Sınır Ötesi Şirket Hissesi Haczi ve Uygulama Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Sınır Ötesi Şirket Hissesi Haczi ve Uygulama Esasları

Şirket Tüzel Kişiliği ile Borçlu Ortağın Malvarlığı Ayrımı

Borçlunun bir şirkette ortaklığı bulunması durumunda şirketin tüzel kişiliği bağımsız kabul edilir. Bu bağımsızlık sebebiyle borçlu ortağın şahsi borçlarından ötürü doğrudan şirkete ait banka hesapları, taşınmazlar, taşıtlar veya ticari mallar haczedilemez. Cebri icra takibine konu edilebilecek değer, borçlunun şirkette sahip olduğu ortaklık hissesi ve bu paydan kaynaklanan ekonomik haklardır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 133. maddesinin ikinci fıkrası gereğince sermaye şirketlerinde alacaklılar, borçlu ortağa düşen kâr veya tasfiye payına başvurabilecekleri gibi senede bağlanmış ya da bağlanmamış payların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini talep edebilirler. Haciz işlemi talep üzerine şirket pay defterine işlenir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 133Kaynağı aç
MADDE 133- (1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir. (2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir. (3) Bunun dışında, alacaklılar, tüm ticaret şirketlerinde alacaklarını, ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir. (4) Yukarıdaki hükümler borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıların başvurmalarına engel olmaz. F) Birleşme, bölünme ve tür değiştirme I – Uygulama alanı ve kavramlar 1. Uygulama alanı

Şahıs şirketlerinde ise ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, 6102 sayılı Kanun'un 133. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şirket devam ettiği sürece hakkını bilançoya göre borçluya düşen kâr payından, şirket fesholunmuşsa tasfiye payından karşılayabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı, düzenlenecek bilanço neticesinde borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurma hakkına sahiptir.

Tüm ticaret şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını borçlu ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da haciz yoluyla tahsil etme yetkisine sahiptir. Şirket payları veya hakları üzerindeki bu takip yolları, 6102 sayılı Kanun'un 133. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca alacaklıların borçlu ortakların şirket haricindeki malvarlığına başvurmalarına engel teşkil etmez.

Milletlerarası Yetki ve Tüzel Kişiliğe Uygulanacak Hukuk

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrası gereğince Türk iç hukukunun yer itibarıyla yetki kurallarına göre tayin edilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 40Kaynağı aç
MADDE 40 – (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini, iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. Türklerin kişi hâllerine ilişkin davalar

Tüzel kişilerin veya kişi ve mal topluluklarının hak ve fiil ehliyetleri, 5718 sayılı Kanun'un 9. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kural olarak statülerindeki idare merkezi hukukuna tabidir. Buna karşılık tüzel kişinin fiilî idare merkezinin Türkiye'de bulunması durumunda Türk hukuku uygulanabilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 9Kaynağı aç
MADDE 9 – (1) Hak ve fiil ehliyeti ilgilinin millî hukukuna tâbidir. (2) Millî hukukuna göre ehliyetsiz olan bir kişi, işlemin yapıldığı ülke hukukuna göre ehil ise yaptığı hukukî işlemle bağlıdır. Aile ve miras hukuku ile başka bir ülkedeki taşınmazlar üzerindeki aynî haklara ilişkin işlemler bu hükmün dışındadır. (3) Kişinin millî hukukuna göre kazandığı erginlik, vatandaşlığının değişmesi ile sona ermez. (4) Tüzel kişilerin veya kişi veya mal topluluklarının hak ve fiil ehliyetleri, statülerindeki idare merkezi hukukuna tâbidir. Ancak fiilî idare merkezinin Türkiye'de olması hâlinde Türk hukuku uygulanabilir. (5) Statüsü bulunmayan tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kişi veya mal topluluklarının ehliyeti, fiilî idare merkezi hukukuna tâbidir. Vesâyet, kısıtlılık ve kayyımlık

Statüsü bulunmayan tüzel kişiler ile tüzel kişiliği bulunmayan kişi veya mal topluluklarının ehliyeti ise 5718 sayılı Kanun'un 9. maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda fiilî idare merkezinin bulunduğu ülke hukukuna göre belirlenir.

Malların korunmasına yönelik tedbirler ile ifa sırasında gerçekleştirilen fiil ve işlemlerde, 5718 sayılı Kanun'un 33. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tedbirin alındığı veya işlemin fiilen yapıldığı ülke hukuku dikkate alınır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 33Kaynağı aç
MADDE 33 – (1) İfa sırasında gerçekleştirilen fiil ve işlemler ile malların korunmasına ilişkin tedbirler konusunda bu işlem veya fiillerin yapıldığı veya tedbirin alındığı ülke hukuku dikkate alınır. Haksız fiiller

Pay Haczinin Bildirimi ve Tasarruf Kısıtlamaları

Anonim şirketlerde pay senedi ya da pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak pay defterine işlenmemiş olsa dahi haciz işlemi şirkete tebliğ edildiği tarihte tamamlanmış sayılır.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 94Kaynağı aç
Madde 94 – (Değişik: 18/2/1965-538/52 md.) Bir intıfa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesi haczedilirse icra dairesi, yerleşim yerleri bilinen ilgili üçüncü şahıslara keyfiyeti ihbar eder. Bu suretle borçlunun muayyen bir taşınmazdaki tasfiye sonundaki hissesi haczedilmiş olursa icra memuru haciz şerhinin taşınmazın kaydına işlenmesi için tapu sicil muhafızlığına tebligat yapar. (Ek cümleler: 17/7/2003-4949/25 md.) Anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz, şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. Haciz, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere Ticaret Siciline bildirilir. Bu durumda haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlâl ettiği oranda batıldır. Haczedilen payların satışı, taşınır malların satışı usulüne tâbidir. Diğer taşınırlarda icra dairesi başkasına devre mâni tedbirleri alır. (Mülga üçüncü cümle: 17/7/2003-4949/25 md.) Borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap eyleyip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir. Bu talep üzerine icra dairesi alacaklının bu muameleyi takip edebileceğini tapu veya gemi sicili dairesine ve icabında mahkemeye bildirir. Borçlunun zilyed bulunduğu bir taşınmaz üzerindeki fevkalade zamanaşımı ile iktisabını istemek hakkının haczedilmesi halinde, icra dairesi zilyedliğin başkasına devrine mani olacak tedbirleri alır ve alacaklıya bir ay içinde taşınmazın borçlusu adına tescili için dava açması yetkisini verir. Mahkemenin tescil kararı ile taşınmaz bu alacaklı lehine mahcuz sayılır. İkinci fıkra hükmü, almaya hak kazandığı veya almakta bulunduğu emekli veya yetim maaşını istifa için icap eden yoklama muamelesini yaptırmıyanlar hakkında yetkili makama bildirmek suretiyle tatbik olunur. Alacaklının bu sebeple yapacağı kanuni masraflar ayrıca takip ve hükme hacet kalmaksızın dairece borçludan tahsil olunur. Mahcuz malların muhafazası masrafları:

İcra dairesince konulan anonim şirket pay haczi tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirilir. Tescil bildiriminin ardından haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıl kabul edilir. Haciz altına alınan payların paraya çevrilmesi ise taşınır malların satış usulüne tabi tutulur.

Üçüncü Kişilerdeki Hak ve Alacakların Haczi Usulü

Borçlunun üçüncü şahıs elinde bulunan taşınır malları ile hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senede dayanmayan alacak ve diğer talep hakları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 89. maddesi gereğince çıkarılacak haciz ihbarnamesi ile haczedilir. İcra memuru ihbarname ile üçüncü şahsa borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini, borçluya yapılan ödemelerin geçersiz sayılacağını ve elindeki taşınır malı icra dairesine teslim etmesi gerektiğini, aksi takdirde bedeli ödemek zorunda kalacağını ihtar eder.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 89Kaynağı aç
Madde 89 – (Değişik: 18/2/1965-538/49 md.) Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. Üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur. (Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/22 md.) Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi   içinde    itiraz etmeyen    ve zimmetinde sayılan   borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa   onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.[40] Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder. Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/22 md.) Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir. Malın teslimi mümkün olmazsa, alacaklı icra mahkemesine müracaatla değerini üçüncü şahsa ödetmek hakkını haizdir. (Değişik yedinci fıkra: 2/7/2012-6352/18 md.) Haciz ihbarnamesi, borçlunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bir tüzel kişinin veya müessesenin şubesine veya tüm şubelerini kapsayacak şekilde merkezine tebliğ edilir. Haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği merkez, tüm şubeleri veya birimlerini kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür. Üçüncü şahsın beyanı hiçbir harc ve resme tabi değildir. Bu madde hükmü, memuriyeti hasebiyle hakikate muhalif beyanda bulunan memurlar hakkında da uygulanır. (Ek fıkra:6/12/2018-7155/12 md.) Bu madde uyarınca haciz ihbarnamelerinin bildirimi ve bu ihbarnamelere verilecek cevaplar, güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi ve bu sisteme entegre bilişim sistemleri üzerinden de yapılabilir. Bu usulle yapılan bildirim tebliğ yerine geçer. 3 – Diğer haklar için:

Haciz ihbarnamesini tebliğ alan üçüncü şahıs; borcu bulunmadığı, malın elinde olmadığı, ihbarnamenin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın borçluya ait olmadığı gibi iddialarını tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmekle yükümlüdür.

Üçüncü haciz bildirimine muhatap kalan üçüncü şahıs, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde takibin yürütüldüğü veya kendi yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası kesinleşinceye kadar durur.

Cebri İcrada Mükerrer Tahsilat Yasağı

Alacaklı aynı alacak için hem Türkiye'de hem de yurt dışında cebri icra takibi yürütebilir. Bununla birlikte takip borcunu aşacak şekilde mükerrer tahsilat yapılması mümkün değildir. Yurt dışındaki icra süreçlerinden elde edilen tahsilat tutarları Türkiye'deki icra dosyasına bildirilmeli ve borçtan mahsup edilerek takip kalan miktar üzerinden sürdürülmelidir.

Borçlu ortağın şahsi borcu için doğrudan şirket malvarlığı haczedilebilir mi?

Hayır, şirketin tüzel kişiliği ortaklardan bağımsız olduğundan ortağın kişisel borcu sebebiyle şirkete ait banka hesapları, araçlar veya diğer mallar doğrudan haczedilemez; haciz yalnızca borçlunun şirket payına ve bu paya bağlı mali haklara konulabilir.

Anonim şirketlerde senede bağlanmamış payların haczi ne zaman geçerlilik kazanır?

Pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamış anonim şirket paylarında haciz, icra dairesinin tebligatının şirkete ulaştığı tarihte yapılmış sayılır; pay defterine tescilin henüz gerçekleşmemiş olması haczin doğmasını engellemez.

Haciz ihbarnamesine itiraz süresi ne kadardır?

Haciz ihbarnamesini tebliğ alan üçüncü şahıs, borcu olmadığı veya malın elinde bulunmadığı yönündeki itirazlarını tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine bildirmek zorundadır.

Yurt dışındaki icra takibinden tahsil edilen para Türk dosyasını nasıl etkiler?

Alacaklı borcu aşacak biçimde mükerrer tahsilat yapamayacağından, yurt dışından tahsil edilen tutar Türk icra dosyasına bildirilir ve dosya hesabından mahsup edilir.

Şahıs şirketlerinde borçlu ortağın alacaklıları hangi haklara başvurabilir?

Şahıs şirketi devam ettiği sürece alacaklı ortağa düşen kâr payına, şirket fesholunmuşsa tasfiye payına başvurabilir; bilanço düzenlenmemişse düzenleme sonucu doğacak paylar üzerine haciz koydurabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu