Türk Ceza Kanunu Kapsamında Gizliliğin İhlali Suçu ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Ceza Kanunu Kapsamında Gizliliğin İhlali Suçu ve Cezası

Soruşturmanın Gizliliği İlkesi ve Suçun Temel Unsurları

Ceza muhakemesinde soruşturma aşamasında yürütülen işlemler kural olarak gizlilik esasına bağlıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 157/1 uyarınca, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça ve savunma haklarına halel gelmemek kaydıyla hazırlık evresindeki usul işlemleri kamuya kapalı biçimde sürdürülür. Bu düzenleme, hem soruşturmanın selametle ve sağlıklı yürütülmesini hem de şüphelilerin suçlu sayılmama karinesinden yararlanma ve lekelenmeme haklarının zedelenmesini önlemeyi amaçlar.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 157Kaynağı aç
Madde 157 – (1) Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve
savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul
işlemleri gizlidir.
İhbar ve şikâyet
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/2798, K. 2024/4670Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2023/2798 E.  ,  2024/4670 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1268 E., 2022/1646 K.
SUÇ : Gizliliğin ihlali
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine kurulan hükmün; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında gizliliğin ihlali suçundan 5271 sayılı CMK'nın 231/11. maddesine göre açıkladığı 5237 sayılı TCK'nın 285/1, 62, 52, 52/4. maddeleri uyarınca 6.100,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmedilen adlî para cezasının 20 eşit taksitler halinde ödenmesine ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyete ilişkin bölümün sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin hüküm ile değiştirilmesi suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı katılan vekilinin temyiz istemine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 25.05.2022 tarihli bozma ilâmı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında gizliliğin ihlali suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma ilâmına uyularak kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanığın sübut bulan eyleminden dolayı gizliliğin ihlali suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın üzerine atılı eylem sebebiyle cezalandırılması yerine yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verildiğine ve re'sen belirlenecek nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda; Antalya Semt Pazarcılar Odası Başkanlığı seçiminden önce düzenlenen ve mevcut başkan olan katılanın zimmet suçundan yargılanması talebini içeren 14.01.2014 tarihli iddianamenin, mahkemesince kabul edilip, usûlüne uygun şekilde taraflara tebliğ edilmesinden önce, önceki seçimlerde başkan adayı olarak katılanın rakibi olan sanık … tarafından, örneği soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısından dilekçe ile temin edilerek, tanık Sami’nin anlatımlarına yansıdığı üzere, semt pazarlarında dağıtılmak suretiyle katılan aleyhine menfi propaganda aracı olarak kullanılması ve gazeteler ile internet haber sitelerinde yayımlanmasının sağlanması nedeniyle sanığa yüklenen gizliliğin ihlali suçunun sübut bulduğu ve yasal unsurlarının oluştuğu gerekçesine dayalı olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında gizliliğin ihlali suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de iddianamenin Cumhuriyet savcısının uygun görmesi sonucunda sanığa verildiği, verildiği tarihten sonra da olsa Başsavcılık tarafından onaylanarak hukuken geçerli bir iddianameye dönüştüğü, mahkemece kabul edilerek kovuşturmaya başlandığı, kovuşturmanın aleni olduğu, dosya üzerinde gizlilik kararı bulunmadığı, iddianamenin onaylanmasına kadar geçen süre de dikkate alındığında iddianamenin içeriğinin paylaşılmasının suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkını veya haberleşmenin gizliliğini ya da özel hayatın gizliliğini ihlal etmediği gibi maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılması ile sanık hakkında gizliliğin ihlali suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda aynı Kanun'un 280/2. maddesine göre hüküm kurulmak suretiyle Dairemizce verilen bozma ilâmının gereğinin yerine getirildiği tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla, katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2019/12-26 Esas, 2023/91 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'nın 285/1. maddesinde soruşturmanın gizliliğinin alenen ihlal edilmesinin suç olarak düzenlendiği, soruşturmanın gizliliği ise bu ilkeyle aynı adı taşıyan madde başlığıyla 5271 sayılı CMK'nın 157/1. maddesinde; "Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir." şeklinde açıklandığı, aynı Kanun'un 2/1-f maddesine göre de kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayan ve hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi ifade etmekte olup, soruşturma sonucunda iddianame düzenlenmesinin soruşturma evresinin sona ermesi için yeterli olmadığı, dolayısıyla henüz 5271 sayılı CMK'nın 175. maddesi uyarınca mahkeme tarafından kabul edilmemiş olan iddianamenin, iddianamenin dayanağı olan delillerin ve soruşturma işlemleri ile soruşturmadan elde edilen verilerin soruşturmanın gizliliğine tabi olduğu, suçun oluşabilmesi için soruşturma evresinde elde edilen verilere hukuka uygun ya da aykırı olarak ulaşılmış olmasının da önemli olmadığı, suçla soruşturma işlemlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesinin yanı sıra kişilerin toplum nezdinde yargısız infaz edilmesi sonucu suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının ve buna bağlı olarak lekelenmeme hakkının ihlal edilmesinin önlenmesinin amaçlandığı gözetildiğinde, sanığın sübut bulan gizliliğin ihlali suçundan 5237 sayılı TCK'nın 285/1. maddesi uyarınca mahkûmiyetine dair İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararının kaldırılması ile sanık hakkında yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2024 tarihinde karar verildi.

Türk Ceza Kanunu m. 285/1 uyarınca, soruşturmanın gizliliğini aleni şekilde çiğneyen kimseler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası yaptırımı öngörülmüştür. Bu suçun vücut bulması için soruşturma evresindeki işlemlerin içeriğinin kamuya duyurulması neticesinde; bireylerin suçsuzluk karinesinin, haberleşme hürriyetinin veya özel yaşam alanlarının ihlal edilmiş olması ya da yapılan ifşanın somut olaydaki maddi gerçeğe ulaşılmasını engellemeye elverişli nitelik taşıması aranır. Soruşturma aşamasında toplanan bilgi ve belgelere hukuka uygun ya da aykırı biçimde erişilmiş olması suçun oluşumunu etkilemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 285Kaynağı aç
Madde 285- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/92 md.)
(1) Soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla
kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun oluşabilmesi
için;
a) Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğinin açıklanması suretiyle,
suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının veya haberleşmenin
gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi,
b) Soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğine ilişkin olarak yapılan
açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması,
gerekir.
(2) Soruşturma evresinde alınan ve soruşturmanın tarafı olan kişilere
karşı gizli tutulması gereken kararların ve bunların gereği olarak yapılan
işlemlerin gizliliğini ihlal eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya
adli para cezası ile cezalandırılır.
(3) Kanuna göre kapalı yapılması gereken veya kapalı yapılmasına karar
verilen duruşmadaki açıklama veya görüntülerin gizliliğini alenen ihlal eden kişi,
birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. Ancak, bu suçun oluşması için,
tanığın korunmasına ilişkin olarak alınan gizlilik kararına aykırılık açısından
aleniyetin gerçekleşmesi aranmaz.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların kamu görevlisi tarafından
görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi halinde, ceza yarısına
kadar artırılır.
(5) Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak
algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan
iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(6) Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları
aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz.
Ses veya görüntülerin kayda alınması

Taraflardan Gizli Tutulan Kararlar ve Dosyayı İnceleme Yetkisi

Soruşturmanın yürütülmesinde bazı tedbirlerin şüpheli veya mağdur gibi dosya taraflarınca dahi önceden bilinmemesi gerekebilir. Türk Ceza Kanunu m. 285/2 hükmü uyarınca, soruşturma safhasında ittihaz olunan ve dosyanın taraflarına karşı gizli tutulması gereken adli kararlar ile bu kararların icrasına yönelik işlemlerin gizliliğini ihlal eden kişiler, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153/2 doğrultusunda, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hallerde ve yalnızca kanunda tahdidi olarak sayılan katalog suçlar kapsamında kalmak şartıyla, Cumhuriyet savcısının talebi ve hâkim kararıyla şüpheli müdafiinin dosya inceleme ve örnek alma yetkisi sınırlandırılabilir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153/3 gereğince yakalanan kişinin veya şüphelinin ifade tutanakları, bilirkişi raporları ve bu kişilerin hazır bulunmaya yetkili oldukları adli işlem kayıtları kısıtlama kararına konu edilemez. Aynı Kanun'un 153/5 maddesi uyarınca suçtan zarar görenin vekili de dosya inceleme ve belge örneği alma haklarından müdafi ile aynı esaslar dairesinde yararlanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 153Kaynağı aç
Madde 153 – (Değişik: 2/12/2014-6572/44 md.)
(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve
istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma
yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak
aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310,
311, 312, 313, 314, 315, 316),
8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329,
330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı
maddesinde tanımlanan zimmet suçu.
d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile
bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer
adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten
itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir;
bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.
(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de
yararlanır.
Müdafi ile görüşme

Kovuşturma Aşamasına Geçiş ve İddianamenin Gizlilik Durumu

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-f ve m. 175/1 hükümleri uyarınca kovuşturma evresi, cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin yetkili mahkemece kabulü ile başlar. Yalnızca iddianame düzenlenmiş bulunması soruşturma safhasını sona erdirmeye yetmez. İddianamenin mahkemece kabul edildiği tarihten itibaren Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153/4 gereğince müdafi, dosya içeriğini ve muhafaza altına alınan delilleri inceleme ile tüm tutanak ve evrakın suretini harç ödemeksizin alma hakkına sahip olur.

Mahkeme tarafından henüz kabul edilmemiş olan bir iddianame metni, iddianamenin dayanağını teşkil eden deliller ve soruşturma verileri soruşturmanın gizliliği rejimine tabidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2023/2798 Esas ve 2024/4670 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkemece kabul edilmemiş bir iddianamenin savcılık makamından elde edilerek kamuya açık alanlarda dağıtılması ve basın yoluyla yayımlatılması, Türk Ceza Kanunu m. 285/1 kapsamındaki suçu oluşturur.

Kapalı Duruşma Açıklamaları ve Suçlu Gösterme Yasağı

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 182/2-3 uyarınca kamu güvenliğinin veya genel ahlakın kesin surette gerektirdiği hallerde duruşmanın tamamının veya bir bölümünün kapalı yapılmasına karar verilebilir; bu karara ilişkin gerekçe ve esas hüküm ise açık duruşmada tefhim olunur. Öte yandan Ceza Muhakemesi Kanunu m. 185/1 uyarınca sanığın onsekiz yaşını doldurmamış olması halinde duruşmanın kapalı görülmesi ve hükmün de gizli celsede verilmesi yasal bir zorunluluktur.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – (1) Duruşma herkese açıktır.
(2) Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde,
duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar
verilebilir.
(3) Duruşmanın kapalı yapılması
konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 185Kaynağı aç
Madde 185 – (1) Sanık, onsekiz yaşını doldurmamış ise duruşma
kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması

Türk Ceza Kanunu m. 285/3 gereğince kapalı yapılması kanunen zorunlu olan ya da mahkeme kararıyla kapalılığına hükmedilen duruşmalardaki beyan ve görüntülerin gizliliğini alenen ihlal eden fail, Türk Ceza Kanunu m. 285/1 çerçevesinde cezalandırılır. Tanığın korunmasına ilişkin tesis edilen gizlilik kararlarına aykırılık halinde ise ayrıca aleniyet koşulu aranmaz.

Yargısal sürecin her aşamasında masumiyet karinesinin korunması esastır. Türk Ceza Kanunu m. 285/5 gereğince soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde kişilerin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak nitelikte görüntülerinin yayımlanması durumunda altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Ayrıca Türk Ceza Kanunu m. 285/4 uyarınca, gizliliğin ihlali suçlarının bir kamu görevlisi tarafından görevinin bahşettiği imkân ve kolaylıklardan yararlanılarak işlenmesi hali cezayı yarı oranına kadar artıran nitelikli unsur sayılmıştır.

