Sosyal Şiddet Nedeniyle Boşanma ve Yargıtay Kararları

by Avukat Erdal Ersoy
Sosyal Şiddet Nedeniyle Boşanma ve Yargıtay Kararları

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ve Sosyal Şiddet

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Eşin giyim tarzı ile günlük yaşam biçiminin baskıyla değiştirilmek istenmesi ve aşağılayıcı tutumların süreklilik göstermesi durumunda, taraflar arasında evlilik birliğini temelinden sarsacak nitelikte bir geçimsizliğin gerçekleştiği kabul edilerek boşanmaya karar verilebilmektedir (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/6602, K. 2019/2319).

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/6602, K. 2019/2319Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2018/6602 E.  ,  2019/2319 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; onanmasına dair Dairemizin 04/07/2018 gün ve 2016/21220-2018/8619 sayılı ilamıyla ilgili davacı kadın tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26.09.2014 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir. Mahkemece, davalı erkeğin boşanmaya sebep olan kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı kadın tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 04.07.2018 tarih 2016/21220 esas ve 2018/8619 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, davacı kadın tarafından Dairemiz onama ilamına karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların 30.09.2012 tarihinde evlendikleri, bir banka şubesinde müdür olarak çalışan davalı kadının eşinin baskıcı davranışları sebebiyle 15.03.2013 tarihinde işinden ayrıldığı, davalı erkeğin kadının işi ile ilgili olarak “konsomatris gibi ona buna ziyarete gidiyorlar” diyerek aşağıladığı, 2014 yılının Haziran ayında Kıbrıs adasında bir türbe ziyareti sırasında başörtüsünü evde unutan kadına yönelik olarak “sonradan olma akıl ile bir yere kadar, iman zayıf olursa” şeklinde sözler söylediği, …’a dönüşünü bildirmediği eşinin benim neden haberim yok demesi üzerine eşine “sana hesap mı vereceğim” dediği, 06.07.2014 tarihli son olayda ise kadının tanık Hakan’ı telefonla aradığı ve davalı erkeğin kendisini kovduğunu, üzerine yürüdüğünü, kendisini kilitlediği odanın kapısını kıracağını söylediği sırada bağırma seslerinin tanık tarafından duyulduğu, evlendikten sonra kadının giyim ve günlük yaşam tarzının eşinin baskısıyla değiştiği anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı erkeğin aşağılama ve baskıya yönelik davranışlarının süreklilik gösterdiği de dikkate alındığında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK m. 166/1) karar verileceği yerde yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Ne var ki; bu husus ilk inceleme sırasında gözden kaçırıldığından, hükmün onanması doğru olmayıp, davacının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 04.07.2018 tarih 2016/21220 esas ve 2018/8619 karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, hükmün açıklanan gerekçe ile bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Davacının karar düzeltme isteğinin yukarıda gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 04.07.2018 tarih, 2016/21220 esas ve 2018/8619 karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, oybirliğiyle karar verildi. 07.03.2019(Prş.)

Yargıtay Kararlarında Sosyal Şiddet Örnekleri

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2015/15333, K. 2016/6975 sayılı kararında, eşe aile toplantısı ve düğün gibi özel günlerde eşlik edilmeyerek sosyal ortamlarda yalnız bırakılması duygusal ve sosyal şiddet olarak nitelendirilmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2013/21537, K. 2014/4160 sayılı kararında ise eşe hakaret edilmesi, giyim tarzıyla sürekli alay edilmesi, müşterek evden kovulması ve güven sarsıcı tutum sergilenmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların kusur durumunun belirlenmesinde kusurlu davranışlar kapsamında değerlendirilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/21537, K. 2014/4160Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/21537 E.  ,  2014/4160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Gölbaşı/Ankara 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :11.07.2013 NUMARASI :Esas no:2012/1037 Karar no:2013/715 Taraflar arasındaki "boşanma" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, hüküm, davacı-davalı (kadın) tarafından lehine hükmedilen tazminatların miktarı yönünden; davalı-davacı (koca ) tarafından ise kadının boşanma davası, kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar, kabul edilen ziynet alacağı ve kendi tazminat talepleri hakkındaki hüküm yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-davacı (koca) da boşanma talebinde haklı bulunarak lehine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiğine göre, kocanın birleştirilen boşanma davasının esası hakkında, asıl davada boşanma hükmü kurulduğu gerekçesiyle karar verilmemiş olması doğru değilse de bu yönün temyiz edilmemiş olması sebebiyle açıklanan eksikliğin artık sonuca etkili olmaktan çıkmış bulunmasına göre kadının tüm, kocanın ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece, "evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında koca daha fazla kusurlu bulunmuş ve buna bağlı olarak davacı-davalı (kadın) yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Oysa yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; kadının eşine "şerefsiz" de dahil olmak üzere ağır sözlerle hakaret ettiği, eşinden habersiz arkadaşlarıyla şehir dışına çıktığı ve evlilik birliğine ilişkin görevlerini ihmal ettiği, eltisine bir başka erkekten hoşlandığını söylediği", kocanın ise, eşine hakaret ettiği, giyim tarzıyla sürekli alay ettiği, "defol git diyerek" müşterek evden kovduğu ve güven sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre taraflar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında aynı oranda kusurlu olup, birini diğerinden baskın kusurlu saymak mümkün bulunmamaktadır. Eşit kusurlu taraf yararına da maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Öyleyse davacı- davalı (kadın)'ın maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Davalı-davacı (kadın)'ın düğünde takılan altın takılarının bir bölümünü düğünden sonra bozdurarak evdeki salon takımını değiştirdiği, bir bölümünü de bozdurarak Amerika'ya gittiği, seyahat masrafı ve oradaki harcamalarına sarfettiği, evliliğin başında kocanın teyzesine ödünç olarak verilen bir kısım altınlarında daha sonra kendisine geri verildiği, bunların koca tarafından alınıp bozdurulduğuna ilişkin yeterli delil bulunmadığı görülmektedir. Gerçekleşen bu durum karşısında kadının altınlara ilişkin talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Ayşegül'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 119.00 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Eyüp'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 27.02.2014 (Per.)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/15333, K. 2016/6975Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2015/15333 E.  ,  2016/6975 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, kusur belirlemesi ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Toplanan delillerden davalı-karşı davacı erkeğin eşine aile toplantısı, düğün gibi özel günlerde ve sosyal ortamlarda eşlik etmediği, onu yalnız bırakmak suretiyle duygusal ve sosyal şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir (TMK m. 174/2). Yukarıda belirtildiği gibi davalı-karşı davacı erkek eşin belirlenen kusurlu davranışları davacı-karşı davalı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu durumda, Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmiştir. Öyleyse, davacı-karşı davalı kadının manevi tazminat isteğinin kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Abdullah Kerim'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Elif'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.04.2016 (Çrş.)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2020/1277, K. 2020/2521 sayılı kararına konu somut olayda; eşiyle ilgilenmeyen, hamilelik ve doğum sırasında eşinin yanında bulunmayan, vaktinin çoğunu ev dışında geçiren ve özel günlerde dahi eşinin yanında yer almayan taraf boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu bulunmuş ve bu davranışların diğer eşin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1277, K. 2020/2521Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/1277 E.  ,  2020/2521 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından manevi tazminat talebinin reddi ile maddi tazminatın miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece belirlenen ve bölge adliye mahkemesince de kabul edilen “Eşiyle ilgilenmeyen, hamilelik ve doğum sırasında eşinin yanında olmayan, vaktinin çoğunu iş yerinde ve arkadaşlarıyla geçiren, geç saatlere kadar eve gelmeyen, eşini ve kayın validesini eve almayan, sonrasında ise eve gelmeyen ve gelmek istemediğini bildiren, özel günlerde dahi eşinin yanında bulunmayan “ erkek boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Kusurun ağırlığı tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesi uyarınca manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde manevi tazminat talebinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 03.06.2020 (Çar.)

Kusur Dengesi ve Boşanma Davasına İtiraz Hakkı

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin ikinci fıkrasına göre boşanma davasında davacının kusuru daha ağır ise davalının davaya itiraz hakkı bulunmaktadır. Bununla beraber bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2012/11557, K. 2013/12758 sayılı kararında; az kusurlu eşin de karşı dava açarak boşanmayı talep ettiği durumda, ağır kusurlu eşin kendi davasına itirazının hakkın kötüye kullanılması sayılabileceği ve Türk Medeni Kanunu'nun 166/2. maddesi koşulları oluştuğundan her iki davanın da kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/11557, K. 2013/12758Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/11557 E.  ,  2013/12758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Gaziantep 4. Aile Mahkemesi TARİHİ :10.2.2012 NUMARASI :Esas no:2010/450 Karar no:2012/147 Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından; her iki boşanma davası, boşanmanın fer'ileri, vekalet ücreti ve ziynetlerle ilgili kurulan hüküm yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 7.5.2013 günü temyize den davacı-davalı S… K… Vekili Av. M… P… Ve karşı taraf davalı-davacı D… K… Vekili Av. E… O… geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-karşı davalı (koca)'nın ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazları yersizdir. 2-Diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece; "davacı-karşı davalı (koca)'nın eşine fiziki ve sosyal şiddet uyguladığı, bu sebeple tam kusurlu olduğu sabit kabul edilerek" kocanın boşanma davasının reddine, kadın tarafından açılan karşı boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, davalı-karşı davacı (kadın)'ın kocasına hakaretinin sara (epilepsi) krizi sırasında vukuu bulduğu, bu sebeple kadının bu olaylardan dolayı kusurlu sayılamayacağı kabul edilmiştir. Kocanın mahkemece de kabul edilen kusurlu tutum ve davranışlarının sabit olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Davalı-karşı davacı (kadın)'ın da, kocasına hakaret ettiği ve tehdit ettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Kadının gerçekleşen bu davranışlarının sara hastalığının etkisiyle ve sara nöbeti sırasında meydana geldiğine ve iradi olmadığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır. Bu halde, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı-karşı davalı (koca) ağır kusurlu ise de, kadın da kusurlu olup, koca da boşanma davası açmakta haklıdır. Az kusurlu olan davalı-karşı davacı (kadın), kendisi de boşanmayı istediğine göre, kocanın boşanma davasına karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, kocanın davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi şartları oluşmuştur. O halde kocanın boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK.m.166/2) karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bu bentteki bozma sebebine göre yeniden karar verilmesi gerekli hale gelen kadının boşanma davası ve fer'ilerinin incelenmesine yer olmadığına, hükmün ziynetlerle ilgili bölümünün yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 990.00 TL vekalet ücretinin S…'dan alınıp D…'e verilmesine, ziynetler yönünden aşağıda yazılı harcın Süphan'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 07.05.2013 (salı)

Sosyal Şiddetin Maddi ve Manevi Tazminata Etkisi

Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Kanunun 174. maddesinin ikinci fıkrası gereğince ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat talep edebilir. Manevi tazminata karar verilebilmesi için tazminat isteyen eşin kusursuz ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olması ve eylemlerin kişilik haklarını zedelemiş bulunması şarttır; ödenecek miktar belirlenirken kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet ölçütleri dikkate alınır (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/15333, K. 2016/6975; E. 2020/1277, K. 2020/2521).

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2012/18077, K. 2013/2900 sayılı kararında, eşine sürekli fiziksel ve sosyal şiddet uygulayan eşin tamamen kusurlu olduğu ve diğer eşin ağır ya da eşit kusurunun bulunmadığı durumda, maddi desteği yitiren ve kişilik hakları saldırıya uğrayan eş yararına Türk Medeni Kanunu m. 174 uyarınca maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2013/21537, K. 2014/4160 sayılı kararında vurgulandığı üzere, eşlerin evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşit kusurlu kabul edilmesi halinde eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/18077, K. 2013/2900Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2012/18077 E.  ,  2013/2900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Diyarbakır Aile Mahkemesi TARİHİ :27.07.2011 NUMARASI :Esas no:2011/938 Karar no:2012/842 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından; kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminatın reddi yönünden; davalı tarafından ise kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kocanın tüm temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadının temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına davalı kocanın kusurlu davranışlarının neden olduğu kabul edilmiş ancak bu kusurlu davranışları açıklanmamıştır. Toplanan delillerden ve özellikle tanık beyanlarından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olaylarda eşine sürekli fiziksel ve sosyal şiddet uygulayan kocanın tamamen kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. a) Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 TBK.md.50 ve 52 ) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. b) Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 TBK. md. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2/a, b bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin ise yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını yatıran davacıya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.11.02.2013 (Pzt.)

Sosyal Şiddet İddialarının Davada İleri Sürülmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 137 ve 141. maddeleri kapsamında mahkemece usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen vakıalar hükme esas alınamaz; dayanılmayan bir vakıa yalnızca tanık beyanında geçmesi sebebiyle kusur olarak yüklenemez. Bununla birlikte Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 141 gereğince, ön inceleme duruşmasına taraflardan birinin mazeretsiz gelmemesi halinde gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir veya değiştirebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2020/1135, K. 2020/2210 sayılı kararında, dava dilekçesinde baskın karaktere dayanılması ve mazeretsiz katılınmayan ön inceleme duruşmasında somut vakıaların bildirilmesi halinde giyim tarzına, toplantılara ve görüşülecek kişilere müdahale edilerek uygulanan sosyal şiddet vakıalarının hükme esas alınabileceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1135, K. 2020/2210Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/1135 E.  ,  2020/2210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek tarafından tümü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; kadının tam kusurlu olduğu kabul edilmek suretiyle davacı erkeğin davasının kabulü ile TMK 166/1. maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince verilen bu karara karşı davalı kadın tarafından tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; “ilk derece mahkemesince toplanan delillerden kadına yüklenen "eşinin giyim tarzına, gideceği toplantılara ve görüşeceği kişilere müdahalelerde bulunarak sosyal şiddet uyguladığı" vakıasına açıkça ve usulune uygun olarak davacı erkek tarafından dayanılmamıştır. Dava dilekçesinde davacı erkek, kadının baskın karakterde olduğu, sürekli kavgacı tavırlar sergilediği, eşine hakaret ettiği ve evden kovduğu, evi, çocukları ve eşi ile ilgilenmediği gerekçesi ile evlilik birliğinin çekilmez bir hal aldığını ileri sürmüş, başka bir vakıaya da dayanmamıştır. Mahkemece, usulüne uygun şekilde ileri sürülmeyen ve çekişmeli olarak belirlenmeyen (HMK m. 137,140/3,187) vakıa esas alınarak karar verilemez (HMK m. 141). Bu itibarla dayanılmayan bir vakıanın tanık beyanlarında geçtiğinden bahisle davalıya kusur olarak yüklenmesine imkan bulunmamaktadır” gerekçesi ile davanın reddi gerekirken kabulü hatalı bulunarak davalı kadının istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, erkeğin davasının reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince verilen bu karar davacı erkek tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi başlıklı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 141. maddesi “(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia ve savunmalarını genişletebilir veya değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. (2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır," şeklindedir. Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere; tarafların karşılıklı dilekçelerini verdikleri aşamada, herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan uyuşmazlığın genel çerçevesi içinde iddia ve savunmalarını değiştirebilecekleri kabul edilmiştir. Şüphesiz bu imkan, sadece cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi için söz konusudur, ikişer dilekçeden sonra, hangi ad altında olursa olsun verilecek dilekçeler, sınırlama ve yasak kapsamında kabul edilmelidir. Ön inceleme aşamasında ancak karşı tarafın açık muvafakati (veya ön inceleme duruşmasına taraflardan birisinin mazeretsiz gelmemesi) durumunda iddia veya savunmaların genişletilmesi yahut değiştirilmesi kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 20.04.2016 tarih, 2014/2-695 esas ve 2016/522 karar sayılı ilamı). Somut olayda; davacı erkeğin dava dilekçesinde “baskın bir karakter olarak sürekli kendi dediklerini dikte etmeye çalıştığı” vakıası belirtildiği gibi davalı kadın usulüne uygun şekilde tebliğ edilen ön inceleme duruşmasına da mazeretsiz katılmamış, erkek bu ön inceleme duruşmasında ise “çocuklarla ve evle ilgilenmediği” vakaılarına dayanmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında ilk derece mahkemesince belirlenen eşinin giyim tarzına, gideceği toplantılara ve görüşeceği kişilere müdahalelerde bulunarak sosyal şiddet uyguladığı" evi, çocukları ve eşi ile ilgilenmediği” vakıaları hükme esas alınabileceğinden, ilgili bölge adliye mahkemesince davacı erkeğin davasının reddine karar verilesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 16.03.2020 (Pzt.)
Sosyal şiddete maruz kalan eş her durumda manevi tazminat alabilir mi?

Hayır, Türk Medeni Kanunu m. 174/2 uyarınca manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer eşe göre daha az kusurlu olması ve boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş bulunması gereklidir.

Eşlerin eşit kusurlu bulunması halinde tazminata hükmedilir mi?

Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında eşlerin eşit kusurlu kabul edilmesi halinde, Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca eşit kusurlu eş lehine maddi ve manevi tazminata karar verilemez.

Dilekçede yer almayan sosyal şiddet iddiası duruşmada genişletilebilir mi?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 141 uyarınca ön inceleme duruşmasına karşı tarafın mazeretsiz katılmaması halinde gelen taraf rıza aranmaksızın iddia ve savunmasını genişletebilir. Yargıtay uygulamasında, dava dilekçesinde baskın karaktere dayanılması ve mazeretsiz katılınmayan ön inceleme duruşmasında somut vakıaların bildirilmesi koşuluyla giyim tarzına, toplantılara ve görüşülecek kişilere müdahale gibi sosyal şiddet vakıaları hükme esas alınabilmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu