Türk rekabet hukuku ile Avrupa Birliği rekabet hukuku; rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların engellenmesi, piyasadaki hâkim durumun kötüye kullanılmasının önlenmesi ve yoğunlaşmaların kontrolü ekseninde benzer maddi hukuk ilkelerine dayanır. Türkiye'de rekabet hukuku, 1982 Anayasası'nın ekonomik düzenleme ve tekelleşmeyi önleme hükümlerinin yön göstericiliğinde 1994 yılında yürürlüğe giren 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile kurumsal zemine kavuşmuştur. 4054 sayılı Kanun'un rekabeti kısıtlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararları yasaklayan 4. maddesi, hâkim durumun kötüye kullanılmasını ele alan 6. maddesi ve birleşme ile devralma kontrolünü düzenleyen 7. maddesi; Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma'nın 101 ve 102. maddeleri ile 139/2004 sayılı AB Birleşme Tüzüğü hükümlerinin işlevsel karşılığı niteliğindedir.
Kurumsal Mimari ve Usul Çerçevesi
Avrupa Birliği rekabet hukuku düzeninde usul, yetki ve işbirliği mimarisi 1/2003 sayılı Tüzük kapsamında belirlenirken, yoğunlaşmaların kontrol rejimi 139/2004 sayılı Birleşme Tüzüğü ile yürütülmektedir. Türk hukukunda ise kurumsal işleyiş, soruşturma usulleri ve yoğunlaşma denetimleri 4054 sayılı Kanun ve ilgili ikincil düzenlemeler çerçevesinde şekillenmektedir.
Teşebbüs Kavramı, Ekonomik Birlik ve Hâkim Durum
Her iki sistemde teşebbüs kavramı, hukuki formdan bağımsız olarak ekonomik faaliyette bulunan her birimi ifade eder. Ekonomik faaliyet yürüttükleri ölçüde kamu teşebbüsleri ile meslek birlikleri de kuralların kapsamına girer. Ekonomik birlik doktrini uyarınca, ana ve yan kuruluşlar arasındaki grup içi koordinasyon bağımsız aktörlerin anlaşması olarak değil, tek bir teşebbüsün faaliyeti kabul edilebilir.
Hâkim durum kavramı, teşebbüsün rakiplerinden, müşterilerinden ve nihai tüketicilerden bağımsız hareket edebilme gücünü anlatır. 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkalarıyla yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlarla kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Maddenin ikinci fıkrasında ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesinin engellenmesi, rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılması ve eşit durumdaki alıcılara eşit edimler için farklı şartlar öne sürülerek ayrımcılık yapılması gibi durumlar kötüye kullanma halleri arasında gösterilmiştir. Bu yasak, Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma'nın 102. maddesi ile işlevsel örtüşme içerisindedir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
İlgili Pazar Analizi ve Metodoloji
İlgili pazarın tanımlanmasında Avrupa Birliği'nde Pazar Tanımı Bildirimi yönlendirici kabul edilirken, Türk hukukunda Rekabet Kurulu Kılavuzu ile yerleşik iktisadi metodoloji uygulanır. İncelemelerde talep ve arz ikamesinin tespiti için küçük fakat önemli ve geçici olmayan fiyat artışı (SSNIP) testi, çapraz esneklik ve iktisadi kanıtlar dikkate alınır.
Rekabeti Kısıtlayıcı Anlaşmalar, Uyumlu Eylem ve Yasak Faaliyetler
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan ya da dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan ya da bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu nitelikteki karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında; mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan unsurların ve alım satım şartlarının belirlenmesi, piyasaların veya kaynakların bölüşülmesi ya da kontrolü ile arz veya talep miktarının kontrolü ya da piyasa dışında tespiti yasaklanmıştır. Ayrıca rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, boykot veya diğer yollarla piyasa dışına çıkarılması, yeni gireceklerin engellenmesi, münhasır bayilik hariç eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması ile bir mal veya hizmetin satın alınmasının başka bir edime bağlanması ya da tekrar arza dair kısıtlayıcı şartlar getirilmesi de kanunen yasak haller arasında sayılmıştır.
Anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz-talep dengesinin veya faaliyet bölgelerinin rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Teşebbüsler ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadıklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilir.
Fiyat tespiti, pazar veya müşteri paylaşımı, üretim ve arz kısıtlaması ile ihaleye fesat ve ihaleye katılmama anlaşmaları gibi karteller, hem Türk hukukunda hem de Avrupa Birliği hukukunda ağır ve doğrudan ihlal sayılır. Özellikle geleceğe dönük fiyat, indirim, kapasite ve niyet gibi stratejik parametreler üzerinden yürütülen bilgi değişimleri de koordinasyon riskini artırdığında ihlal oluşturabilir.
Küçük ölçekli piyasa etkileri bakımından Avrupa Birliği'nde De Minimis Bildirimi, Türk hukukunda ise de minimis tebliği soruşturma açılmaması yönünde bir eşik sunar. Buna karşılık, fiyat tespiti gibi çekirdek kısıtlamalar söz konusu olduğunda de minimis koruması tanınmaz.
Dikey Kısıtlamalar ve Çevrimiçi Satışlar
Dikey ilişkilerde yeniden satış fiyatının tespiti ağır ihlal olarak kabul edilir. Dağıtım kanallarında kalite ve marka koruma amaçlı seçici dağıtım sistemleri kabul görebilse de, müşteriye erişimi fiilen engelleyen ölçüsüz çevrimiçi satış kısıtları ihlal teşkil eder. Çevrimiçi satış ve platform koşullarında muafiyet tanınabilmesi için nesnel ve orantılı kriterlerin bulunması aranır.
Bireysel ve Grup Muafiyeti ile Sürdürülebilirlik
4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca teşebbüsler arası kısıtlayıcı işlemlerin yasak kapsamından muaf tutulabilmesi; üretim, dağıtım veya hizmet sunumunda teknik ya da ekonomik iyileşme sağlanması, tüketicinin bundan faydalanması, ilgili piyasanın önemli kısmında rekabetin yok olmaması ve sınırlamanın bu hedeflere ulaşmak için zorunlu olandan fazla olmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. İlgili taraflar muafiyet şartlarının varlığının tespiti amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir; muafiyet süreli verilebileceği gibi birtakım koşul ve mükellefiyetlerin yerine getirilmesine de bağlanabilir. Muafiyet kararları kural olarak işlemin yapıldığı veya karara bağlandığı tarihten, şarta bağlanmışsa bu şartın gerçekleştiği andan itibaren hüküm doğurur. Kurul ayrıca kanuni şartları haiz anlaşma türleri için grup muafiyeti tebliğleri çıkarma yetkisine sahiptir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma m. 101/3 ve 4054 sayılı Kanun m. 5 çerçevesinde sürdürülebilirlik anlaşmaları da incelenebilmektedir. Emisyon azaltımı, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi alanındaki anlaşmaların muafiyetten faydalanabilmesi için ölçülebilir çevresel fayda sağlaması, tüketiciye adil pay yansıtması ve getirilen rekabet kısıtlamasının zorunlu ve orantılı olması gerekmektedir.
Birleşme ve Devralmaların Kontrolü
4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin tamamında veya bir kısmında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak birleşmeler hukuka aykırı ve yasaktır. Miras yoluyla iktisap hali ayrık tutulmak kaydıyla, bir teşebbüsün mal varlığının, ortaklık paylarının veya yönetim hakkı veren araçlarının devralınması da aynı denetim rejimine tabidir. Hukuki geçerlilik kazanması için bildirimde bulunularak izin alınması gereken birleşme ve devralma türleri Rekabet Kurulu tarafından yayımlanan tebliğlerle belirlenir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Yerinde İnceleme, Çözüm Mekanizmaları ve İdari Yaptırımlar
Yerinde incelemelerde avukat-müvekkil yazışmalarının imtiyazlı korunması kural olmakla birlikte, korumanın işlevsel sınırları somut olayın özelliklerine göre belirlenir. İnceleme sürecinde bilgi saklama veya sistemleri temizleme girişimleri hem usul aykırılığı hem de esas ihlal bakımından ağırlaştırıcı sonuçlar doğurur. Ayrıca yerinde incelemenin mahkeme kararıyla yapılmış olması, engelleme ve zorlaştırma sebebiyle kanunda öngörülen idari para cezasının tatbik edilmesine engel oluşturmaz.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında, kanunun 4, 6 ve 7. maddelerinde yasaklanan fiilleri işleyen teşebbüsler ile teşebbüs birliklerine yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilebilir; ihlalde belirleyici etkisi tespit edilen yönetici ve personele ise teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ceza uygulanır. İncelemede yanlış ve yanıltıcı bilgi verilmesi ile izne tabi işlemlerin izinsiz gerçekleştirilmesinde gayri safi gelirin binde biri, yerinde incelemenin engellenmesinde ise binde beşi oranında ceza tayin edilir. Cezanın belirlenmesinde ihlalin tekerrürü, süresi, pazar gücü, taahhütlere uyum ve zararın ağırlığı gözetilir. Kanuna aykırılığın aydınlatılmasında aktif işbirliği yapan taraflara ise ceza verilmeyebilir veya indirim sağlanabilir.
Soruşturmalarda taahhüt mekanizması özellikle dikey uyuşmazlıklarda ve hâkim durum incelemelerinde davranışsal ve dizayn odaklı çözümler sunarken; uzlaşma usul ekonomisi ve ceza indirimi sağlar. Kartellerde ise pişmanlık başvurusu, başvuru sırası, delil değeri ve işbirliği kapsamına göre cezadan tam bağışıklık veya indirim elde edilmesini mümkün kılar.
Avrupa Birliği'nde ihlal gerçekleştiren teşebbüslere dünya cirolarının azami yüzde onuna kadar idari para cezası uygulanabilir; ihlalin süresi, niteliği ile ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar gözetilir. Türk rekabet hukukunda da para cezası üst sınırı benzer biçimde gayri safi gelir üzerinden belirlenmektedir. Ayrıca her iki sistemde kararlara uyumu temin etmek üzere günlük gecikme cezası uygulanabilmektedir.
Özel Hukuk Yaptırımları ve Tazminat Sorumluluğu
4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi gereğince, kanuna aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engelleyen, bozan, kısıtlayan ya da hâkim durumunu kötüye kullananlar, zarar görenlerin her türlü zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Zarar birden fazla kişinin davranışı sonucu ortaya çıkmışsa bu kişiler zarardan müteselsilen sorumlu tutulur.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Kanunun 58. maddesi uyarınca rekabetin ihlali sebebiyle zarara uğrayanlar, ödedikleri meblağ ile piyasada rekabet kısıtlanmamış olsaydı geçerli olacak tutar arasındaki farkı talep edebilir. Piyasada rekabetin bozulmasından etkilenen rakip teşebbüsler de uğradıkları tüm zararların giderilmesini isteyebilir; bu kapsamda rakip teşebbüsün mahrum kaldığı tüm kârların tespiti geçmiş dönem bilançoları gözetilerek yapılır. Haksız fiilin tarafların anlaşmasından, kararından veya ağır ihmalinden doğması halinde hâkim, zarar görenin istemi üzerine uğranılan maddi kaybın veya sorumluların sağladığı yahut sağlaması muhtemel kazancın üç katı tutarında tazminata hükmedebilir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Zarar görenler genel mahkemelerde, uyuşmazlığın niteliğine göre asliye ticaret mahkemelerinde, Kurul kararı beklenmeden doğrudan tazminat davası açabilir. Rekabet Kurulu kararları hukuk hakimi bakımından bağlayıcı delil olmasa da güçlü bir başlangıç noktası ve teknik kanaat teşkil eder.
İdari Kararların Yargısal Denetimi
İdari yaptırımların yargısal denetimi usulünde iki düzen arasında yargı yolu kademeleri mevcuttur. Avrupa Birliği'nde Avrupa Komisyonu kararları önce Genel Mahkeme ve ardından Avrupa Birliği Adalet Divanı denetimine tabidir. Türk rekabet hukukunda ise Rekabet Kurulu kararlarına karşı hukuka uygunluk incelemesi Ankara idare mahkemeleri ve Danıştay yoluyla yürütülür.
Rekabet ihlali sebebiyle tazminat davası açmak için Kurul kararı zorunlu mudur?
Rekabet Kurulu kararı beklenmeden genel mahkemelerde doğrudan tazminat davası açılabilir; Kurul kararları hukuk hakimi açısından bağlayıcı delil olmasa da teknik kanaat ve güçlü bir başlangıç noktası sağlar.
Kartel eylemlerinde de minimis kuralından yararlanılabilir mi?
Fiyat tespiti ve pazar paylaşımı gibi çekirdek kısıtlama niteliğindeki kartellerde pazar payı veya etki düşüklüğüne bakılmaksızın de minimis koruması uygulanmaz.
Rekabet ihlallerinde üç kat tazminat hangi hallerde talep edilebilir?
Ortaya çıkan zarar tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklanıyorsa hâkim, zarar görenin talebiyle maddi zararın veya elde edilen ya da edilmesi muhtemel kârın üç katı oranında tazminata hükmedebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

