Türk Hukuku ile AB Rekabet Hukukunun Temel Esasları ve Karşılaştırması

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Hukuku ile AB Rekabet Hukukunun Temel Esasları ve Karşılaştırması

Türk rekabet hukuku ile Avrupa Birliği rekabet hukuku; rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların engellenmesi, piyasadaki hâkim durumun kötüye kullanılmasının önlenmesi ve yoğunlaşmaların kontrolü ekseninde benzer maddi hukuk ilkelerine dayanır. Türkiye'de rekabet hukuku, 1982 Anayasası'nın ekonomik düzenleme ve tekelleşmeyi önleme hükümlerinin yön göstericiliğinde 1994 yılında yürürlüğe giren 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile kurumsal zemine kavuşmuştur. 4054 sayılı Kanun'un rekabeti kısıtlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve kararları yasaklayan 4. maddesi, hâkim durumun kötüye kullanılmasını ele alan 6. maddesi ve birleşme ile devralma kontrolünü düzenleyen 7. maddesi; Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma'nın 101 ve 102. maddeleri ile 139/2004 sayılı AB Birleşme Tüzüğü hükümlerinin işlevsel karşılığı niteliğindedir.

Kurumsal Mimari ve Usul Çerçevesi

Avrupa Birliği rekabet hukuku düzeninde usul, yetki ve işbirliği mimarisi 1/2003 sayılı Tüzük kapsamında belirlenirken, yoğunlaşmaların kontrol rejimi 139/2004 sayılı Birleşme Tüzüğü ile yürütülmektedir. Türk hukukunda ise kurumsal işleyiş, soruşturma usulleri ve yoğunlaşma denetimleri 4054 sayılı Kanun ve ilgili ikincil düzenlemeler çerçevesinde şekillenmektedir.

Teşebbüs Kavramı, Ekonomik Birlik ve Hâkim Durum

Her iki sistemde teşebbüs kavramı, hukuki formdan bağımsız olarak ekonomik faaliyette bulunan her birimi ifade eder. Ekonomik faaliyet yürüttükleri ölçüde kamu teşebbüsleri ile meslek birlikleri de kuralların kapsamına girer. Ekonomik birlik doktrini uyarınca, ana ve yan kuruluşlar arasındaki grup içi koordinasyon bağımsız aktörlerin anlaşması olarak değil, tek bir teşebbüsün faaliyeti kabul edilebilir.

Hâkim durum kavramı, teşebbüsün rakiplerinden, müşterilerinden ve nihai tüketicilerden bağımsız hareket edebilme gücünü anlatır. 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkalarıyla yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlarla kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Maddenin ikinci fıkrasında ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesinin engellenmesi, rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılması ve eşit durumdaki alıcılara eşit edimler için farklı şartlar öne sürülerek ayrımcılık yapılması gibi durumlar kötüye kullanma halleri arasında gösterilmiştir. Bu yasak, Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma'nın 102. maddesi ile işlevsel örtüşme içerisindedir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır: a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması. Birleşme veya Devralma

İlgili Pazar Analizi ve Metodoloji

İlgili pazarın tanımlanmasında Avrupa Birliği'nde Pazar Tanımı Bildirimi yönlendirici kabul edilirken, Türk hukukunda Rekabet Kurulu Kılavuzu ile yerleşik iktisadi metodoloji uygulanır. İncelemelerde talep ve arz ikamesinin tespiti için küçük fakat önemli ve geçici olmayan fiyat artışı (SSNIP) testi, çapraz esneklik ve iktisadi kanıtlar dikkate alınır.

Rekabeti Kısıtlayıcı Anlaşmalar, Uyumlu Eylem ve Yasak Faaliyetler

4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan ya da dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan ya da bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu nitelikteki karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tesbit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir. Muafiyet

Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında; mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan unsurların ve alım satım şartlarının belirlenmesi, piyasaların veya kaynakların bölüşülmesi ya da kontrolü ile arz veya talep miktarının kontrolü ya da piyasa dışında tespiti yasaklanmıştır. Ayrıca rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, boykot veya diğer yollarla piyasa dışına çıkarılması, yeni gireceklerin engellenmesi, münhasır bayilik hariç eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması ile bir mal veya hizmetin satın alınmasının başka bir edime bağlanması ya da tekrar arza dair kısıtlayıcı şartlar getirilmesi de kanunen yasak haller arasında sayılmıştır.

Anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz-talep dengesinin veya faaliyet bölgelerinin rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi gereğince teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Teşebbüsler ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanarak uyumlu eylemde bulunmadıklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilir.

Fiyat tespiti, pazar veya müşteri paylaşımı, üretim ve arz kısıtlaması ile ihaleye fesat ve ihaleye katılmama anlaşmaları gibi karteller, hem Türk hukukunda hem de Avrupa Birliği hukukunda ağır ve doğrudan ihlal sayılır. Özellikle geleceğe dönük fiyat, indirim, kapasite ve niyet gibi stratejik parametreler üzerinden yürütülen bilgi değişimleri de koordinasyon riskini artırdığında ihlal oluşturabilir.

Küçük ölçekli piyasa etkileri bakımından Avrupa Birliği'nde De Minimis Bildirimi, Türk hukukunda ise de minimis tebliği soruşturma açılmaması yönünde bir eşik sunar. Buna karşılık, fiyat tespiti gibi çekirdek kısıtlamalar söz konusu olduğunda de minimis koruması tanınmaz.

Dikey Kısıtlamalar ve Çevrimiçi Satışlar

Dikey ilişkilerde yeniden satış fiyatının tespiti ağır ihlal olarak kabul edilir. Dağıtım kanallarında kalite ve marka koruma amaçlı seçici dağıtım sistemleri kabul görebilse de, müşteriye erişimi fiilen engelleyen ölçüsüz çevrimiçi satış kısıtları ihlal teşkil eder. Çevrimiçi satış ve platform koşullarında muafiyet tanınabilmesi için nesnel ve orantılı kriterlerin bulunması aranır.

Bireysel ve Grup Muafiyeti ile Sürdürülebilirlik

4054 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca teşebbüsler arası kısıtlayıcı işlemlerin yasak kapsamından muaf tutulabilmesi; üretim, dağıtım veya hizmet sunumunda teknik ya da ekonomik iyileşme sağlanması, tüketicinin bundan faydalanması, ilgili piyasanın önemli kısmında rekabetin yok olmaması ve sınırlamanın bu hedeflere ulaşmak için zorunlu olandan fazla olmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır. İlgili taraflar muafiyet şartlarının varlığının tespiti amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir; muafiyet süreli verilebileceği gibi birtakım koşul ve mükellefiyetlerin yerine getirilmesine de bağlanabilir. Muafiyet kararları kural olarak işlemin yapıldığı veya karara bağlandığı tarihten, şarta bağlanmışsa bu şartın gerçekleştiği andan itibaren hüküm doğurur. Kurul ayrıca kanuni şartları haiz anlaşma türleri için grup muafiyeti tebliğleri çıkarma yetkisine sahiptir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Madde 5 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) Aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaftır: a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan fazla sınırlanmaması. (Ek ikinci fıkra:16/6/2020-7246/1 md.) İlgili teşebbüs veya teşebbüs birlikleri, 4 üncü madde kapsamındaki anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararının muafiyet şartlarını taşıdığının Kurul tarafından tespit edilmesi amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilir. (Değişik fıkra: 2/7/2005-5388/1 md.) Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir. Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasını sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması

Avrupa Birliği'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma m. 101/3 ve 4054 sayılı Kanun m. 5 çerçevesinde sürdürülebilirlik anlaşmaları da incelenebilmektedir. Emisyon azaltımı, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi alanındaki anlaşmaların muafiyetten faydalanabilmesi için ölçülebilir çevresel fayda sağlaması, tüketiciye adil pay yansıtması ve getirilen rekabet kısıtlamasının zorunlu ve orantılı olması gerekmektedir.

Birleşme ve Devralmaların Kontrolü

4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca, başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin tamamında veya bir kısmında etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak birleşmeler hukuka aykırı ve yasaktır. Miras yoluyla iktisap hali ayrık tutulmak kaydıyla, bir teşebbüsün mal varlığının, ortaklık paylarının veya yönetim hakkı veren araçlarının devralınması da aynı denetim rejimine tabidir. Hukuki geçerlilik kazanması için bildirimde bulunularak izin alınması gereken birleşme ve devralma türleri Rekabet Kurulu tarafından yayımlanan tebliğlerle belirlenir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – (Değişik birinci fıkra:16/6/2020-7246/2 md.) Bir ya da birden fazla teşebbüsün başta hâkim durum yaratılması ya da mevcut bir hâkim durumun güçlendirilmesi olmak üzere ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki etkin rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır. Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder. İKİNCİ BÖLÜM Kurulun Yetkileri Menfi Tespit

Yerinde İnceleme, Çözüm Mekanizmaları ve İdari Yaptırımlar

Yerinde incelemelerde avukat-müvekkil yazışmalarının imtiyazlı korunması kural olmakla birlikte, korumanın işlevsel sınırları somut olayın özelliklerine göre belirlenir. İnceleme sürecinde bilgi saklama veya sistemleri temizleme girişimleri hem usul aykırılığı hem de esas ihlal bakımından ağırlaştırıcı sonuçlar doğurur. Ayrıca yerinde incelemenin mahkeme kararıyla yapılmış olması, engelleme ve zorlaştırma sebebiyle kanunda öngörülen idari para cezasının tatbik edilmesine engel oluşturmaz.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 23/1/2008-5728/472 md.) Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine; a) Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi, c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi, d) Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması, hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir. Yerinde incelemenin mahkeme kararı ile gerçekleştirilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılmasına ilişkin olarak bu Kanunda öngörülen idarî para cezasının uygulanmasını engellemez. Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir. Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır. Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir. Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. Nispi İdarî Para Cezası[5]

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında, kanunun 4, 6 ve 7. maddelerinde yasaklanan fiilleri işleyen teşebbüsler ile teşebbüs birliklerine yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilebilir; ihlalde belirleyici etkisi tespit edilen yönetici ve personele ise teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ceza uygulanır. İncelemede yanlış ve yanıltıcı bilgi verilmesi ile izne tabi işlemlerin izinsiz gerçekleştirilmesinde gayri safi gelirin binde biri, yerinde incelemenin engellenmesinde ise binde beşi oranında ceza tayin edilir. Cezanın belirlenmesinde ihlalin tekerrürü, süresi, pazar gücü, taahhütlere uyum ve zararın ağırlığı gözetilir. Kanuna aykırılığın aydınlatılmasında aktif işbirliği yapan taraflara ise ceza verilmeyebilir veya indirim sağlanabilir.

Soruşturmalarda taahhüt mekanizması özellikle dikey uyuşmazlıklarda ve hâkim durum incelemelerinde davranışsal ve dizayn odaklı çözümler sunarken; uzlaşma usul ekonomisi ve ceza indirimi sağlar. Kartellerde ise pişmanlık başvurusu, başvuru sırası, delil değeri ve işbirliği kapsamına göre cezadan tam bağışıklık veya indirim elde edilmesini mümkün kılar.

Avrupa Birliği'nde ihlal gerçekleştiren teşebbüslere dünya cirolarının azami yüzde onuna kadar idari para cezası uygulanabilir; ihlalin süresi, niteliği ile ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar gözetilir. Türk rekabet hukukunda da para cezası üst sınırı benzer biçimde gayri safi gelir üzerinden belirlenmektedir. Ayrıca her iki sistemde kararlara uyumu temin etmek üzere günlük gecikme cezası uygulanabilmektedir.

Özel Hukuk Yaptırımları ve Tazminat Sorumluluğu

4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi gereğince, kanuna aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engelleyen, bozan, kısıtlayan ya da hâkim durumunu kötüye kullananlar, zarar görenlerin her türlü zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Zarar birden fazla kişinin davranışı sonucu ortaya çıkmışsa bu kişiler zarardan müteselsilen sorumlu tutulur.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Madde 57 – Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur. Zararın Tazmini

Kanunun 58. maddesi uyarınca rekabetin ihlali sebebiyle zarara uğrayanlar, ödedikleri meblağ ile piyasada rekabet kısıtlanmamış olsaydı geçerli olacak tutar arasındaki farkı talep edebilir. Piyasada rekabetin bozulmasından etkilenen rakip teşebbüsler de uğradıkları tüm zararların giderilmesini isteyebilir; bu kapsamda rakip teşebbüsün mahrum kaldığı tüm kârların tespiti geçmiş dönem bilançoları gözetilerek yapılır. Haksız fiilin tarafların anlaşmasından, kararından veya ağır ihmalinden doğması halinde hâkim, zarar görenin istemi üzerine uğranılan maddi kaybın veya sorumluların sağladığı yahut sağlaması muhtemel kazancın üç katı tutarında tazminata hükmedebilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir. İspat Yükü

Zarar görenler genel mahkemelerde, uyuşmazlığın niteliğine göre asliye ticaret mahkemelerinde, Kurul kararı beklenmeden doğrudan tazminat davası açabilir. Rekabet Kurulu kararları hukuk hakimi bakımından bağlayıcı delil olmasa da güçlü bir başlangıç noktası ve teknik kanaat teşkil eder.

İdari Kararların Yargısal Denetimi

İdari yaptırımların yargısal denetimi usulünde iki düzen arasında yargı yolu kademeleri mevcuttur. Avrupa Birliği'nde Avrupa Komisyonu kararları önce Genel Mahkeme ve ardından Avrupa Birliği Adalet Divanı denetimine tabidir. Türk rekabet hukukunda ise Rekabet Kurulu kararlarına karşı hukuka uygunluk incelemesi Ankara idare mahkemeleri ve Danıştay yoluyla yürütülür.

Rekabet ihlali sebebiyle tazminat davası açmak için Kurul kararı zorunlu mudur?

Rekabet Kurulu kararı beklenmeden genel mahkemelerde doğrudan tazminat davası açılabilir; Kurul kararları hukuk hakimi açısından bağlayıcı delil olmasa da teknik kanaat ve güçlü bir başlangıç noktası sağlar.

Kartel eylemlerinde de minimis kuralından yararlanılabilir mi?

Fiyat tespiti ve pazar paylaşımı gibi çekirdek kısıtlama niteliğindeki kartellerde pazar payı veya etki düşüklüğüne bakılmaksızın de minimis koruması uygulanmaz.

Rekabet ihlallerinde üç kat tazminat hangi hallerde talep edilebilir?

Ortaya çıkan zarar tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklanıyorsa hâkim, zarar görenin talebiyle maddi zararın veya elde edilen ya da edilmesi muhtemel kârın üç katı oranında tazminata hükmedebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu