Sigortasız çalışırken kaza geçiren işçinin durumu, önce olayın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi kapsamında iş kazası sayılıp sayılmadığına göre şekillenir. İş kazası nitelendirilmesi yapıldıktan sonra Kurumun işverenden ödeme isteyip isteyemeyeceği, işverenin hangi koşullar altında sorumlu tutulacağı ve işçinin tazminat talebinin hangi çerçevede gündeme geleceği ayrıca değerlendirilir; salt sigortasız çalışma bu sonuçların tamamını kendiliğinden doğurmaz.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/8805, K. 2025/13169Kaynağı aç
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 13Kaynağı aç
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 21Kaynağı aç
İş kazasının hukuki çerçevesi
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi iş kazasının tanımını ve kapsamını düzenler; iş kazasının tespitine ilişkin davalarda bu madde yasal dayanak olarak uygulanır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2025/8805 esas, 2025/13169 karar sayılı kararında bordro, tanık beyanları ve tedavi evrakları bu madde kapsamında birlikte değerlendirilmiş, yerel mahkeme kararı yerinde bulunmuştur.
Bildirim yükümlülüğü ve soruşturma
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, 4/a bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran işveren, iş kazasını o yerin yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Kuruma ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kazanın işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmesi hâlinde üç iş günlük süre, kazanın öğrenildiği tarihten işlemeye başlar.
Kurum, bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağına karar vermek için gerektiğinde kendi denetim ve kontrol memurları ya da Bakanlık iş müfettişleri aracılığıyla soruşturma yapabilir. Soruşturma sonunda bildirimde belirtilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, bu olay nedeniyle yersiz yapılan ödemeler ödeme tarihinden itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan Kanunun 96. maddesi hükmüne göre tahsil edilir.
SGK'nın işverene rücu hakkı
5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre iş kazası, işverenin kastından veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketten doğmuşsa, Kurumun sigortalıya ya da hak sahiplerine yaptığı veya ileride yapacağı ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere işverene ödettirilir. Sorumluluğun belirlenmesinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
Aynı maddenin ikinci fıkrası geç bildirim için ayrı bir sonuç öngörür: iş kazasının 13. maddenin ikinci fıkrasının (a) bendindeki sürede Kuruma bildirilmemesi hâlinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir.
Kazanın üçüncü kişinin kusurundan doğması durumunda ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin dördüncü fıkrası işletilir: sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya yapılacak ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir. Ölüm hâlindeki istisna ise beşinci fıkrada düzenlenmiştir: kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine ya da iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için Kurumca rücu edilmez.
İş kazasının tespiti davası
Kurum bildirimi inceleyerek olayın iş kazası olmadığı sonucuna varırsa, işçi iş kazasının tespiti davası açabilir. Bu davada görevli mahkeme iş mahkemeleridir. Yetkili mahkeme olarak ise davalının yerleşim yeri mahkemesi veya işin yapıldığı yer mahkemesi öngörülmüş olup 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 6. maddesi iş mahkemelerindeki genel yetki kuralını davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin yapıldığı yer mahkemesi olarak belirlemiş, tazminat davaları bakımından iş kazasının veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesini de yetkili saymıştır. Bu yetki kurallarından sözleşmeyle sapılması mümkün değildir.
7036 sayılı İŞ MAHKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Hizmetin ve iş kazasının ortaya konulmasında kaza tutanağı, tanık anlatımları, hastane kayıtları, kolluk kayıtları ile işe giriş ve çıkış kayıtları önemli deliller arasında sayılır.
Zamanaşımı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenlemektedir. İş kazasından doğan alacaklar bakımından bu genel kuralın uygulandığı belirtilmekle birlikte, iş kazasına özgü özel bir zamanaşımı hükmünün bulunması hâlinde genel kural yerine o hüküm uygulanır; sürenin hangi tarihten işlemeye başlayacağı ise talebin türüne göre ayrıca belirlenir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
İşçinin ve mirasçıların talepleri
İş kazası geçiren sigortasız işçi, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir. İşveren; tedavi giderlerini, kazanç kaybını ve kalıcı sakatlık durumunda sürekli bakım giderlerini karşılamakla yükümlü olabilir. Ağır bedensel zarar, organ kaybı veya ölüm tehlikesi yaşayan işçi, çektiği acı ve ızdırap nedeniyle ayrıca manevi tazminat talebinde bulunabilir.
İşçinin iş kazası nedeniyle hayatını kaybetmesi hâlinde, işçinin haklarını kullanabilmek için mirasçıları başvuru yapabilir.
Sık sorulan sorular
Sigortasız işçinin geçirdiği kaza nasıl iş kazası sayılır?
Olay, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında değerlendirilir. Kurum bu nitelendirmeyi yaparken tanık beyanları, bordro, tedavi evrakları ve dosya kapsamını birlikte inceler; kurumun iş kazası saymadığı hâllerde tespit davası iş mahkemesinde açılabilir.
Kaza SGK'ya hangi sürede bildirilmek zorundadır?
4/a bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran işveren, kazayı yetkili kolluğa derhal, Kuruma en geç üç iş günü içinde bildirmekle yükümlüdür. Kazanın işverenin kontrolü dışındaki yerde meydana gelmesi hâlinde bu süre, kazanın öğrenildiği tarihten başlar.
SGK her durumda yaptığı ödemeleri işverenden isteyebilir mi?
5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası, rücu hakkının kullanılabilmesi için işverenin kastını veya sağlık ve iş güvenliği mevzuatına aykırı hareketini şart koşar; ayrıca rücu tutarı, sigortalı ya da hak sahiplerinin işverenden talep edebilecekleri miktarla sınırlıdır. Bu koşullar gerçekleşmeksizin rücu yoluna gidilemez. Geç bildirim söz konusuysa, bildirim tarihine kadar geçen süre için ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ayrıca işverenden tahsil edilir.
İş kazasından doğan davalar için ne kadar süre vardır?
İş kazasından doğan taleplerde on yıllık zamanaşımının uygulandığı belirtilmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağa on yıllık zamanaşımı uygulanacağını öngörür. Özel bir düzenlemenin varlığı hâlinde bu genel kural yerine özel hüküm geçerli olur.
İşçi iş kazasında hayatını kaybederse mirasçılar ne yapabilir?
İşçinin iş kazası nedeniyle ölmesi hâlinde mirasçıları, işçinin haklarını kullanmak amacıyla başvuruda bulunabilir. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin beşinci fıkrası gereğince, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine ya da iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine Kurumca rücu edilmez.
Kaza üçüncü bir kişinin kusuruyla gerçekleşmişse sorumluluk kime aittir?
5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin dördüncü fıkrasına göre kaza, üçüncü kişinin kusurundan doğmuşsa sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan ya da yapılacak ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

