Tebligatın İadesi Halinde Ne Yapılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Tebligatın İadesi Halinde Ne Yapılır?

Tebligatın muhatap kişiye ulaştırılamayıp teslim edilememesi durumuna uygulamada tebligatın bila iadesi denilmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 10/1 uyarınca tebligat, öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresine yapılır; muhatabın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması da caizdir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adrese tebligat yapılamaması hâlinde ise aynı kanunun 10/2. maddesi gereğince muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/21372, K. 2013/29142Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2013/21372 E.  ,  2013/29142 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/01/2013 NUMARASI : 2013/108-2013/134 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için  Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu vekili tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğu ileri sürülerek ödeme emrinin iptali talep edilmiş, mahkemece  tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi kapsamında usulüne uygun olarak yapıldığı gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir. Somut olayda borçluya gönderilen örnek 7 ödeme emrinin tebliğ evrakı üzerine "Mernis Adresidir Geri Çevrilemez" yazılarak tebliğe çıkarıldığı ve dağıtıcı tarafından TK.'nun 21/2.maddesine göre 15.08.2012 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. 2709 Sayılı 1982 Anayasası'nın Hak Arama Hürriyeti başlıklı 36. maddesine göre; ''Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.'' 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen Adreste Tebligat" başlıklı 10/1. maddesine göre ise; ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.'' 11.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesiyle 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine eklenen 2.fıkraya göre; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.'' Aynı Yasanın "Tebliğ İmkansızlığı Ve Tebellüğden İmtina" başlıklı 21. maddesine 6099 Sayılı Kanunun 5.maddesiyle eklenen 21/2.maddesine göre;'' Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.'' Aynı Yasanın "Usulüne Aykırı Tebliğin Hükmü" başlıklı 32.maddesine göre ise; ''Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.'' Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 16/2.maddesine göre ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. 6099 Sayılı Kanunun genel gerekçesinde; ''… Uygulamada yaşanan sorunları önlemek üzere tasarıda yer verilen en önemli değişiklik, 25/4/2006 tarihli ve 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda kabul edilen "adres kayıt sistemi"nin Tebligat Kanununa intibakının sağlanmasıdır. Hatta bu yolla, bazen on-onbeş tebligatla dahi sonuç elde edilemeyen durumlarda (ilânen tebligatın gerektirdiği istisnaî hâller hariç), en fazla iki veya üç tebligatla sorun çözülebilecektir. Tebligat Kanunu'nun 10.maddesine ek fıkra eklenmesiyle ilgili 6099 Sayılı Kanunun 3.maddesinin gerekçesinde '' Tebligat Kanununun 10. maddesine eklenen ikinci fıkra ile tebligata ilişkin sorunların belki de en önemli kısmının çözüme kavuşturulması amaçlanmıştır. Yapılan yeni düzenlemeyle, önce yine bilinen en son adrese tebligat yapılacaktır. Böylelikle, muhataba daha kolay ulaşılabilecek bir adres biliniyorsa oraya tebligat yapılması imkânı açık tutulmuştur. Ancak, tebligatın yapılmasını isteyenin veya tebligatı çıkartan makamın bildirdiği adresin, tebligata elverişli olmadığının anlaşılması ya da bu adrese tebligat yapılamaması halinde, muhatabın 5490 Sayılı Kanuna göre adres kayıt sistemindeki adresi, bilinen son adresi olarak kabul edilerek, tebligat buraya yapılacaktır. Hiç kimse, adres değişikliğini bildirmemek suretiyle ihmali veya adresini belirsiz hale getirecek kötü niyetli davranışlarıyla hak elde etmemelidir. Hukuk düzeni, kişinin açık ihmal veya kötü niyetini korumaz. Adres kayıt sistemi dışında ayrıca bir adres araştırması yapılmayacaktır. Bu açıdan, adres kayıt sistemindeki adres, başkaca araştırma yapılmasını gerekli kılmayan son adres olarak kabul edilmiştir. Bu durumda, ne tebligatı çıkartan merciin ne de posta memurunun başkaca bir adres araştırması yapmasına gerek bulunmamaktadır.Adres kayıt sistemiyle ilgili olarak yapılan bu düzenlemenin sonucu olarak gereksiz zaman, işgücü ve maddî kaybın önüne geçmek için, bilinen adrese yapılan tebligatın karşılıksız kalması halinde adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağı kabul edilmiştir.'' 21. maddeye ek fıkra eklenmesiyle ilgili 6099 Sayılı Kanun'un 4. maddesinin gerekçesinde ise; ''Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi çok sık uygulanan bir hükümdür.  Bu maddede, muhatap veya kendisine tebliğ yapılabilecek kimselerden hiçbiri tebliğ adresinde bulunmaz veya bulunduğu halde tebellüğden imtina ederse, hangi yolun izleneceği belirtilmiştir. Bu durumda maddenin birinci fıkrasındaki yol izlenerek tebligat yapılacaktır. Bu maddeye ikinci fıkra eklenmiş, eklenen fıkrayla adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması halinde izlenecek yöntem belirtilmiştir. Zira, 10. maddede yapılan değişiklikle birlikte, bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, adres kayıt sistemindeki adres esas alınacak, başkaca araştırma yapılmadan tebligat o adrese yapılacaktır'' açıklamalarına yer verilmiştir. Tebligat Kanunu'nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkra ile gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın  adresi takip alacaklısı (veya davacı) tarafından bildirilecek ve normal tebligat çıkarılacaktır. İlk defa  bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Her iki adres de Tebligat Kanunu'nun 10/1.maddesi kapsamında bilinen adrestir.  Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre  çıkarılacaktır. Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine başka adresi bilinmiyor diyerek doğrudan 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması doğru olmaz. Bu davranış Anayasanın 36. maddesine aykırı olur ve muhatabın savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir. Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi aynı zamanda özünde cezalandırmayı da amaçlayan bir düzenleme içermektedir. Yasa koyucu 5490 Sayılı Kanuna göre doğru adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü'ne bildirmeyen vatandaşı cezalandırmak amacını  gütmüştür. Tebligat Yasasının dar yorumlanması, geçerli bir mazereti nedeniyle yeni adresini zamanında Nüfus Müdürlüğü'ne bildiremeyen veya önemli bir mazereti nedeniyle (yatarak hastanede tedavi gören hasta gibi) bir kaç aylığına adresinden ayrılmak zorunda kalan vatandaşın cezalandırılmasına neden olur. Yasanın yorumunda yardımcı kaynak olan madde gerekçeleri bu konuda bize ışık tutmaktadır. Tebligat Kanunu'nda değişiklik getiren madde gerekçelerinden açıkça anlaşılacağı üzere iki veya üç tebligatla sorun çözülmek istenmiştir. Hem yasa metninde, hem yasanın uygulanmasını gösteren yönetmelikte ve hem de madde gerekçesinde muhatabın  sadece adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adres olarak bildirilmesi halinde doğrudan 21/2'ye göre tebligat yapılacağı açıklamasına yer verilmemiş, bilakis bildirilen adrese tebligat yapılamaması halinde 21/2'ye göre tebligat yapılacağı önemle vurgulanmıştır. Ayrıca Tebligat Yönetmeliğinin  79.maddesinde T.K.'nun 21/2.maddesine göre  çıkarılacak tebligatların açık mavi renkli zarflarla yapılacağının belirtilmesi bu usulün hemen başvurulacak bir yol olmadığı,istisna olarak ve belirli şartların oluşması halinde  başvurulacak bir tebligat şekli olduğunu da göstermektedir. İlk defa bildirilen adres kayıt sistemindeki adres, tebligat yapılamayacağı açıkça anlaşılan bir adres olmadığı için, öncelikle normal bir tebligat çıkartılarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesinde ve Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesinde muhatap lehine olan araştırmaların yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işleminin yerine getirilmesi gerekir. Tebligatın anlamı bildirimdir. Tebligatın yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere  iki ana unsuru vardır. Tebligat savunma hakkı ile sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay  Hukuk Genel  Kurulu'nun 30.12.2009 tarihli ve 2009/12-563 E. – 2009/600 K. sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere icra takibinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, itirazların yapılabilmesi ve takibin süratle sonuçlandırılabilmesi, ancak, tarafların icra takibinden usulünce haberdar edilmesi ile mümkündür. Zira, takip borçlusunun hangi icra dairesinde aleyhine takip bulunduğunu, hakkındaki taleplerin nelerden ibaret olduğunu bilmesi ve varsa itirazlarını zamanında ve doğru merciye yöneltebilmesi usulüne uygun olarak yapılacak tebligat  ile sağlanabilir. Somut olayda şikayet konusu yapılan tebligatın, TK.'nun 10/2. maddesi gözardı edilerek, takip talebinde ve ödeme emrinde, borçlunun adresi mernis adresinden farklı bir adres olarak gösterildiği halde bu adrese önceden hiçbir tebligat çıkarılmadan ve yasal şartları oluşmadan doğrudan TK.'nun 2l/2. maddesine göre mernis adresine tebligat çıkartıldığı ve dolayısıyla bu tebligatın yukarıda açıklanan usule aykırı bir tebligat olduğu görülmektedir. Usule aykırı tebliğin hükmü ise 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53.maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatap tebliğe muttali olmuş ise geçerli sayılıp, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. O halde mahkemece, usulsüz tebligat şikayetinin kabulü ile Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince; tebligat tarihinin öğrenme tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Muhatabın Adreste Bulunmaması ve Geçici Ayrılma Durumu

Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa, Tebligat Kanunu m. 16 gereğince tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır. Muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiğinin belirtilmesi hâlinde ise Tebligat Kanunu m. 20 hükmü uygulanır. Bu durumda keyfiyet ile beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve evrak bu kişilere verilir. Beyanda bulunanın imzadan imtina etmesi veya evrakı kabulden çekinmesi hâlinde işlemler 21. maddeye göre yapılır. Bu usulde tebliğ, evrakın kanunda sayılan kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren on beş gün sonra yapılmış sayılır.

Tebligat Kanunu Madde 21 ve Açık Mavi Zarf Usulü

Muhatap veya adına tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ya da tebellüğden imtina ederse, Tebligat Kanunu m. 21/1 uyarınca tebliğ memuru evrakı o yerin muhtarına, ihtiyar heyeti azasından birine veya zabıta amir ya da memurlarına imza karşılığı teslim eder; teslim alanın adresini ihtiva eden ihbarnameyi binanın kapısına yapıştırır ve durumu mümkün oldukça en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi kabul edilir.

Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde tebligat, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca çıkarılır; bu aşamayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2013/21372 Esas ve 2013/29142 Karar sayılı ilamında da vurgulamıştır. Tebligat Kanunu m. 21/2 gereğince gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup muhatap o adreste hiç oturmamış veya adresten sürekli ayrılmış olsa dahi evrak muhtara, heyet azasına veya zabıtaya teslim edilerek kapıya ihbarname yapıştırılır ve yapıştırma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 79 uyarınca m. 21/2'ye göre çıkarılacak tebligatlar açık mavi renkli zarflarla yapılmalıdır ve bu usul hemen başvurulacak bir yol olmayıp belirli şartlara bağlı istisnai bir nitelik taşır.

Adres Kayıt Sisteminde Kayıt Bulunmaması ve Madde 35

Tebligat Kanunu m. 35 hükmüne dayanılarak tebligat yapılabilmesi için belirli yasal şartların varlığı aranır. Nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/8118 Esas ve 2019/6513 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, Tebligat Kanunu m. 35'e göre işlem yürütülebilmesi için öncelikle aynı adrese usulüne uygun olarak en az bir defa tebliğ yapılmış olması ve muhatabın adres kayıt sisteminde herhangi bir adresinin de bulunmaması şarttır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/8118, K. 2019/6513Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/8118 E.  ,  2019/6513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R I- 7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. a) Bu kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir. b) Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanunun 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir. Tebligat Kanununun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından, Anayasanın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesine ve Tebligat Kanununun yukarıda bahsi geçen hükümlerine aykırı olacaktır. II- Tebligat Kanununun 35. maddesinin; Birinci ve ikinci fıkralarında, gerçek kişilerle ilgili olarak, muhatabın kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmasından sonra, eğer bu kişi adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu; adresini değiştiren kişinin yeni adres bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmüne yer verilmiştir. Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için öncelikle, mahkemece aynı adrese usulüne uygun olarak en azından bir kere tebliğ yapılabilmiş olması gerekir. Bu şarta ilave olarak muhatabın adres kayıt sisteminde herhangi bir adresinin de bulunmaması gerekir. III- Tebligat Kanununun "Yabancı memlekette tebligat usulü" başlıklı 25. maddesi hükmüne göre de “Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekâlet vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da memuriyet havzası nazarı itibare alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir.” Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; gerekçeli karar, davalı …'a TK'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, davalı adına daha önce TK'nun 10. maddesine göre çıkarılan tebligat evrakının "muhatabın yurtdışında ikamet ettiği" belirtilerek bila tebliğ iade edildiği; davalının yurtdışı ikamet adresi araştırılmadığı gibi adres kayıt sistemindeki adresi de tespit edilmeksizin dava dilekçesi ve bilirkişi raporunun tebliğ edildiği yurtiçi ikamet adresine TK'nun 35. maddesine göre usulsüz tebligat yapıldığı anlaşılmıştır. Öncelikle, adı geçen davalının yurtdışı adresinin araştırılarak bu adresine, yoksa adres kayıt sisteminden tespit edilecek adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde gerekçeli kararın tebliği sağlanarak yasal temyiz süresinin dolması da beklenildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 10.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Muhatabın Yurt Dışında Bulunması Halinde Tebligat

Muhatabın yurt dışında ikamet ettiğinin anlaşıldığı durumlarda açık adresi araştırılmaksızın doğrudan Tebligat Kanunu m. 21 uyarınca tebligat yapılması hukuka aykırılık teşkil eder; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2019/54 Esas ve 2020/1499 Karar sayılı ilamında öncelikle yabancı memlekette tebligat usulünün işletilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2019/54, K. 2020/1499Kaynağı aç
10. Hukuk Dairesi         2019/54 E.  ,  2020/1499 K. "İçtihat Metni" Bölge Adliye Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Dava, iş kazası tespiti istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalılardan Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalılardan Kurum ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; 7201 sayılı Kanunun 21. maddesi ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır.İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü mevcuttur. 7201 sayılı Kanunun 25 ve 25/a maddeleri yabancı memlekette tebligat usulü ile yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligatı aşağıdaki şekilde düzenleme altına almıştır. “Madde 25 – Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasiyle Dışişleri Bakanlığıne, oradan damemuriyet havzası nazarı itibara alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. (Ek : 6/6/1985 – 3220/8 md.) Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir. Siyasî temsilcilik aracılığıyla yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına tebligat: Madde 25/a- (Ek: 19/3/2003-4829/8 md.) Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir. Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar. Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir. Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/7 md.) Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir.” 7201 sayılı Kanunun 35. maddesinin ikinci fıkrasına göre ise, “Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılamayacak olup; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir. Dosyadan, dava dilekçesi ve gıyabi hükmün, davalılar …, …, …’a 21/1. maddesi gereğince tebliğ edildiği, dosya kapsamına göre davalıların yurt dışında ikamet ettiği anlaşılmakla davalıların açık adresi araştırılmaksızın, doğrudan TK 21. maddeye göre tebligat yapılması isabetsizdir. Mahkemece; verilen gıyabi hükmün, davalılar …, …, …’ın yurt dışı araştırılması neticesinde yukarıda belirtilen usullere göre tebliğ edilerek; temyiz süresi geçtikten ve gerektiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesi gereği, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra gönderilmek üzere, dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine, 24.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Tebligat Kanunu m. 25 uyarınca yabancı memlekette bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekalet vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da Türkiye elçiliğine veya konsolosluğuna gönderilir; lüzum görülmeyen hâllerde doğrudan da gönderilebilir. Yabancı ülkedeki muhatabın Türk vatandaşı olması durumunda Tebligat Kanunu m. 25/a gereğince bildirimin tebliğ edildiği belgelendiğinde, otuz gün içinde büyükelçilik veya konsolosluğa başvurulmazsa tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır; muhatap temsilciliğe başvurup evrakı almaktan kaçınırsa düzenlenen tutanak tarihinde tebliğ tamamlanmış kabul edilir.

Usulsüz İade ve Tebligatın Hükümleri

Posta memurunun yasal prosedürleri atlayarak veya eksik bırakarak yaptığı iade işlemi usulsüzdür ve bu usulsüz işlem sonrasında gerçekleştirilen diğer tebligat işlemleri de geçersiz kılınabilir. Buna karşılık Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuşsa geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur.

Tebligatın bila iadesi ne anlama gelir?

Tebligatın muhatap kişiye ulaştırılamayıp teslim edilememesi durumuna tebligatın bila iadesi denilmektedir.

Bilinen adrese tebligat yapılamazsa ne yapılır?

Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmaması veya buraya tebligat yapılamaması hâlinde muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi kabul edilerek tebligat buraya yapılır; bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi durumunda ise adres kayıt sistemindeki adrese Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca açık mavi zarfla tebligat çıkarılır.

Usulsüz yapılan tebligat hangi tarihte yapılmış sayılır?

Tebligat usulüne aykırı olsa dahi muhatap tebliğe muttali olmuşsa tebligat geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi addolunur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu