Türk Ceza Kanununun Amacı ve Temel İlkeleri
Ceza Kanununun temel amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzeni ve kamu güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını, çevreyi ve toplum barışını korumak ile suç işlenmesini önlemektir. Kanunda bu gayenin yerine getirilmesi amacıyla ceza sorumluluğunun temel esasları, suç tanımları ile uygulanabilecek ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri açıkça düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için hiç kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı ceza ve tedbirler dışında bir yaptırıma hükmolunamayacağı gibi idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulması da hukuken mümkün değildir. Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz ve bu hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
Kanunun uygulamasında fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmesi esastır. Kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya felsefi düşünce, milli veya sosyal köken, doğum, ekonomik durum veya sair toplumsal konumlar yönünden hiçbir ayrım yapılamaz ve kimseye ayrıcalık tanınamaz. Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz; bununla birlikte işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kimse cezalandırılmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 4Kaynağı aç
(2) (Mülga : 29/6/2005 – 5377/1 md.)
Özel kanunlarla ilişki
Türk Ceza Kanununun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren diğer kanunlardaki suçlar hakkında da uygulama alanı bulur. Kanun uygulamasında çocuk deyimi henüz on sekiz yaşını doldurmamış kişileri; kamu görevlisi deyimi ise kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme ya da herhangi bir suretle sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kimseleri kapsar. Gece vakti kavramı güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman dilimini ifade eder.
Zaman ve Yer Bakımından Uygulama Esasları
İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden ötürü kimseye yaptırım uygulanamaz; işlendikten sonra yürürlüğe giren kanunla suç olmaktan çıkarılan eylemlerden dolayı ceza verilmişse infazı ve kanuni sonuçları kendiliğinden kalkar. Suç tarihi ile sonradan yürürlüğe giren hükümler farklı olduğunda failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir. Ancak hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrür kuralları hariç olmak üzere, infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır. Geçici veya süreli kanunlar ise yürürlük dönemlerinde işlenmiş fiiller bakımından uygulanmaya devam eder.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 7Kaynağı aç
sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri
uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir
fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri
uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve
kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe
giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve
infaz olunur.
(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2
md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili
olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde
işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.
Yer bakımından uygulama
Türkiye sınırları içinde işlenen suçlar hakkında Türk kanunları tatbik edilir. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de icra edilmesi yahut neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi halinde suç Türkiye'de işlenmiş sayılır. Türkiye'de işlediği bir suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş bulunan kişi Türkiye'de yeniden yargılanır. Nerede işlenmiş olursa olsun yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçirilen süreler Türkiye'de tayin edilecek cezadan mahsup edilir.
Bir Türk vatandaşı, belirli katalog suçlar dışında Türk kanunlarına göre alt sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlerse ve kendisi Türkiye'de bulunursa; yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirlik bulunması şartıyla cezalandırılır. Alt sınırı bir yıldan az hapis cezası gerektiren suçlarda ise yargılama mağdurun veya yabancı hükümetin şikayetine bağlıdır; bu şikayetin vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılması şarttır.
Ceza Sorumluluğu, Kusurluluk ve Ceza Sorumluluğunu Etkileyen Haller
Ceza sorumluluğu şahsidir ve hiç kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri yaptırımları saklıdır. Suçun oluşması kural olarak kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Unsurların gerçekleşebileceğinin öngörülmesine rağmen fiilin işlenmesi halinde ise olası kast hükümleri geçerli olur.
Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla kanuni tanımdaki neticenin öngörülmeyerek meydana getirilmesidir. Failin öngördüğü neticeyi istememesine rağmen neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir oluşur ve taksirli suça ait ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Gerek kendisine gerek başkasına yönelmiş haksız saldırıyı orantılı defetme zorunluluğu meşru savunma sayılır ve faile ceza verilmez; meşru savunmada sınır mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaş dolayısıyla aşılmışsa da faile yaptırım uygulanmaz. Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa taksirli suç cezasından kanunda yazılı indirim yapılır.
Kişinin karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet yahut muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işlemesi halinde ceza verilmez; bu durumlarda cebir veya tehdidi kullanan kişi fail kabul edilir. Haksız bir eylemin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimse haksız tahrik indiriminden yararlanır. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmaz, kovuşturma yapılamaz fakat çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Akıl hastalığı sebebiyle eylemin anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli ölçüde azalmış kişilere de ceza yerine güvenlik tedbiri hükmolunur.
Suça Teşebbüs, İştirak, İçtima ve Cezanın Belirlenmesi
Kişi işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan sebeplerle tamamlayamazsa suça teşebbüsten sorumlu tutulur. Ancak icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya neticenin gerçekleşmesini kendi çabalarıyla önlerse teşebbüsten ötürü cezalandırılmaz; icra edilen kısım başlı başına suç teşkil ediyorsa yalnızca o fiilden dolayı cezaya hükmedilir. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi veya tek bir fiille birden çok kimseye karşı aynı suçun icrası halinde zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza artırılır. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri tatbik edilmez. Tek bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi ise bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima
Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suç işlenirse cezanın infaz edilmiş olup olmadığına bakılmaksızın tekerrür kuralları tatbik edilir. Bir suçun temel şekline göre hem artırım hem indirim gerektiren birden fazla nitelikli halin gerçekleşmesi halinde temel cezada önce artırma, ardından indirme işlemi yapılır. Adli para cezasının seçimlik olduğu suçlarda gün biriminin alt sınırı suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az, üst sınırı ise üst sınırından fazla olamaz. Süreli hapis cezalarında sonuç ceza otuz yıldan fazla olamaz; hapis cezasında bir günün, adli para cezasında bir liranın artakalanı hesaba katılmaz. Kanunda açıkça yazılmadıkça cezalar artırılamaz, eksiltilemez veya değiştirilemez.
Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları kısa süreli hapis cezasıdır. İşlediği suç dolayısıyla iki yıl veya daha az süreyle hapse mahkûm edilen kimsenin cezası koşulları varsa ertelenebilir; fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş kişiler için bu üst sınır üç yıldır. Fail yararına takdiri indirim nedenlerinin bulunması halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis yerine müebbet hapis, müebbet hapis yerine yirmi beş yıl hapis verilir; diğer cezalarda ise altıda birine kadar indirim yapılır. Failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şekli tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmez ve gerekçeleri kararda açıkça gösterilir. Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve hürriyeti kısıtlayan hallerde geçirilen süreler hapis ve adli para cezalarından mahsup edilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 62Kaynağı aç
varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis;
müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların
altıda birine kadarı indirilir.[20]
(2) Takdiri indirim nedeni olarak,
failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki
pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki
olası etkileri (…)[21] göz önünde bulundurulabilir. (Ek
cümle:12/5/2022-7406/1 md.) Ancak failin duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye
yönelik şeklî tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate
alınmaz. Takdiri indirim nedenleri kararda gerekçeleriyle gösterilir.21
Mahsup
Dava ve Cezanın Düşmesi ile Zamanaşımı
Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir; ancak müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında yargılamaya devam olunarak müsadere kararı verilebilir. Hükümlünün ölümü ise hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır; buna karşılık ölümden önce kesinleşmiş müsadere ve yargılama gideri hükümleri infaz olunur. Genel af kamu davasını düşürür ve mahkûmiyetleri bütün neticeleri ile ortadan kaldırır. Özel af ise hapis cezasının infazını kaldırabilir, kısaltabilir veya adli para cezasına çevirebilir; ancak cezaya bağlı hak yoksunluklarını sona erdirmez.
Kamu davası; ağırlaştırılmış müebbet hapis gerektiren suçlarda otuz yıl, müebbet hapis gerektiren suçlarda yirmi beş yıl, yirmi yıldan aşağı olmayan hapislerde yirmi yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapislerde on beş yıl, beş yıla kadar hapis veya adli para cezalarında sekiz yılın geçmesiyle düşer. Suç tarihinde on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında bu sürelerin yarısı; on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında ise üçte ikisi uygulanır. Çocuklara karşı üstsoy veya üzerlerinde nüfuz sahibi kişilerce işlenen suçlarda dava zamanaşımı çocuğun on sekiz yaşını doldurduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Soruşturma ve kovuşturmanın izne bağlı olması veya fail hakkında kaçaklık kararı bulunması hallerinde engeller kalkana dek dava zamanaşımı durur. Kesilme durumunda süre yeniden başlar ve kanunda yazılı sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir. Dava ve ceza zamanaşımı mahkemece resen gözetilir ve şüpheli, sanık veya hükümlü zamanaşımından feragat edemez. Müsadereye ilişkin mahkûmiyet hükmü yirmi yıl geçtikten sonra infaz edilmez. Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve bu amaçla kurulan örgüt fiillerinde zamanaşımı işlemez.
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlarda hak sahibi, dava zamanaşımını aşmamak şartıyla fiili ve faili bildiği veya öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikayette bulunmalıdır. Şikayetten vazgeçme kamu davasını düşürür; iştirak halindeki faillerden biri hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar, ancak vazgeçmeyi kabul etmeyen sanığı etkilemez ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme infaza engel olmaz. Uzlaşma kapsamı dışındaki yalnız adli para cezası gerektiren veya hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlar ise önödeme usulüne tabidir.
Kişilere Karşı Suçlar ve Dokunulmazlık İhlalleri
Bir insanı kasten öldüren kişi müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Kasten yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması durumunda takibat mağdurun şikayetine bağlıdır. Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığını bozan fail hakkında hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Taksirle yaralama kural olarak şikayete bağlı bir suçtur; bilinçli taksirle işlenmesi durumunda kural olarak şikayet aranmaz, ancak basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek taksirle yaralamalarda bilinçli taksir bulunsa dahi takibat mağdurun şikayetine tabi kalmaya devam eder.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile
cezalandırılır.[45]
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında
artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46]
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına
giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet
aranmaz.
İnsan üzerinde deney
İnsan üzerinde bilimsel bir deney yapılması hapis yaptırımına tabidir. Çocuklar üzerinde bilimsel deney gerçekleştirilebilmesi; verilerin deneyin çocuklar üzerinde yapılmasını zorunlu kılması, rıza ehliyetine sahip çocuğun rızası ile veli veya vasinin yazılı izni ve yetkili kurulda çocuk sağlığı uzmanının bulunması şartlarına bağlıdır. Rıza bulunmaksızın hasta üzerinde tedavi amaçlı denemede bulunanlar cezalandırılır; bilinen tedavi usullerinin sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine usulüne uygun rızaya dayalı bilimsel denemeler ise ceza sorumluluğu doğurmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 90Kaynağı aç
yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İnsan üzerinde yapılan rızaya dayalı bilimsel deneyin ceza
sorumluluğunu gerektirmemesi için;
a) Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan gerekli iznin
alınmış olması,
b) Deneyin öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan
üzerinde yapılmış olması,
c) İnsan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler
sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak
açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması,
d) Deneyin, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir
etki bırakmaması,
e) Deney sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici
yöntemlerin uygulanmaması,
f) Deneyle varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve
kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması,
g) Deneyin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı
olarak açıklanan rızanın yazılı olması ve herhangi bir menfaat teminine bağlı
bulunmaması,
gerekir.
(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/7 md.) Çocuklar üzerinde bilimsel
deneyin ceza sorumluluğunu gerektirmemesi için ikinci fıkrada aranan koşulların
yanı sıra;
a) Yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen
hedefe ulaşmak açısından bunların çocuklar üzerinde de yapılmasını gerekli
kılması,
b) Rıza açıklama yeteneğine sahip çocuğun kendi rızasının yanı sıra ana
ve babasının veya vasisinin yazılı muvafakatinin de alınması,
c) Deneyle ilgili izin verecek yetkili kurullarda çocuk sağlığı ve hastalıkları
uzmanının bulunması,
gerekir.
(4) Hasta olan insan üzerinde rıza
olmaksızın tedavi amaçlı denemede bulunan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Ancak, bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin uygulanmasının
sonuç vermeyeceğinin anlaşılması üzerine, kişi üzerinde yapılan rızaya dayalı
bilimsel yöntemlere uygun tedavi amaçlı deneme, ceza sorumluluğunu gerektirmez.
Açıklanan rızanın, denemenin mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli
bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı olması ve tedavinin uzman hekim tarafından
bir hastane ortamında yapılması gerekir.
(5) Birinci fıkrada tanımlanan suçun işlenmesi sonucunda mağdurun
yaralanması veya ölmesi halinde, kasten yaralama veya kasten öldürme suçuna
ilişkin hükümler uygulanır.
(6) Bu maddede tanımlanan suçların bir tüzel kişinin faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine hükmolunur.
Organ veya doku ticareti
Cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlali cezalandırılır; eylemin sarkıntılık düzeyinde kalması durumunda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası tayin edilir. Cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi şikayet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır. Cinsel taciz fiilinde hapis veya adli para cezası düzenlenmiş olup mağdurun çocuk olması halinde yaptırım artırılır. Tacizin kamu görevi, hizmet ilişkisi, aile içi bağlar, işyeri kolaylığı veya elektronik haberleşme araçlarıyla işlenmesi cezada artırım gerektirir; mağdur bu fiil sebebiyle işini, okulunu veya ailesini terk etmek zorunda kalırsa ceza bir yıldan az olamaz.
Bir kimseyi kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişiye hapis cezası verilir; malvarlığına yönelik büyük zarar veya sair kötülük tehdidi ise şikayete bağlıdır. Tehdidin silahla, tanınmayacak hale gelerek, birden fazla kişiyle veya suç örgütü korkutuculuğuyla işlenmesi iki yıldan beş yıla kadar hapis gerektirir. Şantaj suçunda bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmüştür. Bir kimseye bir şeyi yaptırmak veya yaptırmamak amacıyla cebir kullanılması halinde kasten yaralama suçundan verilecek ceza artırılır.
Kişiyi hukuka aykırı olarak hürriyetinden yoksun kılan fail bir yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırılır; cebir, tehdit veya hile kullanılması halinde ceza artar. Soruşturmaya başlanmadan önce fail mağdura zarar vermeksizin onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa etkin pişmanlık gereğince cezada indirim yapılır. Konut dokunulmazlığını ihlal eden kimse şikayet üzerine cezalandırılır; ortak kullanımda meşru amaca dayalı olarak birlikte yaşayanlardan birinin rızası suçu engeller. Sırf huzur ve sükunu bozmak amacıyla ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya sair hukuka aykırı davranışlar şikayete bağlı olarak cezalandırılır.
Hakaret suçunun mağdurun gıyabında cezalandırılabilmesi için en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi aranır. Kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakaret hariç suç şikayete bağlıdır. İdari veya yargı mercileri önündeki iddia ve savunmalar kapsamında gerçek somut vakıalara dayanan ve uyuşmazlıkla bağlantılı değerlendirmeler cezasızlık sebebidir. Kişisel verileri hukuka aykırı yayan, veren veya ele geçiren kişiye hapis cezası verilir; kişisel verilere ilişkin suçlar şikayete tabi olmayıp takipleri resen gerçekleştirilir.
Malvarlığına Karşı Suçlar ve Etkin Pişmanlık Hükümleri
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kişi hırsızlık suçundan bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır; eylemin gece vakti gerçekleştirilmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Hırsızlığın paydaş veya elbirliğiyle malik olunan mal üzerinde yahut hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil gayesiyle işlenmesi durumunda takibat şikayete bağlıdır ve cezada indirim öngörülmüştür.
Cebir veya tehdit yoluyla bir kimseyi malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak yağma suçunu oluşturur. Ancak hukuki bir ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla cebir veya tehdit kullanan kişi hakkında yağma hükümleri değil, fiile göre yalnızca tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin kurallar uygulanır. Başkasının malını tahrip eden, yok eden, bozan veya kirleten kişi şikayet üzerine cezalandırılır; haklı neden olmaksızın sahipli hayvana yönelik eylemler de aynı kapsamda korunur. Hileli davranışlarla kişileri aldatıp menfaat temin etmek ise dolandırıcılık teşkil eder.
Yağma ve nitelikli yağma hariç olmak üzere malvarlığına karşı suçların haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyunun veya bu derecedeki kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenmesi halinde fail hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu fiillerin haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin veya aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına işlenmesi halinde ise ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir. Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarında kovuşturma başlamadan önce pişmanlıkla zararın giderilmesi halinde cezada indirim yapılır; etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra fakat hükümden önce gösterilmesi durumunda ise ceza yarıya kadar indirilir. Yağmada kovuşturma öncesi giderim cezayı yarıya, hüküm öncesi giderim üçte bire indirir; kısmi geri vermede mağdurun rızası şarttır. Karşılıksız yararlanmada ise soruşturma tamamlanmadan zararın tamamen ödenmesi kamu davası açılmasını engeller; bu haktan iki defadan fazla yararlanılamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Topluma, Genel Güvene ve Genel Ahlaka Karşı Suçlar
Taksirle yangına, bina çökmesine, çığ veya su taşkınına neden olarak genel tehlike yaratan fail hapis cezası ile cezalandırılır. Yetkili makamlardan izin almaksızın tehlikeli nükleer, kimyasal veya biyolojik maddeleri imal eden, nakleden veya saklayanlara hapis ve adli para cezası tayin edilir. Güvenli şekilde araç sevk edemeyecek halde taşıt kullanan kimse cezalandırılır. Ruhsatsız bina yapan veya yaptıran kişinin yapıyı imar planına ve ruhsata uygun hale getirmesi kamu davasını düşürür ve mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırır.
Uyuşturucu madde ticareti eylemlerinin eroin, kokain veya sentetik türleri içermesi ya da okul, hastane, ibadethane gibi sosyal alanların sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafede işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Kullanmak için uyuşturucu madde satın alan veya bulunduranlar hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve asgari bir yıl denetimli serbestlik tedbirine karar verilir. Erteleme süresi içinde yükümlülüklere uyulmaması veya tekrar kullanılması halinde kamu davası açılır ve bu ihlaller ayrı bir soruşturma konusu yapılmaz. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişinin, resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber vermesi ve verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde fail hakkında cezaya hükmolunmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 191Kaynağı aç
(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden
veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004
tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar
aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar
verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında
kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal
ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır.
(Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de
bildirilir.
(3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında
şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet
savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha
uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi
hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir.
Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp
kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma
sevkine karar verir.
(4) Kişinin, erteleme süresi zarfında;
a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine
uygun davranmamakta ısrar etmesi,
b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul
etmesi veya bulundurması,
c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması,
hâlinde, hakkında kamu davası açılır.
(5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya
uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu
veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve
ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.
(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci
fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci
fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
(7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen
yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde,
hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir.
(8) Bu Kanunun;
a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve
ticareti,
b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullanılmasını kolaylaştırma,
suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde
kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri
çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.
(9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi
Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi
veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi
hükümleri uygulanır.
(10) (Ek: 27/3/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin;
okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve
sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı,
tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz
metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde
verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Etkin pişmanlık
Konulan resmi mührün kaldırılması veya amacına aykırı davranılması mühür bozma suçudur. Kambiyo senetleri ile hisse senetlerinde sahtecilik resmi belgede sahtecilik hükümlerine tabidir. Gerçek bir alacağın ispatı veya doğru bir durumun belgelenmesi gayesiyle belgede sahtecilik yapılması cezada yarı oranında indirim nedenidir. Sahte belgenin başka bir suçta kullanılması halinde iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir. Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik suçu kamu güvenliği yönünden açık ve yakın bir tehlike doğması koşuluna bağlıdır; haber verme ve eleştiri sınırlarını aşmayan düşünce açıklamaları suç teşkil etmez.
Suç işlemek amacıyla kurulan örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması ve yapının araç gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bulunması şarttır; yöneticiler örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılır. Suç işlemek amacıyla kurulan örgütte etkin pişmanlıktan yararlananlara denetimli serbestlik uygulanır. Taşıt kaçırma suçunda kişilerin hürriyetinin kısıtlanması durumunda ayrıca hürriyetten yoksun kılma cezası verilir. Müstehcenlik hükümleri çocukların kullanıldığı ürünler hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek şartıyla bilimsel, edebi ve sanatsal eserlere tatbik edilmez.
Çocuğu fuhşa teşvik eden, barındıran veya aracılık edenlerin hazırlık hareketleri dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. Yetişkinleri fuhşa teşvik eden veya yer temin edenlere hapis ve adli para cezası öngörülmüştür. Fuhşun cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten faydalanarak icrası cezayı artırır; akrabalık bağlarının veya kamu görevi nüfuzunun kötüye kullanılması da nitelikli haldir. Fuhşa sürüklenen kimseler tedavi ve terapiye tabi tutulabilir.
Çocukların veya kendisini idare edemeyecek kişilerin dilencilikte araç olarak kullanılması cezalandırılır. Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenenler ile bu durumu bilerek evlilik işlemi yapanlar hakkında ceza tayin edilir; bu fiillerde dava zamanaşımı evlenmenin iptali kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Çocuğun soybağını değiştirenler, aynı konutta yaşayan kişiye kötü muamelede bulunanlar, aile hukuku bakım yükümlülüklerini ihlal edenler ve gebe eşini terk edenler yaptırıma tabidir. Kamusal edim ifasına fesat karıştırma, fiyatları manipüle etme, tefecilik yapma ve zorunlu ihtiyacı karşılamaktan kaçınma eylemleri de kanunda düzenlenmiştir.
Bilişim sisteminin veri nakillerini izlemek, sistem işleyişini engellemek, verileri bozmak, yok etmek veya değiştirmek hapis cezasına tabidir. Bu fiillerin banka, kredi kurumu veya kamu kurumlarına ait sistemlere yönelmesi durumunda ceza artırılır. Sahte banka veya kredi kartıyla menfaat temin edilmesi bağımsız bir suçtur. Münhasıran bilişim suçlarının işlenmesi için üretilmiş cihaz, program veya şifreleri imal eden, ithal eden veya bulunduran kişiler hakkında da hapis ve adli para cezası öngörülmüştür.
Kamu İdaresine ve Adliyeye Karşı Suçlar
Görevi gereği zilyetliği devredilmiş veya muhafazasıyla yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi cezalandırılır. Rüşvet suçunda tarafların haksız menfaat karşılığında anlaşmaya varması fiilin tamamlanması için yeterlidir; soruşturma başlamadan önce pişmanlıkla bildirimde bulunan faile ceza verilmez ve verdiği rüşvet kendisine iade edilir. Nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanma fiilleri yaptırıma bağlanmış olup zor kullanma yetkisinde ölçüyü aşan kamu görevlisi hakkında doğrudan kasten yaralama hükümleri uygulanır.
İşlemediği suçu üstlenen faile ceza verilir; eylemin yakın akrabaları kurtarmak amacıyla işlenmesi halinde ceza indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir. Delil uydurma hapis yaptırımına tabidir. Mahkeme huzurunda yalan tanıklık yapanlara ceza öngörülürken kişinin yakın akrabalarını cezadan korumak amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunması cezasızlık veya indirim nedeni sayılabilir; ancak bu imkân özel hukuk davalarında uygulanmaz. Hukuk davalarında yalan yere yemin eden kişi hüküm verilmeden önce gerçeği söylerse cezalandırılmaz. Gerçeğe aykırı mütalaa veren bilirkişi ve tercümanlar cezalandırılır. Muhafaza edilmek üzere kendisine bırakılan hacizli malı amacı dışında tasarruf eden kişi malın sahibi ise ceza indirilir. Yetkili makam kararı olmadan genital muayene yapılması veya yaptırılması da hapis yaptırımına bağlanmıştır.
İşlenmekte olan bir suçu bildirmeyen kimse cezalandırılır; mağdurun çocuk veya engelli olması yaptırımı artırır. Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi altı aydan iki yıla, adli kolluk görevlisinde ise artırımlı cezaya tabidir. Görevinde suç belirtisi gören sağlık mensubunun gecikmesi de yaptırıma bağlanmıştır. Kendi işlediği suçun delillerini yok eden kişiye ceza verilmez; başkasının delillerini yok eden fail ise hükümden önce teslim ederse cezasında önemli ölçüde indirim sağlanır. Suç gelirlerini aklayan kimse kovuşturma öncesinde değerlerin ele geçmesini sağlarsa cezadan muaf tutulur. Tutuklu veya hükümlünün kaçtıktan sonra kendiliğinden teslim olması halinde altı ayı geçmemek kaydıyla etkin pişmanlık hükümleri uygulanır; üçten fazla hükümlünün katılımı bulunmadıkça toplu cezaevi ayaklanması suçu oluşmaz.
Devletin Güvenliğine ve Uluslararası Düzene Karşı Fiiller
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, TBMM'yi, Hükümeti, Devletin yargı organlarını veya askerî ve emniyet teşkilatını alenen aşağılama suçundan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır; eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Cumhurbaşkanına hakaret suçundan dolayı kovuşturma yapılması da Adalet Bakanının iznine tabidir. Temel milli yararlara karşı yabancı kaynaklardan yarar sağlama eylemlerinde savaş hali dışında kovuşturma yapılması yine Adalet Bakanının iznine bağlı tutulmuştur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 301Kaynağı aç
(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet
Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen
aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi,
birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
(4) Bu suçtan dolayı soruşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine
bağlıdır.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Devletin
Güvenliğine Karşı Suçlar
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik fiiller ile Anayasanın öngördüğü düzeni cebir ve şiddet kullanarak değiştirmeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Cumhurbaşkanına suikast fiiline teşebbüs edilmesi halinde eylem tamamlanmış gibi ağırlaştırılmış müebbet cezası verilir. Silahlı örgüt kurma, yönetme veya üyelik suçlarına hapis öngörülmüştür. Devletin güvenliğine karşı suçları işlemek amacıyla yapılan ittifaktan, amaç suç işlenmeden veya soruşturma başlamadan önce çekilen kimseye ceza verilmez. Siyasal ve askerî casusluk maksadıyla gizli bilgileri temin edenler ağır hapis cezası ile muhatap olur.
Göçmen kaçakçılığı fiili teşebbüs aşamasında kalsa dahi tamamlanmış suç gibi cezalandırılır ve insan ticareti eylemlerinde mağdurun gösterdiği rıza hukuken geçersizdir. Diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurlara karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlarda mağdurlar kamu görevlisi kabul edilir; ancak bu kişilere yönelik hakaret suçu şikayete bağlıdır. Yabancı devlet başkanına karşı suç işlenmesi halinde ceza artırılır; işlenen eylem esasen soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan ise süreç yabancı devletin şikayetine tabi kılınır. Yabancı devlet bayrağını tahkir suçu ilgili devletin şikayetine tabidir ve bu bölüm hükümlerinin uygulanması karşılıklılık koşuluna bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 340Kaynağı aç
suç işleyen kişiye verilecek ceza, sekizde biri oranında artırılır. Suçun müebbet
hapis cezasını gerektirmesi halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına
hükmolunur.
(2) Fiil, soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlardan ise,
soruşturma ve kovuşturma yabancı devletin şikayetine bağlıdır.
Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret
Hangi suçlarda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz?
Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; her bir fiil bakımından bağımsız şekilde ayrı ceza tayin edilir.
Soruşturulması şikayete bağlı suçlarda hak düşürücü şikayet süresi ne kadardır?
Şikayet hakkına sahip kişi, dava zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay içinde şikayette bulunmalıdır.
Kişinin kendi suçunun delillerini yok etmesi veya gizlemesi ceza gerektirir mi?
Kişi bizzat kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili delilleri yok etmesi, silmesi, gizlemesi, değiştirmesi veya bozması halinde suç delillerini yok etme suçundan dolayı cezalandırılmaz.
Soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı geçerli midir?
Soykırım, insanlığa karşı suçlar ve bu amaçla kurulan örgüt fiillerinde dava ve ceza zamanaşımı süreleri işlemez.
Taksirle yaralama suçunda bilinçli taksir her durumda şikayet şartını ortadan kaldırır mı?
Bilinçli taksir halinde kural olarak şikayet aranmamakla birlikte, Türk Ceza Kanununun 89. maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren taksirle yaralama fiillerinde suç bilinçli taksirle işlenmiş olsa dahi soruşturma ve kovuşturma mağdurun şikayetine bağlı kalmaya devam eder.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

