Yalan Tanıklık Suçunun Hukuki Çerçevesi ve Maddi Unsuru
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 272. maddesinde düzenlenen yalan tanıklık suçunun maddi unsuru, tanığın gerçeğe aykırı biçimde tanıklık yapmasıdır. Gerçeğe aykırı tanıklık; tanığın maddi olay hakkında bilerek hilafı vaki beyanda bulunması, yalan söylemesi, hakikati inkâr etmesi ya da kendisine yöneltilen sorularda bilgisini kısmen veya tamamen saklaması şeklinde gerçekleşir. Yemin verilmesi suçun kurucu bir unsuru olmamakla birlikte, tanıklığın yemin ettirilerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi ya da kurul önünde veya mahkeme huzurunda icra edilmesi cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hâli oluşturur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2018/298, K. 2020/499Kaynağı aç
Hukuka aykırı bir fiil dolayısıyla başlatılan soruşturmada yetkili makam önünde yalan tanıklık yapılması temel şekil olarak yaptırıma bağlanırken; fiilin mahkemede işlenmesi veya üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun adli süreçlerinde gerçekleşmesi durumunda daha ağır cezalar öngörülmüştür.
Etkin Pişmanlık ve Gerçeğe Dönmenin Hukuki Niteliği
5237 sayılı Kanun'un 274. maddesinde özel bir etkin pişmanlık müessesesi düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/298 Esas ve 2020/499 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, failin yalan tanıklık suçunu tamamlamasından sonra suça konu beyanlarının gerçeği yansıtmadığını kabul ederek doğruları dile getirmesi uygulamada gerçeğe dönme olarak tanımlanmaktadır. Bu düzenlemenin hayata geçirilebilmesi için mahkeme kararında failin hangi beyanlarının suçu teşkil ettiği, hangi beyan ve aşamadaki açıklamalarının ise gerçeğe dönme niteliği taşıdığının somut olarak ortaya konulması gerekir.
Hüküm veya Hak Kısıtlamasından Önce Gerçeğe Dönülmesi Halinde Cezasızlık
Türk Ceza Kanunu'nun 274. maddesinin birinci fıkrasına göre, aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında bir hak kısıtlamasını ya da yoksunluğunu doğuracak nitelikte bir karar verilmeden veya asıl dava dosyasında hüküm kurulmadan önce failin doğruyu söylemesi durumunda hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu düzenleme şahsi cezasızlık sebebi teşkil eder. İlk beyanın aksine duruşmada doğru olan vakıanın aktarılması, henüz aleyhe nihai bir karar ya da hürriyeti bağlayıcı tedbir doğmamışsa faile ceza verilmesini engeller.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 274Kaynağı aç
Kanunun birinci fıkrasında kastedilen hak kısıtlaması veya yoksunluğu doğuran kararlara gözaltına alma veya tutuklama gibi koruma tedbirleri örnek oluşturmaktadır. Dolayısıyla soruşturma aşamasında yeminli olarak beyanı alınan tanığın, kovuşturma safhasındaki duruşmada söz konusu beyanından rücu ederek olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını açıklaması halinde, aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında henüz bir hak kısıtlaması kararı verilmemiş ve hüküm kurulmamışsa etkin pişmanlık hükümleri kapsamında cezasızlık hali değerlendirilir.
Sanık Lehine Yapılan Yalan Tanıklıkta Etkin Pişmanlık
Kanun maddesinin lafzında aleyhine tanıklık yapılan kişi ibaresi yer almakla birlikte, yargılamanın amacının maddi gerçeğe ulaşmak olması ve Anayasa'daki eşitlik ilkesi çerçevesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/298 Esas ve 2020/499 Karar sayılı kararında lehe tanıklık durumu da değerlendirilmiştir. Yalan tanıklığın sanığın lehine yapılıp daha sonra hak kısıtlaması doğuran bir karar öncesinde ya da hükümden evvel gerçeğe dönülmesi halinde de fail hakkında etkin pişmanlık hükmü uygulanır; aleyhe beyanda bulunan tanığın yararlandığı cezasızlık imkânından lehe beyanda bulunan failin evleviyetle yararlanması kabul edilmektedir.
Hak Kısıtlaması Kararından Sonra Gerçeğin Açıklanması
Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hak kısıtlaması ya da yoksunluğu neticesini doğuran bir karar tesis edildikten sonra ve fakat esasa ilişkin hüküm kurulmadan önce gerçeğin söylenmesi halinde, TCK m. 274/2 uyarınca verilecek cezanın üçte ikisinden yarısına kadarı indirilebilir. Söz konusu fıkra mutlak bir ceza muafiyeti getirmemekte, hâkime indirim uygulama ve oranını belirleme konusunda takdir yetkisi tanımaktadır.
Mahkûmiyet Kararından Sonra Kesinleşme Öncesi Etkin Pişmanlık
Aleyhine tanıklık yapılan şahıs hakkında mahkûmiyet kararı verildikten sonra, bu karar kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi durumunda TCK m. 274/3 hükmü devreye girer. Bu aşamada gerçeğe dönen failin cezasında yarıdan üçte bire kadar indirim yapılabilir. Tıpkı ikinci fıkrada olduğu gibi, mahkûmiyet sonrası kesinleşme öncesinde vuku bulan gerçeğe dönme durumunda da ceza indirimi hâkimin takdirine bırakılmıştır.
Nedensellik Bağı ve Hukuk Davalarında Gerçeğe Rücu
TCK m. 274 düzenlemesinin tatbik edilebilmesi bakımından, tanığın gerçeğe aykırı beyanı ile aleyhine tanıklık edilen kimse hakkında uygulanan hak kısıtlaması kararı arasında bir nedensellik bağı bulunması şart değildir. Aynı şekilde suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmiş olması da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için aranmaz.
Hukuk mahkemesinde görülen bir davada tanık olarak dinlendikten sonra gerçeğe rücu ettiğini bildiren kişinin durumu değerlendirilirken, ilgili hukuk mahkemesi dava dosyası celp edilerek failin gerçeğe rücu ettiği tarihin ve o tarihe kadar beyanın gerçeğe aykırılığının mahkemece belirlenip belirlenmediğinin incelenmesi ve bu tespite göre TCK m. 274 hükümlerinin karara bağlanması zorunludur.
Korkutma ve Tehdit Etkisinde Tanıklık
Tanıklık esnasında korkutma ve tehdide maruz kalındığı iddiasıyla failin kusurluluğunun kalktığının kabul edilebilmesi için TCK m. 28 kapsamında tehdidin muhakkak ve ağır olması gerekir. Tehdidin konusu ile işlenen yalan tanıklık fiili arasında bir orantı bulunmalı; failin geçici süreyle dahi olsa etkisinden kurtulabileceği nitelikteki korkutmalar kusurluluğu büsbütün ortadan kaldıran bir sebep teşkil etmemektedir.
Yalan tanıklıktan hüküm verilmeden önce vazgeçilirse ceza verilir mi?
Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında hak kısıtlaması veya yoksunluğu kararı verilmeden veya hüküm tesis edilmeden önce gerçeğin açıklanması halinde TCK m. 274/1 uyarınca faile ceza verilmez.
Sanık lehine yalan tanıklık yapan kişi etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi?
Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacı ve eşitlik ilkesi uyarınca, sanık lehine gerçeğe aykırı tanıklıkta bulunup sonradan hak kısıtlaması kararı verilmeden veya hükümden önce gerçeğe dönen fail de etkin pişmanlık hükmünden yararlanır.
Etkin pişmanlık uygulanması için yalan beyan ile hak kısıtlaması arasında nedensellik bağı şart mıdır?
Hayır, TCK m. 274 hükümlerinin tatbiki için failin gerçeğe aykırı açıklaması ile aleyhe verilen kısıtlama kararı arasında nedensellik bağı bulunması aranmaz.
Mahkûmiyet kararından sonra gerçeğe dönüldüğünde ceza indirimi nasıl uygulanır?
Aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde verilecek cezada hâkimin takdiriyle yarıdan üçte bire kadar indirim yapılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

