Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Şartı

by Avukat Erdal Ersoy
Ticari Uyuşmazlıklarda Zorunlu Arabuluculuk Şartı

Dava şartının konusu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin birinci fıkrasına göre, bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu dava şartı, 6 Aralık 2018 tarihinde kabul edilen 7155 sayılı Kanunla, 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren yürürlüğe girmek üzere ticari uyuşmazlıklar için de öngörülmüştür.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5/AKaynağı aç
MADDE 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.[8] (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. B) Çeşitli hükümler I – Zamanaşımı

5/A maddesinin yollama yaptığı ticari dava, Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinin birinci fıkrasıyla belirlenir. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın aynı nitelik, bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan uyuşmazlıklar için de geçerlidir. Türk Medeni Kanununun rehin karşılığında ödünç verme işiyle uğraşanlara ilişkin 962 ila 969. maddeleri bu kapsamda yer alır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesine dair 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrine ilişkin 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcılarına ilişkin 547 ila 554, havaleye ilişkin 555 ila 560 ve saklama sözleşmelerine ilişkin 561 ila 580. maddeleri de sayılır. Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuattan, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerden, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri de ticari niteliktedir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.[3] (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri bir milyon Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/30 md.) Bu fıkrada belirtilen parasal sınır, 6100 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır.[4][5] 2. Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler[6]

Ticari dava sayılması, arabuluculuk dava şartının kendiliğinden doğduğu anlamına gelmez. Başvuru şartı, bu ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında aranır.

Dava şartının uygulanmadığı haller

Herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar, ticari dava sayılma kuralının istisnasıdır. Bu davalar dava şartı arabuluculuk kapsamına da girmez. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri dışındaki talep ve davalar da genel olarak bu kapsamın dışında bırakılır. İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları ise konusu bir miktar para olduğunda 5/A maddesindeki sayımın içindedir.

Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun bulunduğu ya da tahkim sözleşmesinin bulunduğu hallerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18/AKaynağı aç
MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (4) Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (5) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (6) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (7) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Avukatı bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (8) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve dokuzuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, beşinci fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (9) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (10) Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/25 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[8] (12) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. (13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (14) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (16) Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez. (Ek cümle:28/3/2023-7445/36 md.) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından sonra, başvuran taraf aleyhine uyuşmazlık konusuyla ilgili olarak icra takibi yapılması durumunda, başvuran tarafın bu takibe karşı son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesi uyarınca menfi tespit davası açması ve talep etmesi halinde 2004 sayılı Kanunun 72 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanır. (17) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (18) Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz. (19) İlgili kanunlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin kabul edilen özel hükümler saklıdır. (20) Bu bölümde hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu Kanunun diğer hükümleri uygulanır. Bazı uyuşmazlıklarda dava şartı olarak arabuluculuk

Başvuru yeri ve yetki itirazı

Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılır. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde başvuru, görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunarak arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. İtiraz üzerine arabulucu dosyayı, ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder.

Yetki itirazının kabulü halinde, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu durumda yetkisiz büroya başvurma tarihi, yetkili büroya başvurma tarihi sayılır.

Arabulucu, vekili bulunsa bile asıl tarafı da bilgilendirir. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.

Sonuçlandırma süresi ve hak düşürücü süreler

Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesinin ikinci fıkrasına göre arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre, zorunlu hallerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmişse, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 397. maddesinin birinci fıkrasındaki dava açma süresi işlemez. İhtiyati haciz kararı verilmişse, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264. maddesinin birinci fıkrasındaki dava açma süresi işlemez. Her iki süre, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar durur.

Toplantı, temsil ve gizlilik

Arabulucu, Türkiye Arabulucular Siciline kayıtlı olan ve ticari uyuşmazlıkların çözümü konusunda deneyimli kişilerden seçilir. Arabulucu taraflarla iletişime geçerek ilk toplantıyı düzenler. Toplantı fiziki yapılabileceği gibi, tarafların talebi veya zorunlu durumlarda telekonferans yoluyla da yapılabilir.

Arabuluculuk sürecinde avukat tutmak zorunlu değildir. Taraflar isterlerse avukatla katılabilir. Ticari uyuşmazlığın karmaşık olması halinde bir avukatın sürece katılması faydalı olabilir.

Arabuluculuk süreci gizlilik esasına dayanır. Mahkemelerde görülen davalar genellikle açık yapılırken, arabuluculuk görüşmeleri gizli yürütülür. Bu düzen, ticari sırların korunmasına ve tarafların ticari itibarının zedelenmemesine yarar.

Katılmama, son tutanak ve davanın reddi

Taraflardan biri arabuluculuk sürecine katılmazsa bu durum bir tutanakla belgelenir. Diğer taraf mahkemeye başvurarak dava açabilir. Katılmayan taraf mahkemede hak kaybına uğrayabilir.

Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyeti sona ermişse, bunun üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmazsa mahkeme, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiğini ve aksi takdirde davanın usulden reddedileceğini ihtar eden davetiyeyi davacıya gönderir. İhtarın gereği yerine getirilmezse dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.

Anlaşma belgesi ve üzerinde anlaşılan husus

Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamını taraflar belirler. Anlaşma belgesi düzenlenirse belge, taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.

6325 sayılı HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA ARABULUCULUK KANUNU m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmanın kapsamı taraflarca belirlenir; anlaşma belgesi düzenlenmesi hâlinde bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. (2) Taraflar arabuluculuk faaliyeti sonunda bir anlaşmaya varırlarsa, bu anlaşma belgesinin icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesini talep edebilirler. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa, anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden talep edilebilir. Davanın görülmesi sırasında arabuluculuğa başvurulması durumunda ise anlaşmanın icra edilebilirliğine ilişkin şerh verilmesi, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Bu şerhi içeren anlaşma, ilam niteliğinde belge sayılır. (3) İcra edilebilirlik şerhinin verilmesi, çekişmesiz yargı işidir ve buna ilişkin inceleme dosya üzerinden yapılır. Ancak arabuluculuğa elverişli olan aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı olarak yapılır. Bu incelemenin kapsamı anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığı hususlarıyla sınırlıdır. Anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi için mahkemeye yapılacak olan başvuru ile bunun üzerine verilecek kararlara karşı ilgili tarafından istinaf yoluna gidilmesi hâlinde, maktu harç alınır. Taraflar anlaşma belgesini icra edilebilirlik şerhi verdirmeden başka bir resmî işlemde kullanmak isterlerse, damga vergisi de maktu olarak alınır. (4) (Ek: 12/10/2017-7036/35 md.) Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.[6] (5) (Ek: 12/10/2017-7036/24 md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. BEŞİNCİ BÖLÜM[7] Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Dava şartı olarak arabuluculuk

İcra edilebilirlik şerhi ve şerhsiz ilam

Taraflar, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesini talep edebilir. Dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuşsa şerh, arabulucunun görev yaptığı yer sulh hukuk mahkemesinden istenir. Davanın görülmesi sırasında başvurulmuşsa şerh, davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Bu şerhi içeren anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır. Şerh için başvuruyu taraflar yapar. Arabulucunun bu şerh için başvuru yapması hukuken mümkün değildir.

İcra edilebilirlik şerhi verilmesi çekişmesiz yargı işidir ve inceleme dosya üzerinden yapılır. Arabuluculuğa elverişli aile hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda inceleme duruşmalı yapılır. İncelemenin kapsamı, anlaşmanın içeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olup olmadığıyla sınırlıdır.

Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller saklıdır. Bu haller dışında, ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.

İhtiyari arabuluculukta veya dava şartı arabuluculukta sağlanan uzlaşma tutanağı, icra edilebilir bir hüküm içermesi şartıyla mahkeme kararıyla aynı sonuçları doğurur.

Para borcunda ilamlı icra

İcra edilebilirlik şerhi alınmış uzlaşma tutanağında belirlenen tutarlar ödenmezse, başvurucu veya avukatları İcra ve İflas Kanununun 32. maddesine göre ilamlı icra takibi başlatabilir. Bu takip için ayrıca bir mahkeme kararı alınmasına gerek yoktur. Şerhin zorunlu olmadığı ticari uyuşmazlıkta avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı belgenin ilam niteliği ise ayrı bir yoldur.

Para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Emirde, İcra ve İflas Kanununun 24. maddesinde yazılı hususlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir. Borçluya nihayet yedi gün içinde ödeme yapması bildirilir. Bu süre içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse, icra mahkemesinden ya da istinaf, temyiz veya iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ihtar edilir. Aynı süre içinde aynı Kanunun 74. maddesi uyarınca mal beyanında bulunması, bulunmazsa hapisle tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya gerçeğe aykırı beyanda bulunursa hapisle cezalandırılacağı da ihtar edilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 32Kaynağı aç
Madde 32 – (Değişik: 18/2/1965-538/16 md.) Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi ve bu müddet içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yolu ile ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmedikçe cebri icra yapılacağı ve bu müddet içinde 74 üncü madde mucibince mal beyanında bulunması ve bulunmazsa hapis ile tazyik olunacağı, mal beyanında bulunmaz veya hakikata muhalif beyanda bulunursa hapis ile cezalandırılacağı ihtar edilir.[18][19] (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/7 md.) Yabancı devlet aleyhine başlatılan ilamlı icra takiplerine ilişkin icra emrinde uluslararası andlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borçlu devlete ait olan mallar hakkında cebri icra yapılabileceği hususu ayrıca ihtar edilir. İcranın geri bırakılması:
Hangi ticari davalarda arabuluculuk dava şartıdır?

Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, bu davalar ticari dava niteliğindeyse, dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Ticari dava sayılan her uyuşmazlık bu şartın içinde değildir.

Arabulucuya başvurulmadan açılan dava ne olur?

Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

Ticari arabuluculuk ne kadar sürer?

Arabulucu başvuruyu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hallerde bu süreyi en fazla iki hafta uzatabilir.

Son tutanak dilekçeye eklenmezse ne olur?

Davacı, anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucunun onayladığı örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Eklenmezse bir haftalık kesin süre veren ihtarlı davetiye gönderilir. Süre içinde sunulmazsa dilekçe tebliğe çıkarılmadan dava usulden reddedilir.

Anlaşılan husus için yeniden dava açılır mı?

Arabuluculuk sonunda üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflar dava açamaz.

Ticari anlaşma belgesi şerhsiz ilam sayılır mı?

Kanun şerhi zorunlu kılmıyorsa, ticari uyuşmazlıkta avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladığı anlaşma belgesi şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır. Şerh zorunluysa bu sonuç doğmaz.

Arabuluculukta zamanaşımı durur mu?

Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu