Trafik Kazasında İkame Araç Bedeli Kimden Talep Edilir?

by Avukat Erdal Ersoy
Trafik Kazasında İkame Araç Bedeli Kimden Talep Edilir?

Trafik kazası neticesinde hasar gören aracın onarım süresince kullanılamamasından doğan ikame araç ve araç mahrumiyeti zararı, kural olarak kazaya kusuruyla sebep olan sürücü ile motorlu aracın işleteninden talep edilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi çerçevesinde doğan bu sorumluluk, haksız fiil esaslarına dayanır. Kusurlu tarafın zorunlu trafik sigortası dolaylı zararları teminat kapsamı dışında tuttuğundan araç mahrumiyet bedeli sorumluluğu sürücü ve işletene aittir.

İkame Araç Bedelinden Sorumlu Taraflar

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereğince trafik kazasında meydana gelen ikame araç zararından, kazaya kusuruyla sebep olan sürücü ile aracın işleteni sorumludur. Kusurlu sürücü ile motorlu aracın işleteninin sorumluluğu müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına dayalı olarak talep edilebilmektedir.

Trafik tescil kayıtlarında malik görünen kişi kural olarak işleten kabul edilir. Bununla birlikte aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya başka bir hukuki ilişki sebebiyle bir başkası hesabına ve tehlikesi ona ait olacak şekilde işletildiğinin ispatlanması durumunda, işleten sıfatı ve buna bağlı tazminat sorumluluğu aracı fiilen işleten kişiye geçer.

Zorunlu Trafik Sigortasının Kapsamı ve Başvuru Şartı

Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları'nın A.6/k maddesi uyarınca gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı ve yansıma zararlar teminat kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu hüküm sebebiyle, hasara uğrayan aracın tamir süresince kullanılamamasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli kural olarak zorunlu trafik sigortacısından talep edilemez.

Araç mahrumiyet zararı doğrudan kusurlu sürücüye ve araç işletenine yöneltildiğinde, Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya ön başvuru dava şartı aranmaz.

İkame Araç Bedelinin Hesaplanması ve İspat Kriterleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmekle yükümlüdür. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hâkim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri gözeterek zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinde gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/26777 Esas ve 2022/11236 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, davacı tarafından araç kiralandığına dair fatura veya ödeme belgesi sunulmasa dahi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hâkim zararı belirleyebilir. Bu belirlemede davacı aracındaki hasarın niteliğine göre makul onarım süresi ve bu süre zarfında ihtiyaçlar için gereken ikame aracın bedeli bilirkişi incelemesiyle saptanır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/26777, K. 2022/11236Kaynağı aç
4. Hukuk Dairesi         2021/26777 E.  ,  2022/11236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, davacıya ait araca, davalıların maliki ve sürücüsü oldukları aracın çarpması sonucunda araçta hasar meydana geldiğini belirterek, araçta meydana gelen maddi hasar, araç değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Denizli 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19/06/2020 tarih, 2019/98 Esas, 2020/113 Karar sayılı ilamında; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 5.270,00-TL hasar bedeli alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ikame araç kiralandığına dair belge sunulamadığı ve aracın önceden hasarı bulunduğu gerekçesiyle değer kaybı ile araç mahrumiyeti bedeli talebinin reddine karar verilmiş, hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından HMK’nın 363. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve değer kaybı talebi yönünden verilen hükmün usul ve yasaya uygun olmasına göre Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair, kanun yararına temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, meydana gelen kazada davacıya ait aracın hasarlandığını, aracın onarım süresince aracından mahrum kaldığını açıklayıp diğer taleplerinin yanında araç mahrumiyet bedelinin de tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50'nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacının bu talebini objektif kriter ve delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nün kanun yararına temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK’nin 363. maddesi uyarınca hükmün, hukuki sonuçlarına etkili olmamak kaydı ile KANUN YARARINA BOZULMASINA, bozma kararının bir örneğinin Resmi Gazete'de yayınlanmak üzere Adalet Bakanlığına gönderilmesine 29/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/2072 Esas ve 2018/11712 Karar sayılı ilamına göre, ikame araç mahrumiyet bedeli tespit edilirken aracın serviste fiilen kaldığı tüm süre değil, hasarın niteliğine göre objektif makul tamir süresi ile aynı nitelikteki emsal bir araç için ödenmesi gereken bedel esas alınır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, E. 2016/2072, K. 2018/11712Kaynağı aç
17. Hukuk Dairesi         2016/2072 E.  ,  2018/11712 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: – K A R A R – Davacı vekili; davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın, müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan araca çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini ve davacının ciddi şekilde yaralandığını, aracının 94 gün serviste kaldığını, aracıda değer kaybı oluştuğunu, bu sürede araçtan mahrum kaldığını, kaza nedeniyle sağ diz ekleminin yerinden çıktığını, bacak iç bağlarının zedelendiğini, kendisine toplam 22 gün rapor verildiğini, bu sürede kazanç kaybına uğradığını, fitness ve squash eğitmenliğini gerektiği gibi yapamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilin aracında meydana gelen değer kaybı nedeniyle 300,00 TL, araç mahrumiyet bedeli olarak 50,00 TL, kazanç kaybı olarak 1.380,00 TL, hastane, ilaç, bakıcı ve tedavi gideri olarak 20,00 TL ve otopark ve çekici masrafı olarak 90,00 TL olmak üzere 1.840,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 2.896,79 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekili, aracın ZMMS poliçesinin olduğunu zararın sigortadan talep edilmesi gerektiğini, tedavi giderlerinin SGK Başkanlığı tarafından karşılandığını, fitness ve squash eğitmenliğinin kaza ile illiyet bağının bulunmadığını manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; maddi tazminat yönünden davanın kabulü ile davacı tarafın talep etmiş olduğu 2.896.79 TL'nin, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 2.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 28.10.2011 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 1. maddesi gereğince işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre,davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde bakıcı giderine ilişkin talebi mevcut olup, Ankara Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan mahkemece alınan 29.09.2014 tarihli rapora göre, davacının yaralanmasına ilişkin 1 ay işgöremezliği olduğu bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacının %100 malul sayılacağı 1 aylık geçici işgöremezlik dönemi için bakıcı gideri gerekip gerekmediği konusunda olumlu olumsuz karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilemesi doğru görülmemiştir. 3-Davacının araç mahrumiyeti bedeli talebine ilişkin olarak mahkemece, hükme esas alınan 29.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda günlük 10,00 TL olarak belirlenen araç mahrumiyet bedelinin neye göre hesaplandığı anlaşılamamıştır. Davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenerek ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir rapor almak suretiyle davacının araç mahrumiyet bedeli talebi hakkında karar verilmesi gerekirken, hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı olduğu biçimde karar verilmesi isabetli değildir. 4- Yine hükme esas alınan 29.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda, aracın almış olduğu hasardan dolayı uğramış olduğu değer kaybının belirlenmesi için hazırlanan rapor yetersiz olup Dairemizce kabul görmüş kriterlere uygun bulunmamaktadır. Dairemiz uygulamasına göre, davacının talep ettiği değer kaybı zararı belirlenirken yapılması gereken, aracın kaza tarihi itibariyle serbest piyasa koşullarına göre hasarsız haldeki 2. el değerinin belirlenmesi ve aracın tamir edilmesinden sonra, aracın yaşı, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alındığında yine serbest piyasa koşullarında 2.el değerinde ne kadarlık bir azalma olacağının belirlenmesinden ibarettir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında araçtaki değer kaybının tespiti hususunda yeniden başka bir kişiden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 5-6098 sayılı TBK.'nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, takdir olunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 147,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 04/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Aracın ekonomik olarak onarılamayacak boyutta tam hasara uğraması hâlinde, araç mahrumiyet bedeli tamir süresi üzerinden değil, zarar görenin benzer nitelikte yeni bir araç temin edebilmesi için geçecek makul süre gözetilerek belirlenir.

Kasko Teminatı ve Ticari Araçlarda Kazanç Kaybı Sınırı

Kasko poliçesinde ikame veya yedek araç teminatı bulunan hallerde sigortalı kendi kasko şirketinden araç temin edilmesini isteyebilir. Kasko şirketi tarafından ücretsiz ikame araç tahsis edilen süre boyunca ayrıca ikame araç bedeli talep edilmesi mükerrer tazminat yasağına aykırılık oluşturur.

Ticari araçlarda araç mahrumiyet bedeli ile çalışamamaktan kaynaklanan kazanç kaybı farklı hukuki niteliklere sahiptir. Araç mahrumiyet bedeli aracın kullanımından yoksun kalınmasının ekonomik karşılığını, kazanç kaybı ise aracın çalışmaması sebebiyle elde edilemeyen ticari gelir veya kârı ifade eder. Aynı zarar kalemi bu iki ayrı başlık altında mükerrer olarak istenemez.

Görevli Mahkeme, Temerrüt Faizi ve Zamanaşımı

Araç mahrumiyet bedeli yalnızca haksız fiil sorumluluğu kapsamında sürücü ve işletene karşı ileri sürüldüğünde uyuşmazlık kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Kusurlu sürücü ve işletenin haksız fiil sorumlusu olması nedeniyle araç mahrumiyet bedeline kural olarak zarar verici olayın gerçekleştiği kaza tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilebilir.

Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde kaza tarihinden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Kazaya yol açan eylemin ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresine tabi bir suç oluşturması durumunda ise Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresi tatbik edilir.

Araç kiralama faturası olmadan ikame araç bedeli istenebilir mi?

Evet, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca fiilen araç kiralandığına dair fatura veya ödeme belgesi sunulmasa dahi hâkim, bilirkişi marifetiyle hasarın niteliğine uygun makul onarım süresini ve emsal araç bedelini belirleyerek tazminata hükmedebilir.

Zorunlu trafik sigortası ikame araç bedelini öder mi?

Hayır, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları'nın A.6/k maddesi uyarınca gelir kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar teminat kapsamı dışında bırakıldığından araç mahrumiyet bedeli kural olarak zorunlu trafik sigortacısından talep edilemez.

Pert olan araçta ikame araç bedeli nasıl belirlenir?

Aracın ekonomik olarak onarılamayacak biçimde tam hasara uğraması hâlinde ikame araç mahrumiyet bedeli tamir süresine göre değil, benzer nitelikte yeni bir aracın temin edilebilmesi için gereken makul süre üzerinden hesaplanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu