Ceza Muhakemesinde Şüpheli ve Sanık Kavramları

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Muhakemesinde Şüpheli ve Sanık Kavramları

Şüpheli ve Sanık Kavramlarının Tanımı ve Temel Ayrımı

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-a uyarınca şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiyi ifade eder. Kanunun 2/1-b maddesine göre sanık ise kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. Bu iki sıfat arasındaki temel ayrım, ceza muhakemesinin evrelerine dayanır. Kanunun 2/1-e ve f maddeleri gereğince yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evre soruşturma; iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar süren evre ise kovuşturmadır. Buna göre kişi hakkında düzenlenen iddianame mahkemece kabul edilene kadar şüpheli sıfatı korunur, kabul kararıyla birlikte hüküm kesinleşene dek sanık sıfatı kazanılır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Madde 2 – (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
a) Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
b) Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine
kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,
c) Müdafi: Şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan
avukatı,
d) Vekil: Katılan, suçtan zarar gören veya malen sorumlu kişiyi ceza
muhakemesinde temsil eden avukatı,
e) Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin
öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,
f) Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine
kadar geçen evreyi,
g) İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı
tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
h) Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma
veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
i) Malen sorumlu: Yargılama konusu
işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk
taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiyi,
j) Suçüstü:
1. İşlenmekte olan suçu,
2. Henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra kolluk,
suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanan kişinin
işlediği suçu,
3. Fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan
kimsenin işlediği suçu,
k) Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da üç veya daha fazla
kişi tarafından işlenen suçu,
l) Disiplin hapsi: Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına
alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen,
önödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri
uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi,
İfade eder.
İKİNCİ
BÖLÜM
Görev
Görev

Şüpheli ve sanığın ceza muhakemesinde beyanlarının alınması işlemi de kanunda farklı kavramlarla düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-g uyarınca ifade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir. Buna karşılık Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-h hükmü uyarınca sorgu, şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili dinlenmesini ifade eder. Bu doğrultuda soruşturma makamları olan kolluk ve savcılık yalnızca ifade alma yetkisine sahipken; sorgu işlemi sulh ceza hâkimi veya kovuşturma yürüten mahkemece yerine getirilir.

İfade Alma ve Sorgu Usulündeki Kanuni Güvenceler

İfade alma veya sorgu işleminde şüpheli ve sanık birtakım usul güvencelerinden yararlanır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147/1-a uyarınca ilk olarak şüpheli veya sanığın kimliği saptanır ve kişi kimliğine ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür. Kanunun 147/1-b maddesi uyarınca şüpheli veya sanığa isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147/1-e hükmü gereğince yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni bir hak olduğu kendisine açıkça bildirilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 147Kaynağı aç
Madde 147 – (1) Şüphelinin veya sanığın ifadesinin alınmasında
veya sorguya çekilmesinde aşağıdaki hususlara uyulur:
a) Şüpheli veya sanığın kimliği saptanır. Şüpheli veya sanık, kimliğine
ilişkin soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
b) Kendisine yüklenen suç anlatılır.
c) Müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından
yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği,
kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından
faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi
görevlendirilir.
d) 95 inci madde hükmü saklı kalmak
üzere, yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl
bildirilir.
e) Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu
söylenir.
f) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği
hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak
ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
g) İfade verenin veya sorguya
çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.
h) İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknik imkânlardan yararlanılır.
i) İfade veya sorgu bir tutanağa
bağlanır. Bu tutanakta aşağıda belirtilen hususlar yer alır:
1. İfade alma veya sorguya çekme işleminin yapıldığı yer ve tarih.
2. İfade alma veya sorguya çekme sırasında hazır bulunan kişilerin isim
ve sıfatları ile ifade veren veya sorguya çekilen kişinin açık kimliği.
3. İfade almanın veya sorgunun yapılmasında yukarıdaki işlemlerin yerine
getirilip getirilmediği, bu işlemler yerine getirilmemiş ise nedenleri.
4. Tutanak içeriğinin ifade veren veya sorguya çekilen ile hazır olan
müdafi tarafından okunduğu ve imzalarının alındığı.
5. İmzadan çekinme hâlinde bunun nedenleri.
İfade alma ve sorguda yasak usuller

Savunma imkanının etkin kılınması amacıyla Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147/1-c gereğince şüpheli veya sanığa müdafi seçme hakkının bulunduğu, avukatın hukuki yardımından yararlanabileceği ve müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunabileceği bildirilir; müdafi seçecek durumda olmadığını ve yardım talep ettiğini beyan ederse baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. Kanunun 95 inci madde hükmü saklı kalmak üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147/1-d uyarınca yakalanan kişinin yakınlarından istediğine yakalandığı derhâl bildirilir. Ayrıca m. 147/1-f hükmünce şüphelinin veya sanığın şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılarak aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırma ve lehine hususları ileri sürme olanağı sağlanır.

İfade ve sorgu sürecinde Ceza Muhakemesi Kanunu m. 147/1-g ve h uyarınca ifade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır ve işlemlerin kaydında teknik imkânlardan yararlanılır. Kanunun 147/1-i maddesi gereğince ifade veya sorgu; işlemin yapıldığı yer ve tarihi, hazır bulunanların açık kimlik ve sıfatlarını, usul işlemlerinin uygulanıp uygulanmadığını ve tutanağın okunarak imzalandığını veya imzadan çekinme varsa nedenlerini içeren bir tutanağa bağlanır.

Savunma Hakkı ve Müdafi Görevlendirilmesi Usulü

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 2/1-c uyarınca müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukattır. Kanunun 149/1 maddesi uyarınca şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin hukuki yardımından yararlanabilir. Şüpheli veya sanığın kanuni temsilcisi varsa, kanuni temsilci de şüpheliye veya sanığa bir müdafi seçebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 150/1 uyarınca şüpheli veya sanıktan öncelikle bir müdafi belirlemesi istenir; kişinin bu tercihi yapacak durumda olmadığını bildirmesi hâlinde talebi doğrultusunda kendisine müdafi atanır. Kanunun 150 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre savunmanı olmayan şüpheli veya sanığın çocuk olması, kendisini savunamayacak ölçüde malul bulunması ya da sağır ve dilsiz olması durumunda talep şartı aranmadan müdafi tayin edilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren fiillere ilişkin soruşturma ve kovuşturmalarda da kişinin istemi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın müdafi görevlendirilmesi kuralı geçerlidir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 150Kaynağı aç
Madde 150 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/21 md.)
(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine
bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda
olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak
derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi
görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan
dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.
(4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin
görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik
görevinden yasaklanma[54]

Tutuklama Tedbiri ve Özel Koruma Hâlleri

Kişi hürriyetine müdahale niteliğindeki tutuklama tedbirinde sıfatlara bağlı usul kuralları işletilir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 101/1 uyarınca soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından karar verilirken; kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya mahkemece re'sen karar verilir. Kanunun 101/3 maddesi gereğince tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 101Kaynağı aç
Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına
Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma
evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya
re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve
adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî
nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın
devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
d) (Ek:8/7/2021-7331/14 md.) Adli kontrol uygulamasının yetersiz
kalacağını,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.
Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği
yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği
veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.
(4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest
bırakılır.
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz
edilebilir.
Tutuklulukta geçecek süre

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 91/7 gereğince gözaltına alınan kişi serbest bırakılmazsa en geç kanuni gözaltı süreleri sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve bu sorguda müdafii hazır bulunur. Tutukluluk süresinin uzatılmasına yönelik usulde ise Ceza Muhakemesi Kanunu m. 102/3 gereğince kararlar, Cumhuriyet savcısının yanı sıra şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 91Kaynağı aç
Madde 91 – (1) Yukarıdaki maddeye göre yakalanan kişi, Cumhuriyet
Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına
karar verilebilir. (Değişik ikinci cümle: 25/5/2005 – 5353/8 md.) Gözaltı
süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu
süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez.(Ek cümle:
25/5/2005 – 5353/8 md.) Yakalama yerine
en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten
fazla olamaz.
(2) Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve
kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına
bağlıdır.[11]
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya
şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her
defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak
emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılması emri gözaltına alınana derhâl
tebliğ edilir.
(4) (Ek: 27/3/2015-6638/13 md.)[12]
Suçüstü hâlleriyle sınırlı olmak kaydıyla; kişi hakkında aşağıdaki
bentlerde belirtilen suçlarda mülki amirlerce belirlenecek kolluk amirleri
tarafından yirmi dört saate kadar, şiddet olaylarının yaygınlaşarak kamu
düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açabilecek toplumsal olaylar sırasında
ve toplu olarak işlenen suçlarda kırk sekiz saate kadar gözaltına alınma kararı
verilebilir. Gözaltına alma nedeninin ortadan kalkması hâlinde veya işlemlerin
tamamlanması üzerine derhâl ve her hâlde en geç yukarıda belirtilen sürelerin
sonunda Cumhuriyet savcısına, yapılan işlemler hakkında bilgi verilerek
talimatı doğrultusunda hareket edilir. Kişi serbest bırakılmazsa yukarıdaki
fıkralara göre işlem yapılır. Ancak kişi en geç kırk sekiz saat, toplu olarak
işlenen suçlarda dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır. Bu fıkra kapsamında
kolluk tarafından gözaltına alınan kişiler hakkında da gözaltına ilişkin
hükümler uygulanır.
a) Toplumsal olaylar sırasında işlenen cebir ve şiddet içeren suçlar.
b) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten öldürme (madde 81, 82), taksirle öldürme (madde 85),
2. Kasten yaralama (madde 86, 87),
3. Cinsel saldırı (madde 102),
4. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
5. Hırsızlık (madde 141, 142),
6. Yağma (madde 148, 149),
7. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
8. Bulaşıcı hastalıklara ilişkin tedbirlere aykırı davranma (madde 195),
9. Fuhuş (madde 227),
10. Kötü muamele (madde 232),
c) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan
suçlar.
d) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanununun 33 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen suçlar.
e) 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununa dayanılarak ilan
edilen sokağa çıkma yasağını ihlal etme.
f) 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3
üncü maddesinde belirtilen suçlar.
(5) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına
ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya
kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen
serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza
hâkimi incelemeyi evrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidört saat
dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veya gözaltı
süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilir ya da
yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazır
bulundurulmasına karar verilir.
(6) Gözaltı süresinin dolması veya
sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya
neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet
savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
(7) Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh
ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Gözaltı işlemlerinin denetimi

Ceza muhakemesinde müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık için kanunda öngörülen diğer hâllerde de barodan görevlendirme yapılır. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 74/2 uyarınca, akıl hastası olup olmadığının tespiti için resmi sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilecek şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 204/1 gereğince duruşmanın düzenini tehlikeye soktuğu için duruşma salonundan çıkarılan sanığın müdafii yoksa mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu m. 247/4 uyarınca duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii bulunmuyorsa mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini talep eder.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204 – (1) Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının
duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında
sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır
bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse,
oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme
barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar
verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.
Duruşma sırasında işlenen suç hakkında işlem
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 247Kaynağı aç
Madde 247 – (1) Hakkındaki soruşturmanın
veya kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde
saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle Cumhuriyet
savcısı veya mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiye kaçak
denir.
(2) (Ek: 25/5/2005 – 5353/31 md.)[84] Hakkında, 248 inci maddenin
ikinci fıkrasında belirtilen suçlardan dolayı soruşturma
veya kovuşturma başlatılmış olan şüpheli veya
sanığın, yetkili Cumhuriyet savcısı veya
mahkemece usulüne göre yapılan tebligata uymamasından dolayı verilen zorla
getirilme kararı da yerine getirilemez ise, Cumhuriyet
savcısı veya mahkeme;
a) Çağrının bir gazete ile şüpheli veya
sanığın bilinen konutunun kapısına asılmak suretiyle ilânına karar verir;
yapılacak ilânlarda, onbeş gün içinde gelmediği takdirde 248 inci maddede
gösterilen tedbirlere hükmedilebileceğini ayrıca açıklar,
b) Bu işlemlerin yerine getirildiğinin bir tutanak ile saptanmasından
itibaren onbeş gün içinde başvurmayan şüpheli veya sanığın kaçak olduğuna karar
verir.[85]
(3) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 Tarihli ve E:
2022/145, K: 2023/59 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:2/3/2024-7499/16
md.) Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu
yapılmamış ise, mahkûmiyet ve ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.[86]
(4) Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan
bir avukat görevlendirilmesini ister.
Zorlama amaçlı elkoyma ve teminat belgesi[87]
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 74Kaynağı aç
Madde 74 – (1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan
şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan
beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini
saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin
dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına,
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından
karar verilebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi
üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa
resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere
ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
(4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir;
itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
(5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince
yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.
Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
Şüpheli ile sanık arasındaki temel fark nedir?

Şüpheli, soruşturma evresinde yani suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen süreçte suç şüphesi altında bulunan kişidir. Sanık ise iddianamenin kabulüyle başlayan ve mahkemece verilen hükmün kesinleşmesine kadar devam eden kovuşturma evresindeki kişiyi ifade eder.

İfade alma ile sorgu arasındaki ayrım nasıldır?

İfade alma işlemi şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından suç isnadına ilişkin dinlenmesini ifade eder.

Hangi hâllerde şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir?

Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul ya da sağır ve dilsiz ise veya isnat edilen suçun ceza alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiriyorsa istemi aranmaksızın müdafi görevlendirilir.

Tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanığın savunma güvencesi nedir?

Ceza Muhakemesi Kanunu m. 101/3 uyarınca tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu