Toplu İşçi Çıkarmada Usul Hataları ve Yaptırımlar

by Avukat Erdal Ersoy
Toplu İşçi Çıkarmada Usul Hataları ve Yaptırımlar

Toplu işçi çıkarma, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 29. maddesi gereğince işverenin ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu belirli bir zaman diliminde kanuni eşiklere ulaşan sayıda işçinin iş sözleşmesini feshetmesidir. Kanun koyucu, bireysel fesihlerden farklı olarak toplu fesih sürecini sıkı usul kurallarına, kamu makamlarına ve işyeri sendika temsilcilerine yapılacak bildirimlere ve özel bekleme sürelerine bağlamıştır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 29Kaynağı aç
Madde 29 – İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir. İşyerinde çalışan işçi sayısı: a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin, b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında işçinin, c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin, İşine 17 nci madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır. Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur. Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir. Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur. İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde ilan etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır. Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz. İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20 ve 21 inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz; aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir. Engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu[9][10]

Toplu İşçi Çıkarma Sayısal Eşikleri ve Kapsam Denetimi

4857 sayılı İş Kanunu'nun 29. maddesinin ikinci fıkrasına göre toplu işçi çıkarma, işyerindeki işçi sayısına bağlı eşiklerin bir aylık süre içinde aşılmasına bağlıdır. Yirmi ile yüz işçi çalışılan yerde en az on işçinin, yüz bir ile üç yüz işçi arasında en az yüzde on oranında işçinin, üç yüz bir ve daha fazla işçi çalışılan yerde en az otuz işçinin işine 17. madde uyarınca, aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.

4857 sayılı Kanun'un 29. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılmaları bu işlerin niteliğine bağlı olarak gerçekleşiyorsa toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak sözleşmeler biçimsel olarak mevsimlik olarak nitelendirilse dahi fiilen sürekli bir istihdam ilişkisi sürdürülüyorsa salt bu adlandırmaya dayanılarak toplu çıkarma rejiminden kaçınılamaz.

İşletmesel Kararlar ve Fesihte Son Çare İlkesi

Toplu işçi çıkarmaya dayanak teşkil eden işletmesel kararların yargısal denetiminde yerindelik denetimi yapılmaz. Yargı organları işverenin karlılık hedeflerini veya işletmesel tercihlerini kendi takdiriyle ikame etmez; ancak işletmesel karar ile fesih arasındaki neden-sonuç bağını, kararın tutarlılığını ve ölçülülüğünü denetler.

Toplu feshe gidilmeden fazla mesainin azaltılması, kısmi süreli çalışma, kısa çalışma, telafi çalışması, geçici görevlendirme, eğitim veya yeniden yerleştirme gibi yollar değerlendirilmezse fesih işlemleri geçerli neden denetiminde zorlanır.

Bildirim ve Müzakere Prosedürünün Şartları

İşveren toplu işçi çıkarma niyetini en az otuz gün önceden yazılı olarak işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir. Bildirimden sonra işveren ile işyeri sendika temsilcileri, çıkarmanın önlenmesi, çıkarılacak sayının azaltılması veya işçiler üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılması için görüşür. Görüşme sonunda toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.

Yazılı bildirimde işçi çıkarmanın sebepleri, etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceği bulunur. Seçim ölçütleri varsa bunlar da bildirime yazılır.

İşveren, tam ve kesin kapanışı en az otuz gün önceden ilgili bölge müdürlüğüne bildirir; Türkiye İş Kurumuna da bildirir ve işyerinde ilan eder. Bu özel halde yükümlülük, bildirim ve ilanla sınırlıdır.

Feshin Hüküm Doğurması ve Bekleme Süresi

Toplu işçi çıkarmada fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur. Bekleme süresi dolmadan gönderilen bireysel fesih bildirimi, iş sözleşmesinin bu otuz gün tamamlanmadan sona ermesini sağlamaz.

İş Güvencesi, İşe İade ve Usulsüzlüğün Hukuki Sonuçları

4857 sayılı Kanun'un 29. maddesinin son fıkrası gereğince işveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri iş güvencesini düzenleyen 18, 19, 20 ve 21. madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz; aksi halde işçiler bu maddelere göre dava açabilir. Toplu fesih usulünün uygulanması kıdem tazminatı, ihbar süresi ve yıllık izin ücreti gibi bireysel alacakları askıya almaz. Ayrıca kanunun 17. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca işverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek fesih yapması iş güvencesi hükümlerinin işletilmesine engel oluşturmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 17Kaynağı aç
Madde 17 – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri; a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra, c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır. Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini gerektirir. Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Feshin geçerli sebebe dayandırılması

İş güvencesi kapsamı, işyerinde en az otuz işçi çalışmasını, işçinin en az altı aylık kıdemini ve belirsiz süreli sözleşmeyi gerektirir. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla, bildirimin tebliğinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurmak zorundadır. Başvuru İş Mahkemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır. Anlaşmaya varılamazsa son tutanak tarihinden itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırsa uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülebilir. Arabulucuya gidilmeden açılan dava usulden reddedilirse ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşmiş ret kararının resen tebliği üzerine iki haftalık süre içinde arabulucuya başvurulabilir. Geçerli sebep ispatı işverene aittir. İşçi, feshin başka sebebe dayandığını iddia ederse bunu ispatlar. Dava ivedilikle sonuçlandırılır. İstinafte bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin karar verir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20 – (Değişik birinci fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir. Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. (Değişik üçüncü fıkra: 12/10/2017-7036/11 md.) Dava ivedilikle sonuçlandırılır. Mahkemece verilen karar hakkında istinaf yoluna başvurulması hâlinde, bölge adliye mahkemesi ivedilikle ve kesin olarak karar verir. (İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesinin 19/10/2005 tarihli ve E.:2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.) Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

Feshin geçersizliğine karar verilirse işçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak üzere işverene başvurur. Süresinde başvuru olmazsa fesih geçerli sayılır ve işveren yalnız bu feshin hukuki sonuçlarından sorumlu olur. İşveren, başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat öder. Mahkeme veya özel hakem, işe başlatılmama halinde bu tazminatın miktarını da belirler. Karar kesinleşene kadar çalıştırılmayan süre için en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer haklar ödenir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş ya da bu süreye ait ücret peşin ödenmemişse anılan ücret ayrıca ödenir. Arabuluculukta işe başlatma konusunda anlaşma olursa işe başlatma tarihi, çalıştırılmadığı süreye ilişkin ücret ve diğer hakların parasal miktarı ile işe başlatılmama tazminatının parasal miktarı belirlenmek zorundadır.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 21Kaynağı aç
Madde 21 – İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Mahkeme veya özel hakem, ikinci fıkrada düzenlenen tazminat ile üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakları, dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal olarak belirler. İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir. İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. (Ek fıkra: 12/10/2017-7036/12 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların, işçinin işe başlatılması konusunda anlaşmaları hâlinde; a) İşe başlatma tarihini, b) Üçüncü fıkrada düzenlenen ücret ve diğer hakların parasal miktarını, c) İşçinin işe başlatılmaması durumunda ikinci fıkrada düzenlenen tazminatın parasal miktarını, belirlemeleri zorunludur. Aksi takdirde anlaşma sağlanamamış sayılır ve son tutanak buna göre düzenlenir. İşçinin kararlaştırılan tarihte işe başlamaması hâlinde fesih geçerli hâle gelir ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur. Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir. Çalışma koşullarında değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi

İş sözleşmesinin feshedilmesinde sendika üyeliğinin veya sendikal faaliyetlerin gerekçe yapılması eşitlik ilkesinin ve sendikal güvencelerin ihlalini oluşturur. Feshin sendikal nedene dayandığının tespiti halinde 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca, işçinin başvurusu ve işe başlatılıp başlatılmaması koşuluna bağlı olmaksızın en az bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminata hükmedilir; bu tazminat verildiğinde ayrıca işe başlatmama tazminatı ödenmez. Sendikal fesih iddiasıyla açılan davalarda feshin nedenini ispat yükü işverende olup feshin bu nedene dayanmadığını ileri süren işçi sendikal nedeni ispatlamakla yükümlüdür.

6356 sayılı SENDİKALAR VE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ KANUNU m. 25Kaynağı aç
MADDE 25 – (1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz. (2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır. (3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz. (4) İşverenin (…)[1] yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. (5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun (…)[2], 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. (6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. (7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur. (8) Yukarıdaki hükümlere aykırı olan toplu iş sözleşmesi ve iş sözleşmesi hükümleri geçersizdir. (9) İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre sahip olduğu hakları saklıdır. BEŞİNCİ BÖLÜM Faaliyetler Kuruluşların faaliyetleri

Yeniden İşe Alma Yükümlülüğü ve İdari Para Cezaları

Toplu çıkarma kesinleştikten sonraki altı ay içinde aynı nitelikte iş için yeniden işçi alınması istenirse, nitelikleri uygun olanlar öncelikle işe çağrılır.

29. madde hükümlerine aykırı şekilde işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline, çıkarılan her işçi için idari para cezası verilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 100Kaynağı aç
Madde 100 – Bu Kanunun 29 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için dörtyüzelli Türk Lirası idari para cezası verilir.[29] Engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğuna aykırılık[30]
Toplu işçi çıkarma bildirimi yapıldıktan sonra fesihler ne zaman hüküm doğurur?

Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur. Bu süreden önce gönderilen bireysel fesih bildirimi, sözleşmenin otuz gün dolmadan sona ermesine yetmez.

Toplu işçi çıkarma sonrasında işveren aynı işe yeni işçi alabilir mi?

İşveren, toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden personel istihdam etmek isterse öncelikle nitelikleri uygun olan ve toplu çıkarma kapsamında çıkarılmış işçileri işe çağırmakla yükümlüdür.

Toplu fesihten önce alternatif önlemlerin değerlendirilmemesi davayı nasıl etkiler?

Fazla mesainin azaltılması, kısa çalışma veya telafi çalışması gibi önlemler değerlendirilmeden toplu feshe başvurulursa fesih, geçerli neden denetiminde zorlanır.

Toplu işçi çıkarmanın sendikal nedenle yapılması halinde hangi tazminat ödenir?

İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin saptanması durumunda 6356 sayılı Kanun'un 25. maddesi gereğince işçinin başvurusu veya işe başlatılması şartına bağlı olmaksızın en az bir yıllık ücreti tutarında sendikal tazminata hükmedilir ve ayrıca işe başlatmama tazminatı ödenmez.

Toplu işçi çıkarma prosedürüne uyulmadığında idari yaptırım nasıl uygulanır?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca kanunun 29. maddesindeki toplu işçi çıkarma usullerine aykırı davranan işveren veya işveren vekili hakkında, kanuna aykırı olarak işten çıkarılan her bir işçi için idari para cezası verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu