Çalışanın Kurduğu Lisanssız Yazılımlarda Sorumluluk

by Avukat Erdal Ersoy
Çalışanın Kurduğu Lisanssız Yazılımlarda Sorumluluk

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca bilgisayar programları ilim ve edebiyat eseri sayılmakta; bir programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması da çoğaltma hakkı kapsamında değerlendirilmektedir.

Fikri Mülkiyet Hukukunda Bedel ve Tazminat Talepleri

5846 sayılı Kanunun 68. maddesi uyarınca eseri hak sahibinin yazılı izni olmadan işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya umuma ileten kişilerden hak sahipleri, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar henüz satışa çıkarılmamışsa hak sahibi; çoğaltılmış kopyalar ile bunların çoğaltılmasına yarayan araçların imhasını, üretim maliyetini aşmayacak uygun bir bedelle devrini veya sözleşme bulunması durumunda isteyebileceği tutarın üç kat fazlasını isteyebilir. Bu seçimlik hakların kullanılması izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 68Kaynağı aç
Madde 68 – (Değişik: 23/1/2008-5728/137 md.) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir. İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanunun 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır. Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanununun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz. Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir. II – Tecavüzün men'i davası:

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 70. maddesi uyarınca mali hakları ihlal edilen hak sahibi, tecavüz edenin kusuru bulunması halinde haksız fiil hükümlerine göre tazminat talep edebilir. Hak sahibi tazminatın yanı sıra ihlal sonucu elde edilen kârın kendisine devredilmesini de isteyebilir; bu durumda 68. madde uyarınca talep edilen bedel mahsup edilir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 70Kaynağı aç
Madde 70 – (Değişik birinci fıkra: 7/6/1995 – 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir. Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrayan kimse tazminattan başka temin edilen karın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir. B) Ceza davaları: I – Suçlar: 1. Manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz[28]

Lisanssız Yazılım Eyleminin Cezai Boyutu

5846 sayılı Kanunun 71. maddesi uyarınca, bir eseri hak sahibinin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, yayan, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişiler hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Kanunun 72. maddesi kapsamında ise koruma amacıyla uygulanan erişim kontrolü veya şifreleme gibi etkili teknolojik önlemleri etkisiz kılmaya yönelik ürün veya araçları imal, ithal, dağıtım, satış veya ticari amaçla bulunduranlar ile bu araçların tanıtım, tasarım ve uygulama hizmetlerini sunanlar hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 71Kaynağı aç
Madde 71 – (Değişik: 23/1/2008-5728/138 md.) Bu Kanunda koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal ederek: 1. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. 2. Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz. 3. Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. 4. Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunan kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 5. Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak gösteren kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 6. Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltan, dağıtan, yayan veya yayımlayan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır. Bu Kanunun ek 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında bahsi geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanunda tanınmış hakları ihlâl etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hukuka aykırı olarak üretilmiş, işlenmiş, çoğaltılmış, dağıtılmış veya yayımlanmış bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı satışa arz eden, satan veya satın alan kişi, kovuşturma evresinden önce bunları kimden temin ettiğini bildirerek yakalanmalarını sağladığı takdirde, hakkında verilecek cezadan indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. 2. Teknolojik önlemleri etkisiz kılma:
5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU m. 72Kaynağı aç
Madde 72 – (Başlığı ile Birlikte Değişik:21/12/2021-7346/1 md.) Bu Kanunda yer alan hakların korunması amacıyla eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımının kontrolünü sağlamak üzere erişim kontrolü veya şifreleme gibi koruma yöntemi ya da çoğaltım kontrol mekanizması uygulamalarıyla sağlanan etkili teknolojik önlemleri etkisiz kılmaya yönelik; a) Ürün ve araçları imal veya ithal eden, dağıtan, satan, kiraya veren veya ticari amaçla elinde bulunduranlar, b) Ürün ve araçların reklam, pazarlama, tasarım veya uygulama hizmetlerini sunanlar, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. 3. Diğer suçlar:

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 20. maddesi uyarınca ceza sorumluluğu şahsidir ve kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak suç sebebiyle kanunda yer alan güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 20Kaynağı aç
Madde 20- (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. (2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır. Kast

İş Hukuku ve Sadakat Borcunun İhlali

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 396. maddesi gereğince işçi, üstlendiği işi özenle yerine getirmek, işverenin haklı menfaatini sadakatle korumak ve işverene ait teknik sistemleri usulüne uygun kullanmakla yükümlüdür. İşçi ayrıca hizmet süresince edindiği sırları kendi yararına kullanamaz veya üçüncü kişilere açıklayamaz; işverenin haklı menfaati gerektirdiği ölçüde hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklama yükümlülüğü devam eder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 396Kaynağı aç
MADDE 396- İşçi, yüklendiği işi özenle yapmak ve işverenin haklı menfaatinin korunmasında sadakatle davranmak zorundadır. İşçi, işverene ait makineleri, araç ve gereçleri, teknik sistemleri, tesisleri ve taşıtları usulüne uygun olarak kullanmak ve bunlarla birlikte işin görülmesi için kendisine teslim edilmiş olan malzemeye özen göstermekle yükümlüdür. İşçi, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece, sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamaz ve özellikle kendi işvereni ile rekabete girişemez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. III. Teslim ve hesap verme borcu

İş sözleşmesi devam ederken çalışanın güveni kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya meslek sırlarını açıklaması gibi doğruluk ve bağlılığa aykırı tutum sergilemesi durumunda, 4857 sayılı İş Kanununun 25/II-e bendi uyarınca işveren haklı nedenle derhal fesih hakkına sahiptir. 4857 sayılı Kanunun 25. maddesinin son fıkrası uyarınca işçi, feshin bu bentlerde öngörülen sebeplere dayanmadığı iddiasıyla iş güvencesi kapsamında yargı yoluna başvurma hakkını kullanabilir.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 25Kaynağı aç
Madde 25 – Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I- Sağlık sebepleri: a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa yakalanması veya engelli hâle gelmesi durumunda, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.[7] b) İşçinin tutulduğu hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda. (a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması. b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması. c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması. d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması, işyerine sarhoş yahut uyuşturucu madde almış olarak gelmesi ya da işyerinde bu maddeleri kullanması.[8] e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması. f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi. g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi. h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması. III- Zorlayıcı sebepler: İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması. IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması. İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir. Derhal fesih hakkını kullanma süresi

İşverenin Sorumluluğu ve Rücu İlişkisi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran, çalışanın kendisine verilen işin görülmesi esnasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. İşletme sahibi, personelin seçilmesinde, talimat verilmesinde, gözetim ve denetim yapılmasında zararı engellemek için gerekli özeni gösterdiğini veya işletmenin çalışma düzeninin zararı önlemeye elverişli olduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulabilir. Adam çalıştıran, ödemek zorunda kaldığı tazminat için zarara sebep olan çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 66Kaynağı aç
MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir. 2. Hayvan bulunduranın sorumluluğu a. Giderim yükümlülüğü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 116. maddesi gereğince borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını yanında çalışanlara kanuna uygun surette devretmiş olsa dahi, yardımcılarının işi yürüttükleri sırada karşı tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, Türk Borçlar Kanununun 112. maddesi uyarınca kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı tazmin eder. Haksız fiil sorumluluğunda ise Türk Borçlar Kanununun 49. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille zarar veren ya da ahlaka aykırı fiille kasten başkasına zarar veren kişi zararı gidermekle mükelleftir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. B. Borçlunun temerrüdü I. Koşulları
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

Şirket Yöneticilerinin Görevleri ve Veri Güvenliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 369. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdür. Kanunun 553. maddesi gereğince kanun veya esas sözleşmeden doğan yükümlülükleri kusuruyla ihlal eden yöneticiler ile yönetim kurulu üyeleri; şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumlu tutulur. Ancak yetki devri halinde devralanların seçiminde makul özen gösterilmediği ispatlanmadıkça sorumluluk doğmayacağı gibi, kontrol dışında kalan aykırılıklardan dolayı da sorumluluk doğmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 369Kaynağı aç
MADDE 369- (1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. (2) 203 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. II. Temsil yetkisi 1. Genel olarak
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 553Kaynağı aç
MADDE 553- (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)[75] hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.[76] (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. VI – Denetçinin sorumluluğu[77]

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 12. maddesi uyarınca veri sorumlusu; kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesini, erişilmesini önlemek ve muhafazasını sağlamak gayesiyle uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik her türlü teknik ve idari tedbiri almak zorundadır. Veri sorumluları ile veri işleyen kişilerin öğrendikleri kişisel verileri kanuna aykırı olarak başkasına açıklamama ve işleme amacı dışında kullanmama yükümlülüğü görevden ayrılmalarından sonra da devam eder.

6698 sayılı KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. (2) Veri sorumlusu, kişisel verilerin kendi adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilen tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. (3) Veri sorumlusu, kendi kurum veya kuruluşunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak zorundadır. (4) Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. (5) İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Başvuru, Şikâyet ve Veri Sorumluları Sicili Veri sorumlusuna başvuru

Elektronik Deliller ve Ceza Muhakemesi Usulü

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 199. maddesi uyarınca vakıaları ispata elverişli veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bilgi taşıyıcıları belgedir. Ancak Kanunun 189. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen deliller mahkeme tarafından vakıanın ispatında dikkate alınamaz; sunulan delilin caiz olup olmadığı mahkemece değerlendirilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 189Kaynağı aç
MADDE 189- (1) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. (2) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. (3) Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. (4) Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 199Kaynağı aç
MADDE 199- (1) Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir. Senetle ispat zorunluluğu

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 134. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, soruşturma kapsamında somut delillere dayanan kuvvetli şüphe bulunması ve başka surette delil elde etme imkânının olmaması şartıyla hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı kararıyla şüphelinin bilgisayarında, programlarında ve kütüklerinde arama yapılmasına, kayıtların kopyalanmasına ve çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. Savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim en geç yirmi dört saat içinde kararını verir. Sürenin dolması veya aksine karar verilmesi halinde kopyalar ve metinler derhâl imha edilir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 134Kaynağı aç
Madde 134 – (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. (Ek üç cümle: 25/7/2018-7145/16 md.) Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir. (2) Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması ya da işlemin uzun sürecek olması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir. (3) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır. (4) Üçüncü fıkraya göre alınan yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır. BEŞİNCİ BÖLÜM Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması[33][34][35][36][37]

Ceza Muhakemesi Kanununun 134. maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince elkoyma işlemi sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır; bu yedekten bir kopya şüpheliye veya vekiline verilerek tutanağa bağlanır. Kanun uyarınca bilgisayar ve kütüklere elkoymaksızın da sistemdeki verilerin bir kısmının veya tamamının kopyası alınabilir.

İşveren, lisanssız yazılım kuran personele ödediği tazminatı rücu edebilir mi?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 66. maddesi uyarınca adam çalıştıran, üçüncü kişilere ödediği tazminat için zarar veren çalışana ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu etme hakkına sahiptir.

Eseri izinsiz çoğaltan veya yayanlardan ne kadar bedel talep edilebilir?

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 68. maddesi uyarınca eseri hak sahibinin yazılı izni olmaksızın işleyen, çoğaltan, nüshalarını yayan, temsil eden veya umuma iletenlerden hak sahipleri; sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını talep edebilir.

Elektronik kayıtlar hukuk mahkemelerinde delil sayılır mı?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 199. maddesine göre elektronik ortamdaki veriler belgedir; ancak 189. maddenin ikinci fıkrası uyarınca hukuka aykırı elde edilen deliller ispatta dikkate alınamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu