Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarında Tahkim

by Avukat Erdal Ersoy
Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarında Tahkim

Şirketler hukuku uyuşmazlıklarında tahkim yolunun kullanılıp kullanılamayacağı, uygulanacak kanunun belirlenmesine ve uyuşmazlığın niteliğine göre değişen bir sorudur. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu devreye girebilirken, yurt içi nitelikteki şirket uyuşmazlıkları için HMK m. 407 ve devamındaki iç tahkim çerçevesi geçerlidir.

4686 sayılı MİLLETLERARASI TAHKİM KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Bu Kanunun amacı, milletlerarası tahkime ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Bu Kanunun 5 ve 6 ncı madde hükümleri, tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulanır. Bu Kanun, Türkiye’de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklarda uygulanmaz. 21.1.2000 tarihli ve 4501 sayılı Kamu Hizmetleri ile İlgili İmtiyaz Şartlaşma ve Sözleşmelerinden Doğan Uyuşmazlıklarda Tahkim Yoluna Başvurulması Halinde Uyulması Gereken İlkelere Dair Kanun uyarınca yabancılık unsurunun bulunduğu kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi de bu Kanuna tâbidir. Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklıdır. Yabancılık unsuru
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
MADDE 407- (1) Bu Kısımda yer alan hükümler, 21/6/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Tahkime elverişlilik

Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun Uygulama Alanı ve Sınırları

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklara uygulanır. Tarafların ya da hakem veya hakem kurulunun bu Kanun hükümlerini seçtiği uyuşmazlıklar da kapsam dahilindedir. Dolayısıyla Kanunun uygulanabilmesi için yabancılık unsuru ile tahkim yeri koşullarının somut uyuşmazlık açısından birlikte değerlendirilmesi gerekir; taraflarca veya hakem kurulunca yapılan kanun seçimi ise bu iki koşuldan bağımsız, ayrı bir uygulama yoludur.

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu m. 1, Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar ile iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklar için uygulanmayacağını hükme bağlamaktadır. Şirketler hukuku alanında özellikle bu ikinci istisnanın sınırları belirleyici önem taşımakla birlikte, hangi şirket uyuşmazlıklarının bu kapsamda değerlendirileceği kanun metninde ayrıca açıklanmamıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 408Kaynağı aç
MADDE 408- (1) Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir. İtiraz hakkından feragat

Kanunun 5. ve 6. madde hükümleri ise tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği durumlarda da uygulama alanı bulur.

Yabancılık unsuru bulunan kamu hizmetlerine ilişkin imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi de bu Kanun kapsamındadır. Kamu hizmetleri tahkiminde tarafların sözleşme yaparken uyması gereken ilke ve esaslar ise 4501 sayılı Kanun ile ayrıca düzenlenmiş olup o Kanun kamu imtiyaz sözleşmelerine özgü bir amaçla çıkarılmıştır.

4501 sayılı KAMU HİZMETLERİ İLE İLGİLİ İMTİYAZ ŞARTLAŞMA VE SÖZLEŞMELERİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLARDA TAHKİM YOLUNA BAŞVURULMASI HALİNDE UYULMASI GEREKEN İLKELERE DAİR KANUN m. 1Kaynağı aç
Madde 1 – Bu Kanunun amacı, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülmesi durumunda taraflarca sözleşme yapılırken uyulması gereken ilke ve esasları belirlemektir. Tanımlar

Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri, Milletlerarası Tahkim Kanunu karşısında saklı tutulmaktadır.

İç Tahkim: HMK m. 407 ve Uygulanacağı Uyuşmazlıklar

Yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklarda HMK m. 407 ve devamındaki iç tahkim hükümleri uygulanır. Bu çerçeve, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru bulunmayan yurt içi şirket uyuşmazlıklarını kapsamaktadır. Hangi tahkim rejiminin geçerli olacağını belirlemek için ilk adım, somut uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun var olup olmadığının tespitine dayanır.

Anonim Şirkette Esas Sözleşme ve Tahkim Şartı

Türk Ticaret Kanunu m. 340 uyarınca anonim şirket esas sözleşmesi, TTK'nın anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanun'da buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Bu çerçeve, esas sözleşmeye eklenecek tahkim şartının kanuni izne dayandırılmasını gerektirmektedir. TTK m. 340/2 uyarınca diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar; bu hüküm, HMK veya MTK gibi başka kanunlarda izin verilen tamamlayıcı düzenlemelerin esas sözleşmeye eklenebileceğine işaret etmektedir. Ancak tahkim şartı için gerekli açık kanuni iznin somut dayanağı ve koşulları, pay sahipleri ile üçüncü kişiler bakımından bağlayıcılık ve şekil şartlarına ilişkin sorular bu makalede yanıt bulmamaktadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 340Kaynağı aç
MADDE 340- (1) Esas sözleşme, bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak Kanunda buna açıkça izin verilmişse sapabilir. Diğer kanunların, öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümleri o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğururlar. V – Taahhüdün onaylanması

Genel Kurul Kararlarının İptali Davalarında Usul Kuralları

TTK m. 448, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali veya butlanı davalarına özgü usul hükümleri içermektedir. Aşağıdaki kurallar, TTK m. 448 metninde mahkeme yargılaması öngörülerek kaleme alınmıştır; tahkim yargılamasında uygulanabilirliği ise ayrıca ele alınmamıştır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 448Kaynağı aç
MADDE 448- (1) Yönetim kurulu iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan eder ve şirketin internet sitesine koyar. (2) İptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz. Birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür. (3) Mahkeme, şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebilir. Teminatın nitelik ve miktarını mahkeme belirler. II – Kararın yürütülmesinin geri bırakılması

TTK m. 448/1 uyarınca yönetim kurulu, iptal veya butlan davasının açıldığını ve duruşma gününü usulüne uygun olarak ilan etmek ve şirketin internet sitesine koymakla yükümlüdür.

TTK m. 448/2, iptal davasında üç aylık hak düşürücü süre dolmadan duruşmaya başlanamayacağını öngörmektedir. Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup süre dolmadan yargılamanın esasına geçilemez. Birden fazla iptal davası açılması hâlinde bu davalar birleştirilerek görülür. Her iki kuralın tahkim yargılamasında nasıl uygulanacağı TTK m. 448 metninde ayrıca düzenlenmemiştir.

Teminat konusunda TTK m. 448/3, mahkemenin şirketin istemi üzerine davacıların muhtemel zararlara karşı teminat göstermesine karar verebileceğini hükme bağlamıştır. Teminatın nitelik ve miktarını belirleme yetkisi mahkemeye aittir; teminat kararı zorunlu olmayıp mahkemenin takdir yetkisi kapsamındadır. Bu yetkinin tahkim yargılamasında hakem kuruluna tanınıp tanınmayacağı mevcut düzenlemede açık değildir.

Hakem Kararının İptali Davalarında Görevli Mahkeme

Limited şirket ortakları arasındaki, ortaklar kurulu kararlarının ve anlaşmaların ihlaline dayanan uyuşmazlıklarda açılan hakem kararının iptali davası ticari dava sayılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8238, K. 2017/1923 sayılı kararında, bu tür uyuşmazlıklarda asliye hukuk mahkemesinin işin esasına girerek hüküm kurması yerine görevsizlik kararı vermesi gerektiğini hükme bağlamış ve bu gerekçeyle bozma yapmıştır. Söz konusu bozma yalnızca görev meselesiyle sınırlı olup Yargıtay, ilk derece mahkemesinin HMK m. 439/2 kapsamındaki iptal sebepleri değerlendirmesini inceleme konusu yapmamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8238, K. 2017/1923Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/8238 E.  ,  2017/1923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/03/2016 tarih ve 2015/502-2016/123 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.01.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 09.11.2015 tarihli Hakem kararının iptaline, kararın bütünüyle iptal edilmemesi halinde kabili iptal kısımlarının kısmen iptaline, HMK m. 439/f. 4 uyarınca, teminat karşılığında Hakem kararının icrasının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacının iptal talebinin dürüstlük kuralına ve HMK'nın 409. maddesine aykırı olduğunu, davanın, HMK 439. maddesine aykırı şekilde açıldığını, taraflar arasındaki tahkim şartına göre hakem heyeti kararları kesin olduğundan davacının dava açma hakkı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; hakem kararının iptali davalarında genel mahkemelerin görevli olduğu, bu sebeple davalının görev itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasında düzenlenen geçerli hakem sözleşmesine göre sözleşmede belirlenen şekilde seçilen hakem heyeti tarafından usulüne uygun yürütülen yargılamada tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edildiği, uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, kararın kamu düzenine aykırı olmadığı ve tahkim süresi içinde verildiği, hakem heyeti tarafından tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verilmediği, dava konusu hakem kararının iptali hakkında HMK'nın 439/2. maddesinde düzenlenen sebeplerin bulunmadığı gerekçesiyle; hakem kararının iptali talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görülür. Yine, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi gereğince de mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir. Dava, 09.11.2015 tarihli hakem kararının iptali istemine ilişkin olup, dava dışı limited şirket ortakları olan taraflarca, alınan şirket ortaklar kurulu kararları ile anlaşmalara aykırılık halinde çıkan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi kararlaştırılmış, tahkime ilişkin şartların düzenlendiği protokolde söz konusu limited şirket ortaklar kurulu kararları ile anlaşmalara aykırılık halinde tarafların cezai şart ödeyeceği belirlenmiştir. Belirlenen cezai şartın tahsili amacıyla tahkime başvurulmuş, hakem heyetinin ret kararının ardından eldeki hakem kararının iptali davası açılmıştır. Bu suretle, uyuşmazlık limited şirket ortakları olan tarafların yine şirket ortaklar kurulunda alınan kararların ve anlaşmaların ihlaline dayanmakla açılan hakem kurulu kararının iptali davası ticari dava sayılacağından, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/03/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Milletlerarası Tahkim Kanunu şirket uyuşmazlıklarına ne zaman uygulanır?

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu, şirket uyuşmazlığının yabancılık unsuru taşıması ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlenmesi koşullarının birlikte gerçekleştiği hâllerde uygulanır. Bunun yanı sıra tarafların ya da hakem kurulunun bu Kanun hükümlerini seçmesi de aynı sonucu doğurur; bu seçim, yabancılık unsuru ve tahkim yeri koşullarından bağımsız, ayrı bir uygulama yoludur. Buna karşılık iki tarafın iradelerine tâbi olmayan uyuşmazlıklar ile Türkiye'de bulunan taşınmaz mallar üzerindeki aynî haklara ilişkin uyuşmazlıklar Kanun kapsamı dışında tutulmuştur.

Yurt içi şirket uyuşmazlıklarında hangi tahkim hükümleri uygulanır?

Yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yeri Türkiye olan şirket uyuşmazlıklarında Milletlerarası Tahkim Kanunu değil, HMK m. 407 ve devamındaki iç tahkim hükümleri uygulanır. Hangi rejimin geçerli olacağını belirlemek için somut uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun var olup olmadığının tespiti öncelikli adımdır.

İptal davasında üç aylık süre dolmadan yargılamaya başlanabilir mi?

Hayır. TTK m. 448/2 gereğince iptal davasında üç aylık hak düşürücü süre sona ermeden duruşmaya başlanamaz. Bu kural TTK m. 448 metninde mahkeme yargılaması öngörülerek kaleme alınmıştır; tahkim yargılamasında uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca düzenlenmemiştir.

Aynı genel kurul kararı için birden fazla iptal davası açılırsa ne olur?

TTK m. 448/2 uyarınca birden fazla iptal davası açıldığında bu davalar birleştirilerek görülür. Bu kuralın tahkim yargılamasında nasıl uygulanacağı TTK m. 448 metninde ayrıca düzenlenmemiştir.

İptal davasında teminat gösterme zorunlu mudur?

Hayır, teminat gösterme zorunlu değildir. TTK m. 448/3 uyarınca mahkeme, şirketin istemesi hâlinde davacıların muhtemel zararlara karşı teminat göstermesine karar verebilir; bu karar mahkemenin takdir yetkisindedir. Teminatın nitelik ve miktarını da mahkeme belirler.

Hakem kararının iptali davası hangi mahkemede görülür?

Limited şirket ortakları arasında şirket ortaklar kurulu kararları ve anlaşmaların ihlalinden kaynaklanan hakem kararının iptali davası ticari dava sayılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8238, K. 2017/1923 sayılı kararında, bu tür davalarda asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini, işin esasına girilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını hükme bağlamıştır.

Anonim şirket esas sözleşmesine tahkim şartı konulabilir mi?

TTK m. 340, anonim şirket esas sözleşmesinin TTK hükümlerinden ancak Kanun'da açıkça izin verilmişse sapabileceğini düzenlemektedir. TTK m. 340/2, diğer kanunların öngörülmesine izin verdiği tamamlayıcı esas sözleşme hükümlerinin o kanuna özgülenmiş olarak hüküm doğuracağını hükme bağlamaktadır. Bu genel çerçeve, esas sözleşmeye tahkim şartı eklenmesini kanuni bir dayanağa bağlamakla birlikte, bu iznin somut kapsamı ve koşulları mevcut düzenlemede netlik kazanmamış sorular arasında kalmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu