Tam Kusurlu Taksirle Öldürme Suçu ve Temel Ceza Tayini

by Avukat Erdal Ersoy
Tam Kusurlu Taksirle Öldürme Suçu ve Temel Ceza Tayini

Taksirle öldürme suçunda cezanın tayini sürecinde failin kusur derecesi belirleyici bir konuma sahiptir. Bununla birlikte failin tam kusurlu sayılması, temel cezanın her somut olayda mutlak surette tavan sınıra yakın tayin edilmesini gerektirmez; ceza, orantılılık ilkesi, suç konusunun değeri ve neticenin ağırlığı gözetilerek hakkaniyet dairesinde belirlenir. Türk Ceza Kanunu m. 22/1-2 uyarınca taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla suçun kanuni tanımındaki neticesinin öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir ve taksirli eylemler yalnızca kanunda açıkça düzenlenen hallerde cezalandırılabilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 22Kaynağı aç
Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği
hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir
davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek
gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin öngördüğü neticeyi
istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır;
bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna
göre belirlenir.
(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi
kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı
belirlenir.
(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin
kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz
kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir
halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.
Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Taksirin Kanuni Tanımı ve Suçun Kurucu Unsurları

Taksirli fiillerin suç oluşturabilmesi için öncelikle kanunda bu fiilin taksirle işlenebileceğinin açıkça yazılması gerekir. Kanuni düzenlemede öngörülen taksir, failin göstermekle yükümlü olduğu dikkat ve özen kuralını çiğnemesi neticesinde suç tanımındaki kanuni neticeyi öngörmeden hareket etmesi halidir.

Bir olayda taksir sorumluluğunun varlığından söz edilebilmesi beş temel unsurun bir arada bulunmasına bağlıdır. Bu unsurlar; suçun kanunda taksirle işlenebilen bir suç olması, hareketin iradiliği, neticenin iradi olmaması, hareket ile netice arasında nedensellik bağının bulunması ve sonucun öngörülebilir olmasına karşın fail tarafından öngörülmemiş olmasıdır.

Taksirle Öldürme Suçunda Ceza Sınırları ve Nitelikli Haller

Türk Ceza Kanunu m. 85/1 uyarınca taksirle bir insanın ölümüne yol açan kişi hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasına hükmedilir. Fiilin birden fazla insanın can vermesine neden olması veya bir ya da birden fazla kişinin ölümüyle beraber başkalarının yaralanmasıyla neticelenmesi halinde ise Türk Ceza Kanunu m. 85/2 gereğince iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
Madde 85- (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki
yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla
kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden
olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35]
İKİNCİ
BÖLÜM
Vücut
Dokunulmazlığına Karşı Suçlar
Kasten yaralama[36][37]

Failin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin gerçekleşmesi halinde bilinçli taksir söz konusu olur. Türk Ceza Kanunu m. 22/3 doğrultusunda bilinçli taksir halinde, taksirli suça verilecek olan ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

Meydana gelen neticenin, failin şahsi ve ailevi düzeni bakımından ceza yaptırımına hükmedilmesini gereksiz kılacak düzeyde ağır bir mağduriyet oluşturması halinde Türk Ceza Kanunu m. 22/6 gereğince ceza verilmez. Ancak aynı durumun bilinçli taksirle ortaya çıkması cezasızlık sonucu doğurmaz; bu halde yalnızca faile hükmedilecek cezada yarıdan altıda bire kadar indirim yapılabilir.

Temel Cezanın Tayininde Kusur Yoğunluğu ve Orantılılık

Ceza kanunu sisteminde taksirli suçlar bakımından matematiksel kusur oranlarına dayalı katı cezalandırma modelinden vazgeçilmiştir. Hâkim, alt sınır ile üst sınır arasında temel cezayı takdir ederken suç konusunun önem ve değerini, meydana gelen zararın ya da tehlikenin büyüklüğünü dikkate alır; ancak cezanın miktarı ağırlıklı olarak failin kusuruna göre şekillenir. Türk Ceza Kanunu m. 61/1 bünyesindeki genel ölçütlerden yalnızca taksirin mahiyetine uyanlar esas alınabilir; dolayısıyla kasten işlenen suçlara özgü olan failin güttüğü amaç ve saik ölçütü taksirli suçlarda temel ceza tayininde uygulanamaz.

Failin ağır ya da tam kusurlu bulunması, temel cezanın her halde en üst veya azami sınıra yakın belirlenmesini gerektirmez; temel ceza olaya uygun diğer ölçütler ve orantılılık ilkesi çerçevesinde tayin edilir. Nitekim tam kusurlu hareketle üç kişinin hayatını kaybettiği bir olayda, suçun işleniş biçimi, kusurun yoğunluğu ve meydana gelen zararın ağırlığı karşısında asgari hadden daha fazla uzaklaşılması gerektiği gözetilmeden beş yıl temel ceza tayin edilmesi adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı bulunarak direnme kararı bozulmuştur.

Çok Failli Olaylarda Sorumluluk ve Bilirkişi İncelemesinin Sınırları

Taksirle işlenen fiillerde ceza failin kusuruna göre belirlenir. Birden çok failin taksirle suç işlemesi durumunda kasten işlenen suçlara özgü suça iştirak kuralları uygulanamaz; olaya dahil olan herkes yalnızca kendi kusurundan ötürü bağımsız olarak sorumlu tutulur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı tayin olunur.

Ölümle sonuçlanan olayda ölenin yahut üçüncü bir şahsın taksirli bir hareketinin bulunması, söz konusu hareket failin eylemi ile netice arasındaki nedensellik bağını koparmadığı sürece failin cezai mesuliyetini ortadan kaldırmaz ve failin taksirinin hukuki niteliğini etkilemez.

Yargılama aşamasında başvurulan teknik bilirkişi raporları yalnızca olayın maddi ve teknik boyutu ile trafik veya güvenlik kurallarının ihlali yönüyle sınırlı kalmalıdır. Hukuki açıdan kusurluluğun tespiti ve kusur derecesinin tayini münhasıran hâkimin takdirindedir; bilirkişilerin kusurluluk hakkında nihai hukuki niteleme yapması görev sınırının aşılması sonucunu doğurur.

Taksirle birden fazla kişinin ölümüne yol açmanın cezası nedir?

Taksirli eylemin birden çok kişinin vefatına yol açması veya bir yahut birden fazla kimsenin hayatını kaybetmesiyle beraber başka şahısların yaralanmasıyla sonuçlanması durumunda, Türk Ceza Kanunu m. 85/2 gereğince fail hakkında iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası tayin edilir.

Tam kusurlu fail hakkında her zaman en üst sınırdan mı ceza verilir?

Hayır, failin tam veya ağır kusurlu olması cezanın her halde en üst sınırdan veya azami sınıra yakın tayin edilmesini gerektirmez; temel ceza orantılılık ilkesi ve olayın diğer özellikleri gözetilerek adalet ve hakkaniyete göre takdir edilir.

Taksirle ölüme yol açan suçlarda iştirak hükümleri uygulanır mı?

Hayır, taksirli suçlarda kasten işlenen suçlara özgü iştirak hükümleri uygulanmaz; birden çok kişinin dahil olduğu olaylarda her fail yalnızca kendi kusuruna göre ayrı ayrı cezalandırılır.

Bilirkişi mahkemeye sunduğu raporda kusur oranını kesin olarak belirleyebilir mi?

Hayır, bilirkişi yalnızca teknik inceleme ve kural ihlallerini belirlemekle yetinmek zorundadır; kusurluluk ve kusur derecesinin tayini münhasıran davaya bakan hâkimin takdir yetkisine aittir.

Ölen kişinin de kusurlu olması failin ceza sorumluluğunu düşürür mü?

Ölenin veya üçüncü bir şahsın taksirli hareketi nedensellik bağını kesmediği sürece failin cezai sorumluluğunu kaldırmaz ve taksirin vasfını değiştirmez. Kanunda kusur derecelendirmesiyle doğrudan bir indirim öngörülmemekle birlikte, bu hal temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu