Görev Sırasında Din Hizmetlerini Kötüye Kullanma Suçu ve Hukuki Niteliği
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 219. maddesi, İkinci Kitap altındaki Özel Hükümler kısmında, Topluma Karşı Suçlar ana başlığı ve Kamu Barışına Karşı Suçlar bölümü çerçevesinde düzenlenmiştir. Madde metni, kanun koyucu tarafından mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241 ve 242. maddelerinde yer alan suç unsurlarının içeriği korunarak tek bir madde çatısı altında toplanmıştır. Düzenlemenin gerekçesinde Anayasa'nın 2. maddesinde güvenceye kavuşturulan laiklik ilkesini koruma amacına dayanıldığı; dinî görev üstlenenlerin vazifeleri sırasında devlet idaresini, kanunları yahut hükümet icraatını kötülemelerinin siyasetin ibadethanelere sirayet etmesine yol açabileceği ifade edilmiştir.
Görev Esnasında Devlet İdaresini ve Kanunları Kötüleme ve Aşağılama
5237 sayılı Kanun'un 219. maddesinin birinci fıkrasına göre; imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dinî reislerden birinin vazifesini yerine getirdiği sırada alenen hükümet idaresini, devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif etmesi suç teşkil eder. Bu fiili gerçekleştiren fail hakkında bir aydan bir yıla kadar hapis ve adlî para cezasına veya bu yaptırımlardan birine hükmolunabilir. Fiilin suç oluşturabilmesi için din görevlisinin bizzat vazifesini ifa ettiği sırada ve alenen hareket etmesi kanuni unsur olarak aranmıştır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 219Kaynağı aç
reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet
kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye
kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır veya bunlardan birine
hükmolunabilir.
(2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan
bilistifade hükümetin idaresini ve kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden
birine ait olan vazife ve salahiyeti takbih ve tezyife veya halkı kanunlara
yahut hükümet emirlerini icraya veya memuru memuriyetinin vazifesi icabına
karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik edecek olursa üç aydan iki seneye kadar
hapse ve adlî para cezası ve müebbeden veya muvakkaten bilfiil o vazifeyi
icradan ve onun menfaat ve aidatını almaktan memnuiyetine hükmolunur.
(3) Kendi sıfatlarından istifade ederek kanuna göre kazanılmış olan
haklara muhalif iş ve sözlerde bulunmaya, bir kimseyi icbar ve ikna eden din
reis ve memurları hakkında dahi baladaki fıkrada yazılı ceza tertip olunur.
(4) Bunlardan biri dini sıfatından istifade ederek, birinci fıkrada
yazılı fiillerden başka bir cürüm işlerse altıda bir miktarı çoğaltılmak
şartıyla o cürüm için kanunda yazılı olan ceza ile mahkûm olur.
(5) Şu kadar ki kanun işbu sıfatı esasen nazarıitibara almış ise cezayı
çoğaltmaya mahal yoktur.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma[89][90]
Dinî Sıfattan Yararlanarak İtaatsizliğe Tahrik ve Tezyif
Maddenin ikinci fıkrasında, dinî reislerin sahip oldukları sıfattan yararlanarak gerçekleştirebilecekleri eylemler hüküm altına alınmıştır. Bu fıkra uyarınca ilgili sıfattan istifade edilerek hükümet idaresinin, kanun, nizam ve emirlerin, kamu dairelerine ait görev ve yetkilerin takbih ve tezyif edilmesi yaptırıma bağlanmıştır. Aynı şekilde halkın kanunlara veya hükümet emirlerini icraya uymamaya tahrik ve teşvik edilmesi ya da memurların memuriyet görevlerinin gereklerine itaatsizliğe yönlendirilmesi de bu fıkra kapsamındadır.
İkinci fıkrada belirtilen fiillerin işlenmesi durumunda, fail hakkında üç aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası öngörülmüştür. Bu yaptırımların yanı sıra, failin müebbeden veya muvakkaten fiilen o vazifeyi icra etmesinden ve söz konusu görevin menfaat ile aidatını almaktan menedilmesine hükmolunur.
Haklara Aykırı Davranışlara Zorlama veya İkna Etme
5237 sayılı Kanun'un 219. maddesinin üçüncü fıkrası, din reis ve memurlarının sıfatlarını kötüye kullanarak bireylerin haklarına müdahale etmesini önlemeyi amaçlar. Din reis ve memurlarının kendi sıfatlarından istifade ederek bir kimseyi kanuna göre kazanılmış olan haklara muhalif iş ve sözlerde bulunmaya zorlaması (icbar etmesi) veya ikna etmesi ayrı bir suç hali olarak düzenlenmiştir.
Kazanılmış haklara aykırı hareket etmeye yönelik icbar veya ikna fiillerinin gerçekleşmesi durumunda, maddenin ikinci fıkrasında yazılı ceza tertip olunur. Dolayısıyla bu fiili işleyen failler hakkında da üç aydan iki yıla kadar hapis, adlî para cezası ve dinî vazifeyi fiilen icradan ve bu vazifenin menfaat ve aidatını almaktan sürekli veya geçici olarak yasaklanma yaptırımı uygulanır.
Dinî Sıfatın Başka Suçlarda Ağırlaştırıcı Neden Sayılması ve İstisnası
Maddenin dördüncü fıkrasında dinî sıfatın kötüye kullanılmasına ilişkin cezayı ağırlaştırıcı genel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Din reis ve memurlarından birinin, dinî sıfatından istifade ederek birinci fıkrada yazılı eylemler haricinde başka bir suç işlemesi halinde, altıda bir miktarı çoğaltılmak şartıyla o suç için kanunda yazılı olan ceza ile mahkûm edilir.
Bu artırım kuralının istisnası ise beşinci fıkrada gösterilmiştir. Kanunun dinî sıfatı esasen nazarıitibara aldığı durumlarda cezayı çoğaltmaya mahal bulunmamaktadır. Kanunun ilgili sıfatı suçun unsuru veya nitelikli hâli olarak zaten dikkate aldığı hallerde bu fıkra uyarınca ek artırım yapılmaz.
TCK 219 kapsamındaki suçların failleri kimlerdir?
Bu suçun failleri kanun metninde belirtildiği üzere imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dinî reisler ile din hizmeti yürüten reis ve memurlardır.
Dinî sıfat kullanılarak başka bir suç işlendiğinde ceza nasıl artırılır?
Din reis ve memurlarının sıfatlarından yararlanarak başka bir suç işlemeleri halinde ilgili suçun kanundaki cezası altıda bir oranında artırılır; ancak kanun bu sıfatı esasen nazarıitibara almışsa artırım yapılmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

