Uluslararası Ceza Hukukunda Savaş Suçları ve Kapsamı

by Avukat Erdal Ersoy
Uluslararası Ceza Hukukunda Savaş Suçları ve Kapsamı

Uluslararası ceza hukukunda savaş suçları, silahlı çatışmalar sırasında yürürlükte bulunan uluslararası insancıl hukuk kurallarının ve teamüllerinin ağır biçimde çiğnenmesiyle vücut bulan eylemlerdir. 2002 yılından beri yürürlükte olan Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü'nün 8. maddesinde düzenlenen bu suçlar; devletler arasındaki çatışmalarda ya da devlet içi örgütlü grupların taraf olduğu silahlı şiddet ortamlarında korunan şahıslara ve mülkiyete yönelen hukuka aykırı fiilleri yaptırıma bağlamayı amaçlar. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yargı yetkisi savaş suçlarının yanında insanlığa karşı suçlar ile saldırı suçunu da kapsamaktadır. Ancak Türkiye bakımından iç hukuktaki onay prosedürünün yerine getirilmemiş olması nedeniyle Statü henüz Türkiye açısından yürürlük kazanmış değildir.

Silahlı Çatışma Kavramı ve Temel Hukuki İlkeler

Silahlı çatışma durumu; devletler arasında silahlı güce başvurulması halinde ya da hükümet makamlarıyla örgütlü gruplar veya bir devlet içindeki bu tür gruplar arasında uzayan silahlı şiddet eylemleri yaşandığında meydana gelir. Doktrinde silahlı çatışma hukukunun temelini oluşturan dört ana ilke bulunmaktadır. Bu ilkeler; savaşçı statüsüyle savaşa katılan muharipler ile fiilen çatışmada yer almayan kişileri ayırt etme, askeri hedefe ulaşmak için zorunlu olan askeri gereklilik haricinde güç kullanmama, gereksiz acıya sebebiyet vermeme ve eylemlerde orantılılık gözetilmesidir.

Bu dört temel ilkeye, 1949 Cenevre Sözleşmeleri’nde düzenlenen savaş esirlerine insanca davranılması zorunluluğu, esirlerin belirli durumlarda adil yargılanma hakları olduğu ve işkencenin bir suç olarak kabul edilmesi eklenebilir.

Uluslararası Silahlı Çatışmalarda Tanımlanan Savaş Suçları

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü'nün 8. maddesinde savaş suçları toplam 40 fiil olarak sınırlayıcı biçimde ve dört ana başlık altında düzenlenmiştir. Statü'nün 8/2-a maddesi, 1949 Cenevre Sözleşmeleri kapsamında koruma altında bulunan kişi veya mallara karşı işlenen sekiz fiili savaş suçu saymaktadır. Bu fiiller; kasten öldürme, biyolojik deneyler dahil işkence veya insanlık dışı muamele, vücuda ya da sağlığa kasten büyük ıstırap verme veya ciddi yaralamaya sebebiyet verme, askeri gereklilik bulunmaksızın yasadışı ve keyfi olarak mülkiyetin yaygın şekilde yok edilmesi ya da mülkiyete el konulmasıdır.

Bununla birlikte koruma altındaki bir şahsın veya savaş esirinin düşman devlet silahlı kuvvetlerinde hizmet etmeye zorlanması, kasti olarak olağan ve adil yargılanma hakkından yoksun bırakılması, hukuka aykırı sürgün ya da nakletme, hukuka aykırı alıkoyma ve rehin alma eylemleri de Cenevre Sözleşmeleri bağlamında savaş suçu niteliğindedir. Statü'nün 8/2-b maddesinde yer alan uluslararası silahlı çatışmalarda uygulanabilir kural ve adetlerin ihlalleri ise yalnızca uluslararası silahlı çatışmalara uygulanabilmekte, uluslararası nitelik taşımayan iç çatışmalarda tatbik edilememektedir.

Uluslararası Olmayan Silahlı Çatışmalarda Savaş Suçları

1949 Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. maddesi, silahlı iç çatışmaları da silahlı çatışma hukuku çerçevesine dahil etmiştir. 1977 Cenevre Sözleşmelerine Ek II. Protokolün 1. maddesine göre, bir devletin ülkesinde kendi silahlı kuvvetleriyle muhalif silahlı kuvvetler veya sorumlu bir komuta altında planlı askeri operasyonlar yürütmelerine ve Protokolü uygulamalarına imkan verecek biçimde ülke topraklarının bir bölümünü kontrol altında tutan örgütlü silahlı gruplar arasındaki çatışmalar uluslararası olmayan silahlı çatışma niteliğindedir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü'nün 8/2-c maddesi uyarınca, uluslararası nitelik taşımayan silahlı çatışmalarda fiilen çatışmada yer almayan ya da silah bırakma, hastalık, yaralanma veya tutulma gibi nedenlerle çatışma dışı kalmış kişilere karşı işlenen fiiller savaş suçudur. Bu kapsamda yaşam hakkına ve kişiye yönelik her türlü öldürme, sakat bırakma, zalimane muamele ve işkence; insan onurunu hedef alan aşağılayıcı ve küçük düşürücü davranışlar; rehin alma eylemleri ile kanuna dayalı güvencelere sahip olağan bir mahkeme kararı bulunmaksızın uygulanan cezalandırma ve infazlar yaptırıma bağlanmıştır.

Statü'nün 8/2-e maddesi ise uluslararası nitelikte olmayan çatışmalarda uygulanabilir hukuk ve teamüllerin diğer ciddi ihlallerini hüküm altına almıştır. Bu kapsamda çarpışmalarda doğrudan yer almayan sivillere veya sivil nüfusa kasten saldırı düzenlenmesi; Cenevre Sözleşmelerinin ayırt edici amblemlerini taşıyan personele, tıbbi birimlere ve nakliye araçlarına saldırılması; sivillere sağlanan korumaya sahip olmaları koşuluyla BM görevlilerine veya insani yardım personeline saldırı yapılması; askeri amaç taşımayan tarihi eser, ibadethane, hastane ve eğitim binalarının hedef alınması; yerleşim yerlerinin yağmalanması; ırza geçme, cinsel köleleştirme gibi ağır cinsel şiddet fiilleri ile 15 yaşından küçük çocukların askere alınması veya çatışmalarda kullanılması savaş suçu oluşturur.

İç Karışıklıklar ve Gösteriler Bakımından Kapsam Sınırı

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü'nün ortak 3. maddeye dayanan 8/2-d maddesi uyarınca, bu hükümleri içeren düzenlemeler yalnızca uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışmalara tatbik edilir. Ülke içinde gerçekleşen gösteriler, münferit ve zaman zaman meydana gelen şiddet hareketleri veya benzeri iç karışıklık ve gerginlik durumları silahlı çatışma niteliği taşımadığından savaş suçu kuralları kapsamında değerlendirilmez.

Savaş suçu sayılan fiiller sınırlı sayıda mıdır?

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü'nün 8. maddesinde savaş suçları toplam 40 fiil olarak sınırlayıcı nitelikte ve dört ana başlık altında düzenlenmiştir.

İç karışıklık ve sokak gösterilerinde savaş suçu hükümleri uygulanır mı?

Statü'nün 8/2-d maddesi gereğince; iç karışıklıklar, dönemsel münferit şiddet eylemleri ve gösteriler uluslararası olmayan silahlı çatışma kapsamına girmediğinden bu fiillere savaş suçu hükümleri uygulanmaz.

Silahlı çatışma hukukunun temel ilkeleri nelerdir?

Silahlı çatışma hukukunun temel ilkeleri; savaşa katılanlarla katılmayanları ayırt etme, askeri gereklilik dışında güç kullanmama, gereksiz acı vermeme ve orantılılık ilkeleridir.

Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü Türkiye bakımından yürürlükte midir?

İç hukuktaki gerekli onay prosedürü tamamlanmadığı için Uluslararası Ceza Mahkemesi Statüsü henüz Türkiye bakımından yürürlüğe girmemiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu