Ticari İşletme ve Taşınır Rehninde Gemilerin Hukuki Rejimi

by Avukat Erdal Ersoy
Ticari İşletme ve Taşınır Rehninde Gemilerin Hukuki Rejimi

Ticari işletmeye tahsis edilen veya işletmenin mülkiyetinde bulunan gemilerin rehin hakkına konu edilmesi, geminin sicile kayıtlı bulunup bulunmamasına göre farklı hukuki sonuçlar doğurur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 936/1 uyarınca sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler, Türk Ticaret Kanunu ile diğer kanunların uygulamasında taşınır eşya niteliğindedir. Bu taşınır eşya vasfı sebebiyle gemiler, prensip olarak işletmenin menkul tesisatı ve taşınır varlıkları kapsamında değerlendirilir. Bununla birlikte gemilerin tabi olduğu tescil rejimleri ve mevzuattaki özel ipotek kuralları, işletme veya taşınır rehni sözleşmeleriyle kurulabilecek ayni hakların sınırını ve geçerliliğini belirler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 936Kaynağı aç
MADDE 936- (1) Sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın bütün gemiler bu Kanunun ve diğer kanunların uygulanmasında taşınır eşyadandır. II- Taşınmazlarla ilgili hükümlerden gemilere uygulanacak olanlar

Sicile Kayıtlı ve Kayıtsız Gemilerde Rehin Ayrımı

1447 sayılı mülga Ticari İşletme Rehni Kanunu döneminde işletme rehni sözleşmesinin belirli kredi kuruluşları, kredili satış yapan müesseseler ve kooperatifler ile işletme malikleri arasında yapılabileceği düzenlenmiştir. Anılan düzenlemede ticaret unvanı, işletme adı ve menkul işletme tesisatının sözleşme kapsamı dışında bırakılamayacağı öngörülmüş; ayırt edici niteliklerin sözleşme ekindeki listede yer alması aranmıştır. 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu m. 5/1(h) hükmünde ise araç, ekipman ve makine gibi unsurlarla birlikte menkul işletme tesisatı teslimsiz taşınır rehnine konu edilebilecek varlıklar arasında sayılmıştır.

6750 sayılı TİCARİ İŞLEMLERDE TAŞINIR REHNİ KANUNU m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Rehin hakkı aşağıda belirtilen taşınır varlıklar üzerinde kurulabilir: a) Alacaklar b) Çok yıllık ürün veren ağaçlar c) Fikri ve sınai mülkiyete konu haklar ç) Hammadde d) Hayvan e) Her türlü kazanç ve iratlar f) Başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin belgesi niteliğinde olmayan her türlü lisans ve ruhsatlar g) Kira gelirleri ğ) Kiracılık hakkı h) Makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş makinaları, elektronik haberleşme cihazları dâhil her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme tesisatı ı) Sarf malzemesi i) Stoklar j) Tarımsal ürün k) Ticaret unvanı ve/veya işletme adı l) Ticari işletme veya esnaf işletmesi m) Ticari plaka ve ticari hat n) Ticari proje o) Vagon ö) Bu fıkrada sayılanlardan üçüncü kişiler zilyetliğindeki taşınır varlık, hak ve paylı mülkiyet hakları p) (Ek: 15/2/2018-7099/28 md.) Benzeri her türlü taşınır varlık ve hak (2) (Değişik cümle:28/1/2021-7263/24 md.) Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık; bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde ise bu gruba dahil varlıkların tamamı rehnedilmiş sayılır. Bu varlıkların rehni diğer kanunlarca bir sicile tescilini gerektiriyorsa bu rehin ilgili sicillere bildirilir. Bu varlıklar üzerinde diğer kanunlar uyarınca önceden bir rehin hakkı tesis edilmiş olması hâlinde bu Kanun çerçevesinde tesis edilerek bildirilen rehin sonraki sırada yer alır. Ticari işletme ve esnaf işletmesi rehinleri ticaret veya esnaf siciline bildirilir. Birinci fıkrada yer alan diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması hâlinde işletmenin tümü üzerinde rehin kurulamaz. (Ek cümle:28/1/2021-7263/24 md.) Bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde 4 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi uygulanmaz. (3) İşletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde rehin hakkı kurulabilir. Rehinli müstakbel taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisi, bu varlıkların mülkiyete konu edilmesini müteakip kullanılabilir. (4) Rehin, işletmelerin mevcut veya müstakbel taşınır varlıklarının getirileri üzerinde kurulabilir. (5) Her tür sözleşmeden doğan mevcut veya müstakbel alacaklar rehne konu edilebilir. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri saklıdır. (6) Rehin hakkı bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen varlıklardan biri veya birden fazlası üzerinde kurulabilir. (7) Kendi mevzuatı gereğince bir onaya tabi olan lisans ve ruhsatların rehni bu onayın alınması hâlinde mümkündür. (8) Mevzuatı gereği özel sicillerine kaydı gereken rehinler Sicile bildirilir. Buna ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılan yönetmelikle belirlenir. (9) Üçüncü kişiler, bu Kanun kapsamında borçlu lehine teslimsiz taşınır rehni kurabilir. Bütünleyici parça ve eklenti

Gemi siciline kayıtlı bulunmayan gemiler, boyutlarına ve niteliklerine bakılmaksızın işletme rehni kapsamına alınabilir. Bu nitelikteki kayıtsız gemilerin rehin sözleşmesi ekindeki menkul işletme tesisatı listesinde yer almaması durumunda sözleşmenin geçerliliği tartışmalı hale gelir. Öğretideki hâkim görüş, tarafların menkul tesisat unsurlarını kasten rehin kapsamı dışında bırakmaları halinde sözleşmenin geçersiz olacağını; buna karşılık unutkanlık veya sehven listeye eklenmeme durumlarında Türk Medeni Kanunu m. 2'deki dürüstlük kuralı uyarınca sözleşmenin geçerliliğini koruyacağını kabul etmektedir.

Sicile Kayıtlı Gemilerde Gemi İpoteğinin Zorunluluğu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 1014 doğrultusunda sicile kayıtlı bir geminin sözleşmeye dayalı rehni ancak gemi ipoteği kurulması yoluyla hüküm ifade eder. 1447 sayılı Kanun m. 3'ün son fıkrasında gemi ipoteği hükümlerinin saklı tutulmuş olması nedeniyle, sicile kayıtlı gemiler ticari işletme rehni sözleşmesiyle rehnedilemez. Taraflar rehin sözleşmesinde aksini kararlaştırsalar veya sicile kayıtlı gemiyi sözleşme listesine dahil etseler dahi bu işlem gemi üzerinde ayni rehin hakkı doğurmaz.

Sicile kayıtlı gemiler bakımından işletme rehni tesis edilemeyeceğinden, sözleşme tanzim edilirken menkul işletme tesisatı listesinde bu gemilere yer verilmemesi ve alacak güvencesi için müstakil bir gemi ipoteği tesis edilmesi gerekir. Nitekim sicile kayıtlı bir geminin işletme rehni kapsamında tescil veya şerh edilmek üzere bildirilmesi durumunda Gemi Sicili Memurluğu şerh talebini reddetmektedir.

Taşınır Rehni Kanunu Çerçevesinde Tescil, Sıra ve Müstakbel Varlıklar

6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu m. 5/2 gereğince, ticari işletmenin veya esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin tesis edildiğinde, rehnin kurulduğu anda işletme faaliyetine tahsis edilmiş her türlü varlık rehnedilmiş sayılır. Ancak kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasındaki diğer taşınır varlıkların borcu karşılaması durumunda işletmenin bütünü üzerinde rehin kurulamaz. İşletme rehni kapsamındaki varlıkların rehni diğer kanunlar uyarınca bir sicile tescili gerektiriyorsa rehin ilgili sicillere bildirilir; söz konusu varlıklar üzerinde diğer kanunlar gereğince önceden bir rehin tesis edilmişse bildirilen rehin sonraki sırada yer alır.

6750 sayılı Kanun m. 5/8 hükmü uyarınca, mevzuatı gereği özel sicillerine kaydı öngörülen rehinlerin Rehin Siciline bildirilmesi gerekir. Bunun yanında kanunun 5/3. maddesi işletmelerin müstakbel taşınır varlıkları üzerinde de rehin tesis edilmesine olanak tanımaktadır. Ne var ki rehinli müstakbel taşınır varlık üzerindeki tasarruf yetkisi, söz konusu varlıkların mülkiyete konu edilmesinden sonra hüküm ifade eder.

Yapı İpoteği ve Gemi Eklentilerinin Haczedilmezliği

Tersanede inşa edilmekte olan gemiler üzerinde tesis edilen yapı ipoteği; yapı malikinin mülkiyetine geçmemiş kısımlar hariç olmak üzere inşaatın her aşamasındaki gemiyi, bütünleyici parçaları, eklentileri, navlun ve kiraları, yapının ayrıca sigortalanması durumunda sigorta tazminatını ve tersanede bulunup inşaatta kullanılmak üzere işaretlenmiş kısımları kapsar. İcra ve İflas Kanunu m. 83/c ile Türk Medeni Kanunu m. 862 çerçevesinde rehin, ana varlığı bütünleyici parça ve eklentileriyle birlikte yükümlü kıldığından, ipotek akit tablosunda açıkça sayılmamış olsa dahi ipotekli geminin eklentisi niteliğindeki mallar gemiden bağımsız olarak haczedilemez ve satılamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/731, K. 2019/889Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/731 E.  ,  2019/889 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “şikâyet” talebinden dolayı yapılan inceleme sonunda Cide İcra (Hukuk) Mahkemesince Cide İcra Müdürlüğü'nün 2009/185 Talimat sayılı dosyası tahtında 31/07/2012 tarihli haciz tutanağında belirtilen 1 adet Warstsıla Engine marka 6226 marka TYPE 6L26A2 nolu ana makina, 1 adet Warstsıla Norway marka TYPE SCV75 seri numaralı makinanın NB 08 adlı gemiye ait mütemmim cüz olduklarından bu mahcuzlar yönünden şikâyetin kabul edilerek 31.07.2012 tarihinde konulan hacizlerin kaldırılmasına, diğer hacizli mallara yönelik yapılan şikâyetin reddine dair verilen 22.03.2013 tarihli ve 2012/40 E., 2013/26 K. sayılı karar, şikâyetçi vekili ve alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/22373 E., 2013/33274K. sayılı kararı ile; "…Şikayetçi, haczedilen menkullerin gemi yapı ipoteği kapsamında olduğunu ileri sürerek, haczin kaldırılmasını istemiş, mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda şikayetin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6762 Sayılı TTK'nun 943. maddesinde; "Gemi ipoteği inşa halindeki gemiye, inşaatın her safhasında şamildir. Gemi ipoteği bundan başka 900. maddede yazılı şeylerle, yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımları müstesna, tersanede bulunup inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlara da şamildir. 900. maddenin ikinci fıkrası hükmü bu halde de tatbik olunur. Gemi ipoteği, sigorta tazminatına ancak malikin yapıyı ayrıca sigorta ettirmiş olması halinde şamildir" düzenlemesi yer almaktadır( 6102 Sayılı TTK' nun 1056. maddesi). Yapı halinde bulunan gemi ipoteğinin kapsamına (yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna); gemi, geminin mütemmim cüzü, teferruatı, navlun, kiralar, yapının ayrıca sigorta etttirilmesi halinde sigorta tazminatı, zaruret halinde satılan geminin bedeli ve tersanede bulunup inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlar girer. TTK'nun 900/3. maddesine göre ise mütemmim cüz'ler iki halde ipoteğe konu olmaktan çıkar; l-)Normal işletmenin icabından olarak daimi surette gemiden ayrılır veya uzaklaşırca, 2-)Gemiye alacaklı lehine el konmazdan önce temlik edilerek gemiden uzaklaştırılırsa (Turgut Kalpsüz, Gemi Rehni, 4. b., S.89 vd. Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları, 2001), (Gönen Eriş, Türk Ticaret Kanunu Şerhi Deniz Ticareti ve Sigorta, 3. cilt, S.203. Ankara; Seçkin Yayınları. 1990). İİK'nun 83/c. maddesinde ise; "Taşınmaz rehni ipotek akit tablosunda sayılı bulunan eklenti, taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez. Türk Medeni Kanunu'nun 862. maddesi hükmü saklıdır" düzenlemesi yer almaktadır. Kural olarak taşınmaz telef, tahrip veya tağyir edilmeden ondan ayrılması mümkün olan eklenti, ana taşınmazdan ayrı haczedilip satılabilir. Ana taşınmazın ipotekli olması hali için düzenlenmiş yukarıdaki yasa maddesine göre; ipotekli taşınmazın, ipotek akit tablosunda sayılı ve eklentisini niteliğindeki menkuller, taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceği gibi, ikinci fıkra gereğince Türk Medeni Kanunu'nun 862. maddesi hükmü saklı tutulmuş olup, bu maddeye göre rehin, taşınmazı, bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kıldığından, akit tablosunda yazılı olmasa bile ipotekli taşınmazın eklentisi niteliğindeki mahcuzlar da taşınmazdan ayrı haczedilip satılamaz. Taşınmazın ipotekli olduğu her iki durumda da (ipotek akit tablosunda yazılı olsa da olmasa da), mahcuzların Medeni Kanun hükümlerine göre eklenti niteliğinde olup olmadığı bilirkişi aracılığı ile belirlenmeli taşınmaz ipotekli, mahcuz menkuller de bunun eklentisi niteliğinde ise, haczedilmezlik şikayeti kabul edilmelidir. Somut olayda; 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporu, şikayete konu menkul mallar incelenmeden ve üzerindeki bilgiler kontrol edilmeden yapı ipoteği tesis edilen gemi ve gemiye ait bilgi ve belgeler incelenmeden, gerekli karşılaştırmalar yapılmadan hazırlandığından hükme esas alınamaz. O halde, mahkemece, konusunda uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi kurulundan mahcuzların, eklenti (teferruat) ya da bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığı hususunda Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…" gerekçesi ile şikayetçi vekilinin ve alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararı bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan inceleme sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: İstem, şikâyetçi üçüncü kişi tarafından ileri sürülen, haczedilen menkullerin gemi yapı ipoteği kapsamında olduğundan bahisle haciz işleminin iptaline ilişkindir. Şikâyetçi vekili; alacaklı tarafından borçlu Cide Gemi ve Yat San. Tic. A.Ş. aleyhine başlatılan icra takibinde yazılan talimat uyarınca Cide İcra Dairesinin 2009/185 tal. sayılı dosyasında NB 08 gemisinin inşa edildiği tersanede haciz işlemi yapıldığını, geminin mütemmim cüzü olan Wartsila Ana Makine, 4 parça mavi renkli Volvo Penta jeneratör, 1 parça mavi renkli Wartsila Norway Makine, 1 parça kırmızı renkli Kurtarma Botu Kreyni, 1 parça kırmızı renkli Servis Kreyni, 1 parça kırmızı renkli Yük Taşıma Kreyni, 1 parça kırmızı renkli Serbest Düşmeli Sandal (haciz tutanağında yer alan geminin mütemmim cüz’ü olan ekipmanlar) NB 08 gemisinin mütemmim cüz’ü olduğunu ve gemiden ayrı olarak haczinin mümkün olmadığını, müvekkili lehine geminin Zonguldak Liman Başkanlığının İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicil kaydı üzerine Londra Konsolosluğunun 07.04.2008 tarih ve 861/3558647 yevmiye nolu gemi ipoteği sözleşmesi ile 15.000.000 Euro bedelli 1. derece ipotek tesis edildiğini, bu nedenle müvekkilinin şikâyette hukuki yararının bulunduğunu, 6762 sayılı TTK'nın 943. maddesinde gemi ipoteğinin kapsamının belirlendiğini ileri sürerek Wartsila Ana Makine, 4 parça mavi renkli Volvo Penta jeneratör, 1 parça mavi renkli Wartsila Norway Makine, 1 parça kırmızı renkli Kurtarma Botu Kreyni, 1 parça kırmızı renkli Seryis Kreyni, 1 parça kırmızı renkli Yük Taşıma Kreyni, 1 parça kırmızı renkli Serbest Düşmeli Sandal (NB 08 gemisinin ana makinesi, jeneratörleri ve mütemmim cüzü sayılan diğer ekipmanlar) üzerinde uygulanmaya çalışılan haciz işleminin fekk'ine ve Beşiktaş Gemi İnşa A.Ş.’ye teslimine karar verilmesini talep etmiştir. Alacaklı vekili; öncelikle süresinde olmayan şikâyetin süre yönünden reddi gerektiğini, şikâyetçinin iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydı ile şikâyetçi tarafın dava hakkı ve taraf sıfatı (şikâyet hakkı) bulunmadığını, menkullerin haciz mahallerinde çok uzun bir süredir bulunduğunu, NB 08 isimli geminin üzerinde veya herhangi bir eklentisinde bulunmadığını, mahcuzların içinde bulundukları mahal, durum ve nitelikler vs. olgular gözetildiğinde şikâyetçinin iddialarının aksine NB 08 isimli geminin mütemmim cüzü olma niteliğinde bulunmadıklarını ve herhangi bir ipotek kapsamında olmadıklarını beyan ederek şikâyetin reddini talep etmiştir. Yerel Mahkemece; şikâyetin haczedilmezliğe ilişkin olması nedeniyle süresiz şikâyete tabi olduğu, hacizli malların NB 08 isimli gemiye ait olup olmadığı ya da mütemmim cüzü ya da eklentisi olup olmadığı teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden bir hukukçu bilirkişi ile bir gemi inşa ve makina mühendisinin refakate alınarak mahallinde yapılan keşfe istinaden düzenlenen 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda ana makina ve şanzıman ile ilgili olarak NB 08 isimli geminin bütünleyici parçası olduğu, bu gemi dışında başka bir alanda kullanılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, diğer ekipmanların ise gerek jeneratör gruplarının ve gerekse vinç sistemlerinin NB 08 isimli gemiye ait olmayıp standart üretimle temin edilebilen sistemler olduğu, bu bağlamda herhangi bir markanın benzer ekipmanların yerine kullanılabileceği ya da bu ekipmanların benzer başka bir gemiye monte edilebileceği bildirildiğinden ana makina ve şanzıman yönünden NB 08 isimli geminin mütemmim cüzü olduğu gerekçesiyle Cide İcra Dairesinin 2009/185 Talimat sayılı dosyası tahtında 31.07.2012 tarihli haciz tutanağında belirtilen 1 adet Warstsıla Engine marka 6226 marka TYPE 6L26A2 nolu ana makina, 1 adet Warstsıla Norway marka TYPE SCV75 seri numaralı makinanın NB 08 adlı gemiye ait mütemmim cüz olduklarından bu mahcuzlar yönünden şikayetin kabul edilerek 31/07/2012 tarihinde konulan hacizlerin kaldırılmasına, diğer hacizli mallara yönelik yapılan şikâyetin reddine karar verilmiştir. Şikâyetçi vekilinin ve alacaklı vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yerel Mahkemece önceki gerekçelere ek olarak; dosya içerisinde mevcut yine mahkemece şikâyetin tarafları, konusu ve bilirkişisi aynı olan, 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda verilen 2012/54 E., 2013/40 K. sayılı kararın, Özel Dairenin 2013/34782 E., 2014/473 K. sayılı kararı ile onandığı, yine şikâyetin tarafı, konusu ve bilirkişisi aynı olan 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda verilen 2012/21 E., 2013/7 K. sayılı kararın Özel Dairenin 2013/34930 E., 2014/791 K. sayılı kararı ile onanmasına rağmen temyize konu kararın Özel Daire tarafından bozulduğu ve bozma gerekçesinde de şikâyete konu menkul mallar incelenmeden, üzerindeki bilgiler kontrol edilmeden, yapı ipoteği tesis edilen gemi ve gemiye ait bilgi ile belgeler incelenmeden gerekli karşılaştırmalar yapılmadan hazırlandığından bahisle yeniden bilirkişi incelemesi ile denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde ekindeki belgelerden gemiye ait tüm belge ve bilgilerin toplandığı, ana makina, şanzıman ve teknik bilgileri ile vinç matafora sistemi Beşiktaş VIII Gemisi makina dairesinin ana makina temelinin fotoğraflandığı ve eklendiği böylelikle keşifte gerekli tüm incelemelerin yapıldığı, ayrıca bozma kararı gerekçesinde bilirkişi raporundaki hangi hususların eksik kaldığı, neler yanlış yapıldığının belirtilmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı şikâyetçi vekili ve alacaklı vekili tarafından temyize getirilmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yerel mahkemece alınan 18.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda mahcuzların, eklenti (teferruat) ya da bütünleyici parça niteliğinde olup olmadığının yeterince araştırılıp araştırılmadığı, burada varılacak sonuca göre konusunda uzman bilirkişi kurulundan yeniden rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. I-Alacaklı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, gemi üzerinde ipotek hakkının bulunduğu, haczedilen gemi, makine, jeneratör ve sair tüm parçalarının geminin tamamlayıcı parçası (mütemmim cüz) olduğundan taşınmaz rehni kapsamında yer alan tamamlayıcı parçaların ana taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğine ilişkin şikâyettir. Bu bağlamda öncelikle bütünleyici parça ve eklentinin açıklanması gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun bütünleyici parça başlıklı 684. maddesinin 1. fıkrasına göre "bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur". Bütünleyici parçalar bağımsız eşya vasfı taşımadıkları için ayrı bir ayni hak konusunu oluşturmazlar. Bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel âdetlere göre asıl şeyin (taşınmazın) temel unsuru olduğu ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmadığı (MK m. 684) için taşınmazdan ayrı (bağımsız) olarak haczedilemez (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 440). Eklenti, TMK'nın 686. maddesinin 2. fıkrasında "…asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır" şeklinde tanımlanmaktadır. Eklenti (teferruat) asıl şeyden ayrılması mümkün olduğundan kural olarak eklentilerin taşınmazdan ayrılması mümkündür. Eklenti asıl şeyden bağımsız bir hukuki varlık olarak ayni bir hak konusudur. Bu nedenle eklentinin asıl şeyden ayrı olarak devredilmesinde veya haczedilmesinde hukuki bir engel yoktur. Ancak İİK'nın 83/c maddesi "Taşınmaz rehni ipotek akit tablosunda sayılı bulunan eklenti taşınmazdan ayrı olarak haczedilemez. Türk Medeni Kanunu'nun 862 nci maddesi hükmü saklıdır" şeklinde düzenlenmiştir. İpotek alacaklısı, haczedilen şeyin ipotekli taşınmazın bütünleyici parçası niteliğinde ise TMK'nın 684. maddesi hükmüne göre veya eklenti niteliğinde ise İİK'nın 83/c maddesi hükmüne göre taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceğini şikâyet yolu ile ileri sürebilir. Uyuşmazlığın çözümü için İcra ve İflas Kanunu'nda yer alan şikâyetin açıklanması da gerekmektedir. Şikâyet İİK'nın 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, s. 103). Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur. Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkûm edilir. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir. Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez,/Cimil; s.31). İcra ve İflas Kanununda şikâyet hakkı olan kişiler genel olarak düzenlenmemiştir. Ancak bu durumun herkesin şikâyet hakkına sahip olacağı anlamına gelmez. Hukuki yararı bulunmak şartı ile takip alacaklısı, borçlusu ve üçüncü kişiler şikâyet hakkına sahiptir. Şikâyet hakkının ileri sürülebilmesi için şikâyet ehliyeti ve hukuki yararın bulunması gereklidir. Şikâyet ehliyeti usul hukukunda olduğu gibi taraf ve şikâyet ehliyeti olarak ikiye ayırmak mümkündür. Taraf ehliyeti medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukundaki uzantısını oluşturur. Medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi şikâyette taraf olma ehliyetine sahiptir (TMK m. 8, HMK m. 50). Dava (şikâyet) ehliyeti medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir. Şikâyet ehliyeti, şikâyeti ileri sürebilme ve şikâyet usul işlemlerini takip edebilme ehliyetidir. Şikâyet ehliyetinin yanında şikâyet hakkının kullanılabilmesi için şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin hukuki yararının bulunması gerekir. Şikâyette bulunan kişinin icra dairesinin işlemini iptal ettirmekte veya düzelttirmekte hukuki yararı vardır diyebilmek için o işlemin doğrudan doğruya o kişinin kendi hukuki durumuna ilişkin olması ve zararına bulunması gerekir (Kuru, s.106). Hukuki yararın, şikâyetin ileri sürülmesi sırasında mevcut olması ve korunmaya değer yani güncel bir menfaatin bulunması gereklidir. Bu bağlamda öncelikle somut olayda inşa hâlindeki gemi üzerinde lehine olan gemi ipoteğini temlik eden üçüncü kişinin şikâyet hakkının bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekir. İİK'nın 83/c maddesinde düzenlenmiş olan haczedilmezlik şikâyeti, takip borçlusuna ve ipotek alacaklısına tanınmış bir haktır. Ayrıca haczedilen şeyin tamamlayıcı parça (mütemmim cüz) niteliğinde olup TMK'nın 684. maddesine göre taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğini de şikâyet yoluyla ileri sürebilirler. Somut olay incelendiğinde ise; şikâyetçi lehine geminin Zonguldak Liman Başkanlığının İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicil kaydı üzerine Londra Konsolosluğunun 07.04.2008 tarih ve 861/3558647 yevmiye nolu gemi ipoteği sözleşmesi ile 15.000.000 Euro bedelli 1. derece ipotek tesis edildiği, söz konusu ipoteğin Beyoğlu 35. Noterliğinin 08.08.2011 tarihli ve 28664 yevmiye nolu ipotek ile teminat altına alınmış alacakların temliki sözleşmesi ile temlik edildiği, alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde borçlu Cide Gemi ve Yat. San. A.Ş.'ye ait adreste 25.11.2011 tarihinde ve 31.07.2012 tarihinde şikâyet konusu menkuller üzerine haciz konulduğu, şikâyetçinin 20.11.2012 tarihinde İcra Mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere şikâyetçi üçüncü kişi, haciz ve şikâyet tarihinden önce lehine olan ipoteği temlik ettiğinden artık şikâyet hakkı bulunmamaktadır. Şikâyetçi vekili, temlik sözleşmesi uyarınca müvekkilinin ipoteğe ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam ettiğini, temlik sözleşmesi uyarınca ipotek konusu gayrimenkulleri ipotek ve inşa sözleşmesindeki şekli ile teslim etmekte mükellef olduğunu, gayrimenkullerle ilgili tüm kayıpları tazmin etmekle yükümlü olduğunu ve şikâyette hukuki yararının bulunduğunu ileri sürmüş ise de; ipoteğe konu alacakla birlikte ipotek de temlik edildiğinden haczedilen malların ipoteğin kapsamında olduğundan taşınmazdan ayrı olarak haczedilemeyeceğine ilişkin şikâyet hakkı ipoteği temlik alan şirkete geçmiştir. İpoteğin temliki sonrasında temlik alanın haklarının korunması ve sözleşmenin icrası için sözleşmede bazı beyan ve tazminat taahhütlerinde bulunmuş olması şikâyet hakkının olduğu sonucunu doğurmaz. Temlik ile şikâyetçinin doğmuş ve hukuken korunan menfaati kalmamıştır. Doğmuş ve güncel menfaat kavramı, hâkimin görevinin, uyuşmazlık doğmasını önlemek değil, doğmuş ve güncel uyuşmazlıkları çözmek olduğu anlayışının sonucudur. Buna bağlı olarak, gelecekteki ya da muhtemel bir menfaatin varlığı davanın kabule şayan bulunması için yeterli değildir. Bu nedenle davacının davadaki menfaati dava açıldığı anda mevut olmalıdır (Hanağası, E.: Davada Menfaat, Ankara 2009, s. 346 ). Şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin şikâyette hukuki yararının bulunması şartı, şikâyet talebi üzerine icra mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Şu hâle göre şikâyetçinin şikâyet hakkı bulunmadığından şikâyetin reddine karar verilmesi gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı, bu değişik gerekçeyle ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. II-Şikayetçi vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Şikâyetçi lehine geminin Zonguldak Liman Başkanlığının İnşa Halindeki Gemilere Mahsus Sicil kaydı üzerine Londra Konsolosluğunun 07.04.2008 tarih ve 861/3558647 yevmiye nolu gemi ipoteği sözleşmesi ile 15.000.000 Euro bedelli 1. derece tesis edilen ipotek hakkı, Beyoğlu 35. Noterliğinin 08.08.2011 tarihli ve 28664 yevmiye nolu ipotek ile teminat altına alınmış alacakların temliki sözleşmesi ile temlik edilmiştir. Bu durumda şikâyet hakkı bulunmadığından temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: (1) Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda (I) nolu bentte gösterilen bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, (2) Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle, şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, istek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen “geçici madde 7” atfıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 366. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Gemi ipoteğinde bütünleyici parçalar kural olarak ipotek kapsamından çıkarılamaz. Parçanın normal işletmenin gereği olarak sürekli şekilde gemiden uzaklaştırılması veya alacaklı lehine el konulmadan önce devredilerek fiilen gemiden ayrılması bu kuralın istisnasını oluşturur. Mahcuz malların geminin oluşturulması, işletilmesi, korunması veya gemiden yararlanılması bakımından bütünleyici parça ya da eklenti vasfında olup olmadığının belirlenmesinde gemi ve makine mühendislerinden oluşan teknik bilirkişi heyeti incelemesi yaptırılması gerekir. Öte yandan İcra ve İflas Kanunu m. 83/c uyarınca haczedilmezlik şikâyeti ipotek alacaklısına ve borçluya tanınmış olup, ipoteğe konu alacağını devreden eski alacaklının taşınmazdan ayrı haczedilemezliğe dair şikâyet hakkı ve güncel hukuki yararı kalmaz; şikâyet hakkı ipoteği devralan tarafa geçer.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/1570, K. 2014/20367Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2014/1570 E.  ,  2014/20367 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Cide İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/03/2013 NUMARASI : 2012/26-2013/12 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun'da “yapı ipoteği” 941-944. maddeler arasında özel olarak düzenlenmiştir. Yapı halinde bulunan gemi, Kanun'un 941. maddesi 1. fıkrasına göre “tersanede inşa edilmekte olan gemi” dir. Bu gemilerin sicile kaydı, iktisabı, devri ve ziyaı yasada farklı hükümlerle düzenlenmiş ise de, “yapı” üzerine konulan ipotekler aynı maddede gemi ipoteği kapsamında gösterilmiş olması nedeniyle yapı ipoteğine de gemi ipoteğine dair hükümler uygulanır. Yapı ipoteğinin kapsamını belirleyen TTK'nun 943. maddesinde “gemi ipoteği inşa halindeki gemiye, inşaatın her safhasında şamildir. Gemi ipoteğinin 900. maddede yazılı şeylerle yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna, tersanede bulunup inşaatta kullanılacak olan ve bu bakımdan işaretlenmiş bulunan kısımlara da şamildir.” denilmiş, 900. maddenin 2. fıkrasında yer verilen “ teferruattan olan şeyler, normal bir işletmenin icabatından olarak bu durumdan çıkarılır veya alacaklı lehine el konmazdan önce temlik edilerek gemiden uzaklaştırılırsa ipotek artık bunlara şamil olmaz” hükmünün burada da uygulanacağı, ipoteğin kapsamı belirlenirken TTK'nun 943. maddesi atfı ile uygulanacak aynı Kanun'un 900. maddesinde de TMK’nun 862 ve 863. maddelerinin tatbik olunacağı navlunların dahi MK'nun 863. maddesi kapsamında olacağı belirtilmiştir. TMK'nun 862. maddesinde yer verilen mütemmim cüz ve teferruat aynı Kanun'un 684/2 ve 686/2 maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre bütünleyici parça (mütemmim cüz); yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Eklenti (teferruat) ise; asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna göre işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Bahse konu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde yapı ipoteği, sadece ipoteğin tesisi sırasında bütünleyici parçası veya eklentisi olma vasfını kazanmış bulunan menkul mallara değil, yapı malikinin mülkiyetine girmemiş olan kısımlar müstesna, yapının imar ve inşa olunduğu mahalde bulunan inşaatda kullanılmakta olan ve bu bakımdan işaretlenmiş kısımları (makinalar, kazanlar, saç levhalar yükleme teçhizatı vs.) de kapsadığının, menkullerin sadece 900. maddenin 2. fıkrasındaki halde ipotek kapsamında kalmayacağının kabulü gerekir (Turgut Kalpsüz-Gemi Rehni-3.Baskı S.204, 205, 206). Somut olayda C.. Gemi Tersanesinde yapımına başlanan ve farklı tersanelerde yapımı devam eden ve Zonguldak Gemi Sicil Müdürlüğü'nde 6762 sayılı TTK'nun 858 ve 941. maddelerine göre kayıtlı maliki B.. Gemi İnşa A.Ş. olan B.. BN-VIII isimli kimyasal madde taşıyan tanker gemisi üzerinde şikayetçi lehine 15.000 Euro bedelle ipotek sözleşmesi gereği ipotek tesis edildiği görülmektedir. İpotek lehtarı G&H Shipping S.R.L. Yapı ipoteği kapsamında mütemmim cüzler olan menkullere borçlu C.. Gemi ve Yat San. ve Tic. A.Ş.'nin borçları nedeniyle konulan hacizlerin kaldırılmasını istemiş, Mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda ana makine ve şanzımanın mütemmim cüz olduğu bu gemi dışında başka bir alanda kullanılma ihtimali söz konusu olmayacağı belirlendiğinden haczin kaldırılmasına jenaratör, taşıma kreynleri (vinç sistemleri) vs. diğer menkulların ise standart üretimle temin edilen sistemler olup benzer başka bir gemiye monte edilebileceği nedeni ile haczedilmezlik şikayetinin reddine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan bu değerlendirme ipoteğin kapsamını belirleyen yasal düzenlemeler karşısında kabul edilebilir bir kıstas değildir. Kaldı ki; aynı Mahkeme'nin 2009/11 sayılı dosyasına sunulan bilirkişi İ.. Y.. V..’ın 20.07.2009 tarihli raporunda A.. Tersanesinde tespit edilen 4 adet jeneratörün (08) (NB-VIII) nolu gemiye ait olduğu belirlenmiş, aynı bilirkişinin 28.09.2009 tarihli “ ek raporunun C..Gemi Tersanesinde yapılan inceleme ile ilgili kısmının (B) bölümünde ise G.. Marka “kreyn”lerin (08) (NB-VIII) nolu gemiye ait olduğu bilgisine, genel olarak da bulunan menkullerin gemiye takılacağı açıklamalarına yer verilmiştir. Yine 2009/25 Esas sayılı dosya için aldırılan 14.03.2011 tarihli Tanju Kurtuluş tarafından verilen raporda farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Mahkemece, yapılacak iş gemi ve makine mühendislerinden oluşturulacak bilirkişiler aracılığıyla şikayete konu menkullerin geminin oluşturulup, işletilmesi, korunması ve gemiden yararlanılabilmesi için bütünleyici parça ve eklenti olarak gemiye bağlanmasının mümkün olup olmadığının tespit ettirilmesi, bu tespitler yapılırken aynı gemi ipoteği nedeniyle karara bağlanan dosyalarda rapor veren bilirkişilerden faydalanılması, olmaması halinde söz konusu raporlarda belirlenen menkullerle aynı menkuller olup olmadığı hususunda görüş sorularak sonuca gidilmesi gerekirken ana makine ve şanzuman dışındaki menkuller yönünden eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle ret kararı verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 38Ş/4. (HMKm.297/ç) ve ÎİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sicile kayıtlı bir gemi işletme rehni sözleşmesiyle rehnedilebilir mi?

Sicile kayıtlı gemilerin sözleşmeye dayalı rehni ancak Türk Ticaret Kanunu m. 1014 gereğince gemi ipoteği ile kurulabilir; ticari işletme rehni sözleşmesiyle ayni rehin hakkı tesis edilemez.

Sicile kayıtlı olmayan işletme gemileri işletme rehnine konu edilebilir mi?

Sicile kayıtlı olmayan gemiler menkul işletme tesisatı niteliğinde kabul edilerek işletme rehni kapsamına alınabilir ve sözleşmede ayırt edici nitelikleriyle yer almalıdır.

İpotek akit tablosunda sayılmayan gemi eklentileri bağımsız olarak haczedilebilir mi?

İpotek akit tablosunda açıkça belirtilmemiş olsa dahi geminin eklentisi veya bütünleyici parçası niteliğindeki eşyalar asıl gemiden bağımsız olarak haczedilemez ve satılamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu