Sermaye Azaltımının Vergisel Boyutu ve Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Sermaye Azaltımının Vergisel Boyutu ve Sonuçları

Anonim şirketlerde sermaye azaltımı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 473 ila 475. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Türk vergi sisteminde genel kural olarak sermaye üzerinden vergi alınmaması esastır.

Beş Yıllık Süre ve Sermaye Unsurlarının Belirlenmesi

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/B maddesi, kurumlar tarafından sermayeye eklenen öz sermaye unsurlarının azaltılmasına ilişkin yasal çerçeveyi belirlemiştir. Bu düzenlemenin birinci fıkrası uyarınca, sermayeye eklenen öz sermaye kalemlerinin ilave tarihinden itibaren beş tam yıl geçtikten sonra sermaye azaltımına konu edilmesi halinde oranlama esası uygulanır. Bu yöntemde, ortaklar tarafından konulan nakdî veya ayni sermaye ile sermayeye eklenen diğer kalemlerin toplam sermaye içerisindeki payı hesaplanarak azaltılan tutarın hangi unsurlardan meydana geldiği ayrıştırılır.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 32/BKaynağı aç
MADDE 32/B- (Ek:3/11/2022-7420/22 md.) (1) Kurumlar tarafından sermayeye eklenen öz sermaye kalemlerinin, sermayeye eklendiği tarihten itibaren beş tam yıl geçtikten sonra herhangi bir şekilde sermaye azaltımına konu edilmesi durumunda, nakdî veya ayni sermaye ile sermayeye eklenen diğer unsurların toplam sermayeye oranlanması suretiyle azaltıma konu edilen tutar içerisindeki sermaye unsurları tespit olunur. Söz konusu oranın tespitinde; a) Sermayeye ilave dışında başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi veya sermaye hesabından başka hesaplara aktarımı kurumlar vergisine ve kâr dağıtımına veya ana merkeze aktarılan tutara bağlı vergi kesintisine tabi tutulacak öz sermaye kalemlerinin, b) Sadece kâr dağıtımına veya ana merkeze aktarılan tutara bağlı vergi kesintisine tabi tutulacak öz sermaye kalemlerinin, c) Başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde vergilendirilmeyecek olan ayni ve nakdî sermayenin toplam sermaye içindeki payları dikkate alınır. (2) Kurumların öz sermaye kalemlerini sermayeye ekledikleri tarihten itibaren beş tam yıllık süre tamamlanmadan sermaye azaltımı yapmaları durumunda, azaltımın sırasıyla birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sermaye unsurlarından yapıldığı kabul edilir. (3) Sermaye azaltımında, öncelikli olarak sermayeye ilave edilen öz sermaye kalemlerinden, sermayeye eklenme tarihi beş tam yıllık süreyi geçmemiş olanların işletmeden çekildiği kabul edilir. (4) Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları kapsamında sermaye azaltımı suretiyle tespit olunan sermaye unsurlarından; birinci fıkranın (a) bendi kapsamında olanlar kurumlar vergisine ve vergi kesintisine, (b) bendi kapsamında olanlar sadece vergi kesintisine tabi tutulur. Kurumlar vergisine ve vergi kesintisine tabi sermaye unsurlarında, kesinti matrahı hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan tutar olup, bu tutar üzerinden Kanunun 15 inci ve 30 uncu maddeleri ile 193 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi hükmü kapsamında kesinti yapılır. (5) Geçmiş yıl zararlarının mahsubu suretiyle sermaye azaltılması durumunda, bu şekilde azaltıma konu edilen sermaye unsurları birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerine göre tespit edilir ancak bu tutarlar üzerinden dördüncü fıkra kapsamında vergi kesintisi yapılmaz. (6) Hazine ve Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. Yurt içi asgari kurumlar vergisi

Beş tam yıllık sürenin doldurulmasının ardından yapılan azaltımlarda oranın belirlenmesi üç temel sermaye grubuna göre yapılır. Birinci grupta sermayeye ilave haricinde başka bir hesaba aktarılması veya işletmeden çekilmesi kurumlar vergisi ile kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi olan öz sermaye kalemleri bulunur. İkinci grupta sadece kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisine tabi tutulacak öz sermaye kalemleri yer alır. Üçüncü grupta ise başka hesaba aktarımı ya da çekilişi vergilendirilmeyecek olan nakdî ve ayni sermaye yer almakta olup bu unsurların toplam sermaye içindeki oranları esas alınır.

Buna karşılık, öz sermaye unsurlarının sermayeye eklendiği tarihten itibaren beş tam yıl dolmadan sermaye azaltımı gerçekleştirilmesi halinde sıralı yöntem uygulanır. 5520 sayılı Kanun'un 32/B maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu durumda azaltımın öncelikle hem kurumlar vergisi hem kesintiye tabi unsurlardan, ardından sadece vergi kesintisine tabi unsurlardan ve en son aşamada vergiden muaf ayni ve nakdî sermayeden yapıldığı kabul edilir. Ayrıca maddenin üçüncü fıkrası gereğince, sermaye azaltımında öncelikli olarak sermayeye ilave edilme tarihi beş tam yıllık süreyi aşmamış öz sermaye kalemlerinin işletmeden çekildiği varsayılır.

Vergi Kesintisi Uygulaması ve Zarar Mahsubu

Sermaye azaltımı sonucunda tespit edilen unsurların tabi olacağı vergiler 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/B maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre hem kurumlar vergisi hem kesinti kapsamındaki unsurlar kurumlar vergisine ve vergi kesintisine tabi tutulurken, sadece vergi kesintisi kapsamındaki unsurlar üzerinden yalnızca tevkifat yapılır. Çifte vergilendirmeyi önlemek amacıyla, hem kurumlar vergisine hem kesintiye tabi unsurlarda vergi kesintisi matrahı, hesaplanan kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan tutardır. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise bu hükümlerin uygulamasına dair usul ve esasları düzenlemeye yetkilidir.

Geçmiş yıl zararlarının kapatılması amacıyla sermaye azaltımına gidilmesi hali özel bir istisna olarak düzenlenmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/B maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda, sermaye azaltımının geçmiş yıl zararlarının mahsubu amacıyla yapılması durumunda sermaye unsurları kanundaki oranlama ve öncelik kurallarına göre saptanır; ancak zarara mahsup edilen bu tutarlar üzerinden vergi kesintisi yapılmaz.

İdari Yaklaşım ve Yargı Kararlarındaki İlkeler

İdarenin yerleşik yaklaşımında, sermaye azaltımında öncelikle sermayeye ilave edilmiş olan enflasyon düzeltmesi farkları, yeniden değerleme değer artış fonu, maddi duran varlıklar yeniden değerleme artış fonu ve maliyet artış fonunun çekildiği kabul edilerek kurumlar vergisi ve kâr dağıtımı kesintisi talep edilmiştir. İkinci aşamada geçmiş yıllar kârları ve yasal yedeklerin çekildiği varsayılarak sadece kâr dağıtım stopajı aranmış; ortaklar tarafından konulan nakdî veya ayni sermayenin ise en son çekildiği kabul edilerek vergilendirilmemesi öngörülmüştür.

Yargı içtihatlarında, yasal dayanak olmaksızın idari varsayımlarla öncelik sıralaması belirlenerek yapılan cezalı tarhiyatlar Anayasa'nın 73. maddesinde düzenlenen verginin kanuniliği ilkesine aykırı bulunmuştur. Danıştay 4. Dairesinin 2019/3937 Esas ve 2022/5375 Karar sayılı kararında, şirket genel kurulunun azaltımın ortaklarca ödenen sermayeden yapılmasına dair kararı bulunmasına rağmen mevzuatta yer almayan bir sıralamayla öncelikle vergiye tabi kaynakların çekildiğinden bahisle yapılan tahakkuk işlemi hukuka aykırı görülerek iptal edilmiştir.

Danıştay 4. Daire, E. 2019/3937, K. 2022/5375Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3937 E.  ,  2022/5375 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/3937 Karar No : 2022/5375 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av…. KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tekstil Sanayi ve İhracatı Anonim Şirketi VEKİLİ : Av…. İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, azaltılan sermayenin daha önce ortaklarca nakden ödenen tutarlardan karşılanması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen …/… dönemine ilişkin beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen geçici verginin 992.428,38 TL'lik kısmının iptali ve söz konusu tutarın faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E…, K:… sayılı kararda; sermayeye ilave edilmiş yeniden değerleme fonlarının sermaye azaltımı sırasında öncelikli olduğu ve kurumlar vergisinin konusuna girdiğine ilişkin vergi kanunlarında bir hüküm bulunmamakla birlikte, davalı idare tarafından verilen özelgelerde de şirket ortakları tarafından şirkete nakden veya aynen konulan sermaye, ticari kazancın bir unsuru olmadığından, sermaye azaltımına konu edilen tutar üzerinden vergi hesaplanmaması ve kesinti yapılmaması gerektiğinin belirtilmesi karşısında, uyuşmazlıkta, davalı idarece bu kanun boşluğu yorum yoluyla genişletilerek ve vergiden istisna edilerek sermayeye ilave edilen yeniden değerleme fonunun sermaye azaltımı suretiyle işletmeden çekilmesi durumunda vergilendirme yapılabileceği kabul edilerek yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu tutarın ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'da öngörülen oranda hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; sermaye azaltımının ortaklarca ödenen sermayenin çekilmesi suretiyle yapılması yönündeki davacı şirket genel kurul kararına rağmen, azaltımın, verginin kanuniliği ilkesine aykırı şekilde, mevzuatta yer bulmayan bir sıralamayla ve öncelikle vergiye tabi kaynaklardan yapılması gerektiğinden bahisle tesis edilen tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Sermaye azaltımı sırasında öncelikle değer artış fonu, gayrimenkul satış kazancı ve geçmiş yıl karlarının işletmeden çekildiğinin kabulü gerektiği, azaltılan sermaye tutarı, değer artış fonu, gayrimenkul satış kazancı, geçmiş yıl karları ve yedek akçe tutarından fazla ise, fazlalığın şirket ortakları tarafından nakit olarak konulan sermayeden kaynaklandığının kabul edileceği, bu doğrultuda yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Davacı tarafından, azaltılan sermayenin daha önce ortaklarca nakden ödenen tutarlardan karşılanması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen …/… dönemine ilişkin beyannameye istinaden tahakkuk ettirilen geçici verginin ihtilaflı kısmının iptali ve ödenen tutarın faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararı temyiz edilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, şu kadar ki, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükme bağlanmıştır. Ekonomik ve ticari hayatın tabi şartları göz önüne alındığında gerçek ve/veya tüzel kişiler doğal olarak kar elde etmek amacıyla bir işletmeye sermaye koyarak ortak olmaktadır. Burada gaye işletmeye konulan sermaye marifetiyle oluşan katma değerden pay almak yani kar elde etmektir. Böyle bir denklemde doğal olarak sergilenmesi gereken davranış işlem bünyesinde gerçekleşen bir kar mevcut ise ortakların işletmeye ortak olurken güdülen amaç doğrultusunda sermayeleri oranında kardan pay almalarıdır. Kar dururken sermayeyi geri almak, ilk gayenin sona ermesi yani işletmenin feshi dışında hayatın olağan akışı içinde açıklanabilir bir davranış olmayacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükmü dikkate alındığında işletmenin faaliyeti ve gayesi devam ederken, işletme amacını nihayete erdirmemişken gerçekleşen ticari faaliyet sonucunda ortaya çıkan düzeltme olumlu farkları ve karları dağıtmayıp sermayenin ortaklarca konulan nakdi ve/veya ayni unsurlarının geri dağıtıldığını söylemek olayın gerçek mahiyetine uygun olmayacaktır. Olayın gerçek mahiyeti, işletmenin sermayesinin faaliyet için gerekli olan düzeyi aşması sonucu atıl kalan kısmının ortaklara dağıtılmasıdır ki esasında sermayenin bu düzeye gelmesini sağlayan da faaliyet sırasında ortaya çıkan karlardır. Şu halde, uyuşmazlığın çözümü, şirket sermayesinden azaltılarak ortaklara dağıtılan tutarın gerçekte hangi kalemlerden oluştuğunun belirlenmesine bağlı olup, sermaye azaltımının muvazaalı şekilde vergiden kaçınmak amacıyla yapılıp yapılmadığının ortaya konulması bakımından, sermaye azaltımında kullanılan ve ortaklarca nakden ödendiği belirtilen tutarın hangi gelir kaynaklarından elde edildiği hususu araştırılarak sonucuna göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, Daire kararına katılmıyorum.

Danıştay 9. Dairesinin 2021/3367 Esas ve 2023/4217 Karar sayılı kararında, sermaye azaltımının ne şekilde yapılacağına ilişkin kanuni bir düzenleme bulunmaksızın idari görüşlere dayanılarak öncelikle vergiye tabi kaynakların çekildiği kabulüyle cezalı tarhiyat tesis edilmesinin yasal dayanağının ve re'sen takdir nedeninin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Danıştay 3. Dairesinin 2019/318 Esas ve 2022/3555 Karar sayılı ilamında da sermayeye eklenmiş düzeltme farkları ve iç kaynakların azaltım yoluyla çekilmesi durumunda kanun boşluğunun yorum yoluyla genişletilerek mükellef aleyhine tarhiyat yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.

Danıştay 9. Daire, E. 2021/3367, K. 2023/4217Kaynağı aç
Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/3367 E.  ,  2023/4217 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2021/3367 Karar No : 2023/4217 TEMYİZ EDENLER :1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … 2-(DAVACI) … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının ortağı olduğu Tasfiyesi Tamamlanmış … Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin 26/11/2014 tarihinde azaltılan sermayesinin ortaklara dağıtılması sonucu elde ettiği menkul sermaye iradının kayıt ve beyan dışı bırakıldığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2014 yılı için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında düzenlenen, … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporu uyarınca, davacının ortağı olduğu Tas. Tam. … Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin 26/11/2014 tarihinde sermayesinin azaltılması neticesinde azaltılan tutarın ortaklara dağıtıldığı ve davacının menkul sermaye iradı elde ettiğinden bahisle vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının terkini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı olayda, davacının ortağı olduğu şirket hakkında tanzim edilen vergi tekniği raporunda, şirketin sermaye azaltılmasından önce mevcut 23.000.000,00-TL sermayesinin 5.352.861,72-TL'sinin ortakların koyduğu sermayeden, 7.100.711,77-TL'sinin sermaye düzeltilmesi olumlu farklarından, 5.103.898,63-TL'sinin gayrimenkul satış kazancından, 2.384.532,47-TL'sinin olağanüstü yedeklerden, 3.057.995,41-TL'sinin de yeniden değerleme artış fonundan oluştuğunun görüldüğü, şirket sermayesinin 14.000.000.,00-TL azaltılması sonucu davacıya ödenen 4.666.700,00-TL'nin, ortaklar tarafından konulan nakit sermayenin azaltılmasından kaynaklanan kısmına ilişkin olarak; işletmeden çekilen davacıya ait nakit sermaye tutarının ticari kazancın bir unsuru olmaması nedeniyle bu tutar için davacı tarafından beyanname verilmesi ve vergilendirme yapılmasına gerek bulunmadığından, dava konusu cezalı tarhiyatın davacıya ait nakit sermaye tutarına ilişkin olarak hesaplanan matraha isabet eden kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, sermaye düzeltmesi olumlu farkından ve yeniden değerleme artış fonlarından kaynaklanan kısmına ilişin olarak; şirket bilançolarının pasif (sermaye) kalemlerinde yer alan ve enflasyon düzeltmesi/değerleme sonucu meydana gelmiş farkların işletmeden çekilmesi veya başka bir hesaba nakledilmesi halinde vergiye tabi tutulacağı, bu sebeple, işletmelerin ticari faaliyeti neticesinde meydana gelerek ticari kazancın unsurunu oluşturan enflasyon düzeltme farkları, maliyet artış fonu, yeniden değerleme fonu, taşınmaz satış kazancı istisnası fonu ve olağanüstü yedeklerin sermayeye ilave edilmesi vergiden istisna tutulmuş olsa da, sermayeden çekilmesi halinde vergiye tabi tutulması gerektiği açık olduğundan, davacının ortağı olduğu şirketin sermaye azaltımının sermaye düzeltilmesi olumlu farkından ve yeniden değerleme artış fonlarından kaynaklanan kısmının vergiye tabi olması gerekeceği, dava konusu cezalı tarhiyatın, sermaye azaltımının sermaye düzeltilmesi olumlu farkı ile yeniden değerleme artış fonlarından oluşan matraha isabet eden kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatının ortaklar tarafından konulan nakit sermayenin azaltılmasından kaynaklanan kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: DAVACININ İDDİALARI: Sermayeye ilave edilen değer artışlarının ortaklar tarafından işletmeye ilave edilmiş kıymetler olarak kabul edilmesi gerektiği, enflasyon düzeltmesi farklarının usulüne uygun olarak sermayeye ilave edilmiş olduğu, sermaye azaltımı konusunda kanuni sınırlamaların bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. DAVALININ İDDİALARI: Davacının ortağı olduğu şirketin sermayesinin azaltılması sonucu elde ettiği menkul sermaye iradının kayıt ve beyan dışı bırakıldığının vergi inceleme raporu ile tespit edilmiş olduğu, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Davacının ortağı olduğu Tasfiyesi Tamamlanmış … Ambalaj San. Tic. A.Ş'nin 26/11/2014 tarihinde sermayesinin azaltılması nedeniyle 2014 yılı için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve gelir(stopaj) vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davada Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2021/15, K:2023/1441 sayılı kararıyla, "Olayda ''re'sen takdir nedeni''nin bulunmadığı" gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiğinden ve bozma kararı uyarınca verilecek kararın sonucu, dava konusu gelir vergisini de etkileyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesince, bu husus dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere davacı temyiz isteminin kabulü, davalı temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacının ortağı olduğu Tasfiyesi Tamamlanmış … Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin 26/11/2014 tarihinde azaltılan sermayesinin ortaklara dağıtılması sonucu elde ettiği menkul sermaye iradının kayıt ve beyan dışı bırakıldığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2014 yılı için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istenilmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, davacı adına, ortağı olduğu Tasfiyesi Tamamlanmış … Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin 26/11/2014 tarihinde azaltılan sermayesinin ortaklara dağıtılması sonucu elde ettiği menkul sermaye iradının kayıt ve beyan dışı bırakıldığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin kaldırılması istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, Tasfiyesi Tamamlanmış … Ambalaj San. Tic. A.Ş.'nin 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde sermaye azaltımına ilişkin kazançlara yer verilmediği ve davacının da aralarında bulunduğu ortaklara dağıtılan menkul sermaye iradı üzerinden gelir vergisi kesintisi (stopaj) yapılmadığı yolunda düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle vergi inceleme raporlarına dayanılarak 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilci … adına 2014 yılı için re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile gelir (stopaj) vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davayı kabul eden … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, … sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı taraflarca yapılan temyiz başvurusu sonucu Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/03/2023 tarih ve E:2021/15, K:2023/1441 sayılı kararıyla; "Dava konusu cezalı tarhiyatın dayanağı raporun 'Yasal Mevzuat' başlıklı bölümünde sermaye azaltımının ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, sadece konu ile ilgili özelgelere yer verilerek sıralamanın nasıl yapılması gerektiğine ilişkin; sermaye azaltımının öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulacak ve kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılacak sermaye kalemleri ile yalnızca kâr dağıtımına bağlı sermaye kalemlerinden yapılmış sayılacağı yönünde değerlendirme yapıldığının görüldüğü, buna göre, cezalı tarhiyatların dayanağı raporda yer alan davacının temsilcisi olduğu şirketin kurumlar vergisi beyannamesinin gerçeği yansıtmadığına ilişkin tespitin yasal bir dayanağının olmadığı, diğer bir ifadeyle olayda 're'sen takdir nedeni'nin bulunmadığı anlaşılmakla, dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne ve Vergi Dava Dairesi kararının redde ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, sermaye azaltımı sırasında davacının aralarında bulunduğu ortaklara dağılan ve davacı adına re'sen tarh edilen dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin dayanağını oluşturan menkul sermaye iradını da içeren tutardan gelir vergisi kesintisi yapılmaması ayrıca sermaye azaltımından elde edilen kurum kazancının beyan edilmemesi nedeniyle re'sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisi ile kurumlar vergisinde, re'sen tarhiyat sebebinin ve yasal dayanağın bulunmadığından bahisle hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davalının temyiz isteminin reddi, davacının temyiz isteminin kabulü yolunda verilen bozma kararı uyarınca Bölge İdare Mahkemesince verilecek kararın sonucu, dava konusu bir kat vergi ziyaı gelir vergisini de etkileyeceğinden, Bölge İdare Mahkemesince, davanın reddine ilişkin kısım yönünden bu husus dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle davalı idarece, Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın kabulüne ilişkin kısmına yönelik olarak yapılan temyiz isteminin de reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalının temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin, sermaye düzeltilmesi olumlu farkı ile yeniden değerleme artış fonlarından oluşan matraha isabet eden kısmı yönünden BOZULMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA, 3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY: Tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.
Danıştay 3. Daire, E. 2019/318, K. 2022/3555Kaynağı aç
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         2019/318 E.  ,  2022/3555 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/318 Karar No : 2022/3555 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Metal Sanayi İnşaat Mühendislik ve Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, daha önce sermayeye ilave edilen sermaye düzeltme olumlu farkları hesabında yer alan tutarın sermaye azaltılması sonucu işletmeden çekildiği ve bu hesapta yer alan tutarın ortaklara dağıltığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca 2011 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile aynı yılın Ekim dönemi için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir (stopaj) vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesinin (A) alt başlığının 5.fıkrasının 4.bendinde pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir surette başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulacağının hükme bağlandığı, davacı şirketin 26/11/2011 tarihinde sermayesini azalttığı ve bu hususun tescil ve ilan edildiği, Gelir İdaresi Başkanlığının konuya ilişkin verdiği özelgelerde azaltılan sermayenin içerisinde daha önce sermayeye ilave edilmiş olsa dahi yeniden değerleme fonu, geçmiş yıl karları, sermaye düzeltme olumlu farkları, olağanüstü yedeklerin bulunması halinde bunların azaltımının kurumlar vergisine ve kar dağıtımıyla gelir vergisi stopajına tabi olacağı ve sermaye azaltımında öncelikle bu kalemlerin azaltıldığının varsayılması görüşünden hareketle düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca dava konusu tarhiyatın yapıldığının anlaşıldığı olayda, vergiden istisna edilerek sermayeye ilave edilen sermaye düzeltme olumlu farkları, geçmiş yıl karları, olağanüstü yedekler, yeniden değerleme fonu, özel fonlar, maliyet artış fonu, enflasyon düzeltmesi olumlu farkları gibi zamanla iç kaynaklara dönüşmüş fonların daha sonra sermaye azaltımı suretiyle işletmeden çekilmesi durumunda vergilendirileceğine dair yasal bir düzenleme bulunmadığı, vergi kanunlarının belli hallerde işletmenin olumlu artışlarının sermayeye ilave edilmesi kaydıyla bu işlemler sonucu işletme kaynaklarında oluşan artışı vergiden istisna tuttuğu, bu artışların sermayeye ilave edilmesiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlendirilmesinin amaçlandığı ve bu hesaplarda yer alan tutarların işletme içinde kalarak sermayeye eklendiği ve sermayenin bir unsuru haline geldiği de dikkate alındığında, davalı idarece bu kanun boşluğunun yorum yoluyla genişletildiği anlaşıldığından yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu cezalı vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı şirketin daha önce sermayeye ilave ettiği sermaye düzeltme olumlu farklarının sermaye azaltımı sonucu işletmeden çekildiği ve ortaklara dağıtıldığı saptandığından dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de iligili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Sermaye azaltımında nakit sermaye payı vergilendirilir mi?

Şirket ortakları tarafından nakden veya aynen konulan sermaye payı vergilendirmeye tabi değildir ve yasal düzenlemede de vergilendirilmeyecek ayni ve nakdî unsur olarak kabul edilir.

Beş yıllık bekleme süresi sermaye azaltımını nasıl etkiler?

Sermayeye eklenen öz sermaye unsurlarının eklenme tarihinden itibaren beş tam yıl geçtikten sonra azaltılması durumunda oranlama yöntemi uygulanır; beş yıl dolmadan yapılan azaltımlarda ise vergiye tabi unsurların öncelikle çekildiği kabul edilir.

Zarar mahsubu amacıyla yapılan sermaye azaltımında stopaj ödenir mi?

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 32/B maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geçmiş yıl zararlarının mahsubu suretiyle yapılan sermaye azaltımlarında vergi kesintisi yapılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu