Trafik kazasında tarafların kusur oranı, tazminat sorumluluğunun kapsamı bakımından önemli bir etkendir. Kusur tespiti, Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 84 ve Karayolları Trafik Yönetmeliği (KTY) m. 157 çerçevesinde yürütülen bütünleşik bir değerlendirme sürecine dayanır.
8182 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK YÖNETMELİĞİ m. 157Kaynağı aç
Yasal Çerçeve: KTK ve Yönetmelik Hükümleri
KTK m. 84, araç sürücülerinin trafik kazalarında asli kusurlu sayılacağı halleri düzenlemektedir. Birden fazla sürücünün aynı asli kusur halini gerçekleştirdiği veya kazanın bu haller dışındaki kural ihlallerinden doğduğu durumlarda kusur oranı, yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. KTY m. 157, bu esaslara ilişkin usul ve ilkeleri ayrıntılandırmaktadır.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 84Kaynağı aç
Sürücülerin kusur durumu; KTK ve Yönetmelik'te belirtilen kurallar, şartlar, hak ve yükümlülükler ile asli kusur sayılan haller dikkate alınarak belirlenir. Kaza mahallindeki iz ve delillere ek olarak kazaya karışanların ve varsa tanıkların ifadeleri de bu değerlendirmeye dahil edilir. KTY m. 157/b bu usulü açıkça düzenlemekte; adli mevzuat ve yargılama hükümlerini saklı tutmaktadır.
Kusur Oranı Nasıl Hesaplanır
Kusur oranları, olay bir bütün kabul edilerek yüz veya sekiz sayısı tam kötü puan esas alınmak suretiyle hesaplanır; bu iki ölçünün her ikisi de uygulamada kullanılmakla birlikte somut olayın koşullarına göre farklılık gösterebilir. Uygulamada taraflar arasında belirli yüzde dilimleri kullanılmakla birlikte her olayın kendine özgü koşulları ayrı değerlendirilir.
Bir eylemin trafik kuralını ihlal etmesi, zarardan sorumluluk için her durumda yeterli değildir. Zarar söz konusu eylemden kaynaklanmıyorsa, başka bir deyişle eylem ile zarar arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa, kural ihlalinde bulunan kişi zarardan sorumlu tutulmaz.
Asli Kusur: Kapsam ve İstisna
KTY m. 157, belirli kusurlu hareketlerin asli kusur oluşturduğunu düzenlemektedir. Asli kusurlu hareketleri yapanların kusur oranı, bu hareketi yapmalarına zorlayıcı bir başka hareket veya durumun varlığı açıkça tespit edilmedikçe düşürülemez.
KTY m. 157/a önemli bir istisna getirmektedir: başka bir sürücünün ya da yayaların kural dışı hareketi veya araçtaki teknik arıza bir sürücüyü tehlikeye düşürmüş, bu sürücü olası kazayı önlemek ve can ile mal güvenliğini korumak amacıyla KTK'nın öngördüğü temel bir kuralı ihlal etmek zorunda kalmış ve bütün tedbirlere karşın bir kazaya neden olmuşsa, bu sürücü asli kusurlu sayılamaz. İstisnanın uygulanabilmesi için sayılan koşulların birlikte gerçekleşmesi aranır.
Tespit Süreci: Deliller ve Değerlendirme
Kusur tespitinde tutanak, olay yeri fotoğrafları, bilirkişi raporları, kamera görüntüleri, uzman görüşleri ve adli tıp kurumu raporları birlikte değerlendirilir. Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda kusur oranını belirleyen taraf, olayın meydana geldiği yerde görevli jandarma trafik ekipleri veya trafik polisidir. Yalnızca maddi hasarlı kazalarda taraflarca tutanak tutulabilmektedir.
Ölümlü ya da ağır yaralanmalı kazalarda kusurun tespiti bilirkişi huzurunda olay yerinde keşif yapılmasını gerektirir. Bu süreçte olay yerinin özellikleri, tarafların konumları ve sürücünün seyir yönü bir kroki çalışmasıyla saptanır; ardından kusura etkili tüm faktörler rapora bağlanarak kusur derecesi belirlenir. Bilirkişi incelemesi kapsamında kaza krokisi, olayın özeti, taraf ve tanık beyanları, araç hasar fotoğrafları, varsa epikriz raporu, varsa video kayıtları ve kaza yeri incelemesi yer alır.
Çelişen Bilirkişi Raporları Karşısında Mahkemenin Tutumu
Aynı davada birden fazla bilirkişi raporu alınmış ve bu raporlar kusur belirleme yönünden birbirleriyle çelişiyorsa, mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden çelişkiyi gideren, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık yeni bir rapor alınması gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/11188, K. 2018/992 sayılı kararında bu çelişkiyi gidermeksizin hüküm kurulmasını hatalı bularak bozma yoluna gitmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/11188, K. 2018/992Kaynağı aç
Hukuk Hakiminin Bağımsız Kusur Değerlendirmesi
Hukuk hakimi, ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranıyla bağlı değildir; kusuru bağımsız olarak araştırıp değerlendirmek zorundadır. Buna karşılık, bir ceza mahkemesinin kazanın oluş şekline ilişkin, yani maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş tespiti aynı konuda hukuk mahkemesi bakımından kesin delil niteliği taşır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/3985, K. 2015/9369 sayılı kararı bu ilkeyi açıkça ortaya koymaktadır. TBK m. 74 de hukuk hakimini ceza yargılamasındaki maddi vakıa tespitleriyle bağlamaktadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/3985, K. 2015/9369Kaynağı aç
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/8750, K. 2022/2445Kaynağı aç
Olayın Koşullarının Kusur Tespitine Etkisi
Kusur tespiti her olayın kendine özgü koşullarına göre yapılır; genel eğilimler bireysel durumlarda farklı sonuçlar doğurabilir. Örneğin arkadan çarpma hallerinde çarpan tarafa genellikle yüksek oranda kusur atfedilmekte, ancak farklı şeritten önüne aniden kıran ve fren yapan araç gibi istisnai durumların varlığı karşı tarafın da kusur payını gündeme taşıyabilmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/9643, K. 2021/4268 sayılı bozma kararında; olayın gece karanlıkta meydana gelmesi ve yayaya üçüncü kişilerin müdahalesi sonucu yola atlaması olgularının adli tıp kurumu kusur raporu ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Karar bozma niteliğinde olup her olayın koşullarına göre sonucun farklılaşabileceğini göstermektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/9643, K. 2021/4268Kaynağı aç
İşletenin Sorumluluğu ve Tehlike İlkesi
KTK m. 85/1 uyarınca motorlu bir aracın işletilmesi sırasında gerçekleşen ölüm, yaralanma veya maddi zarar halinde araç işleteni doğan zarardan sorumludur. Bu sorumluluk bir kusur sorumluluğu değil, tehlike sorumluluğudur; zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu da bu niteliği taşır. Araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında işletiliyorsa işleten ve teşebbüs sahibi müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/18328, K. 2015/7356Kaynağı aç
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2015/5991, K. 2016/8568Kaynağı aç
İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi; sürücünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. İşletilme halinde olmayan bir araçtan kaynaklanan kazalarda ise ispat yükü yer değiştirir: zarar gören, işletene ilişkin bir kusurun varlığını ya da araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu bizzat kanıtlamak zorundadır.
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 85Kaynağı aç
KTK m. 86/1, işleten veya teşebbüs sahibi aleyhine bir kusur ve araç bozukluğu karinesi kurarak her iki olgunun da aksinin ispatı yükünü işletene yüklemiştir. Sorumluluktan tamamen kurtulabilmek için işletenin yalnızca kusursuzluğunu ve araçtaki bozukluğun kazayı etkilemediğini kanıtlaması yetmez; bunlara ek olarak kazanın bir mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini, yani uygun illiyet bağının kesildiğini de birlikte ispat etmesi gerekmektedir. Kazanın oluşumunda nedensellik bağı kurulamayan araç parçalarındaki bozukluk ise bu ispat yüküne dahil değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/236, K. 2022/214Kaynağı aç
2918 sayılı KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU m. 86Kaynağı aç
KTK m. 86/2 uyarınca sorumluluktan tamamen kurtulamayan işleten veya teşebbüs sahibi, zarar görenin kazanın oluşuna katkıda bulunan kusurunu ispat ederse hakim durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. Bu indirim zorunlu değil, hakimin takdirine bırakılmış bir yetkidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/236, K. 2022/214 sayılı kararında; arka bagaj kapısının içeriden kolayca açılabilmesi ve kilit mekanizmasının bozuk olması ile yolcunun taşındığı yer göz önüne alındığında araç işleticisinin kusursuz kabul edilemeyeceğine ve KTK m. 86/2 kapsamında hukuki sorumluluğun değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Söz konusu karar oy çokluğuyla verilmiş olup azınlık görüşü tam sorumluluktan kurtulma yönündeydi.
Zorunlu Trafik Sigortası Kapsamı
KTK m. 92, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsam dışındaki halleri sınırlı sayı ilkesiyle belirlemiştir; bu liste kıyasen genişletilemez. KTK m. 92/b, işletenin belirtilen yakınlarının yalnızca mal zararlarını kapsam dışında bırakmıştır; ölüm ve yaralanmadan kaynaklanan bedensel zararlar bu kişiler bakımından dahi sigorta teminatı içinde kalmaktadır.
KTK m. 92'de araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalanlar kapsam dışı sayılmamıştır. Bu nedenle sürücünün yakınları zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilir. Bununla birlikte, aracın işleteni konumundaki kişinin kendi destek zararını zorunlu mali sorumluluk sigortacısından isteyemeyeceği Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/18328, K. 2015/7356 sayılı kararında işletenin kendi zararından sigortacının sorumlu olmaması gerekçesiyle kabul edilmiştir.
Müteselsil Sorumluluk ve Talepte Bulunma Hakkı
Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zarar gören, zararının tamamını müteselsil sorumluların tümünden ya da yalnızca birinden talep edebilir. Davacı bu haktan açıkça vazgeçmedikçe, talebinin yalnızca kusur oranına dayandığı ileri sürülemez. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/8750, K. 2022/2445 sayılı kararı bu ilkeyi, ceza yargılamasındaki kesinleşmiş kusur tespitiyle birlikte ele almaktadır.
Destekten Yoksun Kalan Kişilerin Hukuki Konumu
Ölümlü trafik kazalarında destekten yoksun kalan kişiler, ölenin mirasçısı sıfatıyla değil, doğrudan kendi üzerlerinde doğan zararı talep eden üçüncü kişi sıfatıyla dava açarlar. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2013/18328, K. 2015/7356 sayılı kararının çoğunluk gerekçesi çocuklar yönünden bu ilkeyi KTK m. 85/1 ve m. 91/1 kapsamında benimsemiş; ölenin kaza oluşumundaki kusurunun destekten yoksun kalan çocuklara yansıtılamayacağını kabul etmiştir. Aynı karardaki azınlık görüşü, desteğin kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıması gerektiğini savunmaktadır. Bu görüş ayrılığı nedeniyle konu ihtiyatlı biçimde değerlendirilmelidir.
Sigorta Şirketleri Nezdinde İtiraz Usulü
Sigorta şirketleri tarafından belirlenen sorumluluk oranlarına karşı her bir sigortalı, bir defaya mahsus olmak üzere, sorumluluk oranının bildiriminden itibaren beş iş günü içinde ilave bilgi ve belge sunmak kaydıyla oranın yeniden değerlendirilmesini isteyebilir; sigorta şirketi bu başvuru üzerine üç iş günü içinde yeniden değerlendirme yapar. Bu sürelerin dolduğunu ileri süren taraf bunu ispat etmek zorundadır. Söz konusu süreler ve usul bir Sigortacılık Bilgi ve Gözetim Merkezi genelgesine dayanmakta olup bu genelgenin güncel içeriği bu metinde doğrulanamamıştır.
Kolluk Tutanağındaki Kusur Oranına İtiraz
KTK'da polis tarafından tutulan kusur oranına karşı özel bir itiraz hükmü yer almamaktadır. Uygulamada Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne düzeltme talebi, Sulh Ceza Hakimliğine itiraz ya da Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açma yollarına başvurulduğu görülmektedir. Bu yollar kanuni bir düzenlemeye değil uygulamaya dayanmaktadır.
Temyiz Aşamasında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
İhtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğunda HMK m. 362/1-a kapsamındaki temyiz kesinlik sınırı, her bir davacıya yönelik temyiz bakımından ayrı ayrı belirlenir. Temyize konu miktar kesinlik sınırını aşmıyorsa temyiz talebi reddedilir; bu ret Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay aşamasında gerçekleşebilir. Kesinlik sınırı her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellenmekte olup geçerli rakamın resmi listeden kontrol edilmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Asli ve tali kusur arasındaki fark nedir?
KTK m. 84 ve KTY m. 157, sürücülerin trafik kazalarında asli kusurlu sayılacağı halleri düzenlemektedir. Bu haller dışındaki kural ihlallerinden kaynaklanan durumlarda kusur oranı yönetmelikte belirtilen esaslara göre tespit edilir. Asli kusurlu hareketleri yapanların kusur oranı, bu hareketi yapmalarına zorlayıcı bir başka hareket ya da durumun varlığı açıkça ispat edilmedikçe düşürülemez. Tali kusur kavramı uygulamada kullanılmakla birlikte bu ayrımın sayısal bir eşiği mevzuatta belirlenmemiştir.
Trafik kazasında kusur tespitine itiraz edilebilir mi?
Sigorta şirketi tarafından belirlenen oran için ilave belgeyle yeniden değerlendirme talep edilebilir. Kolluk tarafından tutulan kusur oranı için kanunda özel bir itiraz yolu öngörülmemiş olmakla birlikte uygulamada idari ve yargısal yollar denenmektedir. Yargılama aşamasında çelişen bilirkişi raporları varsa mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden yeni rapor alınması gerekir.
Ceza mahkemesindeki kusur tespiti hukuk davasını bağlar mı?
Hukuk hakimi ceza mahkemesinde belirlenen kusur oranıyla bağlı değildir; kusuru bağımsız olarak değerlendirmek zorundadır. Ancak ceza mahkemesinin kazanın oluş şekline ilişkin kesinleşmiş maddi olgu tespiti, hukuk mahkemesi bakımından kesin delil niteliği taşır.
Araç işletenin sorumluluktan kurtulması mümkün müdür?
KTK m. 86/1 uyarınca işleten sorumluluktan kurtulmak istiyorsa yalnızca kusursuzluğunu ve araçtaki bozukluğun kazayı etkilemediğini kanıtlaması yetmez; bunlara ek olarak kazanın bir mücbir sebepten ya da zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini de birlikte ispat etmesi gerekir. Kazanın oluşumunda nedensellik bağı kurulamayan araç parçalarındaki bozukluklar bu ispat yüküne dahil değildir.
Zorunlu trafik sigortası sürücünün yakınlarını da kapsar mı?
KTK m. 92'de araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalanlar kapsam dışı sayılmamıştır; bu nedenle sürücünün yakınları zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilir. KTK m. 92/b yalnızca işletenin belirli yakınlarının mal zararlarını dışarıda bırakmış; bedensel zararlar bu kişiler için de güvence kapsamında kalmaktadır. Bununla birlikte, aracın işleteni konumundaki kişinin kendi destek zararı yönünden farklı bir sonucun gündeme gelebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Ölümlü kazada destekten yoksun kalan çocuklar ölenin kusuru nedeniyle tazminatsız kalır mı?
Destekten yoksun kalan kişiler, ölenin mirasçısı sıfatıyla değil, doğrudan kendi zararlarını talep eden üçüncü kişi sıfatıyla dava açarlar. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin çoğunluk gerekçesi çocuklar yönünden ölenin kusurunun bu kişilere yansıtılamayacağını benimsemektedir; ancak aynı karardaki azınlık görüşü karşı tutumu savunmaktadır. Bu nedenle konu ihtiyatlı biçimde ele alınmalıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

