Tacirler arasında akdedilen gizlilik anlaşması, tarafların ticari görüşmeleri veya ortak çalışmaları süresince birbirlerine aktardıkları üretim, maliye, müşteri ve iş sırlarının korunmasını amaçlayan sözleşmesel bir teminattır. Sözleşme müzakereleri ya da iş ilişkisi sırasında paylaşılan stratejik verilerin yetkisiz kullanımı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil edebileceği gibi sözleşmeye aykırılık nedeniyle menfi ve müspet zararların tazminini gerektirir. Bu anlaşmalar taraflar arasında herhangi bir ortaklık veya ortak girişim kurulması amacı taşımaz ve bu doğrultuda yorumlanamaz.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 55Kaynağı aç
Gizli Bilginin Niteliği ve Koruma Dışında Kalan Durumlar
Gizlilik sözleşmelerinde taraflar koruma altına alınacak verilerin tanımını açıkça belirleyebilir. Paylaşılan verinin gizli bilgi sayılması; elektronik veya matbu iletimlerde bilginin gizli olduğunun açıkça ifade edilmesine, sözlü veya görsel aktarımlarda ise ifşayı izleyen 15 gün içinde yazılı olarak karşı tarafa bildirilmesi şartına bağlanabilir. Taraflar yalnızca kendi davranışlarından değil; yöneticilerinin, acentelerinin, çalışanlarının ve kontrolü altındaki diğer yardımcı şahısların da sözleşme şartlarına uygun hareket etmesini temin etmekle borçludur.
Sözleşmeye konu her veri gizlilik koruması kapsamında değerlendirilmez. Bilginin açıklandığı tarihte alan tarafça zaten bilindiğinin yazılı delillerle kanıtlanması, bilginin kamuya mal olmuş bulunması veya alan tarafın kusuru olmaksızın aleniyet kazanması hâlinde gizlilik yükümlülüğü doğmaz. Bunun yanı sıra bilginin herhangi bir kısıtlama olmaksızın üçüncü kişilerden hukuka uygun şekilde edinilmesi, açıklayan tarafın yazılı onay vermesi ya da yürütülen ortak çalışmanın tamamlanmasından sonra bilgi istenmediği bildirildiği hâlde gönderilmeye devam edilmesi istisna kapsamındadır.
Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Haksız Rekabet Halleri
Gizli bilgilerin ve iş sırlarının yetkisiz kullanımı sözleşme ihlali teşkil etmenin yanı sıra dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet fiili oluşturur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 55/1-d uyarınca üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle gizlice ve izinsiz ele geçirilen veya başkaca hukuka aykırı yollarla öğrenilen bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek ya da başkalarına bildirmek dürüstlüğe aykırı haksız rekabet sayılır.
Aynı Kanunun 55. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin 1 numaralı alt bendine göre bir tacirin kendisine tevdi edilmiş teklif, hesap veya plan gibi iş ürünlerinden yetkisiz yararlanması da haksız rekabettir. Yine m. 55/1-b-3 düzenlemesi gereğince üçüncü kişilerin çalışanlarını, vekillerini veya diğer yardımcı kişilerini müvekkillerinin ya da işverenlerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek kanunen yasaklanmış davranışlar arasındadır.
Sözleşmesel Usul Kuralları ve Yetki Şartı
Gizli bilgiyi alan taraf, mevzuat gereğince yetkili resmi bir merciden gelen ifşa talebi ile karşılaştığında durumu derhal açıklayan tarafa bildirmek ve koruyucu alternatif tedbirlerin geliştirilmesinde veya itiraz süreçlerinde işbirliği yapmakla yükümlü kılınabilir. Açıklanan gizli bilgilerin üçüncü kişilerin fikri haklarını ihlal etmesi hâlinde ise açıklayan taraf sorumludur; alan tarafın üçüncü kişilere herhangi bir tazminat ödemek zorunda kalması durumunda alan tarafın ve etkilenen kişilerin dava masraflarını ve ödenen tazminatı açıklayan taraf karşılamak zorundadır.
Sözleşmesel tebligat adreslerindeki değişikliklerin 2 iş günü içinde, belirlenen koordinasyon sorumlularındaki değişikliklerin ise 5 iş günü içinde yazılı bildirilmesi usulü benimsenebilir. Bildirimin süresinde yapılmaması mevcut adreslere yapılacak tebligatların geçerli sayılması sonucunu doğurur. Sözleşmede yapılacak her türlü değişiklik yetkili temsilcilerin ıslak imzalı yazılı metnine tabi tutulabilir ve taraflar çıkacak uyuşmazlıkların çözümü için belirli bir yer mahkemesini yetkili kılabilir.
Sözleşmenin Sona Ermesi ve İhlalin Yaptırımları
Gizlilik sözleşmesi, kararlaştırılan sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erebileceği gibi tarafların karşılıklı yazılı mutabakatıyla veya imzalanması muhtemel sözleşmenin sona ermesi ya da feshedilmesi hâlinde sona erdirilebilir. Taraflardan birinin sözleşme hükümlerini ihlal etmesi hâlinde, ihlalde bulunmayan taraf yapacağı yazılı bir bildirimle anlaşmayı tek taraflı olarak feshedebilir. Taraflar ayrıca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da gizlilik veya rekabet etmeme borçlarının yürürlükte kalacağını kararlaştırabilir; nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5206 Esas ve 2019/6934 Karar sayılı ilamına konu somut olayda, sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için üstlenilen gizlilik ve rekabet etmeme taahhüdüne aykırılık hâlinde sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın talep edilebileceği gözetilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/5206, K. 2019/6934Kaynağı aç
Sözleşmeye kasıt veya kusurla aykırı davranılması ve verilen ihtara rağmen giderilmemesi durumunda zarar gören taraf menfi ve müspet zararlarının karşılanmasını isteyebilir. Kusurlu ifşadan doğan zararların kesinleşmiş yargı kararına dayanılarak tazmin edilmesi ve ihlali önleyici ihtiyati tedbirlere derhal uyulması sözleşmesel taahhüt altına alınabilir.
Tacirler Bakımından Cezai Şartın Talep Edilmesi ve İndirim Sınırları
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 182/1 uyarınca taraflar ceza koşulunun miktarını serbestçe kararlaştırabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/113 Esas ve 2018/1994 Karar sayılı ilamındaki değerlendirmelere göre, sözleşmeye dayalı cezai şart talep edilebilmesi için talepte bulunan tarafın öncelikle kendi edimlerini sözleşmeye uygun biçimde ifa ederek alacaklı konumuna gelmesi ve karşı tarafın sözleşmeyi ihlal etmesi aranır. Borçlunun cezai şart taahhüt ettiği hâllerde alacaklı ayrıca bir zarara uğradığını veya zararın kapsamını kanıtlamak zorunda kalmaksızın maktu cezai şart tazminatını talep edebilir; seçimlik cezai şart öngörülmüşse alacaklı ifa yerine ceza koşulunun ödenmesini seçebilir. Ancak 6098 sayılı Kanun m. 182/3 gereğince hâkimin aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirme kuralı bulunsa da, tacirler arasındaki ilişkilerde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 22/1 hükmündeki tenkis yasağının uygulanması söz konusu olmaktadır; asıl borcun geçersiz veya kusursuz imkânsız hale gelmesi durumunda ise cezanın ifası istenemez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 22Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/113, K. 2018/1994Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 182Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/1366, K. 2022/716Kaynağı aç
Genel borçlar hukuku kuralı olarak hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu 6098 sayılı Kanun m. 182/3 gereğince kendiliğinden indirmekle yükümlü tutulmuşsa da, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tacir sıfatını haiz borçlu aşırı ceza kararlaştırıldığı iddiasıyla sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez. Tacirlerin basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü gereğince sözleşmeyle bağlılık asıldır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5206 Esas ve 2019/6934 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, dosyada borçlu şirketin ekonomik yıkımına yol açacak bir delil veya bu yönde bir savunma ileri sürülmediği takdirde tacir aleyhindeki ceza koşulundan indirim yapılamaz.
Tacirler aleyhine öngörülen tenkis yasağına karşılık, kararlaştırılan cezanın ahlak ve kişilik haklarına aykırı derecede ağır olması ya da borçlu tacirin iktisaden mahvına ve ticari mevcudiyetini sürdüremeyecek derecede yıkımına yol açması hâllerinde hâkim tarafından cezanın kısmen tenkisine veya geçersizliğine karar verilebileceği kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/943 Esas ve 2021/984 Karar sayılı ilamı ile 2017/922 Esas ve 2019/706 Karar sayılı ilamında, cezaî şart miktarının borçlunun mahvına yol açıp açmayacağının tespitinde sözleşme tarihindeki iktisadi durumun, üstlenilen işin değerinin ve borçlunun ödeme gücünün defter ve kayıtlar üzerinden bilirkişi marifetiyle incelenmesi gerektiği ağırlıklı olarak benimsenmiştir. Bununla birlikte, borçlu tacir tarafından açık bir savunma veya talep ileri sürülmedikçe hâkimin ekonomik mahv gerekçesiyle kendiliğinden araştırma yapma yükümlülüğünün bulunmadığı yönündeki yaklaşım da yargısal değerlendirmelerde azınlıkta kalan bir ölçü olarak varlığını korumaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/5366, K. 2013/22566Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/943, K. 2021/984Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/922, K. 2019/706Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/10110, K. 2013/18150Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2016/12322, K. 2017/8065Kaynağı aç
Gizlilik anlaşmasının ihlali halinde cezai şart için zarar ispatı gerekir mi?
Hayır, sözleşmede cezai şart kararlaştırılmışsa ve talep eden taraf kendi edimlerini ifa etmişse, alacaklı ayrıca bir zarara uğradığını veya zararın tutarını ispat etmek zorunda kalmaksızın maktu cezai şartı isteyebilir.
Tacirler aşırı olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini talep edebilir mi?
Kural olarak hayır; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 22/1 uyarınca tacir borçlu fahiş ceza iddiasıyla indirim isteyemez. Ancak ceza ahlak ve adaba aykırıysa veya tacirin iktisadi mevcudiyetini ortadan kaldıracak boyuttaysa mahkemece tenkis uygulanabilir.
Sözleşme bittikten sonra gizlilik yükümlülüğünün ihlali cezai şart doğurur mu?
Evet, taraflar sözleşme sona erse dahi gizlilik ve rekabet etmeme borçlarının süreceğini kararlaştırabilir; bu kurala aykırı davranışlar sözleşmesel cezai şart sorumluluğu doğurur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

