TCK Madde 137 Düzenlemesi ve Cezanın Artırılması
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 137. maddesi uyarınca, kanunun ilgili bölümünde tanımlanan suçların kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu düzenleme, kişisel verilerin kaydedilmesi veya verileri hukuka aykırı olarak verme ya da ele geçirme fiillerinin kamu görevi veya mesleki kolaylık kullanılarak gerçekleştirilmesi halinde temel cezanın artırılmasını öngörür.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 137Kaynağı aç
a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye
kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Verileri yok etmeme
Düzenlemenin Kapsamındaki Temel Suç Tipleri ve Yaptırımları
Türk Ceza Kanunu'nun 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup, gizlilik ihlalinin haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşmesi durumunda ceza bir kat artırılır. Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi halinde iki yıldan beş yıla kadar, kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğinin diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı alenen ifşasında ise bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmedilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 132Kaynağı aç
eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu
gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,
verilecek ceza bir kat artırılır.
(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa
eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası
olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar
hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa
edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya
hükmolunur.
(4) (Mülga: 2/7/2012-6352/79 md.)
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması[58]
TCK m. 133 kapsamında kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi, kayda alınması ve ifşası yaptırıma bağlanmıştır. Taraflardan birinin rızası bulunmaksızın aleni olmayan konuşmaları bir aletle dinleyen ya da ses alma cihazıyla kaydeden kimseye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Kişinin katıldığı aleni olmayan söyleşiyi diğer konuşanların rızasını almaksızın ses alma cihazıyla kaydetmesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesiyle elde edilen verileri hukuka aykırı şekilde ifşa eden fail hakkında ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dört bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 133Kaynağı aç
taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları
bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Katıldığı aleni olmayan bir
söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan
kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/80 md.) Kişiler arasındaki aleni
olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verileri hukuka aykırı
olarak ifşa eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dörtbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın
yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Özel hayatın gizliliğini ihlal
Özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişi hakkında TCK m. 134 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası tayin edilir; gizlilik ihlali görüntü ya da seslerin kayda geçirilmesiyle işlendiğinde ceza bir kat artırılır. Özel hayata ait görüntü veya seslerin hukuka aykırı biçimde açığa vurulması halinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. Söz konusu verilerin basın ve yayın araçları vasıtasıyla yayımlanması durumunda da faile iki yıldan beş yıla kadar hapis yaptırımı uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 134Kaynağı aç
kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin
görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek
ceza bir kat artırılır.[59]
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına
ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan
beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın
ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.
Kişisel verilerin kaydedilmesi
Kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde kaydedilmesi fiili TCK m. 135 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kaydedilen verilerin bireylerin siyasal, felsefi yahut dini inançlarına, ırksal kökenlerine, hukuka aykırı ahlaki yönelimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık bilgilerine veya sendika üyeliklerine dair bulunması halinde temel yaptırım yarı oranında artırılır. Yargı kararlarında herkesçe bilinen ya da kolayca erişilebilir nitelikteki bilgilerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, somut olayın özelliklerine ve failin hukuka aykırılık bilincine bakılması gerektiği belirtilmektedir; buna karşılık kişinin dar bir çevreyle paylaştığı kimlik, eğitim, meslek ve diploma bilgilerinin rızası hilafına internet sitesine yüklenerek profil açılması TCK m. 135/1 kapsamındaki suçu oluşturur. Kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde başkasına aktarılması, yayılması veya ele geçirilmesi halinde ise TCK m. 136 gereğince iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmedilir; bahse konu fiilin Ceza Muhakemesi Kanunu m. 236/5 ve 6 uyarınca kayda alınmış beyan ve görüntülere yönelik olması durumunda ceza bir kat artırılarak uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 135Kaynağı aç
kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.[60]
(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine,
ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına,
sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda
birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.[61]
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis
cezası ile cezalandırılır.[62]
(2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi
Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan
beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.
Nitelikli haller
Kamu Görevinin Verdiği Yetkinin Kötüye Kullanılması (TCK m. 137/1-a)
TCK m. 137/1-a bendinin uygulanabilmesi için failin yalnızca kamu görevlisi sıfatına sahip olması yeterli görülmez; atılı suçu işlerken görevine giren yetkileri somut biçimde kötüye kullanmış olması aranır. Nitekim belediye meclis üyesi olan sanığın görev alanına giren hususlar irdelenmeden, yalnızca kamu görevlisi olduğu şeklindeki soyut gerekçeyle cezada TCK m. 137/1-a uyarınca artırım yapılamaz (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/9734, K. 2014/2288). Bununla birlikte kamu görevlisinin görevi dışında ayrı bir meslek veya sanata sahip olamayacağı gözetildiğinde, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak suç işleyen kamu görevlileri hakkında TCK m. 137/1-b bendi gereğince ceza artırımına gidilemez (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2018/2226, K. 2018/8746).
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2018/2226, K. 2018/8746Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : Konut dokunulmazlığının ihlali, özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Konut dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı TCK'nın 116/2, 119/1-e, 43/1, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 134/1-2, 137/1-b, 43/1, 62, 53/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Konut dokunulmazlığının ihlali ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanın aşamalarda özde değişmeyen beyanlarına, tanıkların anlatımlarına, güvenlik kamerası görüntülerinin çözümüne ilişkin bilirkişi raporlarına, Dairemizin 23.03.2015 tarihli bozma ilamı uyarınca Orta Doğu Teknik Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görevli 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporlara ve dosya kapsamına göre; Danıştay 13. Daire üyesi olan katılan … ile aynı Dairede ve ona bağlı tetkik hâkimi olarak görev yapan sanık …'in, 31.01.2012 günü saat 07.29.28'de Danıştay eski ek binasına giriş yaparak, bankodan 6. kat kat boşluğunun anahtarını alıp, duyarlı kapıdan ve güvenlik görevlisinin kontrolünden geçmeksizin asansöre yönelerek, saat 07.29.46'da asansöre binip, 6. kata çıktıktan sonra, elindeki kat anahtarı ile kat boşluğuna giriş kapısını açıp, sekreter olarak görev yapan tanık …'in kat koridor boşluğunda bulunan masasının yanındaki dosya konulan ikinci masanın kilitsiz çekmecesindeki katılanın odasına ait anahtarı alarak, katılanın odasına gizlice girip, sadece ortamdaki sesleri kaydetme özelliği bulunan, kaydedilen sesleri başka bir ortama ya da cihaza aktarma özelliği bulunmayan, 4 Gbt mikro hafızaya sahip olup, 24 saatlik pil ile çalışan, Rusya menşeili Edic Mini Tiny Serisi B22 model bir adet dijital ses kayıt cihazını, çalışma masasının önündeki dört ayaklı ahşap sehpanın altına beyaz renkli bantla yapıştırıp, çalıştırarak, katılanın odasının kapısını kilitleyip, katılanın odasına ait anahtarı yerine bıraktıktan sonra, saat 07.32.09'da asansörden giriş katına inerek, saat 07.32.12'de elindeki 6. kat kat boşluğu anahtarını bankoya bırakmak suretiyle katılanın 31.01.2012 günü memleketinden ziyaretine gelen iki misafiri ile yaptığı sohbeti ve aynı gün Yüksek Seçim Kurulu Üyeliği Seçimi ile ilgili aday olan bir arkadaşının destek talebine ilişkin saat 16.30 sularında başlayan konuşmalarının 15 dakikalık kısmını onun bilgisi dışında kaydetmesi eylemlerinin sübut bulduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Hâkim olan sanığın konut dokunulmazlığının ihlali eylemini kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında, sanık hakkında TCK'nın 53/5. maddesi gereğince cezasının infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar kamu görevlerinden yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 esas, 2011/183 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kazanılmış hak olarak kabul edilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın ve sanık müdafiinin sübuta, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmamasına, erteleme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Ses kaydının içeriğine ve katılanın kendi beyanlarına göre; katılanın, ziyaretine gelen kişilerle makam odasında yaptığı aleni olmayan konuşmalarının, ses alma cihazı ile gizlice kaydedilmesi karşısında, sanığın sübutu kabul edilen eyleminin TCK'nın 133/1. maddesinde tanımı yapılan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, aynı Kanun'un 134/1. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
2- Temel cezalar belirlenirken, TCK'nın 61/1. maddesinde yer alan ölçütler nazara alınarak, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler de gösterilmek suretiyle, aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiillerin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddelerde öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun cezalara hükmolunması gerektiği gözetilmeden, temel cezaların asgari hadden tayini,
3- Danıştay üyesi olan katılanın, Danıştay eski ek binası 6. katındaki odasında bulunan sehpanın altına yerleştirilmiş bir adet ses kayıt cihazının, 01.02.2012 günü sabah saat 08.10 sularında temizlik için odaya gelen hizmetli tarafından fark edilmesi üzerine adli soruşturma başlatıldığı ve sehpanın altına 31.01.2012 tarihinde yerleştirildiği kabul edilen bu cihaz ve cihazdaki ses kaydı dışında katılanın özel yaşam alanına ilişkin seslerinin kaydedildiğine dair başkaca bir cihaz ve kayıt tespit edilemediği halde, sanık hakkında, “…Ayrıca 18.01.2012 tarihinde de benzer şekilde bankodan aldığı anahtarla kata çıktığı ve 2-3 dakika sonra da anahtarı yerine bırakarak binadan ayrıldığı, ses kayıt cihazının yapıştırıldığı sehpa üzerinde birden çok çift taraflı yapışkan bant izi olduğu dikkate alındığında katılanın odasına birden fazla dinleme cihazının konulduğu…” biçimindeki varsayıma dayalı soyut gerekçelerle zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle sanığa fazla cezalar hükmedilmesi,
4- Danıştay tetkik hâkimi olan sanığın, Danıştay üyesi olan katılana karşı işlediği kabul edilen konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, görevinin sağladığı otoriteden ve kolaylıktan faydalanarak, katılanın direncini kırması söz konusu olmadığı gibi, sanığın ne şekilde kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullandığı da açıklanıp gösterilmeksizin, hükmedilen cezada TCK'nın 119/1-e maddesi gereğince artırım yapılması suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi,
5- Kamu görevlisinin, görevinin verdiği yetki kötüye kullanması halinde, TCK'nın 137/1-a maddesinin uygulanacağı ve görevi dışında bir meslek veya sanata sahip olamayacağı nazara alındığında, kamu görevlileri hakkında, TCK'nın 137/1-b maddesi gereğince cezada artırıma gidilemeyeceği gözetilmeden, hâkim olan sanığın eylemlerinin görevi ile ilgili olmadığı kabul edildiği halde, sanık hakkında görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı kurulan hükümde uygulama alanı bulunmayan TCK'nın 137/1-b maddesinin tatbik edilmesi suretiyle sanığa fazla ceza verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları yönünden sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 26.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/9734, K. 2014/2288Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 12 – 2012/82424
Mahkemesi : Küçükçekmece 7. Sulh Ceza Mahkemesi
Tarihi : 29/12/2011
Numarası : 2011/958-2011/1106
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin erteleme hükümlerinin uygulanmamasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi TCK'nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlanmıştır. Söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK'nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylem aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesi TCK'nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlanmış olup, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada, Avcılar Belediyesi tarafından yapılan ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen adli soruşturma sırasında, bilgisine başvurulan ve Belediye Meclis Üyesi olan sanığın, 2010 yılı Ekim ayında kaydettiği CD'yi, ilgili kolluk makamına teslim etmesini müteakip hakkında başlatılan adli soruşturma sonucunda, Belediye Başkanı ve diğer Belediye çalışanlarının yolsuzluk yaptıklarına dair duyumlarını delillendirme amacını taşıyan sanığın, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü görevini yürüten katılanın yanına giderek, ona, ihalelerle ilgili sorular sorup, katılanın verdiği cevapları ve zaman zaman ortamda hazır bulunan bir üçüncü kişinin de katıldığı konuşmaları, ceketinin cebine gizlediği ses alma cihazıyla kaydederek, TCK'nın 133/1. maddesinde tanımlanan kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu işlediği iddiasına konu olayda,
Şikayete konu CD çözümüne ilişkin tutanak ve alınan beyanların içeriğine göre, sanığın, Cumhuriyet Başsavcılığı ya da ilgili kolluk makamlarına müracaat ederek suç duyurusunda bulunmak yerine, katılan tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç (örneğin; cinsel saldırı, hakaret, tehdit, iftira veya şantaj gibi) bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket ederek, kendisiyle beraber üç kişi arasında yüz yüze gerçekleşen aleni olmayan konuşmaları gizlice kaydetmesi karşısında, taraflar arasındaki iletişimin, “söyleşi” niteliğinde olduğu gözetilerek, sanık hakkında, TCK'nın 133/2. maddesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanığın kayda alınan konuşmanın tarafı olduğu gözetilmeksizin, TCK'nın 133/1. maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Kabul ve uygulamaya göre de:
1- Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapan sanığın, olay tarihi itibariyle görevine giren hususlar araştırılıp, irdelenmeden, “Sanık kamu görevlisi olup, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediğinden” şeklindeki soyut gerekçelere dayalı olarak, sanığa hükmedilen cezada, TCK'nın 137/1-a maddesi gereğince yarı oranında artırım yapılarak, sanığa fazla ceza tayini,
2- Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında, sanığa hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sanık hakkında belirlenen tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle TCK'nın 52/3. maddesine ve bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın belirlenmesi sırasında uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,
3- Sanık müdafii hükmün verildiği 29.12.2011 tarihli son oturumda, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği halde, taksitlendirme talebini de içeren bu istek hakkında, olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi, kanuna aykırı,
4- Hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK'nın 133/1. maddesinde yapılan değişikliğe göre hapis cezasının üst sınırı itibariyle 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca davaya bakma görevinin Asliye Ceza Mahkemesine ait olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Gerçekleştirilen eylem kamu görevinin sağladığı yetkiyi kötüye kullanma niteliği taşımıyorsa TCK m. 137/1-a uygulanamaz. Örneğin hastane otomasyon sisteminden mağdurun telefon numarasının temin edilmesi veya trafikte yaşanan tartışma sonrası polis memuru aracılığıyla plaka üzerinden kimlik sorgusu yapılması fiillerinde, eylemin görevin verdiği yetkiyi kötüye kullanma kapsamında bulunmadığı durumlarda fail hakkında bu bent uyarınca ceza artırımı uygulanması hukuka aykırılık oluşturur.
Belli Bir Meslek ve Sanatın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanma (TCK m. 137/1-b)
Suçun belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hali TCK m. 137/1-b bendinde nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Telekomünikasyon şirketinde görev ve yetkisi dahilinde müşteri verilerine erişim imkanına sahip personelin bu bilgileri satması fiilinde artırım TCK m. 137/1-b uyarınca uygulanmalıdır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/1636, K. 2018/3978). Benzer şekilde tamir için kendisine teslim edilen dizüstü bilgisayardaki fotoğrafları ve hesap şifrelerini ele geçiren bilgisayar tamircisi hakkında da mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanıldığı kabul edilir. Temizlik personelinin çalıştığı servis alanındaki soyunma odasına gizli kamera yerleştirmesi fiilinde de mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanıldığı değerlendirilmektedir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2017/1636, K. 2018/3978Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
Hüküm : TCK'nın 136/1, 137/1-a, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Türk Telekomünikasyon A.Ş. çalışanı olan sanık …'ın, görev ve yetkisi dahilinde erişim imkanına sahip olduğu Türk Telekomünikasyon A.Ş. müşterilerine ait kişisel verileri, … adlı şahsa satması biçiminde sübut bulan eyleminin, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğuna dair yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiş, aynı suçu birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işleyen sanık hakkında, TCK'nın 43/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 43/1. madde ve fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanığa eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni olarak kabul edilmemiş, Anayasa Mahkemesinin TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin suç vasfına, takdiri indirim maddesinin uygulanmamasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Mesleğinin sağladığı kolaylıktan yararlanarak atılı suçu işleyen sanığa hükmolunan temel cezada TCK'nın 137/1. madde ve fıkrası uyarınca yarı oranında artırım yapılırken, anılan kanun maddesi ve fıkrasının (b) bendi yerine uygulama alanı bulunmayan (a) bendinin yazılması suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına aykırı hareket edilmesi,
2- Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiği nazara alındığında, şikayetçi Türk Telekomünikasyon A.Ş.nin, sanığa yüklenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağduru olmadığı ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle davaya katılma hakkının bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilip, kendisini vekil ile temsil ettiren şikayetçi lehine vekalet ücreti hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususlarda aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının 2. paragrafındaki, “TCK 137/1-a” ibarelerinin, “TCK'nın 137/1-b” ibareleri ile değiştirilmesi, hüküm fıkrasının 13. paragrafındaki, “Katılan kendini bir vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen 1,500Tl maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TCK m. 137/1-b bendinin tatbiki için eylemin mesleğin icrası dolayısıyla sağlanan avantajla gerçekleştirilmesi şarttır. Failin suçu mesleki icranın getirdiği bir kolaylıkla değil, yalnızca mağdurla aynı iş yeri odasında çalışmanın getirdiği ortamdan yararlanarak işlemesi halinde bu bent uygulanamaz (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/108, K. 2024/552). Gazeteci olan fail hakkında bu artırımın uygulanabilmesi için gazetecilik mesleğinin atılı suçun işlenmesinde somut olarak nasıl bir kolaylık sağladığının kararda gerekçeli olarak gösterilmesi gerekir. Basın ve yayın araçlarını kullanabilmek için mutlaka gazeteci olma zorunluluğu bulunmadığından, suçun gazeteciler tarafından basın yoluyla işlenmiş olması TCK m. 137/1-b bendinin doğrudan uygulanması sonucunu doğurmaz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/108, K. 2024/552Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
T U T U K L U
D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E
T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1789 E., 2023/1905 K.
KATILANLAR : …, …
SUÇ : Özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar vekili, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 134/1-1, 134/1-2, 137/1-b, 43/1 53/1, 63 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebebi; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanması gerektiğine, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında cinsel taciz ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarından da cezalandırılması gerektiğine, ceza miktarına, sanık müdafiinin temyiz sebepleri; eksik araştırma neticesinde hüküm kurulduğuna, ceza miktarına, takdiri indirim nedeninin uygulanması gerektiğine, TCK'nın 137/1-b maddesinin uygulanmasının yanlış olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; bir kamu kurumunda mimar olarak görev yapan ve aynı odada beraber çalıştığının sağladığı kolaylıktan yararlanarak katılanların 2018 yılından itibaren değişik tarihlerde birden fazla kez gizlice etek altı görüntülerini çeken ve katılanların bilgisayarlarında bulunan kişisel ve ailevi özel fotoğraflarını kopyalayıp kendi dijital materyaline aktaran sanığın eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK'nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkûmiyet kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki tüm, sanık müdafiinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5237 sayılı TCK'nın 137/1-b maddesinde, suçun, belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi, cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, incelenen dosyada, mimar olarak katılanlar ile aynı iş yeri odasında çalışan sanığın, mesleğinin icrası dolayısıyla sağladığı kolaylıktan ve avantajdan yararlanarak atılı eylemi gerçekleştirmediği, katılanlar ile aynı odada çalışmasının atılı eylemleri gerçekleştirmesi için gerekli olmadığı gözetilmeden sanık hakkında uygulama alanı bulunmayan TCK'nın 137/1-b maddesinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Samsun 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.
Kamu görevlileri hakkında meslek ve sanat kolaylığı nedeniyle ceza artırımı yapılabilir mi?
Kamu görevlisinin görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanması halinde TCK m. 137/1-a uygulanır; kamu görevlilerinin görevi dışında ayrı bir meslek veya sanata sahip olamayacağı kabul edildiğinden haklarında TCK m. 137/1-b uyarınca artırım uygulanamaz.
Gazetecilerin basın yoluyla suç işlemesi halinde TCK m. 137/1-b kendiliğinden uygulanır mı?
Basın ve yayın araçlarını kullanabilmek için mutlaka gazeteci olunması gerekmediğinden, suçun gazeteciler tarafından basın yoluyla işlenmesi TCK m. 137/1-b'nin kendiliğinden uygulanması sonucunu doğurmaz; mesleğin suça nasıl bir kolaylık sağladığının somut olarak açıklanması gerekir.
Aynı iş yeri odasında çalışmak meslek kolaylığı sayılır mı?
Failin eylemi mesleğinin icrası dolayısıyla sağlanan bir avantajla değil yalnızca mağdurla aynı odayı paylaşmanın sağladığı ortamdan yararlanarak işlemesi durumunda TCK m. 137/1-b bendi uygulanamaz.
Şirket çalışanının müşteri verilerini satması hangi bent kapsamındadır?
Telekomünikasyon şirketi çalışanının görev ve yetkisi dahilinde erişebildiği müşteri verilerini üçüncü kişilere satması mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanma niteliğinde olup ceza artırımı TCK m. 137/1-b bendi uyarınca yapılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

