6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girerek marka sahiplerinin haklarını koruyan yasal çerçeveyi yeniden düzenlemiştir.
Sicilde Gösterim Ölçütü ve Tescile Konu İşaretler
Sınai Mülkiyet Kanunu ile markaların tescilinde aranan grafik gösterim şartı kaldırılmıştır. Yeni düzenleme kapsamında, koruma konusunun yetkili makamlar ve kamuoyu tarafından açık ve kesin anlaşılmasını sağlayacak şekilde sicilde gösterilebilir olması yeterli görülmüştür. Bu düzenlemeyle üç boyutlu markaların farklı açılardan gösterilerek tescil edilmesi mümkün hale getirilmiş; ayrıca renkler ve sesler tescile konu işaretler arasında açıkça düzenlenerek sicilde gösterim kriterleri belirlenmiştir.
Muvafakatname ve Sonradan Ayırt Edicilik Kazanımı
Önceki tarihli marka veya başvuru sahibinin sunduğu muvafakatname, mutlak ret incelemesinde ortaya çıkan engellerin aşılmasını sağlamaktadır. Önceki hak sahibinin rıza belgesi vermesi halinde, aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer marka başvurularına uygulanan mutlak ret gerekçesi ortadan kaldırılabilmektedir.
Kanunun 25 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş bir marka, kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 25Kaynağı aç
Tescil İtirazlarında Kullanmama Savunması ve Uzlaşma Usulü
Kanunun 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, karıştırılma ihtimaline dayanılarak yapılan yayıma itirazlarda itiraz dayanağı marka, başvuru veya rüçhan tarihi itibarıyla Türkiye'de asgari beş yıldır tescilli bulunuyorsa başvuru sahibi kullanmama savunmasında bulunabilir. Bu talep üzerine itiraz edenden, anılan tarihten önceki beş yıllık dönemde markasını itiraza konu mal veya hizmetlerde Türkiye'de ciddi biçimde kullandığını ya da haklı bir kullanmama mazereti bulunduğunu delillendirmesi istenir; ispat sunulamaması halinde itiraz reddedilir. Sınaî Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 29 kapsamında Kurum, delillerin ibrazı için itiraz edene bir aylık süre tanımaktadır. İspatın tescilli mal veya hizmetlerin sadece bir bölümüne yönelik gerçekleştirilmesi durumunda ise itiraz yalnızca bu kapsamla sınırlı olarak değerlendirilir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 19Kaynağı aç
Kurum, yayıma itiraz incelemesi sırasında lüzum görmesi durumunda tarafları uzlaşmaya yönlendirebilir ve uzlaşmaya ilişkin hususlarda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümleri tatbik olunur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2014/17323, K. 2015/2319 sayılı kararında da ele alındığı üzere, somut bir uyuşmazlıkta sunulan fatura fotokopilerine itiraz yöneltilmesi halinde faturaların koçanlarıyla sunulması, ticari defterlerin getirtilmesi ve kayıtların muhasebeci bilirkişi marifetiyle denetlenmesi gerektiği gözetilmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/17323, K. 2015/2319Kaynağı aç
Hükümsüzlük ve Tecavüz Davalarında Kullanmama Def'i
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25 inci maddesinin yedinci fıkrası doğrultusunda, karıştırılma ihtimaline dayalı hükümsüzlük davalarında kullanmama hali def'i olarak ileri sürülebilmektedir. Bu savunmada beş senelik sürenin belirlenmesinde dava tarihi temel alınır; şayet hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescil başvuru veya rüçhan gününde davacının markası asgari beş yıllık tescile sahipse, davacı anılan tarihten geriye doğru da kullanım koşullarının sağlandığını kanıtlamalıdır. Benzer biçimde Kanunun 29 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre marka tecavüzü davalarında davalı talep ederse, davacı taraf tescilli işaretini dava gününden geriye doğru beş yıllık zaman diliminde kullandığını ispat etmek durumundadır.
Marka hükümsüzlük davası, Kanunun 25 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince dava açıldığı tarihte sicilde kayıtlı marka sahibine veya haleflerine karşı yöneltilir; bu davalarda Türk Patent ve Marka Kurumu taraf gösterilemez. Nitekim 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname dönemi uyuşmazlığına ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E. 2013/18147, K. 2014/5893 sayılı kararında, markanın kullanılmaması sebebiyle açılan davada ispat yükünün davalı marka sahibinde bulunduğu ve bu talepte sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2013/18147, K. 2014/5893Kaynağı aç
Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı ve Tescilin Savunma Olamaması
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre, sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde birbirini izleyen beş yıl boyunca duruma sessiz kalan marka sahibi, sonraki tescil kötü niyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Sonraki marka tescilinin kötü niyetli olması halinde hükümsüzlük davası açılması kural olarak süreye bağlı kılınmamış olmakla birlikte, tescile güvenilerek yatırım yapılan hallerde çok uzun süreli sessiz kalmanın bu kural karşısındaki etkisi hususunda farklı değerlendirmeler mevcuttur.
Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kurallarına uymakla yükümlü olduğu ve hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı hükme bağlanmıştır. Ticaret unvanının terkini ve markasal kullanıma ilişkin bir uyuşmazlığı karara bağlayan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2017/27, K. 2020/225 sayılı kararında, sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasının anılan dürüstlük kuralına dayandığı, bu yönüyle def'i değil itiraz niteliğinde bulunduğu ve dosya kapsamından anlaşılabiliyorsa hâkimce resen gözetileceği belirtilmiştir. Kararda ayrıca, uzun süre boyunca yalnızca aralıklarla ihtarname keşide edip makul sürede dava açmayan tarafın sessiz kalmadığını ileri sürmesinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağı ve hakkın kötüye kullanılması sayılacağı vurgulanmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/27, K. 2020/225Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Sonradan tescil edilen bir markanın sağladığı haklar, daha önceki tarihli bir markaya dayanılarak açılan tecavüz davalarında tecavüzü meşru kılan bir savunma gerekçesi olarak ileri sürülemez.
İdari İptal, Uluslararası Tükenme ve Ceza Hükümleri
Sınai Mülkiyet Kanunu m. 26 uyarınca markanın kullanılmaması, yaygın ad haline gelmesi veya yanıltıcı nitelik kazanması hallerinde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilmesi usulü düzenlenmiştir. Beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında markanın ciddi biçimde kullanılmış olması durumunda kullanmamaya dayalı iptal talebi reddedilir; ancak iptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleştirilmişse, başvurudan önceki son üç ay içindeki kullanım hesaba katılmaz. Kanunun 192 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 26 ncı maddenin yayımından yedi yıl sonra, diğer bir ifadeyle Ocak 2024 itibarıyla yürürlüğe girmesi öngörülmüştür.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 26Kaynağı aç
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU m. 192Kaynağı aç
Kanun kapsamında marka hakkının tükenmesinde uluslararası tükenme ilkesi benimsenmiştir. Bu ilkeye geçilmesiyle birlikte, marka sahiplerinin yurt dışında satışa sunduğu ürünlerin paralel ithalatçılar tarafından satın alınarak Türkiye'ye getirilip satılmasının önü açılmıştır.
Marka suçlarının kapsamı genişletilerek tecavüz konusu ürünleri ithal veya ihraç etmek, ticari amaçla satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak eylemleri de yaptırıma bağlanmıştır. Ayrıca belirli şartların karşılanması halinde ceza davasının sonucunu beklemeksizin el konulan sahte malların daha hızlı tasfiyesine imkân tanıyan ve sıkı şartlara tabi tutulan hızlı imha prosedürü getirilmiştir.
Muvafakatname ret gerekçesini ortadan kaldırır mı?
Önceki tarihli marka sahibinin sonraki başvuru sahibine muvafakatname vermesi durumunda, aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzerliğe dayalı mutlak ret gerekçesi ortadan kaldırılabilmektedir.
Kullanmama savunması hangi süreçlerde ileri sürülebilir?
Kullanmama savunması, karıştırılma ihtimaline dayalı yayıma itirazlarda ileri sürülebileceği gibi, yine Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki benzerliğe dayalı hükümsüzlük davalarında def'i olarak ve marka tecavüzü davalarında savunma olarak ileri sürülebilir.
Sessiz kalma halinde marka hükümsüzlük gerekçesi yapılabilir mi?
Sonraki markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde birbirini izleyen beş yıl sessiz kalan marka sahibi, sonraki tescil kötü niyetli olmadıkça markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez; dürüstlük kuralına aykırılığın dava dosyasından anlaşıldığı durumlarda ise sessiz kalma olgusu itiraz niteliğinde görülerek hâkimce resen gözetilebilir.
Kullanmama nedeniyle iptal talebinden önceki son kullanımlar geçerli midir?
İptal talebinde bulunulacağı öngörülerek kullanım yapılmışsa, talebin Türk Patent ve Marka Kurumuna sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanımlar incelemede dikkate alınmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

