Soruşturma İzni Sisteminin Anayasal ve Yasal Çerçevesi
Anayasa'nın 129. maddesi gereğince, kamu görevlileri aleyhine iddia edilen fiillerden ötürü ceza kovuşturması başlatılması kural olarak yetkili idari makamın vereceği izne bağlanmıştır; kanunla öngörülen ayrık durumlar saklıdır. Benzer biçimde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 24. maddesi, memurların ifa ettikleri görevle bağlantılı veya görev ifası esnasındaki suç isnatlarında soruşturma, kovuşturma ve dava süreçlerinin özel yasal düzenlemeler çerçevesinde yürütüleceğini öngörür. Bu anayasal ve yasal güvencenin temel uygulama aracı 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'dur.
4483 sayılı Kanun, idare esaslarına uygun kamu hizmetlerinde asli ve sürekli görev ifa eden memurlar ile diğer kamu personelinin vazifeleri sebebiyle isnat edilen fiillerinde uygulanır. 657 sayılı Kanun'un 4/A maddesi kapsamındaki memurlar ile statüleri gereği kadro karşılık gösterilerek çalıştırılan personel bu kanunun koruması altındadır. Buna karşın, aynı kanunun 4/B maddesindeki sözleşmeli personel, 4/D maddesindeki işçiler, geçici çalışanlar ve özel hukuka tabi personel 4483 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.
Soruşturma İzni Usulünün Kapsamı Dışında Kalan Kişiler ve Durumlar
Kendilerine özgü soruşturma ve kovuşturma kurallarına tabi tutulmuş olan Cumhurbaşkanı, bakanlar, hâkimler, savcılar, öğretim üyeleri ile asker kişiler 4483 sayılı Kanun'un kapsamı haricindedir. Bununla birlikte 4483 sayılı Kanun'un 2. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ağır cezayı gerektiren suçüstü hallerinde izin prosedürü uygulanmaz ve genel muhakeme hükümleri geçerli olur.
Vali ve kaymakamların kişisel suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma işlemlerinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161. maddesinin altıncı fıkrası uygulanır. Buna göre adli süreçler, ilgilinin görev yaptığı yerin yargı çevresinde yer aldığı bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il Cumhuriyet başsavcılığı ile aynı yerdeki ağır ceza mahkemesi marifetiyle icra edilir. Suçüstü halinin mezkûr mahkemenin görev sahasına girdiği durumlarda ise soruşturma genel hükümlere tabi tutulur.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı
yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden
her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince
nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak
ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu
işlemi yapmasını ister.
(2) Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile
uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek
ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin
yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele
hâllerde, sözlü olarak verir. (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/24 md.) Sözlü
emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
(4) Diğer kamu görevlileri de,
yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri,
talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde
kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya
ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya
yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen
kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya
soruşturma yapılır. Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483
sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri, en üst dereceli kolluk amirleri hakkında
ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.[61]
(6) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/8
md.) Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve
kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge
adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer
ağır ceza mahkemesine aittir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü
hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yapılır.
(7) (Ek: 31/3/2011-6217/21 md.) Yetkisizlik kararı ile gelen bir
soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine
varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için
soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en
yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar
kesindir.
(8) (Ek:21/2/2014–6526/15 md.) Türk
Ceza Kanununun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde
düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş
olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983
tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat
Teşkilatı Kanununun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır.
(9) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/146 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/141
md.) Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen milletvekili
hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
ve bu yer ağır ceza mahkemesine aittir. Soruşturmayı Cumhuriyet Başsavcısı veya
görevlendireceği vekili bizzat yapar. Başsavcı veya vekili, suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısından soruşturmanın kısmen veya tamamen yapılmasını
isteyebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde suçun işlendiği yer
Cumhuriyet savcısı zorunlu olan delilleri toplar ve gerekmesi hâlinde alınacak
kararlar bakımından bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunur.
Soruşturmada Cumhuriyet savcısının hâkim kararı istemi
Türk Ceza Kanunu'nun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316. maddelerinde düzenlenen anayasal düzene karşı suçlar hakkında, fiil görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa dahi Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. Bu kapsamda 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 26. maddesi hükmü saklı tutulmuştur.
Doğrudan Soruşturma Yapılan Görev Suçları ve Özel İstisnalar
Yargısal işlemlerle ilgili kanuni görevlerinde ihmali veya suiistimali belirlenen kamu personeli ile savcılık talimatlarını icrada ihmal veya kötüye kullanması saptanan kolluk amir ve memurları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 161. maddesinin beşinci fıkrası gereğince savcılıklarca doğrudan soruşturulur. Ancak vali ve kaymakamlar hakkında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaya devam edilir; teşkilattaki en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise hâkimlerin görev suçlarındaki yargılama rejimi tatbik edilir.
Suç soruşturması ve kovuşturması sırasında Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenen bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen bilgilerin verilmesi imkânsız ise gerekçesi ve en geç hangi tarihte cevap verilebileceği aynı süre içinde yargı merciine iletilmelidir. Haklarında kamu davasının açılması idari izin veya karar alınmasına bağlı tutulmuş kamu görevlilerinin bu zorunluluğa uymaması görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilir ve yasama dokunulmazlığı saklı kalmak kaydıyla, haklarında soruşturma izin prosedürü uygulanmaksızın doğrudan soruşturma yürütülür.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 332Kaynağı aç
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından yazılı olarak istenilen
bilgilere on gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Eğer bu süre içinde istenen
bilgilerin verilmesi imkânsız ise, sebebi ve en geç hangi tarihte cevap
verilebileceği aynı süre içinde bildirilir.
(2) Bilgi istenen yazıda yukarıdaki fıkra hükmü ile buna aykırı hareket
etmenin Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesine aykırılık oluşturabileceği
yazılır. Bu durumda haklarında kamu davasının açılması, izin veya karar
alınmasına bağlı bulunan kişiler hakkında, yasama dokunulmazlığı saklı kalmak
üzere, doğrudan soruşturma yapılır.
Yönetmelik
İhbar ve Şikâyet Usulü ile Savcılık Yetkisi
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında yapılacak ihbar ve şikâyetlerin soyut ve genel nitelikte olmaması, somut kişi veya olay belirtmesi, iddiaların ciddi bulgu ve belgelere dayanması zorunludur. İhbar veya şikâyet dilekçesinde başvuranın doğru ad, soyad ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir. Bu şartları taşımayan dilekçeler Cumhuriyet başsavcıları ve izin vermeye yetkili merciler tarafından işleme konulmaz ve durum başvuru sahibine bildirilir.
Bununla birlikte, ortaya atılan iddiaların sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması halinde ad, soyad, imza ile iş veya ikametgâh adresinin doğruluğu şartı aranmaz. Cumhuriyet başsavcıları ve yetkili merciler ihbarcı veya şikâyetçinin kimlik bilgilerini gizli tutmakla yükümlüdür.
Cumhuriyet başsavcıları, 4483 sayılı Kanun kapsamına giren bir suça ilişkin ihbar veya şikâyet aldıklarında ya da bu tür bir fiili öğrendiklerinde yalnızca ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan acele delilleri tespit eder. Hakkında ihbar veya şikâyette bulunulan kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın, soruşturma izni talebiyle evrakın bir örneğini yetkili idari mercie gönderir.
Ön İnceleme Süreci ve Karar Verme Süreleri
Soruşturma izni vermeye yetkili merci memur veya diğer kamu görevlisinin suç tarihindeki görevi esas alınarak saptanır. Yetkili mercilerin yokluklarında bu yetki vekilleri tarafından kullanılır. Ast memur ile üst memurun aynı fiili birlikte işlemesi halinde izin, üst memurun bağlı olduğu yetkili merciden istenir.
İzin vermeye yetkili merci ön incelemeyi bizzat yapabileceği gibi, denetim elemanları veya hakkında inceleme yapılan kişinin hiyerarşik üstü konumundaki memurlar eliyle de yürütebilir. Bu kural uyarınca, hakkında inceleme yapılan kişinin eşiti konumundaki bir memur eliyle ön inceleme yapılamaz. Ön inceleme yapacak kişilerin izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kurum içinden olması esas olmakla birlikte, işin özelliğine göre başka bir kurum elemanından da ön inceleme yapılması istenebilir.
Yetkili merci soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusundaki kararını, fiilin öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dahil en geç 30 gün içinde vermek zorundadır. Bu süre, zorunlu hallerde on beş günü geçmemek üzere bir defaya mahsus uzatılabilir.
Sağlık çalışanlarının meslek icrası esnasındaki muayene, teşhis ve tedaviye yönelik tıbbi eylemlerine ilişkin ceza soruşturmalarında soruşturma izni yetkisi Sağlık Bakanlığı nezdindeki Mesleki Sorumluluk Kuruluna aittir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesindeki muhakeme usulüne tabi tutulanlar bu kurulun yetkisi dışındadır. Kurulun baktığı işlerde 4483 sayılı Kanun'un 7. maddesinde gösterilen süreler iki kat olarak tatbik edilir ve verilen kararlara karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kararlara İtiraz Yolları, İtiraz Süresi ve Yargısal Denetim
Yetkili merci tarafından soruşturma izni verilmesine dair verilen karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi itiraz yoluna gidebilir. Soruşturma izni verilmemesi kararına karşı Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi; işleme koymama kararına karşı ise yalnızca şikâyetçi itiraz edebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının ilgilisine tebliğinden itibaren on gündür.
İtiraz merci, kamu personelinin unvan ve statüsüne göre Danıştay İkinci Dairesi ya da yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesidir. İtirazlar öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır; merci tarafından verilen kararlar kesindir. Soruşturma izninin itiraz edilmeksizin ya da itirazın reddiyle kesinleşmesi halinde veya soruşturma izni verilmemesi kararına karşı yapılan itirazın kabulü üzerine dosya derhal yetkili Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilir ve savcılıkça hazırlık soruşturması yürütülür.
Ön inceleme sürecinin usule uygun yürütülmesi zorunludur. Yetersiz ve eksik inceleme sonucu düzenlenen ön inceleme raporlarına dayanılarak verilen kararlar itiraz mercii tarafından hukuki isabetsizlik nedeniyle kaldırılabilmekte ve eksiklikler giderilerek yeniden ön inceleme yapılması amacıyla dosya mahalline gönderilebilmektedir.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/1604, K. 2022/8506Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1604
Karar No : 2022/8506
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACILAR)
I- …
II- …
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) … Köyü Muhtarlığı
DİĞER DAVALI : … İl Özel İdaresi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, müşterek çocukları … 'ın mevsimlik tarım işçisi olarak Yozgat ili Sorgun ilçesi Muğallı köyünde çalışırken 12.07.2019 tarihinde fosseptik çukuruna düşerek hayatını kaybetmesi nedeniyle anne ve baba için 250.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı ile 250.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince, ilgililerin idari dava açmadan önce, idarenin eylemini yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak, haklarının yerine getirilmesini istemesi ve bu isteğinin reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren 60 günlük dava süresi içinde dava açılması gerektiği, olayda, davacıların müşterek çocuklarının 12.07.2019 tarihinde fosseptik çukuruna düşerek vefat etmesi üzerine, idarenin hizmet kusurunun ölüm olayının gerçekleştiği 12.07.2019 tarihi itibariyle öğrendikleri, idari eyleme ilişkin tazminat başvurusunun ise 28.10.2020 tarihli dilekçe ile Sorgun Belediye Başkanlığına, 20.11.2020 tarihli dilekçe ile de Yozgat İl Özel İdaresine yapıldığının görüldüğü, bu durumda; davacıların, müşterek çocukları …'ın fosseptik çukuruna düşerek hayatını kaybettiğini olay tarihi olan 12.07.2019 tarihinde öğrenmelerinden itibaren, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca, 1 yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekirken, öğrenme tarihi üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçtikten sonra 28.10.2020 tarihli dilekçe ile Sorgun Belediye Başkanlığına, 20.11.2020 tarihli dilekçe ile de Yozgat İl Özel İdaresine yaptıkları tazminat başvurularının reddedilmesi üzerine 18.02.2021 tarihinde açılan işbu davanın esasının incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın süre aşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı vekili tarafından eylemin idariliğinin öğrenildiğini iddia ettiği … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararıyla yeniden ön inceleme yaptırılmasına karar verildiği, yapılacak ön önceleme ve verilen kararlar sonucu olayın netlik kazanılacağı anlaşılacağından verilen karar üzerine yeniden idareye başvurularak dava açma olanağının bulunduğu, İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun belirtilen açıklama ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacıların İddiaları : Müşterek çocuklarının, üzeri 14 yıldır açık halde bulunan fosseptik çukuruna düşmesi sonucu vefat ettiği, Bölge İdare Mahkemesinin gerekçesinin kendi içinde çelişki barındırdığı, olayın netlik kazandığı tarihte yeniden idareye başvuru hakkı bulunmakta ise de usul ekonomisi gereği halihazırda açılan davanın da görülmesi gerektiği, süre hesabı yapılırken salt ölüm tarihinin esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, zira idari eylem sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için zarara sebep olan eylemin ve maddi olayın idariliğinin ve yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması gerektiği, dosya kapsamında alınan otopsi raporunun yani kesin ölüm sebebinin ortaya çıktığı tarihin 07.10.2019 olduğu, 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi gereği 14.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında 2577 sayılı Kanunda belirtilen sürelerin durduğu da dikkate alındığında davanın süresinde açıldığının kabulü gerektiği, öte yandan Muğallı Köyü Muhtarı hakkında Sorgun Kaymakamlığınca yapılan ön inceleme sonucu soruşturma izni verilmemesine dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, olayda Yozgat İl Özel İdare ve Köylere Hizmet Götürme Birliği görevlilerinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının tespitinin yapılmadığından bahisle bu hususta ön inceleme yapılması gerektiğine yönelik … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile soruşturma izni verilmemesine dair kararın kaldırılması ve yeniden ön inceleme yapılmasına yönelik kararı üzerine yapılan ön incelemede ilgililer hakkında … tarih ve … sayılı soruşturma izni verilmemesine dair kararın 14.03.2020 tarihinde davacı … 'a tebliğ edildiği, dolayısıyla zarara neden olan eylemin idariliğinin ortaya çıktığı tarihin de 14.03.2020 olarak kabulü gerektiği, davanın süre aşımı sebebiyle reddedilmesine yönelik kararda hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı Muğallı Köyü Muhtarlığının İddiaları: Davacının 2577 sayılı Kanunun 13. maddesinde belirtilen süreler geçtikten sonra açtığı davada süre aşımı sebebiyle davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun olup temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla değişik gerekçe ile yerel mahkeme kararının onanmasının hukuka uygun olmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAF SAVUNMALARI :
… İl Özel İdaresinin Savunması: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
… Köyü Muhtarlığının Savunması: Davacıların olaydan 12.07.2019 tarihinde haberdar oldukları, dava açma süresinin de bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacıların müşterek çocukları olan … 'ın mevsimlik tarım işçisi olarak Yozgat ili Sorgun ilçesi Muğallı köyünde çalışırken 12.07.2019 tarihinde fosseptik çukuruna düşerek hayatını kaybettiği, müteveffanın mirasçıları olan davacılar tarafından, 28.10.2020 tarihli dilekçe ile Sorgun Belediye Başkanlığına başvuruda bulunarak anne ve baba için 250.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı ile 250.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminatın ödenmesinin talep edildiği, Sorgun Belediye Başkanlığının 16.11.2020 tarih ve 4203 sayılı işlemi ile bahse konu Muğallı Köyünün Belediyelerinin sorumluluk alanı dışında olduğunun belirtilmesi üzerine aynı taleple bila tarihli dilekçe ile Yozgat İl Özel İdaresine başvuruda bulunulduğu, Yozgat İl Özel İdaresinin … tarihli ve … sayılı yazısı ile başvuru tarihinin 20.11.2020 tarihi olduğunun belirtilerek olayda idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığından bahisle istemin reddedilmesi üzerine anne ve baba için 250.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı ile 250.000,00TL manevi tazminat olmak üzere toplam 500.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu; 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği, bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabileceği, 14. maddesinin 3. fıkrasında, dilekçelerin Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden sırasıyla inceleneceği, 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Adli Tıp Kurumunun … tarih ve … sayılı otopsi raporunda, 12.07.2019 tarihinde meydana gelen olayda müteveffanın ölümünün suda boğulma sonucu meydana geldiğine dair rapor tanzim edildiği, öte yandan gerçekleşen ölüm olayında … Köyü Muhtarının ihmalinin bulunup bulunmadığının tespitine yönelik 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Sorgun Kaymakamlığının … tarih ve … sayılı soruşturma izni verilmemesine yönelik kararına karşı yapılan itiraz üzerine … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile "(…) köy muhtarının ifadesinde; köyde mevcut bulunan 4 ayrı foseptik çukurunun 14 yıldır açık vaziyette olduğu, olaydan iki ay kadar önce … Birliği görevlilerinin köydeki kanalizasyon sıkıntısını çözmek üzere köye geldikleri, görevlilerin kuyunun olduğu yerde de çalıştıkları, buna rağmen üzerinin kapatılmadığı, fosseptik çukurunun üzerinin kapatılması için … Birliği'nin müdürü olan kişi ile konuşulduğu, ancak ellerinde bu ölçülerde kapak bulunmadığının, bu büyüklükte beton kapak döküldükten sonra kapatabileceklerini beyan ettikleri, buna karşın bir daha köye gelenin olmadığı hususlarının; Yozgat İl Özel İdaresi Müdürlüğü, Kültür ve Sosyal İşler Müdürünün ifadesinde ise; kanalizasyon borularındaki tıkanıklığı gidermek için yalnızca köy içerisinde çalışma yapıldığı, foseptik çukurunun bulunduğu yere hiç gidilmediği, çukurun kapatılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunulmadığı hususlarının ifade edildiği, ancak birbiri ile çelişkili olan bu beyanların itiraza konu kararın dayanağı ön inceleme raporunda açıklığa kavuşturulmadığı, ayrıca köy muhtarının gerek 442 sayılı Kanunun 36. maddesi, gerekse 5355 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca köydeki sorun ve problemleri bildirme yükümlülüğünü resmi olarak yerine getirip getirmediği, olayda Köylere Hizmet Götürme Birlikleri ile İl Özel İdaresi görevlilerinin sorumluğunun bulunup bulunmadığı hususlarının ortaya konulmadığı anlaşılmış olup, yetersiz ve eksik inceleme sonucu düzenlenen ön inceleme raporuna dayalı olarak verilen itiraza konu kararda hukuki isabet görülmemiştir." gerekçesiyle itirazın kabulü ile soruşturma izni verilmemesine ilişkin itiraza konu kararın kaldırılmasına, belirtilen gerekçeler dikkate alınmak suretiyle yeniden ön inceleme yaptırılarak sonucuna göre soruşturma izni verilmesi veyahut verilmemesine yönelik karar tesis edilmek üzere dosyanın mahalline tevdiine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tam yargı davaları, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini ifade etmekte olup tam yargı davasının açılabilmesi için eylemin idariliğinin ve yol açtığı zararın ortaya çıkması zorunludur.
İdari eylem, idarenin işlevi sırasında bir hareketi, bir davranışı, bir tutumu veya hareketsizliği; idari karar ve işlemle ilgisi olmayan, başka bir deyişle öncesinde, temelinde bir idari karar veya işlem olmayan salt maddi tasarrufları ifade etmektedir. Söz konusu eylemlerin idariliği ve doğurduğu zarar bazen eylemin yapılmasıyla birlikte ortaya çıkarken, bazen de çok sonra, değişik araştırma, inceleme ve hatta ceza yargılamaları sonucu ortaya çıkabilmektedir.
Özellikle idare personelinin görev kusurları nedeniyle doğan zararların tazmini istemiyle açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği, bazen ceza davalarıyla personelin şahsi kusuru sonucu mu yoksa görev kusuru sonucu mu zararın ortaya çıktığının belirlenmesinden sonra saptanabilmektedir.
2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde yer verilen sürelerin; kişilerin haklarını ihlal eden eylemlerin, idare ile illiyet bağının kurulduğu, başka bir ifadeyle eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten itibaren başlatılacağı kuşkusuzdur. Aksi yorumun, zarara yol açan eylemin idariliğinin ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldıracağı, hak arama özgürlüğü ile örtüşmeyeceği açıktır.
Uyuşmazlıkta; eylemin idariliğinin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile öğrenildiğinin kabulü gerekeceği açık olup, söz konusu kararın davacı … 'a 14.03.2020 tarihinde elden tebliğ edildiği ve bu tarihten itibaren davacıların bir yıllık süre içerisinde davalı Yozgat İl Özel İdaresine başvuruda bulundukları anlaşılmaktadır.
Bu durumda; yasal süresi içinde yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine açılan davanın esastan incelenmesi gerekirken, süre aşımı yönünden davayı reddeden İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararına atfen yeniden yapılacak ön önceleme sonucu olayın netlik kazanacağı ve bu suretle idareye başvurularak dava açma hakkının kullanılabileceğinden bahisle reddeden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan davacıların temyiz istemi kabul edildiğinden Mahkemece yukarıda yer verilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verileceğinden davalı Muğallı Köyü Muhtarlığının temyiz istemi bu aşamada incelenmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
4. 30/12/2022 tarihinde Kesin olarak oybirliği ile karar verildi.
İdare personelinin kusurlu eylemleri nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle idari yargıda açılacak tam yargı davalarında eylemin idariliği ve zararın personelin şahsi kusurundan mı yoksa görev kusurundan mı doğduğu hususu, Danıştay 8. Dairesinin 2022/1604 Esas ve 2022/8506 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, yürütülen ön inceleme ve ceza soruşturması süreçleri neticesinde açıklığa kavuşabilmektedir.
4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni kararlarına karşı itiraz süresi ne kadardır?
Soruşturma izni verilmesi, verilmemesi veya şikâyetin işleme konulmaması kararlarına karşı itiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.
Sağlık çalışanlarının tıbbi müdahalelerinde soruşturma iznini hangi kurul verir?
Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesine tabi olanlar hariç olmak üzere, sağlık meslek mensuplarının tıbbi işlem ve uygulamalarından kaynaklanan suç iddialarında soruşturma izni Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.
İsim ve adres içermeyen ihbar ve şikâyet dilekçeleri doğrudan işleme alınır mı?
Dilekçelerde ad, soyad ve adres bulunması zorunludur; ancak iddiaların sıhhati şüpheye mahal vermeyecek belgelerle ortaya konulmuş olması durumunda bu şartlar aranmaksızın inceleme başlatılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

