Asliye Ticaret Mahkemelerinin Görev Kapsamı ve Mahkemeler Arası Görev İlişkisi
Asliye ticaret mahkemesi, mevzuatta aksine bir kural yer almadıkça uyuşmazlığa konu şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın bütün ticari davalar ile ticari nitelik taşıyan çekişmesiz yargı işlerini karara bağlamakla görevlidir. Bir adli yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi faaliyette ise, asliye hukuk mahkemesinin görev alanına giren ticari uyuşmazlıklar ile özel düzenlemeler uyarınca ticaret mahkemesinde bakılması öngörülen işler asliye ticaret mahkemesinde incelenir. Birden fazla asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu yerlerde ise iş yükünün zorunlu kıldığı durumlarda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca bu mahkemelerin biri ya da birkaçı münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına dair uyuşmazlıkları çözmek üzere görevlendirilebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 5Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki bir görev ilişkisidir ve uyuşmazlıklarda göreve ilişkin usul kuralları tatbik edilir. Buna karşılık asliye ticaret mahkemesi kurulmamış olan yargı çevrelerindeki bir ticari uyuşmazlıkta görev kuralına dayanılmamış olması mahkemenin görevsizlik kararı vermesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi yargılamayı sürdürerek davayı karara bağlar.
Ticari Davaların Türleri: Mutlak ve Nispi Ayrımı
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın kanun koyucu tarafından ticari sayılan uyuşmazlıklardır. 6102 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan, Türk Medenî Kanunu'nun rehin karşılığında ödünç verme işine dair 962 ilâ 969. maddelerinden ve Türk Borçlar Kanunu'nda yer alan malvarlığı veya işletmenin devralınması, birleşme ve şekil değiştirme, rekabet yasağı, yayın sözleşmesi, kredi mektubu ve kredi emri, komisyon, ticari temsilciler ve diğer tacir yardımcıları ile havale ve saklama sözleşmelerine dair hükümlerden doğan uyuşmazlıklar ticari nitelik taşır. Ayrıca fikrî mülkiyet mevzuatından, borsa, sergi, panayır, antrepo gibi ticarete özgü yerlere ilişkin düzenlemelerden ve bankalar ile finansal kuruluşlara dair kurallardan doğan hukuk davaları da bu kapsamdadır; ancak herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin davalar bu kuralın istisnasını teşkil eder.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 4Kaynağı aç
Nispi ticari davalar, 6102 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davaları ifade eder. Bir davanın nispi ticari dava niteliği kazanabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi aranır. 6102 sayılı Kanun'un 19. maddesinde bir tacirin borçlarının ticari olmasının asıl olduğu ve bir taraf için ticari iş niteliğindeki sözleşmelerin aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari sayılacağı düzenlenmişse de, bu ticari iş karinesi davanın niteliğini kendiliğinden ticari dava hâline getirmez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 19Kaynağı aç
Havale, vedia ve fikri haklara dayalı uyuşmazlıkların ticari dava sayılması bakımından yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi yeterli görülmüştür. Ancak 6102 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının istisna hükmü uyarınca, hiçbir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar ticari dava niteliğinde kabul edilmez.
Tacir Sıfatı ve Kamu Tüzel Kişilerine İlişkin İstisna
6102 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi namına işleten kişi tacir sayılır. Ticari işletme; esnaf işletmesi ölçütlerini aşan gelir sağlama amacıyla devamlı ve bağımsız şekilde yürütülen işletmelerdir ve esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki ayrım sınırı Cumhurbaşkanı kararıyla tayin edilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 11Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 12Kaynağı aç
Kamu tüzel kişileri tacir sıfatının kazanılması bakımından kanun koyucu tarafından özel olarak ayrılmıştır. 6102 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri; kamu yararına çalışan dernekler ve gelirlerinin yarıdan fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere tahsis eden vakıflar, bir ticari işletmeyi doğrudan ya da kamu hukuku kurallarına göre idare edilen bir tüzel kişi vasıtasıyla işletseler dahi kendileri tacir kabul edilmez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 16Kaynağı aç
Heyet Halinde ve Tek Hâkimle Bakılacak Davalar
5235 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 3. fıkrası uyarınca asliye ticaret mahkemesinde konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri bir milyon Türk lirasının üzerinde olan dava ve işler heyetçe yürütülür ve karara bağlanır. Bu parasal sınır, 6100 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinin birinci fıkrasına göre artırılır. Kanunda ayrıca dava değerine bakılmaksızın heyet tarafından bakılacak işler sınırlı biçimde sayılmıştır. Buna göre; iflas, iflasın kaldırılması, kapatılması, konkordato ve yeniden yapılandırma işleri, Türk Ticaret Kanunu'nda hâkimin kesin olarak karara bağlayacağı iş ve davalar ile şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanı, organ sorumluluğu, organların azli, geçici organ atanması, fesih, infisah ve tasfiye davaları heyetçe görülür. Tahkim alanında ise tahkim şartına ilişkin itirazlar, hakemlerin seçimi ve reddi ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalar heyet görevindedir.
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
5235 sayılı Kanun'da heyetçe bakılacağı belirtilen uyuşmazlıklar dışında kalan dava ve işler asliye ticaret mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından tek hâkimle görülüp karara bağlanır. Mahkeme başkanı ile üye hâkimler arasındaki iş dağılımına ilişkin esaslar mahkemedeki işlerde dengeyi temin edecek şekilde mahkeme başkanı tarafından önceden tespit edilir.
Toplu mahkemenin görev sahasına giren dava ve işlerde yargılama safhalarının tamamı kural olarak heyetçe yürütülür. Henüz dava ikame edilmeden önce ya da davanın devamı sırasında talep edilen delil tespiti, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz şeklindeki geçici hukuki himaye tedbirlerine ilişkin istemler de bu kapsamda heyet tarafından değerlendirilerek karara bağlanır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 183/AKaynağı aç
Toplu Mahkemelerde Tahkikat Usulü ve Naip Hâkim
Toplu mahkemelerde yargılamanın tüm aşamalarının heyetçe yürütülmesi esas olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 183/A maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkeme heyeti davanın özelliğine göre tahkikat işlemlerinin tahkikat hâkimi sıfatıyla görevlendirilen bir üye tarafından yürütülmesine karar verebilir. Tahkikatın heyet tarafından yürütüldüğü işlerde ise mahkeme başkanı keşif yapılması ya da tanık dinlenmesi gibi belirli işlemlerin icrası için üyelerden birini naip hâkim tayin edebilir.
Tahkikatın görevlendirilen tahkikat hâkimi tarafından yürütüldüğü sırada taraflarca geçici hukuki koruma talebinde bulunulursa, tahkikat hâkimi bu talep hakkında karar verilmek üzere dosyayı mahkeme heyetine sunar. Tedbir istemi heyetçe incelenip karara bağlandıktan sonra tahkikat hâkimi tahkikat işlemlerini kaldığı yerden yürütmeye devam eder.
Basit Yargılama Usulü ve Dava Şartı Arabuluculuk
6102 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasında, asliye ticaret mahkemelerinin görev alanına giren ve konusu parayla ölçülebilen dava ve işlerde miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen uyuşmazlıklarda basit yargılama usulünün uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Ticari uyuşmazlıkların yargı organlarına taşınmasından önce alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından arabuluculuğa gidilmesi kanun koyucu tarafından dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi çerçevesinde, ticari nitelikteki uyuşmazlıklardan konusu bir miktar paranın tahsiline ilişkin bulunan alacak ve tazminat davalarında mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk sürecinin işletilmiş olması zorunludur.
Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren başvuruyu altı hafta içinde neticelendirir; bu süre zorunlu durumlarda arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. Arabuluculuk müzakereleri sonunda düzenlenen son tutanağın dava dilekçesine eklenmemesi hâlinde mahkeme davacı tarafa bir haftalık kesin süre vererek ihtar çıkarır. Bu ihtara rağmen belgenin sunulmaması durumunda dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeksizin dava usulden reddedilir.
Ticaret mahkemesi kurulmamış yerlerde ticari davalar nerede açılır?
Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde ticari davalara asliye hukuk mahkemesi bakar; davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez ve mahkeme yargılamaya devam eder.
Hangi ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır?
Ticaret mahkemelerinin görevine giren ve konusu parayla ölçülebilen işlerde, ilgili kanun hükmünde miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmediği belirtilen ticari davalarda basit yargılama usulü tatbik edilir.
Ticaret mahkemesinde hangi işler heyet halinde karara bağlanır?
Dava değeri bir milyon Türk lirasının üzerindeki davaların yanı sıra; iflas, konkordato, hâkimin kesin bağlayacağı işler, şirketler ve kooperatiflerde genel kurul iptali, organ sorumluluğu, azil, fesih ve tasfiye davaları ile tahkim itirazları, hakem seçimi-reddi ve yabancı hakem kararının tanıma-tenfizi işleri heyetçe karara bağlanır.
Arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmemesinin sonucu nedir?
Mahkeme son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde tutanak mahkemeye ibraz edilmezse dava dilekçesi davalıya tebliğe çıkarılmadan davanın usulden reddine karar verilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

