Bir borçlunun şirketteki hissesi, şirket türüne bağlı olarak birbirinden farklı usullerle haczedilebilir. Anonim, limited ve şahıs şirketlerinin her birinde haczin kurulma biçimi, haczin doğurduğu sonuçlar ve payın paraya çevrilmesine ilişkin kurallar ayrı hukuki çerçevelere tabidir. Haczin kurulması ile haczedilen payın satışı da birbirinden bağımsız aşamalar olduğundan her ikisini ayrı değerlendirmek gerekir.
Şahıs Şirketlerinde Ortak Payının Haczi
Kolektif ve komandit şirketler gibi şahıs şirketlerinde ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, ortaklık payının kendisini haczedip satamaz; yalnızca şirketin bilançosuna göre o ortağa düşen kâr payını haczedebilir. Şirket fesholunmuşsa tasfiye payı da hacze konu edilebilir. Bilanço henüz düzenlenmemişse alacaklı, bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.
Pay Senedi ve İlmühaber Haczinde Usul
Pay senedi düzenleninceye kadar pay sahipliğini ispat eden ilmühaberler, hukuki niteliklerine uygun düştüğü ölçüde nama yazılı pay senetlerine ilişkin haciz usulüne tabidir. Pay senedi veya ilmühaber üçüncü bir kişinin elindeyse icra dairesi, İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi kapsamında o kişiye haciz ihbarnamesi gönderir. Bu ihbarname üçüncü kişiyi, söz konusu senedi borçluya iade etmekten, devretmekten veya üzerinde tasarrufta bulunmaktan men eder. Haciz, icra dairesinin haciz kararı vermesiyle hukuken tamamlanır.
Senede Bağlanmamış Payın Haczi
Pay senedine veya ilmühabere bağlanmamış çıplak payın haczi, icra dairesinin haciz kararını doğrudan şirkete tebliğ etmesiyle kurulur. Şirket bu tebliğin ardından haczi pay defterine kaydetmekle yükümlüdür. Kayıt yapılmamış olsa dahi haciz, şirkete tebliğ anından itibaren hukuken geçerlidir; pay defteri kaydı kurucu değil bildirimsel bir işlem niteliğindedir.
Haczin Üçüncü Kişilere Karşı Etkisi
Haczin üçüncü kişilere karşı hüküm ifade edebilmesi için limited şirketlerde şirkete tebligat yapılarak haczin pay defterine işlenmesi, anonim şirketlerde ise pay defteri, zilyetlik ya da kaydi paylarda Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kayıtları üzerinden haczin görünür kılınması gerekir. Bu adım tamamlandıktan sonra üçüncü kişiler, borçlu ortağın hacizli pay üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandığından haberdar sayılır ve iyi niyet iddiasına dayanamaz.
Ticaret siciline şerh yasal bir zorunluluk olmamakla birlikte uygulamada icra dairelerinin sicile bildirim yaparak haczin kamuya duyurulduğu görülmektedir. Bu yol üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını önleme ve devir işlemlerini fiilen sınırlandırma işlevi görmektedir.
Haczin Kâr Payı ve Diğer Mali Haklara Etkisi
Haciz kurulduğu andan itibaren borçlu ortağa düşen kâr payı, tasfiye payı ve paydan kaynaklanan diğer parasal menfaatler borçluya değil icra dosyasına ödenir. Kâr payının icra dosyasına yöneltilmesi, haczin şirkete usulüne uygun biçimde bildirildiği tarihten itibaren hüküm doğurur.
Hacizden önce ödenmiş kâr paylarına alacaklı müdahale edemez. Bununla birlikte hacizden önce doğmuş olup henüz ödenmemiş kâr payları da hacze konu edilebilir. Şirket hacze rağmen borçlu ortağa kâr payı öderse, bu ödemeden dolayı alacaklıya karşı sorumlu tutulur.
Limited Şirkette Haczin Özellikleri ve Satış Sonrası Durum
Limited şirkette payın haczedilebilmesi için diğer ortakların rızası, genel kurulun onayı veya şirketin kabulü aranmaz. Haciz bir devir işlemi değil, borçlunun tasarruf yetkisinin cebrî icra yoluyla sınırlandırılmasıdır; bu nedenle devire özgü şartlar haciz aşamasında uygulanmaz.
Haczedilen payın satışı ve alıcının ortak sıfatı kazanması ayrı bir hukuki tabloya tabidir. TTK m. 596/1 uyarınca, esas sermaye payının icra yoluyla geçmesi hâllerinde tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın payı iktisap eden kişiye geçer. Bununla birlikte şirket, iktisabı öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde yeni pay sahibini onaylamayı reddedebilir; ancak bu ret hakkının kullanılabilmesi için şirketin, payları kendi, ortağı ya da kendisince gösterilen üçüncü bir kişi hesabına gerçek değeri üzerinden devralmayı payın geçtiği kişiye önermesi şarttır (TTK m. 596/2). Şirket bu sürede esas sermaye payının geçişini açıkça ve yazılı olarak reddetmezse onayını vermiş sayılır (TTK m. 596/4).
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 596Kaynağı aç
Ret kararı, devrin gerçekleştiği günden itibaren geriye etkili olmakla birlikte ret kararına kadar alınan genel kurul kararlarının geçerliliğini etkilemez (TTK m. 596/3).
TTK m. 595 ise limited şirkette esas sermaye payının iradi devrini düzenlemektedir. Bu hükme göre şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse devir için ortaklar genel kurulunun onayı şarttır; devir bu onayla geçerlilik kazanır (TTK m. 595/2). Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse genel kurul, onayı sebep göstermeksizin reddedebilir (TTK m. 595/3). Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır (TTK m. 595/7). Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörülmüş ve devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için istenen teminat verilmemişse genel kurul, şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile onayı reddedebilir (TTK m. 595/6). Şirket sözleşmesiyle payın devri tamamen yasaklanabilir (TTK m. 595/4). Bu kuralların icra yoluyla gerçekleşen geçişlere ne ölçüde uygulanacağı TTK m. 596'nın özel düzenlemesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 595Kaynağı aç
Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onayı reddedilmişse ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır (TTK m. 595/5).
Anonim Şirkette Haczedilen Payın Satışı ve Devir Kısıtlamaları
TTK m. 493/4 uyarınca, paylar cebri icra yoluyla iktisap edilmişse şirket, payları edinen kişiye paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde pay defterine kayıt onayını reddedebilir. Ret hakkı bu koşula bağlanmıştır; gerçek değer teklifi sunulmaksızın ret mümkün değildir. TTK m. 493/7 gereğince esas sözleşme, devir koşullarını kanunun öngördüğünden daha ağır hale getiremez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
Cebri icra yoluyla pay edinen kişi, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değeri esas alır ve değerleme giderlerini şirket karşılar (TTK m. 493/5). Alıcı, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde şirketin devralma önerisini reddetmezse bu öneriyi kabul etmiş sayılır (TTK m. 493/6).
Önalım Hakkı ve Cebri İcra
Şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede öngörülmüş olsa dahi önalım hakkı yalnızca iradi pay devirlerinde geçerlidir; cebri icra yoluyla yapılan satışlara uygulanmaz.
Değer Tespiti ve Satış Usulü
Haczedilen şirket hissesinin icra yoluyla satılabilmesi için icra dairesi bilirkişi aracılığıyla değer tespiti yaptırır. Bilirkişi şirketin mali tablolarını, aktif-pasif yapısını, kârlılık durumunu, sermaye ve borç yapısını inceleyerek payın gerçek ekonomik değerini belirler. Nominal pay değeri tek başına satış değerine esas alınmaz; şirketin fiilî mali durumu da gözetilir.
Belirlenen kıymet taraflara tebliğ edilir; süresi içinde itiraz edilmemesi hâlinde kesinleşir. Haczedilen pay bu değer esas alınarak elektronik ortamda açık artırmayla satışa çıkarılır. Satış kural olarak icra dairesinin gözetiminde, kanunda belirlenen usuller çerçevesinde gerçekleştirilir.
Haciz İhbarnamesi Alan Üçüncü Kişinin Yükümlülükleri
Borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişi veya müessesenin şubesine ya da tüm şubelerini kapsayacak biçimde merkezine haciz ihbarnamesi tebliğ edilebilir. Merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü kişinin beyanı hiçbir harç ve resme tabi değildir (İİK m. 89).
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
İİK m. 89/3 uyarınca, haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişi tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı veya sözlü olarak itiraz etmezse malı yedinde veya borcu zimmetinde sayılır ve bu durum kendisine ikinci bir ihbarname ile bildirilir.
İkinci ihbarnameye de süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetindeki borcu ödemeyen ya da yedindeki malı teslim etmeyen üçüncü kişiye on beş gün içinde icra dairesine ödeme veya teslim yapması ya da menfi tespit davası açması bildirilir; aksi takdirde zimmetindeki borcu ödemeye veya malı teslime zorlanacağı ihtar edilir (İİK m. 89/3).
Menfi tespit davası açan üçüncü kişi, dava açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde cebri icra işlemleri, dava sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur; bu süre içinde İİK m. 106'daki süreler işlemez. Davayı kaybeden üçüncü kişi, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m. 89/3).
Haciz ihbarnameleri ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle UYAP ve entegre sistemler üzerinden de yapılabilir; bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer (İİK m. 89).
Haczin Düşmesi ve Kaldırılması
Alacaklı, kanunda öngörülen süreler içinde satış talebinde bulunmazsa haciz düşer. Haczedilen payın kanuni süreler içinde paraya çevrilmemesi hâlinde de aynı sonuç doğar.
Haczin kanuni şartlar oluşmadan uygulanması, usulüne uygun tebliğ yapılmaması, yetkisiz icra dairesince işlem tesis edilmesi veya haczedilmezlik hükümlerinin ihlal edilmesi hâllerinde borçlu haczin kaldırılmasını talep edebilir.
Borçlunun Hacizli Payı Devretmesinin Sonuçları
Haciz işlemi üçüncü kişilerin bilebileceği biçimde gerçekleştirilmişse ve satın alan kişi iyi niyetli değilse, borçlu tarafından yapılan hacizli pay satışı geçersiz sayılır ve alacaklı bu tasarrufu icra yoluyla engelleyebilir.
Kamu Alacaklarında Ortak ve Kanuni Temsilci Sorumluluğu
Pay haczinin yanı sıra, kamu alacakları bakımından limited şirket ortaklarının ve kanuni temsilcilerin ayrı bir sorumluluk rejimine tabi olduğu unutulmamalıdır. Bu sorumluluk pay haczinden değil, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'dan kaynaklanmaktadır.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumludur ve bu Kanun hükümlerine göre takibe tabi tutulur. Ortağın sermaye payını devretmesi hâlinde, payı devreden ve devralan kişiler devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumludur (6183 sayılı Kanun m. 35/2). Kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı pay sahiplerinin bulunması hâlinde bu kişiler de müteselsilen sorumlu tutulur (6183 sayılı Kanun m. 35/3). Bu sorumluluk hükmü limited şirkete özgüdür.
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (1/2)Kaynağı aç
Tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları, 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından da tahsil edilebilir. Tüzel kişinin tasfiye hâline girmiş veya tasfiye edilmiş olması, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Kanuni temsilciler, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilir.
6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (2/2)Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Limited şirket payı haczedilirken diğer ortakların onayı gerekir mi?
Hayır. Payın haczedilebilmesi için diğer ortakların rızası, genel kurulun onayı veya şirketin kabulü aranmaz. Haciz bir devir işlemi olmayıp borçlunun tasarruf yetkisinin cebrî icra yoluyla sınırlandırılmasıdır.
Hacizli pay satışından sonra alıcı otomatik olarak ortak olur mu?
Anonim şirkette TTK m. 493/4 uyarınca şirket, payları gerçek değerleriyle satın almayı teklif ederek pay defterine kayıt onayını reddedebilir; bu ret hakkı gerçek değer önerisi koşuluna bağlıdır. Limited şirkette ise TTK m. 596/1 gereğince tüm haklar ve borçlar genel kurulun onayına gerek olmaksızın alıcıya geçer; ancak şirket, iktisabı öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde ve ancak gerçek değer üzerinden devralma teklifini sunarsa yeni pay sahibini onaylamayı reddedebilir (TTK m. 596/2). Şirket bu sürede açıkça ve yazılı olarak reddetmezse onayını vermiş sayılır (TTK m. 596/4).
Şahıs şirketinde alacaklı ortağın tüm payını haczedebilir mi?
Hayır. Kolektif ve komandit şirket gibi şahıs şirketlerinde kişisel alacaklı, ortaklık payının kendisini haczedip satamaz; yalnızca bilançoya göre o ortağa düşen kâr payını ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payını haczedebilir.
Haciz ihbarnamesi alan şirket itiraz etmezse ne olur?
Tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz etmeyen üçüncü kişi, İİK m. 89/3 uyarınca malı yedinde veya borcu zimmetinde sayılır ve bu durum ikinci bir ihbarname ile kendisine bildirilir. İkinci ihbarnameye de itiraz edilmezse on beş gün içinde ödeme ya da teslim yapması ya da menfi tespit davası açması ihtar edilir.
Şirket hissesinin haciz değeri nasıl belirlenir?
İcra dairesi bilirkişi görevlendirir. Bilirkişi şirketin mali tablolarını, aktif-pasif yapısını, kârlılığını, sermaye ve borç yapısını inceleyerek payın gerçek ekonomik değerini saptar. Nominal değer tek başına yeterli kabul edilmez; şirketin fiilî mali durumu da gözetilir. Belirlenen kıymet taraflara tebliğ edilir, itiraz edilmezse kesinleşir.
Hacizli pay üzerinde şirket sözleşmesindeki önalım hakkı işler mi?
Hayır. Önalım hakkı yalnızca iradi pay devirlerinde geçerlidir; şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede öngörülmüş olsa dahi cebri icra yoluyla yapılan satışlara uygulanmaz.
Hacizden sonra borçlu payını başkasına devredebilir mi?
Haciz işlemi üçüncü kişilerin bilebileceği biçimde gerçekleştirilmişse ve alıcı iyi niyetli değilse, borçlunun yaptığı bu devir geçersiz sayılır ve alacaklı icra yoluyla bu tasarrufu engelleyebilir.
Limited şirket ortağının kamu borçlarından sorumluluğu, pay hacziyle aynı şey midir?
Hayır, bunlar farklı hukuki mekanizmalardır. Pay haczi, borçlu ortağın şirketteki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesini sağlar. Kamu alacaklarındaki ortak sorumluluğu ise 6183 sayılı Kanun m. 35'e dayanır; limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumlu tutulur ve bu sorumluluk pay haczinden bağımsız olarak işler.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

