Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti Davası ve Şartları

4857 sayılı İş Kanunu'na tabi çalışanlar, kanunen ulusal bayram ve genel tatil sayılan günlerde dinlendiklerinde herhangi bir iş karşılığı bulunmaksızın o güne ait ücretlerini eksiksiz alırlar. Söz konusu tatil günlerinde çalışılması durumunda ise işçiye çalıştığı her güne karşılık ilave bir günlük ücret tahakkuk ettirilir. Yüzde yönteminin geçerli olduğu işletmelerde tatil alacaklarının ödenmesi doğrudan işverenin yükümlülüğündedir. Bu haktan yararlanabilmek için kanun kapsamında işçi niteliğini taşımak, yürürlükte bir iş akdine sahip bulunmak ve ilgili tatil tarihinde iş ilişkisinin sürmesi yeterli görülmekte; tatil gününde fiilen görev yapılmış olması koşulu aranmamaktadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 47Kaynağı aç
Madde 47 – Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir. Geçici iş göremezlik

Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinin Kapsamı

2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun düzenlemesine göre Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim tarihi Ulusal Bayramdır ve yurt içinde ya da yurt dışında Devlet adına sadece bu özel günde resmî tören gerçekleştirilir. Bayram tatili, 28 Ekim günü saat 13.00 itibarıyla başlayıp 29 Ekim boyunca sürmektedir. Mevzuat uyarınca 29 Ekim'de özel işyerlerinin faaliyetlerine ara vererek kapalı kalması esastır.

2429 sayılı ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUN m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – Aşağıda sayılan resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü, 1 Mayıs günü ve 15 Temmuz günü genel tatil günleridir.[1] [2] A) Resmi bayram günleri şunlardır: 1. (Değişik: 20/4/1983 – 2818/1 md.) 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır. 2. 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür. 3. 30 Ağustos günü Zafer Bayramıdır. B) Dini bayramlar şunlardır: 1. Ramazan Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 3,5 gündür. 2. Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gündür. C) (Değişik: 25/10/2016-6752/2 md.) 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir. D) (Değişik: 20/4/1983 – 2818/1 md.) Ulusal, resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü, 1 Mayıs günü ve 15 Temmuz günü resmi daire ve kuruluşlar tatil edilir. Bu Kanunda belirtilen Ulusal Bayram ve genel tatil günleri; Cuma günü akşamı sona erdiğinde müteakip Cumartesi gününün tamamı tatil yapılır. Mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel kanunlarındaki hükümler saklıdır. 29 Ekim günü özel işyerlerinin kapanması zorunludur.

2429 sayılı Kanun'un 2. maddesinde resmi ve dini bayram günleri ile diğer genel tatil günleri açıkça düzenlenmiştir. Resmi bayram günleri 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramıdır. Dini bayramlar ise arife günü saat 13.00’ten itibaren 3,5 gün süren Ramazan Bayramı ile arife günü saat 13.00’ten itibaren 4,5 gün süren Kurban Bayramıdır. Bunların yanında 1 Ocak yılbaşı tatili, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü ile 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü genel tatil günleridir.

2429 sayılı Kanun çerçevesinde belirlenen bayram ve genel tatil günlerinin cuma akşamı nihayete ermesi halinde, bunu izleyen cumartesi gününün tamamında tatil uygulanır. Faaliyetlerinin niteliği gereğince kesintisiz hizmet sunması gereken kuruluşlara özgü yasal kurallar ise bu uygulamanın dışında tutulmuştur.

Tatil Çalışması Ücretinin Hesaplanması

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/18171 Esas ve 2020/6939 Karar sayılı ilamına göre, işçinin ulusal bayram ve genel tatil günündeki çalışması karşılığında ilave bir yevmiyeye hak kazanması için günlük çalışmanın 7,5 saat olması aranmaz. Ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması günlük 7,5 saatten ne kadar az olursa olsun, bu çalışma karşılığında bir günlük ilave yevmiyeye hak kazanılır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2016/18171, K. 2020/6939Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2016/18171 E.  ,  2020/6939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: YARGITAY KARARI A) Davacı isteminin özeti: Davacı vekili, 02.12.2009 tarihinden beri davalının …,… adresindeki şubesinde mağaza sorumlusu olarak net 1.800,00 Tl ücretle çalıştığını, davalı tarafından 30.0S.2013 tarihinde gönderilen tebligatla işyerinin kadro eksikliği gerekçe gösterilmek suretiyle değiştirileceğinin bildirildiğini, davacının gönderilmek İstediği yerin …' da bulunan … mağazası olduğunu, davacının İkametgahına çok ters bir güzergah ve 2 vasıta ile gidildiğini, bu durumun hem maddi hem de manevi açıdan ağır bir külfet yükleyeceğini ve 1 bayan olarak davalı şirkette geç saatlere kadar çalıştırılmakta olduğu İçin davacıyı çok zorlayacağını, tüm bu mağduriyetini davalı şirkete anlatan davacının taleplerinin dikkate alınmayarak üstüne üstlük çık git denilerek kovulduğunu, davalının 256 şubesi ve en az 1.000 çalışanı bulunduğunu, mesai saatlerinin 08:30-17:30 veya 12:30-21:30 arasında(vardlyatı olarak denilmesine rağmen haftada en az 2 gün 08:30-21.30 saatleri arasında çalıştığını, fazla mesai ve tüm milli, dini bayram alacaklarını almadığını, haftada 1 gün izin kullanıldığını, yol ve yemek giderlerinin karşılanmadığım, bu nedenle iş akdini derhal fesih hakkını kullandığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, yol ve yemek sosyal yardımları ile asgari geçim indirimi alacaklarını istemiştir. B)Davalı cevabının özeti: Davalı vekili, davacının bordrosunda görüleceği üzere 1.948,68TL brüt ücret ile çalıştığını, davacının amirlerinden izin almaksızın ve haklı bir gerekçe sunmaksızın İşyerine gitmediğinden ihtarname İle bildirimsiz ve tazminatsız olarak haklı nedenle İş akdinin fesih edileceğinin bildirildiğini, davacının karşı İhtar İle İş akdini fazla mesai alacaklarının ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle fesih ettiğini beyan etmiş olup davacının keşide ettiği İhtarnamenin 03.07.2013 tarihinde tebliğ alındığını, bu tarihin 24.06.2013 olduğu dikkate alındığında şirketlerinin haklı nedenle fesih koşullarının davacının işe devam etmediği 20.06.2013 21.06.2013 ve devam eden tarihlerin olduğunu, eleman eksikliği nedeniyle davacının … Mağazasından … Mağazasına geçişine ilişkin tebligatın 30.05.2013 tarihinde davacıya bizzat sunulduğu ve davacının imzalamakta İmtina ettiğinin davacının kabulünde olduğunu, davacının 03.06.2013 tarihinden 17.06.2013 tarihine kadar rapor alarak işe gelmediği ve haklı bir neden de göstermediğine ilişkin 2 tutanak tutulduğunu, iş akdinin haklı nedenle feshi şirketleri açısından öncelik teşkil ettiğinden davacının fesih beyanının geçersizliğini, iş akdi davalı haklı sebeple fesih edilmiş olduğundan davacının kıdem tazminatı alacağı bulunmadığını, fazla mesai, dini ve resmi tatil alacağının bulunmadığını, taahhütname başlıklı 30.11.2012 tarihli olan davacının imzasını içerir belgede 29.11.2012 tarihinde 7.5 saat izin kullandığı ve 11.12.2012 tarihli belgede ise toplamda 17.5 saat serbest zaman dilimi kullandığını, yol ve yemek parası ödemesinin olmadığını, asgari geçim indirimi alacaklarının banka hesabına ödendiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme kararının özeti: Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının 02/12/2009 – 24/06/2013 tarihleri arasında çalıştığı SGK hizmet cetvelinden anlaşıldığı, davacının giydirilmiş brüt ücretinin 2.517,80TL olduğu taraf beyanları ve tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacı her ne kadar kıdem tazminatı talep etmişse de; davalı işverenliğin yayalar mağasında çalışan davacıyı vatan mağazasında eleman eksikliği olduğundan o mağazada görevlendirdiği, davacının ise görevlendirilen mağazaya gitmediği, ancak davacının iş sözleşmesinde Türkiye'nin her yerinde ve her bölgesinde çalışacağına dair hüküm bulunduğundan bu nedenle davalının sözleşmeyi fesih etmesinin haklı olduğu kanaatine varılarak davacı lehine kıdem tazminatına hükmedilmediği, davacı genel tatil ücreti de talep etmiş olmakla birlikte bugünlerde çalışıldığının ispat külfeti işçiye ait olup dinlenen tanık beyanlarına göre davacının 1. günü hariç dini bayramlar ve resmi bayramlarda çalıştığının kabulü ile hükme esas alınan bilirkişi raporu gereğince hesap edilen genel tatil ücretinden Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince izin, hastalık gibi sebeplerle tüm genel tatil günlerinde davacının çalışamayacağı günler olduğu düşünülerek Mahkemece takdiri bir indirim yapılarak takdir edilen genel tatil ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davacının işyerinde fazla mesai yapıldığını ispat ettiği, ödendiğini ise davalı işverenin ispatlayamadığı, fazla mesai ücretinden Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince izin hastalık gibi nedenlerle sürekli olarak fazla mesai yapılması mümkün olmadığından Mahkemece takdiri bir indirim yapılmasına karar verilerek takdir edilen fazla mesai ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, davacı yol, yemek ve asgari geçim indirimi alacağı talep etmiş ise de; dinlenen tanık beyanlarından yol ve yemek ücreti uygulaması olmadığı ve dosyada bulunan bordrolardan asgari geçim indiriminin maaşa dahil olarak ödendiği anlaşılmakla davacının yol, yemek ve asgari geçim indirimi alacağı talebinin reddine karar verildiği gerekçesi ile fazla mesai ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti haricindeki taleplerin reddine karar verilmiştir. D)Temyiz: Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. E)Gerekçe: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Somut uyuşmazlıkta, davacının kıdem tazminatı talebi reddedilmiştir. Davacı, yeni işyerindeki bir kısım koşulların uygun olmadığı, uygun koşullu yerde çalışma talepli ihtarnameyi 06/06/2013 tarihinde keşide etmiştir. Ardından 24/06/2013 davacı iş aktini hakllı feshettiğine dair ihtarname keşide etmiştir. Davalı ise 24/06/2013 tarihinde devamsızlığın sebebini soran ihtarname keşide etmiştir. Devamsızlık tutanakları 17/06/2013 tarihinden itibarendir. Davacının devamsızlık ettiği kabul edilse bile davacının bahsolunan iki adet ihtarından bu devamsızlığın aslında iş aktini fesih iradesinin tezahürü olduğu anlaşılmaktadır. Neticeten davacının fesih iradesi davalının fesih iradesinden önce ortaya konmuştur. O halde, davacının feshinde haklı neden olup olmadığına bakılmalıdır. Davacı fesih ihtarında fazla mesai ücretinin ödenmemesini de ileri sürmüştür. Davacının fazla mesai ücreti alacağının bulunduğuı anlaşılmaktadır. O halde artık davacının ileri sürdüğü iş koşullarında esaslı değişiklik yapılıp yapılmadığı hususnun tartışılmasına da gerek olmaksızın, davacının ileri sürdüğü haklı fesih nednelerinden sadece birinin dahi gerçekleşmiş olması, yani, fazla mesai ücreti alacağının bulunması nedeni ile davacının haklı nedenle iş aktini feshettiği kabul edilmelidir. Neticeten, davacının kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulü gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır. 3-Dava kısmi dava niteliğindedir. Davalı vekili tarafından ıslaha karşı süresinde ileri sürülen zamanaşımı savunmasının gözetilmemesi hatalıdır. 4-Ulusal bayram genel taitl ücreti alacağı bakımından; Ulusal bayram genel tatil çalışmasının ödendiğinin kabul edilebilmesi için bordroda/hesap pusulasında, çalışılmasa da kanun gereği her bir ulusal bayram genel tatil günü için ödenmesi gereken 1 günlük yevmiye haricinde / bu yevmiyeye ek olarak, çalışılan her bir ulusal bayram genel tatil günü karşılığı ilave 1 günlük yevmiye tahakkuku olması gerekir. İşçinin ulusal bayram genel tatil günündeki çalışma karşılığında ilave 1 yevmiyeye hak kazanması için günlük çalışmanın 7,5 saat olması aranmaz. Ulusal bayram genel tatil günü çalışması günlük 7,5 saatten ne kadar az olursa olsun o çalışma karşılığı 1 günlük ilave yevmiyeye hak kazanılır. Dosyadaki örneğin, 2012 yılı Ağustos ayı bordrosunda ulusal bayram genel tatil tahakkuku görülmektedir. Dosyada başka bordorlarda da ulusal bayram genel tatil tahakkuku olup olmadığı incelenmeli, 2012 yılı Ağustos ayı bordrosundaki tahakkukun ve var ise sair bordrolardaki tahakkukun, ulusal bayram genel tatil günü çalışılmasa da her ulusal bayram genel tatil günü için ödenmesi gereken 1 günlük yevmiyeye ilaveten, çalışılan her bir ulusal bayram genel tatil günü için çalışma karşılığı ödenmesi gereken ilave 1 günlük yevmiye tahakkukunun yukarıda belirtildiği şekilde yapılıp yapılmadığı irdelenerek yapılacak tespitlerin netice alacağa etkisi irdelenmelidir. F)SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA , peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 02/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kısmi süreli çalışan işçiler de ulusal bayram ve genel tatil gününde çalıştıkları takdirde ücrete hak kazanırlar. Bu kapsamda kısmi süreli çalışan işçinin hak edeceği tatil ücreti, çalıştığı süreyle orantılı olarak belirlenir.

Tatil ücretlerinin hesabında dikkate alınmayacak kazanç unsurları mevzuatta sınırlandırılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 50. maddesi doğrultusunda fazla mesai karşılığı yapılan ödemeler, primler, asıl çalışma sürelerinin haricinde yürütülen hazırlama, tamamlama ve temizleme faaliyetleri karşılığı verilen meblağlar ile işçiye sağlanan sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için ödenen ücretlerin tespitine dahil edilmez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50 – Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz. Yüzdelerin ödenmesi

Daha önce ödenmemiş olan ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, işçinin sözleşmesinin sona erdiği tarihteki son ücreti üzerinden değil, çalışmaların fiilen gerçekleştikleri dönemlerde geçerli olan ücretler üzerinden hesaplanır.

Bordro Tahakkuku ve İspat Yükü

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/18171 Esas ve 2020/6939 Karar sayılı ilamı uyarınca, ulusal bayram ve genel tatil çalışmasının ödendiğinin kabul edilebilmesi için bordroda veya hesap pusulasında çalışılmasa da kanun gereği ödenmesi gereken bir günlük yevmiye haricinde, çalışılan her bir ulusal bayram ve genel tatil günü karşılığı ilave bir günlük yevmiye tahakkuku yer almalıdır.

Ulusal bayram ve genel tatil ücreti taleplerinde ispat yükü tarafların savlarına göre dağılır. İşçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmış olduğunu veya çalışmamış olsa dahi tatil ücretinin gerektiği gibi yatırılmadığını ya da hiç yatırılmadığını ispatlamakla yükümlüdür. İşveren ise işçinin hak kazanmış olduğu her türlü ödemenin eksiksiz gerçekleştirilmiş olduğunu ispat etmekle yükümlüdür.

Tatil Ücretinin Ödenmemesi Halinde İşçinin Hakları

4857 sayılı İş Kanunu'nun 34. maddesi uyarınca, ödeme gününden itibaren yirmi günlük süre geçmesine rağmen mücbir bir sebep olmaksızın kazancı ödenmeyen işçi, çalışma yükümlülüğünü ifa etmekten kaçınma hakkına kavuşur. Bu yasal haktan faydalanan çalışanların iş akitleri işi aksattıkları gerekçesiyle feshedilemeyeceği gibi, kendilerinin yerine başka bir çalışan istihdam edilemez ve mevcut iş başkasına devredilemez. Vadesinde ifa edilmeyen ücret alacaklarına mevduata tatbik edilen en yüksek faiz yürütülür.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz. Ücretin saklı kısmı

İşverenin, işçinin kanundan veya sözleşmeden doğan ücretini gereği gibi hesaplamaması yahut ödememesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi kapsamında işçiye haklı nedenle derhal fesih yetkisi tanır. Ulusal bayram ve genel tatil alacağının kısmen verilmiş olması ya da tamamen karşılıksız bırakılması, haklı fesih yolunun işletilmesine mani oluşturmaz.

İş ilişkisinin sona ermesi durumunda, çalışanın hak ettiği ücret bakiyesi ile sözleşmeden ve mevzuattan kaynaklanan para niteliğindeki menfaatlerinin tam olarak kapatılması 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesi gereğidir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak, yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödeme yapılabilir. Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda; tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler. (Ek fıkra : 17/4/2008-5754/85 md.) İşçinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesaplarına yatırılmak suretiyle ödenmesine ilişkin diğer usûl ve esaslar anılan bakanlıklarca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak ödenmesi zorunludur. Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. İşverenin ödeme aczine düşmesi

Dava Şartı Arabuluculuk ve Yargılama Usulü

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, kanuni düzenlemelere ya da iş sözleşmelerine dayalı işçilik alacaklarının dava konusu edilebilmesi için öncelikle arabulucuya başvurulması zorunlu bir dava koşuludur. Davacının, uyuşmazlığın anlaşmazlıkla sonuçlandığını belgeleyen son tutanak aslını veya onaylanmış suretini dilekçesine eklemesi icap eder. Anılan belgenin sunulmaması halinde hâkim tarafından bir haftalık kesin süre verilir; verilen süre içinde gereği yerine getirilmezse dilekçe karşı yana tebliğ edilmeksizin dava usulden reddedilir. Arabuluculuk mekanizması tüketilmeden yargı yoluna başvurulması halinde ise hiçbir işlem tesis edilmeksizin dava şartı noksanlığından usulden ret kararı oluşturulur.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin 17. fıkrası gereğince, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına dair uyuşmazlıklarda görevli merci İş Mahkemeleridir. Yetki kuralları bakımından ise davanın ikame edildiği tarihte davalı tarafın yerleşim yerinde bulunan veya işin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

Zamanaşımı Süresi ve Islah Savunması

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinin son fıkrası uyarınca, işçi ücretlerinden sayılan ulusal bayram ve genel tatil alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2012/3938 Esas ve 2012/25669 Karar sayılı ilamına göre işçi ücretlerine ilişkin alacaklar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir; kısmi davada ıslah ile talep edilen genel tatil alacağının ıslah tarihinden geriye doğru beş yılın dışında kalan ve dava dilekçesinde talep edilen miktardan fazla olan kısmı zamanaşımına uğrar. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/18171 Esas ve 2020/6939 Karar sayılı ilamında da kısmi dava niteliğindeki uyuşmazlıkta davalının ıslaha karşı süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı savunmasının mahkemece gözetilmemesi bozma sebebi sayılmıştır.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/3938, K. 2012/25669Kaynağı aç
9. Hukuk Dairesi         2012/3938 E.  ,  2012/25669 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatil ücreti ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, iş sözleşmesinin işlerin azalması bahane edilerek işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile izin, fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacaklarını istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının istifa ederek işten ayrıldığı ve kendisini ibra ettiğini, yıllık izinlerini kullandığını, fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışma ücretlerinin tahakkuk ettirilerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacağı yönünden davasını ıslah etmiştir. Davalı işveren, ıslaha karşı süresinde verdiği yazılı itiraz dilekçesinde zamanaşımı definde bulunmuştur. Hem mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/3, hem de 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunun 147/1 maddesine göre işçi ücretlerine ilişkin davalar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacakları bu tür alacaklardandır. Bu nedenle ıslahla talep edilen fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacağının ıslah tarihinden geriye doğru 5 yılın dışında kalan ve dava dilekçesinde talep edilen miktardan fazla olan kısmı zamanaşımına uğramıştır. Gerekirse bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle ıslaha karşı yapılan zamanaşımı itirazı değerlendirilerek davacının fazla çalışma, hafta ve genel tatil alacağı hakkında yeniden bir karar verilmelidir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bayram gününde birkaç saat çalışan işçi tam yevmiye alır mı?

Evet, ulusal bayram ve genel tatil günündeki çalışma süresi günlük 7,5 saatten ne kadar az olursa olsun işçi o çalışma karşılığında bir günlük ilave yevmiyeye hak kazanır.

Ulusal bayram ve genel tatil alacaklarında zamanaşımı süresi ne kadardır?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesi gereğince, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarına ilişkin taleplerde zamanaşımı süresi beş yıldır.

Tatil ücreti ödenmeyen işçi iş sözleşmesini derhal feshedebilir mi?

Evet, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24/II-e maddesi uyarınca tatil ücreti kısmen veya tamamen ödenmeyen işçi iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nda özel işyerlerinin tatil edilmesi zorunlu mudur?

Evet, 2429 sayılı Kanun uyarınca 29 Ekim Ulusal Bayram gününde özel işyerlerinin kapanması zorunludur; mahiyetleri itibariyle sürekli görev yapması gereken kuruluşlara ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu