TCK Madde 139'un Getirdiği Şikayet Koşulu
Türk Ceza Kanunu'nun 139. maddesi, özel hayatın gizliliği ile kişisel verilere ilişkin suçların büyük bölümünü şikayete bağlamıştır. Kural şudur: Bu bölümdeki suçlar, belirli istisnalar dışında, ancak mağdurun şikayeti üzerine soruşturulabilir ve kovuşturulabilir. İstisna kapsamında olan üç suç ise şikayete bağlı değildir: kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme. Bu üç suç, mağdur şikayetçi olmasa dahi re'sen soruşturulup kovuşturulabilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 139Kaynağı aç
aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde
yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Bu ayrım uygulamada belirleyici sonuçlar doğurur. Mağdurun yargılama sürecinde şikayetinden vazgeçmesi, kovuşturması şikayete bağlı suçlarda davayı düşürür. Oysa kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu bu kapsamın dışındadır; mağdurun şikayetinden vazgeçmesi bu suçta davanın düşmesi sonucunu doğurmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, TCK m. 139/1 uyarınca anılan suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olmadığını gözetmeksizin düşme kararı verilmesini kanuna aykırı bulmuştur.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/22005, K. 2013/24489Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : Şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanıklar hakkında açılan kamu davalarının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşmesine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre; erkek arkadaşının sanık … ile kendisini aldattığını düşünen sanık …'nın, bir sosyal paylaşım sitesine “Olga Erçin” adıyla üyelik işlemleri yaparak, elektronik posta adresi oluşturduğu sitede, bir başka bayana ait göğüs dekolteli bir resim koyup, sanık …'e ait cep telefonu numarasına da yer vermesi sonucu, tanımadığı kişiler tarafından telefonundan aranarak cinsel içerikli arkadaşlık teklifleri alan sanık …'in, cep telefonu numarasını yayan kişinin sanık … olduğunu öğrenmesi üzerine, kendisini telefonundan arayan tanımadığı kişilere, telefon numarasını değiştirdiğini belirterek, sanık …'nın kullanımındaki cep telefonu numarasını verdiği ve sanık …'nın da tanımadığı kişiler tarafından telefonundan aranarak rahatsız edilmesi üzerine her iki sanığın birbirlerinden şikayetçi olup, bilahare şikayetlerinden vazgeçtikleri olayda,
TCK'nın 139/1. maddesi gereğince, sanıkların üzerlerine atılı verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun, soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olmadığı gözetilmeden, kovuşturma aşamasında her iki mağdur sanığın şikayetlerinden vazgeçtiklerinden bahisle, yazılı şekilde düşme kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Şikayet Süresi ve Başlangıç Anı
TCK m. 73/1 uyarınca şikayete bağlı suçlarda yetkili kişi altı ay içinde şikayette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Bu süre, TCK m. 73/2 uyarınca hak sahibinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar ve her hâlükarda zamanaşımı süresini aşamaz. Şikayet hakkı birden fazla kişiye aitse, bunlardan birinin süreyi geçirmesi diğerlerinin haklarını etkilemez; TCK m. 73/3 bu güvenceyi açıkça düzenlemektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
7 Kasım 2024 tarihli 7531 sayılı Kanun ile TCK m. 73/2'ye hakaret suçuna özgü bir ek kural getirilmiştir: bu suç bakımından şikayet süresi, fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı aşamaz. Bu sınır yalnızca TCK m. 125 kapsamındaki hakaret suçuna özgüdür ve TCK m. 139 kapsamındaki özel hayat ile kişisel veri suçlarına uygulanmaz.
Şikayetten Vazgeçmenin Hukuki Sonuçları
TCK m. 73/4 uyarınca, kovuşturması şikayete bağlı suçlarda mağdurun şikayetinden vazgeçmesi, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça davayı düşürür. Ne var ki hükmün kesinleşmesinden sonra yapılan vazgeçme cezanın infazını durdurmaz.
Birden fazla sanığın birlikte suç işlediği davalarda, sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme diğerlerini de kapsar; bu, TCK m. 73/5'in açık düzenlemesidir. Bununla birlikte TCK m. 73/6 uyarınca, kanunda aksi öngörülmediği sürece vazgeçme bunu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Kamu davası şikayetten vazgeçme nedeniyle düşerse ve mağdur aynı sırada şahsi haklarından da feragat ettiğini ayrıca açıklamışsa artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. TCK m. 73/7 bu koşulu açık biçimde düzenlemektedir.
Temyiz Aşamasında Şikayetten Vazgeçme
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2024/247, K. 2025/138 sayılı kararında, katılanın temyiz aşamasında şikayetinden vazgeçmesini içeren dilekçeler bir bütün olarak değerlendirilmiş ve dilekçelerin asıl iradesinin şikayetten vazgeçme ile bunu kabul yönünde olduğu saptanmıştır. Bu saptama üzerine Ceza Genel Kurulu itirazı kabul ederek temyiz incelemesinin esastan yapılması amacıyla dosyanın Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmesine karar vermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/247, K. 2025/138Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
İtirazname No : 2024/7616
KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 690-2735
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine ilişkin Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.11.2019 tarihli ve 380-895 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 13.10.2021 tarih ve 690-2735 sayı ile CMK'nın 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/1-1 ve 2. cümlesi, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 09.11.2022 tarih ve 5993-8224 sayı ile; "Sanığın ve katılanın hükümden sonra temyiz aşamasında Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine sundukları 05.10.2022 havale tarihli dilekçelerinde temyiz istemlerinden vazgeçtiklerini belirtmiş olmaları karşısında, temyiz incelemesine yer olmadığına, sanık adına müdafii ve katılan adına vekili tarafından yapılan temyiz istemleri ile ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin mahalline iade edilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine" karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.02.2024 tarih ve 7616 sayı ile; "Gerek katılanın gerekse sanığın dosyaya sunmuş oldukları 05.10.2022 tarihli dilekçelerde 'temyiz taleplerinden vazgeçtikleri' şeklinde ifade bulunsa dahi tarafların dilekçeleri bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, her iki dilekçeye de yansıyan iradenin esasen 'şikâyetten vazgeçme ve bu vazgeçmeyi kabul' iradesi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hâl böyleyken tarafların temyiz taleplerinden vazgeçtikleri şeklindeki ifadeye öncelik tanıyarak ve dilekçelerdeki kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşürülmesi talebi gözardı edilerek dosya üzerinde temyiz incelemesi yapmaksızın dosyanın mahalline iadesi kararı hukuka aykırı bulunmaktadır. Katılanın şikâyetten vazgeçmesi, sanığın da bu vazgeçmeyi kabul etmesi nedeniyle mahal mahkemesince düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken dosyanın incelenmeksizin mahkemesi iadesi hukuka aykırıdır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.04.2024 tarih ve 1124-1745 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ve katılanın 05.10.2022 tarihli dilekçelerinin temyizden vazgeçme niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin haberleşmenin gizliliğini ihlal oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 132/1-1 ve 2. cümlesi, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafii ile katılan vekili tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra katılanın 05.10.2022 tarihinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine hitaben "Yukarıda esas numarasını verdiğim dosyada sanık … aleyhine yaptığım şikâyetten ve verilen mahkûmiyet kararına karşı yaptığım temyiz talebimden vazgeçiyorum. Daireniz tarafından sanığa TCK 132/1-1 cümleden ceza verilmiştir. TCK 139 maddesi gereğince bu suç şikâyete tabidir. TCK 73/4 maddesine göre karar kesinleşmesinden sonra şikâyetten vazgeçme yapılamaz. Şikâyetten vazgeçme karar kesinleşmeden önce her aşamada yapılabilir.
Temyiz talebimden vazgeçmem gereğince dosyanın Yargıtay’dan geri istenmesini ve şikâyetten vazgeçmem ve sanığın şikâyetten vazgeçme beyanımı kabul ettiğine dair dilekçesi de dikkate alınarak önceki verilen mahkûmiyet kararının kaldırılmasını ve vazgeçmem gereğince dosyada düşme kararı verilmesini müdahil asil olarak talep ediyorum.",
Sanığın da aynı tarihte Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine hitaben "Yukarıda esas numarasını verdiğim dosyada verilen mahkûmiyet kararına karşı yaptığım temyiz talebimden vazgeçiyorum. Müdahil … tarafından yapılan şikâyetten vazgeçmeyi kabul ediyorum. Daireniz tarafından bana TCK 132/1-1 cümleden ceza verilmiştir. TCK 139 maddesi gereğince bu suç, şikâyete tabidir. TCK 73/4 maddesine göre karar kesinleşmesinden sonra şikâyetten vazgeçme yapılamaz. Şikâyetten vazgeçme karar kesinleşmeden önce her aşamada yapılabilir.
Temyiz talebimden vazgeçmem gereğince dosyanın Yargıtay’dan geri istenmesini ve müdahil …' in şikâyetten vazgeçme dilekçesi ve benim şikâyetten vazgeçmeyi kabul ettiğime dair beyanım dikkate alınarak önceki verilen mahkûmiyet kararının kaldırılmasını ve müdahilin şikâyetten vazgeçmesi gereğince dosyada düşme kararı verilmesini sanık tarafı olarak talep ediyorum."
Şeklinde dilekçeler sundukları anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan "Davasız yargılama olmaz" ilkesi gereğince olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi, usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığına bağlıdır. Temyiz edilebilir bir hükme karşı, temyize hakkı olanlarca, süresinde ve usulüne uygun bir dilekçe veya tutanak ile açılabilecek temyiz davasından vazgeçmek de mümkündür.
CMK’nın "Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi " başlıklı 266. maddesi şöyledir;
"(1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.
(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.
(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.".
Görüldüğü üzere kanun yolları için genel bir düzenleme olarak va'zedilmiş olan bu hükme göre; Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak aynı normun, vazgeçmenin hukuki sonuç doğurmasını belirli koşullara tabi tuttuğu da açıktır. Böylece kanun vazıı, mahkemeye erişim bağlamında kanun yollarına başvuru hakkının en etkili şekilde kullanılmasını güvence altına almak istemiştir. Elbette hiç kimse açtığı davayı özellikle değişen hukuki menfaatleri çerçevesinde kural olarak sonuna kadar takip etme mecburiyeti ve külfeti altına sokulamaz. Ancak vazgeçme dilekçe veya beyanının da, vazgeçme iradesini hiç bir tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta içermesi ve yansıtması gerekir. Bu açık vazgeçme iradesinin, talep metninin bütünü ve bağlamı dikkate alınarak saptanması lazım gelir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın TCK'nın 132/1-1 ve 2. cümlesi, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra, tarafların 05.10.2022 tarihinde sundukları dilekçelerde her ne kadar şikayetten vazgeçme-vazgeçmeyi kabul etme yanında "temyiz taleplerinden vazgeçtikleri" ifadelerine de yer verdikleri görülmekte ise de dilekçeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; katılanın şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle TCK 139 ve TCK 73/4 maddeleri gereğince davanın düşürülmesini teminen mahkemesine tevdiini sağlayacak biçimde bozulması amacına yöneldiği açık olduğundan, Özel Dairece katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz ve sair dilekçelerine istinaden temyiz incelemesinin esastan yapılması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.11.2022 tarih ve 5993-8224 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Söz konusu kararda dilekçenin gerçek iradesinin tespiti meselesi de ele alınmıştır. Dilekçede 'temyizden vazgeçme' ifadesi yer alsa bile dilekçeler bütünüyle okunduğunda iradenin şikayetten vazgeçme ve kabul yönünde olduğunun anlaşılması halinde yalnızca o ifadeye dayanılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Küçük Mağdurlarda Şikayet Hakkının Kullanımı
Mağdurun küçük olduğu davalarda şikayet hakkını kanuni temsilci kullanır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin E. 2014/16728, K. 2015/1677 sayılı kararında, 15 yaşından küçük mağdurun annesi olan kanuni temsilcinin kolluk aşamasında şikayetçi olmadığını beyan etmesi şikayetten vazgeçme olarak değerlendirilmiş; sonraki aşamada şikayetçi olduğunu bildirmesinin ise bu vazgeçmeden dönüş sayılamayacağı hükme bağlanmıştır. Aynı kararda, müdafilerin açıkça şikayetten vazgeçmeye karşı koymamış olması da düşme kararı değerlendirmesinde göz önünde bulundurulmuş; ancak bu koşulun genel bir kural olarak hangi hukuki düzenlemeye dayandığı o kararda açıklanmamıştır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/16728, K. 2015/1677Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi
Suç : Özel hayatın gizliliğini ihlal
Hüküm : Beraat
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan suça sürüklenen çocukların beraatine ilişkin hüküm, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdur … ile suça sürüklenen çocukların aynı okulda öğrenci olduğu, temyiz dışı suça sürüklenen çocuk …'nın mağdur …'u dövdüğü, bu sırada suça sürüklenen çocuk …’ın, dayak anını cep telefonunun kamerası ile kayda aldığı, olay yerinde bulunan ve suça sürüklenen …’ın olay anını kaydettiğini gören suça sürüklenen çocuk …’in, bu görüntüleri suça sürüklenen …’dan isteyerek aldığı, daha sonra suça sürüklenen çocuk …'in de bu görüntüleri youtube video paylaşım sitesinde yayımlaması şeklinde gerçekleşen olayda,
Suça sürüklenen çocuk …’ın, mağdurun kavga anını cep telefonuna kaydetme eyleminin TCK’nın 134/1. maddesinin ikinci cümlesini, suça sürüklenen çocuk …’in, bu görüntüleri internette yayımlama eyleminin ise aynı kanunun 134/2. maddesindeki suçları oluşturduğu, ancak suça sürüklenen çocuklara isnat edilen TCK'nın 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanun'un 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, mağdurun 15 yaşından küçük olduğu, mağdurun kanuni temsilcisi olan annesi …'in 09.05.2013 tarihli kolluk beyanında kimseden davacı ve şikayetçi olmadığını beyan ettiği, sonraki aşamalarda şikayetçi olduğunu beyan eden katılan …’in, şikayetten vazgeçmeden vazgeçmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocukların müdafilerinin açıkça şikayetten vazgeçmeye karşı koymadığı da nazara alınarak, şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle suça sürüklenen çocuklar hakkındaki davanın ayrı ayrı düşmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde suça sürüklenen çocukların beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, bu konuda yargılama yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı TCK'nın 73, 139 ve 5237 sayılı Kanunun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 02/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Şikayet koşulunun gerçekleşmemesi durumunda, yargılamaya devam edilerek beraat kararı verilemez. TCK m. 73, TCK m. 139 ve CMK m. 223/8 uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi zorunludur. Bu koşul gerçekleşmeksizin beraat kararı verilmesi kanuna aykırılık oluşturur.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Şikayet ve Ceza
TCK m. 134/1 uyarınca özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun temel hali bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Gizliliğin görüntü veya ses kaydıyla ihlali halinde bu ceza bir kat artırılır. TCK m. 134/2 uyarınca ise kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir; ifşa edilen verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
TCK m. 134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK m. 139/1 uyarınca şikayete tabidir. Bu suçtan yürütülen davalarda mağdurun şikayetçi olmadığını beyan etmesi halinde, sanıktan şikayetten vazgeçmeye karşı diyeceklerinin sorulması ve sonucuna göre hukuki durumun belirlenmesi gerektiğine ilişkin yargısal değerlendirmeler mevcuttur.
Kayıt suretiyle işlenen biçimde suç, görüntü veya sesin kayda alınmasıyla tamamlanır. Mağdurun zarara uğramış olması gerekmez; sanığın kaydı bizzat izlemesi ya da başkasına göstermesi de suçun oluşumu bakımından aranmaz.
Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK m. 139/1 ve CMK m. 253/1-a kapsamında uzlaşmaya tabi suçlar arasında değerlendirildiğinden, bu işlem yerine getirilmeden sanığın hukuki durumunun tayin edilmesinin bozma nedeni oluşturabileceğine ilişkin yargısal değerlendirmeler bulunmaktadır. Ancak CMK m. 253 uzlaştırma kapsamı zaman içinde değişikliğe uğramış olup güncel mevzuatın ayrıca incelenmesi gerekir.
Çıplak Görüntülerin Hukuki Nitelendirilmesi
Mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntüleri kişisel veri kapsamında değerlendirilemez. Bu görüntülerin rıza ile gönderilip üçüncü kişilere ifşa edilmesi eylemi, kişisel verilerin kaydedilmesi suçunu değil, TCK m. 134/1 ve 134/2 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturur.
18 yaşından küçük çocukların müstehcen görüntü üretiminde kullanıldığı durumlarda ise TCK m. 226/3 kapsamında müstehcenlik suçu da gündeme gelebilir. Eylemin hem müstehcenlik hem de özel hayatın gizliliğini ihlal ya da cinsel taciz suçlarını aynı anda oluşturduğu somut olaylarda TCK m. 44'ün uygulanması söz konusu olabilir; bu durumda daha ağır cezayı gerektiren suç esas alınır.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
TCK m. 132/1 uyarınca kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir; ihlalin haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşmesi halinde bu ceza bir kat artırılır. TCK m. 132/2 uyarınca haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa etmek iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. TCK m. 132/3 uyarınca ise kişinin kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı biçimde alenen ifşa etmesi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirmekte; bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı ceza uygulanmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu
gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,
verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa
eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası
olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa
edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya
hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]
Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Paylaşımı
TCK m. 136/1 uyarınca kişisel verileri hukuka aykırı olarak bir başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçu iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suçun konusunun CMK m. 236'nın beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması halinde verilecek ceza bir kat artırılır; bu nitelikli hal 17 Ekim 2019 tarihli 7188 sayılı Kanun ile TCK m. 136/2 olarak eklenmiştir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.[62]
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi
Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan
beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Nitelikli haller
Nitelikli Haller ve Ceza Artırımı
TCK m. 137/1 uyarınca bu bölümdeki suçların kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 137Kaynağı aç
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye
kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Verileri yok etmeme
Bundan ayrı olarak TCK m. 266/1, kamu görevlisinin görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesinde kullanması halinde, ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamışsa, cezanın üçte biri oranında artırılacağını düzenlemektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 266Kaynağı aç
gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanan kamu görevlisi hakkında,
ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış
ise, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Adliyeye
Karşı Suçlar
İftira
Uzlaştırma Kapsamı
CMK m. 253/1-a uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar uzlaştırma kapsamındadır. CMK m. 253/3 ise cinsel dokunulmazlığa karşı suçları, ısrarlı takip suçunu (TCK m. 123/A) ve hakaret suçunu (TCK m. 125) şikayete tabi olsalar dahi uzlaştırma kapsamı dışında tutmaktadır. Bunun yanı sıra uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Sık Sorulan Sorular
Şikayetten vazgeçersem dava düşer mi?
Kovuşturması şikayete bağlı suçlarda TCK m. 73/4 uyarınca mağdurun vazgeçmesi, aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça davayı düşürür. Ancak hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme cezanın infazını durdurmaz. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele geçirilmesi gibi şikayete bağlı olmayan suçlarda ise mağdurun vazgeçmesi davanın düşmesi sonucunu doğurmaz.
Şikayetten vazgeçme temyiz aşamasında da yapılabilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2024/247, K. 2025/138 sayılı kararında, temyiz aşamasında sunulan dilekçelerin gerçek iradesinin şikayetten vazgeçme olduğunun anlaşılması üzerine yalnızca dilekçedeki 'temyizden vazgeçme' ifadesine dayanılması hukuka aykırı bulunmuş ve temyiz incelemesinin esastan yapılmasına hükmedilmiştir.
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikayetsiz takip edilebilir mi?
TCK m. 134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, TCK m. 139/1 uyarınca şikayete tabidir; mağdurun şikayeti olmadan kovuşturma yürütülemez. Şikayete bağlı olmayan ve re'sen takip edilen suçlar ise TCK m. 139'da sayılan kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ile verileri yok etmeme suçlarıdır.
Birlikte suç işleyen sanıklardan biri hakkında şikayetten vazgeçilirse diğerleri bundan etkilenir mi?
TCK m. 73/5 uyarınca, iştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme diğerlerini de kapsar. Ancak TCK m. 73/6 uyarınca, kanunda aksi öngörülmediği sürece vazgeçme bunu kabul etmeyen sanığı etkilemez.
Çıplak görüntülerin paylaşılması hangi suçu oluşturur?
Mağdurun cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin çıplak görüntüleri kişisel veri sayılmaz; bu görüntülerin rıza ile gönderilip başkalarına ifşa edilmesi eylemi TCK m. 134/1 ve 134/2 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturur. Mağdurun 18 yaşından küçük olduğu ve içeriklerin müstehcenlik niteliği taşıdığı durumlar farklı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirebilir; bu hallerde TCK m. 44 çerçevesinde içtima kuralları uygulanabilir.
Şikayetten vazgeçince hukuk davası da kapanır mı?
Kamu davası şikayetten vazgeçme nedeniyle düşerse ve mağdur aynı anda şahsi haklarından da feragat ettiğini açıkça bildirmişse, aynı eylem nedeniyle hukuk mahkemesinde dava açma hakkı da sona erer. TCK m. 73/7 bu koşulu açık biçimde düzenlemektedir.
Şikayet koşulu gerçekleşmediğinde mahkeme beraat kararı verebilir mi?
Hayır. Şikayet koşulunun gerçekleşmemesi halinde mahkeme yargılamaya devam ederek beraat kararı veremez. TCK m. 73, TCK m. 139 ve CMK m. 223/8 uyarınca davanın düşmesine karar verilmesi gerekir; beraat kararı verilmesi kanuna aykırılık oluşturur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

