Ceza muhakemesi hukukunda bir kişinin statüsü, soruşturmanın başlangıcından mahkûmiyetin infazına kadar birden fazla aşamadan geçer. Şüpheli, sanık, tutuklu, hükümlü ve hükümözlü kavramlarının her biri bu sürecin farklı bir evresine karşılık gelir; kişinin sahip olduğu haklar ve tabi olduğu yükümlülükler de bu statüye göre şekillenir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
Görev
Görev
Şüpheli Kimdir?
CMK m. 2/1-a uyarınca şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir. Soruşturma evresi ise CMK m. 2/1-e'ye göre yetkili mercilerin suç şüphesini öğrenmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen süreyi kapsar. Şüpheli statüsü, soruşturmanın başlamasıyla doğar ve iddianamenin mahkemece kabulüyle birlikte sona erer.
Sanık Kimdir?
CMK m. 2/1-b uyarınca sanık, kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. CMK m. 2/1-f'ye göre kovuşturma evresi iddianamenin kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesiyle son bulur. Bu tanımlar doğrultusunda şüpheli ile sanık statüleri arasındaki belirleyici sınır iddianamenin mahkemece kabulüdür.
Tutuklu Kimdir ve Tutuklama Hangi Koşullara Bağlıdır?
Tutuklama bir koruma tedbiridir. CMK m. 100/1 uyarınca tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve bir tutuklama nedeninin mevcut olması zorunludur; ayrıca tedbirin işin önemi ile beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olması gerekir. Ölçüsüz olduğu değerlendirilen hallerde tutuklama kararı verilemez.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 100Kaynağı aç
delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık
hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya
güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.[13]
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini
uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde
bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda somut
delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama
nedeni var sayılabilir:[14]
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;[15]
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. (Ek:6/12/2019-7196/58 md.)[16]
Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti (madde 79, 80)
3. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
4.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Kasten yaralama (madde 86, fıkra
3, bent b, e ve f) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),[17]
5. İşkence (madde 94, 95)
6. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
7. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
8.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık
(madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
(iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309,
310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin
(3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda
tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma
Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin
dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı
Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen
suçlar.
i) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Kadına karşı işlenen kasten yaralama
suçu.
j) (Ek:12/5/2022-7406/9 md.) Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev
yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen
kasten yaralama suçu.
k) (Ek:10/10/2024-7528/35 md.) Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî eğitim kurumlarında yönetici, öğretmen, usta öğretici, yabancı uyruklu
öğrencilerin eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen
projelerde öğretici/öğretmen veya rehber danışman; özel öğretim kurumlarında
yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğretici olarak görev yapanlar ile
Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim
kurumlarında ders ücreti karşılığı ders okutanlara ve diğer kamu kurum ve
kuruluşlarında görev yapan öğretmenlere karşı görevleri sırasında veya
görevleri sebebiyle işlenen kasten yaralama suçu.
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını
gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç
olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda
tutuklama kararı verilemez.[18]
Tutuklama kararı
CMK m. 100/2-a uyarınca şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa tutuklama nedeni var sayılabilir. CMK m. 100/2-b uyarınca ise kişinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ya da tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişiminde bulunduğuna ilişkin kuvvetli şüphe oluşursa da tutuklama nedeni var sayılabilir. Öte yandan CMK m. 100/4'e göre sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
CMK m. 100/3 uyarınca soykırım, kasten öldürme, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti ile Devletin güvenliğine ya da anayasal düzene karşı suçlar gibi maddede sayılan belirli suç tiplerinde, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama nedeni var sayılabilir. Bu listeye çeşitli tarihlerde yapılan yasal eklemelerle yeni suç tipleri de dahil edilmiştir.
Tutuklama Kararını Kim Verir?
CMK m. 101/1 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkeme karar verir. Tutuklama istemlerinde mutlaka gerekçe gösterilmesi ve adli kontrolün yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilmesi zorunludur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 101Kaynağı aç
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma
evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya
re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve
adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî
nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın
devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.
Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği
yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.
Tutuklulukta geçecek süre
CMK m. 101/2 uyarınca tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedenlerinin varlığı, tedbirin ölçülü olduğu ve adli kontrolün yetersiz kalacağı hususlarının somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilmesi gerekir. Bu kararın içeriği ilgiliye sözlü olarak bildirilir ve yazılı örneği de verilir. Tutuklama kararı verilmezse şüpheli veya sanık derhal serbest bırakılır.
CMK m. 101/5 uyarınca tutuklama ve buna ilişkin kararlara itiraz yolu açıktır. Tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendi seçeceği ya da baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
Gözaltı ile Tutukluluk Arasındaki Fark
Gözaltı ve tutukluluk birbirinden ayrı tedbirlerdir. CMK m. 91/2 uyarınca gözaltına alma, tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunmasına bağlıdır. Toplu olarak işlenen suçlarda delil toplamanın güçlüğü veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, CMK m. 91/3 uyarınca gözaltı süresini her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 91Kaynağı aç
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına
karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı
süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu
süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten
fazla olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve
kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına
bağlıdır.[11]
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya
şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her
defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.
(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[12]
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki
bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu
düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında
ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin
tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin
sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek
talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki
fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında
kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin
hükümler uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141, 142),
6. Yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),
9. Fuhuş (madde 227),
10. Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan
suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan
edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına
ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya
kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen
serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza
hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat
dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı
süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir.
(6) Gözaltı süresinin dolması veya
sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya
neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Gözaltı işlemlerinin denetimi
CMK m. 91/5'e göre yakalama işlemine, gözaltına alma ve süre uzatımına ilişkin savcı emrine karşı yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derece kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir; hâkim incelemeyi evrak üzerinde yaparak en geç yirmi dört saat içinde başvuruyu sonuçlandırır. CMK m. 91/6 uyarınca gözaltı süresi dolduğunda veya sulh ceza hâkimi kararıyla serbest bırakılan kişi hakkında, yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça aynı nedenle tekrar yakalama işlemi uygulanamaz.
Hükümlü Kimdir?
Hükümlü, mahkemede yürütülen yargılama sonucunda hakkında verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen kişidir. Kesinleşmeyle birlikte hükmün infazı aşamasına geçilir. Sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü istinaf veya temyiz incelemesinden de geçerek kesinleştiğinde tutuklu statüsü hükümlülüğe dönüşür. Hükümlü kavramının CMK m. 2'de yer alan tanımlar arasında sayılmadığı belirtilmelidir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 6. maddesi, hükümlülerin ceza infaz kurumlarında tutulmasına ilişkin temel ilkeleri düzenler. Bu ilkelere göre hükümlüler kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak güvenli biçimde, düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulur. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı yoksunluk ise insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddi ve manevi koşullar altında çektirilir. Aynı maddeye göre hükümlülerin Anayasa'da yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 6Kaynağı aç
temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını
önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde
tutulurlar.
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri
sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk,
insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında
çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel
amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca
kısıtlanabilir.
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan
araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun (…)1 ve yönetmeliklerle tanınmış
haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme
çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin
infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş
programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde
düzenlenir.
e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla
ceza infaz kurumları kanun (…)1
ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca
denetlenir.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh
bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.
g) Hükümlünün infazın amacına uygun olarak kanun (…)1 ve yönetmeliklerin belirttiği
hükümlere uyması zorunludur.
h) Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini
ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.
Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler.
Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır.
İyileştirmede başarı ölçütü
İnfaz sürecinde hükümlünün iyileştirilmesi için mevcut araç ve olanaklar kullanılır; kanunlarda tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır. Ceza infaz kurumları kanun ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir. Bunun yanı sıra hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.
Hükümözlü Kimdir?
Hükümözlü, kanunlarda yer alan bir terim değildir. Uygulamada ceza infaz kurumlarında mahkûmları sınıflandırmak amacıyla Bakanlık ve cezaevi idarelerince kullanılan idari bir kavramdır. Bu terimle haklarında mahkûmiyet kararı verilmiş, ancak bu karar henüz kesinleşmemiş ve hâlen tutuklu bulunan kişiler kastedilmektedir.
Hükümözlüler için koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevine geçiş gibi uygulamaların geçerli olmadığı belirtilmekle birlikte bu ayrımın dayandığı mevzuat hükmü eldeki verilerle doğrulanamamaktadır.
Müdafi Hakkı ve Kapsamı
CMK m. 2/1-c uyarınca müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını üstlenen avukattır. CMK m. 149'a göre şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanuni temsilcisi varsa o da müdafi seçebilir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesi de suçlananın seçtiği müdafiin yardımından yararlanma hakkını ve gerekli maddi olanaktan yoksun olması halinde resen atanacak avukattan ücretsiz yararlanma imkânını güvence altına almaktadır.
CMK m. 150/1 uyarınca şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir; müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. CMK m. 150/2 uyarınca müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise istemine bakılmaksızın müdafi görevlendirilir. CMK m. 150/3 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda da bu hüküm uygulanır.
Müdafi ile görüşme hakkı da CMK m. 154/1 ile güvence altına alınmıştır: Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanların başkalarınca duyulamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.
Müdafiin dosya inceleme yetkisi CMK m. 153 ile düzenlenmiştir. Soruşturma evresinde müdafi kural olarak dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız alabilir. Ancak bu yetki, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse savcının istemi üzerine hâkim kararıyla ve yalnızca kanunda sayılan belirli suçlara ilişkin soruşturmalarda kısıtlanabilir. Kısıtlama kapsamından bağımsız olarak yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanaklar, bilirkişi raporları ve ilgililerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ait tutanaklar bu kısıtlamadan etkilenmez. İddianamenin mahkemece kabulünden itibaren ise müdafi dosya içeriğini ve muhafaza altındaki delilleri inceleyebilir; tüm tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir. Bu haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 153Kaynağı aç
(1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve
istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir.
(2) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma
yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet
savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak
aşağıda sayılan suçlara ilişkin yürütülen soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
2. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
3. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
4. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
5. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (madde 220),
6. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310,
311, 312, 313, 314, 315, 316),
8. Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (madde 326, 327, 328, 329,
330, 331, 333, 334, 335, 336, 337).
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer
Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
c) 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 160 ıncı
maddesinde tanımlanan zimmet suçu.
d) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı
Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan suçlar.
(3) Yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile
bilirkişi raporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer
adli işlemlere ilişkin tutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4) Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten
itibaren dosya içeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir;
bütün tutanak ve belgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir.
(5) Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de
yararlanır.
Müdafi ile görüşme
Şüpheli ile sanık arasındaki fark nedir?
Şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir; iddianamenin mahkemece kabulüyle bu statü sona erer. Sanık ise kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar aynı şüpheyi taşıyan kişidir. Belirleyici sınır, iddianamenin mahkemece kabulüdür.
Tutuklama kararı için hangi koşullar aranır?
CMK m. 100/1 uyarınca tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve bir tutuklama nedeninin mevcut olması şarttır. Tutuklama ayrıca işin önemi ile beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olmalıdır. Sadece adli para cezasını gerektiren ya da hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç, tutuklama kararı verilemez.
Tutuklu ile hükümlü arasındaki fark nedir?
Tutuklu, hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan kişiyi ifade eder. Hükümlü ise mahkûmiyet kararı kesinleşen ve infaz aşamasına geçilen kişidir. Mahkûmiyet hükmünün istinaf veya temyiz incelemesinden de geçerek kesinleşmesiyle tutuklu statüsü hükümlülüğe dönüşür.
Gözaltı kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. CMK m. 91/5 uyarınca yakalama işlemine, gözaltına alma ve süre uzatımına ilişkin savcı emrine karşı yakalanan kişi, müdafii, kanuni temsilcisi, eşi veya birinci ya da ikinci derece kan hısımı sulh ceza hâkimine başvurabilir. Hâkim incelemeyi evrak üzerinde yaparak en geç yirmi dört saat içinde sonuçlandırır.
Müdafi soruşturma dosyasını her zaman inceleyebilir mi?
Soruşturma evresinde kural olarak müdafi dosyayı inceleyebilir ve belge örneklerini harçsız alabilir. Ancak soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecekse bu yetki, savcının istemi üzerine hâkim kararıyla ve yalnızca kanunda sayılan belirli suçlara ilişkin soruşturmalarda kısıtlanabilir. Şüphelinin ifade tutanağı, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olunan adli işlemlere ait tutanaklar ise bu kısıtlamadan etkilenmez. İddianamenin kabulünden itibaren dosya ve deliller üzerindeki inceleme yetkisi genişler.
Hükümözlü nedir ve tutukludan farkı nedir?
Hükümözlü kanuni bir terim değildir; ceza infaz kurumlarında mahkûmları sınıflandırmak amacıyla Bakanlık ve cezaevi idarelerince kullanılan idari bir kavramdır. Hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş, ancak bu karar henüz kesinleşmemiş ve hâlen tutuklu bulunan kişiler için kullanılmaktadır. Tutuklu ile arasındaki pratik ayrım, hükümözlünün aleyhine ilk derece mahkûmiyet kararı bulunmasıdır. Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevine geçiş gibi uygulamaların hükümözlülere uygulanmadığı belirtilmekle birlikte bu ayrımın dayandığı mevzuat hükmü eldeki verilerle doğrulanamamaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