Haber Verme Sınırları ve Suçun Yasal İstisnaları

Türk Ceza Kanunu m. 285/6 uyarınca soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması suç oluşturmaz.

Yayımlanan bilgi ve fotoğrafların soruşturma dosyasındaki adli işlemlerden veya dosya muhteviyatından temin edilmemiş bulunması halinde suçun yasal unsurları teşekkül etmez. Benzer biçimde, daha evvel kitle iletişim araçlarında yayımlanarak aleniyet kazanmış telefon kayıtlarının yargılamaya yönelik dış müdahalelere ilişkin kamusal ilgi kapsamında haberleştirilmesi suç kapsamında kabul edilmez.

Hakkında herhangi bir adli takibat bulunmayan kimselerin olağan yaşamlarına ilişkin fotoğraflarının suç algısı uyandırmayacak şekilde paylaşılması veya bir kamu görevlisinin davanın sanığıyla çekilmiş görselinin soruşturma içeriğini ifşa etmeksizin haber konusu edilmesi suç oluşturmaz. Buna mukabil, güncel ve toplumsal ilgiye mazhar olaylarda dahi, henüz hakkında soruşturma bulunmayan kişilerin isim, zaman ve mekân ayrıntılarıyla suçlu gibi takdim edilmesi lekelenmeme hakkını ihlal eder ve haber verme sınırının aşılması sonucunu doğurur.

Görevli Mahkeme ve Yaptırımların Bireyselleştirilmesi

Gizliliğin ihlali suçuna ilişkin yargılama yapma yetkisi genel olarak fiilin icra edildiği yer asliye ceza mahkemesine aittir. Bununla birlikte eylemin avukatlar tarafından göreviyle bağlantılı şekilde işlenmesi halinde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 58 ve m. 59 hükümleri gereğince suç yeri ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Gizliliğin ihlali suçundan dolayı tayin edilen süreli hapis cezası iki yıl veya altında kaldığında şartları mevcutsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya hapis cezasının ertelenmesi mümkündür. Hükmolunan hapis cezasının bir yıl veya daha az süreli olması durumunda ise mahkemece cezanın adli para cezasına çevrilmesi yasal imkân dahilindedir.

Henüz mahkemece kabul edilmeyen iddianamenin paylaşılması suç oluşturur mu?

Evet. Kovuşturma evresi iddianamenin mahkemece kabulüyle başladığı için kabulden önceki evrak gizlilik kapsamındadır ve henüz kabul edilmemiş iddianamenin alenen yayımlanması Türk Ceza Kanunu m. 285/1 kapsamındaki suçu oluşturur.

Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi cezayı nasıl etkiler?

Gizliliğin ihlali suçunun bir kamu görevlisi tarafından görevinin getirdiği kolaylıktan faydalanılarak işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanunu m. 285/4 uyarınca tayin olunacak ceza yarı oranına kadar artırılır.

Kişileri suçlu gösteren yayınların cezai yaptırımı nedir?

Soruşturma veya kovuşturma evresinde bireylerin toplumda peşinen suçlu algılanmasına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması durumunda Türk Ceza Kanunu m. 285/5 gereğince altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

Kapalı duruşmadaki beyanların açıklanmasında aleniyet şartı ne zaman aranmaz?

Kapalı duruşma işlemlerinin gizliliğini ihlalde genel olarak aleniyet unsuru aranmakla birlikte, tanığın korunmasına yönelik verilen kapalılık kararlarına aykırılık halinde Türk Ceza Kanunu m. 285/3 gereğince aleniyet şartı aranmaksızın suç tamamlanır.

Suçtan zarar gören vekili soruşturma evrakını inceleyebilir mi?

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 153/5 uyarınca, şüpheli müdafiine tanınan soruşturma dosyasını inceleme ve belge örneklerini harçsız alma hakkından suçtan zarar görenin vekili de aynı kanuni koşullarla yararlanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu