Hacizli Şirket Paylarının Devri ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Hacizli Şirket Paylarının Devri ve Hukuki Sonuçları

Borçlunun şirket payları üzerine haciz konulması halinde, haczedilen payların devri İcra ve İflas Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıldır. Haciz işlemiyle birlikte borçlu pay sahibinin paylar üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmakla birlikte, alacaklılar zarara uğratılmaksızın bu payların devredilmesi hukuken mümkündür. Payın senede bağlanmış olup olmaması, devrin şeklini ve alacaklıya karşı geçerlilik koşullarını belirler.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 94Kaynağı aç
Madde 94 – (Değişik: 18/2/1965-538/52 md.) Bir intıfa hakkı veya taksim edilmemiş bir miras veya bir şirket yahut iştirak halinde tasarruf edilen bir mal hissesi haczedilirse icra dairesi, yerleşim yerleri bilinen ilgili üçüncü şahıslara keyfiyeti ihbar eder. Bu suretle borçlunun muayyen bir taşınmazdaki tasfiye sonundaki hissesi haczedilmiş olursa icra memuru haciz şerhinin taşınmazın kaydına işlenmesi için tapu sicil muhafızlığına tebligat yapar. (Ek cümleler: 17/7/2003-4949/25 md.) Anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz, şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. Haciz, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere Ticaret Siciline bildirilir. Bu durumda haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlâl ettiği oranda batıldır. Haczedilen payların satışı, taşınır malların satışı usulüne tâbidir. Diğer taşınırlarda icra dairesi başkasına devre mâni tedbirleri alır. (Mülga üçüncü cümle: 17/7/2003-4949/25 md.) Borçlunun reddetmediği miras veya başka bir sebeple iktisap eyleyip henüz tapuya veya gemi siciline tescil ettirmediği mülkiyet veya diğer aynı hakların borçlu namına tescili alacaklı tarafından istenebilir. Bu talep üzerine icra dairesi alacaklının bu muameleyi takip edebileceğini tapu veya gemi sicili dairesine ve icabında mahkemeye bildirir. Borçlunun zilyed bulunduğu bir taşınmaz üzerindeki fevkalade zamanaşımı ile iktisabını istemek hakkının haczedilmesi halinde, icra dairesi zilyedliğin başkasına devrine mani olacak tedbirleri alır ve alacaklıya bir ay içinde taşınmazın borçlusu adına tescili için dava açması yetkisini verir. Mahkemenin tescil kararı ile taşınmaz bu alacaklı lehine mahcuz sayılır. İkinci fıkra hükmü, almaya hak kazandığı veya almakta bulunduğu emekli veya yetim maaşını istifa için icap eden yoklama muamelesini yaptırmıyanlar hakkında yetkili makama bildirmek suretiyle tatbik olunur. Alacaklının bu sebeple yapacağı kanuni masraflar ayrıca takip ve hükme hacet kalmaksızın dairece borçludan tahsil olunur. Mahcuz malların muhafazası masrafları:

Sermaye Şirketlerinde Pay Haczinin Niteliği ve Hukuki Dayanağı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 133/2 uyarınca alacaklılar, borçlularının sermaye şirketlerindeki payları senede bağlanmış olsun veya olmasın, İcra ve İflas Kanunu'nun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczini ve paraya çevrilmesini talep edebilir. Haciz, istek üzerine şirket pay defterine işlenir. Anonim şirketlerde paylar senede bağlanmış olduğunda menkul hükmünde kabul edilirken, senede bağlanmamış çıplak paylar alacak hakkı niteliğindedir. Bu nitelik farkı gereğince senede bağlanan paylar İcra ve İflas Kanunu m. 85 ve m. 88 hükümleri dairesinde, çıplak paylar ise anılan Kanun'un 94. maddesi kapsamında haczedilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 133Kaynağı aç
MADDE 133- (1) Bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, hakkını şirketin bilançosu gereğince o ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir. Henüz bilanço düzenlenmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi sonucunda borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir. (2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir. (3) Bunun dışında, alacaklılar, tüm ticaret şirketlerinde alacaklarını, ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da alabilme ve bunun için haciz yaptırabilme yetkisini de haizdir. (4) Yukarıdaki hükümler borçlu ortakların şirket dışındaki mallarına alacaklıların başvurmalarına engel olmaz. F) Birleşme, bölünme ve tür değiştirme I – Uygulama alanı ve kavramlar 1. Uygulama alanı

Alacaklılar ayrıca Türk Ticaret Kanunu m. 133/3 gereğince tüm ticaret şirketlerinde alacaklarını, borçlu ortağın şirketten olan diğer alacaklarından da tahsil etme ve bu alacaklar üzerine haciz koydurma yetkisine sahiptir. Buna karşılık bir şahıs şirketi devam ettiği sürece ortağın kişisel alacaklısı, Türk Ticaret Kanunu m. 133/1 uyarınca hakkını şirketin bilançosu gereğince borçlu ortağa düşen kâr payından ve şirket fesholunmuşsa tasfiye payından alabilir; henüz bilanço tanzim edilmemişse alacaklı bilançonun düzenlenmesi neticesinde borçluya düşecek kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koydurabilir.

Çıplak Pay Haczinin Tebliği, Pay Defteri ve Ticaret Sicili İşlemleri

Anonim şirketlerde pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki çıplak payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. İcra ve İflas Kanunu m. 94 uyarınca bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz işlemi, şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile icra bildiriminin şirkete tebliğ edildiği tarihte tamamlanmış sayılır.

Çıplak pay haczi, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere ticaret siciline bildirilir. Haczedilen şirket paylarının satışı taşınır malların satışı usulüne tabidir ve icra dairesi payın başkasına devrine mani olacak tedbirleri resen alır. Bununla birlikte bir şirket veya iştirak payı haczedildiğinde icra dairesi, yerleşim yerleri bilinen ilgili üçüncü şahıslara keyfiyeti ihbar etmekle yükümlüdür.

Limited Şirketlerde Esas Sermaye Payının Haczi Usulü

Limited şirketlerde borçlu ortağın şirket payının haczedilmesinde icra müdürlüğü, borçlunun pay haklarını şirkete haciz yazısı tebliğ ederek haczedebileceği gibi, icra memuru şirket merkezine bizzat giderek haczi şirkete tebliğ edip pay defterine işlenmesini tutanakla tespit etmek suretiyle çıplak pay haczini gerçekleştirebilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin 2016/7233 Esas ve 2018/1331 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, şirket hisselerinin bu usulle haczedilmesinden sonra ticaret sicil müdürlüğüne yazılan yazı haczi kurucu nitelikte olmayıp muhafaza tedbiri niteliğindedir; bu sebeple usulüne uygun bir tebliğ veya tutanakla konulmuş haciz bulunmadıkça payların hacizli devrinden söz edilemez.

Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/7233, K. 2018/1331Kaynağı aç
19. Ceza Dairesi         2016/7233 E.  ,  2018/1331 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Ceza Mahkemesi SUÇ : 2004 Sayılı Kanuna Aykırılık HÜKÜMLER : Beraat Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, Aynı alacaklının zarara uğratılması kastiyle aynı şirket hisselerinin devri suretiyle mevcudunu eksiltmek suçundan dolayı icra takip dosya sayısı birden fazla olsa dahi sanığın yalnızca bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi mümkün olup, sanıklar hakkında aynı mahkemenin 20/01/2015 tarih ve 2014/70 esas, 2015/2 karar sayılı dosyasından da şikayette bulunulduğunun anlaşılması nedeniyle bu dosyaların birleştirilerek, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması, 6102 sayılı TTK'nın 133/2.maddesi gereğince, borçlunun limited şirketteki ortaklık payının haczi mümkün olup, icra müdürlüğü, alacaklı tarafından borçlunun üçüncü kişi limited şirketteki hissesinin haczi istendiğinde, borçlunun hisse haklarının, şirkete haciz yazısı tebliğ olunarak haczedilebileceği gibi icra memuru mahalline (şirket merkezine) bizzat giderek, haczi şirkete tebliğ etmek ve pay defterine işlenmesini sağlamak suretiyle bu hususu tutanakla tespit ederek çıplak pay haczini yapabileceği, şirket hisselerinin bu şekilde haczedilmesinden sonra ancak bildirimde bulunmak için ticaret sicil memurluğuna müzekkere yazılabileceği, somut olayda yukarıda belirtilen çerçevede ve usulüne uygun olarak şirket hisselerine konulmuş bir haciz bulunmayıp, Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilen yazı ise haczi sağlamaya yönelik olmayıp bir muhafaza tedbiri olduğu nazara alındığında, şirket hisselerinin hacizli olarak devrinden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece işin esası incelenip, deliller toplanarak, devrin alacaklıları zarara uğratmak maksadıyla yapılıp yapılmadığı belirlenip sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hacizli Pay Senetlerinde Tasarruf Yetkisi Kısıtlaması ve İyiniyetli İktisap

İcra ve İflas Kanunu m. 86 gereğince borçlu, alacaklının muvafakati ve icra memurunun izni alınmaksızın hacizli taşınır mallarda tasarrufta bulunamaz. Haczi koyan icra memuru bu kurala aykırı hareketin cezai mesuliyet doğuracağını borçluya ihtarla bildirir. Borçlunun hacizli paylar üzerinde tasarruf edebilmesi malın kendisine bırakılmış olmasına bağlıdır; pay senedi yediemine teslim edilmiş veya icra müdürlüğü tarafından muhafaza altına alınmışsa borçlunun bu paylar üzerinde tasarrufta bulunması fiilen ve hukuken mümkün değildir. Hacizli anonim şirket pay senetleri ancak alacaklının muvafakati ve icra müdürünün izni alınarak usulünce devredilebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 86Kaynağı aç
Madde 86  – (Değişik: 18/2/1965-538/48 md.) Borçlu, alacaklının muvafakati ve icra memurunun müsaadesi alınmaksızın mahcuz taşınır mallarda tasarruf edemez. Haczi koyan memur hilafına hareketin cezai mesuliyeti müstelzim olduğunu borçluya ihtar eder. Haczedilmiş olan taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın zilyedlik hükümlerine dayanarak iyi niyetle iktisabettiği haklar saklıdır. İyi niyet kaidelerine aykırı olarak mahcuz taşınır mal üzerinde üçüncü şahsın iktisabettiği, haklar, alacaklının hacizle o mala taallük eden haklarını ihlal ettiği nispette batıldır. Kıymet takdiri:

Haczedilmiş taşınır mal üzerinde üçüncü bir kişinin zilyetlik hükümlerine dayanarak iyi niyetle iktisap ettiği haklar İcra ve İflas Kanunu m. 86 uyarınca saklı tutulmuştur. Buna karşın iyi niyet kurallarına aykırı olarak hacizli taşınır mal üzerinde üçüncü şahıslar tarafından iktisap edilen haklar, takip alacaklısının hacizle o mala taallük eden haklarını ihlal ettiği nispette batıldır.

Anonim Şirketlerde Nama Yazılı Pay Devrinin Onaya Bağlanması ve Ret Sebepleri

Anonim şirketlerde nama yazılı payların devri kural olarak serbesttir; kanunda veya şirket esas sözleşmesinde aksine düzenleme bulunmadığı takdirde devir herhangi bir sınırlamaya tabi tutulamaz (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 490/1). Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu m. 492/1 uyarınca esas sözleşmeye konulacak bir hükümle nama yazılı pay devirleri şirketin onayına bağlanabilir. Şirket, Türk Ticaret Kanunu m. 493/1 çerçevesinde ya esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebe dayanarak yahut devredene paylarını başvuru anındaki gerçek değeriyle kendi, diğer pay sahipleri veya üçüncü kişiler hesabına almayı teklif ederek onay talebini reddedebilir. Pay sahipleri çevresinin bileşimine dair esas sözleşme kuralları, şirketin işletme konusu veya iktisadi bağımsızlığı bakımından ret kararını haklı kılıyorsa önemli sebep oluşturur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/1865 E.  ,  2025/478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/773 Esas, 2023/1560 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 21. SALİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/469 E. HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Asıl ve Birleşen Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/541 E., 2020/522 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin toplam sermayesinin %21,68'ini temsil eden 43.567 adet C grubu nama yazılı pay sahibi olan müvekkili şirketin, davalı şirketteki tüm paylarını devrederek ortaklıktan ayrılmak istediğini, davalı şirketin ortaklarına, pay sahipleri sözleşmesi gereği önalım haklarını kullanması hususunda bildirim yükümlülüğünü yerine getiren müvekkili şirketin 10.05.2019 tarihinde dava dışı … Yatçılık Gayrimenkul Turizm Otomotiv İç ve Dış Tic A.Ş. ile imzaladığı pay devir sözleşmesi ile ilgili pay devri kararı alınması ve pay devrinin şirket pay defterlerine işlenmesi talebinin 24.06.2019 tarihli toplantıda, davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1. ve 8.1.(i) maddesi gerekçe gösterilerek oy birliği ile reddedildiğini, davaya konu pay devrinde ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığını, nama yazılı pay devrinin önemli bir sebeple reddi için red sebeplerinin esas sözleşmede açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, pay devrinin reddini gerektirecek önemli bir sebebin bulunmadığını, şirket açısından önemli bir payın devrinin de söz konusu olmadığını, davalı şirketin halihazırdaki ortaklarının profili şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı açısından önemli ise de bu hususun şirketin kuruluş ve gelişme aşamalarında bir anlam ifade ettiğini, gelinen aşamada davalı şirketin tanınır ve güvenilir bir şirket haline geldiğini, ayrıca pay sahipleri sözleşmesine göre müvekkili şirketin, davalı şirkette mali yükümlülük altına girme borcunun olmadığını, davalı şirkette ortak olarak kalmasının davalı şirketin hayatiyeti açısından öneminin olmadığını, davalı şirket pay sahipleri sözleşmesindeki, muhtemel pay devri kısıtlamalarının emredici nitelikteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirket yönetim kurulunca verilen 24.06.2019 tarihli ve 2019/6 sayılı kararın iptali ile müvekkili tarafından yapılan pay devir işleminin pay devir tarihi olan 29.05.2019 tarihi itibariyle pay defterine hükmen işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; nitelikli kararların alınmasına yönelik olarak, C grubu pay sahipliği temsil edilmediğinden toplantı yeter sayısının sağlanmadığını, hisse devrinin reddine dair 24.06.2019 tarihli … yönetim kurulu kararının batıl/geçersiz olduğunu, dolayısıyla şirketçe 3 ay içerisinde hisse devrinin tescilini red iradesinin tecessüm etmemiş olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin hissedarlığının tespitine ve pay devrinin pay defterine hükmen işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde pay sahipleri çevresinin bileşimine dair hüküm yer aldığını, pay sahiplerinin profilinin şirket için önem arz ettiğini, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 2017 yılında kaleme alındığını, davacı şirketin hisselerini devretmek istediği … Yatçılık Gayrimenkul Turizm Otomotiv İç ve Dış Tic A.Ş.nin yönetim kurulu başkanı ve sahibi olan şahsı yönetim kuruluna aday gösterdiğini, bu adayın seçilmemesi üzerine 24.05.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın kabulüne karar verildiğini, genel kurul süreciyle ilgili uyuşmazlıklar devam ederken davacının diğer ortakların itirazlarını görmezden gelerek hisselerini … A.Ş'ye devrettiğinden bahisle bildirimde bulunduğunu, 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile pay devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddedildiğini, şirketin ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığında bankalarla yapılan işlemlerin önemli olduğunu, davacının hisselerini devrettiği şirketin sahibinin dava dışı … A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu şirketin müvekkilinin rakibi konumunda bulunduğunu, bankaların dönem itibarı ile ortak değişikliğini kabul etmemesinin muhtemel olduğunu, … A.Ş.'nin 2016 yılında kurulduğunu, ana iştigal konusunun … İnşaat Grubu ile ilgili olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik yönden ve yeni işlere girmekte sıkıntılı olduğu bir dönemde rakip bir şirketin müvekkili ortaklık yapısına dahil olmasının ve şirketin yıllarca biriktirdiği birikime vakıf olmasının kabul edilebilir olmadığını, bu yönü ile pay sahibi çevresinin bileşiminin korunmasının önemli olduğunu, rakip bir şirketin pay sahipleri çevresinin bileşimini bozacak şekilde ortaklık yapısına dahil edilmek istenmesi karşısında pay devri talebinin reddedilmesinin ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacı tarafın da oyuyla kabul edilen şirket ana sözleşmesinin 8.1.(i) maddesinde pay sahipleri arasındaki sözleşmeye aykırı devirlerin şirket tarafından reddedilebileceği hükmü getirildiğini, kurulduğu günden bu yana şirkette ortak olan hissedarların güçlü bir pay sahibi çevresi oluşturduğunu, teknik başarı yakalanmış olsa da ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının elzem olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; asıl dava ile birleştirme taleplerinin olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket ana sözleşmesinin 12. maddesine göre nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması kararının özellikli yönetim kurulu kararı olduğu, 8.1. maddesine göre nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceği, bu onayın şirketin yönetim kurulunun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararla verilebileceği, ana sözleşmenin 8.1., 12. maddesi ve pay sahipleri sözleşmesinin 6.7. ile 6.8. maddeleri uyarınca özellikli yönetim kurulu toplantılarında C grubu yönetim üyesinin varlığının ve olumlu oyunun arandığı, birleşen davada davacı şirketin halihazırda pay sahibi olmayıp üçüncü kişi olduğu, dolayısıyla yönetim kurulu seçilmesine dair genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın sonucunun bu davaya etkili olmayacağı, zira genel kurul iptali kararlarının kesinleşmekle hüküm ifade edeceği, buna göre, üçüncü bir kişinin şirkette pay sahibi olabilmesi için yönetim kurulunun hisse senetlerinin devrini oy birliği ile onaylaması gerektiği, 24.06.2019 tarihli dava konusu yönetim kurulu toplantısında oy birliği ile davacıların pay devri işleminin pay defterine işlenmesi talebini reddettiği, ana sözleşme ve pay sahipleri sözleşmesinde pay devrinin reddi için yönetim kurulunun tüm üyeler ile toplanması ve oy birliği ile karar alma şartı bulunmadığı, bu şartın sadece devre onay verilecek yönetim kurulu toplantıları için öngörüldüğü, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesi uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, davalı şirketin ise ana sözleşme ile devri yönetim kurulunun oy birliği ile alacağı onay kararı şartına bağladığı, somut olayda, C grubu hisseleri temsil eden üyenin olumsuz oy kullandığı varsayıldığında dahi dört yönetim kurulu üyesisinin pay devrine onay vermediği, dolayısıyla C grubunu temsilen yönetim kurulu üyesi toplantıya katılmasa veya katılıp olumlu oy kullansa dahi sonucun değişmeyeceği, 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulunun ana sözleşmenin 8.1. ve 8.1.(i) maddesine atıfta bulunduğu, şirketin içinde bulunduğu süreç dikkate alındığında pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığı için büyük önem arz ettiği gerekçesine dayandığı, ana sözleşmenin 8.1 maddesinde yer verilen hususların haklı neden için somut gerekçe içerdiği, zira 6102 sayılı TTK'nın 493/2 hükmüne göre pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin onayın reddini haklı göstermesinin önemli sebep oluşturacağının kabul edildiği, yönetim kurulu kararında 8.1.(i) maddesi ile pay sahipleri sözleşmesine atıf yapıldığı, pay sahipleri sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddelerinin, davalı tarafın ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının önemine ilişkin açıklamalarını teyit ettiği, dava dilekçesinde yer alan ifadelere göre davacının da mevcut profilin şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetin devamlılığı için önem ifade ettiğini, bu sayılanların şirketin kuruluş aşamasında anlamlı olduğunu belirttiği, ancak davalı şirketin kuruluş tarihinin 2005 olduğu, ana sözleşmede bu hususlara ilişkin değişikliğin davacının da olumlu oyuyla 2017 yılında yapıldığı, ticari hayatta bankalar yönünden şirketlerin ortaklık yapısının önemi ile ortaklık yapısındaki değişikliklere bankaların/kredi kuruluşlarının tereddüt ile yaklaştığının bilindiği, davalının bu yöndeki açıklamalarının haklı neden olduğu, şirket yapısına ve işletme konusuna yabancı bir kişinin/şirketin ortaklık yapısına dahil edilip, yüksek kredibilite ve teknik bilgi (know-how) isteyen alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin işletme konusuna yönelik faaliyetlerini sürdürmesinin, pay sahipleri çevresinin korunması ile, şirkete dahil olacak ortağın ancak bu niteliklere sahip olması halinde mümkün olacağı, birleşen davanın davacısının, dava dışı … A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, bu hali ile davalı şirketin ortakları arasına girerek vakıf olacağı bilgileri dava dışı … A.Ş. vasıtası ile kullanabilmesi ve inşaat alanında rakip firma haline gelmesinin, davalı şirketin büyümesi ve faaliyetinin devamlılığına olumsuz etki edebileceği kanaatinin oluştuğu, davalı şirketin pay devrine onay vermemesine ilişkin gerekçelerinin, pay devrinin reddi açısından önemli sebep teşkil ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı taraflarca istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı …Ş.'nin davalı ….'de sahip olduğu 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu payların tamamının birleşen dosya davacısına devredilmesine ilişkin 10.05.2019 tarihli pay devir sözleşmesi imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 490/1. maddesine göre, Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, ancak 492/1 maddesine göre de esas sözleşme ile nama yazılı payların şirketin onayıyla devredilebileceğinin öngörülebileceği, red sebeplerinin ise 493. maddede düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 494/3 hükmüne göre de şirket, onaylamaya ilişkin talebi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya reddi haksızsa, onay verilmiş sayılacağı, davalı şirketin ana sözleşmesinin 10. maddesinde yönetim kurulunun 5 üyeden oluşacağı, 12/7 ve devamı maddelerinde yönetim kurulunun özellikli yönetim kurulu kararları dışındaki kararlarının en az 4 üyeyle toplanıp en az 4 üyeyle karara bağlanacağı; özellikli yönetim kurulu kararlarına yönelik toplantılarında C grubu yönetim kurulu üyesinin varlığının ve olumlu oyunun gerekliliğinin düzenlendiği, nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanmasının özellikli yönetim kurulu kararları arasında sayıldığı, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 1. paragrafının son cümlesinde nama yazılı payların devrine ilişkin onayın şirket yönetim kurulunun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin 24.05.2019 tarihli genel kurulunda C grubu pay sahibi davacının gösterdiği aday yerine, ortaklardan … Yapı'nın aday gösterdiği … şirketin organsız kalmaması gerekçesiyle seçilmiş olması karşısında, şirket yönetim kurulunda C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin, seçilemediğinden bulunmadığı, ana sözleşmenin 12. maddesine göre onay istemi için karar yeter sayısının sağlanamamasının onay isteminin reddi sonucunu, toplantı yeter sayısının sağlanamamasının ise yönetim kurulu kararının yokluğu sonucunu doğuracağı, usulüne göre toplanmamış bir yönetim kurulunun aldığı karar ile ilgili olarak ise toplantıya katılamayan üyenin karara etki edip edemeyeceğinin bir önemi bulunmadığı, zira "nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması" talebinin görüşüleceği yönetim kurulu toplantısına C grubu hisselerini temsil eden üyenin katılmasının yönetim kurulunun teşekkül ettirilebilmesi için şart olduğu, somut olayda, dava konusu nama yazılı hisse devrinin onaylanması talebinin, C grubu hisseleri temsil eden üyenin bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanmış olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 494/3 hükmündeki "Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır" şeklindeki hüküm uyarınca davalı şirket tarafından hisse devrinin onaylanması talebi usulünce reddedilmediğinden kabul edilmiş olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 493/1 hükmüne göre şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği, 2. fıkraya göre ise pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturacağı, şirket ana sözleşmesinin 8.1. maddesinin "Pay sahipleri, Şirket’in ve Şirket’in iştiraklerinin faaliyette bulunduğu sektörlerde öncü bir konumda bulunabilmek ve Şirket’in işbu esas sözleşmede yer alan amaç ve konularını gerçekleştirmek için Şirket’in sürekli olarak yüksek düzeyde teknik bilgi (know-how) kullanması, geniş bir ağa sahip olması, profesyonel düzeyde uzmanlığa sahip olması gerektiğini ve ayrıca önemli miktarlarda yatırım yapması gerektiğini ve emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) Grubu, (B) Grubu ve (C) Grubu Pay Sahiplerinin tamamının, birlikte Şirket’in büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda Şirket’te önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmektedirler. Bu sebeple, nama yazılı paylar ancak Şirketin onayı ile devredilebilir. Bu onay Şirketin Yönetim Kurulu'nun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verilir.” şeklinde olduğu, ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde ise pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceğinin düzenlendiği, yönetim kurulunca, pay devrinin şirket ana sözleşmesi'nin 8.1. maddesine aykırı olması ve pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığının korunması hususlarının red sebebi yapıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 493. maddesinin gerekçesine göre, esas sözleşmeye konulacak haklı sebeplerin kanunda gösterilmiş sebeplerden olması gerektiği, esas sözleşmede mezkûr maddeye atfın yeterli olmadığı, haklı sebebin kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılması gerektiği, haklı sebep kategorilerinin paysahipleri çevresinin bileşimi, şirketin konusu ve işletmenin bağımsızlığı olarak belirlendiği, davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde, emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) grubu, (B) grubu ve (C) grubu pay sahiplerinin tamamının, birlikte şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda şirkette önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmekte oldukları ifade edildiği ancak hisse devrinin söz konusu olması halinde devre onay verilmesi için hangi hususların aranacağının düzenlenmediği, somutlaştırılmadığı, ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde, pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, hisse devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin ana sözleşmede açıkça yazılması gerektiği, dolayısıyla pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atfın geçerli olmadığı, nama yazılı hisselerin devrine onay verilmesi isteminin reddine dair kararda, "pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması" hususuna vurgu yapılmış ise de, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 493. maddesi kapsamında somutlaştırılmadığı, ana sözleşme ile anonim şirketlerde nama yazılı hisselerin devri sınırlandırılabilirse de davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrini sınırlandıran 8.1 maddesinin, birleşen dosya davacısının hisseleri devralmasına onay verilmemesini gerektiren bir önemli neden içermediği, davalının diğer hissedarlarının devre onay verme yetkileri bulunmayıp, devre muvafakatlerinin bulunmamasının sonuca bir etkisinin olmadığı, davalı şirket pay sahipleri sözleşmesinin ise sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği birleşen dosya davacısına karşı ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrine onay vermemesinin 6102 sayılı Kanun'un 493/1-2 hükümleri anlamında önemli bir sebebe dayanmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacısı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 198824-5 sicil numarası ile kayıtlı birleşen dosya davacısı … Yatçılık Turizm Gayrimenkul Otomotiv İç ve Dış Ticaret A.Ş.'nin, davalı ….'nin 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu pay itibariyle davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine ve pay defterine kaydına karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davalısı tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davacının davalı şirketteki paylarını dava dışı şirkete devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddine dair yönetim kurulu kararının iptali ile pay devir işleminin pay devir tarihi itibarı ile pay defterine hükmen işlenmesi talebine, birleşen dava ise, asıl davaya konu yönetim kurulu kararının payı devralan şirket tarafından geçersizliği/iptali talebine, terditli olarak payı devralan şirketin hissedarlığının tespiti ile hissedarlığın hükmen pay defterine işlenmesi taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı şirket … Holding A.Ş., maliki olduğu, davalı ….’nin %21.68‘ini temsil eden C Grubu nama yazılı payını 10.05.2019 tarihinde dava dışı … Yatçılık A.Ş.’ye pay devir sözleşmesiyle sattığını ve hisse devrini 24.06.2019 tarihli toplantıda şirket pay defterine işlenmesini talep etmiş, davalı …. ana sözleşmesinin 8-1/i maddesi uyarınca devir talebini oy birliğiyle reddetmiş, bunun üzerine davacı … İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve hisse devrinin reddine ilişkin yöntemi kurulu kararının iptalini talep etmiştir. Birleşen dosyanın davacısı … A.Ş., kendisine devredilen hisse satış sözleşmesinin pay defterine hükmen işlenmesi ve redde ilişkin yönetim kurulu kararının geçersizliğini talep etmiştir. İstanbul 4. ATM’nin yaptığı yargılama sonucunda; 05.11.2020 tarihinde; … Holding A.Ş. ana sözleşmesinin 8-1, 8-1,e maddelerinde şirket ortaklarının, üçüncü kişilere hisselerinin devrinin geçerliliğine tüm ortakların onayına bağladığından ve … Holding A.Ş yönetim kurulu 24.06.2019 tarihinde şirket ortağı …’in hisselerini … A.Ş.’ye devrinin, pay defterine işlenmesi talebini oy birliğiyle reddettiğinden, yine şirket ana sözleşmesini 5-5, 7-7 maddesi uyarınca … Holding A.Ş. ortaklarını şirketin iş kapasitesi, ticari hayatta kuvvetli bir şeklide yer alması, ekonomik bağımsızlığı için önemli olup, bu hususta ana sözleşme ile sınırlama getirilmiş olduğundan, şirket hissesinin devredildiği …’nin YK üyesi … İnşaat A.Ş’nin ticari faaliyetlerinin de inşaat vb. alanlar olduğu, yani rakip firma olması sebebiyle, TTK 493 uyarınca haklı sebep olduğundan bahisle, hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve buna ilişkin yönetim kurulunun red kararının geçersizliğinin tespitini reddetmiştir. İtiraz üzerine, İstanbul BAM 43. HD’nin 2021/773 E., 2023/1560 K. sayılı ilamı ile şirket ana sözleşmesinin 8.1-e maddesi gereğince şirket ortaklarının hisse devrinin onaylanması gibi reddinde de oy birliği arandığından, yine 10. ATM’nin 2019/334 E., 1036 Kararı ile … Holding A.Ş‘nin 24.05.2019 tarihili genel kurulun da C Grubu pay sahibi … tarafından yönetim kurulu üyesi adayı … ’ın seçilmemesi ve yerine … ’ın seçilmesi kararının butlanla malul olduğundan, C grubu hisse temsilcisinin seçiminin geçerli olmadığından hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının geçersiz olduğu, TTK 493 uyarınca haklı bir sebep olmadığından, TTK 494/3 uyarınca yönetim kurulu hisse devrini reddine ilişkin üç ay içerisinde karar vermezse onay vermiş sayılacağından redde ilişkin YK kararı da yok hükmünde sayılacağından üç ay içerisinde de hukuki bir karar verilmediğinden, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararı kaldırılıp hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu, hisse devrinin pay defterine işlenmesi, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olay incelendiğinde; 1…. Holding A.Ş’nin ana sözleşmesinin 8-1, 8-1, e maddesinde şirket ortaklarının hisselerinin devrinin geçerli olabilmesini, tüm hissedarların kabul şartına bağlamıştır. Hisse devrinin reddedilmesi oy birliği şartına bağlanmamıştır. Bu husus şirket ana sözleşmesinin lafzından ve koyuluş amacından açıkca anlaşılmaktadır. BAM 43. HD’nin hisse devrinin reddinde de oy birliği şartının arandığına dair değerlendirilmesi hatalıdır. 2. … Holding A.Ş. ana sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddelerinde şirketin ekonomik bağımsızlığının sağlanması için ortakların şahıslarının önemine vurgu yapılmış, ortakların ticari faaliyetlerine, tecrübelerine, şirkete kattıkları değerin önemli olduğu belirtilerek hisse devrini sınırlayarak hisse devrinin gerçekleşmesine tüm hissedarların onayına tabi tutmuştur yani devri oy birliğine bağlamıştır. … Holding A.Ş. C grubu imtiyazlı yönetim kurulu üyesinin seçiminde, imtiyazlı pay sahibi … A.Ş.’nin aday olarak gösterdiği … A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi … A.Ş.’nin hissedarı … ’ın seçilmemesinin haklı nedene dayandığı; 11. Hukuk Dairesi’nin 2023/4662 E., 2024/8264 K. sayılı kararıyla “davaya sunulan protokol, taraflar arasında çekilen ihtarnameler ve taraf vekillerinin beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde C grubu pay sahibi … A.Ş tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen … ’ın … Yönetim A.Ş. tarafından şirketteki hisselerinin devri planlanan ve ancak diğer ortaklar tarafından kabul edilmeyen … Yatçılık Turizm A.Ş.’nin ortağı olduğu anlaşılmış olup bir şirkette güven ilişkisinin, birlikte ve ortak çalışma isteğinin önemli ve vazgeçilmez olmasının C Grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen … ’ın yönetim kurulu adaylığının genel kurul tarafından reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta 6102 sayılı kanun un 360 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca … ’ın reddi haklı neden oluşturmaktadır” kesinleşmiştir. 11. Hukuk Dairesi’nin yukarıda zikredilen kararıyla … Holding A.Ş.’ye … A.Ş.’nin ortağının yönetim kurulu üyesi olarak seçilmemesi TTK 360. maddesi uyarınca haklı bir sebep olarak kabul edilmiştir. … A.Ş.’nin ortağının …’da yönetim kurulu üyesi seçilmemesi şirketin bağımsızlığı, güven ilişkisi, rakip firmalar olması, ana sözleşmesi, çekilen ihtarlar uyarınca haklı bulunmuşken, aynı gerekçelerle … ’ın ortağı olduğu şirkete yani … A.Ş.’ye …’in hisse devrinin reddinin TTK 493 maddesi uyarınca da haklı sebep oluşturduğu açıktır. … Holding A.Ş.’nin rekabetini, bağımsızlığını, varlığını sürdürebilmesi sebebiyle şirket hisselerinin bir kısmının … A.Ş.’ye devir talebinin reddedilmesinin haklı bir sebep oluşturduğu açıktır. Bu sebeple BAM 43. HD’nin TTK 493 maddesi uayırca haklı sebep bulunmadığına dair kabulü de hatalıdır. 3. İstanbul 10. ATM anılan kararıyla … Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin seçildiği genel kurul kararlarının tamamını iptal etmemiş, sadece imtiyazlı pay sahiplerinin adayı olarak … ’ın seçilmesini iptal etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 2023/4662 E., 2024/8264 K. sayılı kararıyla imtiyazlı pay sahiplerinin adayı … ’ın seçilmemesinin haklı neden oluşturduğuna karar vermiştir. Yani ortada … Holding A.Ş. genel kurulunun yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar ayaktadır ve imtiyazlı pay sahibi haricindeki dört üyenin yönetim kurulu üyeliği hukuken varlığını sürdürmektedir. BAM 43. HD’nin hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararını hem yok hükmünde sayıp yönetim kurulunun teşekkülünü ve hisse devrine ilişkin bir karar alamayacağını söyleyip, hem de üç ay içerisinde bir karar alamadığından bahisle TTK 494 uyarınca üç aylık sürenin dolmuş olması hisse devrinin onayı mahiyetindedir değerlendirilmesi TTK’nın 494. maddesine açıkca aykırıdır. Hisse devrinin onay ve reddine ilişkin geçerli bir karar alamayacağı belirtilmiş bir yönetim kurulundan herhangi bir karar beklemek fiilen imkansız olan bir şeye tersten sonuç bağlamaktır. Yok sayılan bir yönetim kurulunun üç ay içerisinde bir karar alabilmesi de hukuken BAM 43. HD’nin kabulüne göre de imkansızdır. İmkansız olan bir şeye üç ay içerisinde bir karar almadınız, almadığınıza göre onay mahiyetindedir, şeklindeki kabul TTK’nın 494. maddesinin lafzına ve yorum kurallarına uygunluk teşkil etmediğinden, kararın bozulması gerektiğinden, asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin Dairemizin Onama kararına katılmıyorum.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 490Kaynağı aç
MADDE 490- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. (2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. D) Devrin sınırlandırılması I – Kanuni sınırlama

Nama yazılı hisse devrine onay verilmemesini gerektiren önemli sebeplerin esas sözleşmede açıkça düzenlenmesi zorunludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1865 Esas ve 2025/478 Karar sayılı ilamında, esas sözleşmede pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atfın geçerli olmadığı ve nispilik ilkesi gereği payı devralana karşı ileri sürülemeyeceği vurgulanmıştır. Aynı kararda, esas sözleşmeye göre toplantıda yer alması zorunlu olan üyenin bulunmadığı ve toplantı yeter sayısı sağlanmadan toplanan yönetim kurulunun pay devrini ret kararının yok hükmünde olduğu değerlendirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu m. 494/3 hükmü uyarınca şirket onay talebini tebellüğ ettiği tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya yapılan ret haksızsa devir işlemine onay verilmiş sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 494Kaynağı aç
MADDE 494- (1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır. (2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer. (3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır. 3. Borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar a) Red sebepleri

Pay Devrinde Onay Sürecinin Mülkiyete ve Ortaklık Haklarına Etkisi

Anonim şirketlerde pay devri için gerekli olan şirket onayı verilmediği sürece, Türk Ticaret Kanunu m. 494/1 uyarınca payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalmaya devam eder. Bu durum rızai pay devirlerinde mülkiyet geçişini onay anına kadar askıda bırakır.

Cebrî icra yoluyla pay edinimlerinde ise mülkiyet ve ortaklık hakları birbirinden ayrılmıştır. Türk Ticaret Kanunu m. 494/2 hükmü uyarınca payların cebrî icra, miras, mirasın paylaşımı veya eşler arasındaki mal rejimi hükümleri gereği iktisap edilmesi hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl devralana intikal eder. Buna karşılık genel kurula katılma haklarıyla oy haklarının devralana geçmesi ancak şirketin devir işlemine onay vermesiyle gerçekleşir.

Cebrî İcra Yoluyla Pay İktisabında Şirketin Hakları ve Gerçek Değer Tespiti

Cebrî icra marifetiyle iktisap edilen nama yazılı paylarda şirketin onay hakkı kanun koyucu tarafından sınırlandırılmıştır. Türk Ticaret Kanunu m. 493/4 uyarınca paylar cebrî icra gereği iktisap edilmişse şirket, payları edinen kişiye sadece paylarını gerçek değeriyle devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. Şirket bu kapsamda genel nitelikli önemli sebeplere dayanarak devri reddedemez.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. (2) Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. (3) Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. (4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. (5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. (6) Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. (7) Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz. b) Hükümleri

Türk Ticaret Kanunu m. 493/5 gereğince cebrî icra yoluyla pay edinen devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden talep edebilir. Mahkeme değer tespiti yaparken şirketin karar tarihine en yakın tarihteki şirket değerini esas alır ve bu değerleme giderleri şirket tarafından karşılanır. Kanun'un 493/6 maddesi uyarınca devralan, mahkemece belirlenen gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır.

Senede Bağlı Paylarda Mülkiyet Tespiti ve Tescil Taleplerinde Zamanaşımı

Hisse senedi ve ilmühabere bağlanan şirket paylarının mülkiyet hakkına dayalı olarak tespiti ve pay defterine tescili talepleri zamanaşımına tabi değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/6176 Esas ve 2025/4693 Karar sayılı ilamına esas ilk derece mahkemesi gerekçesinde ifade edildiği üzere, hisse senedinin bir mülkiyet senedi olması, ilmühaberlerin de pay senetlerine ilişkin hükümlere tabi bulunması ve vade taşımamaları nedeniyle pay mülkiyetinin tespiti davalarında zamanaşımı savunması dinlenmez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6176, K. 2025/4693Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/6176 E.  ,  2025/4693 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/172 Esas, 2024/1353 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/352 E., 2022/531 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; … Holding A.Ş.'nin, … Holding A.Ş. ünvanı ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kayıtlı … Tarım Kimya ve Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin tür değiştirmesi suretiyle, 16.12.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilerek kurulduğunu, kuruluştaki ortaklarının, … ve … olduğunu, kuruluştan yaklaşık 9 ay sonra şirketin paylarının %50'sinin … ve …'ye devrinin yapıldığını, Holding paylarının Holding Yönetim Kurulu'nun 16.12.2013 tarihli kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 180. maddesi gereğince senede (ilmuhaber) bağlandığını, şirket ortaklarından …'in senede bağlı paylarını, senedin ciro ve teslimi suretiyle usulüne uygun şekilde, Yeni Yatırım A.Ş. (Eski Ünvanı… Yatırım A.Ş.) ünvanlı şirkete devrettiğini, müvekkili …'ın davalı …'in, dava dışı Yeni Yatırım A.Ş.'ne (Eski Ünvanı… Yatırım A.Ş.) ait 682.500 adet holding payını ciro ve teslim suretiyle 01.07.2015 tarihinde usulüne uygun şekilde devraldığını, pay devrinin yapıldığı tarihte devre konu payların hacizli olması sebebiyle, pay defterine kayıt talebinde bulunulmadığını, paylar üzerindeki haczin kaldırılmasından sonra, usulüne uygun şekilde pay defterine kayıt talebinde bulunulduğunu, davalı …'in, müvekkilinin pay devrini pay defterine kayıttan imtina ettiği gibi, aynı payların dava dışı üçüncü kişilere devredildiğinin ve bunlar adına pay defterine kaydedildiğinin bildirildiğini, davalı …'in, devreden Yeni Yatırım A.Ş.'nin (Eski Ünvanı… Yatırım A.Ş.) paylarını Onlar Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'ne devrettiğini, bu şirketin de paylarını … isimli şahsa ve onun da … Yatırım A.Ş.'ne devrettiğini ve pay defterinde bu şekilde kayıtlı olduğunu bildirdiğini, davalı …'in devre konu paylarının müvekkiline mi, yoksa pay defterinde kayıtlı şirkete mi ait olduğu hususunda ihtilaf doğduğunu, davalı şirketin beyan ettiği gibi… Yatırım Ticaret A.Ş.'den, Onlar Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'ye yapılmış bir devir bulunmadığını, dava dışı… Yatırım A.Ş.'nin dava konusu … Holding A.Ş.'de sahip olduğu payların, bu şirketin iradesini içermeyen, … tarafından akdedilmiş sözleşme ile devredildiğinin kabulünün mümkün olmadığını, ilmuhabere bağlanmış olan dava konusu payların, ilmühaber üzerine ciro yapılmadan ve ilmühaber de teslim edilmeden harici adi yazılı bir sözleşme ile devrinin geçersiz olduğunu, müvekkiline yapılan devrin davalıların beyan ettiği sözleşme tarihinden önce olduğunu, ayrıca, TTK'nın 499. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince, payın usulüne uygun olarak devredildiği ispat edilmediği sürece, devralan pay defterine yazılamayacağını, o halde, şirketin, pay defterine kayıt için devrin geçerli olup olmadığını araştırması ve buna göre pay defterine kayıt yapması gerektiğini, oysa davalıların, yaklaşık 150.000.000,00 TL değerindeki … Holding A.Ş.'nin (Eski Unvanı … Holding A.Ş.) …’a devredilmiş olan %50 payını hileli davranış ve sahte işlemlerle, önce …’a ve …’dan da bu kişiye ait … Yatırım Planlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne devretmiş gibi şirket defterlerine kaydettiklerini, dolayısıyla, pay defterine yapılan kaydın hukuki sonuç doğuracağı kabul edilse bile, davalı … ve pay defterine kaydı yapan holding yöneticileri, TTK'nın 499. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince gerekli incelemeyi yapmayarak müvekkilinin zararına sebebiyet vermiş olduklarından zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı …'e ortak olduğunun tespiti ile pay devrinin pay defterine kaydına karar verilmesini, bu talep kabul edilmediği takdirde terditli olarak, usulsüz kayıt sebebiyle müvekkili hak kaybına ve zarara uğramış olacağından, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere, 50.000,00 TL tazminatın davalı … ve Holding yöneticilerinden müteselsilen tazminine karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 06.08.2021 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir. II. CEVAP 1.Davalılar …, … ve … vekili cevap dilekçesinde; şirket ortaklığı sıfatının tespiti ile pay defterine tescile ilişkin taleplerin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkillerine yöneltilen husumetin yerinde olmadığını, davanın sadece husumet açısından hisseleri elinde bulunduran ve menfaat çatışması olduğunu iddia ettikleri … Yatırım A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini, davacının her ne kadar 01.07.2015 günü 56.825.000,00 TL ödeyerek… Yatırım A.Ş.'ye ait olan … Holding A.Ş. hisselerini aldığını beyan ederek ihtar çekmiş olsa da bunun gerçeği yansıtmadığını, davacının sonradan düzenlenmiş ve muvazaalı olduğu açık sözde bir sözleşme ve geçici ilmühaberlerin temlik ve devri ile hisselerin sahibi olduğunun iddia ettiğini, kendilerinin yönetim kurulunda oldukları dönemde ihtarnamenin geldiğini ancak ihtarnameye cevapta belirttikleri gerekçelerle taleplerini reddettiklerini, o gün itibari ile son 3 yıldır yönetimde kendileri ile beraber ortak olarak bulunan insanların varlığı ve borçları ortak koydukları paralarla ödediklerinden bu ihtarnamenin şüpheler uyandırdığını, dava konusu iddiaları birebir ve doğrudan ilgilendiren ceza davası olduğunu, derdest olan davanın neticesinin doğrudan huzurdaki davayı etkileyeceğini, Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/144 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde şirketin %50 hissesinin alındığının iddia edildiğini, ancak sadece eksik harç ödemek için sözleşme ve belgeleri gizleyerek sadece %5'lik kısımla ilgili dava açılıyor olmasının kalan %45'lik kısmın görmezden gelinmesinin davacının kötüniyetini sabit kıldığından davanın esasa girilmeksizin usulden, husumet yokluğundan, zamanaşımından reddini, aksi halde davanın özellikle muvazaa nedeniyle esastan reddini istemiştir. 2.Davalılar … ve … Yatırım A.Ş. cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davanın husumet açısından hisseleri elinde bulunduran ve menfaat çatışması olduğunu iddia ettikleri … Yatırım A.Ş.'ye yöneltilmesi gerektiğini, davacı her ne kadar 01.07.2015 günü 56.825.000,00 TL ödeyerek… Yatırım A.Ş.'ne ait … Holding A.Ş. hisselerini aldığını beyan ederek ihtar çekmiş olsa da bunun gerçeği yansıtmadığını, davacının sonradan düzenlenmiş ve muvazaalı olduğu açık olan sözde bir sözleşme ve geçici ilmühaberlerin temlik ve devri ile hisselerin sahibi olduğunu iddia ettiğini, kendilerinin yönetim kurulunda oldukları dönemde ihtarnamenin geldiğini ancak ihtarnameye cevapta belirttikleri gerekçelerle taleplerini reddettiklerini, o gün itibari ile son 3 yıldır yönetimde kendileri ile beraber ortak olarak bulunan insanların varlığı ve borçları ortak koydukları paralarla ödediklerinden bu ihtarnamenin şüphe uyandırdığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hisse senedinin bir mülkiyet senedi olması, ilmuhaberlerin de hisse senetlerine bağlı hükümlere tabi bulunması ve vade taşımamaları nedeniyle davanın zamanaşımına uğramadığı, davacının, davalılardan … Holding A.Ş.'ye (… Holding A.Ş.) yönelik ortaklığın tespiti ve pay defterine tesciline yönelik talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davacının 01.07.2015 tarihli anonim şirket hisse devri sözleşmesi ve davalı şirkete ait elinde bulunan ilmühaberler hakkında Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.06.2022 tarih ve 2020/144 E., 2022/285 K. sayılı dosyasından yapılan yargılamada davacı … ve … ve bir kısım diğer sanıklar hakkında dava konusu yapılan 01.07.2015 tarihli anonim şirket hisse devir sözleşmesi ve ilmühaberlerin gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğinin kabul edilerek davacı hakkında mahkumiyet kararı verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, Mahkemece daha öncesinden bekletici mesele yapılan Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının dava konusu 01.07.2015 tarihli sözleşme ve ilmühaberlerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmemiş olsa dahi netice değişmeyeceği kanaatine varıldığından usul ekonomisi açısından ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasına yönelik ara kararından vazgeçildiği, davalı şirketin esas sözleşmesinin 7. maddesinde hisse devrinin önalım hakkı ile sınırlandırıldığı, önalım hakkının da pay sahipleri çevresinin bilişimine ilişkin önemli bir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar yargılama aşamasında davacı tarafın … 14. Noterliğinin 21.05.2015 tarihli ihtarnamesi ile önalım hakkıyla ilgili… Yatırım A.Ş. tarafından ihtar gönderildiği ileri sürülerek ihtarname fotokopisi dosyaya sunulmuş ise de ihtarnamede 7 günlük süre verildiği, oysa davalı şirketin esas sözleşmesinin 7. maddesinde bu sürenin 30 gün olarak belirlendiği, yine Konya 14. Noterliği'nin 01.04.2015 tarihli ve 04.06.2015 tarihli ihtarnamelerin gönderildiği, davacının önalım hakkıyla ilgili gönderildiğini iddia ettiği ihtarnamenin esas sözleşmenin 7. maddesi ve diğer ihtarnameler dikkate alındığında önalım hakkının kullanılmasını sağlamadığı, davacı tarafından Kadıköy 31. Noterliğinin 06.03.2018 tarihli ihtarnamesi ile davalı … Holding A.Ş.'nin eski ortağı… Yatırım A.Ş.'nin hisselerinin devralındığı ve hisse devrinin onaylanarak pay defterine tesciline yönelik talebine davalı şirket tarafından Ankara 2. Noterliği'nin 13.03.2018 tarihli ihtarnamesi ile onay verilmediği, ilmühaberlerin usulüne uygun şekilde davacıya ciro edildiği ve zilyetliğin davacıya geçirildiği kabul edilse dahi TTK'nın 494/1 hükmü gereğince devir için gerekli onay verilmediği için payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm hakların davacıya geçmeyeceği ve devredende kalacağından davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davacının davalı …Ş.'ye ortak olduğunun tespiti ile pay devrinin pay defterine kaydına yönelik talebinin reddine, davacının maddi tazminata yönelik talebinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, Mahkemece 10.11.2022 tarihli "Maddi Hatanın Düzeltilmesi" şerhi ile davalı …Ş. lehine hükmedilen 338.000,00 TL vekâlet ücretinin 806.250,00 TL olarak düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı ve davalı …Ş. vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … Holding A.Ş.'nin B Grubu 682.500/13.650.000 adet hissesinin …'e, 6.142.500/13.650.000 adet hissesinin …'e ait olduğu, söz konusu hisselerin… Yatırım A.Ş.'ye devredildiği, … Yatırım A.Ş.'nin 01.09.2015 tarihinde bütün aktif ve pasifleri ile birlikte Onlar Gayrimenkul Yatırım A.Ş.'ye devredildiği, bu devir nedeniyle… Yatırım A.Ş.'nin tek ortağı olan …'in davalı … Holding A.Ş.'nin yönetiminden istifa ettiği ve yerine Onlar Gayrimenkul A.Ş.'nin ortaklarından …'un seçildiği, daha sonra… Yatırım A.Ş.'nin sahibi olduğu … Holding A.Ş. hisselerini 20.11.2017 tarihinde mülkiyetinde bulunan … Holding paylarını …'a devrettiği, …'un ise devraldığı bu payları 15.12.2017 tarihinde … Yatırım Planlama San. ve Tic. A.Ş.'ye devrettiği, … Holding Yönetim Kurulu'nun 20.12.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile devir işlemlerinin pay defterine işlenmesine karar verildiği, her ne kadar davacı taraf, dava konusu … Holding hisselerinin sahibi olan … ve … ile… Yatırım A.Ş. arasında gizli olarak yapılan 10.01.2014 tarihli inançlı işlem sözleşmesi ile… Yatırım A.Ş'ye bedelsiz olarak devredildiğini, sözleşmeye göre… Yatırım A.Ş.'nin iflası veya şirket hisselerinin başkalarına devri halinde … Holding hisselerinin … ve …'e iade edileceğini, yine … ve … ile… Yatırım A.Ş. arasında imzalanan 19.06.2015 tarihli "İnançlı İşleme Göre İade Talimatı Anlaşması" başlıklı sözleşme ile hisselerin … ve …'in talimatı ile davacı …'a devrinin kararlaştırıldığını ve bu talimat gereğince dava konusu hisselerin 01.07.2015 tarihli sözleşme ile 58.250.000,00 TL bedelle davacıya devredildiğini ileri sürmekte ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dava konusu hisselerin davacıya devrine ilişkin işlemin geçersiz olduğu tespit edildiğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı, davalı …Ş.'ye ortak olduğunun tespiti ile pay devrinin pay defterine kaydına karar verilmesini talep ettiğinden davalı …Ş.'nin davada taraf sıfatının bulunduğu, davacının talebi mülkiyet hakkına dayalı olduğundan Mahkemece davalılarının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesinde ve Harçlar Kanunu'nun 31. maddesi gereğince davacının ödediği fazla harcın, kararın kesinleşmesinden sonra ve istek halinde iadesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalı …Ş. vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 305. maddesi gereğince hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılması, genişletilmesi ve değiştirilmesi mümkün olmadığından Mahkemece hüküm fıkrası ile davalı …Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretinin tavzih niteliğindeki 10.11.2022 tarihli "Maddi Hatanın Düzeltilmesi" şerhi ile 338.000,00 TL'den 806.250,00 TL'ye yükseltilmesinin doğru olmadığından davacı vekilinin vekalet ücretiyle ilgili maddi hatanın düzeltilmesi şeklindeki tavzih kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli maddi hatanın düzeltilmesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, karar, davacı ve davalı …Ş. vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket pay devrinin tespiti ile şirket pay defterine tescili istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davalı vekilinin temyizine gelince, dava, şirket pay devrinin tespiti ile şirket pay defterine tescili istemine ilişkindir. Dava değeri 58.250.000,00 TL olup, İlk Derece Mahkemesince 04.10.2022 tarihinde davanın reddine karar verilmiş, yine İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli maddi hatanın düzeltilmesi kararı ile hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı …Ş. lehine hükmedilen vekalet ücretinin tavzih yoluyla artırılması doğru olmadığından davacı vekilinin vekâlet ücretiyle ilgili maddi hatanın düzeltilmesi şeklindeki tavzih kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli maddi hatanın düzeltilmesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, ancak İlk Derece Mahkemesi kararında davalı lehine hükmedilen vekâlet ücreti düzeltilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir. Davanın reddine karar verilmesi halinde karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı lehine 820.500,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken 338.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “338.000,00” ibaresinin çıkartılarak yerine “820.500,00” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı …Ş'ye iadesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hacizli şirket payı borçlu tarafından üçüncü bir kişiye devredilebilir mi?

Borçlunun hacizli pay üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmıştır; ancak bu payların alacaklılar zarara uğratılmaksızın devredilmesi mümkündür. Yapılan devir işlemi, takip alacaklısının haklarını ihlal ettiği oranda batıl kabul edilir.

Çıplak pay haczinin şirket pay defterine işlenmemesi devrin geçerliliğini etkiler mi?

Çıplak pay haczi şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile icra dairesinin bildirisinin şirkete tebliğ edildiği tarihte yapılmış sayılır. Bu tebliğden sonra gerçekleşen tasarruflar alacaklının haklarını ihlal ettiği nispette batıldır.

Şirket, cebrî icra yoluyla pay alan kişinin devir onayını reddedebilir mi?

Şirket, cebrî icra yoluyla pay edinen üçüncü kişiye karşı onay vermeyi yalnızca payları gerçek değeri üzerinden devralmayı önerdiği takdirde reddedebilir; bu teklif sunulmadıkça onayın reddi mümkün değildir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu