Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu, kamu görevlisinin görevi dolayısıyla kendisine tevdi edilen veya görevi sebebiyle bilgi edindiği gizli nitelikteki belgeleri, kararları, emirleri ya da tebligatı açıklaması, yayımlaması veya başkalarının bu bilgilere ulaşmasını kolaylaştırmasıyla oluşur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 258. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu fiilleri gerçekleştiren kamu görevlisine bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra söz konusu fiilleri işleyen kişilerin de aynı ceza ile cezalandırılacağı açıkça düzenlenmiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 258Kaynağı aç
nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve
emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa
olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan
dört yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, birinci fıkrada yazılı
fiilleri işleyen kimseye de aynı ceza verilir.
Kamu görevlisinin ticareti
Fail Çevresi ve Suçun Manevi Unsuru
Türk Ceza Kanunu'nun 258. maddesinde yer verilen suçun faili kural olarak kamu görevlisidir; ancak kanun koyucu görevi sona eren kişilerin bu sıfatın bitiminden sonra gerçekleştirdikleri ifşa veya bilgi edinmeyi kolaylaştırma fiillerini de aynı ceza yaptırımına bağlamıştır. Bu yönüyle görev süresi tamamlanmış olsa dahi görev sebebiyle öğrenilen gizli belgelerin korunması yükümlülüğü devam eder.
Suçun oluşumu bakımından failin, görevi dolayısıyla edindiği ve gizli kalması gereken belge, karar, emir veya diğer tebligatı açıklama, yayımlama veya başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırma bilinç ve iradesiyle hareket etmesi zorunludur. Failde bu kast bulunmaksızın, salt dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık veya ihmal neticesinde gizli kalması gereken bilginin açığa çıkması hâlinde göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu vücut bulmaz. İhmali neticesinde başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırdığının farkında olmayan kamu görevlisinin durumu, somut olayın koşullarına göre görevi kötüye kullanma suçu bağlamında değerlendirilebilir.
Kamu görevlisinin kasıtlı ifşa iradesi taşımadığı durumlarda devreye girebilecek olan Türk Ceza Kanunu'nun 257. maddesi, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan durumlar haricinde tatbik edilir. Maddenin birinci fıkrasına göre, görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına yol açan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek aynı neticelere sebebiyet verilmesi hâlinde ise maddenin ikinci fıkrası uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 257Kaynağı aç
dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin
mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir
menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin
gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine
veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan
kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Göreve ilişkin sırrın açıklanması
Gizli Kalması Gereken Belge ve Karar Niteliği
Kişinin her zaman doğrudan almaya yetkili olduğu kendi nüfus kayıt örneği kapsamındaki belgelere ilişkin bilgilerin ilgili kişiye açıklanması, sır olarak saklanması gereken bilgilerin ifşası niteliğinde bulunmadığından suçun yasal unsurlarını oluşturmaz.
Hakkında arama kaydı bulunmayan bir kimsenin bizzat veya avukatı aracılığıyla emniyet birimlerine başvurarak öğrenebileceği 'hakkında arama kaydı bulunmadığı' bilgisi de Türk Ceza Kanunu'nun 258. maddesinde sayılan gizli kalması gereken belge, karar, emir ve diğer tebligat niteliğinde değerlendirilemez.
Soruşturmanın Gizliliğinin İhlali ile Norm İlişkisi
İddianamede veya iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararında göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu olarak nitelendirilen eylemler, somut anlatım gözetilerek Türk Ceza Kanunu'nun 285. maddesinde düzenlenen gizliliğin ihlali suçu kapsamında değerlendirilebilir.
Soruşturma Usulü ve İdari İzin Şartı
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/8967 Esas ve 2015/17008 Karar sayılı ilamına göre, göreve ilişkin sırrın açıklanması suçuna dair soruşturma genel hükümlere tabidir ve bu suç yönünden 4483 sayılı Kanun uyarınca yetkili idari merciden soruşturma izni alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bununla birlikte kararda, 4483 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ikinci fıkrası gereğince görev ve sıfat sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden gösterilen özel usullerin saklı tutulduğu belirtilmiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2015/8967, K. 2015/17008Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : KYB – 2015/252892
Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçundan şüpheliler M.. Ö.. ve A.. A.. hakkındaki soruşturma evresi sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/11/2014 tarihli ve 2014/53313 soruşturma, 2014/55773 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilerek gereği yapılmak üzere dosyanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğince verilen 23/03/2015 tarihli ve 2015/125 Değişik İş sayılı Kararın;
Dosya kapsamına göre; İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğince, göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunu işlediği iddia olunan şüpheliler hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma izni alınmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmiş ise de, şüphelilerin üzerine atılı göreve ilişkin sırrın açıklanması suçuna ilişkin soruşturmanın genel hükümlere tabi olduğu, keza 4483 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi gereğince görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümlerin saklı tutulduğu nazara alındığında, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli, 02/07/2015 gün ve 94660652-105-35-5824-2015-13887/44293 sayılı Kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görüldüğünden talebin kabulü ile İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğince verilen 23/03/2015 tarihli ve 2015/125 Değişik İş sayılı Kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine nazaran müteakip işlemlerin merciince yapılmasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 04/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Delil Yasakları ve İletişimin Denetlenmesi Sınırı
Katalog suçlar arasında yer verilmeyen göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun ispatında iletişim tespiti ve fiziki takip delillerinin kullanılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Bu nitelikteki deliller hukuka aykırı delil teşkil ettiğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükme esas alınamaz.
Cezanın Bireyselleştirilmesi ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesindeki şartlar gözetilerek seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce hâkim tarafından değerlendirilmesi zorunludur.
Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun cezası nedir?
TCK m. 258/1 uyarınca görevi nedeniyle kendisine verilen veya bilgi edindiği gizli kalması gereken belge, karar, emir ve tebligatı açıklayan, yayımlayan ya da bilgi edinilmesini kolaylaştıran kamu görevlisine bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir; kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra aynı fiilleri işleyen kişiye de TCK m. 258/2 uyarınca aynı ceza uygulanır.
Görevi sona eren kamu görevlisi bu suçu işleyebilir mi?
Evet, Türk Ceza Kanunu'nun 258. maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra birinci fıkradaki fiilleri işleyen kişiye de aynı şekilde bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
Soruşturma açılması için mülki amirden izin alınması gerekir mi?
TCK m. 258 kapsamındaki soruşturma genel hükümlere tabi olduğundan 4483 sayılı Kanun kapsamında idari soruşturma izni aranmaz; ancak ilgililerin sıfatı veya kanunlardan doğan özel soruşturma usulleri saklıdır.
Kişinin kendi nüfus kaydını veya hakkında arama kaydı bulunmadığını öğrenmesi suçu oluşturur mu?
Kişinin doğrudan almaya yetkili olduğu kendi nüfus kayıt örneği kapsamındaki belgelerin açıklanması veya bizzat ya da avukatı aracılığıyla emniyet birimlerinden öğrenebileceği hakkında arama kaydı bulunmadığı bilgisinin iletilmesi, sır olarak saklanması gereken nitelikte olmadığından Türk Ceza Kanunu'nun 258. maddesindeki suçu oluşturmaz.
Dikkatsizlik veya ihmal sonucu gizli bilginin öğrenilmesi hâlinde TCK m. 258 uygulanır mı?
Hayır, TCK m. 258 kasten işlenebilen bir suçtur; failde ifşa veya bilgi edinmeyi kolaylaştırma bilinci bulunmaksızın ihmal sonucu bilginin açığa çıkması hâlinde bu suç oluşmaz, şartları varsa ihmali görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

