BT Departmanının Lisans İhlallerinde Sorumluluğu

by Avukat Erdal Ersoy
BT Departmanının Lisans İhlallerinde Sorumluluğu

Lisans İhlallerinde Bireysel ve Kurumsal Sorumluluğun Hukuki Esasları

Türk hukukunda bilgi teknolojileri veya BT departmanı adıyla düzenlenmiş müstakil bir yasal sorumluluk hükmü bulunmamaktadır. Bir lisans uyuşmazlığında sorumluluk; somut olayın koşulları, ilgililerin görev tanımları, yetki alanları, talimat ilişkileri, kusur durumları ve şirket yapısı içindeki kurumsal konumlarına göre çalışan, yönetici, temsilci ya da organ üyesi düzeyinde belirlenir.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında bilgisayar programları eser olarak korunmaktadır. Kanun'un 22. maddesi gereğince bir bilgisayar programının yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması münhasıran eser sahibinin çoğaltma hakkı kapsamında yer alır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Uyarınca Hukuki ve Cezai Sonuçlar

Manevi veya mali haklara yönelik ihlalin bir işletmenin temsilcisi veya çalışanları tarafından hizmetin görülmesi sırasında gerçekleştirilmesi hâlinde, 5846 sayılı Kanun'un 66. maddesi gereğince işletme sahibine karşı kusur şartı aranmaksızın tecavüzün ref'i davası açılabilmektedir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66 – Manevi ve mali hakları tecavüze uğrıyan kimse tecavüz edene karşı  tecavüzün ref'ini dava edebilir. Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dava açılabilir. Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir. Mahkeme, eser sahibinin manevi ve mali haklarını, tecavüzün şümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref'i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tecavüzün ref'i için lüzumlu göreceği tedbirlerin tatbikına karar verir. (Ek: 7/6/1995 – 4110/19 md.) Eser sahibi, ikamet ettiği yerde de tecavüzün ref'i ve men davası açabilir. 2. Manevi haklara tecavüz halinde:

Hak sahiplerinden yazılı izin alınmaksızın çoğaltılan eserlerle ilgili olarak 5846 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca, sözleşme yapılmış olması hâlinde talep edilebilecek bedelin veya tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlası istenebilir. Ayrıca izinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa kopyaların ve çoğaltmaya yarayan araçların imhası ya da üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında devri de talep konusu yapılabilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir. İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanunun 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır. Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanununun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir. II – Tecavüzün men'i davası:

5846 sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hak sahibinin yazılı izni olmaksızın bir eseri işleyen, çoğaltan, dağıtan, umuma ileten, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişiler hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir. Kanun'un 71. maddesinin son fıkrasına göre ise hukuka aykırı üretilmiş veya çoğaltılmış eseri satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağlarsa hakkında ceza indirimi uygulanabileceği gibi ceza verilmesinden de vazgeçilebilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71 – (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.) Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: 1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. 2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz. 3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. 4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. 2. Teknolojik önlemleri etkisiz kılma:

Şirketler Hukuku ve Yönetim Organlarının Yükümlülükleri

Anonim şirketlerde yönetim kurulu, esas sözleşmede hüküm bulunması şartıyla düzenleyeceği bir iç yönergeyle yönetimi kısmen veya tamamen devredebilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 367. maddesi uyarınca bu iç yönergenin şirketin yönetimini düzenlemesi, gerekli görevleri tanımlayıp yerlerini göstermesi, özellikle kimin kime bağlı olduğunu ve kimin bilgi sunmakla yükümlü tutulduğunu belirlemesi gerekir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 367Kaynağı aç
MADDE 367- (1) Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Bu iç yönerge şirketin yönetimini düzenler; bunun için gerekli olan görevleri, tanımlar, yerlerini gösterir, özellikle kimin kime bağlı ve bilgi sunmakla yükümlü olduğunu belirler. Yönetim kurulu, istem üzerine pay sahiplerini ve korunmaya değer menfaatlerini ikna edici bir biçimde ortaya koyan alacaklıları, bu iç yönerge hakkında, yazılı olarak bilgilendirir. (2) Yönetim, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir. 4. Ticari mümessil ve vekiller

6102 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmekle yükümlüdür. Kanun'un 553. maddesi uyarınca kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi ya da yetkiyi kanuna dayanarak başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu tutulamazlar.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 369Kaynağı aç
MADDE 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. (2) 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. II. Temsil yetkisi 1. Genel olarak
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)[75] hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.[76] (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. VI – Denetçinin sorumluluğu[77]

Haksız rekabet teşkil eden fiiller bakımından 6102 sayılı Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca çalıştıranlar, çalışanlarının işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemezlerse, şikâyet üzerine iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılabilirler. Anılan Kanun'un 63. maddesi uyarınca ise tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili işlenirse söz konusu cezai yaptırım, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş organ üyeleri veya ortaklar hakkında uygulanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 62Kaynağı aç
MADDE 62- (1) a) 55 inci maddede yazılı haksız rekabet fiillerinden birini kasten işleyenler, b) Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için kişisel durumu, ürünleri, iş ürünleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı bilgi verenler, c) Çalışanları, vekilleri veya diğer yardımcı kimseleri, çalıştıranın veya müvekkillerinin üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatanlar, d) Çalıştıranlar veya müvekkillerden, işçilerinin veya çalışanlarının ya da vekillerinin, işlerini gördükleri sırada cezayı gerektiren bir haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyenler veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 56 ncı madde gereğince hukuk davasını açma hakkını haiz bulunanlardan birinin şikâyeti üzerine, her bir bent kapsamına giren fiiller dolayısıyla iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılırlar. II – Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 63Kaynağı aç
MADDE 63- (1) Tüzel kişilerin işlerini görmeleri sırasında bir haksız rekabet fiili işlenirse 62 nci madde hükmü, tüzel kişi adına hareket eden veya etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygulanır. Haksız rekabet fiilinin bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine de karar verilebilir. BEŞİNCİ KISIM Ticari Defterler A) Defter tutma ve envanter I – Defter tutma yükümlülüğü

İş Sözleşmesi ve Borçlar Hukuku Kapsamında Personelin Durumu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddesi gereğince işçi, üstlendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmakla yükümlüdür. İşçi aynı zamanda işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri usulüne uygun kullanmak zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
MADDE 396- İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. III. Teslim ve hesap verme borcu

Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesi gereğince borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür. Bununla birlikte haksız fiil sorumluluğunu düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı tazmin etmek zorundadır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

6098 sayılı Kanun'un 66. maddesi gereğince adam çalıştıran, çalışanın işin görülmesi sırasında üçüncü kişilere verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran; çalışanını seçerken, talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Bir işletmede adam çalıştıran yönünden ise ayrıca işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat koşulu aranır. Zararı tazmin eden adam çalıştıran, zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir. 2. Hayvan bulunduranın sorumluluğu a. Giderim yükümlülüğü

İş sözleşmesinin feshi bakımından 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işçinin güveni kötüye kullanması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık oluşturarak işverene derhal haklı fesih imkânı tanıyabilir.

Kişisel Verilerin Korunması ve Ceza Yargılamasında Delil Toplama Kuralları

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 12. maddesi gereğince veri sorumlusu; kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini ve erişilmesini önlemek ile muhafazasını sağlamak amacıyla gerekli teknik ve idari tedbirleri almak ve gereken denetimleri yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

Bir suç soruşturmasında somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması hâlinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi gereğince şüphelinin kullandığı bilgisayar ve kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve metin hâline getirilmesine hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur ve hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir; sürenin dolması veya onayın verilmemesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözülen metinler derhâl imha edilir. Bilgisayar veya kütüklere elkoyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeği alınır ve bu yedekten bir kopya şüpheliye veya müdafiine tutanakla teslim edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]

Hukuk yargılamasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesi gereğince uyuşmazlık vakıalarını ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler belge niteliğindedir. Ancak aynı Kanun'un 189. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilmiş deliller vakıaların ispatında mahkeme tarafından dikkate alınamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu
Lisans ihlalinde işletme sahibine karşı kusur aranmaksızın tecavüzün ref'i davası açılabilir mi?

Evet, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 66. maddesi uyarınca ihlal bir işletmenin temsilcisi veya çalışanları tarafından hizmetin ifası sırasında gerçekleştirilmişse işletme sahibine karşı kusur şartı aranmaksızın tecavüzün ref'i davası açılabilir.

Lisanssız kullanımda hak sahibi en çok ne kadar tazminat isteyebilir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca hak sahibi, sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir.

İşveren ödediği lisans tazminatını çalışanına hangi sınırda rücu edebilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesi gereğince adam çalıştıran, ödediği tazminatı zarar veren çalışanına ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilmektedir.

Uyuşmazlık konusu vakıalarda elektronik veriler delil niteliği taşır mı?

Evet, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 199. maddesine göre uyuşmazlık vakıalarını ispata elverişli elektronik ortamdaki veriler belgedir; ancak 189. maddenin ikinci fıkrası gereğince hukuka aykırı elde edilmiş deliller ispatta dikkate alınamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu