda dönem başında ders kaydını yaptırmaksızın kendi isteği ile kaydını sildiren, dolayısıyla davalı idarenin eğitim-öğretim hizmetinden yararlanmayan öğrencilik statüsünden geçici veya kalıcı olarak ayrılan kişilerin … oldukları öğretim ücretinin iade edilmeyeceğine dair kuralda hukuka uygunluk bulunmadığından bahisle dava konusu işlemin iptaline 04/04/2019 tarihinde karar verildiği, söz konusu kararın davalı tarafından temyiz edildiği, Danıştay 8. Dairesinin 2019/7502 E., 2021/1485 K. ve 10/03/2021 tarihli kararıyla temyiz isteminin reddedildiği, Danıştay 8. Dairesinin 2021/6059 E., 2021/6192 K. ve 09.12.2021 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği, dönem başında ders kaydını yaptırmaksızın kendi isteği ile kaydını sildiren, dolayısıyla davalı idarenin eğitim-öğretim hizmetinden yararlanmayan öğrencilik statüsünden geçici veya kalıcı olarak ayrılan kişilerin … oldukları öğretim ücretinin iadesine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulü ile 4.500 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunu'nun 4/A maddesi hükmü uyarınca devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevzuat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.10.2022 tarihli ve 2022/6266 E., 2022/7709 K. sayılı kararıyla; "Davalı üniversitenin ÖSYM 2009 kılavuzunda, davacıya ait ödeme tablosunda ve davalı üniversinin 19.03.2009 tarihli erken ödeme ile ilgili duyuruda döviz kurunun sabitlendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde “sabit kur” kararlaştırıldığı anlaşıldığından sabit kur gözetilerek tahsile karar verilmesi gerekirken kur sabitlenmeksizin Dolar borcuna hükmedilmiş olması hukuka ve hakkaniyete aykırı olup bozmayı gerektirir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davacının ödediği doların sözleşme kapsamında 1.50 TL sabit kur üzerinden belirlenmesi gerektiğinden bozmaya uyularak davanın kabulüne, 4.500 USD'nin 1.50 TL sabit kur üzerinden hesaplanarak dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi hükmü uyarınca devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevzuat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Mahkemece, kararın kesin olarak verilmiş olduğu gerekçesiyle, 6100 sayılı Kanun'un 432-426/F maddelerine göre davacı vekilinin temyiz talebinin reddine dair ek karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına ve ek kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, bozmaya uyan mahkemenin kararına karşı temyiz yolunun açık olduğunu, vekil edeninin dışında oluşan nedenlerle uzun süren yargılama sebebiyle 2022 yılında bozma kararı ile vekil edeninin 2010 yılında … olduğu bedelin 1,5 TL katı ile ödenmesine karar vererek mülkiyet hakkının ihlaline sebep olduğunu, tüketici aleyhine sözleşme yasağının ihlal edildiğini, Yargıtay'ın bozma kararından önce davacının 14.04.2023 tarihi itibariyle ödeme tarihindeki kur üzerinden alabileceği faizsiz minimum tutar 4.500 USDx19,40TL=87.300,90TL iken bozma kararı sonrasında mahkemece hükmedilen faizsiz tutarının ise 4.500 USDx1,5=6.750TL olduğunu, yaklaşık olarak 13 kat fazlaca artan enflasyona rağmen davacının 2010 yılında döviz olarak ödediği 4.500 USD'nin; 2023 yılında ve 2010 yılındaki 1,5TL sabit kurla ödenmesine hükmedilmesi hukuka, kanuna, hakkaniyete, vicdana ve tüketici haklarına aykırı olduğunu, süresinde sunulmayan sabit kur iddiasını kabul etmemekle birlikte Yargıtay'ın kabul ettiği gibi bir sözleşmenin de vekil edeni ile davalı arasında imzalanmadığını, ilanın ÖSYM kılavuzunda olması, yazıların 12 puntodan küçük olması dikkate alındığında bile geçersiz veya ÖSYM kılavuzunda olduğu ve davacıyı bağlamayacağı kabul edilmesi gerekirken; TL olarak ödeme yapmayan müvekkile sabit kur uygulaması ile ödenmesine hükmedilmesinin hakkaniyete ve hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, mahkemece her ne kadar davacı lehine 4.600 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ise de bu tutarın, AAÜT'ye göre belirlenen asgari ve maktu bir tutar olduğunu, davanın 2010 yılından beri 13 yıldır takip edilmesi sebebiyle mahkemece vekalet ücretinin maktu ve asgari tutardan hükmedilmiş olmasının da bozma nedeni olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kaydını sildiren davacı öğrencinin … olduğu öğrenim ücretinin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı) 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrası. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen ek karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 26.04.2023 tarihli ek kararının ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Hakem heyeti, görev ve yetki

Belirli parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınırın üzerindeki uyuşmazlıklar veya hakem heyeti kararının mahkemeye taşınması gereken durumlar tüketici mahkemesinin görev alanına girer.

Hakem heyeti kararının taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine başvurulması zorunludur. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Sürenin geçirilmesi halinde idari karar kesinleşir ve adli yargı yolu kapanır.

Parasal sınır nedeniyle doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılabilen uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru zorunluluğu yoktur. Bu durumda zamanaşımı süresi içinde doğrudan dava dilekçesiyle mahkemeye başvurulabilir.

Tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Tüketici mahkemesinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemesi, tüketici mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetki bakımından öğrencinin veya velisinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili olduğu gibi, davalı vakıf üniversitesinin merkezinin veya şubesinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Bu görev ve yetki anlatımı, öğrenim ücreti iadesine ilişkin hükümlerde mahkemenin adli yargı mahkemesi olarak gösterilmesiyle birlikte okunur; iki ölçü her uyuşmazlık türünde aynı sonucu doğurmaz.

Başvuru, deliller ve yargılama

Dava, yazılı dava dilekçesinin mahkeme tevzi bürosuna verilmesi veya ulusal yargı portalı üzerinden elektronik imzayla gönderilmesiyle açılır. Öğrenci veya veli, eğitim sözleşmesini, ilgili döneme ait ödeme dekontlarını, üniversitenin gönderdiği zam duyurularını ve varsa hakem heyeti kararını mahkemeye sunmak zorundadır. Üniversite ise fiyat artışının yasal tavan oranlarına uygun olduğunu, maliyet artışlarının haklı temele dayandığını ve sözleşme hükümlerini ihlal etmediğini defter ve kayıtlarıyla ispat etmekle yükümlüdür.

Tüketici mahkemesindeki yargılama, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yazılı yargılama usulü kurallarına göre yürütülür. Ön incelemede tarafların iddia ve savunmaları sabit hale getirilir, uyuşmazlık noktaları netleştirilir ve sulh imkânları değerlendirilir. Tahkikatta deliller toplanır; gerekliyse tanık dinlenir ve bilirkişi incelemesi yapılır. Tarafların duruşmalara bizzat katılması zorunlu değildir.

Hüküm, kanun yolu ve icra

Mahkeme öğrencinin davasını tamamen veya kısmen kabul edebilir. Hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varırsa davanın reddine de karar verebilir. Kabul halinde, vakıf üniversitesinin haksız yere tahsil ettiği tutarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte öğrenciye iadesine hükmedilir.

Kararın tebliğinden sonra tarafların istinaf kanun yoluna başvurma hakkı vardır. Parasal sınırlara bağlı olarak istinaf incelemesi bölge adliye mahkemesince yapılır. Karar, niteliğine göre kesinleşebilir veya Yargıtay temyizine tabi olabilir.

Öğrenci lehine verilen ve kesinleşen ya da icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekmeyen ilam, vakıf üniversitesi tarafından yerine getirilmek zorundadır. Üniversite borcu yasal sürede ödemezse öğrenci ilamlı icra takibi başlatabilir. İcra dairesi aracılığıyla üniversitenin hesaplarına veya mal varlığına haciz konularak alacak tahsil edilebilir.

Vakıf üniversitelerinin icra süreçlerinde bazı idari korumaları bulunsa da, özel hukuk hükümlerine göre yürüttükleri hizmet ilişkilerinden doğan borçlar nedeniyle icra takibine muhatap olmaları hukuken mümkündür.

Vakıf üniversitesi ücret uyuşmazlığı hangi yargıda görülür?

Eğitim hizmeti sözleşmesinden doğan öğrenim ücreti uyuşmazlığında idari işlem veya hizmet yoksa yargı yolu adli yargıdır. Alacak, tazminat, uyarlama, haksız şartın iptali ve fazla ücretin iadesi için tüketici mahkemesinin görevli olduğu da belirtilir; iki ölçü her uyuşmazlıkta aynı sonucu vermez.

Hakem heyeti kararına hangi sürede başvurulur?

Kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesine başvurulur. Süre hak düşürücüdür; geçirilirse karar kesinleşir ve adli yargı yolu kapanır.

Hangi uyuşmazlıkta doğrudan dava açılır?

Parasal sınır nedeniyle doğrudan tüketici mahkemesinde görülebilen uyuşmazlıkta hakem heyetine başvuru zorunlu değildir. Dava, zamanaşımı süresi içinde dava dilekçesiyle açılır.

Yetkili mahkeme neresidir?

Öğrencinin veya velisinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Vakıf üniversitesinin merkezinin veya şubesinin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Tüketici mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar.

Davanın kabulü ne sonuç doğurur?

Mahkeme davayı tamamen veya kısmen kabul edebilir. Kabulde haksız tahsil edilen tutar, tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iade edilir. Hukuka aykırılık görülmezse dava reddedilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu