TCK Madde 92 Zorunluluk Hali ve Uygulama Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
TCK Madde 92 Zorunluluk Hali ve Uygulama Şartları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 92. maddesi, organ veya dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar gözetilerek faile verilecek cezada indirim yapılabilmesini ya da ceza vermekten vazgeçilebilmesini düzenlemektedir. Bu kural, organ veya doku ticareti suçunda yalnızca organını veya dokusunu satan kişi yönünden uygulanabilecek bir takdir alanı sunmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 92Kaynağı aç
Madde 92- (1) Organ veya dokularını satan kişinin içinde bulunduğu
sosyal ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak, hakkında verilecek
cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.
Etkin pişmanlık

TCK 92 Hükmünün Hukuki Niteliği ve Başlık Değerlendirmesi

Türk Ceza Kanunu'nun 92. maddesinin kenar başlığında zorunluluk hali ifadesi kullanılmıştır. Buna karşılık fıkra metninde failin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar esas alınmış, kanunun gerekçesinde ise fıkra metninde organ veya dokularını satan kişi açısından etkin pişmanlık hükmüne yer verildiği belirtilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2014/12641 Esas, 2015/18074 Karar ve 2021/2355 Esas, 2021/6901 Karar sayılı ilamlarında da işaret edildiği üzere, madde başlığında zorunluluk hali kavramı bulunsa da esasta organlarını verenler bakımından özel bir cezasızlık halinin düzenlendiği ve madde başlığının içerikle örtüşmediği kabul edilmektedir. Aynı kararlarda, düzenlemenin Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesinin 2. fıkrasındaki ağır koşullardan ayrılan özel bir zorunluluk hali niteliği taşıdığı da ifade edilmektedir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2355, K. 2021/6901Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2021/2355 E.  ,  2021/6901 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Organ ticareti, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak
Hüküm : Organ ticareti suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, G…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … haklarında; TCK'nın 25/2, CMK'nın 223/3-b. maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına,
Organ ticareti yapma suçundan sanık … hakkında; TCK’nın 92. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, organ ticareti yapma suçundan sanık … hakkında; TCK’nın 91/4-3, 35/2, 62/1, 52/2, 53/1-3, 58/1-9. maddeleri gereğince mahkumiyet,
Örgüte üye olma suçundan sanık … hakkında; TCK’nın 220/2, 62/1, 53/1, 58/1-9. maddeleri gereğince mahkumiyet,
Örgüte üye olma suçundan sanıklar …, …, …, …, …, … haklarında; TCK’nın 220/2, 62/1, 53/1, 58/9, CMK’nın 231/5. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
Organ ticareti yapma suçundan sanık …‘in ve örgüte üye olma suçundan sanık …’in mahkumiyetlerine, organ ticareti yapma suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …z, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … haklarında ceza verilmesine yer olmadığına, örgüte üye olma suçundan sanıklar …, …, …, …, … ve … haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar katılan vekili ile sanık … müdafii, sanık … müdafii, sanık … ve sanık … müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Her ne kadar 13.06.2019 tarihli tebliğnamede, sanık … müdafinin 28.11.2018 tarihli dilekçesi ile sanık hakkındaki kararı temyiz ettiği belirtilmiş ise de, dilekçenin incelenmesinden, sanık hakkında örgüte üye olma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz olduğunun ve sanık müdafinin 05.08.2019 tarihli Dairemize gönderdiği dilekçesinde de sanık hakkındaki kararı temyiz etmediğini belirttiği görülmekle, sanık … hakkında temyiz incelemesi yapılmasına gerek olmadığına karar verilerek yapılan incelemede,
1- Örgüte üye olma suçundan sanıklar …, …, …, … … ve … haklarındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına ve örgüte üye olma suçundan sanık …’in mahkumiyetine ilişkin katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan “suçtan zarar görme” kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; katılan vekilinin, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçlarından açılan davaya katılma ve tesis edilen hükmü temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin sanıklar hakkındaki örgüte üye olma suçundan tayin edilen hükümlere yönelik temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
2-Örgüte üye olma suçundan sanık …’in mahkumiyetine ilişkin sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Tüm dosya kapsamından, temyize gelmeyen sanık …’dan para karşılığı böbrek nakli gerçekleştiren temyize gelmeyen böbrek hastası sanık …’ın, kendisine yapılan böbrek nakli ameliyatından sonra böbrek hastası olan kişilerle irtibata geçerek, para karşılığı böbrek nakil ameliyatının gerçekleşebileğini söylediği, ilk önce şüpheli …, daha sonra Kışlacık köyünde bulunan şüpheli …, …, … kardeşler ile …, …, … ve …'yı organizasyona dahil ederek, organ ticareti suçunu işlemeye başladıkları, böbrek alıcısı ve vericisinin yol, barınma, hastane masrafları ve noter masraflarını karşıladıkları, gerektiğinde sahte evrak tanzim edilmesi, noter işlemlerinin yerine getirilmesi, hastanedeki yasal prosedürlerin tamamlanması faaliyetlerinin, bir disiplin içerisinde … tarafından verilen talimatlarla diğer sanıklar tarafından gerçekleştirildiği, elde edilen gelirlerin sanık …'ın belirlediği düzende sanıklar arasında paylaşıldığı anlaşılmakla,
Sanığın, örgüt kapsamı içinde birden fazla organ nakli organizasyonunda faaliyet göstermiş olduğu gözetilerek sanık hakkında alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi yerine, alt hadden ceza tayin edilmesi ile sanık hakkında eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, örgütün olduğuna dair dosya içinde delil bulunmadığına, sanığın sadece organ bağışçısı durumunda bulunduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3-Organ ticareti yapma suçundan sanık …’in mahkumiyetine ilişkin sanık müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’un böbrek hastası olup kendisine uygun böbrek ararken, sanık … aracılığı ile tanıştığı sanık … ile görüşmeleri neticesinde, böbrek nakli hususunda anlaştıkları, etik kurulundan onay alındığı ancak böbreğini verecek olan … ’un sağlık sorunları nedeniyle organ naklinin gerçekleşemediğinin anlaşıldığı olayda,
Organ veya doku ticareti yapılmasının suç olarak tanımlandığı TCK'nın 91/3. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, burada önemli olan hususun organ veya dokunun para veya sair bir maddi menfaat karşılığında tedavüle tabi tutulması olup, suçun oluşması için ödemenin ne zaman yapıldığının ya da yapılıp yapılmadığının öneminin olmaması, hatta organ veya dokunun alınmasına dahi gerek bulunmaması karşısında, suçun tamamlandığı gözetilmeksizin sanığa tayin edilen cezadan teşebbüs nedeniyle TCK'nın 35/2. maddesi gereğince indirim yapılması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin, organ naklinin gerçekleşmediğine, menfaat temin edilmediğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın tekerüre esas sabıkası bulunmadığı halde, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılamayı gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün 5. maddesinin "B" bölümünde yer alan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 8. paragrafının hükümden çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4-Sanıklar … ve … haklarında katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık …’nun 25.11.2020 ve sanık …’un 13.08.2020 tarihlerinde öldüklerinin tespit edilmiş olması karşısında, sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
5-Organ ticareti suçundan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ün haklarındaki ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara ilişkin katılan vekili ile … ve … müdafinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre, … ve … müdafinin bir nedene dayanmayan, katılan vekilinin, sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Tüm dosya kapsamına göre; sanık …’ün böbreğinin sanık …’e 20.000-TL karşılığında verilmesi konusunda anlaştıkları ve naklin gerçekleştiği anlaşılmakla, organ veya doku ticareti yapılmasının suç olarak tanımlandığı TCK'nın 91/3. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, burada önemli olan hususun organ veya dokunun para veya sair bir maddi menfaat karşılığında tedavüle tabi tutulması olup, suçun oluşması için ödemenin ne zaman yapıldığının ya da yapılıp yapılmadığı ile organ veya dokunun naklinin gerekmememesi karşısında, organ ticareti yapma suçunu işlediği anlaşılan sanık hakkında TCK'nın 92. maddesi uyarınca zorunluluk hali gerekçe gösterilerek ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmişse de;
Organ ticareti yapma suçunda, organ veya dokularını satanlar yönünden TCK'nın 92. maddesinde organ ve dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar gözönünde bulundurularak, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten vaçgeçilebileceği düzenlenmiş, bu şekilde yasa koyucu TCK'nın 25/2. maddesindeki ağır şartlardan ayrılarak özel bir zorunluluk hali düzenlenmiştir. Bununla birlikte madde başlığında zorunluluk hali kavramı kullanılmış ise de, esasen maddede organlarını verenler yönünden özel bir cezasızlık halinin düzenlendiği, madde başlığının içerikle örtüşmediği de kabul edilmektedir. Bu hüküm uygulanırken çok özenli davranılmalı, maddenin yorumunda organ ve doku ticaretine ilişkin suçlarla mücadelede etkisiz kalınacak bir yorum ve uygulamadan kaçınılmalı, hukuk düzeninin kendi içinde çelişmeyeceği nazara alınarak Organ ve Doku Nakli Kanununun 3. maddesindeki yasaklama hükmü gözetilmelidir. Sanığın savunmalarında belirttiği üzere, ekonomik sıkıntı yaşaması nedeniyle böbreğini satmaya karar verip, köylüleri aracılığıyla tanıştığı organ ticareti yapan sanıklarla irtibata geçerek anlatılan şekilde atılı suçun işlendiği olayda, kendi eylemiyle bilerek ve isteyerek neden olduğu ekonomik sıkıntısını, hayati önem taşıyan bir organını para karşılığında satmak dışında başka bir yolla giderebilme imkanının bulunması, öte yandan kişinin ekonomik sıkıntısını bu şekilde gidermeyi tercih etmesinde tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasındaki orantıdan da söz edebilme imkanının bulunmaması ve söz konusu eylemin hukukun genel ilkeleri gereğince kişinin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlarının aşılması niteliğinde olması karşısında, TCK'nın 92. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yeterli şartların oluşmadığı gözetilip, organ ticareti yapma suçundan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde zorunluluk halinin varlığının kabulü ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
b-Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih ve 2013/64 sayılı kararında da belirtildiği üzere;
Zorunluluk hali 5237 sayılı TCK'nın 25/2. maddesinde; "Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez" şeklinde düzenlenmiştir.
Gerek öğreti de gerekse yargısal kararlarda benimsendiğ üzere zorunluluk halinin varlığının kabul edilebilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
1-Tehlikeye ilişkin şartlar,
a)Ağır ve muhakkak bir tehlike olmalıdır.
b)Tehlike bir hakka yönelik olmalıdır.
c)Tehlikeye bilerek neden olunmamalıdır.
2-Korunmaya ilişkin şartlar,
a)Tehlikeden başka türlü kurtulma imkanı bulunmamalıdır.
b)Tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmalıdır.
c)Tehlikeye karşı koyma görevi bulunmamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; böbrek hastası olanların hastalıklarının hayati tehlike arz edecek derecede olması, organ nakli dışında başka bir tedavi imkanlarının bulunmaması ve organ naklinin, hastanın yaşaması için zaruret teşkil etmesi neticesinde atılı suçu işleyenlerin anılan madde kapsamında zorunluluk hallerinin oluştuğundan bahsedilebileceğinin kabulü ile, bir kısım böbrek hastası sanıklar hakkında, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakil Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından düzenlenen 01/10/2018 tarihli raporda, organ nakil işlemlerinin zaruret arz etmediği beyan edilmiş ise de, mahkemece, gelişen tıp biliminde başkaca bir tedavi yöntemi bulunmayan böbrek hastalarının başka suretle korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile hareket ettikleri gerekçe gösterilerek, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … haklarında zorunluluk halinin kabulü ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla,
Yukarıda adı geçen böbrek hastası olan sanıklar hakkında, Adli Tıp Kurumunun ilgili dairesinden, hastalıklarının hayati tehlike arz edecek derecede olup olmadığı, gelişen tıp bilimi çerçevesinde suç oluşturan organ nakli eylemleri dışında başka yolla tedavi edilme imkanı ve organ naklinde zaruret bulunup bulunmadığı ile yaşamlarını devam ettirebilmek için böbrek naklinin zorunluluk teşkil edip etmediği konularında rapor alındıktan sonra böbrek hastası sanıklar ile sanık konumunda bulunan böbrek hastası yakınlarının hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanıklar hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.10.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/12641, K. 2015/18074Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2014/12641 E.  ,  2015/18074 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma, Organ ticareti, Resmi belgede sahtecilik
Hüküm : 1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçundan; Sanıklar… haklarında beraat,
2) Organ ticareti yapma suçundan:
a) Sanıklar .. TCK’nın 92. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına,
b) Sanıklar…. haklarında beraat,
3) Resmi belgede sahtecilik suçundan: Sanıklar … haklarında: Hüküm kurulmasına yer olmadığına
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve bu örgüte üye olma suçundan, sanıklar… beraatlerine, Organ ticareti yapma suçundan, sanıklar ….. ve … beraatlerine sanıklar….. ve … haklarında ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlerle, resmi belgede sahtecilik suçundan, sanıklar… ve… haklarında hüküm kurulmasına yer olmadığına ilişkin kararlar, sanık… müdafi, sanıklar … ve … ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-… C. Başsavcılığının 2010/24256 Esas sayılı ve 25.10.2010 tarihli iddianamesi içeriğinde isim ve eylemlerine yer verilip, … Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2010 tarih, 2010/739-889 Esas ve Karar sayılı görevsizlik kararında da iddianame başlığında isimlerine sanık olarak yer verilmemişse de, iddianame içeriğinde suçlamalarına dayanak olay ve eylemlerinin açıklandığı vurgulanan sanıklar…ve … haklarında organ ticareti, sanıklar… haklarında ise organ ticareti ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı kabul edilip, adı geçen sanıkların atılı suçlamalarla ilgili olarak sorgu ve savunmaları alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi;
2-Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1, Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230/1-c, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 308/7. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını, kısaca davanın süjeleri de dahil olmak üzere herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların bu kanıtlar konusunda mahkemece ulaşılan sonuçların iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemlerin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmadığı ve hangi suçu oluşturduğu konusundaki mahkeme kabulünün, duraksamaya yol açmayacak biçimde delillerle irtibatlandırılacak şekilde kararda gösterilmesi gerektiği, somut olayda suç işlemek için örgüt kurma ve örgüte üye olma suçuna ilişkin değerlendirme yapılırken, Ceza Genel Kurulunun 03.04.2007 tarih ve 253/80 sayılı kararında da belirtildiği üzere;
5237 sayılı Yasanın 220. maddesi anlamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı bir şekilde amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerektiği, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmediği, örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, sanığın, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, maddenin 4 ve 5. fıkraları uyarınca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen her bir suçtan da ayrıca cezalandırılabileceği gözetilerek sanıkların hukuki durumların, yukarıdaki ilkeler gözönüne alınarak değerlendirmesi gerekirken gerekçeden yoksun, soyut ifadelerle denetime olanak tanımayacak şekilde genel bir kabulle beraat kararı verilmesi,
3-UYAP sisteminden yapılan araştırmada, sanık… hakkında … Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/43 Esas sayılı dosyası ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve organ ticareti yapma suçlarından kovuşturma yapıldığının anlaşılması karşısında, mükerrer hüküm verilmesinin engellenmesi bakımından, dava dosyasının incelenip, hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde sanık yönünden birleştirme hususu da değerlendirilerek, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik soruşturmaya dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
4-Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Sanıklar … ve … haklarında iddianame içeriğinde resmi belgede sahtecilik suçuna yönelik eylemlerin açıkça anlatılması suretiyle dava açıldığı gözetilmeden, yazılı şekilde, "iddianamede sahtecilik suçundan dava açılmadığı halde görevsizlik kararında adı geçenler hakkında sahtecilik suçundan da görevsizlik kararının düzenlendiği ve açılmamış bir dava hakkında hüküm kurulmasının mümkün olmadığından" bahisle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b) Sanıklar…haklarında organlarını satmak suretiyle organ ticareti suçlarından ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlerin incelenmesine gelince;
Organ ticareti yapma suçunda, organ veya dokularını satanlar yönünden TCK'nın 92. maddesindeki organ ve dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar gözönünde bulundurularak, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten vazgeçilebileceği hükmü ile TCK'nın 25/2. maddesindeki ağır şartlardan ayrılmak suretiyle özel bir zorunluluk hali düzenlenmiştir. Bununla birlikte madde başlığında zorunluluk hali kavramı kullanılmış ise de, esasen maddede organlarını verenler yönünden özel bir cezasızlık halinin düzenlendiği, madde başlığının içerikle örtüşmediği de kabul edilmektedir. Bu hüküm uygulanırken çok özenli davranılmalı, maddenin yorumunda organ ve doku ticaretine ilişkin suçlarla mücadelede etkisiz kalınacak bir yorum ve uygulamadan kaçınılmalı, hukuk düzeninin kendi içinde çelişmeyeceği nazara alınarak Organ ve Doku Nakli Kanununun 3. maddesindeki yasaklama hükmü gözetilmelidir. Sanıkların savunmalarında da belirtildiği üzere ekonomik sıkıntılarını gidermek amacıyla atılı suçların işlendiği olayda, kendi eylemiyle bilerek ve isteyerek neden oldukları ekonomik sıkıntılarını, hayati önem taşıyan organlarını para karşılığında satmak dışında başka bir yolla giderebilme imkanlarının bulunması, öte yandan kişinin ekonomik sıkıntısını bu şekilde gidermeyi tercih etmesinde tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasındaki orantıdan da söz edebilme imkanının bulunmaması ve söz konusu eylemin hukukun genel ilkeleri gereğince kişinin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlarının aşılması niteliğinde olması karşısında, TCK'nın 92. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine yeterli şartların oluşmadığının gözetilmemesi,
c) Sanık … hakkında organını satmak suretiyle organ ticareti yapma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde TCK'nın 92. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi,
d) Sanıklar … ve … beraatlerine ilişkin hükmün incelenmesinde ise;
Zorunluluk halinin düzenlendiği TCK'nın 25/2. maddesinde, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka surele korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez, hükmünü içermekte olup, böbrek hastası olan sanıklar . … ile hasta olan çocuklarına böbrek almaya çalışan sanık … ve çocuğuna böbrek alan ve naklini sağlayan sanık … suça konu hastalıkların hayati tehlike arz edecek derecede olup olmadığı, gelişen tıp bilimi çerçevesinde suç oluşturan organ nakli eylemleri dışında başka bir yolla tedavi edilme imkanı ve organ naklinde zaruret bulunup bulunmadığı araştırılıp, sonucuna göre sanıklar haklarında TCK'nın 25/2. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan "hayatın olağan akışına göre herkes sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürmek isteyip, bu maksatla gönüllü vericilerin bir böbreğinin verici yönünden tek böbrekle de hayatını sürdürebileği düşünülerek nakledilmesinde TCK'nın 92 maddesine göre zorunluluk hali sözkonusu olduğundan" şeklindeki gerekçe ile sanıklar hakkında beraate hükmedilmesi, zorunluluk halinde varlığının kabulü halinde ise CMK'nın 223/3-b maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebileceğinin gözetilmemesi,
e) Sanık .. hakkında kendi böbreğini satmak suretiyle organ ticareti yapma suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, bu suçtan beraatine hükmedilmesi,
F) Beraatine hükmedilen sanık … lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanık … müdafi, sanıklar … ve … ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Organ veya doku ticareti suçunu işleyen kişinin soruşturma veya kovuşturma makamlarına suç ortaklarını bildirmesi durumu ise 5237 sayılı Kanun'un 93. maddesinde bağımsız bir etkin pişmanlık kurumu olarak düzenlenmiştir. TCK m. 93 uyarınca, organ veya dokularını satan kişi resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce durumu yetkili mercie haber vererek suçluların yakalanmasını kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz; suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun ortaya çıkmasına ve diğer suçluların yakalanmasına yardım ederse cezasında dörtte birden yarısına kadar indirim yapılır. Dolayısıyla TCK m. 92'deki sosyal ve ekonomik duruma dayalı cezasızlık veya indirim değerlendirmesi ile TCK m. 93'teki etkin pişmanlık mekanizması ayrı hukuki şartlara bağlanmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 93Kaynağı aç
Madde 93- (1) Organ veya dokularını satan kişi, resmi makamlar tarafından
haber alınmadan önce durumu merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını
kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz.
(2) Bu suç haber alındıktan sonra, organ veya dokularını satan kişi,
gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve diğer suçluların yakalanmasına
hizmet ve yardım ederse; hakkında verilecek cezanın, yardımın niteliğine göre,
dörtte birden yarısına kadarı indirilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
İşkence
ve Eziyet
İşkence

Organ Ticareti Suçunda Tedavül Ölçütü

Organ ve doku ticareti suçunda failin sorumluluğunun belirlenmesinde organ veya dokunun para ya da maddi bir menfaat karşılığında tedavüle çıkarılması yeterli görülmektedir. Anlaşmaya konu bedelin fiilen ödenip ödenmediği, ödeme zamanı ya da organ veya dokunun cerrahi müdahaleyle alınıp naklinin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği suçun tamamlanması bakımından zorunlu bir unsur oluşturmamaktadır.

Organ Satan Kişi Bakımından Şartların Sınırları ve Usul Kuralları

TCK m. 92 hükmünün uygulanmasında genişletici yorumdan kaçınılması gerekmektedir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2015/3906 Esas, 2015/8955 Karar; 2014/12641 Esas, 2015/18074 Karar ve 2021/2355 Esas, 2021/6901 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, bu hüküm uygulanırken özenli davranılmalı, organ ve doku ticareti suçlarıyla mücadeleyi etkisiz kılacak yorumlardan uzak durulmalı ve 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun'un bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı organ ve doku alınması ile satılmasını yasaklayan 3. maddesi gözetilmelidir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/3906, K. 2015/8955Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2015/3906 E.  ,  2015/8955 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Organ ticareti, Resmi belgede sahtecilik
Hüküm : 1) Sanık … hakkında:
a) TCK’nın 91/3, 62, 53/1-3,
b) TCK’nın 204/1, 43, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet,
2) Sanık … hakkında: TCK’nın 204/1, 43, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Organ ticareti, resmi belgede sahtecilik suçlarından sanık …'nin, resmi belgede sahtecilik suçundan sanık …'ın mahkumiyetine ilişkin hükümler sanık … müdafi, sanık … ve Mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanık …'nin resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin gıyabında verilen ve 20.01.2014 tarihinde usulünce kendisine tebliğ edilen hükmü CMUK’un 310/1. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süre geçtikten sonra 27.06.2014 tarihinde temyiz ettiğinin ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 06.11.2007 gün ve 167/222 sayılı kararında belirtildiği üzere Cumhuriyet savcılarının yargı çevresindeki Asliye Ceza Mahkemelerinin hükümlerine karşı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesi gereğince tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz kanun yoluna başvurabilecekleri, temyiz süresinin görüldü ile değil tefhimle başlayacağı 07.01.2014 tarihinde verilen hükme karşı 03.03.2014 tarihinde yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla, mahalli Cumhuriyet savcısı ile sanık …'nin temyiz istemlerinin 1412 sayılı CMUK'un 310 ve 317. maddeleri uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2-Sanık …'ın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin eksik incelemeye ve mahkumiyetin yerinde olmadığına ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
3-Sanık …'nin organ ticareti suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Organ ticareti suçunda, organ veya dokularını satanlar yönünden TCK'nın 92. maddesinde organ ve dokularını satan kişinin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar gözönünde bulundurularak, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten vaçgeçilebileceği düzenlenmiş, bu şekilde yasa koyucu TCK'nın 25/2. maddesindeki ağır şartlardan ayrılarak özel bir zorunluluk hali düzenlenmiştir. Bununla birlikte madde başlığında zorunluluk hali kavramı kullanılmış ise de, esasen maddede organlarını verenler yönünden özel bir cezasızlık halinin düzenlendiği, madde başlığının içerikle örtüşmediği de kabul edilmektedir. Bu hüküm uygulanırken çok özenli davranılmalı, maddenin yorumunda organ ve doku ticaretine ilişkin suçlarla mücadelede etkisiz kalınacak bir yorum ve uygulamadan kaçınılmalı, hukuk düzeninin kendi içinde çelişmeyeceği nazara alınarak Organ ve Doku Nakli Kanunu'nun 3. maddesindeki yasaklama hükmü gözetilmelidir. Sanığın savunmalarında belirttiği üzere, borçlarını ödemek için böbreğini satmaya karar verip, internet aracılığıyla tanıştığı organ alıcısı olan diğer sanıkla irtibata geçerek anlatılan şekilde atılı suçun işlendiği olayda, ekonomik sıkıntısını, hayati önem taşıyan bir organını para karşılığında satmak dışında başka bir yolla giderebilme imkanının bulunması, öte yandan kişinin ekonomik sıkıntısını bu şekilde gidermeyi tercih etmesinde tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasındaki orantıdan da söz edebilme imkanının bulunmaması ve söz konusu eylemin hukukun genel ilkeleri gereğince kişinin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlarının aşılması niteliğinde olması karşısında, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Organ naklinde kallanılmak üzere şikayetçi Gökhan adına düzenlenmiş kimliğin sanık Yağmur tarafından sonradan başka suçlarda kullanılması üzerine sürdürülen soruşturma sebebiyle sanığın 22.09.2011 tarihinde Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinde, organ ticareti suçunu da anlatması üzerine bu suçtan adli soruşturmaya başlandığı anlaşılmakla, sanık Yağmur hakkında TCK'nın 93. maddesinin uygulanması hususunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca, isteme uygun olarak BOZULMASINA, 26.05.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
2238 sayılı ORGAN VE DOKU ALINMASI, SAKLANMASI, AŞILANMASI VE NAKLİ HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
Madde 3 – Bir
bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılması
yasaktır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararlarında ele alınan somut olaylarda; kişinin bilerek ve isteyerek neden olduğu ekonomik sıkıntısını hayati önem taşıyan bir organını para karşılığında satmak dışında başka bir yolla giderebilme imkânının bulunması, tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta arasında orantı kurulamaması ve eylemin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlarını aşması karşısında, TCK m. 92 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi için yeterli şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, hakkında organını satmak suretiyle organ ticareti suçundan açılmış bir kamu davası bulunmayan sanık hakkında TCK m. 92 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı kurulamaz.

Organ Satın Alan veya Yakını İçin Temin Edenlerin Durumu

Hastalık nedeniyle organ satın alan ya da hasta yakını için organ temin etmeye çalışan failler hakkında TCK m. 92 hükmü uygulanamaz ve bu gerekçeye dayanılarak beraat kararı kurulamaz. Organ nakline ihtiyaç duyan alıcı sanıklar ve yakınlarının durumu, genel hüküm niteliğindeki Türk Ceza Kanunu'nun 25. maddesinin 2. fıkrası kapsamında değerlendirilmelidir.

5237 sayılı Kanun'un 25. maddesinin 2. fıkrasına göre; gerek failin kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik, bilerek neden olunmayan, başka suretle korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu altında ve tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta arasında orantı bulunması koşuluyla işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Yargı kararlarında benimsenen ölçütlere göre bu halin kabulü için tehlikenin ağır, muhakkak ve bir hakka yönelik olması, tehlikeye bilerek yol açılmaması; korunma yönünden ise başka kurtulma imkânının bulunmaması, orantılılık ve tehlikeye karşı koyma yükümlülüğünün olmaması şartları bir arada aranır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25- (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka
yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir
saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek
zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek
neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak
bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin
ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile
işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası

Böbrek hastası sanıkların hastalıklarının hayati tehlike oluşturacak derecede bulunması, tıp bilimi çerçevesinde organ nakli suçunu oluşturan eylemler dışında başka bir yolla tedavi edilme imkânının kalmaması ve naklin hastanın yaşaması için zaruret teşkil etmesi durumunda TCK m. 25/2 kapsamındaki zorunluluk halinin varlığı kabul edilebilir. Bu kapsamda Adli Tıp Kurumunun ilgili dairesinden hastalığın hayati tehlike boyutu, alternatif tıbbi tedavi imkânı bulunup bulunmadığı ve yaşamın devamı için organ naklinin zorunluluk derecesi hususlarında rapor alınması gerekir. İnceleme sonucunda zorunluluk halinin varlığı kabul edildiğinde beraat kararı yerine, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilebilir.

TCK 92 zorunluluk hali organ satın alan kişiler hakkında uygulanabilir mi?

Hayır, TCK m. 92 yalnızca organ veya dokularını satan kişi hakkında uygulanabilir; hastalık sebebiyle organ satın alan veya yakını için organ temin eden kişiler yönünden TCK m. 25/2'de yer alan genel zorunluluk hali şartları incelenir.

Borçlarını ödemek için organını satan fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir mi?

Kendi eylemiyle bilerek neden olduğu ekonomik sıkıntısını başka yollarla giderme imkânı bulunan, tehlike ile vasıta arasında orantı bulunmayan ve eylemi beden üzerindeki tasarruf yetkisini aşan kişi hakkında TCK m. 92 gereğince ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi için yeterli şartlar oluşmamış sayılır.

Organ ticareti suçunda alıcı bakımından genel zorunluluk hali saptanırsa hangi hüküm kurulabilir?

Organ alıcısı hasta veya yakını yönünden TCK m. 25/2 kapsamındaki zorunluluk hali koşullarının varlığı kabul edildiğinde beraat kararı değil, CMK m. 223/3-b uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu