Telafi Çalışması Nedir, Hangi Hallerde Yapılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Telafi Çalışması Nedir, Hangi Hallerde Yapılır?

Telafi Çalışmasının Hukuki Niteliği ve Fazla Mesai Farkı

Telafi çalışması; zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi, benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde çalışılmayan sürelerin sonradan telafi edilmesidir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 64 uyarınca yürütülen bu çalışmalar kanunen fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 64Kaynağı aç
Madde 64 – Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren dört ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir. (Ek cümle:25/3/2020-7226/43 md.) Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırmaya yetkilidir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmaz.[19] Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz. Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği

4857 sayılı İş Kanunu m. 63 gereğince çalışma süresi genel bakımdan haftada en çok kırk beş saattir. Fazla mesai, haftalık kırk beş saatlik çalışma süresini aşan çalışmalar için söz konusu olur ve işçiye zamlı ücret ödenmesini gerektirir. Telafi çalışması ise daha önce çalışılmayan sürelerin karşılanması amacıyla yapılan çalışma niteliğinde olup fazla çalışma sayılmaz ve kural olarak ek ücret ödenmesini gerektirmez.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. (Ek cümle: 10/9/2014-6552/7 md.; Değişik cümle: 4/4/2015-6645/36 md.) Yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi; günde en çok yedi buçuk, haftada en çok otuz yedi buçuk saattir. Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. (Ek cümle: 6/5/2016-6715/3 md.) Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir. Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (Mülga dördüncü fıkra: 20/6/2012-6331/37 md.) Telafi çalışması

Telafi Çalışmasını Gerektiren Durumlar

Telafi çalışması yapılabilmesi için öncelikle işyerinde çalışmanın geçici olarak durmasına veya önemli ölçüde azalmasına yol açan hallerin varlığı aranır. Makine arızası, elektrik kesintisi, doğal afet, teknik aksaklık veya benzeri zorunlu nedenlerle işin durması bu kapsamda değerlendirilir. Bu gibi zorunlu nedenlerin ortaya çıkması halinde çalışılmayan süreler sonradan telafi çalışması ile karşılanabilir.

Zorunlu işletme nedenlerinin yanı sıra, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi yahut benzer nedenlerle çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında kalınması veya işyerinin tamamen tatil edilmesi durumlarında da telafi çalışması gündeme gelebilir. Ayrıca işçinin kişisel nedenlerle kendi talebiyle izin alması ve işverenin de bu talebi kabul etmesi halinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması uygulanabilir.

Uygulama Usulü, Yasal Süreler ve Günlük Sınırlar

Telafi çalışmasının uygulanabilmesi için işverenin bu doğrultuda açık bir talimat vermesi gerekir. İşveren, telafi çalışmasının hangi günlerde ve hangi sürelerle gerçekleştirileceğini işçilere önceden bildirmelidir. Bu uygulamanın işyerinde belirli ve düzenli bir plan çerçevesinde yürütülmesi esastır.

4857 sayılı İş Kanunu m. 64 uyarınca işveren, anılan hallerde çalışılmayan süreler için dört ay içinde telafi çalışması yaptırabilir. Kanun bu süreyi iki katına kadar artırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki tanımıştır. Çalışılmayan sürelerin ortaya çıktığı tarihten itibaren dört aylık yasal süre içinde yaptırılmayan çalışmalar telafi çalışması niteliğini kaybeder ve bu kapsamda yaptırılan çalışmalar fazla çalışma olarak değerlendirilerek fazla mesai ücreti ödeme yükümlülüğü doğurabilir.

4857 sayılı İş Kanunu m. 64 gereğince telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. 4857 sayılı Kanun m. 63 uyarınca günlük çalışma süresi on bir saati aşamayacağından, telafi çalışması dahil işçinin bir gün içindeki toplam çalışma süresinin günlük on bir saatlik azami süreyi geçmemesi gerekir. Günlük üç saatlik sınırın veya azami çalışma süresinin aşılması halinde yapılan çalışmalar telafi çalışması sayılmaz ve fazla çalışma ücretine hak kazandırabilir.

4857 sayılı İş Kanunu m. 64 açıkça tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamayacağını öngörmüştür. Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde telafi gerekçesiyle çalışma yaptırılması mümkün değildir. Bu günlerde çalışma yaptırılması durumunda söz konusu mesai telafi niteliği taşımaz; tatil çalışması veya fazla çalışma sayılarak ilgili ücretlerin ödenmesi gerekir.

Kanuna Aykırı Uygulamalar ve Talimata Uymamanın Hukuki Sonuçları

4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II uyarınca işçinin ücretinin kanuna veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi ya da ödenmemesi yahut çalışma şartlarının uygulanmaması halinde işçi iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir. Günlük üç saat sınırının veya günlük on bir saatlik azami sürenin aşılması, tatil günlerinde telafi çalışması istenmesi veya yasal süresi dışında telafi yaptırılması gibi haller çalışma koşullarının ağırlaştırılması sayılabileceğinden işçi açısından haklı fesih ve kıdem tazminatı hakkı gündeme gelebilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı

Buna karşılık kanuna uygun şekilde planlanan ve işçiye usulünce bildirilen telafi çalışması işverenin yönetim hakkı sınırları içindedir. Haklı bir mazeret bulunmaksızın telafi çalışması talimatına uymayan işçiye disiplin yaptırımları uygulanabilir ve durumun ağırlığına göre iş sözleşmesinin feshi söz konusu olabilir.

Uyuşmazlıkların Çözümü, İspat Kuralları ve Zamanaşımı

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1 uyarınca kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi alacaklarına ilişkin davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Telafi çalışmasının fazla mesaiye dönüştüğü iddiasıyla açılacak alacak davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin işletilmesi gerekir. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde mahkeme herhangi bir işlem yapmaksızın davayı usulden reddeder; iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan tazminat talepleri ise bu dava şartı kuralının dışındadır.

7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/41 md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. (3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. (4) Arabuluculuk Daire Başkanlığı, sicile kayıtlı arabuluculardan bu madde uyarınca arabuluculuk yapmak isteyenleri, varsa uzmanlık alanlarını da belirterek, görev yapmak istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına göre listeler ve listeleri ilgili komisyon başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, bu listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne gönderir. (5) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. (6) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir. (7) Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür. (8) Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder.  Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar. (9) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve onuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, altıncı fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir. (10) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. (11) Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir. (12) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle:7/11/2024-7531/28 md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.[1] (13) Tarafların arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir. (14) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (15)  (İptal : Anayasa Mahkemesinin 3/6/2025 tarihli ve E.:2024/157; K.:2025/121 sayılı Kararı ile.) (16) Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. (17) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (18) Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir. (19) Arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür. (20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır. (21) Bu maddede hüküm bulunmayan hâllerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri uygulanır. (22) Arabuluculuğa başvuru usulü, arabulucunun görevlendirilmesi ve arabuluculuk görüşmelerine ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir. Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuru zorunluluğu

Telafi çalışmasından kaynaklanan işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemeleridir. İş mahkemesinin bulunmadığı yargı çevrelerinde davalara asliye hukuk mahkemeleri iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme ise kural olarak davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir.

Telafi çalışmasının fazla çalışmaya dönüştüğünü ileri süren işçi, fazla çalışma yaptığını kural olarak ispatlamakla yükümlüdür. İşyerindeki çalışma düzeni, bordrolar, puantaj kayıtları, işyerine giriş ve çıkış kayıtları ile tanık beyanları bu iddianın değerlendirilmesinde delil teşkil eder.

Telafi çalışmasının kanuni sınırları aşması nedeniyle fazla mesaiye dönüşmesinden doğan fazla çalışma ve işçilik alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Zamanaşımı süresi kural olarak alacağın doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.

Telafi çalışması için işçiye ek bir ücret ödenir mi?

Telafi çalışması daha önce çalışılmayan sürelerin telafisi amacıyla yapıldığından kanunen fazla çalışma sayılmaz ve kural olarak ek ücret ödenmesini gerektirmez.

Günde en fazla kaç saat telafi çalışması yaptırılabilir?

Telafi çalışması günlük en çok çalışma süresini aşmamak şartıyla günde en fazla üç saat yaptırılabilir; ayrıca telafi dahil günlük toplam çalışma süresi 11 saatlik azami sınırı aşamaz.

Hafta tatilinde veya genel tatilde telafi çalışması yapılabilir mi?

Tatil günlerinde telafi çalışması yaptırılamaz; tatil günlerinde yaptırılan çalışmalar telafi sayılmaz ve fazla çalışma veya tatil çalışması kabul edilerek ilgili ücretlerin ödenmesini gerektirir.

Telafi çalışması ne kadar süre içinde yaptırılmalıdır?

4857 sayılı İş Kanunu m. 64 uyarınca işveren telafi çalışmasını dört ay içinde yaptırabilir; Cumhurbaşkanı bu süreyi iki katına kadar artırmaya yetkilidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu